blank
Aylin Sarıoğlu tarafından
20 Aralık, 2025 14:04 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

CHP Safranbolu İlçe Başkanı Cumhur Onkardeşler: “Köylerimiz Sahipsiz Bırakılmış Durumda”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Safranbolu İlçe Başkanı Cumhur Onkardeşler, ilçe genelinde yürütülen çalışmalar ile köylerde tespit edilen sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıya Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse ile CHP İl Başkanı Vedat Yaşar katıldı.

Parti örgütü olarak ilçe başkanlığı ve yönetimi için yapılan seçimleri demokratik bir ortamda gerçekleştirdiklerini belirten Onkardeşler, parti üyeleri ve delegelerin özgür iradeleriyle kendilerine yetki ve sorumluluk verdiğini ifade etti. Parti içi demokrasiye katkı sunan tüm üyelere teşekkür eden Onkardeşler, basınla daha sık bir araya gelmek istediklerini söyledi.

Köy ve mahalle ziyaretlerinde vatandaşların CHP’ye olan ilgisinin her geçen gün arttığını gözlemlediklerini dile getiren Onkardeşler, bu ziyaretlerin artarak devam edeceğini vurguladı. Ülke genelinde yaşanan ekonomik sıkıntıların ilçede de derinden hissedildiğini ifade eden Onkardeşler, asgari ücret ve emekli maaşlarının geçim için yetersiz kaldığını, bunun sahada açıkça görüldüğünü kaydetti.

Ana muhalefet partisi olarak yerel sorunlara öncelik verdiklerini belirten Onkardeşler, vatandaşların sesi olmaya ve sorunlarını gündeme taşımaya devam edeceklerini söyledi. CHP’nin yeni parti programı doğrultusunda ülke sorunlarına yönelik çözüm önerilerini halkla paylaştıklarını da sözlerine ekledi.

Köylerdeki Sorunları Tek Tek Sıraladı

Köy ziyaretlerinde özellikle kırsal alanların sahipsiz bırakıldığını gördüklerini ifade eden Onkardeşler, taleplerin uzun süredir görmezden gelindiğini savundu. Sadece açılış ve protokol fotoğraflarında görünmenin yeterli olmadığını vurgulayan Onkardeşler, sorunlara zaman ayırarak çözüm üretilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bostanbükü Köyü’nde anayoldan köye giriş kavşağında sinyalizasyon bulunmamasının ciddi bir tehlike oluşturduğunu belirten Onkardeşler, ölümlü kazalar yaşanmadan önlem alınması gerektiğini söyledi. Aynı bölgede köy girişini rahatlatacak bir elektrik direğinin yerinin değiştirilmesinin dahi yıllardır yapılamadığını ifade etti.

Karşı Adalar Mahallesi’nde artan yapılaşma ve Galericiler Sitesi’nin yapılmasıyla mevcut köprünün yetersiz hale geldiğini belirten Onkardeşler, köylülerin taleplerinin dikkate alınmadığını savundu. Tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu Bostanbükü Köyü’nde şap hastalığı nedeniyle hayvan ölümlerinin yaşandığını, mandıra sahiplerinin büyük mağduriyet yaşadığını belirten Onkardeşler, bu konuda yetkililerden bugüne kadar herhangi bir açıklama yapılmadığını söyledi. Ayrıca hava kirliliği nedeniyle ağaçların kuruduğunu ve tarım ürünlerinin zarar gördüğünü ifade etti.

Yazıköy’de 6 Yıldır Süren Su Sorunu

Yazıköy’de altı yıldır devam eden su sorununun hâlâ çözülemediğini dile getiren Onkardeşler, doğalgaz çalışmaları sonrası bozulan yolların yapılmadığını ve köyün çamur içinde kaldığını söyledi. Ambulansların çamura saplandığını, hastaların battaniyeyle taşındığını belirten Onkardeşler, bu durumun Safranbolu’ya bitişik büyük bir köyde yaşanmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Yazıköy’de uzun süren elektrik kesintileri yaşandığını ve köylülerin muhatap bulamadığını ifade eden Onkardeşler, imar uygulamaları sonrası gündeme gelen 18. madde uygulamasının köyde huzursuzluk yarattığını, yetkililerin acilen halk toplantısı yaparak bilgilendirme yapması gerektiğini söyledi.

Ovacuma ve Konarı Köyleri de Gündemde

Ovacuma’nın beldeden köye dönüştürülmesi sonrası lisenin kapatıldığını ve nüfusun hızla azaldığını belirten Onkardeşler, pazarın eski canlılığını kaybettiğini ifade etti. Vatandaşların alışveriş için ciddi ulaşım masrafları yapmak zorunda kaldığını söyledi.

Konarı Köyü’nde ise su bulunmasına rağmen trafo yetersizliği nedeniyle susuzluk yaşandığını dile getiren Onkardeşler, Enerjisa’nın trafoları yenilemediğini ve yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını savundu. Okulun kapanmasıyla köyde tarımla uğraşan yalnızca birkaç ailenin kaldığını da sözlerine ekledi.

