Karabük Postası tarafından
28 Ekim, 2016 07:37 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Çankırı Belediyesi Engelliler İçin Ahşap Boyama Kursu Açtı

ÇANKIRI Engellileri hayatın her alanına dâhil eden önemli proje ve çalışmaların gerçekleştirildiği Çankırı’da, yeni bir proje daha hayata geçirildi. Çankırı Belediyesi, okul eğitimi almamış 23 yaş üstü engelli gençler için ahşap boyama kursu açtı. Çankırı Belediyesi, okul eğitimi sürecine dâhil olamamış engellilerin hayallerini gerçeğe dönüştüren bir etkinliğe imza attı. Belediye Engelli Koordinasyon Merkezinde verilen ahşap boyama kursu ile engelliler hem yeteneklerini geliştirecek hem eğlenecek hem de bir meslek öğrenecek. Kurs sonunda ortaya çıkan renkli ahşap oyuncaklar, sergilenerek halka buluşacak. İki eğitmen ve belediye yetkilileri gözetiminde ilk derslerine katılan engelliler, ellerinde fırçalar ve boyaları ile hayallerindeki tasarımları ve renkleri ahşap oyuncaklarla birleştirdi. Ahşaplar, engellilerin elinde rengârenk oyuncaklara dönüştü. Engelli vatandaşları hayatın içerisinde hak ettikleri noktaya taşıyabilmek için Çankırı’yı engelsiz bir kent haline getirmek amacı ile çaba sarf ettiklerini belirten Belediye Başkanı İrfan Dinç, “ Engelli vatandaşlarımız için yaptığımız çalışmalarımızda onların yaşam standartlarını yükseltmek önceliğimizdir. Bu kursumuzla da engellilerin birçok işi tıpkı bizim gibi yapabileceğini göstermek istedik. Üretmek, engelli ya da engelsiz hepimize biçilmiş bir kaftan. Kursumuza katılan bu özel kardeşlerimizin Engelliler Koordinasyon Merkezimizde kendilerini evlerinde gibi rahat hissetmelerini istiyoruz.” dedi. Dinç, verdikleri motivasyon ile engellilerin kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamayı istediklerini de kaydetti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.