Ramazan Öztürk tarafından
26 Eylül, 2023 16:12 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 28.12.2023 11:57
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dinçel’den “Pavyon” Tepkisi

Belediye Başkanı Rafet Vergili'nin Kanyon Park Düğün salonunun açılışında pavyonlarla ilgili yaptığı konuşmaya CHP eski İl Başkanı Erdoğan Dinçel,  "Yaşam alanı dendiğinde pavyon ve meyhane anlıyorsun galiba. Vatandaşın ne istediğini bilmiyorsan o koltukta oturma" diyerek tepki gösterdi Belediye Başkanı Rafet Vergili'nin Belediye tarafından yapılan hizmetlerin açılışlarında yaptığı konuşma Karabük'te gündem olmaya devam ediyor. Vergili'nin son olarak Kanyon Park Düğün Salonunun açılışında yaptığı  "Karabük'te yaşam alem yok. Sen ne yaşam alemi istiyorsun. Benim çocukluğunda, yaşam alemi istiyorsan Karabük'te 4 tane pavyon vardı. Bunlara mı özeniyorsunuz" şeklindeki konuşmasına Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski İl Başkanı Av. Erdoğan Dinçel, sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Dinçel, "Yaşam alanı dendiğinde pavyon ve meyhane anlıyorsun galiba. Vatandaşın ne istediğini bilmiyorsan o koltukta oturma" çağrısında bulundu. Belediye Başkanı Rafet Vergili'yi şaşkınlıkla ve hayretle izlediğini söyleyen Dinçel, sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Sayın Belediye Başkanını şaşkınlıkla hayretler içinde izledim.  Dehşete düşmedim desem yalan olur. Sayın Vergili,  sen yaşam alanı dendiğinde pavyon ve meyhane mi anlıyorsun. “Benim çocukluğumda 4 tane pavyon vardı “ diyorsun. Sen çocukluk yıllarından buyana hep para kazanmayı düşündüğün ve istasyon bölgesinde yaşadığın için yaşam alanı dendiğinde pavyon ve meyhane anlıyorsun galiba. “Daha ne istiyorsunuz sizin ne istediğinizi ben bilmiyorum “ diyorsun. Vatandaşın ne istediğini bilmiyorsanız o koltukta daha fazla oturmayın LÜTFEN. !!! Vatandaş ne istiyor biliyor musun ? İnsanca yaşamak istiyor. Trafik keşmekeşinde boğulmak istemiyor. Bir il merkezinde olması gerektiği gibi düzgün yol istiyor, 4 yıl yatıp seçime yakın yolları asfalt yaparak çalışıyor görünen Başkan istemiyor. Şehir merkezine geldiğinde 15 yıllık inşaat alanından kurtulup rahat nefes alacağı bir kent meydanı istiyor. Spor yapan gençlere sahip çıkılmasını istiyor. Kendisini temsil eden bir futbol kulübü olsun istiyor. Temiz bir hava solumak istiyor, önce bağırıp, çağırıp kükreyen sonra ne olduysa susarak halkın zehirlenmesine göz yuman bir başkan değil, halkın sağlığını önemseyen bir başkan istiyor. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün izlerini silmeye çalışan değil, Atatürk’ e saygı gösteren, Cumhuriyetçi, Çağdaş, Halkçı bir Belediye Başkanı istiyor. Bir hatırlatayım istedim. Bundan sonra diğer konularla birlikte daha sıklıkla hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum" (Ramazan Öztürk)

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye’de görülen kuzey ışıkları ilk kez kitaplaştırıldı

Gümüşhane’de Prof. Dr. Nafiz Maden, milattan sonra 333 yılından günümüze Anadolu tarihinde yazılı belgelere yansıyan kuzey ışıklarını 10 yıllık çalışmayla kayıt altına aldı.
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu’da görülen kuzey ışıklarını konu alan ‘Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı’ kitabını yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından tamamladı. 2016 yılından bu yana yürütülen araştırmalar kapsamında, milattan sonra 333 yılına kadar uzanan kuzey ışıkları gözlemlerine ilişkin tamamen Türkiye’ye özgü ilk kapsamlı veri tabanı oluşturuldu.
Prof. Dr. Maden, Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçilerin bu doğa olayını kroniklerinde kayıt altına aldığını belirterek İstanbul başta olmak üzere Urfa ve Adana gibi şehirlerde ilk ve orta çağ dönemlerinde, Gümüşhane’de ise özellikle Cumhuriyet döneminde kuzey ışıklarının gözlemlendiğine dair gazete haberleri ve resmi kayıtların bulunduğunu ifade etti.

