blank
Asuman Doğan tarafından
20 Kasım, 2025 13:25 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Akay Karabük’ün Tüm Ulaşım Sorunlarını Ulaştırma Bakanı’na Sıraladı

CHP Karabük Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Cevdet Akay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçe görüşmelerinde Karabük’ün lojistik ihtiyaçlarını, yol sorunlarını ve bölgenin liman bağlantılarındaki eksiklikleri gündeme taşıdı.

“LOJİSTİK MERKEZ PROJESİ ONAYLANDI MI, YOKSA SADECE SUNUM MU KABUL EDİLDİ?”

Akay, Karabük için büyük önem taşıyan lojistik merkez projesiyle ilgili kamuoyunda yapılan açıklamayı hatırlatarak Karabük Lojistik Merkezi Projesinin akıbetini sorarak,  “Karabük’ümüz adına büyük önem taşıyan lojistik merkezi projesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesindeki Lojistik Koordinasyon Kurulu toplantısında resmen onaylandı’ denildi. Ancak Lojistik Koordinasyon İcra Kurulu kararında bu ifade yok" dedi.

Bakanlığın resmi karar metnini okuyan Akay, “Karabük Lojistik Merkez kurulması teklifine yönelik çalışmaların tamamlanmasına müteakip Lojistik Koordinasyon İcra Kurulu’na sunulması teklifi kabul edilmiştir. Yani çalışma tamamlandığında sunulması teklifi kabul ediliyor; bu proje onaylandı anlamına gelmiyor. Karabük açısından kritik olan bu projenin netleşmesini istiyoruz. 550 bin metrekarelik alanın lojistik merkeze dönüştürülmesi Batı Karadeniz için büyük fırsattır.” diye konuştu.

“FİLYOS LİMANI TAM KAPASİTE KULLANILAMIYOR, SANAYİCİ 50–60 MİLYON DOLAR EK NAVLUN ÖDÜYOR”

Akay, Filyos Limanı’nın Karabük ve bölge ekonomisi açısından stratejik önemini vurgulayarak, “Filyos Limanı’nın konteyner limanı olarak daha aktif hâle gelmesini istiyoruz. Şu an 25 milyon ton kapasitenin sadece 4 milyon tonu kullanılabiliyor. Karabük-Zonguldak arası yol standart dışı, demiryolu bağlantıları yetersiz. OSB lojistik olarak desteklenmiyor. Bölgedeki sanayiciler Gebze gibi limanlara yönelmek zorunda kaldığı için 50–60 milyon dolarlık ek navlun maliyeti ortaya çıkıyor.” dedi.

“KARABÜK’Ü YOLLARIN %66’SI DÜŞÜK STANDARTLI”

Akay, Karabük’teki yol durumunun sanayi taşımacılığı açısından kritik olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Karabük’te toplam yol ağı 385 kilometre. Bunun 255 kilometresi sathi kaplama, 127,9 kilometresi sıcak asfalt. Yani yolların %66’sı düşük standartlı. Ağır tonajlı sanayi araçları nedeniyle yollar hızla bozuluyor. Kış aylarında risk artıyor, sanayi lojistiğini olumsuz etkiliyor. Bölünmüş yol ve kaliteli yol yapımının artırılması gerekiyor. Türkiye genelinde ağır taşıt trafiği 5–6 kat artarken Karabük’e yapılan yol yatırımı %50 civarında kalmış durumda.”

“TÜM İLÇELERDE YILLARDIR BEKLEYEN YOL SORUNLARI VAR”

Akay, Karabük’ün ilçe yollarına ilişkin uzun süredir çözüm bekleyen başlıkları tek tek söyleyerek,  “Yenice–Karabük yolu orman yolları ve heyelan riski nedeniyle trafiği taşımıyor. Yenice’nin turizmi ve orman köylüsü bu yoldan geçiyor. Yenice–Yortan–Hasanlar–Gökçebey yolu kazma vurulmasını bekliyor. Eflani–Karabük yolu kış şartlarında ciddi sorun yaratıyor; yolun genişletilmesi ve bakım-onarımı şart. Ovacık–Karabük bağlantı yolu dar, riskli ve tarım ürünlerinin taşınmasında büyük önem taşıyor. Safranbolu–Bartın yolu, turizm aksı için kritik. 45 kilometresinin tek şeritli olması kabul edilemez. Sanayi Organize Bölgesi–Yenice–Filyos Limanı bağlantı yolu Karabük sanayisi için hayati önem taşıyor. Eflani köy yolları, Yenice’nin orman ve yayla yolları, Safranbolu’nun kırsal mahalle yolları birçok bölgede stabilize durumda. Bu yolların asfaltlanması artık ertelenemez.” ifadelerini kullandı.

“ŞEKER KANYONU’NDA TURİZM VE KÖYLÜ MAĞDUR, BAKANLIKLARIN KOORDİNELİ ÇALIŞMASI ŞART”

Akay, Karabük’ün önemli doğal alanlarından Şeker Kanyonu’nun durumuna da dikkat çekerek,  “Şeker Kanyonu’nun sorumluluğu DSİ’ye devredildi ama orman köylüleri ve bölgedeki kooperatifler ciddi sorun yaşıyor. Yol tamamlanmadığı için turizm ayağa kalkamıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı’nın koordineli biçimde ödenekleri artırarak yolu bir an önce bitirmesi gerekiyor. Karabük’teki tüm bu projelerin netleştirilmesini ve hızla hayata geçirilmesini hemşehrilerim adına talep ediyorum.” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.