AK Parti Safranbolu İlçe Teşkilatında İstifa Depremi - Karabük Haber Postası
Karabük
İmsak 05:25
Güneş 06:50
Öğle 13:03
İkindi 16:25
Akşam 19:06
Yatsı 20:25
İftara son --:--
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Ocak, 2016 15:32 tarihinde yayınlandı
0
0

AK Parti Safranbolu İlçe Teşkilatında İstifa Depremi

AK Parti Safranbolu İlçe Başkanı Ahmet Güneş istifa etti. Güneş yaptığı açıklamada; “Düne kadar paralel yapı ile etle tırnak gibi olduklarını ifade edenlere, haklarında ihaleye fesat karıştırmak ve kişilere rant sağladığına ilişkin iddialar ile gündeme gelenlere karşı hep dik duruş sergiledik, haksızlığa göz yummadık, hem partimiz adına hem de Allah katında sorumluluğumuz olduğunu düşünerek görevde bulunduk” dedi
AK Parti Safranbolu İlçe Başkanı Ahmet Güneş ve Yönetim Kurulu istifa etti. İstifa gerekçesini Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy ile yaşadıkları görüş ayrılığına bağlayan Güneş, “Düne kadar paralel yapı ile etle tırnak gibi olduklarını ifade edenlere, haklarında ihaleye fesat karıştırmak ve kişilere rant sağladığına ilişkin iddialar ile gündeme gelenlere karşı hep bir dik duruş sergiledik, haksızlığa göz yummadık, hem partimiz adına hem de Allah katında sorumluluğumuz olduğunu düşünerek görevde bulunduk” dedi
Parti Teşkilatında Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Ahmet Güneş, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Sizin de bildiğiniz gibi uzun zamandır Safranbolu Belediye Başkan’ımızla birçok konuda görüş ayrılığı yaşıyorduk. Bu durum hem teşkilatımıza hem de ilçemize zarar verecek boyutlara ulaştı. Bu bağlamda vebal almak istemiyoruz. Biz bu güne kadar yaradan’dan başkasına kulluk etmedik etmeyeceğiz de. Bu yüzden teşkilatımızı topladık daha fazla spekülasyona fırsat vermemek için siz değerli basın mensupları ile son durumu paylaşmak istedik. Biz partimize lüzum duyulan her yerde hizmet etmeye devam edeceğiz bu bir yol ayrımı değil yeniden diriliştir.
Yaklaşık yedi yıla yakın zamandır hakka hukuka riayet ederek Allah’ın rızasını düşünerek hizmet etmeye girdiğimiz bütün seçimlerden Allah’ın izniyle yüzümüzün akıyla çıktık. Yine son yapılan 1 Kasım 2015 tarihli seçimde % 55,79 gibi Safranbolu’da alınan en yüksek oy oranına ulaştık. Bu onurlu ve kutsal görevi bize veren Kurucu Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Genel Bakanımız ve Başbakanımız Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na sonsuz teşekkürler ediyorum.
Doğu ve Güneydoğusunda şehitler verirken vatanın birliği ve beraberliği için mücadele ederken burada ilçe başkanı kim olacak diye tartışmayı çok anlamsız buluyorum. Arkadaşlar şimdi birlik ve beraberlik zamanı. Bu vesile ile tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ise başsağlığı diliyorum, şehitler ölmez vatan bölünmez. Yine ülkemiz üzerinde hain emelleri olanlar ülkemizin birlik ve beraberliği sayesinde hiçbir zaman bu emellerine ulaşamayacaklardır. Görev yaptığımız süre zarfında halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak gördük ve bu düstur çerçevesinde hareket ettik. Yine görevde bulunduğumuz süre zarfında hep partimizin ve halkımızın menfaatlerini adalet çerçevesinde ön planda tuttuk, hak ve hukuk çerçevesinde görev yaptık. Yine görevde bulunduğumuz süre zarfında Genel Başkanımızın bize yüklediği sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek için gecemizi gündüzümüze kattık ve halkımızla hep iç içe olduk.
Bugüne kadar görev yaptığımız süre zarfında yönetim kurulu arkadaşlarım ve şahsım partimizin ismine layık olacak şekilde adaletli bir şekilde hak ve hukuk çerçevesinde görev yapmış bulunmaktayız. Ve yine düne kadar paralel yapı ile etle tırnak gibi olduklarını ifade edenlere, haklarında ihaleye fesat karıştırmak ve kişilere rant sağladığına ilişkin iddialar ile gündeme gelenlere karşı hep bir dik duruş ve haksızlığa göz yummamayı hem partimiz adına hem de Allah katında sorumluluğumuz olduğunu düşünerek görevde bulunduk.
Bu doğrular üzerinden hareket etmemizin ve dik duruşumuzun karşılığı olarak yol ayrımına gelmiş bulunmaktayız. Artık gelmiş olduğumuz bu nokta itibarıyla sağlıklı bir şekilde görev yapamayacağımızı görmüş bulunmaktayız. Bu yüzden teşkilatımızı topladık daha fazla spekülasyona fırsat vermemek için siz değerli basın mensupları huzurunda istifa ettiğimizi belirtmek istiyoruz. Görevde bulunduğum yedi yıllık görev süresi zarfında birlikte görev yapmış olduğum tüm yönetim kurulu arkadaşlarıma, kadın kolları başkanımıza ve yönetimlerine, gençlik kolları başkanımıza ve yönetimlerine, mahalle başkanlarımıza ve yönetimlerine, köy temsilcilerimize, muhtarlarımıza, sandık başkanlarımıza ve müşahitlerimize, teşekkürlerimi sunuyorum ve haklarını helal etmelerini istiyorum. Yine bugüne kadar girmiş olduğumuz tüm seçimlerden alnımızın akıyla çıkmamızı sağlayan ve bizden desteklerini esirgemeyen Safranbolu halkına teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Yine bizlerin her daim yanında olan siz değerli basın mensuplarına da şükranlarımı sunuyorum. Biz bundan sonraki dönemde de partimizin bize vereceği her görevi en iyi şekilde yerine getirme gayretinde bulunacağız. Bu bir ayrılık değil sadece görev değişimidir. Bu bağlamda katılımlarınızdan ötürü hepinize teşekkür ediyorum ve huzurunuzda tüm Safranbolu halkına saygılarımı sunuyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
fikret 1
Fikret Gökçe Avatarı
Fikret Gökçe
18 Mart, 2026 11:17 tarihinde yayınlandı
0
0

ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI AYNI ZAMANDA TOPÇULARIN SAVAŞIYDI

18 Mart 2026

Bugün Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’nci yılını kutluyoruz.

Bugün, 18 Mart 1915 sabahı dünyanın en büyük donanması boğaza girmeye başlamış ve saat 11.00 sıralarında mevzilerimizi ateş altına almıştı. Önde Suffren, Bouvet, Charlemegne ve Gaulois adlı Fransız gemileri büyük çaplı toplarıyla yoğun ateşlerini sürdürerek ilerliyorlardı.

Saat 12.30’da Gaulois yara alınca çekilmek zorunda kaldı. Inflexible ve Agememnon’da topçumuzun isabetli atışlarıyla büyük yaralar alınca yerlerini Vengeance, Ocean, Albion, Irreristible, Triumph ve Majestic adlı İngiliz gemilerine bırakarak çekilmek zorunda kaldılar. Saatler 13.55’i gösterirken şiddetli bir patlamanın ardından, önce havaya yükselen bir su kümbeti ve duman sütunu görüldü. Bir dakika içinde manevra yapmak için Erenköy Koyu’na giren ve Nusrat’ın döktüğü mayınlara çarpan Fransız zırhlısı Bouvet, sancak tarafına yatarak sulara gömüldü. Patlamalar birbirini izliyordu. Saat 15.15’te Irresistible mayına çarptı ve onu yedeğe alarak kurtarmaya çalışan Ocean’da mayına çarpınca, bu iki zırhlı bir anda gözden kayboldu. Bu arada Inflexible’da mayına çarparak ikinci bir yara aldı. Kilitbahir, Aktepe, Dardanos ve Mesudiye tabyaları ile Hamidiye istihkamlarından yapılan yoğun ateşle şaşkına dönen düşman donanması büyük yaralar aldı. Donanma komutanı Amiral de Robeck durumun vahametini anlayınca saat 17.00’den itibaren geri çekilme emri verdi. Deniz ve karada 6 saat devam eden bu savaş sonunda düşmanın 800 askeri ölmüş, bizim 79 Mehmetçiğimiz şehit olmuştu. Müttefikimiz Almanların da 18 kaybı vardı.

6 saat süren bu büyük savaşın ayrıntılarını daha önce birkaç kez yazmış, hatta bu konuda bir küçük kitapçık da hazırlamıştım. Şimdi öyle yapmayacağım, 18 Mart’a gelinceye kadar düşmanın yaptığı hazırlıklar, savunmamızın güç ve yeteneklerini test etmek amacıyla yaptığı saldırı denemeleri, bizim hazırlıklarımız bu makalenin konusu olacak. Zira, Çanakkale’deki bu kavganın 18 Mart’ta başladığını sananlara bunun öncesini de anlatmak gerektiğini düşünüyorum.

Aşağıda yer alan bilgileri paylaşırken, ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞLARI adlı kitaptan yararlandığımı belirtmek isterim. Bu kitap, çocukluğunu Filyos ve Karabük’te yaşayan, değerli dostum, FETÖ’nün kumpas mağduru emekli Tümamiral Ali Deniz KUTLUK’un Çanakkale Boğaz Komutanlığı döneminde ekibiyle birlikte hazırladığı, 2004 yılında basımı yapılan, tarihi gerçekleri açıklayan önemli bir tarih belgesidir. Dayısı, Türkiye Muharip Gaziler Derneği’nde birlikte görev yaptığım Kore Gazisi merhum Ali Cengiz TÜRKOĞUL’un tanıştırdığı KUTLUK Amiralimi bu çalışması nedeniyle kutluyor ve teşekkür ediyorum.

18 MART 1915’İN ÖNCESİ
11 Ağustos 1914’ten itibaren Çanakkale Boğazı önünde toplanmaya başlayan İngiliz ve Fransız donanması 3 aylık bir hazırlıktan sonra 3 Kasım’da Yavuz Zırhlımızın Ege’ye çıkmasını önlemek amacıyla Boğaz girişindeki Kumkale ve Seddülbahir tabyalarına 17 dakika süren bir topçu ateşiyle saldırmış, bu saldırıya topçularımız karşılık vermiş fakat Seddülbahir’de bir cephaneliğin isabet almasıyla 5 subayımız ve 80 erimiz şehit olmuştu.

Balkan Savaşı’ndan sonra askeri, politik ve ekonomik yönden iyice zayıflayan Osmanlı’nın topraklarına göz diken İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği’nin amaçları biliniyor, müttefik güçler olarak örgütlenen bu ülkelerin saldıracakları tahmin ediliyordu.

Çok kritik ve stratejik bir öneme sahip olan Çanakkale Boğazı’nın savunması için çok önceden yapılmış kale ve tabyalar mevcuttu. Bunlar;
Anadolu tarafında : Hamidiye, Mesudiye ve Mecidiye,
Rumeli tarafında : R. Hamidiye, R. Mecidiye ve Namazgah,
Boğaz girişinde : Ertuğrul ve Orhaniye tabyaları olarak kurulmuştu. Eski teknikle yapılan bu tabyaların güçlendirilmesi amacıyla 1882 yılında Alman Generali Otto Kachler başkanlığındaki bir heyet tarafından gerekli çalışmalar yapılmış, tabyalardaki küçük çaplı toplar büyük çaplılarla takviye edilmiş ve hatta Almanya’dan Krupp, Schneider, Armstrong ve Cruose topları getirilmişti.

Boğazın savunması Giriş Grubu ve Merkez Grubu olmak üzere planlanmıştı. 30 Ağustos 1914’te çeşitli görevleri olan emrindeki 160 personelle Çanakkale’ye gelen Alman Generali Merter, tabyaların tahkimi ile Mehmetçiklerimizin eğitimini başlatmıştı. Bu planlamaya göre mevcut tabyalara ilave olarak Kumkale, Değirmen Burnu, Çimenlik, Nara Bataryaları da bölgede konuşlandırılmıştı.

19 Şubat 1915’te Boğaz’a ikinci saldırı yapıldı. İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan 12 parçalık filonun saldırısı 7.5 saat sürdü ve gemilerden 1000’den fazla top mermisi atıldı. Bu saldırı sırasında tabyalarımız önemli bir zarar görmedi ama, 4 şehidimiz ve 11 yaralımız vardı.

25 Şubat’ta yapılan ve 09.45’te başlayan üçüncü saldırıya 8 İngiliz, 4 Fransız savaş gemisi katıldı. Bu gemilerin arasında yer alan İngilizlerin ünlü gemisi Queen Elizabeth Seddülbahir Tabyamıza top ateşiyle taarruz ediyordu. Ertuğrul Bataryamızın karşı ateşiyle 7 isabet alan Agamemnon gemisinde 8 personel öldü. Saldırı sırasında 74 mermi atabilen Ertuğrul ile Orhaniye Bataryaları tahrip olmuştu. Saat 16.00’da Karanlık Limana giren Majestik, Halileli sırtlarındaki topçularımızın ateşiyle iki yara alarak oradan uzaklaşırken iki isabet daha alınca gemi su almaya başladı ve Amiral De Robeck’in emriyle geri çekildi.

Bu arada Seddülbahir ve Kumkale’nin sustuğunu gören De Robeck bu iki tabyamızdan boşalan bölgelere birer müfreze çıkarttı. Daha sonra 45 kişilik takviye ile güçlendirilen bu müfrezeler şiddetli ateş karşısında tutunamadılar ve gemilerine geri alındılar.

26 Şubat 1915 ‘ten sonra düşman donanması hemen her gün başladıkları saldırıları geceleri de sürdürüyor, bu durum Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’yı gelişen duruma göre yeni önlemler almaya zorluyordu.

Cevat Paşa’dan 6 Mart 1915’de Erenköy koyunun mayınlanması görevini alan Yüzbaşı Nazmi, yakın arkadaşı olan gemi komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’ya durumu bildirdi. Nusrat mayın gemisinin kazanı ateşlendi, bir süre beklenerek bacadan duman ve kıvılcım çıkma ihtimali giderildikten sonra, Yüzbaşı Hakkı’nın “BAŞÜSTÜ BİSMİLLAH VİRA” komutuyla demir aldı.

O gece Nusrat, 26 mayını Erenköy Koyu’ndaki karanlık limana kıyıya paralel olarak bıraktı. Çünkü, boğaza girecek olan İngiliz ve Fransız zırhlıları topçumuzun isabetli atışlarından korunmak için manevra yapma gereği duyacaklar ve muhtemelen bunun için en uygun yer olan bu bölgeyi tercih edeceklerdi.

2 Mart günü iki saldırı birden yapıldı. Birinci saldırı mayınlanmış bölgeye ikincisi ise Bolayır mevzilerine yönelikti. 14.00 sıralarında başlayan bu saldırılar da başarısızlıkla sonuçlandı ve 18.10’da sona erdi. Bu saldırılar sonucunda bir erimiz şehit oldu biri de yaralandı.
Düşman 4 Mart günü yeniden çıkarma girişiminde bulundu. Gemilerden yapılan topçu ateşi desteğinde saat 10.00’da karaya çıkarılan iki deniz piyade bölüğü desteğinde bir tahrip müfrezesi şiddetli ateş karşısında fazla ilerleyemediler, 20 ölü, 25 yaralı, 3 kayıp verdikten sonra geri çekildiler. Bu çatışmalar sırasında birliklerimiz 292 top, 30 bin 870 piyade mermisi kullanmıştı.

5 Mart’ta düşman gemileri yine Boğaz’daydı. 12.15’te Queen Elizabeth liderliğindeki gemiler Mecidiye ve Kumtepe Tabyalarına ateşe başladılar. 15.45’te atışlarını Namazgah Tabyasına kaydıran gemiler 18.00’de Boğaz’ı terk etti. 6 Mart’ta tekrar gelen düşman gemileri kıyılarda gizlenmiş olan seyyar topların etkili atışlarına karşı çok sayıda mermi harcamalarına karşın başarılı olamamışlar sadece Rumeli Mecidiye Tabyasının koğuşu yıkılmış, yine geri dönmüşlerdi. Bu çatışmada tabyalarımızdan 347 top mermisi, 279 piyade mermisi atılmıştı.

7 Mart’ta benzeri bir saldırıya maruz kalan tabyalarımız 714 top mermisi kullanmış 4 şehit, 12 yaralı vermişti. 8 Mart’taki çatışmalarda 202 top mermisi kullanılmış, personel kaybı ve önemli bir hasar oluşmamıştı.

Denizde başarılı olamayan düşmanın 25 Nisan’da başlattığı çıkarma ve kara savaşlarının yıldönümlerinde 4 kez ziyaret ettiğim kanla sulanmış, canlarımızla yoğrulmuş bu topraklara hep yüreğim acıyarak, bedenim titreyerek bastım. Gerek Boğaz’da, gerekse de Ocak 1916’ya kadar süren kara savaşlarında vatan savunması, milletin namusu için korkmadan ölüme koşan kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.

WhatsApp Image 2026 03 18 at 11.14.49

* Kopan ayağı postalı içinde kalan bir Türk askerine ait olan bu görsel tarafımdan çekildi.

Fikret GÖKÇE Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.