Reklam
Reklam
kamyon ile otomobil carpisti wDCKGULd
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Ocak, 2025 00:15 tarihinde yayınlandı
0

Kamyon ile otomobil çarpıştı

Zonguldak’ın araba ile kamyonun çarpıştığı kazada araba şoförü yaralandı.

Kaza öğle saatlerinde İnağzı Mahallesi’nde meydana geldi. Mercedes marka 67 SB 325 plakalı kamyon ile 06 MKE 36 plakalı araba çarpıştı. Kazada arabada bulunan şoför yaralandı. Etraftakilerin haber vermesi üzerine olay yerine sıhhat ve polis takımları sevk edildi. Olay yerine gelen sıhhat grupları yaralı şoföre birinci müdahaleyi yaparak hastaneye götürdü. Polis kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
s 27
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası
31 Mayıs, 2026 12:35 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

MEMLEKET Mİ, MENFAAT Mİ?

Türkiye’de siyasetin kamu yararına hizmet etmekten ziyade, menfaat, sosyal statü ve rant aracı olarak görüldüğü yönünde güçlü bir toplumsal kanı var. Bu durumun temel sebepleri; yapısal eşitsizlikler, denetim mekanizmalarındaki eksiklikler ve siyasi kültürün bir parçası haline gelmiş olan clientelism (kayırmacılık/himaye) ilişkileridir.

Son yıllarda toplumda bir kanı daha oluştu. Aslında bu Atatürk sonrası dönemde de bilinen bir gerçekti. Türkiyede bazı siyasetçilerin emperyal güçlerin kontrolünde olduğu kanısı. Kukla benzetmesi buradan geliyor.
Bu günlerde İsmet paşanın o meşhur sözünü sıkça hatırlıyoruz. “Hiçbir ülke yoktur ki, kendi içinden bizim kadar hain yetiştirebilsin.”

Ülkemize özgü bu durumun detaylarını şöyle özetleyebiliriz;
– Siyasal güç, devlet kaynaklarının, ihalelerin ve kamu yatırımlarının belirli kişi veya gruplara aktarılmasında (rant mekanizması) merkezi bir rol oynar. Kamu kaynaklarının dağıtımında siyasi tercihlerin öne çıkması, siyaseti ekonomik bir zenginleşme aracı haline getirir.
– Siyaset; kamuda işe alım, bürokratik atamalar ve yerel yönetim hizmetleri gibi konularda bir “ayrıcalık ve menfaat sağlama” aracı olarak işleyebilir. Seçmen-siyasetçi ilişkisi, hizmet odaklılıktan ziyade karşılıklı çıkara dayalı bir yapıya dönüşebilmektedir.
– Siyasi makamlar, özellikle milletvekilliği veya üst düzey yöneticilik, toplumsal saygınlık, dokunulmazlık ve geniş bir çevresel ağa (network) sahip olma (sosyal statü) anlamına gelmektedir. Bu durum bireyleri siyasi kariyer yapmaya iten en büyük motivasyonlardan biridir.

Siyaset bilimciler ve ekonomistler, bu döngünün kırılabilmesi için bireysel ahlaktan ziyade hukukun üstünlüğü, şeffaflık, kurumların bağımsızlığı ve hesap verilebilirlik gibi yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor.

Siyasetçilerin asıl amacının memleket mi yoksa menfaat mi olduğu sorusu, toplumların ve siyaset bilimcilerin yüzyıllardır tartıştığı evrensel bir konudur. Bu soruya tek bir yanıt vermek yerine, konuya iki temel perspektiften bakmak gerekiyor.

1. İdealist Perspektif: Memleket Sevdası
Bu yaklaşıma göre siyaset, topluma hizmet etme, ülkeyi kalkındırma ve adalet sağlama aracıdır.

Kamu Yararı: Birçok siyasetçi, toplumsal sorunları çözmek ve gelecek nesillere daha iyi bir ülke bırakmak amacıyla yola çıkar.
Hizmet Motivasyonu: Bu gruptaki liderler için makam ve mevkiler, bireysel kazanç değil, memlekete hizmet etme fırsatıdır.
İlkeli Siyaset: “Önce ülkem ve milletim” anlayışını benimseyerek, zor zamanlarda kişisel veya partisel çıkarlarını arka plana itebilirler.

2. Realist ve Eleştirel Perspektif: Menfaat Odaklılık
Bu yaklaşıma göre ise siyaset, güç, nüfuz ve ekonomik kaynakların dağıtımı üzerinde kontrol sağlama mücadelesidir.

Güç ve Makam Tutkusu: konuya eleştirel bakanlar, siyasetçilerin öncelikli amacının kendi koltuklarını korumak ve güçlerini artırmak olduğunu savunur.
Kişisel ve Zümresel Çıkarlar: Siyasetin, bireysel menfaatlerin veya belirli destekçi grupların (lobiler, sermaye çevreleri) çıkarlarını korumak için bir araç olarak kullanıldığı yönünde yaygın bir toplumsal algı vardır.
Popülizm: Kısa vadeli seçim kazanımları için memleketin uzun vadeli çıkarlarının feda edilmesi, menfaat odaklı siyasetin bir göstergesi olarak kabul edilir.

Dengeleyici Unsurlar
Siyaset bilimciler, bir ülkedeki siyasetin “memleket” mi yoksa “menfaat” dengesinde mi ilerleyeceğini kurumsal denetim mekanizmalarının belirlediğini ifade eder.
Güçlü Kurumlar: Şeffaflık, hesap verebilirlik, hukukun üstünlüğü ve özgür medya gibi mekanizmalar geliştiğinde, siyasetçilerin şahsi menfaat devşirmesi zorlaşır.
Toplumsal Bilinç: Seçmenlerin siyasetçileri kişisel çıkarlara göre değil, somut memleket projelerine ve liyakate göre ödüllendirip cezalandırması sistemi hizmet odaklı olmaya zorlar.

Sonuç olarak, siyaset sahnesinde her iki motivasyona sahip aktörleri de görmek mümkündür. Bir siyasetçinin derdinin ne olduğunu anlamak için söylemlerinden ziyade aldığı kararlara, şeffaflığına ve topluma sağladığı somut faydalara bakılması gerekir.

Şimdi soruyorum, “Önce ülkem” diyen kaç siyasetçi ismi sayabilirsiniz?

İlyas Erbay