Artvin Deriner Barajı’nda yaban keçileri görüntülendi
Artvin’deki Deriner Barajı, yüksek yapısıyla dikkat çekerken, yaban keçilerinin su ve yiyecek arayışında doğal ömür alanı haline gelmiş durumda.
Artvin’de bulunan Türkiye’nin en yüksek barajı olan Deriner Barajı, yaban keçilerinin doğal ömür alanlarından biri haline geldi. Kent merkezine sırf 3 kilometre aralıkta yer alan baraj, 249 metre gövde yüksekliğiyle dikkat çekerken, etrafında yaban keçilerinin sıkça görüldüğü bir bölge haline geldi.
Barajın güvenlik vazifelileri, son günlerde cep telefonu kameralarıyla yaban keçilerinin manzaralarını kaydetti. Manzaralarda, bilhassa bir anne keçi ile yavrularının taşlar üzerinde dinlenmesi dikkat çekti. Yaban keçileri, yiyecek ve su arayışıyla sıkça baraj etrafına gelirken, bu doğal hayat alanı keçiler için değerli bir kaynak oluşturuyor.
ELİNE ALDIĞINDA ANLARSIN AMA ARTIK İŞ İŞTEN GEÇMİŞTİR !
Fıkra anlatmayı severim. Çalışma hayatımın uzun yılları güzel yurdumun dört bir köşesini dolaşmakla geçti. Her yörenin kendine özgü mizah anlayışı vardır. Çok fıkra derledim. Bir ara kitap çıkarmayı düşünmüştüm kısmet olmadı. Çoğu zaman, uzun cümlelerle anlamakta zorlandığınız bir şeyi mizah yolu ile kolayca ve etkili bir şekilde anlatırsınız. Fıkralar ve karikatürler bu işe yarar.
25 yıl kadar önce idi. Büyük bir şirketin eğitim ve kalite departmanından sorumlu idim. Şirkette yıl sonu baloları yapılırdı. Kendisini aydın, sosyal demokrat biri olarak tanımlayan, egosu boyundan büyük bir CEO muz vardı. Aslında asosyal ve psikolojik sorunları olan biriydi. Aşırı otoriteden güç alan, çalışanlarına mobing uygulayan, bana göre zavallı bir karakterdi. Yine bir yıl sonu kutlamasında, aldığı alkolün de etkisiyle; oldukça kalabalık bir ortamda , "Kaliteci! Nasıl gidiyor eğitim işleri? Personelin eğitim planlama listelerini oluşturdun mu? diye bana takıldı. Karşılık olarak kendisine "'Eğitim konusu ihmale gelmez, ciddi kaynak ayırmak gerekiyor. En son görüşmemizde "Kaynak konusunda sıkıntımız var" demiştiniz. "Eğitim konusunu size bir fıkra ile anlatayım. Önemi daha iyi anlaşılacaktır" dedim. "Ucu bana dokunamayacaksa anlat bakalım" dedi. Dokunup dokunmayacağına dinledikten sonra siz karar verin dedim. Anlatmaya başladım. "Doğu illerindeki bir ağanın en büyük zevki, kar üzerine çişiyle imzasını atmakmış. Bu nedenle kar yağmaya başladığı andan itibaren köyde hayvanlar dahil hiç kimse sokağa çıkamazmış. Kar biraz kalınlaşınca, ağa sırtına kürkünü giyer ve köy meydanına gelirmiş. Yanında da en yakın yardımcısı, kahyası Haso. Ağa sırtını köye doğru döner sonra sorarmış:
'Ula Hasso, ahali bakiy mi…? '
Hasso cevap verirmiş:
'Evet ağam, hepisi de bir olmuş, pencerelerden bakir.' Ağa çisiyle karın üzerine imzasını atarmış 'Abdullah Cizrelioğlu'. Sonrada bir nokta koyarmış ve sorarmış:
'Hala bakirler mi….? ' -'He ağam, hem bakirler hem de çılgın gibim alkışliirler.' Her sene aynı tören sürermiş. Aradan 7 yıl geçmiş. Ağa yine, kar tuttuktan sonra, çıkmış köy meydanına. Sormuş Hasso'ya:
'Ahali bakir mi…?' -'He ağam, bakiirler, köpekler, kediler bile camdadır.' Ağa 'Abdullah' diye adını , arkasından 'Cizrelioğlu' diye soyadını yazmaya başlamış ki; kalakalmış, çünkü yaş gereği prostat….!
Halka rezil olmak var. Alçak sesle Hasso'ya sormuş:
'Bakiirler mi…?'
'He ağam, bakiirler de, sen ne diye durdin öyle…..? ' Ağa çaresiz:
'Ula gel yanıma, arkanı dön ahaliye, tamamla şunu.' diye emretmiş. Hasso bir an durmuş, sonra çişini yapmaya hazırlanmış ve ağanın kulağına eğilip :
'Ağam' demiş, 'Kırk yıldır kafama vurdin, salak dedin, sırtıma vurdin aptal dedin. Ha bu kulun okumayı yazmayı öğrenmek için kursa gitmek istedi, göndermedin ki hele bi ucuni tut da yazının devamını sen yaz.' … Ağa köylüye rezil olmamak için mecbur kalır, ve imzayı tamamlar. Haso'yu okuma yazma kursuna gönderip eğitim aldırmadığına pişmandır, ama artık çok geç. Eline almak zorunda kalmıştır." Eğitimi ihmal edip, kaynak ayırmazsak, ağanın durumuna düşmemiz kaçınılmaz. diyerek fıkrayı bitirdim. Fıkra bittiğinde bir kişi hariç herkes kahkahalarla gülüyordu.
Evet, tahmin ettiğiniz gibi, ertesi günü, egosuna dokunduğunu düşündüğü bu basit mizahın bile intikamını alma derdine düşmüştü garibim! Çok sürmedi zaten, emekliliğime 1 yıl kala yollarımızı ayırdık.