<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:alsat="https://alsat.kkerem.com/ns" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Sağlık &#8211; Karabük Postası</title>
	<atom:link href="https://karabukpostasi.com/kategori/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<description>Karabük, Safranbolu, Yenice, Eskipazar ve ilçelerinden son dakika haberleri, yerel gündem, spor, ekonomi ve tüm gelişmeler Karabük Postası’nda.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 09:37:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/67107f97768fa.webp</url>
	<title>Sağlık &#8211; Karabük Postası</title>
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gençlerde kanser alarmı: &#8220;Biyolojik erken yaşlanma erken yaşta kanser vakalarını arttırıyor&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/genclerde-kanser-alarmi-biyolojik-erken-yaslanma-erken-yasta-kanser-vakalarini-arttiriyor/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/genclerde-kanser-alarmi-biyolojik-erken-yaslanma-erken-yasta-kanser-vakalarini-arttiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 09:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=285977</guid>

					<description><![CDATA[Samsun’da Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda genç yaşta görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekerek, biyolojik erken yaşlanmanın bu artışta önemli bir rol oynayabileceğini söyledi. Prof. Dr. Özkaya, geçen hafta ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda genç yaşta görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekerek, biyolojik erken yaşlanmanın bu artışta önemli bir rol oynayabileceğini söyledi.<br />
<br />Prof. Dr. Özkaya, geçen hafta kliniğinde sırt ağrısı ve inatçı öksürük şikayetiyle başvuran 40’lı yaşlardaki iki kadın hastaya akciğer kanseri tanısı konulduğunu belirterek, &#8220;Üstelik bu vakalar sigara kullanımı, aile öyküsü ve yaş gibi beklenen risk faktörlerinden bağımsız olarak ortaya çıktı. Maalesef hem ülkemizde hem de dünyada buna benzer hikayeler giderek daha yaygın hale geliyor&#8221; dedi.<br />
<br />Türkiye’de ve dünyada özellikle 50 yaş altındaki yetişkinlerde bir düzineden fazla kanser türünde artış görüldüğünü ifade eden Özkaya, erken başlangıçlı kanserler arasında akciğer, kolon ve meme kanserlerinin öne çıktığını kaydetti. Akciğer kanserinin artık 30-49 yaş aralığındaki bireylerde en ölümcül kanser türlerinden biri haline geldiğini belirtti.<br />
<br />Bir dergide yayımlanan yeni bir değerlendirmeye işaret eden Özkaya, İngiltere Biyobankası verilerinin incelendiği araştırmada 154 bin 169 genç yetişkin arasında sistemik yaşlanmanın doğum kohortları arasında arttığının ortaya konduğunu söyledi. Araştırmada, 1965-1974 yılları arasında doğan bireylerde biyolojik yaşlanmanın, 1950-1954 yılları arasında doğanlara göre yüzde 23 daha yüksek bulunduğunu aktaran Özkaya, bu durumun erken başlangıçlı kanser riskiyle ilişkili olduğunun belirlendiğini ifade etti.<br />
<br />Araştırmada gözlenen risk artışının özellikle akciğer, gastrointestinal sistem ve rahim kanserlerinden kaynaklandığını belirten Özkaya, söz konusu ilişkinin yaşlanma ve kanserin genetik risk faktörlerinden bağımsız olarak ortaya çıktığını vurguladı.<br />
<br />Kronolojik yaştan daha ileri düzeyde biyolojik yaşlanmayı gösteren yaş farkının, erken başlangıçlı kanserler için önemli bir risk faktörü olabileceğini dile getiren Özkaya, &#8220;Sigara başta olmak üzere kanser riskini artıran birçok faktörü biliyoruz. Ancak hızlandırılmış biyolojik yaşlanmanın nedenleri ve etkilerinin de genç yaşta ortaya çıkan kanserlerin sebepleri arasında yer aldığını düşünüyoruz&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Özellikle sigara ve aile öyküsünden bağımsız gelişen genç kadın kanserlerinin nedenlerinin araştırıldığını belirten Özkaya, erken yaşlarda kullanılmaya başlanan kozmetik ve makyaj ürünlerinin de bilimsel çalışmaların gündeminde yer aldığını söyledi.<br />
<br />Birçok kişinin makyaj malzemeleri, cilt ve saç bakım ürünleri ile parfümleri genç yaşlardan itibaren düzenli olarak kullandığını ifade eden Özkaya, kozmetik ürünlerin uzun vadeli sağlık etkileri ve muhtemel kanser riskleri konusunda halen sınırlı bilgi bulunduğunu kaydetti.<br />
<br />Kozmetik ürünlerde yer alan bazı bileşenlerin yeterince test edilmediğini belirten Özkaya, &#8220;Bu maddelerin zaman içerisinde veya diğer bileşenlerle birleştiğinde vücutta nasıl etkiler oluşturduğu tam olarak bilinmiyor. Bazı maddelerin yüksek miktarlarda zararlı olduğu gösterilmiş olsa da kozmetik ürünlerde genellikle çok daha düşük oranlarda bulunuyorlar&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />Laboratuvar ortamındaki test şartlarının günlük kullanım şartlarından farklılık gösterebildiğine dikkat çeken Özkaya, araştırmacıların birçok bileşenin deri yoluyla ne kadar emildiğini tam olarak belirleyemediğini, bu nedenle deneysel sonuçların gerçek yaşam şartlarındaki etkilerle birebir örtüşmeyebileceğini ifade etti.<br />
<br />Kozmetik ürünlerin içeriklerine eklenen ya da üretim sürecinde kirletici olarak bulunabilen bazı kimyasalların da endişe oluşturduğunu belirten Özkaya, formaldehit, benzen ve talk gibi bazı maddelerin ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından kanserojen olarak sınıflandırıldığını, bu nedenle muhtemel sağlık etkilerinin araştırılmaya devam edildiğini sözlerine ekledi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/genclerde-kanser-alarmi-biyolojik-erken-yaslanma-erken-yasta-kanser-vakalarini-arttiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda yaz ishali alarmı: Sıvı kaybına dikkat</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/cocuklarda-yaz-ishali-alarmi-sivi-kaybina-dikkat/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/cocuklarda-yaz-ishali-alarmi-sivi-kaybina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 09:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[İshal]]></category>
