blank
Haber Merkezi tarafından
23 Temmuz, 2025 12:16 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

15 Temmuz Mahallesi’nde Halkın Sorunları Yerinde Dinlendi

Safranbolu Belediye Başkanı Mimar Elif Köse, mahalle toplantıları kapsamında bu kez Yazıköy 15 Temmuz Mahallesi sakinleriyle bir araya geldi. Başkan Köse’ye toplantıda Belediye Başkan Yardımcıları Halil Bakkal ve Serkan Adabaş’ın yanı sıra birim müdürleri ve Belediye Meclis üyeleri de eşlik etti.

Çay sohbeti eşliğinde sıcak bir ortamda gerçekleştirilen toplantıda mahalle sakinleri, talep ve sorunlarını doğrudan Başkan Köse’ye iletme fırsatı buldu. Vatandaşlar, özellikle park yenileme, asfalt çalışmaları ve içme suyu hatlarına ilişkin isteklerini paylaştı.

Başkan Köse, bu taleplerin 2025 ve 2026 yıllarına ait yatırım planlamaları içerisinde olduğunu belirterek, ekonomik kriz ve tasarruf tedbirlerine rağmen Safranbolu halkının ihtiyaçlarının karşılanmaya devam edeceğini vurguladı.

“Gelir getiren projelerle halkımıza hizmet ediyoruz”

Köse, belediyeye gelir sağlamak amacıyla hayata geçirilen sosyal tesisler, kafeler ve dikimevi gibi projelerden elde edilen gelirlerin, doğrudan halkın hizmetine aktarıldığını söyledi. Göreve geldiği dönemde borçlu olan belediyeyi, tasarruf anlayışıyla borçsuz hale getirdiklerini belirten Köse, “Halkımızı hiçbir zaman mağdur etmedik. Sosyal yaşam alanları ve fiziki yatırımlarla Safranbolu’yu geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.

Küçük vatandaştan büyük soru: “Ekonomiyi nasıl buluyorsunuz?”

Toplantı sırasında söz alan bir çocuk, Başkan Köse’ye “Ekonomiyi nasıl buluyorsunuz?” sorusunu yöneltti. Köse, “Ekonomi yönetilemiyor çünkü üretim yapılmıyor. Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir’ demişti. Ancak bugün çiftçilik, tarım, hayvancılık bitme noktasında. Emekliler ay sonunu getiremiyor. Ekonomi ancak üretimle düzelir,” şeklinde yanıt verdi.

Bir vatandaş ise söz alarak, “Bazı seçimler ideolojiktir ve hizmet gelmez. Ama siz hem hizmet ettiniz hem gönlümüzü kazandınız. Sizi tekrar başkan olarak görmek istiyoruz. Bu kez çok daha büyük farkla kazanacaksınız,” diyerek desteklerini dile getirdi.

Başkan Köse toplantının sonunda, “Halkımızın istek ve ihtiyaçlarını birebir yerinde dinliyor, çözüm üretmek için ekip arkadaşlarımla birlikte tüm gücümüzle çalışıyoruz. Safranbolu halkı daha huzurlu, sürdürülebilir ve erişilebilir bir kentte yaşamayı hak ediyor,” diyerek 15 Temmuz Mahallesi sakinlerine teşekkür etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.