Karabük Postası tarafından
15 Haziran, 2023 10:17 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 9dk
Yorum: 0

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ekonomi mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bazı arkadaşlar 'Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor' gibi bir yanılgının içine düşmesin. Ben burada aynıyım. Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan ziyaretleri dönüşünde uçakta gazetecilerle söyleşi gerçekleştirdi. 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan'a düzenledikleri ilk resmi ziyaretleri tamamladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretlerinde KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'le ikili ve heyetler arası olmak üzere verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktardı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde iki ülke arasındaki güçlü bağların altını tekrar çizmiş olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”İkili gündemimizde yer alan konuları ve Kıbrıs meselesine dair son durumu değerlendirdik. Maruz kaldıkları onca haksız, hukuksuz ambargoya rağmen, Kıbrıs Türkü kardeşlerimize devlet hizmetlerinin rahatlıkla sunulabilmesi noktasında yürüttüğümüz ortak çalışmaları ele aldık. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'de bir çekim merkezi haline getirilmesi yönünde attığımız ve atacağımız adımları mütalaa ettik” açıklamasını yaptı. Türkiye'nin Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerinin korunması, Doğu Akdeniz'de barış, güvenlik, istikrar ve refahın hakim kılınması için üzerine düşeni yapmaya devam edeceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken, Ada'nın asli unsuru Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmak önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Bu konuda kararlılığımızı Sayın Tatar'a tekrar ifade ettim. Bundan sonraki süreçleri yine işbirliği içinde yürütmeyi kararlaştırdık. Lefkoşa'nın ardından Bakü'ye geçtik. İlham kardeşimin ve Azerbaycan halkının 6 Şubat depremleri sonrasında milletimizle sergilediği dayanışmayı asla unutamayız. Tıpkı kendi insanımız gibi Azerbaycanlı kardeşlerimiz de depremzedelerimiz için seferber oldu, harekete geçti. Seçim sürecinde de Azerbaycan halkının manevi desteğine bizzat şahitlik ettik. 28 Mayıs gecesi Ankara ve İstanbul nasılsa, Bakü'de de aynı coşku, aynı heyecan, aynı mutluluk vardı. Seçim zaferimize en az bizim ve milletimiz kadar Azerbaycanlı kardeşlerimiz de sevindi. Ziyaretimizle hem kendilerine manevi destek ve duaları için teşekkür ettik hem de gündemimizde bulunan konuları ayrıntılı şekilde ele aldık” dedi. Ermenistan'la yürütülen normalleşme süreçlerinde kaydedilen mesafeleri de değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış sürecinin ilerlemesinin Ermenistan'la ilişkilerin normalleşmesine de önemli fayda sağlayacağını kaydetti. Erdoğan, ”Çekilen onca acıdan sonra bölgemizde barışın kapısının aralandığını görüyoruz. Bu fırsatın kaçırılmaması için ilgili tüm tarafların sorumlulukla hareket etmelerini bekliyoruz. Azerbaycan'la Stratejik İşbirliği Konseyi ve Karma Ekonomik Komisyonu gibi mekanizmalarımızı işleterek ikili ilişkilerimizde yakalanan ivmeyi sürdürmek istiyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere bölgesel işbirliği ve istişare mekanizmalarımızı daha da kuvvetlendireceğiz. Türk dünyasının birliği ve dirliği için Azerbaycan'la çalışmaya devam edeceğiz. Seçimler sonrasında yaptığımız bu tarihi ziyaretin, mevcut dayanışmamızı güçlendirdiğine inanıyorum” dedi. Ziyaretlerin ikili ilişkilerle birlikte tüm bölge için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, ”Şahsıma, eşime ve heyetime gösterilen samimi ev sahipliğinden dolayı Sayın Tatar ve Sayın Aliyev'e bir kez daha şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum” açıklamasını yaptı. Yeni dönemde nasıl bir dış politika yürütüleceğine yönelik bilgiler paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu yılda özellikle 'doğu mu batı mı' gibi bir ayrıştırmaya gitmek, bir defa bizim ilkelerimizin arasında yer almıyor. Biz batıya ne kadar yakınsak doğuya da en az o kadar yakınız. Bizim derdimiz özellikle bu yüzyılda dünyadaki tüm ülkelerle aynı anlayışla bir arada olmak. Hepsiyle tüm görüşmelerimizi en ideal şekilde sürdürmenin gayreti içerisinde olacağız. Tüm dünyayla şu ana kadar sürdürdüğümüz ilişkilerimizi bundan sonraki süreçte de rahat ve ilkeli şekilde yürütmeye devam edeceğiz. Diyalog ve diplomasiyi öncelikli olarak kullanarak inisiyatif almayı, bölgemizde ve dünyada barışın ve istikrarın egemenliği için ne gerekiyorsa onu yapmayı inşallah temenni ediyoruz ve bunu yapmaya da çalışacağız. Tabii bu temelde milletimizin hakkıyla beraber tüm insanlığın hakkını, hukukunu, ortak menfaatlerini savunmak da bizim asli sorumluluğumuz olacaktır” açıklamasını yaptı. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın göreve başlama törenine katılmasını önemli bir adım olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Yani bu noktada Paşinyan birçok engelleri aşarak, ülkesindeki muhalif anlayışları da aşarak bizim bu davetimize icabet etti. Başbakan Paşinyan'la bu törende ancak ayaküstü bir görüşme yapabildik. Bu ayaküstü görüşmede kendisinin bu davetimize icabeti sebebiyle teşekkürlerimizi ifade ettik. Bunun yanında son olarak da Karabağ dahil Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tanıyabileceklerine ilişkin ifadeleri bu anlamda önemliydi. Tabii bunu tanımaları önemli bir gelişme. Ama az önce ifade ettiğiniz gibi Ermenistan'da da Paşinyan'a karşı takınılan tavır, bu da çok çok önemli. Şu ana kadar Paşinyan bu konuda geri adım atmadı.” "İran'ın böyle bir tavır içerisinde olması gerek Azerbaycan'ı gerekse bizi üzüyor" Zengezur Koridoru'nun Ermenistan'la ilgili bir sorun olmadığını söyleyen Erdoğan, ”Zengezur Koridoru, İran'la ilgili bir sorun. Yani halkının kahir ekseriyeti Müslüman olan iki ülke. Burada İran'ın böyle bir tavır içerisinde olması gerek Azerbaycan'ı gerekse bizi üzüyor. Aslında onları da üzmesi lazım. Bir de burada vagon başına alınan ücretler filan da ne yazık ki çok çok yüksek. Temenni ederim ki bu sıkıntıyı da kısa zamanda aşarız. Buna olumlu yaklaşmış olsalar bugün gerek karayolu gerek demir yoluyla burada Türkiye-Azerbaycan-İran birbiriyle bütünleşmiş olur ve belki de 'Pekin-Londra hattı' da açılmış olur” değerlendirmesinde bulundu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun tarihi İpek Yolu'nu canlandırma projesinde Azerbaycan'a yer vermemesini eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu tren yolu, karayolu filan bu işlerden anlamaz. Biz bu İpek Yolu'nu Çin ile kaç yıl önce konuştuk. Biliyorsunuz Çin'in İpek Yolu Projesi var. O davete ben de icabet etmiştim ve o hala devam eden bir şey. Bu da bir yerden duymuştur. Bunu söylersem herhalde buradan bana biraz oy gelir diye düşünmüştür. Ne geldiği ortada” dedi. "Sen bu hakları kullanmayacaksın, bize 'Gel İsveç'i NATO'ya al' diyeceksin" Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki ay gerçekleştirilecek NATO Zirvesi ile ilgili soruya şu cevabı verdi: “Bu NATO Zirvesi Vilnius'ta yapılacak. İnşallah fevkalade bir durum olmadığı takdirde ben de katılacağım. İsveç'in bu beklentileri, bizim bu beklentilere uyacağımız anlamına gelmez. Bizim bu beklentilere uymamız için, her şeyden önce İsveç üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım. Geçenlerde biliyorsunuz NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İstanbul'da Dolmabahçe'de misafirimdi. Orada kendisiyle de görüştüm. Kendisine söylediğimiz şey şu oldu; eğer bizim İsveç'in beklentilerine illa cevap vermemizi bekliyorsanız, her şeyden önce İsveç bu terör örgütünün yaptıklarını bir defa yok etmesi lazım. Bunları bize Stoltenberg ifade ederken, tam o esnada maalesef yine İsveç'te teröristler caddelerde gösteri yapıyorlardı. Daha sonra bizim İbrahim Bey o görüntüleri de muhatabına gönderdi. 'Stoltenberg'le şu anda Cumhurbaşkanımız görüşme yapıyor fakat teröristler yine İsveç'te gösteriler yapıyor' dedi. Bunun neresinden tutacağız, neresinden ele alacağız ki Vilnius'ta 'Tamam, hakikaten siz bu işi yoluna koydunuz ve bu teröristlere caddelerde gösteri yapma imkânı vermediniz. Dolayısıyla biz de iyi niyetle buna yaklaşalım' diyelim. Şimdi biz bu tablo içerisinde bu işe olumlu yaklaşamayız. Kaldı ki bu anayasa işi değil, yasa işi de değil. Bu ne işi? Kolluk kuvvetleri ne işe yarar? Kolluk kuvvetlerinin yapması gereken iş, işte bunların önünü kesmektir. Biz Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Bestler Dereler'de bu teröristlerin inine anayasayla mı girdik? Yasayla mı girdik? Yok. Zaten yasalarda da anayasalarda da kolluk kuvvetlerine verilmiş olan haklar var. Kullan bu hakları. Sen bu hakları kullanmayacaksın, bize 'Gel İsveç'i NATO'ya al' diyeceksin. O zaman NATO'nun terörle mücadele ayağı nerede? NATO bunu bir defa halletmesi lazım. Bunu halletmedikten sonra Vilnius'ta filan biz kalkıp da el bebek gül bebek diyemeyiz. Yarın (çarşamba) Başdanışmanım Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç İsveç, Finlandiya, NATO heyetiyle Daimi Ortak Mekanizma'nın dördüncü toplantısını yapacak. Onlara da şimdiden bu mesajı verecek; 'Yani Cumhurbaşkanımızın kanaati budur, kesinlikle Vilnius'ta çok daha farklı bir şey beklemeyin.” “Şunu da bilin ki biz düşmanlarımızı çoğaltmak için değil, azaltmak için varız” Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni dönemde Yunanistan'la ilişkiler konusunda nasıl bir tutum olacağına ilişkin, ”Bizim seçimden sonra Miçotakis aradı, tebrik etti. Böyle bir süreç oldu. Dolayısıyla şu anda Vilnius'ta böyle bir şey olması halinde biz görüşmekten çekinmeyiz. İki komşu ülkeyiz. Yeter ki zaman zaman ileri geri verilen mesajlar olmadıktan sonra, biz düşmanlıkları çoğaltmanın değil azaltmanın peşindeyiz. Dolayısıyla onunla da orada bunları konuşuruz. Tabii burada bir şey var. Söyleyeceğimiz şeyler belli. Nedir o? “Sayın Başbakan, bu silahlanmayı bırakın artık. Yani bu silahlanmayla nereye varacaksınız? Durmadan Amerika size bol bol silah veriyor. Bedava verdiği için mi alıyorsunuz, yoksa para pul istemiyor da böyle mi alıyorsunuz?” Herhalde bunları bir konuşuruz. Şunu da bilin ki biz düşmanlarımızı çoğaltmak için değil, azaltmak için varız. Türkiye budur, Erdoğan budur” değerlendirmesinde bulundu. “Türk Devletleri Teşkilatında gelişmelerin olması bizi çok daha süratle güçlü hale getirecektir” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı noktasında atılan adımı daha da güçlendirmek için bazı adımları atmanın mümkün olduğunu belirterek, "Önümüzde Kazakistan Türkistan'ında bir zirve olacak. Bu liderler zirvesine fevkalade bir durum olmazsa ben de katılmayı arzu ediyorum. Dün de Tokayev tekrar hatırlattı. Ben de fevkalade bir durum olmazsa geleceğim dedim. Bugün İlham Aliyev kardeşimle de görüştük. Onların da bir programı var. Eğer o programın tarihiyle değiştirirsem orada da beraber oluruz dedi. Yani Türk cumhuriyetleri orada bir araya gelirsek bu veya buna benzer konuları görüşmek isabetli olur. Bunları ele almakta faydalar muhakkak var. Çünkü Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda Türk Devletleri Teşkilatı adımını attık. Bunu bizim geliştirmemiz lazım. Bu adımı atıp oraya bir virgül koyarsak olmaz. Ne yapıp yapıp buna noktayı koymak lazım ve ondan sonra da bunu işlemek lazım. Şu an itibarıyla da Türk Devletleri Teşkilatında gelişmelerin olması bizi çok daha süratle güçlü hale getirecektir. Türk Devletleri Teşkilatının da bu güce ihtiyacı var” açıklamasını yaptı. “Rum kesiminde mevcut yönetim, öncekilere kıyasla daha barışçı bir havanın içerisinde “ Şu an itibarıyla Rum kesiminde mevcut yönetimin öncekilere kıyasla daha barışçı bir havanın içerisinde olduğunu dile getiren Erdoğan, “Eğer bu barışçı havayı devam ettirirlerse ve başta Avrupa Birliği olmak üzere bazı tahriklere kapılmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemen eşitlikteki haklarını korumaya 'evet' derlerse biz de 'niye olmasın' deriz. Ama Kuzey Kıbrıs'ın egemen eşitlik haklarını tanımaları lazım, tanımadıktan sonra bu olmaz. Ben hep anlatıyorum, yani bu işin ilk başı İsviçre Bürgenstock'tur. Orada Yunanistan Başbakanlarıyla, ben başbakanım o zaman, bizler görüşmeyi yaptık ve o zaman bize söz verdiler, dediler ki 'Referanduma gitmek suretiyle çıkacak, neticede biz Avrupa Birliği olarak yanınızda olacağız.' Ama bunlar maalesef Kuzey Kıbrıs'ın yanında olmadıkları gibi hemen Güney'i Avrupa Birliği'ne dahil ettiler, Kuzey Kıbrıs'ı ise dışarıda bıraktılar. O gün bugündür bu böyle geliyor, Avrupa Birliği dürüst değil. Biz de 50 seneyi devirdik, hala bu Avrupa Birliği aynı noktada, değişen bir şey yok. Şöyle bir masaya yatıracağız bu işleri. Bizim de bunu gözden geçirmemiz gerekir” diye konuştu. "Tabii bazı arkadaşlar 'Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor' gibi bir yanılgının içine düşmesin" Yeni dönemde ekonomiyi güçlendirme beklentisini aynen devam ettireceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Yani burada ekonomiyi bir kenara koyalım diyemezsiniz. Her ülkenin ilk işi ekonomidir. Ve burada da atılacak olan adımda, özellikle gerek Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki görevi gerek Merkez Bankasındaki değişiklik gerek BDDK'da attığımız adım, bütün bunlarla beraber ekonomiyle ilgisi olan bakanlarımız yani Ticaret Bakanımızdan Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza, savunma sanayiine varıncaya kadar hepsi bu işle ilgili. Tabii ulaştırma önem arz ediyor. Gıda, tarım, hayvancılık en önemli adımlardan bir tanesi. Çünkü onun üzerinden de bizi vurmaya kalkıyorlar. Biz bunlara prim vermeden altyapı ve üstyapıda bütün çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konularla ilgili olarak bir taraftan da tabii finans sektörümüzü güçlendirmenin gayreti içerisinde olacağız. Finans sektöründe kaynak arayışlarını devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Bizim bankalar noktasında sıkıntımız yok. Bizim bankacılık sektörümüz zaten güçlüdür” dedi. Finans yönetimini daha güçlü hale getirerek enflasyondaki düşüşü de daha aşağı çekmeyi hedeflediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Tabii bazı arkadaşlar 'Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor' gibi bir yanılgının içine düşmesin. Ben burada aynıyım. Ama Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası'yla beraber atmasını kabullendik, “hayırlı olsun” dedik ve bu şekilde de enflasyonu tek haneye düşürmekteki kararlılığımızı da bildirdik. Bunu neye dayanarak söylüyoruz? Biliyorsunuz Başbakanlığım döneminde biz (enflasyonu) tek haneye düşürdüğümüzde faiz 4,6'ydı, enflasyon da 6,2'ydi. O zaman yine tabii bu işleri beraber yaptık ve şimdi de Sayın Bakanımıza bunları söyledik, aynı şekilde bunu birlikte yapmalıyız. Biz o zaman “düşük faiz, düşük enflasyon” teorisiyle çalıştık. Şimdi de aynı anlayışla çalışıyorum, aynı düşüncedeyim ve bu şekilde bunu başarabiliriz diye inanıyorum” ifadelerini kullandı. Asgari ücret noktasında işçileri enflasyona ezdirmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asgari ücrette de elimizden gelen gayreti göstereceğiz. İşçimiz bu noktada rahat olsun, huzurlu olsun. Şu anda çalışmalar yapılıyor, bir an önce de inşallah kararı vereceğiz. Memur maaşlarına ilişkin adım da zaten temmuz ayındaki görüşmelerde atılacak” dedi. Merkez Bankası Başkanlığına atanan Hafize Gaye Erkan'ı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in kendisine önerdiğini belirten Erdoğan, ”Hafize Hanımı Mehmet Bey tanıyordu ve kendisi bu teklifi bana getirdi. Biliyorsunuz ben kadro hareketine inanırım. Yani ben bir göreve geldim; ne yapıyorum, kadromla geliyorum; yani bakan arkadaşlarımı seçiyorum, inceliyorum ve bununla da kalmıyorum, farklı bazı isimler varsa bunlar üzerinde de çalışmalar yürütüyorum ve buna göre de kabinemi oluşturuyorum. Bu kabineyi oluştururken şu anda benim bütün Bakan arkadaşlarım kendi Bakan Yardımcılarını benim önüme getirmişlerdir ve o bakan yardımcılarını ben kendilerinden aldıktan sonra ayrıca istihbaratla da onlar üzerinde bir çalışma yapmışımdır. Nasıldır, ne var ne yok filan Ve aynı şekilde yurt içinde, yurt dışında, eğer yurt dışındaysa orada da kimdir, nedir, nasıl birisidir bütün bunların hepsini soruşturuyoruz. Tabii maalesef çok garip ataklar var. Bu ataklarda da bakıyorsunuz, aman ya Rabbi neler uyduruyorlar neler. Biz tabii artık yani iğnenin deliğinden çok geçtik, bunları pek yutmuyoruz ama çalışıyoruz, ediyoruz. Ve bu kardeşimizin de başarılarını bizlere ilettiler, söylediler. Yani Goldman Sachs'tan tut da oradaki bankacılık, finans sektöründeki çalışmalarına varıncaya kadar bu durumları söylediler. Ve Merkez Bankası'nda bir de bayan yöneticimiz olsun diye düşündük. Bu adımı hayırlısıyla attık. Tabii kendisine de gerekli olan beklentilerimizi söyledik. Ve inşallah bu adımlarla birlikte de gerek Hazine ve Maliye Bakanımız gerek Merkez Bankası Başkanımız bizi mahcup etmeyecekler ve hayırlısıyla güzel neticeleri de alacağız diye düşünüyorum” diye konuştu. Kılıçdaroğlu'nun “Ben kaptan olarak gemiyi limana yanaştıracağım ama değişim taleplerinin de önünü açacağım” açıklamalarının sorulması üzerine Erdoğan, ”O partinin ne kaptanıyım ne güverte lostromosuyum. Ben AK Parti'nin kaptanıyım, bana AK Parti'yi sorun. Onu da Kılıçdaroğlu'nu yakaladığınızda ona sorun. Yani onlarda kaptan ne yaptıysa yaptı zaten, gemi şu anda bordasından çok kötü çarptı. Her şey ortada. Kiminle yarışıyor, kiminle ne yapıyor, bizi hiç ilgilendirmez. Biz şu anda seçimi elhamdülillah başarılı bir şekilde tamamladık, bitirdik. Onlarda ise altılı masa, dokuzlu masa, on birli masa; ortada masa kalmadı zaten, dağıldı iyice. Şimdi bunu bana sorarsan bu olmaz. Milletim en güzel kararı verdi. Hayırlısı olsun” ifadelerini kullandı. Yeni Anayasa süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, ”Masa etrafındakilere bakıp konuşacak olursak, vermezler diye düşünüyorum. Ama bizim grubumuzun görevi nedir? Vereceklermiş gibi gidip kendileriyle görüşmektir. Arkadaşlarımıza ben görevi veririm, arkadaşlarımız grup başkanlarıyla veya başkan vekilleriyle görüşmelerini yaparlar. 'Böyle bir anayasa değişikliği için ne dersiniz?' diye sorarlar. Eğer böyle bir anayasa değişikliğine 'evet' derlerse biz de muhalefetle niçin anayasa değişikliğine gitmeyelim. Ki bunların içerisinde de en önemli maddemiz ailedir. Aile konusuna biz hassasiyetle eğiliyoruz. İki, Aile ve Gençlik Bankası çok çok önemli. Bu konuyu yine aynı şekilde kendilerine taşırız. Eğer buna olumlu yaklaşırlarsa bununla da ilgili adım atarız. Yani bunların bazıları anayasa değişikliği gerektirir, bazıları ise yasal düzenleme gerektirir. Ve şu anda anayasa değişikliği gerektiren konularda muhalefet bu işe “evet” der mi sorusunun cevabına gelince, maalesef orada çok çok iyimser değiliz” dedi. (İHA)
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2025 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 5dk
Yorum: 0

“Türkiye, denizcilikte dünyanın en büyük 10. filosuna sahip oldu”

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, dünyanın en büyük 10. filosuna sahip olan Türkiye’nin 61 yeni gemi siparişi ile dünya 9’uncusu, mega yat inşasında ise 2’ncisi olduğunu belirtti. Ünüvar ayrıyeten, boğazlardan yılda 40 binden fazla geminin geçtiğini söyledi.
Düzce Üniversitesi, denizlerin ve okyanusların sürdürülebilir idaresine yönelik düzenlenen 1. Memleketler arası Deniz Hukuku ve Teknolojileri Sempozyumu’na (IMLTech 2025) konut sahipliği yapıyor. Bugün başlayan ve 22 Kasım’a kadar sürecek olan sempozyuma Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Düzce Valiliği, TÜBİTAK MAM, HAVELSAN, TÜRKSAT ve Düzce Belediyesi başta olmak üzere birçok kamu ve özel kesim kuruluşları takviye veriyor. Alanında uzman akademisyen, araştırmacı ve uygulayıcıları bir ortaya getiren sempozyumda "Mavi Ekonomi", "Limancılık Stratejisi" ve "Türk Denizciliğinin Pusulası: Tehditler, Teknolojiler ve Yeni Ufuklar" bahisleri ele alınacak.

Prof. Dr. Sözbir: "Yapay zeka odaklı çalışmaları çok istikametli ele alacağız"
Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, deniz hukuku ve teknoloji alanlarının akademik ve stratejik istikametlerini bir ortaya getireceklerini söz ederek, "Denizcilik ulusal güvenliğin en kritik noktalarından birisidir. Deniz hukuku üzerine yürütülen çalışmalar yalnızca akademik değil, ülkemizin stratejik geleceğine dair kıymetli bir yol kat etmiştir. Mavi vatan vizyonunu, insansız sistemler, yapay zeka odaklı çalışmaları çok taraflı ele alacağız. Bölümün önde gelen kurumlar, akademisyenler çeşitli hususları ele alacaklar. Üniversite olarak maksadımız bilimsel birikimin alandaki imkanlarla buluştuğu akademik yer hazırlamaktır. Ülkemizin denizcilik siyasetlerine manalı katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi.

Başkan Özlü: "Sanayi, teknoloji ve üretimle ilgili çok sayıda projeye imza atıldı"
Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Türkiye’nin denizcilik potansiyelini ve sanayi atılımlarını kıymetlendirdi. Özlü, "Sanayi, teknoloji ve üretimle ilgili çok sayıda projeye imza atıldı. Togg’dan Antartika Bilim Üssü’ne, KOSGEB dayanaklarından mega sanayi bölgelerine kadar büyük atılımlar başlatıldı. Bilim merkezi, teknoloji üstü, ileri endüstriye sahip olan Türkiye hedeflendi. Bilim ve teknoloji ile büyüyen Türkiye hedeflendi" diye konuştu.

"Ülkemiz denizcilik potansiyelinden gereğince hisse alamıyor"
Türkiye’nin denizcilik potansiyelinden gereğince hisse alamadığı görüşünde olduğunu aktaran Özlü, şunları kaydetti:
"Ülkemiz kara nakliyatında bir köprü olduğu kadar, deniz nakliyatında da değerli bir rotada yer almaktadır. Bizim bütün gayretimiz bu coğrafik avantajı stratejik bir bakış açısı ile pekiştirmek olmalıdır. Deniz nakliyatı daha ucuzdur. Denizcilik yük ve yolsa taşımanın ötesine gemi sanayi üzere kıymetli katkılar sunar. Dış ticaretimizin büyük kısmı deniz yolu ile gerçekleştirilmektedir. Deniz ticaretimizin büyümesi için atılacak her adım, ihracata ve üretime katkı sunacaktır."

"İki kıymetli projeyi hayata geçirdik"
Özlü, bu doğrultuda başlatılan iki değerli projeyi hatırlattı. Bunların Türk Koster Filosu’nun yenilenmesi projesi ve mega sanayi bölgeleri projesi olduğunu belirten Özlü, "Türkiye’de o tarihte 790 Türk sahipli koster vardı. Bunların ortalama yaşı 26’ydı. Biz bunları modernize etmeyi düşündük. Sayın başbakanımızın da imzasının olduğu protokol imzaladık. Yüzde 49’u Sanayi ve Teknoloji Bakalığından verilecek bir hisse vardı. Yüzde 51’i ise özel dal iştiraki olacaktı. Bu projedeki maksadımız bu envanterde bulunan ortalama yapı 26 olan kosterleri yenilemekti. Yaklaşık 10 yıl mühletle Türk tersanelerine iş olacaktı. Gemi inşası yan endüstrisine iş çıkacaktı. Akdeniz ve Karadeniz Türk gölü haline gelecekti. Etrafımızdaki ülkelerde yaklaşık 2 bin adet koster vardı. Bu kosterleri de Türkiye modernize edecekti. Bu son derece değerli bir projeydi. Bu projeyi sayın başbakanımızın liderliğinde başlattık. Mega sanayi bölgeleri. Bugün OSB’ler var. Sayıları 370’i buldu. Türkiye’nin sıçrama yapması için OSB ölceğinden büyük mega sanayi bölgelerine muhtaçlığımız var" dedi.

Vali Aslan: "Denizler önemli"
Düzce Valisi Selçuk Aslan, global ticarette denizlerin taşıdığı kritik role dikkat çekti. Aslan, Türk milletinin denizcilik tarihindeki yerine atıfta bulunarak, "Türk milleti olarak her ne kadar karaların sultanı olmuş olsak da, tarihi bin yıl geriye gidecek formda dünyanın üç denizine hükmetmiş cetlerin evladı olarak, ticaretin 4’te 3’ünün denizlerde döndüğünü düşünürsek denizler önemlidir" diye konuştu.

Bakan Yardımcısı Ünüvar: "Anlaşmanın kararlarını eksiksiz yerine getiriyoruz"
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, global deniz yolunun canlı bir organizma olduğunu belirterek, Türkiye’nin denizcilik alanındaki stratejik pozisyonuna ve başarılarına değindi. Ünüvar, 2024 yılında 12,6 milyar ton yükün deniz yolu ile taşındığını kaydetti. Türkiye’nin 10 bin 940 kilometre kıyı uzunluğunun bulunduğunu ve boğazlardan yılda 40 binden fazla geminin geçtiği kritik noktalardan biri olduğunu vurgulayan Ünüvar, şöyle konuştu:
"Boğazlarımızdan 1 milyar tonun üzerinde yük geçti. Türk boğazları deyince, Montrö’de imzalanan Türk boğazları muahedesi var. Mutabakatın kararlarını eksiksiz yerine getiriyoruz. Filomuzu güçlendirmek, Türk gemi beşerinin uluslarası tercih edinirliliğini artırmak istiyoruz."

"Türkiye, dünyanın en büyük 10’uncu filosuna sahip oldu"
Türkiye’nin 1999 yılından bu yana Milletlerarası Denizcilik Örgütü (IMO) Kurul üyesi olduğunu hatırlatan Bakan Yardımcısı Ünüvar, 50 ülke ile 64 denizcilik mutabakatı bulunduğunu belirtti. Ünüvar, "Üç deniz teşebbüsüne stratejik paydaşlığımız gerçekleşti. Pozisyonumuzu daha da güçlendirdi. Bugün 50 ülke ile 64 denizcilik muahedemiz var. Bu alan daha da genişliyor. Türkiye Doğu Akdeniz’de, Hin Okyanusu’nda iştiraklerini güçlendiriyor. Türkiye, dünyanın en büyük 10’uncu filosuna sahip oldu. Çok daha fazlasını yapacak insan gücümüz ve altyapımız var" biçiminde konuştu.
Türkiye’nin 61 yeni gemi siparişi ile dünya 9’uncusu olduğunu aktaran Ünüvar, tonajda 0,6 milyon CGT ile 11’inci, mega yat inşasında ise 2’nciliği elde ettiğini belirtti.

Binali Yıldırım: "Denizlere hakim olan cihana hakim olur"
27. Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım ise, konuşmasının başında aktifliğin Düzce’de yapılmasının iki nedeninin Akçakoca açıklarındaki Sakarya/Akçakoca doğalgaz alanları ve Rektör Nedim Sözbir’in denizcilik geçmişi olduğunu belirtti. Barbaros Hayrettin Paşa’nın "Denizlere hakim olan cihana hakim olur" kelamını hatırlatan Yıldırım, dünya nakliyatının yüzde 90’ının denizler üzerinden yapıldığını vurguladı.

"Taraf değiliz lakin kontratın birçok kararını uyguluyoruz"
Sempozyumun ana başlıklarından memleketler arası deniz hukukuna değinen Yıldırım, 1982 tarihli kontrata Türkiye’nin taraf olmama nedenini ise şöyle açıkladı:
"Bu kontrata ABD de taraf değil, Türk devleti de taraf değil. ABD imzalamış lakin taraf olmamış. Denizin tabanında çok büyük kaynaklar var, ender elementler var. ABD bunları kendi mülkü gördüğü için, paylaşmak istemediği için taraf olmamış. Biz de taraf değiliz. Bizim hassasiyetimiz nedir? Bizim hassasiyetimiz adalar denizidir. Adalar denizi, o denli bir yapıya sahipki deniz hukuku sistemine nazaran bu mutabakata taraf olsak, İstanbul’dan Çanakkale’den çıkıp, Fethiye’ye giderken daima uluslarası sulardan geçmemiz lazım. Kendi deniz alanımız kalmıyor. Adaların denizle iç içe bulunduğu bir coğrafyadayız. Bu coğrafyaya sahip öteki ülkeler de var. Öbür yerlerde de yaklaşık 15 ülke bu hukuka taraf değil. Mukavele yürürlükte. Bu mukavele olmasa, memleketler arası deniz nizamı, denizcilik faaliyetlerinde kahır yaşanırdı. Biz taraf olmamamıza karşın teamüller açısından mukavelenin birçok kararını uyguluyoruz."

"Bizim için en büyük sorun adalar denizi ve Kıbrıs meselesidir"
Yıldırım, şöyle devam etti:
"Açık deniz özgürlüğünü sahipleniyoruz. Açık denizler aslında herkesin malıdır. Rastgele bir ülke tek başına hak argüman edemiyor. Transit geçişler, suçsuz geçişler. Bununla ilgili deniz hukuku mukavelesine tabiyiz. Boğazlar, Montrö Sözleşmesi’ne nazaran ve oradaki unsurlar çok farklı. Deniz hukuku yokken bizim boğazların kullanılmasının rejimi farklı. En son Ukrayna-Rusya savaşı yaşanırken uyguladık. Boğazların özel geçiş kaideleri var. Bunu tüm dünya kabulleniş durumda. Deniz hukuku kontratının uygulanmasında bizim için en büyük sorun adalar denizi ve Kıbrıs sorunudur. Yunanistan ile bizim tezimiz farklı. Biz kontrata taraf değiliz, burada yapılacak dayatmalar bizi bağlamaz diyoruz. Mukavele kararları denizcilik teamülüdür. ’Taraf olsa da olmasa herkes uymak zorundadır’ diyor. Adalar bize birkaç mil, Yunanistan’a 300-500 mil arada. Nizam var, ölçü var. Deniz hukukunda çok su götürecek konular var. Denizlerdeki kaynakların kullanılması, su yüzüne çıkarılması üzere hususlarda kısa vadede uzlaşma olacağı kanaatinde değilim."

"Aliağa’da dünyanın en büyük gemi söküm tesisine sahibiz"
Türkiye’nin denizicilik alanında kat ettiği muvaffakiyetleri anlatan Binali Yıldırım, "Yat üretiminde dünya 2’ncisiyiz. Her türlü gemiyi bilhassa özel niyetli gemileri yapmakta 1 numarayız. Gemi bozma yahut dönüşüm denildi. Biz ona ’gemi sökümü’ diyoruz. Aliağa’da dünyanın en büyük gemi söküm tesisine sahibiz. İmal ediyoruz, çalıştırıyoruz ve söküyoruz. İşi bilen denizcileri vazifeye getirdik. Biz 2002 yılında iktidar olduğumuzda denizcilik müsteşarlığı vardı lakin denizci yoktu. Vahim durumdaydı. Önceliğimiz, denizcilik müsteşarlığını denizcilerle tanıştırmak oldu" dedi.
Deniz madenciliği ve az elementlere dikkat çeken Yıldırım, bu elementlerin elektrik motorları, mıknatıslar, dronlar, güdüm sistemleri, termal kameralar, elektrikli araç bataryaları ve güç depolama sistemleri dahil olmak üzere savunma sanayii, tıp ve ileri teknolojide kullanıldığını söz etti.

"Eskişehir Beylikova’da dünyanın 2. ender element rezervi var"
Yıldırım, bu elementlerin üretiminin yüzde 60’ının Çin tarafından yapıldığını belirterek, Türkiye’deki potansiyeli şöyle anlattı:
"Bizde var fakat kullanamıyoruz. Eskişehir Beylikova’da dünyanın 2. az element rezervi var. 700 milyon ton rezerv var. Burada 10 element çıkarılabilir. Eti Maden bu toprak elementlerini çıkarmak için oluşum başlattı. Derin deniz madenciliğinde İSA ruhsatını almamız gerekiyor" diye konuştu.
Sempozyuma 65. devir Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 26. Lideri İsmet Yılmaz, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir de katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin