DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
Fevzi Aydın
Yeni yüzyılda Türk siyaseti, değişimle birlikte sınır ve çizgisi dışına taşarak, başka alanlarda da etkili olmaya başladı…
Son çeyrek asra damga vuran AKP ve MHP ağırlıklı Cumhur İttifakı, her alanda siyaset ve bürokrasi kuralları dışına çıkarak, uzlaşı olmayan bir yönetim sergilenmekte…
Özellikle siyaset ekonomi ve milli irade üçgeninde, siyaset ve ekonomi ikilisi rakamlara bağlı çalışma üretirken, milli iradeyi saf dışı bıraktı…
İktidarı ve muhalefetiyle birlikte, siyasetteki değişim, son zamanlarda milli irade üzerinde ki baskı ve etkisini oldukça artırmaya başladı…
Çalışan ve emekliler haricinde, her alanda uygulanan destek programları, özellikle sanayi ve ticaret alanlarına can suyu olarak akarken, sosyal güvencesi olmayanlara verilen destekler de siyasete endeksli olarak uygulanmakta…
İktidar, ana muhalefeti kayyım ve yargı ile dizayn etme programı uygularken, ana muhalefet ise kendisini siyasetten uzaklaştırarak, kendi siyaset kurumundaki kaleleri tek tek yıkmakla meşgul…
İktidar aynı zamanda ana muhalefeti de kendi çizgisine çekecek sistemi, yargı yoluyla kazanmaya çalışmakta…
İktidar, sosyo-ekonomideki sorun ve krizleri, milli irade ve kamuoyuna sorarak eleştirirken, iktidarda olduğunu bilerek görmezden gelmekte…
Sistem olarak faize karşı kırmızı çizgisi bulunan iktidar, belki de Cumhuriyet tarihinin en fazla faizini ödeyen ekonomi yönetimi olarak tarihe geçecek…
Çeyrek asırlık sürede iktidarını sürdüren Cumhur İttifakı’nın sosyo-ekonomideki handikapları, başarısızlığın anahtarı olarak görülmekte…
İlk seçimde iktidar adayı ana muhalefet, milli iradede ki durumunu güçlendirmekten uzak kalmakta, iktidar ise ana muhalefetin siyaset sahnesinden silinmesi için her yolu mubah görmekte…
Günümüz ana muhalefeti iki parçaya bölünerek, iktidar sevdasından uzaklaşmakta…
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Atatürk ve devamındaki CHP ile bugünün iktidarı, siyaseti aynı amaç ve düşünce doğrultusunda tek parti ve tek adam sistemi üzerine kullanmış ve kullanmakta…
Atatürk CHP’si de Cumhur İttifakı da tek parti ve tek adam rejimiyle siyaseti yöneterek, yönlendirmiş ve yönlendirmekte…
Dış politikada ise Kıbrıs, Türk Devletleri, İslam Teşkilatı gibi kuruluşlar devletleriyle bütünleşerek Türk-İslam sentezini gerçekleştirilmeli…
Ancak, çeyrek asırlık sürede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye hariç kardeş ülkelerde dahi tanınmazken, AB ve Rum tarafı, KKTC’siz bir Kıbrıs Cumhuriyeti sevdasındalar…
Cumhur İttifakının iç cephe uyarıları sözde kalmakta ve milli irade bu kapsam dışında tutularak, bu uyarılar eksik kalmakta…
Siyaset kulvarı dışına taşarak siyasetin dama taşlarındaki değişiklik, iç cepheyi dinamitlemekte…
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…


