Karabük Postası tarafından
08 Şubat, 2019 14:13 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Afrin şehidi Ömer Bilal Akpınar için Mevlid-i Şerif okundu 

Zeytin Dalı Harekatı'nda şehit olan Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Ömer Bilal Akpınar için Safranbolu’da seni-i devriyesinde mevlit okutuldu. Safranbolu Kaymakamlığı ve Belediyesi tarafından Merkez Camiinde okunan Mevlid-i Şerif programına, Karabük Valisi Fuat Gürel, eşi Özlem Aras Gürel, Karabük İl Emniyet Müdürü Sırrı Tuğ, Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer, eşi Miray Ürkmezer, İlçe Jandarma Komutanı J. Yzb. Burak Ören, İlçe Emniyet Müdürü Osman Gül, Şehidin mesai arkadaşları, ailesi, İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, İlçe Müftüsü İsmail Temur, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Müdür ve Amirleri, STK temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Kuran-ı Kerim okunmasının ardından konuşan Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Fatih Ürkmezer, "Ömer Bilal şahadet şerbetini içeli bir yıl oldu. Unutmadık, unutmayacağız. Bu gün evladımızın nezdinde tüm şehitlerimizi bir kez daha andık. Onlara dualar gönderdik. Üzerinden bir yıl geçti. O makamlar, isteyerek varılamayacak makamlardır. Gönülden inanıyoruz ki, Ömer Bilal Akpınar ve onun gibi kahraman vatan evlatları, bilmediğimiz bir mekânda sizleri, bizleri ve tüm ümmeti temaşa ediyorlar. Bizlerin, onların uğrunda canlarını feda ettiği değerlere, kutsallara ne kadar sahip çıktığımızı gözlüyorlar. Ben bir kez daha cennet vatanımız uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık ve huzurlu bir yaşam diliyorum” dedi. Kuran-ı Kerim ve Mevlid-i Şerif okunmasının ardından şehidin hayrına Safranbolu Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü personeli tarafından ikramlar yapıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.