Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
08 Ocak, 2023 14:38 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’da Sokak Hayvanlarına Özel Alan

Safranbolu ilçesinde hizmet veren veteriner hekimler ve sokak hayvanları gönüllüleri sahipsiz hayvanlar konusunda yaşanan sorunlara çözümler üretebilmek için Belediye Başkanı Elif Köse ile görüştü.
Belediye binasında yapılan görüşmede veteriner hekimler ve sokak hayvanları gönüllüleri Başkan Köse’ye taleplerini iletti.
Toplantı sonrası konuşan Başkan Köse, “Kentimizdeki veteriner hekimler ve bizim belediyemizdeki veteriner hekimimizle güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Kentlerin en önemli problemlerinden birisi sokak hayvanları. Sokak hayvanlarından korkan bir grup ve onları besleyen hayvan gönüllülerimiz var. Belediyeler bu iki grubun arasında kalmış durumda. Yasalar var. Biz bunları bir araya gelelim ve konuşalım, ortak noktada buluşup çözümler üretelim istedik. Çok güzel ve verimli toplantı oldu” dedi.
Hayvan gönüllülerinin belediyeden, belediyenin de hayvan gönüllülerinden isteği olduğunu ifade eden Başkan Köse, “Konuşarak bir noktaya vardık. Bundan sonra Safranbolu Belediyesi olarak yeterli bulunmayan veteriner hekim sayımızı arttıracağız. Çünkü bir veteriner hekimimiz var. Özveri ile çalışıyor ancak sokak hayvanları sayısı itibari ile günlük kısırlaştırılması gereken sokak hayvanları itibariyle de bir kişinin yeterli olmadığı çok net. Biz Safranbolu Belediyesi bünyesine bir veteriner hekim daha almaya karar verdik. Bir veteriner yardımcımız var mevcut olarak. Hayvan gönüllülerinin taleplerini daha rahat karşılayacak ve daha hızlı şekilde hareket edeceğimiz duruma geleceğimizi düşünüyorum. Ekipman olarak da biz göreve geldiğimizde ultrason cihazı almıştık ama eksiklerimiz var. Bunlardan biri röntgen cihazı ve kan sayım cihazı. Bunlar da acilen alınması ve bünyemizde bulunmasını istediğimiz cihazlar. Bugün hayvan gönüllülerimize onun sözünü verdik. Aynı zamanda onların en önemli isteklerinden biri buldukları sokak hayvanlarını besleyebilecekleri bir alan. Barınağın dışında bakımı yapılmış, hastalığı olmayan beslenmesi gereken hayvanlar için özel bir alan istediler. Alanla ilgili çalışmalarımızı da en kısa sürede tamamlayıp onlara teslim edeceğiz. İnşallah sokak hayvanı dostlarımızla birlikte uyum içinde yaşamanın yollarını arıyoruz” diye konuştu.
Vatandaşlara çağrıda bulunan Köse, “Benim vatandaşlarımızdan en önemli isteğim çocuklarımıza sokak hayvanlarından korkmamayı öğretmek. Korkmayı değil de sevmeyi öğretirsek aslında sorun kalmayacak. Onların insanlarla bir derdi yok. Sokaklar hayvan dostlarımızın” ifadelerini kullandı.
Köse, “Ülkemizdeki yasalar gereği de tekrar hatırlatmak istiyorum. Belediyelerin sokak hayvanlarını barınaklarda tutma yetkisi yok. Nasıl yetkisi var? Acilen müdahale edilmesi gereken hayvanların, sakatlanmış ya da aşılanması, kısırlaştırılması gereken hayvan dostlarını barınağa alabiliriz. Onların tedavileri yapıldıktan sonra yine bırakmamız gereken yer sokaklar. Belediyenin bunun dışında bir şey yapma yetkisi yok. Bunun da tekrar altını çizerek vurgulamak istiyorum. Toplantının çok verimli olduğunu belirterek hayvanseverlerimize teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. (Nurettin Acar)

Bizi sosyal medyadan takip edin
s 27
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası
31 Mayıs, 2026 12:35 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

MEMLEKET Mİ, MENFAAT Mİ?

Türkiye’de siyasetin kamu yararına hizmet etmekten ziyade, menfaat, sosyal statü ve rant aracı olarak görüldüğü yönünde güçlü bir toplumsal kanı var. Bu durumun temel sebepleri; yapısal eşitsizlikler, denetim mekanizmalarındaki eksiklikler ve siyasi kültürün bir parçası haline gelmiş olan clientelism (kayırmacılık/himaye) ilişkileridir.

Son yıllarda toplumda bir kanı daha oluştu. Aslında bu Atatürk sonrası dönemde de bilinen bir gerçekti. Türkiyede bazı siyasetçilerin emperyal güçlerin kontrolünde olduğu kanısı. Kukla benzetmesi buradan geliyor.
Bu günlerde İsmet paşanın o meşhur sözünü sıkça hatırlıyoruz. “Hiçbir ülke yoktur ki, kendi içinden bizim kadar hain yetiştirebilsin.”

Ülkemize özgü bu durumun detaylarını şöyle özetleyebiliriz;
– Siyasal güç, devlet kaynaklarının, ihalelerin ve kamu yatırımlarının belirli kişi veya gruplara aktarılmasında (rant mekanizması) merkezi bir rol oynar. Kamu kaynaklarının dağıtımında siyasi tercihlerin öne çıkması, siyaseti ekonomik bir zenginleşme aracı haline getirir.
– Siyaset; kamuda işe alım, bürokratik atamalar ve yerel yönetim hizmetleri gibi konularda bir “ayrıcalık ve menfaat sağlama” aracı olarak işleyebilir. Seçmen-siyasetçi ilişkisi, hizmet odaklılıktan ziyade karşılıklı çıkara dayalı bir yapıya dönüşebilmektedir.
– Siyasi makamlar, özellikle milletvekilliği veya üst düzey yöneticilik, toplumsal saygınlık, dokunulmazlık ve geniş bir çevresel ağa (network) sahip olma (sosyal statü) anlamına gelmektedir. Bu durum bireyleri siyasi kariyer yapmaya iten en büyük motivasyonlardan biridir.

Siyaset bilimciler ve ekonomistler, bu döngünün kırılabilmesi için bireysel ahlaktan ziyade hukukun üstünlüğü, şeffaflık, kurumların bağımsızlığı ve hesap verilebilirlik gibi yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor.

Siyasetçilerin asıl amacının memleket mi yoksa menfaat mi olduğu sorusu, toplumların ve siyaset bilimcilerin yüzyıllardır tartıştığı evrensel bir konudur. Bu soruya tek bir yanıt vermek yerine, konuya iki temel perspektiften bakmak gerekiyor.

1. İdealist Perspektif: Memleket Sevdası
Bu yaklaşıma göre siyaset, topluma hizmet etme, ülkeyi kalkındırma ve adalet sağlama aracıdır.

Kamu Yararı: Birçok siyasetçi, toplumsal sorunları çözmek ve gelecek nesillere daha iyi bir ülke bırakmak amacıyla yola çıkar.
Hizmet Motivasyonu: Bu gruptaki liderler için makam ve mevkiler, bireysel kazanç değil, memlekete hizmet etme fırsatıdır.
İlkeli Siyaset: “Önce ülkem ve milletim” anlayışını benimseyerek, zor zamanlarda kişisel veya partisel çıkarlarını arka plana itebilirler.

2. Realist ve Eleştirel Perspektif: Menfaat Odaklılık
Bu yaklaşıma göre ise siyaset, güç, nüfuz ve ekonomik kaynakların dağıtımı üzerinde kontrol sağlama mücadelesidir.

Güç ve Makam Tutkusu: konuya eleştirel bakanlar, siyasetçilerin öncelikli amacının kendi koltuklarını korumak ve güçlerini artırmak olduğunu savunur.
Kişisel ve Zümresel Çıkarlar: Siyasetin, bireysel menfaatlerin veya belirli destekçi grupların (lobiler, sermaye çevreleri) çıkarlarını korumak için bir araç olarak kullanıldığı yönünde yaygın bir toplumsal algı vardır.
Popülizm: Kısa vadeli seçim kazanımları için memleketin uzun vadeli çıkarlarının feda edilmesi, menfaat odaklı siyasetin bir göstergesi olarak kabul edilir.

Dengeleyici Unsurlar
Siyaset bilimciler, bir ülkedeki siyasetin “memleket” mi yoksa “menfaat” dengesinde mi ilerleyeceğini kurumsal denetim mekanizmalarının belirlediğini ifade eder.
Güçlü Kurumlar: Şeffaflık, hesap verebilirlik, hukukun üstünlüğü ve özgür medya gibi mekanizmalar geliştiğinde, siyasetçilerin şahsi menfaat devşirmesi zorlaşır.
Toplumsal Bilinç: Seçmenlerin siyasetçileri kişisel çıkarlara göre değil, somut memleket projelerine ve liyakate göre ödüllendirip cezalandırması sistemi hizmet odaklı olmaya zorlar.

Sonuç olarak, siyaset sahnesinde her iki motivasyona sahip aktörleri de görmek mümkündür. Bir siyasetçinin derdinin ne olduğunu anlamak için söylemlerinden ziyade aldığı kararlara, şeffaflığına ve topluma sağladığı somut faydalara bakılması gerekir.

Şimdi soruyorum, “Önce ülkem” diyen kaç siyasetçi ismi sayabilirsiniz?

İlyas Erbay