Buğdayların atası 12 bin yıllık siyez, toprakla buluştu - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Aralık, 2023 20:24 tarihinde yayınlandı
0
0

Buğdayların atası 12 bin yıllık siyez, toprakla buluştu

Kastamonu’da buğdayın atası olarak bilinen 12 bin yıllık siyez buğdayı, toprakla buluştu. Sulama yapılmadan kar sularıyla kendini besleyen siyez buğdayının bereketini gören çiftçiler üretim kapasitesini arttırmayı hedefliyor.

Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde yaklaşık 12 bin dekar alanda ekilen ve buğdayın atası olarak bilinen coğrafi işaretli ürün siyez buğdayının ekimine başlandı. Bölgede “kabulca”, “kaplıca” veya “Hitit bulguru” olarak da bilinen siyez buğdayının ekimi, kar yağışı öncesinde çiftçiler tarafından gerçekleştirildi. Hiçbir kimyasal madde kullanılmadan ekilen siyez buğdayı, sulanmadan ve hiçbir gübre kullanılmadan, kar suyuyla yetişiyor. Ağustos ayında da hasadı yapılan siyezden aldıkları rekolteden ve vatandaşların gösterdiği ilgiden büyük memnuniyet duyan ilçedeki çiftçiler, üretimi arttırmayı hedefliyor.

“2024 yılında hasadını yapacağımız siyez buğdayımızın ekimini yapıyoruz”

İhsangazi’de çiftçilik yapan Vahittin Ciğerci, “2024 yılında hasadını yapacağımız siyez buğdayını ekiyoruz. Allah cümlemize hayırlısını nasip etsin, verimli bir hasat nasip etsin. İnşallah Temmuz ya da Ağustos ayları içerisinde hasadını da yapacağız. Şimdilik çok iyi, Allah müsaade etti. Bu yıl kar yağışı olmadı henüz, ekimimiz tam zamanına denk geldi. Aslında siyez buğdayı, kış ayında kar yağdığında ekilmesi gerekiyor. Çünkü siyez, kabuklu olduğu için en ufak bir zarara uğramaz. Onun için şu anda siyez tohumunun ekme zamanı” dedi.

“12 bin yıllık ata tohumu siyez buğdayımızı ekiyoruz”

İhsangazi ilçesinde siyez üreticiliği yapan genç çiftçi Yasin Ciğerci ise, “Bugün tarlamıza 12 bin yıllık ata tohumu siyez buğdayımızı ekiyoruz. Hava şartlarından dolayı siyez buğdayımızı ekememiştik. Yeterli yağış olmadığından ve yağmur yağmadığından dolayı siyezi ekemedik. Yağmurlu havadan sonra tarlamızda ekime hazırlık süreçlerimiz gerçekleşti. Tarlamızı hazır hale getirdik. Tarlayı hazır hale getirdikten sonra siyez buğdayımızı toprakla buluşturuyoruz. Siyez, bizim için çok önemli. Geçim kaynağımız siyez buğdayını ektikten sonra yaz ayında hasadını yapıyoruz. Hasat ettikten sonra taş değirmenimizde işliyoruz” diye konuştu.

80 dönümlük tarlalarını siyezle buluşturduklarını ifade eden Sebahattin Ciğerci ise “Şu anda 80 dönümlük tarlamıza siyez ekiyoruz. 12 bin yıllık olan ata tohumumuz siyezi inşallah toprakla buluşturuyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
tasarim19
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
28 Mart, 2026 14:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Hüseyin Lütfi Ersoy’un “Karabük Tarihi” Eseri Tanıtıldı

Araştırmacı yazar Hüseyin Lütfi Ersoy, “Karabük Tarihi” adlı eserini basın kahvaltısıyla tanıttı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan arşiv belgeleri ve saha araştırmalarıyla hazırlanan kitap, kentin geçmişine ışık tutan önemli bir kaynak olarak dikkat çekerken, Ersoy eserin daha geniş kitlelere ulaştırılması temennisinde bulundu.

Ersoy, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:  “Bu eser aslında yıllar önce yerel araştırmacılar tarafından ortaya konmuş bir çalışmanın devamı niteliğinde. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu tür kaynakların elde bulunmadığını görüyoruz. Gönül isterdi ki Karabük Tarihi kitabımızdan binlerce adet basılarak Karabük’teki tüm okullara dağıtılsın. Çünkü biz yerel araştırmacılar, akademik bir dilden ziyade halkın anlayabileceği bir üslupla yazmayı tercih ediyoruz. Bu eser de yaklaşık yüzde 40 akademik, yüzde 60 ise halkın anlayabileceği bir dil ve üslupla kaleme alınmıştır.

Kendi emeğim, göz nurum olan bu eser için çok fazla övgüde bulunmak istemem; ancak şunu ifade edebilirim ki bu kitap önemli bir kaynak eserdir. Osmanlı arşivlerinden Cumhuriyet arşivlerine kadar Karabük coğrafyasına dair tüm belgeler tarandı. TBMM kayıtları, kanunnameler, kararname ve arşiv belgeleri tek tek incelendi. Bunun yanında saha araştırmaları yapıldı, köyler gezildi, halkla birebir görüşmeler gerçekleştirildi; rivayetler ve sözlü tarih çalışmaları derlenerek bu eser ortaya kondu.

Elbette bu kitabın daha geniş kitlelere ulaşmasını isterdik. Ancak imkânlar kısıtlı. Bu noktada maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen kıymetli hemşehrilerimiz Yaşar Gürle ve Ahmet Ulusoy’a teşekkür ediyorum. Ben buna sponsor değil, destek diyorum. Çünkü sponsorlukta karşılıklı menfaat, destekte ise dua vardır.

Ayrıca bu süreçte katkı sunan, yanımızda olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün burada bulunamayan ancak gönlü bizimle olan isimlere de şükranlarımı sunuyorum. Karabük’ün kültürel ve tarihî değerlerine sahip çıkan herkese minnettarım.

Yazar için en mutlu an, eserinin matbaadan çıktığı o ilk andır. Ben de bu duyguyu yıllar önce yaşamıştım. İnşallah bundan sonraki çalışmalarımız da aynı şekilde destek bulur ve Karabük’e katkı sunmaya devam eder.”

Bizi sosyal medyadan takip edin