Yeni Hastane Çağrısı

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yetersiz kaldığını, Safranbolu Devlet Hastanesi’nin de yoğunluğu kaldıramadığını belirten Onkardeşler, yeni bir devlet hastanesinin yapılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Karabük Devlet Hastanesi yıkılırken bu yönde söz verildiğini hatırlatan Onkardeşler, yeni yapılacak hastanelerde zemin etüdünün titizlikle yapılması gerektiğini vurguladı.

Konuşmasının sonunda vatandaşların sorunlarının takipçisi olacağını belirten Onkardeşler, halkın içinde siyaset yapmaya devam edeceklerini ifade ederek, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, adaletli ve hakça bir paylaşımın olduğu bir ülkeyi Cumhuriyet Halk Partisi olarak yeniden inşa edeceğiz” dedi.

Haberin videosu için tıklayınız

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

blank
Berkay Doğan tarafından
21 Aralık, 2025 13:02 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Osmanlı’dan Safranbolu’ya Abkâme Mirası

Safranbolu’da, yaklaşık iki bin yıllık bir mutfak tekniği yeniden gün yüzüne çıkarıldı.

Uzman Sanat Tarihçi Esra Oğuzkağan Özkan ile Yüksek Mimar İbrahim Canbulat, II. Ulusal Tarihte Safranbolu Sempozyumu’nda sundukları bildiride, “Osmanlı’dan Safranbolu’ya Uzanan Bir Miras: 15. Yüzyıl Geleneğiyle Kaplarda Üretilen Sirkeler” başlığı altında Abkâme geleneğini anlattı.

Sunumda, Osmanlı mutfağında önemli bir yere sahip olan Abkâme’nin yalnızca bir sirke türü olmadığı, aynı zamanda köklü bir fermentasyon ve aroma tekniği olduğu vurgulandı. Haber Sitemizin Yazı İşleri Müdürü ve Uzman Sanat Tarihçi Esra Oğuzkağan Özkan, Abkâme’nin tarihsel serüvenine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Abkâme, yüzlerce yıldır adı aynı kalan fakat her çağda yeni bir anlam kazanan bir fermente sıvıdır. Sadece bir sirke çeşidi değil; hem ekşilik hem aroma taşıyan bir mutfak tekniğidir. Şirvânî’nin ‘Bu karışım tatlı ile ekşinin ustalıkla bir araya getirilmesidir’ sözü, Abkâme’nin tarih boyunca geçirdiği dönüşümü tek başına özetler.”

Özkan, Şirvânî’nin tarifinde Abkâme’nin küflenmiş ekmek unu, sirke ve tarçın, karanfil, safran gibi aromatik baharatların bir araya getirilmesiyle hazırlandığını belirterek, karışımın yaklaşık kırk gün boyunca güneş gören bir ortamda, üstü açık şekilde bekletildiğini ifade etti.

Abkâme’nin yalnızca ekşilik veren bir unsur olmadığını vurgulayan Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Burada özellikle vurgulamak isterim: Abkâme yalnızca sirke değildir; içindeki baharat karışımının kokusunu ve tadını yemeğe taşıyan aromatik bir sıvıdır. Bu yönüyle Osmanlı mutfağında sıradan bir ekşilikten çok daha fazlasını ifade eder.”

Sunumda, Safranbolu’da günümüzde bazı üreticilerin sirkeyi aynı küp ya da fıçıda yıllarca olgunlaştırmasının, Şirvânî’nin açık fermentasyon tekniğiyle benzerlik taşıdığına dikkat çekildi. Küp ve meşe fıçılarda oluşan doğal mikrofloranın, sirkenin tadını yumuşattığı ve aromayı derinleştirdiği belirtildi.

Yüksek Mimar İbrahim Canbulat’ın, sekiz yıldır aynı küpte olgunlaştırdığı Safranbolu sirkesiyle, Şirvânî’nin yöntemlerine uygun olarak Abkâme hazırladığı aktarılan bildiride, bu uygulamanın yalnızca teorik bir bilgi değil, yaşayan bir mutfak geleneği olduğu ifade edildi.

Özkan, Abkâme’nin tarihsel önemini şu sözlerle özetledi:

“Tarifler değişebilir, malzemeler dönüşebilir; ama tekniklerin taşıdığı kültürel hafıza kolay kolay kaybolmaz. Abkâme de tam olarak böyledir. Sasanîlerin pişirme tekniği, Abbasîlerin tat–denge anlayışı ve Osmanlı’nın aromatik fermentasyonu bugün Safranbolu’nun küp ve meşe fıçısı sirkelerinde yankı bulur.” Sunumda, Abkâme’nin Sasanîlerden günümüze uzanan yaklaşık iki bin yıllık bir tekniğin Safranbolu’da hâlâ yaşatılan son miraslarından biri olduğu vurgulandı. Oturumun sonunda ise Canbulat'ın hazırladığı Abkâme tadımları katılımcılara tek tek ikram edildi.

Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.