Anzer ballarının referansı alındı - Karabük Haber Postası
Karabük
İmsak 05:25
Güneş 06:50
Öğle 13:03
İkindi 16:25
Akşam 19:06
Yatsı 20:25
İftara son --:--
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Ağustos, 2024 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Anzer ballarının referansı alındı

Rize’nin coğrafi işaretli ürünü olan Anzer balında hakiki olup olmadığı artık yayladaki çiçeklerin listesi ile değil referanslı kovan ile belirlenecek.

Bu yıla kadar Anzerli arıcılar ballarının sağımını gerçekleştirdikten sonra kooperatifleri ve Rize İl Tarım ve Orman Müdürlüğü aracılığı ile tahlil edilmesi için Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü’ne gönderiyordu. Burada laboratuvar ortamında incelenen ballar Anzer’deki çiçek çeşitliliği bakımından inceleniyor ve çıkan rapora göre, Anzer balı olup olmadığına karar veriliyordu. Uygun ballar Rize Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından üzerine coğrafi işaret bandrolü vuruluyor, diğer ballar ise işlemsiz sahibine teslim ediliyordu. Bu yıl ise Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Rize İl Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında bir protokol yapıldı. Protokole göre Hacettepe Üniversitesi Anzer’deki bal üretiminin yoğun olduğu 10 bölgeye kendi kovanlarını 1 ay sonra açmak için kurarak mühürledi. Kendi kovanlarındaki referans ballar sayesinde coğrafi işaretli Anzer balının olup olmadığı tahlil edilecek.

Referans balların sağımı yapıldı

27 Haziran tarihinde Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Aslı Özkırım, arıcılığın yoğun olduğu 10 bölgeye giderek referans balların alınacağı kovanları mühürledi. Mühürlenen kovanlar bal sağım döneminde açılmak üzere kendi başına bırakıldı. Bal sağım döneminin gelmesi üzerine Prof. Dr. Aslı Özkırım, Anzer yaylasında bulunan mühürlü kovanların yanına giderek mühürlerini tek tek açtırıldı. Açılan kovanlardan alınan peteklerin sağımı yapıldı. Yapılan sağımlar kavanozlara koyulmasının ardından Hacettepe Üniversite’ne götürülmek üzere tekrardan mühürlendi. Üniversitede yapılacak olan çalışmaların neticesinde referans ballar ile Anzerli arıcıların balları tahlil edilecek.

“Ortalama kovan başı 2 kilo civarında rekolte var”

Mühürlü kovanlar sayesinde diğer kovanlarda da ortalama bal miktarının belirlendiğini ifade eden Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Aslı Özkırım, “Hem Aşağı Anzer hem de Yukarı Anzer’de arıcılığın yoğun yapıldığı 10 mevkii belirledik. Bu 10 mevkide Hacettepe Üniversite’nin de bir kovanı oldu. Bu kovanları mühürledik. Arıcıların bütün kovanlarını mühürlemedik. Ben bir kez mühürleyip gittim. Şimdi bal sağımına geldim. Mühürlemekte şu oluyor. O kovan Hacettepe üniversitesine ait o kovan açılamaz. Mühürleme Tarım ve Orman Bakanlığımıza ait olduğu için Rize İl Tarım ve Orman İl müdürlüğü ile imzaladığımız protokol nedeniyle birlikte çalıştık. Bugünde bal sağımına geldik. Bu sene 10 bölgede kaç kovan olduğunu biliyoruz. Hacettepe de arıcılık yaptığı için ne kadar bal üretildiğini biliyoruz. Mevsime göre bal üretimi değişiyor. Arıcılarımızın yanında olmak amacıyla bizde arıcılık yaptık. Bu referans ballar ile bize gönderdikleri numuneleri her yıl olduğu gibi kendi referans ballarımız ile birlikte analiz edeceğiz. Bu analizler yaklaşık 1 ayı bulur. Bundan sonra her yıl Hacettepe üniversitesi Anzerli arıcılarla bu dağlarda arıcılık yapacak. Onlara sadece laboratuvarda değil dağlarda da yoldaş olacağız. Bal miktarı 10 bölgede rakıma ve mevsime göre değişkenlik gösteriyor. Ortalama kovan başı 2 kilo civarında rekolte var” ifadelerini kullandı.

“Her yıl Hacettepe’nin mühürlü kovanı olacak”

Her yıl Anzer’de Hacettepe’nin mühürlü kovanlarının olacağını belirten Özkırım, “Arılar ve ayılar iklim değişimin en önemli göstergesi olan canlılardır. İkisi de çok etkilenir. Genelde coğrafi işaret çalışmalarında bir yerin balını tanımlarken 5 yıl üst üste flora ve referans bal çalışması yapılır. 5 yılın ortalaması alınır. O beş yılın ortalaması alınır ve daha sonraki yıllar hep o ortalama kullanılır. Bizim geliştirdiğimiz bu yöntem tamamen iklim değişikliğine bağlı. Her yıl Hacettepe’nin mühürlü kovanı olacak. Çünkü her yıl çiçek aynı ama arının ziyaret ettiği çiçek farklılaşıyor. Çünkü nem değişiyor. Sıcaklık değişiyor. İklim değişiyor. Bu da rekolteyi etkiliyor” şeklinde konuştu.

“Anzer balının kalitesinden ve geleceğini ipotek altına almış oluyor”

Anzer Balının yapılan çalışmalarla geleceğe de aktarılmış olacağını söyleyen Anzer Ballıköy muhtarı Remzi Güzel, “Kıymetli hocamız köyümüze gelerek 10 ayrı bölgeye şahit kovan koyarak bu çalışmayı başlatmıştır. Burada amacımız coğrafi işaretli balımızı iler ki yıllara daha iyi taşıyarak Anzer balının kalitesinden ve geleceğini ipotek altına almış oluyor” dedi.

“Balımızın sahtesi çok”

Anzer balının Türkiye’de sahtesinin çok olduğunu yapılan çalışmalarla bu sahte balların önüne geçileceğini dile getiren Anzer Çiçekliköy muhtarı Aslan Arıcan, “Bizim Anzer balımız basit bir bal değil. Daha fazla bir şey yapmamız gerekiyor. Balımızın sahtesi çok. Türkiye’de sahtesi çok fazla. Bu sahteliği önlemek adına bu çalışmalar yapılıyor. Bu uygulamalar çok güzel oluyor” dile getirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
cay atigindan antibakteriyel urun gelistirdiler slkyPaGu
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Mart, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler

Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler.

Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi.

Yılda 83 bin ton çay atığı

Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi.

Gümüşün yeşil yolculuğu

“Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi” adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor.

Antibakteriyal kalkan

Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi.

“Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik”

Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, “Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik” şeklinde konuştu.

Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı

Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, “Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik” dedi.

Zorlu ama başarılı bir süreç

Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, “Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz” diye konuştu.

“Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi”

Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, “Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık” dedi.

“Test sonuçları başarılı çıktı”

Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, “Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz” diye konuştu.

Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi

COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin