Karabük Postası tarafından
02 Şubat, 2017 13:42 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü

2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle Orman ve Su İşleri Şube Müdürlüğünden açıklama yapıldı. Yapılan açılamada; “Sulak alanlar, yeryüzünün en zengin ve en üretken ekosistemlerini oluşturmaktadır. Bu alanlar yöre insanlarına ve ülkenin geneline geniş yelpazede hizmet veren oldukça karmaşık doğal sistemlerdir ve yeryüzündeki başka hiçbir ekosistemle karşılaştırılmayacak ölçüde işlev ve değerlere sahiptir. Kuşların göçleri sırasındaki bu uzun yolculuklarını güven içerisinde yapabilmeleri için, Türkiye'deki sulak alanların varlığı herhangi bir ülkedekinden daha fazla önem taşımaktadır. Ülkemiz sulak alanlar açısından Avrupa ve Ortadoğu ülkelerine göre zengin sayılabilecek bir konumdadır. Bu nedenle ülkemiz, sulak alanların korunması ve akılcı kullanımını sağlamak üzere geliştirilen ve 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzaya açılan Ramsar Sözleşmesine 30 Aralık 1993 tarihinde taraf olmuş, Sözleşme 94/5434 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 17.05.1994 tarihi ve 21937 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin ülkemizde uygulanmasını sağlamak amacı ile Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği sulak alanların korunması ile ilgili doğrudan çalışan tek mevzuattır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda, dünya sulak alanlarının yüzde 50'si sazlıkların kesilmesi, tarım amaçlı kurutmalar, sanayi kirliliği, içme suyu amaçlı kullanımlar ve yapılaşmalar nedeniyle yok edilmiştir" Ramsar Sözleşmesi olarak da bilinen "Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi"nin 1971 yılı Şubat ayında İran'ın Ramsar kentinde imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalandığı 2 Şubat tarihinin, sulak alanların korunmasının önemine kamuoyunun dikkatini çekmek üzere 1997 yılından bu yana "Dünya Sulak Alanlar Günü" olarak kutlanmaktadır. Türkiye Ramsar Sözleşmesi'ne 17 Mayıs 1994'ten itibaren resmen taraf olmuştur. Sulak Alanlar, ekonomik bir değerdir. Sulak alanların kaybı, çevresinde yaşayan yerel halkın geçim kaynağını da yok edeceğinden ülke insanının geleceğini tehdit edecektir. Sulak Alanlar, uygarlıkların beşiğidir. İlk uygarlık gelişimi olan Mezopotamya ve Anadolu‘daki ilk yerleşimler sulak alanlar çevresinde kurulmuştur ve tarihsel önemleri vardır. Sulak Alanlar, taban sularının zenginleşmesini sağlar. Dünya‘nın %70‘i su olmasına karşın tüm dünya için içilebilir su miktarı, kaynakların %1‘idir.bu ilimsel gerçekler ortada iken sulak alanlarımızdaki su kaybının taban sularımızın da yok oluşunu tetikleyeceği unutulmamalıdır. Sulak Alanlar, su baskınlarını engeller. Doğal olarak bizlere sunulmuş olan ve taşkın kontrolü görevini üstlenmiş alanlarımıza sahip çıkmalıyız. Sulak Alanlar, turizm gelir kaynağıdır. Son yıllarda tüm dünyada gelişen ekolojik turizm (Ekoturizm) bir olgu haline gelmiştir. Sulak alanların korunmasının ülke ekonomisindeki vazgeçilmezliğini unutmamalıyız. Sulak Alanlar, rekreasyon alanlarıdır. İnsanlarımızın doğayla iç içe olabileceği, dinlenme ve eğlence alanlarını ellerinden almak kimsenin tekelinde olmamalıdır. Hızlı nüfus artışı ve kişi başına düşen tüketim miktarındaki olağanüstü artış, plansız sanayileşme ve ranta yönelik alınan politik kararlar, hükümetlerin ve insanların doğal kaynaklar üzerindeki baskısını arttırmakta, sonuçta yaşam kalitesinin düşmesine ve doğal alanlarımızın yok olmasına neden olmaktadır. Sulak alanlar, kuşlar için yuva olmanın yanında bulundukları bölgenin su rejimini ve iklimini dengeleyen, tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ya da besin maddelerini kullanarak suyu temizleyen, balıkçılık, tarım, hayvancılık, saz üretimi ve rekreasyon el kullanımlar açısından yüksek ekonomik değere, bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlayan çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahiptirler. Sulak alanlarımızın korunmasının hepimiz için güzel ve artan bir hayat kalitesi sağlayacağının altı çizildiği bu günde, toplumun her kesimi ile gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünyanın bırakılması için el birliği içerisinde sulak alanlara gereken önemin ve titizliğin gösterilmesini ümit ediyoruz" denildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Asuman Doğan tarafından
12 Şubat, 2026 11:17 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Başhekim Çebi’den Ağız Kanserlerine karşı farkındalık çağrısı

Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Taylan Çebi, ağız kanserlerine dikkat çekmek amacıyla “Doğruyu Bil, Farkında Ol” sloganıyla farkındalık paylaşımlarının başlatıldığını duyurdu.

Prof. Dr. Çebi, ağız kanserlerinin erken tanı konulduğunda büyük oranda önlenebilen ve tedavi edilebilen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, yeterli farkındalık sağlanamadığında hastalığın geç teşhis edilebildiğini ve bunun ciddi sonuçlara yol açabildiğini ifade etti.

Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak toplum sağlığını koruma ve bilinçlendirme sorumluluğu doğrultusunda farkındalık çalışmalarına başladıklarını vurgulayan Çebi, bu kapsamda yapılacak bilgilendirici paylaşımlarla vatandaşların doğru, güvenilir ve güncel bilgilerle buluşturulacağını kaydetti.

Gerçekleştirilecek paylaşımlarda ağız kanserlerinin risk faktörleri, erken belirtileri, korunma yolları ve düzenli diş hekimi kontrollerinin önemi hakkında bilgilendirmeler yapılacağı bildirildi. Prof. Dr. Taylan Çebi, “Unutmayın; erken fark edilen her belirti hayat kurtarabilir. Ağız sağlığınızı ihmal etmeyin, düzenli kontrollerinizi yaptırın. Sağlığınızı ertelemeyin. Doğruyu bilin, farkında olun.” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin