Reklam
Reklam
66e57ccfd7a64 jpg
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
14 Eylül, 2024 15:08 tarihinde yayınlandı
0

112’yi Ararken Bu Uyarılara Dikkat Edin!

Her yıl Eylül ayının ikinci Cumartesi günü “Dünya İlk Yardım Günü” olarak anılıyor. 2003 yılından bu yana 188 ülkede aynı anda kutlanan Dünya İlk Yardım Günü’nde ilk yardımla ilgili farkındalık oluşturulması hedefleniyor.

İlk yardımın doğru bir şekilde yürütülmesi için koruma, bildirme ve kurtarma basamaklarının sırasıyla ve uygun olarak yapılması gerektiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğretim Görevlisi Duygu Deniz, bilinçsiz şekilde uygulanan ilk yardımın hasta ya da yaralının durumunun kötüye gitmesi, kalıcı sakatlıklar oluşması ve hatta hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabileceği uyarısında bulundu. Deniz, 112’nin aranması sırasında yapılması gerekenlere dikkat çekti.

Her yıl Eylül ayının ikinci Cumartesi günü “Dünya İlk Yardım Günü” olarak anılıyor. 2003 yılından bu yana 188 ülkede aynı anda kutlanan Dünya İlk Yardım Günü’nde ilk yardımla ilgili farkındalık oluşturulması hedefleniyor.

İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğretim Görevlisi Duygu Deniz, ilk yardımın önemi ve dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.

İlk yardımı “Herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır” şeklinde tanımlayan Deniz, ilk yardımın amaçlarını yaşamın devamının sağlanması, durumun kötüye gitmesinin önlenmesi ve iyileşmeyi kolaylaştırma olarak sıraladı.

Bilinçsiz yapılan ilk yardım önemli sorunlara yol açabilir

İlk yardımın sertifikası olan kişilerce yapılması gerektiğini vurgulayan Deniz, bilinçsiz uygulanan ilk yardımın ortaya çıkaracağı risklere dikkat çekti. Deniz, “İlk yardım bu konuda sertifika almış kişilerce uygulanmalıdır. Aksi halde bilgisizce ya da kulaktan dolma yanlış bilgilerle yapılan ilk yardım müdahalesi hasta/yaralının durumunun kötüye gitmesi, kalıcı sakatlıklar oluşması ve hatta hasta/yaralının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabilir” uyarısında bulundu.

Doğru ve bilinçli ilk yardım hayat kurtarıyor

Doğru ve bilinçli yapılan ilk yardımın hayat kurtardığını belirten Deniz, “Doğru ilk yardım sayesinde hasta ya da yaralı kişilerin sağlık kuruluşuna nakledilinceye kadar var olan durumlarının kötüye gitmesi engellenir. Doğru ve bilinçli yapılan ilk yardım, hastalığın ya da sakatlığın ilerleyen süreçte daha hızlı iyileşmesini sağlar” dedi.

Deniz, ilk yardım eğitiminin Sağlık Bakanlığı’nın yetkilendirdiği bir eğitim kurumundan alınması gerektiğini vurguladı.

Doğru ilk yardım nasıl olmalıdır?

İlk yardımın doğru bir şekilde yürütülmesi için koruma, bildirme ve kurtarma basamaklarının sırasıyla ve uygun olarak yapılması gerektiğini belirten Duygu Deniz, bu aşamaların detaylarını şöyle anlattı:

Koruma: Hastalık/yaralanma sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesini kapsar. En önemli işlem olay yerinde oluşabilecek tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır. Böylelikle hem ilk yardımcı hem de hasta/yaralı ikincil kazalara karşı korunmuş olacaktır.

112’yi ararken bunlara dikkat edilmeli

Bildirme: Olay / kaza mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde telefon veya diğer kişiler aracılığı ile gerekli yardım kuruluşlarına bildirilmelidir. Türkiye’de ilk yardım gerektiren her durumda telefon iletişimleri, 112 acil telefon numarası üzerinden gerçekleştirilir. Bildirme aşaması sistematik yapılırsa daha etkin olacaktır. 112’nin aranması sırasında dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • Sakin olunmalı ya da sakin olan bir kişinin araması sağlanmalı,
  • 112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmeli,
  • Kesin yer ve adres bilgileri verilirken, olayın olduğu yere yakın bir caddenin ya da çok bilinen bir yerin adı verilmeli,
  • Kimin, hangi numaradan aradığı bildirilmeli,
  • Hasta/yaralı(lar)ın adı ve olayın tanımı yapılmalı,
  •  Hasta/yaralı sayısı ve durumu bildirilmeli,
  • Eğer herhangi bir ilkyardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiği belirtilmeli,
  • 112 hattında bilgi alan kişi, gerekli olan tüm bilgileri aldığını söyleyinceye kadar telefon kapatılmamalıdır.

Kurtarma (Müdahale): Olay yerinde hasta / yaralılara müdahale hızlı ancak sakin bir şekilde yapılmalıdır.

Kurtarma aşamaları dikkatli takip edilmeli

Öğretim Görevlisi Duygu Deniz, kurtarma aşamalarını şöyle sıraladı:

  • Hasta/Yaralının durumu değerlendirilir (ABC) ve öncelikli müdahale edilecekler belirlenir,
  • Hasta/Yaralının korku ve endişeleri giderilir,
  • Hasta/Yaralıya müdahalede yardımcı olacak kişiler organize edilir,
  • Hasta/Yaralının   durumunun ağırlaşmasını önlemek için kendi kişisel olanakları ile gerekli müdahalelerde bulunulur,
  • Hasta/Yaralının baş-boyun-gövde ekseni korunarak müdahalelerde bulunulur,
  • Kanaması varsa kanama kontrolü yapılır,
  • Kırıklara yerinde müdahale edilir,
  • Hasta/Yaralının yarasını görmesine izin verilmez,
  • Hasta/Yaralıyı hareket ettirmeden müdahale yapılır,
  • Hasta/Yaralı sıcak tutulur,
  • Ambulans gelinceye kadar hasta/yaralı yalnız bırakılmaz,
  • Hasta/yaralı ağır ve hayati tehlikede olmadığı sürece asla yerinden kıpırdatılmaz.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
katid baskani toktas dogal afetler turizmi etkilemedi otellerde doluluk orani yuzde 70 aDa53Sb5
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Mayıs, 2026 16:45 tarihinde yayınlandı
0 0

KATİD Başkanı Toktaş: “Doğal afetler turizmi etkilemedi, otellerde doluluk oranı yüzde 70”

Karadeniz Turistik İşletmeciler Derneği (KATİD) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Murat Toktaş, Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan doğal afetlerin turizmi olumsuz etkilemediğini belirterek, bayram tatiliyle birlikte otellerde doluluk oranlarının yüzde 70 seviyesine ulaştığını söyledi.

Doğal afetlerin turizme olumsuz etkisinin sınırlı kaldığını ifade eden Murat Toktaş, özellikle dere yataklarına yakın inşa edilen bungalovların risk oluşturduğunu dile getirdi. Toktaş, geçmişte yaşanan can ve mal kayıplarının sektörde olumsuz algı oluşturduğunu ancak son dönemde devlet ve belediyelerin aldığı önlemler sayesinde riskli yapıların tahliye edilip yıkıldığını belirtti. Toktaş, iklim değişikliğinin ise bölge turizmine kayda değer bir zarar vermediğini kaydetti.

