Karabük Postası tarafından
14 Kasım, 2016 14:40 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Başkan Vergili Yeni Mahalle Sakinleriyle Bir Araya Geldi

Gezici Başkanlık Ofisi uygulaması ile her gün bir mahallede mahalle sakinleri buluşarak sıkıntıları bizzat kendilerinden dinleyen Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, Yeni Mahalle sakinleri ile bir araya geldi. Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, Gezici Başkanlık Ofisi uygulamasına Yeni Mahalle ile devam etti. Hafta içi her gün mahalle sakinleriyle bir araya gelen Başkan Vergili, sorunları yerinde tespit ederek çözüm üretiyor. Mahalle toplantıları kapsamında Yeni Mahalle’ye giden Başkan Vergili’yi Mahalle Muhtarı Hüseyin Kıymazarslan ve mahalle sakinleri karşıladı. Yeni Mahalle’de öncelikli konular arasında temizlik sorunu konuşuldu. Başkan Vergili; “Mahallelerde süpürge arabaları temizliyor. Üstelik temizlik elemanları da temizliyor. Muhtarımızın temizlik elemanı yetersiz kalıyor demesine karşılık, Karabük’e 160 tane temizlik elemanı tutmam lazım. 160 tane temizlik elemanının sigortası, vergisi 400 bin lira yapıyor. Senede 5 milyon yapar. 7 seneden bu yana görevdeyim. Toplamda 35 milyon yapar. Ben yaptığım projeleri tasarruflarla yaptım. Her bir kuruşu düşünerek harcadım. Karabük’te hiç kabul edilmeyen bir olay var. Ben Avrupa’da bir tane temizlik elemanı görmüyorum. Türkiye’de hane başına çıkan çöp 2,5 kg, Avrupa’da 13 kg. Günde 2,5 kg çöp çıkartıyoruz, Karabük’ü çöplüğe çeviriyoruz” dedi. Vatandaşların sorunlarını dinleyen Başkan Vergili, mahalle sakinleriyle bir süre sohbet ettikten sonra Yeni Mahalle’deki Gezici Başkanlık Ofisi için oluşturulan Başkanlık makamından ayrıldı.
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.