Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Ocak, 2024 16:24 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 5dk
Yorum Sayısı: 0

Doğu Karadeniz’in yüksek tepeleri güneş enerji santralleri ile kaplanıyor

Türkiye’nin en yağışlı illerini içerisinde barındıran Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yüksek rakımlı tepeleri artık Güneş Enerji Santralleri (GES) ile kaplanmaya başladı. GES’ler yörede dereleri kuruttuğu ve ekolojik dengeyi bozduğu iddiasıyla yıllardır tepkilere neden olan HES’lerin yavaş yavaş yerini alırken, son 9 yılda bölgede yaklaşık 200 güneş enerji santralinin projelendirildiği kaydedildi.
Karadeniz Bölgesi’nin dik ve engebeli arazileri fırsata çevriliyor. Dünyada son yıllarda kurulum ve kullanım kolaylığı olmasının yanı sıra çevreyi kirletmemesi ve zararlı atık oluşturmaması gibi özellikleri ile ön plana çıkan güneş enerjisi santral talebi Türkiye’de de ilgi çekiyor. Son 10 yılda sayıları giderek artan GES sisteminin yenilebilir enerji kaynağı olan güneş ile karbondioksit salınımının da önüne geçiliyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ilk olarak 2015 yılında Trabzon’un Tonya ilçesindeki Ruj Tepesindeki 16 dönümlük alanda kurulan 2 bin 500 panel ile ilçede enerji maliyetlerinde tasarruf sağlanırken, bölgede ilk kez yapılan enerji santrali diğer illere de örnek oldu.
2015 yılından itibaren Karadeniz Bölgesi’nde 200’e yakın GES sistemi projelendirilirken, Giresun, Gümüşhane, Ordu ve Trabzon illerinde yapılan çalışmanın ardından hazırlanan raporda 2000 MW’ın üzerinde güneş santralinin kurulabilme imkanı bulunduğu belirlendi. Bu durum bölgede son 15 yıldır dereleri kuruttuğu ve ekolojik dengeyi bozduğu gerekçesiyle tartışmalara neden olan sayıları 250’nin üzerindeki Hidroelektrik Santralleri (HES) kurulumunun da artık 2. planda kalacağını gösteriyor.

Belediyelerin enerjisi güneşten alınıyor
Karadeniz Bölgesi’ndeki illerde kurulan güneş enerji santrallerinin (GES) devreye girmesiyle milyarlarca lira kasada kalırken, özellikle belediyeler GES yatırımlarına ağırlık veriyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulum çalışmaları süren toplam 67.7 MW’lık 3 güneş enerji santralinin (GES) devreye alınmasıyla belediyenin tüm enerji giderlerinin buralardan karşılanacak. Şehirde yılda enerjiye harcanan 420 milyon TL’nin de belediyenin kasasında kalacak. Ordu’da ise Akkuş Belediyesi tarafından kendi enerjisini üretmek ve belediye ekonomisine katkı sağlamak amacıyla Gökçebayır Mahallesi’nde 13 bin 500 metrekarelik alana 2 bin 376 panel kullanarak kurulan güneş enerji santrali üretime devam ediyor. Akkuş Belediyesi’nin kendi enerjisini üretmek ve belediye bütçesine katkı sağlamak amacıyla kurduğu güneş enerji santrali bir yılda 860 megavat enerji üretirken belediye bütçesine de 1.8 milyon TL katkı sağladı. Bölgede son olarak Trabzon’un Ortahisar ilçesindeki Geçit mahallesinde hayata geçirilen Güneş Enerjisi Santralinin (GES) panel montajı tamamlandı. 5 bin 688 panelin bulunduğu GES sistemi ile yılda 3 milyon kilo watt saat enerji üretilecek. “Tükettiğimizin üç katı kadar elektrik üreteceğiz” diyen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Her yıl parklarımız, projelerimiz artıyor. Dolayısıyla aydınlatma ve enerji giderlerimiz de artıyor. Tüketimimiz her geçen gün arttığı için GES projesi çok rantabl bir proje ve 4 yıl gibi bir sürede kendini amorti edecek” ifadelerini kullandı.

