Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
10 Eylül, 2024 00:07 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Cankurtaran mesire alanındaki silahlı kavga olayıyla ilgili ikinci tutuklama

Artvin’in Borçka ilçesi Cankurtaran bölgesinde konaklamalı mesire alanı projesi ile ilgili geçtiğimiz hafta yaşanan silahlı kavga olayıyla ilgili eylemlerde konuşma yapan Halkevi yöneticisi bir kişi tutuklandı. Olayla ilgili tutuklanan şahsın köy kooperatifi adına ihaleye girip de mesire alanı projesini kazanamayan şahıs olduğu belirlendi.
Borçka ilçesi Çifteköprü köyü Cankurtaran mevkiinde yapımı planlanan Konaklamalı Mesire Alanı Projesi’ne karşı çıkan köylüler 3 Eylül günü, alana iş makinelerinin gelmesini protesto etti. İş makineleri indirilirken köylüler ile özel şirketin yetkilileri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle yüklenici şirket yetkililerinden Muhammet Ustabaş (42) tabancayla ateş etti. Kurşunların isabet ettiği köylülerden Gökhan Koyuncu (38), Reşit Kibar ve Ersan Koyuncu (36) yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin ilk müdahalede bulunduğu 3 yaralı, ambulanslarla Hopa Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan yaralılardan Reşit Kibar kurtarılamadı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, tabancayla ateş açan Muhammet Ustabaş ile suç aleti ruhsatlı silahın sahibi şirket çalışanı Fikret M. (41) gözaltına alındı. Adliyeye çıkartılan şüphelilerden Muhammet Ustabaş tutuklandı, Fikret M. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Olayın ardından köy sakinlerinden aynı zamanda Halkevleri yöneticisi Dursun Ali Koyuncu da önceki gün tutuklandı. Hayatını kaybeden Reşit Kibar için kentte eylemler sürürken, Kibar için yapılan eylemlerde yaptığı konuşmalardan kaynaklı gözaltına alınan köy sakinlerinden Artvin Halkevi Yöneticisi Dursun Ali Koyuncu, "Kamu görevlisine hakaret" ve "Kamu görevlisine mukavemet" suçlamasıyla tutuklandı. Koyuncu’nun geçtiğimiz günlerde mesire alanı için köylülere kendi projesini sunumunu yaptığı ortaya çıktı.
S.S. Çifteköprü Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi olarak ihaleye giren fakat ihaleyi kazanamayan köy kooperatifi, geçtiğimiz aylarda düzenlediği toplantıda bölgede nasıl çalışma yapılacağını anlatmış. Görüntülerde kendi projeleri ile ilgili sunum yapan Dursun Ali Koyuncu’nun köylülere hitaben “Biz oranın o güzelliğiyle gezilip görülmesi için piknik alanları yapalım istedik. Sürekli önümüze taş koydular. Karayolları binasını satışa çıkarttılar başvurduk alalım dedik. Düğün salonu yaparız dedik. Gençlerimiz orada çok güzel düğün yapar dedik ama anlatamadık. Biz tarihi dokuyu bozmayacağız ormana dokunmayacağız dedik. Oradaki karakolu mini butik otele çevirelim dedik. Kadınlarımız eli işi kahvaltı ürünleri filan yapsın yapılan ürünler burada satıldın dedik. Hayvancılığı arttırırız dedik” ifadelerini kullandığı dikkat çekti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Depremde Trabzon için asıl risk denizde değil karada