“Havza’daki sel termal tesisleri etkilemedi”

Yakın zamanda Samsun’un Havza ilçesinde meydana gelen selin termal tesisleri etkilemediğini dile getiren Murat Toktaş, “12 Mayıs’ta Havza ilçemizde yoğun bir yağış meydana geldi. Bundan yaklaşık 3-5 gün öncesinden özellikle valilik kanalıyla sürekli uyarılar yapıldı. Selin vurmasından önce de yaklaşık 3-5 saat evvel tekrar anonslar yapılmıştı. Tesislerimizde şu anda herhangi bir hasarımız yok. Tesisler olarak biz tedbirlerimizi almıştık. Turizm tesislerinde bir problemimiz yok. Sadece orada şehir merkezinde ne yazık ki kötü bir sel felaketiyle karşılaşıldı. O da 2-3 gün içinde belediyenin ve valiliğin mücadelesi ile hızla toparlandı. Havza, termal bölge. Selin termal tesislere olumsuz etkisi olmadı. O anlamda bir problemimiz yok. Yolların hemen açılması, şehir merkezinin hızlı bir şekilde normale dönmesi bizi olumsuz bir şekilde etkilemedi” dedi.

“Şu anda oteller yüzde 70 dolulukta, yazın bu oran yüzde 100 oluyor”

Bayram tatilinin turizm ve otelcilik sektörü açısından hareketlilik oluşturduğunu belirten Toktaş, “Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla bölgede yoğun bir hareketlilik yaşanıyor. Özellikle ülkenin batısında yaşayan hemşehrilerimiz kurban kesimi ve tatil amacıyla bölgeye geliyor. Bunun yanında gezi amaçlı gelen ziyaretçiler de bulunuyor. Uzun tatil sektörü hareketlendirdi. Rezervasyonlar önceden gelmeye başlamıştı. Yolda olan vatandaşların bir kısmı da güzergah üzerindeki turistik tesislerde konaklıyor. Özellikle Doğu Karadeniz’e giden misafirlerin önemli bölümü Samsun’da mola veriyor. Bayram sezonunda Karadeniz Bölgesi’nde doluluk oranlarının yüzde 70 seviyelerinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Bayramın yaz dönemine denk geldiği yıllarda ise doluluk oranı yüzde 100’e ulaşıyor” diye konuştu.

“İran Savaşı, Arap turistlerin Karadeniz’e gelişini olumsuz etkiledi”

ABD-İran savaşının Körfez ülkelerinden Türkiye’ye gelen turist sayısını etkilediğini ifade eden Toktaş, “Bölgemizde yaşanan İran gerilimi, Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de enflasyonu tetikledi. Yakıt maliyetlerinin artması hem uçak hem de otobüs firmalarının zam yapmasına neden oldu. Mevcut konjonktürde çok büyük bir hareketlilik beklenmiyor. Bunlar geçici etkenler. İran konusu kısa sürede normale dönerse hareketlilik yeniden başlayacaktır. Özellikle Körfez ülkelerinden Doğu Karadeniz’e gelen turistler, uçak bulmakta zorlandıkları için seyahat edemiyor. Hava sahalarının kapanması da önemli bir etken oluşturuyor. Bu nedenle Körfez pazarında daralma yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

“Vali Tavlı ve Başkan Doğan’ın turizm hassasiyeti şehre olumlu yansıdı”

Yerel yöneticilerin turizme verdiği önemin şehre olumlu katkı sunduğunu belirten Toktaş, “Valimiz Orhan Tavlı’nın turizm konusuna hassasiyetle yaklaşması ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Halit Doğan’ın bu çalışmaları desteklemesi Samsun turizmine olumlu yansıdı. Her iki kurumun da turizmin gelişeceğine inanması önemli bir sinerji oluşturdu. Devlet ve yerel yönetimin turizmi sahiplenmesiyle hızlı bir ilerleme sağlanacağına inanıyorduk. Şu anda bunun gerçekleştiğini görüyoruz. Biz de STK’lar olarak destek vermek amacıyla turizm odaklı sivil toplum kuruluşlarıyla bir platform oluşturduk. Turizm Master Planı’nın açıklanmasıyla birlikte planlı bir yol haritası ortaya konuldu. Bu süreçte sadece kamu ve belediyelerin değil, STK’ların ve üniversitelerin de katkı sunması gerekiyor. Orhan Tavlı’nın göreve gelmesiyle Samsun’un turizme bakışı daha vizyoner bir hale geldi. Bunun olumlu sonuçlarını görmeye başladık” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin