Bu köyde yoldan geçenlere iftar geleneği 16 yıldır sürüyor
Gümüşhane-Bayburt karayolu üzerinde her Ramazan ayında binlerce kişinin ücretsiz iftar yaptığı Geçit köyündeki iftar sofrası geleneği 16 yıldır sürüyor.
Tarihi İpek Yolu üzerinde Gümüşhane-Bayburt arasındaki Vauk Dağı’nın eteklerinde yer alan ve kent merkezinde 30 kilometre uzaklıkta bulunan Geçit köyünde yaklaşık 16 yıl önce başlayan iftar geleneği köylülerin, köy derneğinin ve ülke genelindeki Geçit köylü hayırseverlerin katkılarıyla sürüyor. Köyde kurulan iftar sofrasında Gümüşhane’deki bir yemek fabrikasından getirilen üç çeşit yemek vatandaşlara sunuluyor. Kadınlar için özel bir alanın bulunduğu iftar programında köy muhtarı, dernek yetkilileri, köy imamı ve köylüler, her gün kurdukları masalarda sıraya girerek yemeklerini alan vatandaşlara iftarlarını yaptıktan sonra yine ücretsiz olarak çay ikram ediyor.
“Vatandaşlarımızın misafirperverliğini hissettik”
Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever’in de katıldığı iftarda, yoldan geçen tır şoförleri, kamyoncular ve vatandaşlar oruçlarını açtı. Vali Tanrısever, “2024 yılının Ramazan ayının ilk orucunu ilimize bağlı Geçit köyünde açtık. Geçit köyü vatandaşlarının uzun yıllardır devam ettirdiği, yoldan geçen herkese iftar verdikleri programa dahil olduk bugün. Bugün gördük ki yine her yıl olduğu gibi Bayburt’tan, Samsun’dan, değişik illerimizden gelen vatandaşlarımız burada oruçlarını açtılar. Hep beraber olduk, misafirperverliklerini burada hissettik. Ramazan-ı Şerif’in ilk orucunu da burada vatandaşlarımız ve yolcularımızla açmaktan mutluyuz. Allah kabul etsin” dedi.
“İlk kez denk geldim, çok hoşuma gitti”
Bayburt’tan Gümüşhane istikametine giderken tabelaları gördüğünü söyleyen tır şoförü Murat Ar, “Ben yoldan geçerken denk geldim. Çok hoşuma gitti, gerçekten köylülerin sıcak davranışı hoşuma gitti. Bir de sayın valimize denk geldik, o da çok sıcak davrandı. Ben haftada bir bu yolu kullanıyorum. Bundan sonra denk geldikçe duracağım. Yıllardır burada süren bir gelenekmiş. Allah razı olsun diyorum” diye konuştu.
KBÜ’de Türkmenistan’ın Daimi Tarafsızlık Statüsü’nün 30. Yılına Özel Program
Karabük Üniversitesinde düzenlenen programda, Türkmenistan’ın Daimi Tarafsızlık Statüsü’nün 30. yılı ve Birleşmiş Milletler tarafından 2025’in “Uluslararası Barış ve Güven Yılı” ilan edilmesi dolayısıyla iki ülke arasındaki kardeşlik bağları vurgulandı.
Karabük Üniversitesi (KBÜ), Türkmenistan’ın Daimi Tarafsızlık Statüsü’nün 30. yıl dönümü ile Birleşmiş Milletler tarafından 2025’in “Uluslararası Barış ve Güven Yılı” ilan edilmesi dolayısıyla düzenlenen programa ev sahipliği yaptı.
KBÜ ev sahipliğinde gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve Türkiye ile Türkmenistan’ın milli marşlarının okunmasıyla başladı.
Etkinliğe; Türkmenistan Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Handurdu Turayev, Karabük Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berdi Sarıyev, KBÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Yakşi, KBÜ Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER) Müdürü Doç. Dr. Mustafa Polat, akademisyenler ve çok sayıda Türkmenistanlı öğrenci katıldı.
“DAİMİ TARAFSIZLIK, BARIŞÇIL DIŞ POLİTİKANIN TEMEL TAŞIDIR”
Türkmenistan Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Handurdu Turayev, Türkmenistan’ın 12 Aralık 1995’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla “Daimi Tarafsızlık” statüsü kazandığını hatırlatarak, bunun yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda küresel barış açısından da tarihi bir kazanım olduğunu söyledi.
Turayev, Türkmenistan’ın 30 yıldır barışçıl dış politika anlayışıyla hareket ettiğini belirterek, “Daimi tarafsızlık; yalnızca çatışmalardan uzak durmak değil, aynı zamanda diyalog, güven, iş birliği ve barışçıl etkileşim üzerine inşa edilmiş bir dış politika yaklaşımıdır.” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler’in 2025 yılını Türkmenistan’ın girişimiyle “Uluslararası Barış ve Güven Yılı” ilan ettiğini hatırlatan Turayev, 12 Aralık 2025’te Aşkabat’ta düzenlenecek “Uluslararası Barış Konferansı”nın dünya liderlerini barış ve güven temelinde bir araya getirmeyi amaçladığını ifade etti.
Konuşmasında üniversitelerin barış kültürünün gelişmesindeki rolüne de değinen Turayev, Karabük Üniversitesinin bu alanda önemli bir misyon üstlendiğini belirterek, akademinin kültürlerarası diyaloğun gelişmesine katkı sunduğunu söyledi.
KBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, üniversitenin uluslararası öğrenci çeşitliliği bakımından Türkiye’nin önde gelen yükseköğretim kurumları arasında yer aldığını ifade etti.
Türkmenistan’dan 600’ün üzerinde öğrencinin KBÜ’de eğitim gördüğünü belirten Karaş, “Bu tablo, aslında neden burada olduğumuzu çok iyi anlatıyor. Geniş bir uluslararası topluluğa sahibiz. Bu potansiyel Türkiye’de çok az üniversitede var.” ifadelerini kullandı.
“TÜRKMENİSTAN’IN BARIŞÇI DIŞ POLİTİKASI KÜLTÜREL BİR MİRASA DAYANIYOR”
Karabük Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Yakşi, Türkmenistan’ın tarafsızlık politikasının tarihsel ve kültürel birikime dayandığını belirterek, bu anlayışın Türkmen düşünce dünyasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Yakşi, Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ilişkilerin tarihî ve kültürel temellere dayandığını vurgulayarak, gençlerin bu ilişkilerin geleceğinde belirleyici rol oynayacağını ifade etti.
“TÜRKMEN VE TÜRK BAYRAKLARI 34 YILDIR YAN YANA DURUYOR”
İki ülke arasındaki kardeşlik vurgusunu güçlü ifadelerle dile getiren Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berdi Sarıyev, Türk ve Türkmen kimliklerinin yakınlığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bu iki bayrağa bakın; 34 yıldır yan yana duruyor. İki milleti birbirine bağlayan kelimeler bile neredeyse aynı: Türk ve Türkmen… Aradaki ‘men’, hepimiz demektir. Bizim hepimizi temsil eder. Bu birliği hiçbir zaman unutmamalıyız.”
Program kapsamında şiir dinletisi ve müzik performansları sunulurken, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğrencileri tarafından Türkmenistan’ın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Küşdepdi dansı sahnelendi. Etkinlik, geleneksel kıyafet defilesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.(