Karabük Postası tarafından
19 Ekim, 2018 13:55 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Bozok Üniversitesi Öğrencileri Safranbolu’ya hayran kaldı

Yozgat Bozok Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü 2. Sınıf öğrencileri teknik gezi için Safranbolu’ya geldi. Bozok Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Seçilgül Meydan Yıldız önderliğinde Safranbolu’yu ziyaret eden Şehir ve Bölge Planlama Bölümü 2. Sınıf öğrencileri, kentin özellikle tarihi bölümüne hayran kaldıklarını ifade ettiler. Safranbolu’da iki gün kalan öğrenciler, kentin yeni ve tarihi bölümünde incelemeler yaparken, Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer’i de makamında ziyaret ettiler. Ziyaretten mutluluk duyduğunu kaydeden Ürkmezer; “ Safranbolu kültürel ve tarihi zenginlikleri ile Osmanlı’dan günümüze bozulmadan gelebilmiş ender şehirler arasında yer almakta.  Devletimizin, Kamu Kurumlarımızın ve bilinçli halkı ile korumacılıkta bir marka olmayı başarmış, diğer kentlere de her zaman örnek teşkil etmiştir” dedi. Bu bağlamda, kenti her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiğini ve burada memnuniyet ve hayranlıkla ayrıldığını ifade eden Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer; “Yozgat Bozok Üniversitemizin değerli öğrencilerinin  Safranbolu’muza gelip buradaki şehircilik anlayışını incelemeleri, örnek almaları bizleri mutlu etmiştir. Ben başta Hoca hanım olma üzere tüm öğrencilerimize bir kez daha Osmanlı’nın Parmak İzi Safranbolu’muza hoş geldiniz diyorum” diye konuştu. Öğrenciler ziyaretin ardından Safranbolu Belediyesine geçerek İmar ve Şehircilik Müdürlüğünden kent hakkında bilgiler aldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.