Karabük Postası tarafından
18 Ağustos, 2021 12:08 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Arsız tüp hırsızı aynı iş yerine ikinci kez gelince arkasına bakmadan kaçtı

Safranbolu ilçesinde piknik tüplerini çalan ve ertesi gün geldiği aynı iş yerindeki sanayi tüpünü otomobiline yüklemeye çalıştığı sırada fark edilip kovalanan hırsız, güvenlik kamerasına yakalandı. Safranbolu Küçük Sanayi Sitesi’nde Mustafa Tutmaz isimli vatandaş iş yerindeki tüpleri başka bir dükkana taşımaya başladığı sırada bir şeyler almak için büfeye gitti. Tüplerin yanında kimsenin olmadığını fark eden bir kişi otomobiliyle yaklaşıp 3 piknik tüpünü otomobiline koyup kaçtı. Güvenlik kamerasına yansıyan o anlarda 1 tüpün araçtan yola düşerek yuvarlandığı görüldü. İş yeri sahibi, yolda yuvarlanmış halde gördüğü tüpü görünce durumdan şüphelenip saydığı tüplerin eksik olduğunu tespit etti. Güvenlik kamerasını izleyen Tutmaz, tüplerin çalındığını anlayınca durumu polise bildirdi. Ekipler olayla ilgili inceleme başlattı. “AYNI İŞ YERİNE YİNE GELDİ” Güvenlik kameralarını inceleyen polis ekipleri plakasını tespit ettiği otomobilin ve hırsızın peşine düştü. Hırsız ertesi gün aynı iş yerine gelerek bu seferde sanayi tüpünü çalmaya çalıştı. O sırada olay yerinden geçmekte olan A.A isimli bir vatandaş tüpü aracına yüklemeye çalışan hırsızı fark etti. Panik yapan hırsız aracına binip kaçmaya çalışırken, iş yeri sahibi Tutmaz’ın komşusu aracın kapısını tutmaya çalışsa da başarılı olamadı. O anlar anbean güvenlik kamerasına yansırken, polis ekiplerinin çalışmalarının sonucunda hırsız yakalandı. Hakkında çok sayıda suç kaydı bulunduğu öğrenilen şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından hakim karşısına çıkarılan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Konuyla ilgili gazetecilere konuşan Mustafa Tutmaz, hırsızlığın yaşandığı anda büfede olduğunu belirterek, yerdeki küçük tüpü görünce durumdan şüphelendiğini söyledi. “NEREDE KIRMIZI KARTAL GÖRSEM TÜPLERİMİ ÇALACAKLAR DİYE ŞÜPHELENİYORUM” “Polis kameralardan şüphelileri tespit etti ki 2 saat öncesi yine çalmışlar” diyen Tutmaz “Kırmızı bir kartal bizim tüpleri almış. Ertesi günü yine aynı şahıs, yine aynı araç öğlen vakti yine tüp çalmaya gelmiş. Bu sefer sanayi tüpünü almaya gelince karşı komşum aracı yakalıyor ama kaçıyor. Öyle korktuk ki artık bedenimiz, tenimiz para etse bizi bile çalacaklar. Nerede bir kırımızı kartal görsem tüplerimi çalacaklar diye şüpheleniyorum. Psikolojim bozuldu” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.