BARTIN Üniversitesi’ndeki konferansta 101 yıl önce İngiliz Ordusu’nun 5 generali, 277 subay ve 13 bin 300 eriyle Türk Ordusu’na teslim olmasıyla birlikte yaşanan zafer anıldı. Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından “Kut’ül Ammare Zaferini Yeniden Düşünmek” adlı bir konferans gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, “Ecdadımız bin yıllar boyunca büyük ve kutlu bir yürüyüşün neferleri oldu. Tarihler 29 Nisan 1916’yı gösterdiğinde de aynı büyüklük, Bağdat’ın 170 kilometre güneyinde bulunan Kût’ül Ammare kasabasında İngiliz Ordusu’nun 5 generali, 277 subay ve 13 bin 300 erinin Türk Ordusu’na teslim olmasıyla bir kez daha vasıl oldu. Bu büyük zaferin 101’inci yılında bizlere her zaman ilham kaynağı olan kahramanlarımızı rahmet ve şükran ile anıyorum” dedi. Unutulan Zafer: Kut’ül Ammare Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özcan ise Kut’ül Ammare Zaferi’nin geçen yıla kadar neredeyse hiç hatırlanmadığını ifade etti. Özcan, “Geçtiğimiz yıl 100’üncü yılını kutladığımız bu büyük zafer bugüne kadar hep ihmal edildi. Cumhurbaşkanımız tarafından geçen yıl yapılan bir açıklamayla gündeme gelen bu zafer ile ilgili çalışmalar yapılmalı, atalarımız rahmet ve saygıyla anılmalıdır” diye konuştu. “Kut’ül Ammare Zaferiyle ilgili bilimsel çalışmalar yapılmalıdır” Özcan, 101 yıl önce yaşanan zaferle ilgili bilimsel çalışmaların önemine de vurgu yaparak, “Kutü’l Ammare Zaferi’yle ilgili yapılan nereye dayandığı belli olmayan yorum örneklerinde zaferi unutturan ‘fail bir bilinç’ ile ilişkilendirilerek konu daha fazla gizemli ve duygusal bir zeminde popüler tarihe malzeme olmaktadır. Unutma ve hatırlama pratiklerinin tam olarak nereye kime ait olduğuyla gizemli bilinci yorumlamak yerine, tabii bir süreç olarak görmek ve bilimsel çalışmalar yapmak gerekmektedir” şeklinde konuştu. Etkinlik öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ardından, Rektör Uzun’un Özcan’a teşekkür belgesini vermesiyle son buldu.
TÜRKİYE’NİN AFRİKA AÇILIMINDA KARABÜK ÜNİVERSİTESİNİN ÖZEL MİSYONU
Afrikanın uranyum, altın, elmas, petrol, demir, kömür, doğalgaz, fosfat gibi değerli madenleri tüm emperyal güçlerin ilgisini çekiyor. Sahadaki aktörler; ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa gibi ülkeler.
Türkiye'nin Afrikadaki konumu ise çok daha farklı! Türkiye kendi tarihi tecrübesini, siyasal ve kültürel birikimini, sahip olduğu olanak ve kaynakları karşılıklı güven ve yarar temelinde bu ülkelerle paylaşıyor. Ülkemize olan güven bu nedenle hergeçen gün daha da artıyor. Afrikalı liderlerin sık sık ülkemizi ziyaret ettiklerine tanık oluyoruz.
Geçtiğimiz Salı günü Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ülkemize resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. İki ülke arasında tam 9 anlaşma imzalandı. Tinubu ülkemize duyduğu güveni ve minnet duygularını sık sık samimiyetle ifade etti. Batının sömürüsü ve zulmü altında ezilen bu mazlum devletler için en güvendikleri ülke Türkiye
Dünyanın en zengin yeraltı kaynaklarına sahip Afrika ülkeleri bu madenleri kendileri işleyemiyor. Zaten sömürü de burada başlıyor. Zengin yeraltı kaynaklarına sahip Afrika 19. yüzyılın sonlarında, Fransa, İngiltere, Hollanda gibi Avrupa. ülkeleri tarafından sömürülmeye başladı.
Fransa, her yıl Afrika’dan yaklaşık 500 milyar dolar temin ettiği bu sömürge sistemi olmadan ayakta durmaya henüz hazır değil. Afrika'daki bu değişim en çok Fransayı rahatsız ediyor. Nihayet, Afrikalı liderler, sömürgeci ülkelere isyan bayrağını açtı. "Elinizi gırtlağımızdan çekin! Yeter artık" demeye başladılar. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kongo ziyaretinde, Devlet Başkanı Felix Tshisekedi tarafından azarlanmıştı.
Afrikanın yetişmiş, eğitimli insan gücü yok. Bunu gören ve iyi değerlendiren Türkiye işte bu yüzden üniversitelerinin kapılarını Afrikalı öğrencilere sonuna kadar açtı. Sanayi şehri Karabük'te 2007 yılında kurulan Karabük Üniversitesinde (KBÜ) bugün 52 bin öğrenci eğitim görüyor. Üniversitedeki 12 bin yabancı öğrencinin yarısı Afrikadan. 19 yılda onbinlerce Afrikalı öğrenci mezun olup ülkelerine döndü. Sayı her geçen yıl artıyor. Bu öğrencilerin en çok ilgi duydukları alan mühendislik. Yeri gelmişken KBÜ Kurucu Rektörü Prof.Dr. Burhanettin Uysal'ı rahmetle anıyorum. Ruhu şâd olsun. Emekleri unutulmaz. Burhanettin hocayı bugünlerde çok arıyoruz! Tüm Karabüklülerin ve bölge halkının sevgisini kazanmış, gönüllerde taht kurmuş değerli bir bilim insanı idi. Önemli ve kıymetli olan da budur. Zordur bazı makamların hakkını vermek!
Karabük Üniversitesi başta olmak üzere, ülkemizdeki tüm üniversitelerden mezun olan Afrikalı genç mühendislere ülkelerine döndüklerinde çok iş düşecek. Afrika Açılımı politikamızda Karabük Üniversitesinin rolü çok büyük. 2023 yılında bu konuya dikkat çeken bir makale yazmıştım. Bugün geldiğimiz noktada bu politikamızın ne kadar isabetli ve başarılı olduğunu görmek beni mutlu ediyor. Anadili gibi, mükemmel derecede Türkçe konuşan bu gençler ülkelerine döndüklerinde devlette çok önemli görevlere geliyorlar. Bakan olanlar bile var. Üniversiteyi Türkiye’de okuyan Somali Adalet Bakanı son kabine değişikliği ile Savunma Bakanı olmuştu.
Kıta ülkeleriyle ilişkilerimiz son yıllarda büyük ivme kazandı. Afrika açılımı ile Türkiye'nin kıtayla ticaret hacmini 50 milyar doların üzerine çıktı. Türk Hava Yolları, Afrikada 40 in üzerinde ülkeye uçuyor. Kara kıtanın bu mazlum insanlarını dünya ile buluşturuyoruz. Her geçen, gün kültür ve dostluk bağlarımız daha da kuvvetleniyor.
Ülkemizde eğitim gören Afrikalı öğrenci sayısı hızla artıyor. Afrika açılımının bana göre en önemli ayağı budur. En genç üniversitelerimizden olan Karabük Üniversitesi bu konuda başı çekiyor. Zaman zaman karşılaştığım bu sıcak kanlı gençlerle sohbet ediyorum. Ülkemize duydukları güven ve minnet gözlerinden okunuyor. Ülkemizde eğitim gören her Afrikalı ögrenci bizim kıtadaki gönüllü kültür elçilerimiz.
Türkiye Afrika'daki sömürü düzenine çomak sokmuştur. Ülkemizin Afrika açılımı politikası meyvelerini vermeye başladı diyebiliriz. Bu derin politika, kesinlikle stratejik bir başarıdır, kararlılıkla sürdürülmelidir.