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Trabzon’un risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge olmadığını belirterek, "Önceki günkü deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak şehrimiz açısından daha da önemli olan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ). Bu fay zonu çok büyük depremler üretme kapasitesine sahip. Deniz içerisindeki depremlerden çok KAFZ’da meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir" dedi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre önceki gün saat 23.15’te Trabzon’un Ortahisar ilçesinin yaklaşık 28 kilometre açığında meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, depremin şaşırtıcı olmadığını dile getirdi. Özellikle alüvyal zeminlerde, heyelanlı alanlarda bulunan yapıların mutlaka Türk Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun yapılması, eğer yapılmadıysa kontrol ettirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Akın, "Depremin büyüklük ve şiddet kavramını bilmemiz gerekiyor. Şiddet Romen rakamıyla gösteriliyor ve hissettiğimiz sarsıntı gücüne göre değişiyor. Örneğin dolaplar ve avize sallandıysa bunun şiddeti farklı adlandırılıyor. Deprem büyüklüğü ise cihazlarla ölçtüğümüz aletsel büyüklüktür. Farklı büyüklükteki depremler aynı şiddette olabilir, aynı şiddetteki depremler farklı büyüklükte de olabilir. Sağlam olmayan zeminlerde şiddet daha fazla olacaktır. Çünkü şiddet yerel zemin şartlarına göre değişiyor. Bu son 3.7 büyüklüğündeki depremde de sahile yakın alüvyal zeminler daha fazla sallandı. Depremin olması bizim için şaşırtıcı değildi. Biz senelerdir Karadeniz içerisindeki faylardan bahsediyoruz. Burada depremler meydana gelebilir, normaldir. Karadeniz’de yine daha önce Gürcistan açıklarında ve Bartın’da 5-6’dan büyük depremler meydana geldi. Bölgemiz aslında aktif bir bölge. Her ne kadar deprem tehlikesi haritasında en büyük yer ivmesi 0.2 g olarak ifade edilse de zeminin kaya olduğu varsayımına dayanarak yapılan bir harita. Tabii ki bu harita yanlış değil. Bu bize bölgesel anlamda, parsel bazında da çalışmalar yapılması gerektiğini söylüyor. Heyelan içerisindeki bir yapı tabii ki bunu 0.2 g olarak hissetmiyor, daha büyük hissediyor. Kahramanmaraş depremlerinde de gördük, çok yüksek ’g’ kuvvetlerine ulaştık. Deprem açısından bölgemiz oldukça aktif. Depremden zarar görmemek tamamen bizim elimizde olan bir şey. Yapılarımızı uygun tasarlarsak; deprem, yapı ve zemin ilişkisini doğru kurarsak bir zarar görmeyiz. Trabzon risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge değil. Buna artık alışmamız lazım" şeklinde konuştu.

"Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda (KAFZ) meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir"
Bingöl Yedisu’da beklenen 7’den büyük bir depremin Trabzon’u oldukça olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Akın, "Deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak deprem açısından daha önemli olan Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAFZ). Çok büyük depremler üretebilen bir fay hattı. Bizim buna uzaklığımız yaklaşık 150 kilometre. Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir. Türkiye’nin en büyük depremi olan 7.9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depreminde Trabzon’da can kayıpları yaşandı. Yedisu bölgesinde 7’den büyük deprem bekliyoruz. Burada meydana gelebilecek deprem Trabzon için büyük bir problem oluşturabilir. Deniz içerisindeki faylar alüvyal alanlarda daha çok hissedilir. Meydana gelen deprem aslında çok yıkıcı bir deprem değildi, küçük büyüklükte ve düşük şiddetli bir depremdi" diye konuştu.

"Trabzon ve çevresinde tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum"
Alüvyal alanlarda deprem enerjisinin yükseldiğini kaydeden Akın, "Özellikle sosyal medyada kullanıcıları ‘avizeler hiç sallanmadı’ dediler. Çok doğrudur, avizeler sallanmadı. Bunun nedeni bizim depreme çok yakın, yaklaşık 20 kilometre uzakta olmamızdı. Biz sadece ’P dalgası’nı hissedebildik. Daha çok sallama şeklinde değil de alttan vurma etkisi oluşturan bir dalgadır. Dolayısıyla avizeler sallanmadı. Sadece binaların altından bir vurma etkisi meydana geldi. Trabzon ve çevresinde hayatı olumsuz etkileyebilecek düzeyde bir tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum. Kuzey Anadolu Fay Hattı bizim için daha önemli. Dikkate alınması gereken en büyük tehlike budur" ifadelerini kullandı.

"Çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum"
Artçı depremleri tahmin etmenin zor olduğunu belirten Akın, "Genellikle artçılar 1-2 derece düşük olur. Eğer bu öncü depremse daha büyük deprem olması beklenir. Fakat biz öyle bir deprem beklemiyoruz. Düşük bir ihtimal de olsa artçı olarak 1.5-2 büyüklüğünde depremler de meydana gelebilir. Bu tamamen fayın yüklendiği stres ve fayın geometrisine göre değişecektir. Bu deprem özelinde çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin