Karabük Postası tarafından
26 Ağustos, 2016 08:22 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Ağız Diş Sağlığı Merkezinde hasta sayısı iki katına çıktı

BARTIN Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’ne bağlı Bartın Ağız Diş Sağlığı Merkezinde hasta sayısı, yeni modern binasına taşındıktan sonra iki katına çıktı. Konuyla ilgili açıklama yapan Bartın Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doktor Osman Açıkgöz, “Merkezimiz daha önce Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları ek binası ikinci katında hizmet verirken, Devlet Hastanesinin yanında bulunan Yaklaşık dört bin metrekare alana kurulan ve bin metre kare kullanım alanı olan tam donanımlı teknolojik yeni binasına taşınmıştır. Tam teşekküllü 2 adet cerrahi ünitesi ve röntgen ünitesi mevcut olan Bartın Ağız Diş Sağlığı Merkezimiz de, Endodonti ve Protez olmak üzere 2 uzman hekim, 17 diş hekimi toplam 43 personelle Bartın halkına hizmet sunulmaya başlanmıştır” dedi. Yeniliklere devam ettiklerini kaydeden Açıkgöz, “Fiziki imkanların artması, Endodonti ve Protez uzmanlarımızın da göreve başlaması ile tedavi yelpazesi genişleyen merkezimizde muayene sayısı yüzde 40, kanal tedavisi yüzde 69 , konservatif tedavi yüzde 87, seramik kron yüzde yüzde 91, hareketli protez yüzde 45, röntgen çekimi yüzde 70, ve genel anestezi altında tedavi edilen hasta sayısı 2 katına ulaşmıştır. Hastaların teşhis ve tedavi planlaması, tüm tanı ve tedavi işlemleri, hastaların kendileri tarafından seçilen diş hekimleri tarafından yapılan Ağız Diş Sağlığı Merkezimize başvuran hastalarımıza, daha kaliteli hizmet verebilmek için çağımızın en ileri teknolojilerini kullanarak, güler yüzlü bir anlayışla geçen yıldan bu yana acil hizmetimiz gece 24:00 'a kadar devam etmektedir” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.