"Kayıtlar milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor"
Kitabın tarihsel boyutuna değinen Prof. Dr. Maden, "Türkiye’de kuzey ışıklarının ilk kaydedildiği dönem milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor. Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçiler bu olayları kendi kroniklerinde kayıt altına almışlar. Biz de bu kaynaklara ulaşarak İstanbul başta olmak üzere Urfa, Adana gibi şehirlerde ilk çağ ve orta çağ dönemlerinde fecr-i şimali olaylarının gözlemlendiğini görüyoruz. Bu gözlemler çoğunlukla kıyamet, savaş ve büyük felaketlerle ilişkilendirilmiş. Demek ki o dönemlerde kuzey ışıkları, insanların kıyamet inancını tetikleyen bir unsur olarak görülmüş. Fatih Sultan Mehmet’in hayatını anlatan Bizanslı tarihçi Kritovulos’un eserinde de bu konuya dair önemli anekdotlar yer alıyor. Kritovulos, Fatih’in doğumu ve tahta çıkışı sırasında fecr-i şimali olayının görüldüğünü kaydediyor. Ayrıca 1453 yılında İstanbul’un fethinden önce de bu olayın görüldüğüne dair anlatımlar bulunuyor" dedi.

"Kuzey ışıklarını gören askerler yangından şüphelenmiş"
Cumhuriyet dönemine ait önemli verilerin Kandilli Rasathanesi arşivlerinde yer aldığını aktaran Prof. Dr. Maden, "Cumhuriyet dönemine geldiğimizde Kandilli Rasathanesi’nin önemli kayıtlarıyla karşılaşıyoruz. 26 Ocak 1938 tarihinde Avrupa’da geniş çaplı bir fecr-i şimali olayı görülüyor. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan Kandilli Rasathanesi’nin müdürü Fatin Gökmen, bunun olağanüstü bir doğa olayı olduğunu ve Türkiye’de görülmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Ancak aynı tarihte Kelkit’te bu olayın halk tarafından izlendiğine dair bir haber, 4 Şubat’ta Erzurum merkezli Doğu Gazetesi’nde yayımlanıyor.1940 yılında ise bu olay Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde görülüyor. Kandilli Rasathanesi, Milli Eğitim müdürlüklerine yazı göndererek illerinde böyle bir gözlem olup olmadığını soruyor. Elimizde Şebinkarahisar Kaymakamlığı ile Gümüşhane, Tokat ve Elazığ Milli Eğitim Müdürlüklerine ait resmi yazılar bulunuyor. Özellikle Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü’nün yazısı dikkat çekici. Yazısında, kuzey kutbunda görülen bu olayın güney kutbunda da görülüp görülmediğini sorguluyor. 1940 yılında Gümüşhane’de görülen fecr-i şimali olayı sadece il merkeziyle sınırlı kalmıyor; Hamsiköy, Torul, Kelkit, Bayburt ve Kale Bucağı gibi birçok noktada da gözlemleniyor. Maçka’da telefon santrallerinin kendiliğinden devre dışı kaldığına dair bilgiler dahi mevcut. Tüm bunlar, 1940 yılındaki olayın oldukça şiddetli bir güneş fırtınasından kaynaklandığını gösteriyor. Zigana Karakolu’nda görevli askerler, gökyüzündeki bu kızıllığı görünce ‘acaba bir yangın mı var?’ düşüncesiyle Torul ve Gümüşhane’yi arıyor. Yapılan incelemeler sonucunda bunun bir fecr-i şimali olayı olduğu anlaşılıyor ve halk bu olağanüstü doğa olayını izliyor" diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin