blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Kasım, 2024 16:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Bolu’da 30 bin fidanla yangınların yaraları sarılıyor

Bolu’da yaz aylarında çıkan orman yangınları sebebiyle küle dönen binlerce hektar alan içerisinde ‘Milli Ağaçlandırma Günü’ dolayısıyla 30 bin adet fidan dikilerek yaralar sarılıyor.
Bolu tarihinin en büyük orman yangını olarak kayıtlara geçen Göynük yangınında 2 bin 500 hektardan fazla alan küle dönmüştü. Bekirfakılar köyündeki ormanlık alanda 15 Ağustos günü çıkan yangın, ekiplerin dik yamaçlardaki 72 saatlik zorlu mesaisi neticesinde 3 günde kontrol altına alındı. Derin yara bırakan yangının ardından 11 Kasım Milli Ağaçlandırma gününde yüzlerce kişiyle bölgede ağaçlandırma yapıldı. Yaklaşık 30 bin adet fidanın Bolu’nun çeşitli bölgelerine dikileceğini ifade eden Orman Bölge Müdürü Mahmut Şentürk, yangınların yaralarının sarıldığını ifade etti.

“Yaklaşık 30 bin adet fidan toprakla buluşturulacak”
30 bin adet fidanın Bolu’nun çeşitli bölgelerinde toprakla buluşturulacağını dile getiren Orman Bölge Müdürü Mahmut Şentürk, “Buradaki orman yangını Bolu tarihinin en büyük orman yangını idi. Yaklaşık 3 gün içerisinde kontrol altına alınmış ve kimsenin burnu kanamadan söndürülmüştü. Hep birlikte böylesine büyük bir yangını bertaraf etmiş olduk. Bolu’nun diğer ilçelerinde de fidan dikimimiz devam ediyor. Yaklaşık 30 bin adet fidan toprakla buluşturulacak. Hummalı bir çalışma var. Doğadaki yaralarımızı sarmaya devam ediyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Fevzi Aydın tarafından
13 Ocak, 2026 13:31 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

GELİR DAĞILIMINDA ADALET…

DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ

Fevzi Aydın

Geçmişten günümüze gelir dağılımında siyasetin, siyasi iktidarların başarılı olamadığı bir konu, gelir dağılım…

Zamanla çalışanlar, sendikalarının gücü oranında ücret artışlarında, önemli kazanımla sağlamışlar…

Geçmişte kamu kurumları sayısının fazla olması nedeniyle sendikalı çalışanlar, ücret artışı konusunda daha avantajlıydı…

Sendikasız kesimin ücret artışları ise devamlı sendikalı çalışanların altında seyrederdi…

Kamu, ücret artışlarında sendikal alana daha fazla pay ayırırken, sendikasız alan ise ücret artışlarından daha az pay alabilmiş…

Doksanlı yıllardan sonra hızlanan özelleştirme furyası, kamu alanını daraltırken, özel sektör alanını oldukça genişletti…

Kamu kurumlarının özelleştirilmesi nedeniyle, kamu ve özel sektörde çalışanlar arasında makas oldukça açıldı…

Özel sektör alanının genişlemesiyle birlikte, asgari ücret ağırlıklı, bir çalışma hayatı oluştu…

Siyasetin son döneminde sendikalar, üyelerine ücret artışı ve sosyal haklar sağlamaktan ziyade, siyasi iktidarın yörüngesinden çıkamadığı için işlevsiz hale geldi…

Kamu kesimi ile emekli kesimin bir kısmı sendikalı olmasına rağmen, sendikaların toplu sözleşmelerde etkisizliği, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ana nedeni…

Ücret artışlarını enflasyona bağlayan ekonomi ve siyaset, TÜİK’in açıkladığı gerçekten uzak enflasyon rakamlarını kabul ederken, açıklanan enflasyon rakamları, gelir dağılımındaki adaletsizliği artıran ana faktör…

TÜİK’in baskılayarak açıkladığı enflasyon rakamları, çalışma hayatı ve emekli kesimin ücret artışlarının, kısaca ekonomik değerlerin temel göstergesi…

Ekonomi politikasını değiştiren siyaset, seçim dönemlerinde aldığı ekonomik kararlarla çalışma hayatı biraz iyileşse de rahatlık, uzun süreli olmakta çok uzak kaldı…

Türkiye’de ekonomi, seçim öncesi iktidarın her alanda yaptığı ücret artışlarıyla rahatlarken, seçim sonrası ise, seçim öncesi yapılan artışlar katlanarak, sosyo-ekonomiye zam olarak geri dönmekte…

Son yıllarda, asgari ücretin genel ücret haline getirilmesinde önemli rol oynayan ekonomi yönetimi ve sendikalar, çalışma hayatında çalışanlar adına büyük bir kayba ve adaletsiz gelir dağılımına yol açtı…

Aynı enflasyon rakamları olmasına rağmen, çalışma hayatıyla birlikte emekli kesimine yapılan dengesiz artışlar, bir kesime fazla, diğer kesime az yapılan artışlar, sosyo-ekonominin dengesini bozdu…

Bugün TÜİK rakamlarına göre net asgari ücret, 28.075.TL; ekonomisini Türkiye’nin desteklediği, Kıbrıs Türk Kesiminde ise net 52.738.TL…

Türkiye ile Kıbrıs Türk Kesimi arasında fark neredeyse iki katı…

Türk ekonomi yönetimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomi yönetiminden, ders almalı demek yanlış olmaz herhalde…

Son yapılan seçimlerden sonra iktidar, kendine has ekonomi politikasından istediği sonucu alamayınca, ABD, IMF ve Dünya Bankası destekli, Ortodoks ekonomi sistemine döndü…

Çalışma hayatına ve emekli kesime zam vermeme konusunda deneyimli olan yeni ekonomi politikasıyla, sosyo ekonomi daralarak adaletsiz gelir dağılımı daha da arttı…

Halka sırtını dönen iktidar, piyasalardaki fahiş fiyat artışına engel olamazken, başka alanlara dağıttığı finans ve garanti ödemeleri ile meydana gelen açıklarını, ekonomik reçetelerle, vergilerle halkın sırtına yüklemeye devam ediyor…

Halk, kendisine refah getirecek iktidar ve iktidarları seçebilecek iradeye sahip olduğunda, sorunu kendisi çözecektir…

Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.