Karabük Postası tarafından
18 Haziran, 2014 06:51 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

AB Projesi “Chıbrofam”In Final Toplantısı Zonguldak’ta Yapıldı

ZONGULDAK Türk Ulusal Ajansı tarafından yürütülen ve AB Hayat boyu Öğrenme Programı Leonardo Da Vinci Ortaklık Projeleri kapsamında Avrupa Komisyonu tarafından hibe desteği verilen “CHIBROFAM: Mesleki Eğitim Alanındaki Parçalanmış Aile Çocuklarının Farkındalığını Artırma“ adlı projenin son çalışma toplantısı, Zonguldak’ta yapıldı, katılımcılara sertifikaları verildi. Yerel ortaklar Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası, Karadeniz Ereğli Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü ve yurtdışı ortaklar İspanya(San Viator School) , İngiltere (Consilium Development and Training Ltd.)ve Yunanistan (The 2nd Vocational Schools Laboratory Center of Volos) katılımcıları ile Zonguldak’ta gerçekleştirilen toplantıda çalışmalar değerlendirildi. Zonguldak’ta ziyaretlerin yapıldığı 5 gün süren toplantının ardından Zonguldak Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde yapılan programla da sertifikalar verildi. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleştirilen ilk gün yapılan proje çalışma etkinliklerine, Zonguldak Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinden Okul Müdürü Burhan Koyu, Bilişim Teknolojileri Ders Öğretmeni ve Proje İrtibat Kişisi Ali Gökdemir, İngilizce Dersi Öğretmeni Banuhan Alkan, İngilizce Dersi Öğretmeni Nuray Karayavuz, Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odasından Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Necmi Abay, Genel Sekreter Renda Okay ve Ticaret Sanayi Odası Proje irtibat kişisi Erdem Koltuk, Kdz. Ereğli Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğünden Kurum Müdür Vekili Nejdet Kocaman ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Güner Yiğit katıldı. Ayrıca İspanya’yı Temsilen 4 katılımcı, İngiltere’yi temsilen 2 katılımcı ve Yunanistan’ı temsilen 2 katılımcı toplantıda hazır bulundu. Son çalışma toplantısında, tüm katılımcıların ortak çalışmalarıyla hazırlanan broşür ve proje kitapçığı son olarak gözden geçirilerek basıma hazır hale getirildi. Proje Koordinatörü Ali Gökdemir, hazırlanan web sayfasıyla ilgili bilgiler verirken katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Web sayfası son haliyle yayınlandı. Projenin başarılı geçtiğini söyleyen Gökdemir, “Ayrıca çalışmalarla ilgili emeği geçen ortaklarımıza şimdiye kadar yapmış oldukları proje faaliyetleri ve kültürel aktivitelerde gösterdikleri gayretlerden dolayı teşekkür ederiz” dedi. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası olarak ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirten Zonguldak TSO Genel Sekreteri Renda Okay, “Projeyle ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık. Yurt içi ve yurt dışı katılımcılarımıza teşekkür ederiz. Umarız bundan sonraki projelerle de birlikte çalışma fırsatı bulunabilir” dedi. Toplantıların ardından son günde Zonguldak Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde yapılan programla katılımcılara sertifikalar verildi.
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.