karabuk
İmsak 05:57
Güneş 07:22
Öğle 13:08
İkindi 16:11
Akşam 18:43
Yatsı 20:02
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
veveve
Aylin Sarıoğlu tarafından
26 Şubat, 2026 13:07 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

CHP’li Akay’dan Milli Parklar düzenlemesine  tepki

"Bu kanun doğayı değil, şirketleri koruyor"

CHP Karabük Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Cevdet Akay, TBMM Genel Kurulu’nda millî parklara ilişkin düzenlemeler içeren Millî Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 9’uncu maddesi üzerine yaptığı konuşmada iktidara sert eleştiriler yöneltti.

Akay, teklifin kanun yapma teamüllerine ve Anayasa’ya aykırı biçimde hazırlandığını vurgulayarak, “Bu düzenleme doğayı değil, şirketleri güvence altına alıyor” dedi.

“DÖNER SERMAYE, DENETİMSİZ HARCAMANIN KAPISINI AÇIYOR”

9’uncu maddeyle, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne döner sermaye işletmesi kurma yetkisi verildiğinin altını çizen CHP’li Akay, bu durumun keyfilik yarattığını ve gelirlerin denetimsiz biçimde harcandığını vurguladı.

Akay, “İhtiyaç duyulan alanlarda, bölgelerde ve faaliyet alanlarında. Gelirlerini belirleme, giderlerini belirleme, denetleme usullerini belirleme ve izin verme konularıyla ilgili olarak yönetmelik çıkartma yetkisi veriliyor. Geçmiş dönemde Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi kuruluşların döner sermaye işletmeleriyle ilgili Sayıştay raporlarında tespit edilen hususlar vardı. Buradaki gelirler normalde hazineye, bütçeye aktarılması gerekirken ilgili bakanlıkların bütçelerinde harcanmış yani denetimsiz harcanmış, denetlenmeden keyfî olarak harcanmış.” dedi.

“MUAFİYET VE İSTİSNALAR RANT DÜZENİ YARATIYOR”

Döner sermaye işletmelerinin  belirli firmalara faaliyet izni, muafiyet ve istisna uygulamalarının geçmişte ciddi yolsuzluk ve usulsüzlüklere zemin hazırladığını söyleyen Akay, “Burada kurulacak ve bu döner sermaye işletmesi istediği firmalara; millî parklarla ilgili faaliyet yapma yetkisi verecek, muafiyet verecek, istisna verecek, gelir payı katkısı sağlayacak. Geçmiş dönemde muafiyet, istisna ve indirimlerden dolayı bir sürü yolsuzluklar ve usulsüzlükler oldu.Döner sermaye işletmelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığında da benzer uygulamalar vardı, DÖSİMM'le alakalı, TURAŞ'ı hatırlayın, buradaki yolsuzlukları, usulsüzlükleri. Buradaki denetim boşluğundan dolayı bu yolsuzluklar, usulsüzlükler devam edecek.” diye konuştu.

CHP’Lİ AKAY’DAN ETKİN DENETİM ÇAĞRISI

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na çağrıda bulunan Milletvekili Akay, “Hazine ve Maliye Bakanlığını uyarıyorum: Size danışacaklarına göre denetleme usulünü sağlıklı belirleyin, maliyeden müfettiş atayın, Tarım ve Orman Bakanlığından müfettiş atayın ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulundan da denetçi atayın, gelirlerini, giderlerini, harcamalarını, ön izinlerini sağlıklı bir şekilde denetleyip burada Meclisin denetim görevini de en iyi şekliyle yapma imkânını sağlayın.” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

ilyaserbayyeni
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
26 Şubat, 2026 13:23 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ERKEN SEÇİMİN İLK SİNYALLERİ !

Seçim ekonomisi, ülkeyi yönetenlerin seçimlerde yeniden iktidara gelebilmek için; ekonominin araçlarını iktidar uğruna kullanması ve yönlendirmesi olarak kendini gösterir.

Nedir bunlar?

  • Çalışan kesimin maaş zamları,
  • Emekli maaşlarının artırılması
  • Asgari ücretin yükseltilmesi
  • Sosyal yardımların artırılması * Tarımsal destekler
  • Vergi oranlarının düşürülmesi * Vergi cezalarının affedilmesi * Vergi ödemelerinin ertelenmesi gibi toplumda memnuniyet yaratan faaliyetlerdir.
    Kredi genişlemesini teşvik edici uygulamalar, para arzının artırılması gibi uygulamaları da para politikasının seçim ekonomisinin emrine girdiğinin kanıtını oluşturan gelişmeler olarak sınıflandırabiliriz.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI GÖREVDEN AFFINI İSTERSE BİLİNKİ 6 AY SONRA SEÇİM VAR !

Ülkeyi yönetenler iktidarı garanti görmedikçe erken seçim kararı almaz. Seçim ekonomisi yöntemi oyları artırmanın en önemli yolu olarak görülür. Seçim ekonomisi öncesi Hazine ve Maliye Bakanı değişir. Erken seçimin en önemli göstergesi budur. Seçim ekonomisine yeni gelen bakanla geçilir.

Seçim ekonomisi dünyanın her yerinde az ya da çok uygulanan bir yaklaşımdır.
Bu tür uygulamalar demokrasinin geliştiği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin arttığı ekonomilerde düşük düzeyde kalırken, demokrasinin fazla gelişmediği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin azaldığı ekonomilerde daha çok görülür.

SEÇİM EKONOMİSİNİN İLK SİNYALLERİ GELMEYE BAŞLADI

İktidarın yoksulluğu bitirmek yerine yoksulluğu yönetmeyi tercih eden bir stareteji izlediğini biliyoruz. Bunu Yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma harcamaları için ayırdığı kaynaklara baktığımızda da görebiliyoruz.
Burada farklı bir yaklaşım söz konusu. Bu, yardımlarla yaşamını idame ettiren büyük bir kitleyi oy potansiyeli olarak gören gayri ahlakı bir yaklaşımdır.
Bu iktidar giderse yardımlar kesilir korkusunu hakim kılmaktır.

Son 3 yılda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Yoksullukla mücadele için ayırdığı kaynağa ve 2027 yılı için ayıracağı kaynağa baktığımızda 2026 son baharında yada en geç 2027 yılının ilk yarısında sandık geliyor diyebiliriz.
2024 yılında 299.8 milyar, 2025 yılında 378.7 milyar, 2026 yılı için 469 milyar TL. kaynak ayrılırken, 2027 yılı için çok büyük bir kaynak planlandığı görülüyor. 2026 yılına göre 2027 yılı için; yüzde 78 lik bir artışla 838.3 milyar TL kaynak yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlar için planlanmış.

Önceki yıllarda, yüzde 26, yüzde 24 gibi artışlar yapılırken bu artışın 2027 yılı için neredeyse ikiye katlanması erken seçimin önemli bir sinyalidir.

Tarıma ayrılan kaynakta da önemli artış var.
2026 yılı için tarıma yaklaşık 888,2 milyar lira kaynak ayrılması öngörüldü. Bütçeden tarımsal destek programları için ayrılan tutar da 135 milyar liradan, 168 milyar liraya yükseldi. Gelecek yıl için ise yatırım ödenekleri 190 milyar lira olarak öngörüldü.

SEÇİMİ KAZANMANIN YOLU, EMEKLİLERİN GÖNLÜNÜ ALMAKTAN GEÇİYOR

Emeklilerin içinde bulunduğu vahim durumun iktidarda elbetteki farkında. Fakat inatla emeklileri rahatlatacak en küçük bir adım atılmadı.
Seçime kısa bir süre kala emeklilerin gönlünü almak için kesenin ağzı açılacak. Bu kesin diyebiliriz.
SGK ya, en düşük emekli aylığının 40 bin TL ye çıkarılması için "çalışın" talimatı verildiği yönünde bir takım söylentiler var.
Kesenin ağzı önümüzdeki Temmuz ayında açılırsa bilin ki Seçim 2026 Ekim ayında. Bu memnuniyet verici artış 2027 Ocak ayına kalırsa, ki, buna ihtimal vermiyorum. Çünkü emeklilerin o zamana kadar dayanacak takati yok.

Seçim kazanmak uğruna uygulanan Seçim ekonomisi politikasından sonrasını yazmaya gerek var mı? İktidara kim gelirse gelsin,
her zaman olduğu gibi maaş zamları yine cebe girmeden, zamlarla, yüksek vergilerle geri alınacak.

Ülkenin bu kısır döngüden kurtulabileceğine hiç umudum yok.

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.