Karabük Postası tarafından
18 Aralık, 2018 14:05 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dünya Miras Kenti Safranbolu’nun UNESCO’daki 24. yılı etkinliği 

Dünya Miras Kenti Safranbolu’nun UNESCO’ya dahil oluşunun 24. yıl dönümü etkinliği KBÜ Fethi Toker Güzel Sanatlar Fakültesi’nde gerçekleştirildi. KBÜ Fethi Toker Güzel Sanatlar Fakültesi’nde gerçekleştirilen programa Karabük Valisi Fuat Gürel, İl Emniyet Müdür Vekili Osman Gül, Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Galip Sökmen, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Uzun, İl Kültür Ve Turizm Müdürü İbrahim Şahin, iş adamları, kurum ve daire müdürleri ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda Dünya Miras Kenti Safranbolu’nun geçmişten günümüze koruma süreciyle ilgili sunum yapıldı. Safranbolu’yu korumak ve geleceğe taşımak için yapılan çalışmaların tek başına yapılacak işler olmadığını vurgulayan Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer, “Safranbolu’yu korumak ve geleceğe taşımak için yapılan çalışmaları izledik. Bizler ister yerel yönetici ister genel idareci olalım, bu değerlerin şerefini, onurunu ve bilincini taşımamız gerekiyor. Vatandaşlarımız her yaşında bilinçli bir şekilde bu kültürel mirası, doğal mirası, sokaklarıyla, çeşmeleriyle her zaman korumuş ve bizlere aktarmıştır. Bize düşen görevde bunları daha da iyi hale getirerek gelecek kuşaklara aktarmaktır. Bizler bütün paydaşlarımızla her kurumun her sivil toplum kuruluşunun desteğini alıyoruz. Bize destek veren bütün paydaşlarımıza, Safranbolu halkına teşekkür ediyorum. Çalışmalar artarak devam edecek. Devletimiz Safranbolu’ya büyük destek veriyor. Devlet büyüklerimizin hepsine de verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyorum. Ayrıca milyonları ağırlayan, büyük misafirperverlik gösteren Safranbolu’ya da teşekkür ediyorum. Safranbolu Dünyada örnek olmaya devam edecektir. İnşallah gelecek nesiller sadece bugünkü haliyle değil daha korunmuş halini görecektir. Dünya Miras Kenti Safranbolu’muzun UNESCO’ya dahil oluşunun 24 yılını kutluyorum.” dedi. Safranbolu’nun sokaklarıyla vatandaşları içine aldığını ve dokusunu hissettirdiğini ifade eden Karabük Valisi Fuat Gürel, “24 sene önce Safranbolu hak ettiği unvana sahip oldu. Koruma aşamalarını tescil etmek adına güzel bir aşama kaydetmiştir. 3 bin yıllık tarihi barındıran bir kent, özellikle 600 yıllık Osmanlı tarihine sahiptir. Sokaklarında yaşayarak sizi içine alan, dokusunu hissettiğiniz bir şehirdir. Bu tür şehirlere denk geldik ama onların böyle korunmadığını görürsünüz. Safranbolu’nun belki avantajı Safranbolu’da yaşayan insanların şehrine önem vererek koruma düşüncesiyle planlar yapıp peyderpey bu aşamaları yerine getirmesidir. Yaşanabilir durumda bırakmak adına önemli çalışmalar görüyoruz. Dünyada 20 şehirde görüyoruz. Namı ülke dışına taşınan bir şehirden bahsediyoruz. Yöneticilerimizin yönlendirilmesi çok önemli. Asıl başarı burada yaşayan insanlarda var. Başka şehirlerde binalar yetersiz kalıyorsa hemen yanına yeni bir bina inşa edip şehrin bozulmasına neden olmuşlardır. Safranbolu bu manada bütünüyle korunan bir şehirdir. Bundan sonraki süreçte de bütüncül korunma planlarıyla geleceğe taşınacaktır. Safranbolu, saray kültürünün yaşandığı aynı zamanda bir sanayi, bir kültür şehri. Bu sanayinin, o ticari hayatın yansıması olarak derin kültüre sahip Safranbolu’dan da bu beklenirdi. Bu emaneti gelecek nesillere daha iyi korunmuş şekliyle teslim etmek gerekmektedir. Bizlerde elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Dünya Miras Kenti Safranbolu’muzun UNESCO’ya dahil oluşunun 24. yıldönümü tebrik ediyorum. İnşallah bu koruma mekanizmasının üzerine bizlerde bir şeyler koymaya devam edeceğiz.” dedi. Program Safranbolu Belediyesi Müzik Okulu öğrencileri solo performansları, Türkiye birincisi İMKB Güzel Sanatlar Lisesi Orkestrasının verdiği eşsiz konser ve Karabük Valisi Fuat Gürel'in orkestraya hediyesini takdim etmesiyle sonlandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.