Karabük Postası tarafından
10 Haziran, 2016 14:12 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Başkan Aksoy Camikebir Mahallesi Sakinleri ile Orucunu Açtı

Safranbolu Belediyesi Mahalle İftarlarının dün akşamki programı Camikebir mahallesinde yapıldı. Tarihi Muallimler Birliği Binasında gerçekleşen iftar programına mahalle sakinlerinin ilgisi de oldukça yoğundu. Kur’an tilaveti ile başlayan iftar programında oruçların açılması ve duaların okunmasının ardından mahalle sakinlerine hitap eden Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy; “Rabbim bu gün iftar sofrasında buluşturduğu gibi  ep birlikte bayramlara da erişmeyi nasip etsin inşallah” dedi. Aksoy şöyle konuştu, “Değerli hemşerilerim: Bu gün Ramazan Ayının 4. gününü tamamladık. Mahalelerimizde hemşerilerimiz ile birlikte olmaya devam ediyoruz. Bu gün Camikebir mahalemizde sizlerle birlikte olmanın oruçlarımızı hep birlikte açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bilindiği üzere hartık mahalle iftarlarımız geleneksel hale geldi. İftarlar sayesinde hem sizlerle biraraya geliyoruz hem de eskilerde olduğu gibi komşuluk ilişkilerini canlandırmaya gayret gösteriyoruz.” “Mahallelerine taşınıp hala Safranbolu’da nüfus kaydını aldırmayanlar yıl sonuna kadar aldırsınlar. Çünkü nüfus oranı elli bini aştığında çok daha fazla gelire sahip olacağız” diyen  Başkan Aksoy; “Bu vesile ile çok daha fazla hizmet yapabilme olanağına sahip olacağız. Sizlerden istirhamım kayıt olmayan arkadaşlarımıza komşularımıza kayıtlarını yaptırmalarını söyleyelim. İftar programımıza iştirak eden siz değerli hemşerilerime teşekkür edior, iftarı finanase eden işadamımızdan da Allah Razı olsun diyorum” dedi. Aksoy, Konuşmasının ardından mahalle sakinleri ile bir süre daha sohbet ederken çocuklara pamuk şeker ikramı yapıldı.  

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.