Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Karabük ve Safranbolu Şubeleri, 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Atatürkçü Düşünce Derneği Karabük Şubesinde basın açıklamasını yapan Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Semiha Karaoğlu şu sözlere yer verdi; “Atatürk’ün Söylev’inin başında belirttiği gibi bir ülke ve toplum için düşünülmesi olanaksız tüm olumsuzlukların egemen olduğu, emperyal güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin tam bir eşgüdümlü çalışmalar içinde bulunduğu, yokluklar ve sıkıntıların doruğunda ve bütün umutları yok olduğu bir ortamda etnik köken mezhepsel ayırım olmaksızın ulusun tüm bireylerinin Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının etrafında kilitlenerek öz veriyle başlatıp sonlandırdığı bu ulusal şahlanış hiç beklemedikleri bir anda emperyal güçlerin hayallerini kâbusa dönüştürmüştür. Bu Sanayi Devrimini tamamlamış, silah teknolojinin doruğunda ürünlere sahip batılı emperyal güçlerle, yokluklar ve sefaletin kol gezdiği, sömürgeciliğin altında ezilen doğulu toplumların önlerinde yer alan Türklerin bir bilek güreşi, bir başkaldırışı ve dur deyişidir. Bu bir varoluş mücadelesidir ve ikinciler lehine sonuçlanmıştır. 1919 – 1922 yılları arasında gerçekleşen bu onurlu savaş Cumhuriyet tarihimizin silahlı mücadele aşamasını oluşturur. İkinci büyük aşama 1922 – 1937 yılları içinde gerçekleşecek olan tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulup çağdaş, evrensel değerler etrafında yapılanmasıyla tamamlanacak olan aşamadır. 30 Ağustos Utkusu Cumhuriyet tarihimizin sadece batıya değil doğaya karşı verilen var oluş mücadelesinin önemli bir dönemeci, kilometre taşıdır. Her ulusal bayramımızı toplumun bir kesimine armağan eden Atatürk, 30 Ağustos Utkusunu göz bebeğimiz şanlı ordumuza armağan etmiştir. Bugün çeşitli bahane ve uydurma senaryolarla üzerine gidilerek yıpratılmaya çalışılan Atatürk’e ve Silahlı Kuvvetlerimize teşekkür borcumuz olduğunu unutmamalıyız. Bunun yanında Silahlı Kuvvetlerimize sızan FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ elemanlarının temizlenmesi ve yeniden güçlü TSK oluşturulması gerekmektedir. Fethullahçı kalkışmanın, özellikle dış bağlantıları bakımından öncelikli amacının TSK üzerinden Türkiye’nin güçsüzleştirilmesi olduğu göz ardı edilmemelidir. CIA güdümlü Fethullahçı kalkışmanın ortaya koyduğu tehlikeleri önlemek için alınması gereken önlemler, Türkiye Cumhuriyetinin laik ve demokratik kurucu değerleri etrafında bütünleşmeyi gerektirmektedir. Başta adliye ve mülkiye olmak üzere devleti kuşatan Fethullahçı yapıdan kalıcı olarak arınmanın en etkili panzehri bu değerler bütününü oluşturan Atatürkçü düşüncedir.15 Temmuz Fethullahçı kalkışmanın en değerli ortak paydamızın laik demokratik Atatürkçü Düşünce olduğunu ortaya koymuştur. Hem Türkiye’de hem dünyada yolunu bulmakta zorluk çekenler için Atatürkçü düşüncenin ışığı önümüzde kutup yıldığı gibi takip edilmeyi beklemektedir.Atatürk’ün kurduğu laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır” dedi.
