blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Ocak, 2026 12:37 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

BARÜ’nün TÜBİTAK destekli projesiyle yenilikçi hibrit aerojel malzemeler geliştirilecek

BARTIN (İHA) – Bartın Üniversitesinin (BARÜ), TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) 1001 programı kapsamında desteklenen projesiyle savunma sanayisi ve havacılık gibi stratejik alanlara yönelik yüksek performanslı yeni nesil hibrit aerojel malzemeler geliştirilecek.
Bartın Üniversitesi Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Erkartal’ın yürütücülüğünü yaptığı proje, TÜBİTAK-ARDEB "1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı" kapsamında desteklenmeye hak kazandı.
"Elektromanyetik Dalga Soğurma ve Yüksek Sıcaklık Uygulamaları İçin Polimer Türevli Seramik / MOF Türevli Nanomalzeme Tabanlı Hibrit Aerojellerin Tasarımı ve Geliştirilmesi" başlıklı proje ile elektromanyetik dalga soğurma ve yüksek sıcaklığa dayanım gerektiren uygulamalara yönelik hafif, dayanıklı ve yüksek performanslı yeni nesil aerojel malzemelerin tasarlanması hedefleniyor.
Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Mustafa Erkartal, "Proje kapsamında, polimer türevli seramikler ile MOF türevli nanomalzemelerin bir araya getirildiği ileri fonksiyonel özelliklere sahip hibrit aerojel malzemeler üzerine çalışacağız. Bu yenilikçi yaklaşım; radar soğurma sistemleri, elektromanyetik kalkanlama, yüksek sıcaklık yalıtımı ve zorlu çalışma koşullarında performans sürekliliği gibi kritik alanlarda kullanılabilecek. Çalışmanın savunma sanayisi, havacılık ve ileri mühendislik uygulamalarına önemli katkılar sunması hedeflenmektedir. Proje, ülkemizin stratejik teknoloji alanlarındaki dışa bağımlılığının azaltılmasına ve katma değeri yüksek malzeme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir adım niteliği taşımaktadır" dedi.
Proje çalışmaları, BARÜ’nün ihtisaslaşma alanı projeleri kapsamında kurulan ve enerji, savunma ile ileri fonksiyonel malzemeler odağında ulusal ve uluslararası araştırmaların yürütüldüğü Multifunctional Sustainable Energy Materials Laboratory (MuseLab – Çok Fonksiyonlu Sürdürülebilir Enerji Malzemeleri Laboratuvarı) bünyesinde gerçekleştirilecek.
Bartın Üniversitesinin stratejik alanlara yönelik yenilikçi projeler üretmeye devam ettiğini belirten BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, TÜBİTAK desteği kazanan çalışmasından dolayı Doç. Dr. Mustafa Erkartal’ı tebrik ederek başarılarının devamını diledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

blank
Mustafa Akgün tarafından
23 Ocak, 2026 12:53 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Çocukları Suça Sürükleyen Zincir

Son yıllarda Karabük dahil birçok ilde çocuk yaşta işlenen ağır suçlar, yalnızca adli bir vaka olarak değil, derin bir toplumsal sorun olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar, çocukları şiddete sürükleyen sürecin tek bir nedene değil; eğitimden kopuş, yoksulluk, kötü çevre etkisi, dijital içerikler ve psikososyal eksikliklerin birleşimine dayandığını vurguluyor.

EĞİTİM DIŞINA İTİLEN ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA

Bilimsel araştırmalar, eğitim çağındaki çocukların okuldan uzaklaşmasının, suça sürüklenme riskini ciddi oranda artırdığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre okul; çocuk için yalnızca akademik bilginin verildiği bir alan değil, aynı zamanda denetim, rehberlik ve sosyal aidiyet sağlayan temel bir yapı niteliği taşıyor.

Araştırmalar, çocukların eğitimden kopmasının yalnızca bireysel bir sorun olmadığını; aile içi iletişim ve eğitim yetersizliğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Aile ortamında şiddete maruz kalan, aşağılanan ya da sürekli küçümsenen çocukların, özgüven eksikliği yaşadığı ve bu durumun eğitim sürecini olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Uzmanlar, sağlıklı bir eğitim sürecinin yalnızca okulda değil, aile içinde destekleyici ve güvenli bir ortamın varlığıyla mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Aksi durumda, eğitimden uzaklaşan çocukların sosyal risklerle daha kolay karşı karşıya kaldığı vurgulanıyor.

Eğitim dışında kalan çocuklar, boş zamanlarını kontrolsüz ortamlarda geçirirken, bu durum kötü alışkanlıklara ve yanlış rol modellere daha açık hale gelmelerine neden oluyor.

PARASIZLIK VE KIRILGANLIK

Uzmanlara göre, ceplerinde harçlığı olmayan ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan çocuklar, kısa yoldan kazanç vadeden kişi ve grupların etkisine daha açık hale geliyor. Sosyolojik araştırmalar, ekonomik yoksunluğun çocukları kırılganlaştırarak “kullanılabilir” bir konuma ittiğini ve bu durumun suç örgütleri ile kötü niyetli çevreler için önemli bir risk alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra, gençlerin geleceklerine dair umutlarının zayıflaması, birikimlerin yetersizliği ile ev ya da araba satın almak gibi temel yaşam hedeflerine ulaşamayacakları düşüncesiyle büyümeleri; gündelik yaşamda artan tüketim alışkanlıkları, kaliteli yaşam algısı ve markalı giyimin bir prestij göstergesi olarak sunulması da çocuklar üzerindeki baskıyı artıran unsurlar arasında yer alıyor.

SOSYAL MEDYA VE TELEFON BAĞIMLILIĞI

Son yıllarda yapılan akademik çalışmalar, kontrolsüz sosyal medya ve telefon kullanımının çocukların duygu düzenleme becerilerini zayıflattığını ortaya koyuyor. Şiddet içerikli paylaşımlar, zorbalık ve sanal dünyada kurulan kimlikler, çocukların gerçeklik algısını olumsuz etkileyebiliyor.

Uzmanlar, özellikle ergenlik döneminde sosyal medyanın, öfke ve saldırgan davranışları normalleştiren bir etki oluşturabildiğine dikkat çekiyor.

KÖTÜ ÇEVRE VE ÇOCUKLARIN KULLANILMASI

Araştırmalar, suça karışan birçok çocuğun eylemi planlayan değil, uygulayan konumda olduğunu ortaya koyuyor. Yetişkinler ya da daha büyük yaş grupları tarafından yönlendirilen çocuklar, çoğu zaman yaptıkları eylemin sonuçlarını tam olarak kavrayamıyor.

Uzmanlar, çocukların bu şekilde kullanılmasının hem hukuki hem de ahlaki açıdan ağır bir istismar biçimi olduğuna dikkat çekiyor.

SOSYAL MEDYA, FİLM VE DİZİ ÖZENTİSİ

Kontrolsüz sosyal medya kullanımı ile şiddet içerikli film ve diziler, çocukların dünyayı algılama biçimini doğrudan etkiliyor. Psikologlar, özellikle suçun “kahramanlık”, “güç” veya “intikam” üzerinden yüceltildiği yapımların, kimlik arayışındaki çocuklarda özenti davranışları tetiklediğini belirtiyor.

Bu tür içerikler, çocuklarda şiddeti meşrulaştıran ve empati duygusunu zayıflatan bir etki oluşturabiliyor.

MADDE KULLANIMI VE ZİHİNSEL GELİŞİM SORUNLARI

Madde kullanımının erken yaşlara inmesi, çocuklarda dürtü kontrolünü zayıflatırken saldırgan davranış riskini artırıyor. Bunun yanı sıra zihinsel gelişim geriliği, dikkat eksikliği ve davranış bozuklukları gibi sorunların erken teşhis edilmemesi, şiddet eğilimini besleyen bir başka önemli faktör olarak öne çıkıyor.

UZMANLAR: ÇOCUKLAR KORUNMAZSA TOPLUM KAYBEDER

Uzmanlar, çocuk suçluluğunun bireysel bir problem değil, önlenememiş bir toplumsal sorumluluk olduğunun altını çiziyor. Çözümün; eğitimden kopuşun önlenmesi, ekonomik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, dijital içerik denetimi, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve risk altındaki çocukların erken dönemde tespit edilmesinden geçtiği ifade ediliyor. Bilimsel veriler, bir çocuğu suça sürükleyen temel unsurun doğuştan kötülük değil; ihmal edilen eğitim, yoksulluk ve yanlış rol modeller olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.