OSB’de “Yeşil Dönüşüm” projesi
Avrupa Birliği’nin (AB) sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasının 1 Ekim 2023’ten itibaren işleyeceğini duyurmasının ardından Trabzon Organize Sanayi Bölgesi (TOSB) geçtiğimiz aylarda harekete geçti. TOSB ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) tarafından başlatılan ’Yeşil Dönüşüm’ projesi ile firmalarda güneş enerji üretimine başlandı. Firmaların çatılarına kurulan GES sistemleri ile enerjinin yüzde 19-20 üretiliyor. Arsin Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Ali Sakarya, yenilenebilir enerjinin başlı başına ciddi bir konu olduğunu belirterek, “Burada var olan bütün çatılarımız kurulsa dahi toplam enerjimizin en fazla yüzde 40-50’sini karşılayabiliyoruz. Zaten sistem içerisinde yüzde 100’lük gibi bir dönüşüm beklentimiz de yok. Tabii ne kadar enerjide dışa bağımlılığımızı azaltırsak ve enerji maliyetleri arttığında var olan üreticiler ve fabrikalar bundan ne kadar çok katma değer elde ederse ülkemize o kadar faydalı olacak” diye konuştu.

"Doğu Karadeniz Bölgesi’nin güneşten elektrik üretme kabiliyeti Almanya’nın en iyi yerlerinden daha iyi konumda"
Elektrik Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve KTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Mehmet Nuroğlu ise Doğu Karadeniz Bölgesi’nin güneşten elektrik üretme kabiliyetinin güneşten yoğun olarak elektrik üreten Almanya’dan daha iyi durumda olduğunu söyledi. Nuroğlu "Trabzon’un ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin elektrik üretme kabiliyeti Almanya’nın en iyi yerlerinden daha iyi konumda veya eşdeğer diyebiliriz ki Almanya’nın güneyi daha iyi ancak kuzey tarafı Trabzon’dan daha kötü. Almanya’da güneşte 80 bin megavatlık kurulu güç var. Bölgemizde Arsin Organize Sanayii Bölgesi buna en güzel örnek. Bir çok firmanın ve evlerin çatısı güneş paneliyle kaplı” dedi.

“Karadeniz’de 4 ilden üretilebilecek yıllık elektrik miktarı Keban Barajı üretiminin yaklaşık yüzde 55’ine denk geliyor”
Bölgede GES kurulumu yapan North Enerji şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Gül ise Giresun, Gümüşhane, Ordu ve Trabzon illerinde güneşten üretilebilecek yıllık elektrik miktarının 3.5 Milyar KW/h’ten fazla olduğunu ve bu değerin Keban Barajı’nın yıllık elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 55’ine tekabül ettiğine dikkat çekti. Oktay Gül, “2015 yıllarında Karadeniz’de güneş ve güneşten elektrik üretme fikri pek yan yana gelmiyordu özellikle Organize Sanayi Bölgeleri ve buralardaki elektrik tüketimi yüksek işletmelerle yaptığımız toplantılarda kısmen güneşten elektrik üretilip bunu da işletmelerinde verimli şekilde kullanabileceklerini anlatmayı başardık. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ile yaptığımız bir çalışmada özelde Giresun güney bölgesi potansiyeli ve genelde de Karadeniz Bölgesi’nin güneş santralinden elektrik üretim kapasitesini değerlendirme fırsatı bulduk. Bölge için hazırlanan raporlardan yola çıkarak diyebiliriz ki Giresun, Gümüşhane, Ordu ve Trabzon kırsalında arazi GES olarak 2000 MW’ın üzerinde güneş santralinin kurulabilme imkanı bulunmaktadır. Bu illerin kırsalında sürekli çalışan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki sadece bu illerde güneşten üretilebilecek yıllık elektrik miktarı 3.5 Milyar KW/h ten fazladır. Bu değer ise Keban Barajı’nın yıllık elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 55’ine tekabül etmektedir. Üstelik bu üretimin içinde sanayi tesislerinin çatı GES’leri ve konutlarda kurulacak küçük çatı GES’lerin üretimi hariç tutulmuştur” açıklamasında bulundu.

“Kurulumunu tamamladığımız tesislerden yıllık yaklaşık 70 milyon kWh elektrik üretimi sağlanmaktadır”
Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2015 yılından bu yana irili ufaklı 200’e yakın güneş santrali projelendirildiğini ve bir çoğunun kurulumunun tamamlandığını dile getiren Gül, “Çoğunluğu çatı GES olan bu projelerin toplam kurulu güçleri de 150Mwı geçmiş durumdadır. Bu GES projelerinin 49 tanesi şirketimiz tarafından projelendirmiş ve yine 34 tanesinin kurulumunu tamamlamıştır. Tamamlanan projelerin kurulu gücü 35mw büyüklüğündedir. Halen de yaklaşık 20 MW’lık projede kurulum ve projelendirme çalışmalarımız devam etmektedir. Kurulumunu tamamladığımız tesislerden yıllık yaklaşık 70 milyon kWh elektrik üretimi sağlanmaktadır. Bu günkü ortalama perakende elektrik fiyatıyla da yıllık 200 milyon liralık elektrik güneşten elde edilmektedir” şeklinde konuştu.

“Yıllık 1 milyon 800 bin kW/h yaklaşan üretimler elde edilmektedir”
GES üretim maliyetleri ile ilgili bilgiler veren Gül “MW başına arazilerde 680-800 bin USD aralığında iken çatı GES’lerde bu rakam 400-550 bin USD aralığında değişmektedir” dedi. Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimleri hariç özellikle Doğu Karadeniz Dağlarının güney bölgesinde çok yüksek verim değerlerine ulaşıldığını belirten Gül, “Özellikle işletmesini yaptığımız santrallerden edindiğimiz verileri iletmek gerekirse yıllık 1.800.000 kW/h’ye yaklaşan üretimler elde edilmektedir. Sahil kesimlerde ise bu değer yüzde 35 oranında düşmektedir. Çatı GES’lerde ise bulunduğu bölgeye göre yüzde 25-28 oranında eksi değerler alınmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Birçok yatırımcı uygun araziyi bulamamakta karaborsadan ya da başka yollarla tarım arazilerini GES için kullanmaktadır”
Sektörün önündeki en büyük sorunun kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluk olduğunu kaydeden Gül, “Dövize endeksli bir yatırım olan güneş santralinde, karar verdiğiniz andan kuruluma başlayana kadar geçen 5-6 aylık süre ve kurulum süresi sizi daha başlamadan ciddi zarara uğratabilmekte. Yatırımcıların büyük çoğunluğu bu uzun süreci göze alamadığı için yatırım fikrinden vazgeçmektedir. Ayrıca yüksek faizler finansman ulaşımı engellemekte dolayısıyla güneşe olan ilgi artsa da erişim zorlaşmaktadırÖte yandan güneş santrali kurmak isteyen birçok yatırımcı uygun araziyi bulamamakta karaborsadan ya da başka yollarla tarım arazilerini GES için kullanmaktadır. Bunun yanında ülkemizin bir çok yerinde gerekli teknik inceleme ve değerlendirme yapılmadan hazine arazileri mera yada orman olarak ayrılmış durumdadır. Yerinde müşahede ettiğimiz birçok arazi kayalık ve kıraç olmasına rağmen orman veya mera olarak tescil edilmiştir. Bu arazilerin komple elden geçirilerek güneş santrali kurulabilecek düzeyde verimsiz kıraç orman mera alanların yetkili teknik bir komisyonca elden geçirilip GES kriterine uygun alanların tespit edilmesi ve bu alanlara gerekli enerji nakil hattı altyapısının kamu marifetiyle yerine getirilmesi gerekmektedir” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
20 Mayıs, 2025 15:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum Sayısı: 0

İHMAL EDEREK SONUNDA BÜYÜK BEKA SORUNU HALİNE GETİRDİK !

Tarımı ihmal ülkeye ihanettir. Anadolu toprakları 300 milyon nüfusa yetebilecek bir potansiyele sahipken, bugün maalesef kendi kendine yetemiyor. Tarıma dair ne varsa gübresinden tohumuna kadar ithal ediyoruz. Bunun için milyarlarca dolar ödüyoruz. Bizim kadar tarım ithalatı yapan kaç ülke var?

Demoğrafik yapımızın bozulmasından tutun sınırlarımızın dibindeki yeni oluşumlara kadar o kadar büyük beka sorunlarımız varken, birde tarımı beka sorunu haline getirdik. Tarım milli meseledir,
siyaset üstüdür.
Şimdi bu yazdıklarımı okuyunca, "Tarım ihmal edilmemiştir çiftçimizin yanındayız, çok büyük destekler veriyoruz" diyenler olacaktır.
O yüzden mi bir zamanlar bu ülkede yetişen yüzlerce ürünü yüzlerce milyar dolar ödeyerek, dünyanın her yerinden ithal ediyoruz ?

Ülkemizde tarım arazileri büyük bir hızla azalıyor, buna bağlı olarak kırsaldaki genç nüfusda azalıyor. Yüksek üretim maliyetleri nedeniyle çiftçi üretmekte isteksiz davranıyor. Nitekim yüzölçümü 78,35 milyon hektar olan Türkiye'nin, uzun ömürlü bitkilerle beraber toplam arazi miktarı son 20 yılda 26,6 milyon hektardan 23,9 milyon hektara geriledi.

Artan ülke nüfusuna oranla artması gereken tarım arazilerimiz; son 20 yılda yüzde 9 oranında azaldı. Bunun temel nedenlerinden biri tarım arazilerinin turizm ve madencilikte kullanılması, ikinci neden tarım arazilerinin yerleşime açılması.

2002 yılında % 35 olan tarım sektöründe çalışanların oranı 2024 yılı itibariyle 14.8 e düşmüş.
Çiftçinin borcu 20 yılda 187 kat artmış. 2005 yılında 5 milyar TL olan çiftçinin borç tutarı 2025 yılında 935 milyar TL olmuş
Bu sürede çiftçiye verilen destek ise sadece 33 kat artmış.

Aşağıda sıraladığım şu maddelere parti programında yer veren ve milletimize bunların kararlılıkla, taviz vermeden uygulanacağını garanti eden bir muhalefet partisi var mı?

1.) Geçmişte, tarımda kendi kendine yeten ülkemizi; Başlatacağımız büyük tarım seferberliği ile tekrar hem kendi kendine yeten hemde tarım ürünleri ihraç eden bir ülke haline getireceğiz.
2.) Elektriği kamulaştırarak halkımızın ucuz elektrik tüketmesini sağlayacağız.
Özelleştirilen tüm stratejik kurumlarımızı ve fabrikalarımızı tekrar devlet güvencesine alacağız. Ülkemizin en büyük sorunu olan işsizliğin önüne geçmek için süratle yeni fabrikalar ve iş yerleri açacağız.
3.) Tarımla birlikte en çok ihmal edilen eğitimde gerçek bir reform yaparak çağı yakalayan dünya ile rekabet edebilen bir eğitim sistemini hayata geçireceğiz.
4.) Bilimde; teknoloji ve arge de dünya ile rekabet edebilen bir ülke olmanın yollarını açacağız.Teknik eğitime ağırlık vereceğiz.
5.) Her türlü görevlendirmede mutlaka liyakati esas alacağız.
6.) Devlet ihalelerini adam kayırmadan açık ve şeffaf bir şekilde hak eden şirketlere vereceğiz.
Ülkenin acil ve hayatı yatırımlarına öncelik vereceğiz.
7.) İsrafa şatafata, saltanata ve gereksiz harcamalara son vereceğiz.
8.) Üniversitelerimiz kendi rektörlerini kendileri seçecek.
Bilim adamlarımız özgürce korkmadan düşüncelerini ifade edebebilecekler.

  1. ) Kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargıyı mutlaka hâkim kılacağız.
    10.) Düzensiz göç mutlaka önlenecek. Ülkenin demografik yapısının bozulmasına asla müsaade edilmeyecek. Ülkenin her yerinde diledikleri gibi ikamet eden, en büyük kentlerde kendilerine istedileri gibi “gettolar” yaratan ve doğumlar nedeniyle sayıları hızla artan Suriyeliler uygun şartlar sağlanarak en kısa sürede ülkelerine geri gönderilecek.

Bana göre, bu hükümlerin tamamını parti programına koyan ve kararlılıkla hayata geçirebileceğine halkı ikna edebilen bir muhalefet ne yazık ki yok! Çeşitli muhalefet partilerinin programlarında yazdıklarımın bir kısmı farklı cümlelerle mutlaka vardır. Ancak, açık, net ve gerçekçi çözüm yollarıyla yer almadığı kanaatindeyim.

İşte bu nedenle ülkede iktidar kadar muhalefet sorunu da vardır.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.