BARTIN Üniversitesi’nde ÖYP’li Araştırma Görevlisi Mehmet Emin Aktan, doktora çalışması kapsamında ürettiği rehabilitasyon robotu “diagnobot” aynı anda teşhis koyup, tedavi yapabiliyor. Bartın Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin ÖYP’li Araştırma Görevlisi Mehmet Emin Aktan, teşhis koyup, tedavi yapabilen yerli robot üretti. Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Akdoğan danışmanlığında yürüğü çalışmadan bahseden Aktan, “Yaklaşık 15 yıldır fizik tedavi amaçlı çalışmalar yapan danışman hocam Doç. Dr. Akdoğan ile dünyadaki örneklerinin üstünde bir robot yapmayı başardık. Söz konusu “diagnobot” isimli robot hem teşhis koyup hem de tedavi edebiliyor. Robot aynı anda 2 hastanın tedavisine de imkân tanıyor.” dedi. Maliyetleri 10 kata kadar düşürecek Türkiye’de ilk olan çalışmanın bu alandaki maliyetleri 10 kata kadar düşürdüğünü de vurgulayan Aktan, “Fizik tedavi robotları Amerika, Japonya ve İsviçre tarafından seri üretimi yapılmaktadır. “diagnobot” ile oldukça yüksek maliyete sahip ithal robotların maliyetinden 10 katı kadar tasarruf sağlayabiliriz. Aynı zamanda terapist sayısının az olduğu ülkemizde, ihtiyaçlar da göz önünde bulundurulduğunda bu robotlarla daha fazla sayıda hastaya hizmet verilebilir.” diye konuştu. Bu özelliklere sahip ilk yerli robot Aktan, üretilen robotun aynı anda teşhis koyup, tedavi yapabildiğini de vurgulayarak, “diagnobot”un bu özelliklere sahip ilk yerli robot olduğunu ifade etti. Aktan, “Tamamen özgün ve yerli kaynaklar kullanılarak çalışmamızı tamamladık. Dünyadaki örneklerinin üstünde özelliklere sahip bir robot üretildi. Yurt dışında birkaç robotun yapabildiği işi ‘diagnobot’ tek başına yapabiliyor. Veri tabanları sayesinde verilere cep telefonuyla ulaşan doktor, gerekli işlemleri gerçekleştirebiliyor.” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’NİN AFRİKA AÇILIMINDA KARABÜK ÜNİVERSİTESİNİN ÖZEL MİSYONU
Afrikanın uranyum, altın, elmas, petrol, demir, kömür, doğalgaz, fosfat gibi değerli madenleri tüm emperyal güçlerin ilgisini çekiyor. Sahadaki aktörler; ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa gibi ülkeler.
Türkiye'nin Afrikadaki konumu ise çok daha farklı! Türkiye kendi tarihi tecrübesini, siyasal ve kültürel birikimini, sahip olduğu olanak ve kaynakları karşılıklı güven ve yarar temelinde bu ülkelerle paylaşıyor. Ülkemize olan güven bu nedenle hergeçen gün daha da artıyor. Afrikalı liderlerin sık sık ülkemizi ziyaret ettiklerine tanık oluyoruz.
Geçtiğimiz Salı günü Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ülkemize resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. İki ülke arasında tam 9 anlaşma imzalandı. Tinubu ülkemize duyduğu güveni ve minnet duygularını sık sık samimiyetle ifade etti. Batının sömürüsü ve zulmü altında ezilen bu mazlum devletler için en güvendikleri ülke Türkiye
Dünyanın en zengin yeraltı kaynaklarına sahip Afrika ülkeleri bu madenleri kendileri işleyemiyor. Zaten sömürü de burada başlıyor. Zengin yeraltı kaynaklarına sahip Afrika 19. yüzyılın sonlarında, Fransa, İngiltere, Hollanda gibi Avrupa. ülkeleri tarafından sömürülmeye başladı.
Fransa, her yıl Afrika’dan yaklaşık 500 milyar dolar temin ettiği bu sömürge sistemi olmadan ayakta durmaya henüz hazır değil. Afrika'daki bu değişim en çok Fransayı rahatsız ediyor. Nihayet, Afrikalı liderler, sömürgeci ülkelere isyan bayrağını açtı. "Elinizi gırtlağımızdan çekin! Yeter artık" demeye başladılar. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kongo ziyaretinde, Devlet Başkanı Felix Tshisekedi tarafından azarlanmıştı.
Afrikanın yetişmiş, eğitimli insan gücü yok. Bunu gören ve iyi değerlendiren Türkiye işte bu yüzden üniversitelerinin kapılarını Afrikalı öğrencilere sonuna kadar açtı. Sanayi şehri Karabük'te 2007 yılında kurulan Karabük Üniversitesinde (KBÜ) bugün 52 bin öğrenci eğitim görüyor. Üniversitedeki 12 bin yabancı öğrencinin yarısı Afrikadan. 19 yılda onbinlerce Afrikalı öğrenci mezun olup ülkelerine döndü. Sayı her geçen yıl artıyor. Bu öğrencilerin en çok ilgi duydukları alan mühendislik. Yeri gelmişken KBÜ Kurucu Rektörü Prof.Dr. Burhanettin Uysal'ı rahmetle anıyorum. Ruhu şâd olsun. Emekleri unutulmaz. Burhanettin hocayı bugünlerde çok arıyoruz! Tüm Karabüklülerin ve bölge halkının sevgisini kazanmış, gönüllerde taht kurmuş değerli bir bilim insanı idi. Önemli ve kıymetli olan da budur. Zordur bazı makamların hakkını vermek!
Karabük Üniversitesi başta olmak üzere, ülkemizdeki tüm üniversitelerden mezun olan Afrikalı genç mühendislere ülkelerine döndüklerinde çok iş düşecek. Afrika Açılımı politikamızda Karabük Üniversitesinin rolü çok büyük. 2023 yılında bu konuya dikkat çeken bir makale yazmıştım. Bugün geldiğimiz noktada bu politikamızın ne kadar isabetli ve başarılı olduğunu görmek beni mutlu ediyor. Anadili gibi, mükemmel derecede Türkçe konuşan bu gençler ülkelerine döndüklerinde devlette çok önemli görevlere geliyorlar. Bakan olanlar bile var. Üniversiteyi Türkiye’de okuyan Somali Adalet Bakanı son kabine değişikliği ile Savunma Bakanı olmuştu.
Kıta ülkeleriyle ilişkilerimiz son yıllarda büyük ivme kazandı. Afrika açılımı ile Türkiye'nin kıtayla ticaret hacmini 50 milyar doların üzerine çıktı. Türk Hava Yolları, Afrikada 40 in üzerinde ülkeye uçuyor. Kara kıtanın bu mazlum insanlarını dünya ile buluşturuyoruz. Her geçen, gün kültür ve dostluk bağlarımız daha da kuvvetleniyor.
Ülkemizde eğitim gören Afrikalı öğrenci sayısı hızla artıyor. Afrika açılımının bana göre en önemli ayağı budur. En genç üniversitelerimizden olan Karabük Üniversitesi bu konuda başı çekiyor. Zaman zaman karşılaştığım bu sıcak kanlı gençlerle sohbet ediyorum. Ülkemize duydukları güven ve minnet gözlerinden okunuyor. Ülkemizde eğitim gören her Afrikalı ögrenci bizim kıtadaki gönüllü kültür elçilerimiz.
Türkiye Afrika'daki sömürü düzenine çomak sokmuştur. Ülkemizin Afrika açılımı politikası meyvelerini vermeye başladı diyebiliriz. Bu derin politika, kesinlikle stratejik bir başarıdır, kararlılıkla sürdürülmelidir.