Bayram tatilinde gümrük kapılarından toplam 1 milyon 126 bin 761 yolcu geçti - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Temmuz, 2023 12:11 tarihinde yayınlandı
0
0

Bayram tatilinde gümrük kapılarından toplam 1 milyon 126 bin 761 yolcu geçti

Ticaret Bakanlığı, bayram tatilinde gümrük kapılarından toplam 1 milyon 126 bin 761 yolcu geçtiğini açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, sınır kapılarından 22 Haziran- 2 Temmuz tarihleri arasında 111 bin 689 araç giriş ile birlikte 611 bin 71 yolcu ülkemize giriş yaptığı belirtilerek, “Aynı tarihler arasında toplamda 83 bin 326 araç çıkışı ile birlikte 515 bin 690 yolcu çıkışı gerçekleşmiştir. Kurban Bayramı boyunca toplamda 195 bin 15 araç giriş çıkışı gerçekleşirken 1 milyon 126 bin 761 yolcu giriş çıkışı olmuştur. Kurban Bayramı tatili boyunca en çok kullanılan gümrük kapısı 52 bin 30 yolcu aracı ile 214 bin 44 vatandaşımızın giriş yaptığı Kapıkule Sınır Kapısı oldu” denildi.

Açıklama şöyle devam etti:

“Yoğunluğu en fazla olan kapılardan Habur Sınır Kapısı 55 bin 358 yolcu ve 8 bin 179 yolcu aracı, Sarp Sınır Kapısı ise 153 bin 677 yolcu ve 8 bin 351 yolcu aracı, Gürbulak Gümrük Müdürlüğü’nde ise 27 bin 995 yolcu ve 1 bin 709 yolcu aracı, Dilucu Gümrük Müdürlüğü’nde ise 31 bin 851 yolcu ve 4 bin 773 yolcu aracı ile işlem sağlanmıştır. Doğu Anadolu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne bağlı kara sınır kapılarımızdan toplam 77 bin 515 yolcu ve 7 bin 943 yolcu aracı giriş çıkış işlemi gerçekleşmiştir.

Kapıkule Sınır Kapısı’nda en yoğun gün 2 Temmuz Pazar günü olurken 6 bin 992 araç girişi gerçekleşmiştir. Avrupa’ya açılan bu kapımızda bayram boyunca günlük ortalama 4 bin 730 araç girişi olurken 19 bin 459 yolcumuzda giriş yapmıştır.” (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay