Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
22 Haziran, 2024 04:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

8 aylık yaşam savaşını kaybeden Nurseda toprağa verildi

Kocaeli’nde bir emekli uzman çavuş, 8 ay önce boşandığı eşi ve oğlunu silahla öldürüp 23 yaşındaki kızı Nurseda’yı da yaralayarak intihar etmişti. Nurseda Acar, hastanedeki 8 aylık yaşam savaşını kaybederek annesi ve ağabeyinin mezarının yanına defnedildi.
Geçen yıl 23 Ekim günü Gölcük ilçesi Donanma Caddesi’nde yaşanan olayda emekli uzman çavuş Nevzat Acar, boşandığı eşi Züleyha Acar’ın (47) bulunduğu eve geldi. Nevzat Acar’ın geldiğini gören anne Züleyha Acar, kızı Nurseda Acar (23) ve oğlu Oğuz Can (26) ile evin en üst katına çıkarak polisi arayıp yardım istedi. Eve girmeyi başaran Nevzat Acar, kendisine engel olmaya çalışan oğlu Oğuz Can ile kızı Nurseda’yı silahla yaraladı. Ardından evin üst katında polisle telefonda görüşmesini sürdüren Züleyha Acar’a kurşun yağdıran Nevzat Acar, aynı silahla intihar etti.
Olay yerine gelen ekipler Oğuz Can Acar’ın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Nevzat Acar ile Züleyha Acar hayatını kaybetti. Kocaeli Şehir Hastanesi’nde tedavi altına alınan 23 yaşındaki Nurseda Acar ise 8 ay süren yaşam savaşını kaybetti.
Nevzat Acar, oğlu Oğuz Can ile boşandığı eşi Züleyha Acar, olaydan sonra Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Yukarıdere köyü Karalar Mahallesi’nde toprağa verildi.

8 aylık yaşam savaşını kaybetti
8 aylık yaşam savaşını kaybeden kızları Nurseda Acar’ın cenazesi hastanenin morgundan alınarak Çaycuma ilçesine getirildi. Evlilik hazırlıkları yaptığı öğrenilen Nurseda Acar’ın cenazesi evinin önünde helallik alınmasının ardından kılınan cenaze namazının ardından annesi ve ağabeyinin yanına defnedildi. Nurseda’nın tabutuna gelinliğinin duvağı örtüldü.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.