Daha yaşanılabilir bir çevre için ağaç dikimi devam ediyor
Safranbolu Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Park Bahçeler Amirliği tarafından ağaç dikme çalışmaları sürüyor.
Park Bahçeler Amirliği Ekipleri; yeşil ve güzel bir kent oluşturmak adına şehrin birçok yerinde başlamış olduğu ağaçlandırma çalışmalarına orta refüjlerin ağaçlandırılması ile devam ediyor.
Safranbolu Kaymakamı, Belediye Başkanı Fatih Ürkmezer, “İlçenin ihtiyaç duyduğu park ve bahçe gibi pek çok alanda ağaç dikim çalışmalarını sürdürüyoruz. İlçenin doğal elemanları olarak ön plana çıkan cadde, bulvar ve refüjlerdeki ağaçların; estetik ve işlevsel bir karaktere sahip. İlçe genelinde çalışmalarımızı hız kesmeden devam ediyoruz. Mahallelerde ağaçlandırma ve yeşil alan yapımı çalışmalarını sürdürüyoruz. Bu kapsamda Şehit Atilla Bodur Mor Caddesi Park ve orta refüj alanlarına ağaçlandırdık. Yürütülen bütün bu çalışmalar neticesinde, vatandaşların ilçede sağlık içinde yaşamalarına katkı sağlayacak, ağaçlandırma çalışmalarının park ve bahçeleriyle her anını yaşamaktan daha da keyif alacağınız bir ilçe haline dönüştürmeyi hedefliyoruz’’ dedi.
Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.
Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.
Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.
Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.
Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.
Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.
Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.
Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.