Amasra'da tarihi mekanlar doldu taştı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
02 Temmuz, 2023 14:32 tarihinde yayınlandı
0
0

Amasra’da tarihi mekanlar doldu taştı

Bartın’ın tarihi ve turistik ilçesi Amasra Kurban Bayramı tatilinde her gün nüfusunun 10 katı ziyaretçi ağırlıyor. Plajların tıklım tıklım dolduğu ilçede tarihi mekanlarda ise insan seli yaşanıyor.
Batı Karadeniz’in önemli turizm noktalarından biri olan Bartın’ın Amasra ilçesi bayram tatilinde ziyaretçi akınına uğradı. Tarihi yapıları ve doğal güzellikleriyle ilgi gören 6 bin 600 nüfusa sahip ilçede konaklama tesisleri tamamen dolarken günü birlikçi ziyaretçilerle birlikte nüfus 10 katı artarak 60 binin üstüne çıktı.
Sıcak havayla birlikte plajların dolduğu ilçede Amasra Kalesi, Kemere Köprüsü, Şapel ve Fatih Camii gibi tarihi mekanlarla birlikte hediyelik eşyaların satışa sunulduğu Çekiciler Çarşısı yoğunluğun en üst noktaya çıktığı alanlar oldu.
Tur firmalarının da alternatif rotaları arasında yer alan ilçeye çok sayıda tur otobüsü giriş-çıkış yaparken ilçe merkezindeki araç yoğunluğu nedeniyle otoparklar tamamen doldu. Sürücüler araç parkı için Türkiye Taş Kömürleri Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğü sahasına yönlendirildi.
Bayram tatili için Amasra’yı tercih ettiklerini ve ilçenin tarihi atmosferiyle doğal güzelliklerine hayran kaldıklarını ifade eden Volkan Yiğit ve Merve Yiğit çifti, “Çok güzel bir yer. Herkesin gelmesini tavsiye ederim. Tarihi açıdan, doğal güzellikleri açısından çok güzel bir şehir. Bütün herkesin bence gelmesi gerekli bir şehir. Ve zaman çok hızlı geçiyor. Sabah 8’de geldik ne ara 2 oldu anlamadık.” Şeklinde konuştular.
Osmanlı, Roma, Bizans ve Ceneviz gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi ilçe Amasra’daki yoğunluğun bayram tatilinin son gününe kadar devam etmesi bekleniyor. (IHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay