blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Kasım, 2025 16:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Ağabeyini öldürüp cezaevinden çıktıktan sonra eşini de öldüren kocaya ağırlaştırılmış müebbet

Samsun’un Canik ilçesinde ağabeyini öldürüp cezaevinden tahliye edildikten 5 yıl sonra boşanma basamağındaki eşini sokak ortasında öldüren sanık, yargılandığı davada ağırlaştırılmış müebbet mahpus cezasına çarptırıldı.
Olay, 15 Nisan’da Canik ilçesi Karşıyaka Mahallesi Ok Sokak’ta meydana geldi. Tır şoförü Emrah Akpınar (38), hakkında uzaklaştırma kararı bulunan 3 çocuk annesi eşi Emine Akpınar’ı (36) sokak ortasında tabancayla 6 el ateş ederek öldürdü. Olaydan sonra Emrah Akpınar kayıplara karışırken, yeğeni Ali Ö. (25) gözaltına alınarak tutuklandı.
Emrah Akpınar’ın 2016’da İlkadım ilçesinde tartıştığı ağabeyi İdris Akpınar’ı bıçaklayarak öldürdüğü, bu hatadan 16 yıl 8 ay mahpus aldığı ve Kovid müsaadesiyle 2021’de tahliye edildiği ortaya çıktı. Emrah Akpınar, Cinayet Ofis takımlarının termal ve kızılötesi kameralarla yaptığı çalışma sonucu olaydan 4 gün sonra Atakum’daki bir samanlıkta yakalandı.
Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Emrah Akpınar, yeğeni Ali Ö., kaçmasına yardım ettiği tez edilen Ersin Y. ve saklandığı ahırın sahibi Nusret A. hakkında açılan davanın son duruşması bugün görüldü.

Ali Ö. kendini savurarak, "Eşimle mutabakatlı boşandım, dayımla tıpkı meskende kalıyordum. Olay günü yengemin meskenine gittik, ben araçta bekledim. Dayım kapının açılmadığını söyledi, benim bakmamı istedi. Işık yanıyordu ancak kapı açılmadı. Silah sesi duymadım. Dayım bana ‘koşsana’ dedi lakin şüphelenmedim. Tır garajına gittik. Sonra benzinliğe geçtim, arkadaşımı aradım. Polisler gelip yengemin vurulduğunu söyledi. Uzaklaştırma kararını biliyordum. Olaydan haberim yoktu, beraatimi talep ediyorum" diye konuştu.

"Silahla ateş ettim, sonrasını hatırlamıyorum"
Emrah Akpınar ise "Eşim boşanma davası açmıştı, uzaklaştırma kararım vardı. Kızımı aradım lakin sert konuştu. Ali ile meskene gittik. Perde ardında gölge gördüm, zile basmadan döndüm. Eşim yanında ailesinden biri olunca telefonlara bakmıyordu. Araçta otururken eşimi gördüm, ‘ne yapıyorsun, otomobile gidip konuşalım’ dedim lakin gelmek istemedi. Çekişme olmadı. Eşim burada söylemek istemediğim kelamlar söyledi. Silahla ateş ettim, sonrasını hatırlamıyorum. Yakalanıncaya kadar ormanda, fındıklıkta kaldım. Konutuna gittiğim arkadaş konutta yoktu. Çok pişmanım. Bulunduğum durumdan vicdan azabı çekiyorum" dedi.
Emrah Akpınar, silahı 4 yıldır taşıdığını, daha evvel silahlı taarruza uğradığını ve ailelerinin hasmı olduğunu ve bu yüzden silah taşıdığını lisana getirdi.
Mahkeme, Emrah Akpınar’ı eşini öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız silahtan 3 yıl mahpus ile cezalandırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Ali Ö. beraat etti, tahliye edildi ve karar katılaşana kadar yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Ersin Y. 10 ay mahpus cezası aldı, cezası ertelendi. Nusret A. da beraat etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.