Haber Merkezi tarafından
05 Haziran, 2025 16:29 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Başkan Çetinkaya’dan Karabük’ün il oluşunun 30. yılına özel mesaj

Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, Karabük’ün 6 Haziran 1995 tarihinde il statüsüne kavuşmasının 30. yılı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı.

Karabük’ün 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Türkiye’nin 78. ili olduğunu hatırlatan Çetinkaya, şehrin tarihî ve ekonomik yapısıyla Türkiye’nin kalkınmasında önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.

“Cumhuriyet tarihimizin ilk ağır sanayi hamlesine ev sahipliği yapan Karabük, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kalkınma vizyonunun önemli bir parçası olmuştur,” diyen Çetinkaya, Karabük’ün demir-çelik fabrikasıyla sadece şehirleşmenin değil, aynı zamanda üretim ve istihdamın da sembolü haline geldiğini belirtti.

Karabük’ün ilçeleri ve kültürel değerleriyle Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne katkı sunduğunu ifade eden Başkan Çetinkaya, Karabük Belediyesi olarak bu yürüyüşe güçlü bir şekilde eşlik ettiklerini söyledi.

“Şehrimizi daha yaşanabilir, daha çağdaş ve üretken hale getirmek için altyapıdan çevre projelerine kadar pek çok alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz,” diyen Çetinkaya, 30 yıllık kazanımları daha ileri taşımayı hedeflediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonunun Karabük ayağını kararlılıkla inşa ettiklerini vurgulayan Çetinkaya, mesajını şu sözlerle tamamladı:

“Karabük’ün il olmasında emeği geçen tüm devlet büyüklerimizi rahmet ve minnetle anıyor, geçmişten bugüne bu şehir için emek veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Karabük’ümüzün il oluşunun 30. yıl dönümünü kutluyor, tüm hemşehrilerime sevgi, saygı ve muhabbetlerimi iletiyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.