		<category><![CDATA[Sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=285969</guid>

					<description><![CDATA[SAMSUN (İHA) – Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Gebeşoğlu, yaz aylarında artış gösteren ishal vakalarına karşı aileleri uyardı. Yaz ishali olarak bilinen bağırsak enfeksiyonlarının özellikle küçük çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) – Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Gebeşoğlu, yaz aylarında artış gösteren ishal vakalarına karşı aileleri uyardı. Yaz ishali olarak bilinen bağırsak enfeksiyonlarının özellikle küçük çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol açabileceğini belirten Gebeşoğlu, erken müdahalenin hayati önem taşıdığını söyledi.<br />
<br />Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte çocuklarda ishal vakalarının da belirgin şekilde yükseldiğine dikkat çeken Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Gebeşoğlu, &#8220;Halk arasında ‘yaz ishali’ olarak bilinen bu durum genellikle bağırsak enfeksiyonları sonucu ortaya çıkar. En büyük tehlike ise vücudun hızla sıvı ve mineral kaybetmesi, yani dehidratasyondur. Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde hızlı sıvı desteği ve gerekirse tıbbi müdahale hayati önem taşır&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;0-5 yaş arası çocuklar daha savunmasız&#8221;<br />
<br />Yaz ishalinin akut ishal tablosu olarak tanımlandığını ifade eden Gebeşoğlu, sıcak havalarda mikroorganizmaların yiyecek ve sularda daha hızlı çoğalması nedeniyle görülme sıklığının arttığını söyledi. Özellikle 0-5 yaş arası çocukların bağışıklık sistemleri tam gelişmediği için daha savunmasız olduğuna işaret eden Gebeşoğlu, &#8220;Kirli veya güvenilir olmayan içme sularının tüketilmesi, bozulmuş gıdalar, açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebze ve meyveler, az pişmiş et, tavuk ve balık tüketimi, havuz veya deniz suyunun yutulması, el hijyenine dikkat edilmemesi ile yaz aylarında aktifleşen rotavirüs ve adenovirüs gibi virüsler ile salmonella ve shigella gibi bakteriler ishale neden olabilmektedir. Ayrıca seyahat sırasında farklı su ve gıda kaynaklarına maruz kalmak da riski artırmaktadır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>İshalin belirtilerine dikkat<br />
<br />İshalin belirtileri hakkında da bilgi veren Gebeşoğlu, &#8220;Günde üçten fazla sulu dışkılama, karın ağrısı ve kramplar, bulantı, kusma, halsizlik, iştahsızlık, hafif veya yüksek ateş, ağız kuruluğu, idrar miktarında azalma, gözlerde çöküklük ve huzursuzluk en sık görülen belirtiler arasındadır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Korunmada hijyen ön planda<br />
<br />Çocukları ishalden korumak için hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Gebeşoğlu, &#8220;Ellerin sık sık yıkanması, çocuklara verilen yiyeceklerin temiz ve iyi pişmiş olması, kaynatılmış ya da güvenilir şişe suyu kullanılması ve gıdaların uygun koşullarda saklanması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca rotavirüs aşısı ile ek koruma sağlanabilir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Temel yaklaşım sıvı ve elektrolit kaybını yerine koymak&#8221;<br />
<br />İshal tedavisinde temel yaklaşımın kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konması olduğunu belirten Gebeşoğlu, hafif vakalarda evde uygulanabilecek yöntemler hakkında da bilgi verdi. Gebeşoğlu şunları söyledi:<br />
<br />&#8220;Bol su ve oral rehidrasyon solüsyonları verilmesi, pirinç lapası, muz, patates ve yoğurt gibi sindirimi kolay besinlerin tüketilmesi önerilir. Bu süreçte yağlı ve paketli gıdalardan kaçınılmalıdır. Orta ve ağır vakalarda ise mutlaka doktor kontrolü gereklidir. Antibiyotikler yalnızca bakteriyel kaynaklı enfeksiyonlarda ve hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Emzirme dönemindeki bebeklerde anne sütüne devam edilmelidir.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/cocuklarda-yaz-ishali-alarmi-sivi-kaybina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>’Hastalığı sessiz dönemde yakalamak hayat kurtarıyor’</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/hastaligi-sessiz-donemde-yakalamak-hayat-kurtariyor/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/hastaligi-sessiz-donemde-yakalamak-hayat-kurtariyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[#sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erken]]></category>
		<category><![CDATA[Önem]]></category>
		<category><![CDATA[Polat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=285862</guid>

					<description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayfer Kamalı Polat, erken tanının hastalıklarla mücadelede kritik rolüne dikkat çekerek, "Hekimler olarak hastalarımızın süreçlerinde her şeyi yaşıyor ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayfer Kamalı Polat, erken tanının hastalıklarla mücadelede kritik rolüne dikkat çekerek, &#8220;Hekimler olarak hastalarımızın süreçlerinde her şeyi yaşıyor, erken dönemde elde edilen sonuçların ne kadar yüz güldürücü olduğunu biliyoruz. Bu nedenle insanları her zaman erken tanı için teşvik ediyoruz. Hedefimiz hastalık belirgin hale gelmeden, sessiz dönemde tespit edebilmektir&#8221; dedi.<br />
<br />Büyük Anadolu Hastanesi Samsun tarafından düzenlenen &#8220;Erken Fark Et, Hayatı Yakala&#8221; etkinliğinde vatandaşlara erken teşhis ve düzenli sağlık taramalarının önemi anlatıldı. Program kapsamında öğrenciler tarafından hazırlanan müzik dinletisi, resim sergisi, jimnastik gösterileri ve basketbol şovu da gerçekleştirildi.<br />
<br />OMÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayfer Kamalı Polat, erken teşhisin birçok hastalıkta tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını söyledi. Sağlık sorunlarıyla erken dönemde mücadele etmenin önemine değinen Polat, &#8220;Sağlık problemleriyle çok daha erken aşamadan baş etmek bizim için önemlidir. Başarımız çok daha belirgin derecede artıyor. Hekimler olarak hastalarımızın süreçlerinde her şeyi yaşıyor, erken dönemde elde edilen sonuçların ne kadar yüz güldürücü olduğunu biliyoruz. Bu nedenle insanları her zaman erken tanı için teşvik ediyoruz. Hedefimiz hastalık belirgin hale gelmeden, sessiz dönemde tespit edebilmektir&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Bireylerin kendi sağlıklarının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Polat, özellikle meme kanserinde erken farkındalığın hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Polat, &#8220;Kadınlarda sık görülen kanser türlerinden biri meme kanseridir. Kişinin kendi sağlığının sorumluluğunu alarak kontrollerini nasıl yapacağını öğrenmesi büyük önem taşıyor. Her ay düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapılmasını öneriyoruz. 20 yaşından itibaren herkesin bu alışkanlığı kazanması gerekiyor&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />Tarama programlarının önemine de değinen Polat, &#8220;Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği yaş gruplarında yıllık mamografi taramalarına uyulması gerekiyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın meme ve serviks kanseri başta olmak üzere yürüttüğü tarama programları vatandaşlar için önemli fırsatlar sunuyor. Hiçbir şikayet olmasa bile bu programlara katılmak büyük önem taşıyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Erken teşhisin önündeki en büyük engellerden birinin korku olduğunu belirten Polat, &#8220;Kişinin sağlıklı olduğunu düşünerek kontrollerini ertelemesi veya korku nedeniyle taramalardan kaçınması doğru değil. Erken müdahale edildiğinde çok başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Mamografi taramalarında 1 santimetrenin altındaki kitleleri bile tespit edebiliyoruz. Bu nedenle düzenli kontroller ihmal edilmemeli&#8221; tavsiyelerinde bulundu.<br />
<br />Öğrencilerin hazırladığı gösterilerin de yer aldığı etkinlikte, erken teşhis konusunda toplumsal farkındalığın artırılması hedeflendi. Program vatandaşların yoğun ilgisiyle tamamlandı. Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Genel Müdürü Dr. İsmail Şen tarafından Prof. Dr. Ayfer Kamalı Polat’a çiçek takdim edildi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/hastaligi-sessiz-donemde-yakalamak-hayat-kurtariyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Profesör açıkladı: &#8220;Covid-19 aşıları temiz çıktı&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=285403</guid>

					<description><![CDATA[19 aşılarının kalp krizi, felç ve kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koyduğunu belirterek, "Covid-19 aşısı kalp rahatsızlıklarına karşı geniş kapsamlı koruma sağlıyor" dedi. Prof. Dr. Şevket Özkaya, JAMA ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19 aşılarının kalp krizi, felç ve kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koyduğunu belirterek, &#8220;Covid-19 aşısı kalp rahatsızlıklarına karşı geniş kapsamlı koruma sağlıyor&#8221; dedi.<br />
<br />Prof. Dr. Şevket Özkaya, JAMA Internal Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre koronavirüs aşısının, Covid-19 ile bağlantılı önemli kardiyovasküler olayların riskini yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını ifade eden Özkaya, aşının kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin uzun yıllar devam ettiğinin görüldüğünü söyledi.<br />
<br />Araştırmanın yalnızca kalp ve damar hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Özkaya, aşının daha geniş bir halk sağlığı yararı sunduğuna dikkat çekerek, &#8220;Araştırmacılar, aşının kardiyovasküler rahatsızlıkları, hastaneye yatışları ve Covid-19 ile bağlantılı olmayanlar da dahil olmak üzere tüm nedenlere bağlı ölümleri de mütevazı düzeyde azalttığını ortaya koydu&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Erken ölümlerin aşıya bağlı olmadığını bildirmiştik&#8221;<br />
<br />Pandemi sonrası dönemde özellikle genç yaşta görülen bazı ölümlerin aşılarla ilişkilendirildiğini hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, &#8220;Bizim araştırmalarımızda özellikle ülkemizde görülen erken ölümlerin aşılara bağlı olmadığını, Covid-19’un oluşturduğu virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarıyla ilişkili olduğunu bildirmiştik&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Virüsün damar hasarı etkisi göz ardı edilmemeli&#8221;<br />
<br />Özkaya, pandemi sonrası dönemde görülen bazı kalp krizi ve ani ölüm vakalarının değerlendirilmesinde virüsün uzun vadeli etkilerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, &#8220;Aşıların özellikle ölüm oranlarını azalttığını biliyoruz. Genç yaşta kalp krizine bağlanan bazı ölümlerde ise pandemi sonrası virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarının, ağır spor, yoğun egzersiz veya kontrolsüz yaşam tarzıyla birleşmesinin etkili olabileceğini değerlendiriyoruz&#8221; açıklamasında bulundu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye ve Japonya’dan kene tehdidine karşı ortak mücadele</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/turkiye-ve-japonyadan-kene-tehdidine-karsi-ortak-mucadele/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/turkiye-ve-japonyadan-kene-tehdidine-karsi-ortak-mucadele/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Japon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=285360</guid>

					<description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesini ziyaret eden Japon araştırmacılar, Tokat ve çevresinde kene kaynaklı hastalıkların tespiti ve kontrolüne yönelik yürütülen uluslararası proje kapsamında yapılan çalışmaları Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz ile birlikte ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesini ziyaret eden Japon araştırmacılar, Tokat ve çevresinde kene kaynaklı hastalıkların tespiti ve kontrolüne yönelik yürütülen uluslararası proje kapsamında yapılan çalışmaları Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz ile birlikte değerlendirdi.<br />
<br />Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde (TOGÜ) Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ve Japonya Tıbbi Araştırma ve Geliştirme Ajansı (AMED) tarafından desteklenen uluslararası proje kapsamında görev yapan Japon araştırmacılar ve proje ekibi, Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz’ı makamında ziyaret etti. Rektörlük makamında gerçekleşen ziyarette, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Parazitoloji Anabilim Dalının paydaş olarak yer aldığı ‘One Health Approach to Control of Neglected Tropical Diseases with Special Attention on Sand Fly and Mosquito-Borne Infections (SATREPS)’ projesi kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi. Proje çerçevesinde Tokat ve çevresinde kene faunasının belirlenmesi, kene türlerinin dağılım haritalarının oluşturulması, elde edilen verilerin iklimsel faktörlerle birlikte değerlendirilmesi ve kene kaynaklı muhtemel patojenlerin tespitine yönelik sürdürülen araştırmaların son durumu paylaşıldı.<br />
<br />Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversiteler arası ve uluslararası bilimsel iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Yürütülen araştırmaların hem bilim dünyasına hem de toplum sağlığına önemli katkılar sunacağını belirten Yılmaz, üniversitenin uluslararası araştırma projelerinde aktif rol almasından memnuniyet duyduğunu ifade etti. Ziyaret, proje kapsamında yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi ve gelecekte yapılması planlanan faaliyetlere ilişkin görüş alışverişinin ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.<br />
<br />Ziyarete Tokyo Üniversitesinden Dr. Yuki Shoshi ve Dr. Kyoko Sawabe, Japonya Ormancılık ve Orman Ürünleri Araştırma Enstitüsünden Dr. Kandai Doi, Japonya Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünden Dr. Ryo Matsumura ile TOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Keskin, Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Aykur ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Çağlar Berkel katıldı. Heyette ayrıca Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Yusuf Özbel ve Prof. Dr. Seray Töz ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünden Doç. Dr. Bekir Çelebi, Uzm. Dr. Umut Berberoğlu ve Dr. Ünal Altuğ da yer aldı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/turkiye-ve-japonyadan-kene-tehdidine-karsi-ortak-mucadele/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı zayıflamanın sırrı: Bütüncül yaklaşım</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçla]]></category>
		<category><![CDATA[Kas]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Verme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=284948</guid>

					<description><![CDATA[Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi. Son dönemde popülaritesi hızla artan yeni nesil obezite ilaçlarının hekim kontrolü ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi.<br />
<br />Son dönemde popülaritesi hızla artan yeni nesil obezite ilaçlarının hekim kontrolü dışında kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, doğru bir zayıflama sürecinde protein alımı ve fiziksel aktivitenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Obezite tedavisinde dünya çapında yaygınlaşan yeni nesil zayıflama iğnelerinin (Monjaro, Wegovy, Ozempic) doğru kullanılmadığında vücutta kalıcı deformasyonlara neden olabileceğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, sürecin mutlaka bir hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde, bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>&#8220;Sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor&#8221;<br />
<br />Obezite ilaçlarının çalışma mekanizması ve sosyal medyadaki yanlış algılar hakkında bilgi veren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, &#8220;Bu ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatarak sürekli tokluk hissi veriyor ve beyindeki açlık merkezini baskılıyor. Kalp damar sağlığı üzerinde de olumlu etkileri net bir şekilde gösterilmiş durumda. Ancak en büyük mücadelemiz bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle, reçetesiz olarak doğrudan eczanelerden alınıp kullanılması. Eğer sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor. Sonucunda sosyal medyada sıkça görülen süzülmüş, iki büklüm, sağlıksız bir insan profili ortaya çıkıyor. Bizim hedefimiz bu değil, fit ve sağlıklı bir kilo verme sürecidir. Bunun için de haftada 3 gün yürümek, 2 gün direnç egzersizi yapmak ve kas dokusunu çalıştırmak gerekiyor&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Kas kaybı iğneye değil, hızlı kilo vermeye bağlıdır&#8221;<br />
