blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Mayıs, 2024 12:24 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Coğrafi işaretli asırlık keşan turistlerin Trabzon hatırası oldu

Karadeniz yöresinin geleneksel ve yöresel dokumaları arasında yerini alan yaklaşık bir asırdan beri kullanılan coğrafi işaretli keşan, yöreye gelen turistlerin hatıra amaçlı olduğu ürünlere dönüştürüldü.
Trabzon’da keşan sektörüyle uğraşan Yurdagül Beşinci, keşanın eskiden örtünmek için giyildiğini ancak daha sonra genellikle aksesuar olarak tercih edilmeye başlandığına dikkat çekti. Beşinci, "Keşan sadece üzerimizi örtmek için üretilirken daha sonra aksesuara masa örtüsüne ev dekarasyonunda kullanılmaya başlandı. Dolayısıyla bu anlamda sektör gelişti turizmin de aranılan bir ürünü oldu. Yöreye gelen turistler hatıra amacıyla hediyelik olarak keşan ürünlerine yoğun ilgi gösteriyor” dedi.

"O köyden başka köye 50 yıl kız verilmemiş, ’Dokuma öğretilmesin, öğrenilmesin’ diye"
Karadeniz yöresi kadınlarının olmazsa olmazları arasında yerini keşanın, eskiden orijinal tezgâhlarda dokunduğunu kaydeden Beşinci, “Keşan, Trabzonumuzun en az 100 yıllık bir üründür. Tahminen İran’dan Trabzon’un Çarşıbaşı ilçemize gelenler keşan tezgahı kurmuş sonra o bölgede sektör oluşturmuş. Hatta o köyden başka köye elli yıl kız verilmemiş, ’Dokuma öğretilmesin, öğrenilmesin’ diye öyle de bir geçmişi var. Karadeniz Bölgesi’nde yüzyıllardır sarı, kırmızı, siyah ve beyaz ipliklerle üretilen keşan, Trabzon’un Çarşıbaşı ilçesinde tezgahlarda dokunuyor. 2008 yılında Çarşıbaşı Keşanı dokuması coğrafi işaret tescili aldı. Keşan önceden orijinal tezgahlarda dokunuyordu şimdi sanayiye döndü. Sadece üzerimizi örtmek için üretilirken daha sonra aksesuara masa örtüsüne ev dekasyonuna giysiye döndü. Dolayısıyla bu anlamda sektör gelişti turizmin de aranılan bir ürünü oldu. Biz de bu konuda elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Dokutup her türlü aksesuara çeviriyoruz. Bu rastgele bir kumaş değil bunun geçmişi var. Biz de esnaf olarak elimizden geleni yapıyoruz” şeklinde konuştu.

"Eskiler keşanı giymeden dışarı çıkmazdı"
Eskiden keşan giyilmeden dışarı çıkılmadığını kaydeden Beşinci, “Keşanı gören, ’Anneannem kullanırdı, babaannem kullanırdı’ diyerek geçmişini görüyordu. Biz de istiyoruz ki anneannesinin, babaannesinin kullandığı keşanı evlatları bir şekilde devam ettirsin. Anneannesi, babaannesi keşanı örf ve adet olarak kullanırdı giymeden dışarı çıkamazdı onun şerefi namusuydu. Şimdi o geçmişi elbiseye, aksesuara ev tekstiline döndürüyoruz modaya çeviriyoruz. Gelinlik kızlar çeyizlerinde mutlaka keşanı bulunduruyor, mutlaka vardır keşan olmazsa olmazdır. Bir Karadenizlinin evinde evinin bir köşesinde mutlaka bir örtü olarak vardır” diye konuştu.
Keşanın Trabzon’la bir bütün olduğunu ifade eden Sevgi Deniz de “Trabzon, keşanla bir bütündür Olmazsa olmazımız keşan, Trabzon’un tüm köylerinde her adımda görebileceğiniz Karadeniz halkıyla bütünleşmiş bir kıyafettir. Keşan Karadeniz insanının içselliğini ve dışsallığını temsil eder. Renklerimizden de bellidir orijinaldir. Giyimi çok rahat pamuklu her sezon tercih edilen dört mevsim giyilebilecek bir kumaştır. Aynı zamanda biz bunu özel günlerimizde de tercih ederiz olmazsa olmazımızdır. Karadeniz kadınıyla bir bütündür. Özel kına gecelerimizde düğünlerimizde genç kızlarımızın birinci tercihidir. Yöremizi ifade etmek adına festivaller, turlar, toplantılar olsun olmazsa olmazımızdır. Şimdilerde yöreye gelen turistlerin hatıra için aldığım turistik bir ürün olmaya da başladı” ifadelerini kullandı.
Öte yandan yaklaşık 5 yıl önce unutulmaya yüz tutan keşan motifleri Trabzonspor’un formasına girince tekrar gündeme gelmişti. Trabzonspor’un yöreye özgü ’Keşan’ motiflerinin yer aldığı forması için çekilen kısa film, her kesimin büyük beğenisini toplarken, yeni forma kulüp tarihinin en kısa sürede en çok satılan forması olmuştu. Filmin çekimi Keşan’ın merkezi olan yaklaşık 1 asırdır ilçede geçim kaynağı olan Çarşıbaşı ilçesinde çekilirken klipte, Trabzonspor’un alt yapısında oynayan çocuklar da yer almıştı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
28 Ocak, 2026 14:13 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Doğdu: “Sağlıkta Şiddete En Ağır Cezalar Verilmelidir”

Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkanı Sağdık Doğdu, sağlıkta şiddetin giderek vahşete dönüştüğünü belirterek, faillerin en ağır şekilde cezalandırılması çağrısında bulundu.

Son dönemde şiddet vakalarının rutin hale geldiğine dikkat çeken Doğdu, bu durumun sorunun ne denli ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösterdiğini ifade etti. Safranbolu Devlet Hastanesi’nde son 10 gün içerisinde biri Acil Servis’te, diğeri polikliniklerde olmak üzere iki ayrı şiddet olayı yaşandığını aktaran Doğdu, sağlık çalışanlarının darp edilmeye çalışıldığını söyledi.

Yaşanan olaylardan etkilenen sağlık çalışanlarına geçmiş olsun dileklerini ileten Doğdu, saldırganların bir an önce en ağır cezalara çarptırılması gerektiğini vurguladı. Şiddet uygulayanlara gösterilen her türlü toleransın, sağlıkta şiddeti daha da artırdığını belirten Doğdu, “Vicdanını kaybetmiş, insanlıktan nasibini almamış kişilere karşı asla taviz verilmemelidir” dedi.

Türk Sağlık-Sen olarak sorumlu sendikacılık anlayışıyla hareket ettiklerini kaydeden Doğdu, sağlıkta şiddetin önlenmesi için çözüm önerilerini ısrarla dile getirmeye devam edeceklerini söyledi. Bu kapsamda sağlık kurum ve kuruluşlarının “sıfır toleranslı alan” ilan edilmesi önerilerinin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Doğdu, sağlık kurumlarında işlenen suçların ertelenememesi ve para cezasına çevrilememesi, doğrudan hapis cezası ile cezalandırılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca istisnasız tutuklu yargılama uygulanması ve şiddet uygulayanlara acil haller dışında kamu sağlık hizmetinin belirli bir süre ücretli verilmesi gibi önlemlerin de acilen devreye sokulması çağrısında bulundu.

Şiddetin önlenmesinin yolunun kararlı uygulamalardan geçtiğini dile getiren Doğdu, “Hiç kimseyi ayırt etmeden bu çirkinliği yapanlara hak ettikleri ceza verilmelidir. Aksi takdirde sağlıkta şiddetin önlenmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Kınamakla, unutmakla ya da yaşananları münferit olaylar gibi görmenin çözüm olmadığını vurgulayan Doğdu, sağlık çalışanlarının hastaları hayata tutundurmaya çalışırken kendi hayatları için endişe duymalarının kabul edilemez olduğunu söyledi. Sağlık çalışanlarının artık bu şiddet sarmalına tahammül edecek gücünün kalmadığını belirten Doğdu, kesin çözüm için en kısa sürede somut adımlar atılması ve en ağır cezaların uygulanması gerektiğini bir kez daha yineledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin