blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2025 20:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

6 ülkenin desteklediği proje pazarı başladı

Bartın Üniversitesi’nin (BARÜ) bu yıl 8.’sini düzenlediği ve Almanya, Malezya üzere 6 ülkeden ünuversitelerin desteklediği
Uluslararası ARGE Proje Pazarı başladı. Bu yıl 539 proje başvurusu ile rekor iştirak sağlandığı bilim ve teknoloji şenliğinde, birbirinden değişik projeler yarıştı.
BARÜ tarafından 2017 yılından itibaren her yıl gerçekleştirilen bölgenin uzun soluklu en değerli bilim ve teknoloji şenliği olan Milletlerarası Ar-Ge Proje Pazarı, bu yıl 8. kere kapılarını açtı.
Bu sene 6 farklı ülke ve 32 farklı vilayetten toplam 539 proje ile rekor müracaatın yapıldığı proje pazarında birbirinden bedelli araştırmacılara ve enteresan projeler yer aldı. Yenilikçi fikirlerin, bilimin ve teknolojinin buluşma noktası haline gelen 8. Memleketler arası Ar-Ge Proje Pazarı’na Almanya’dan Saarland Üniversitesi, Azerbaycan’dan Hazar Üniversitesi, Bosna Hersek’ten Milletlerarası Saraybosna Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Milletlerarası Final Üniversitesi, Malezya’dan Putra Üniversitesi, Özbekistan’dan Mamun Üniversitesinin paydaşlığında gerçekleştiriliyor.
Bartın Üniversitesi Kutlubey Kampüsü’nde 2 gün boyunca devam edecek pazarda, temel kategoriden 70, lise kategorisinden 30 ve ilköğretim çağındaki çocukların 56 projesi olmak üzere toplamda 156 proje sergileniyor.
Proje pazarının birinci gününde düzenlenen merasime, Bartın Valisi Nurtaç Arslan, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, Aktifliğe Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şakir Taşdemir, Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker ve Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışı, çok sayıda, akademisyen, öğrence ve vatandaşlar katıldı.
Programa katılan Bartın Valisi Nurtaç Arslan, "Artık bir çok alan, direkt bilimsel üretim ve teknolojik ilerlemeyle şekillenmektedir. Bu nedenle Arge çalışmalarına yapılan her yatırım, aslında geleceğe yapılan en bedelli yatırımdır. Bu yatırımlar yalnızca yeni teknolojileri ortaya çıkarmakla kalmamakta, tıpkı vakitte toplumların rekabet gücünü arttırmakta, genç kuşaklara daha güçlü bir gelecek bırakmamızı sağlamaktadır" dedi.
Rektör Akkaya ise, "Üniversitemizde yenilikçi fikirleri kesimle buluşturarak gerçek eserlere, gerçek tahlillere dönüşmesine taban hazırlamaktır. Almanya’dan Saarland Üniversitesi, Azerbaycan’dan Hazar Üniversitesi, Bosna Hersek’ten Milletlerarası Saraybosna Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Memleketler arası Final Üniversitesi, Malezya’dan Putra Üniversitesi, Özbekistan’dan Mamun Üniversitesinin paydaşlığında düzenlediğimiz Memleketler arası Ar-Ge Proje Pazarımız 539 müracaatla bu yıl rekor sayıya ulaşmıştır. Bilimle büyüyen çocuklar, dünyayı değiştiren yetişkinlere dönüşür." diyerek proje pazarımızın kapısını 7’den 70’e ‘Benim de bir fikrim var’ diyen herkese açtık. Birlikte düşündükçe, ürettikçe ve paylaştıkça gelişiyoruz" diye konuştu.
Konuşmaların akabinde ise Bartın Üniversitesi’nden dünyanın en tesirli bilim adamları listesine giren 18 akademisyene mükafatları verildi.
Ödül merasimin akabinde ise birbirinden farklı projelerin yer aldığı stant alanı gezildi.
Vali Arslan ve beraberindekilere, projeler hakkında bilgi verildi.
Aselsan ve HAVELSAN üzere Türkiye’nin stratejik kurumlarının da stant açtığı proje pazarının birinci gününde çeşitli sunum ve paneller de yer aldı. Yarın da devam edecek programın ikinci gününde ise ROKETSAN, HAVELSAN, TUSAŞ, TEKATRON, ASELSAN üzere kurumlar ile Savunma Sanayi Başkanlığı yetkililerin konuşmacı olarak yer aldığı sunumlar yapılacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.