<br />Kilo verme süreçlerinde kas kaybının kaçınılmaz bir risk olduğunu, ancak bunun iğneden kaynaklanmadığını belirten Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, &#8220;Normal diyetlerde de kaybedilen kilonun ortalama yüzde 25’i kas dokusudur. Obezite cerrahisi geçirenlerde ise bu oran yüzde 30’lara çıkıyor ve hastalar bir yılda 10 kiloya yakın kas kaybedebiliyor. Demek ki kas kaybı ilaca değil, hızlı kilo vermeye bağlı bir durumdur. Bunun önüne geçmek için protein alımına odaklanmalıyız. Sağlıklı bir insan günde kilogram başına 1 miligram protein alırken, kilo veren hastalarda bu miktar 1.2 ya da 1.5 miligrama çıkmalı; yani ortalama 70 ila 130 gram protein tüketilmelidir. Beslenmeyle karşılanamıyorsa dışarıdan whey veya bitkisel protein takviyesi yapılmalıdır. Kas kaybedersek vücudun çatısını ayakta tutan direnç kaybolur, halsizlik başlar ve enerjimiz düşer&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;3-5 kilo için metabolik hafızanızı bozmayın&#8221;<br />
<br />İnsan beyninin ve metabolizmasının her zaman hayatta kalmaya programlandığını hatırlatan Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, zayıflama ilaçlarının bilinçsiz kullanımı konusunda uyarılarda bulunarak, &#8220;Vücudumuz yaşadığı her açlık ve kıtlık dönemini hafızasına kaydeder. Örneğin Ramazan’ın ikinci gününden sonra çok rahat oruç tutabilmemizin nedeni, metabolik hafızanın eski kayıtları devreye sokarak vücudu korumaya alması ve metabolizma hızını yavaşlatmasıdır. Bu yüzden 3-5 kilo fazlası olanların bu ilaçları kullanmasını kesinlikle istemiyoruz. Bu ilaçla çok çabuk kilo verirsiniz ancak eski yaşam tarzınıza döndüğünüzde metabolizma yavaşladığı için verdiğiniz kiloları yağ olarak geri alırsınız. Üstelik aradan yıllar geçip tekrar bu ilacı kullanmak istediğinizde gram kilo veremezsiniz; çünkü metabolik hafıza o yolağı tamamen kapatmıştır. İlacı bırakırken de aniden kesmek yerine, kilo sabitlenene kadar en düşük dozda hatırlatma dozları uygulanarak kademeli bir geçiş yapılmalıdır. Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmelidir&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />İlaçların kesinlikle kullanılmaması gereken hasta gruplarına da değinen Doç. Gökosmanoğlu, ayrıca şunları söyledi:<br />
<br />&#8220;Ailesinde çok nadir görülen medüller tiroid kanseri öyküsü olanlar, şiddetli mide boşalma sorunu (gastroparazi) yaşayanlar, hamileler, emziren anneler ve daha önce akut pankreatit atağı geçirmiş olanlar bu ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca ilaç başlarken veya doz artırırken bulantı, kusma, hazımsızlık gibi yan etkiler görülebilir. Bunları önlemek için küçük porsiyonlarla beslenmeli, kızartma ve şekerli gıdalardan uzak durmalı, yemekleri çok çiğnemeli ve en önemlisi böbrek hasarını önlemek için bol su içmeliyiz. Piyasada zayıflatıcı adı altında satılan, içeriği belirsiz zayıflama çaylarından ise kesinlikle uzak durulmalıdır; bunlar karaciğer yetmezliğine yol açabilir.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Ünlü estetikçi açıkladı: &#8220;Yüz gençleştirme ameliyatları ile 30 yıl gençleşmek mümkün&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/unlu-estetikci-acikladi-yuz-genclestirme-ameliyatlari-ile-30-yil-genclesmek-mumkun/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/unlu-estetikci-acikladi-yuz-genclestirme-ameliyatlari-ile-30-yil-genclesmek-mumkun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 13:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Akbaş]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=284665</guid>

					<description><![CDATA[Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, artan yaşam süresiyle birlikte yüz gençleştirme operasyonlarına ilginin yükseldiğini belirterek, "Günümüz estetik cerrahisiyle bazı hastalarda 20-30 yıl daha genç bir görünüm ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, artan yaşam süresiyle birlikte yüz gençleştirme operasyonlarına ilginin yükseldiğini belirterek, &#8220;Günümüz estetik cerrahisiyle bazı hastalarda 20-30 yıl daha genç bir görünüm elde edilebiliyor. Ancak önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir; herkesin estetik ameliyat olması gerekmez&#8221; dedi.<br />
<br />Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, günümüzde en sık uygulanan estetik operasyonlardan birinin yüz gençleştirme ameliyatları olduğunu söyledi. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte yaşlanmanın etkilerinin daha görünür hale geldiğini ifade eden Akbaş, birçok kişinin kendisini daha genç ve dinamik hissetmek amacıyla cerrahi müdahalelere yöneldiğini belirtti. Yaşlılığın en belirgin şekilde yüzde görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Akbaş, &#8220;Zaman içerisinde kaslar gevşiyor, göz kapakları düşüyor, göz altı torbaları oluşuyor. Yerçekiminin etkisiyle yanaklar aşağı doğru sarkıyor, boyun bölgesinde kırışıklıklar ve katlanmalar meydana geliyor. Bu değişiklikler kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların moralini ve motivasyonunu olumsuz etkileyebiliyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;10 ila 30 yıl gençleşme sağlayan sonuçlar elde edilebiliyor&#8221;<br />
<br />Plastik cerrahinin ulaştığı teknolojik ve bilimsel seviyenin yüz gençleştirme alanında başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu vurgulayan Akbaş, &#8220;Bazen kişileri 10, 20 hatta 30 yıl geriye götürebilecek sonuçlar alınabiliyor. Bu da insanların daha genç, daha enerjik, daha güzel ya da daha yakışıklı görünmelerini sağlayabiliyor. Evlilik hayatında, iş yaşamında ve sosyal çevrede kişinin motivasyonuna olumlu katkılar sunabiliyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Yaşlanma izleriyle gurur duyanların ameliyata ihtiyacı yok&#8221;<br />
<br />Yüz gençleştirme ameliyatlarının herkes için gerekli olmadığının altını çizen Prof. Dr. Akbaş, bazı kişilerin yaşlanma belirtilerini hayat tecrübelerinin ve anılarının bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Akbaş, &#8220;Bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, ‘Hocam, yüzümdeki yaşlanma izleri benim yaşadığım hayatın bir parçası. Bunlarla gurur duyuyorum’ diyorlar. Eğer bir kişi bunu içtenlikle söyleyebiliyorsa buna saygı duymak gerekir ve ameliyat olmasına gerek yoktur&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;İş hayatındaki rekabet estetik taleplerini artırıyor&#8221;<br />
<br />Özellikle iş yaşamında genç kuşaklarla birlikte çalışan bazı kişilerin görünüm nedeniyle dezavantaj yaşayabileceklerini düşündüklerini belirten Akbaş, &#8220;Yurt dışından gelen bazı hastalarım, genç çalışanlarla rekabet etmek zorunda kaldıklarını ve yaşlı görünmelerinin işlerini kaybetmelerine neden olabileceğinden endişe duyduklarını ifade ediyor. Kendilerini enerjik hissettikleri halde yüzlerindeki yaşlanma belirtileri nedeniyle estetik operasyon talep edebiliyorlar&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p>&#8220;Önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiği&#8221;<br />
<br />Geç yaşta evlilik ve ebeveynlik gibi sosyal değişimlerin de estetik operasyonlara ilgiyi artırdığını kaydeden Akbaş, bazı anne ve babaların çocuklarının okul ortamında yaşadıkları olumsuz deneyimlerden etkilenerek daha genç görünme isteği duyabildiklerini söyledi. Akbaş şunları söyledi:<br />
<br />&#8220;Bir insan kendini seviyorsa, görünümünden memnunsa ve yaşlanma belirtileri onda özgüven eksikliği oluşturmuyorsa ameliyata ihtiyacı yoktur. Burada önemli olan kişinin kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini doğru değerlendirmesidir. Herkes için geçerli tek bir doğru yoktur; önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/unlu-estetikci-acikladi-yuz-genclestirme-ameliyatlari-ile-30-yil-genclesmek-mumkun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>’Depresyonda doğru iletişim hayati önem taşıyor’</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/depresyonda-dogru-iletisim-hayati-onem-tasiyor/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/depresyonda-dogru-iletisim-hayati-onem-tasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 13:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[İfade]]></category>
		<category><![CDATA[Kişinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=284555</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon teşhisi konan kişilere iyi niyetle söylenen bazı sözlerin, depresyondaki kişinin yükünü daha da artırabileceği uyarısında bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, "Depresyon irade eksikliği ya da karakter zayıflığı olarak ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Depresyon teşhisi konan kişilere iyi niyetle söylenen bazı sözlerin, depresyondaki kişinin yükünü daha da artırabileceği uyarısında bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, &#8220;Depresyon irade eksikliği ya da karakter zayıflığı olarak değerlendirilmemelidir. Depresyon yaşayan kişilere ’kafana takma’, ’biraz pozitif düşün’, ’herkesin problemi var’ ya da ’güçlü ol’ gibi ifadeler çoğu zaman yardımcı olmaz. Aksine kişinin yaşadığı duyguların küçümsendiği hissini oluşturabilir&#8221; dedi.<br />
<br />Depresyonun yalnızca moral bozukluğu ya da geçici bir mutsuzluk hali değil; kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyen ciddi bir ruh sağlığı sorunu olduğunu ifade eden VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Cengiz Çelik, dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>
<p>&#8220;Karakter zayıflığı olarak değerlendirilmemeli&#8221;<br />
<br />Toplumda sık görülen bu rahatsızlıkla mücadele eden bireylerin çevrelerinden destek beklerken bazen iyi niyetle söylenen sözler nedeniyle kendilerini daha da yalnız, suçlu ve yetersiz hissedebileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Cengiz Çelik, depresyonun irade eksikliği ya da karakter zayıflığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, &#8220;Depresyon yaşayan kişilere ’kafana takma’, ’biraz pozitif düşün’, ’herkesin problemi var’ ya da ’güçlü ol’ gibi ifadeler çoğu zaman yardımcı olmaz. Aksine kişinin yaşadığı duyguların küçümsendiği hissini oluşturabilir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Empati ve anlayış, iyileşme sürecini destekliyor&#8221;<br />
<br />Depresyonla mücadele eden bireylerin öncelikle anlaşılmaya ve yargılanmadan dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Çelik, yakın çevrenin kullandığı dilin büyük önem taşıdığını ifade etti. &#8220;Zorlandığını görüyorum&#8221;, &#8220;Seni dinlemeye hazırım&#8221;, &#8220;Bunu tek başına taşımak zorunda değilsin&#8221; ve &#8220;Nasıl yardımcı olabilirim&#8221; gibi ifadelerin kişinin kendisini daha güvende ve desteklenmiş hissetmesine katkı sağlayabileceğini belirten Uzm. Dr. Çelik, depresyonda iyileşme sürecinin zaman alabileceğini ve bunun normal olduğunu söyledi.</p>
<p>&#8220;Depresyon gerçek bir sağlık sorunudur&#8221;<br />
<br />Depresyonun kişinin iş, aile ve sosyal hayatını etkileyebilen ciddi bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Cengiz Çelik, gerekli durumlarda profesyonel destek alınmasının önemini vurguladı. Uzm. Dr. Çelik, &#8220;Depresyonlu birine ’neden ayağa kalkmıyorsun’ demek, kırık bacağı olan birine ’neden koşmuyorsun’ demeye benzer. Yaşanan sıkıntıyı küçümsemek yerine anlamaya çalışmak, kişinin iyileşme yolculuğunda çok değerli bir destek olabilir&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Toplumda ruh sağlığı farkındalığının artırılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Cengiz Çelik, depresyon yaşayan bireylerin yargılanmak yerine desteklenmesinin hem tedavi sürecine hem de yaşam kalitelerine olumlu katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/depresyonda-dogru-iletisim-hayati-onem-tasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>BİOCODEX&#8217;TEN MEDİKAR HASTANESİ&#8217;NDE ECZANE TEKNİSYENLERİNE YÖNELİK EĞİTİM PROGRAMI</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/biocodexten-medikar-hastanesinde-eczane-teknisyenlerine-yonelik-egitim-programi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Sarıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 10:14:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[BİOCODEX]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[medikar hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[salon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=284160</guid>

					<description><![CDATA[Özel Medikar Hastanesi, sağlık sektöründeki mesleki gelişim çalışmalarına katkı sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Biocodex İlaç tarafından hastanenin konferans salonunda eczane teknisyenlerine yönelik bilgilendirici bir eğitim programı düzenlendi. Programa çok sayıda eczane teknisyeni katılım sağlarken, Biocodex Tıbbi Tanıtım Uzmanı Alper Döne tarafından gerçekleştirilen sunumda güncel ürünler, kullanım alanları ve sektörel gelişmeler hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Medikar Hastanesi, sağlık sektöründeki mesleki gelişim çalışmalarına katkı sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Biocodex İlaç tarafından hastanenin konferans salonunda eczane teknisyenlerine yönelik bilgilendirici bir eğitim programı düzenlendi.</strong></p>
<p>Programa çok sayıda eczane teknisyeni katılım sağlarken, Biocodex Tıbbi Tanıtım Uzmanı Alper Döne tarafından gerçekleştirilen sunumda güncel ürünler, kullanım alanları ve sektörel gelişmeler hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Katılımcılar, sunum boyunca merak ettikleri konular hakkında bilgi edinme fırsatı buldu.</p>
<p>Etkinlik kapsamında Özel Medikar Hastanesi Kurumsal İlişkiler ve Uluslararası Hasta Koordinatörü Nuri Turan da hastanenin sağlık hizmetleri, teknolojik altyapısı ve hasta odaklı yaklaşımı hakkında bilgiler verdi. Sunumda özellikle hastanede kullanılan yeni nesil teknolojik cihazlar ve modern tedavi olanakları katılımcılara tanıtıldı.</p>
<p>Mesleki bilgi paylaşımının ön planda olduğu program, katılımcılar arasında gerçekleştirilen sohbetler ve düzenlenen yemek organizasyonu ile samimi bir atmosferde devam etti. Etkinlik, sağlık alanındaki iş birliklerinin güçlendirilmesi ve sektör profesyonelleri arasındaki iletişimin artırılması açısından önemli bir buluşma olarak değerlendirildi.</p>
<p>Özel Medikar Hastanesi yetkilileri, sağlık sektörüne katkı sağlayan bu tür eğitim ve bilgilendirme organizasyonlarına ev sahipliği yapmaya devam edeceklerini belirterek programa katkı sunan Biocodex İlaç ile 26. Bölge Karabük-Kastamonu Eczacı Odası yetkililerine ve tüm katılımcılara teşekkür etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Cihan &#8220;Her yıl iki kez asrın felaketini yaşıyoruz</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/prof-dr-cihan-her-yil-iki-kez-asrin-felaketini-yasiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 17:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Tütün Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=284093</guid>

					<description><![CDATA[DÜZCE(İHA) – Prof. Dr. Fatma Gökşin Cihan, tütün kullanımını günümüzde insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük önlenebilir halk sağlığı sorunu olarak nitelendirerek sigaranın yol açtığı sağlık, ekonomik ve çevresel zararların boyutlarına dikkat ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DÜZCE(İHA) – Prof. Dr. Fatma Gökşin Cihan, tütün kullanımını günümüzde insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük önlenebilir halk sağlığı sorunu olarak nitelendirerek sigaranın yol açtığı sağlık, ekonomik ve çevresel zararların boyutlarına dikkat çekti.<br />
<br />Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Gökşin Cihan, tütün ve tütün ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki zararlarına ilişkin önemli bilgilendirmede bulundu.<br />
<br />Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlu Hekimi ve Tütün Bağımlılığı ve Tedavisi Eğitici Hekimi Cihan, tütün kullanımını, bugün insanlığın karşılaştığı en büyük önlenebilir halk sağlığı sorunu olarak ifade etti. Tütün kullanımını günümüzde insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük önlenebilir halk sağlığı sorunu olarak nitelendiren Cihan, sigaranın yol açtığı sağlık, ekonomik ve çevresel zararların boyutlarına dikkat çekti.</p>
<p>Sigara dünyada her yıl 8 milyondan fazla insanın ölümüne yol açıyor<br />
<br />Covid-19 pandemisinin üç yılda dünya genelinde yaklaşık 6,5 milyon kişinin yaşamını yitirmesine neden olduğunu hatırlatan Cihan, sigaranın ise her yıl dünya genelinde 8 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtığını belirterek, &#8220;Bu, kesintisiz ve kronik bir pandemidir&#8221; dedi.<br />
<br />Türkiye’de tütün kullanımının yol açtığı can kayıplarının büyüklüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Cihan, &#8220;6 Şubat depremlerinde 45 bin vatandaşımızı kaybettik ve haklı olarak bunu ‘Asrın Felaketi’ olarak adlandırdık. Ancak ülkemizde tütün kullanımı nedeniyle her yıl yaklaşık 100 bin insanımız hayatını kaybediyor. Başka bir ifadeyle her yıl iki kez asrın felaketini yaşıyor, her 5 dakikada bir vatandaşımızı toprağa veriyoruz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Doğaya büyük zarar veriyor<br />
<br />Tütün kullanımının yalnızca sağlık açısından değil çevresel açıdan da ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Cihan, Türkiye’de her gün yaklaşık 90 ton sigara izmaritinin doğaya ve çevreye bırakıldığını, bunun yıllık bazda yaklaşık 5 bin çöp kamyonu hacmine karşılık geldiğini söyledi. Ayrıca üretilen her 3 bin paket sigara için bir ağacın yok edildiğini ifade eden Cihan, çocukların da ciddi risk altında olduğunu belirterek Türkiye’de her 100 çocuktan 46’sının sigara dumanına maruz kaldığını kaydetti. Tütün kullanımının sağlık sistemine önemli bir yük getirdiğini vurgulayan Cihan, tedavi maliyetleri, iş gücü kayıpları ve ekonomik zararların halk sağlığını ve ülke ekonomisini olumsuz etkilediğini belirtti. Özellikle gençler arasında sigaraya başlama yaşının düşmesinin gelecek açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: &#8220;Hanta virüsü yeni bir salgın değil&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/prof-dr-gurdal-yilmaz-hanta-virusu-yeni-bir-salgin-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 13:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[Hanta Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283699</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor. Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.<br />
<br />Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.<br />
<br />Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.<br />
<br />Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.<br />
<br />Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.</p>
<p>&#8220;Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın&#8221;<br />
<br />Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, &#8220;Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit&#8221;<br />
<br />Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, &#8220;Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları<br />
<br />Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz &#8220;Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı&#8221; şeklinde konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Yüksekten suya atlamak kulak zarının yırtılmasına neden olabilir</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yuksekten-suya-atlamak-kulak-zarinin-yirtilmasina-neden-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 21:37:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak]]></category>
		<category><![CDATA[Suya]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283582</guid>

					<description><![CDATA[Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Atilla Tekat, özellikle daha önce kulak enfeksiyonu geçirmiş kişilerin yüksekten suya atlamalarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Yüksekten suya atlayış sırasında oluşan ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Atilla Tekat, özellikle daha önce kulak enfeksiyonu geçirmiş kişilerin yüksekten suya atlamalarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Yüksekten suya atlayış sırasında oluşan basıncın kulak zarına zarar verebileceğini ifade eden Tekat, bu durumun kulak zarında yırtılmaya neden olabileceği uyarısında bulundu.<br />
<br />Yaz aylarının gelmesiyle birlikte deniz ve havuz sezonu açıldı. Suyla temasta kulakların çok hassas bir dokuya sahip olduğunu ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından KBB Uzmanı Prof. Dr. Atilla Tekat, özellikle yüksekten suya atlamanın kulak zarına zarar verebileceğine dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Yüksekten suya atlamak kulak zarının yırtılmasına neden olabilir&#8221;<br />
<br />Daha önceden kulak enfeksiyonu geçiren kişilerin suya yüksekten atlayış yapmasıyla kulak zarına zarar verebileceğini söyleyen Tekat, &#8220;Denize girerken özellikle tramplenden veya yüksek bir yerden atladığımız zaman, daldığımız derinlik 5 metreyi geçiyorsa basınç değişiklikleri kulaklarda hissedilir. Her 10 metrede bir atmosfer basıncı artar. Eğer kulak zarımızda daha önceden geçirilmiş bir enfeksiyona bağlı zayıflık varsa kulak zarının yırtılması bile söz konusu olabilir. Burnunu tutarak atlayanlar olabiliyor. Bunun en büyük sebebi, hızla suyun altına daldığımızda burnumuzun içine giren suyun, paranazal sinüsler dediğimiz boşluklarla temas etmesi ve bazı durumlarda orta kulağa ulaşabilmesidir. Bu nedenle hastalarda kulakta dolgunluk, baş ağrısı ya da denizden çıktıktan sonra eğildiklerinde burundan su gelmesi gibi durumlar görülebilir. Burnu kapatmanın temel nedeni de bu basınç etkisini azaltmaktır&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Yapay zekaya inanarak tedavi yapmak doğru değil, hekimin görmesi gerekir&#8221;<br />
<br />Bir hekime başvurmadan yapay zekadan elde edilen bilgilerle tedavi yapılmasının doğru olmadığını da hatırlatan Prof. Dr. Tekat, &#8220;Yüzücü kulağının başladığı dönemlerde insanlar internetten veya yapay zekadan bilgi almaya çalışabiliyor. Ancak bu belirtiler sadece yüzücü kulağında değil, orta kulak hastalıklarında, dış kulak yolunun diğer hastalıklarında ve hatta bazı tümörlerde bile görülebilir. Burada ayırıcı tanının önemi çok büyüktür. Yapay zekâ size ancak verdiğiniz bilgilere göre cevap verebilir. Ancak hastalığın gerçekten ne olduğunu değerlendirebilmesi mümkün değildir. Çünkü bunun için muayene gerekir. Bu nedenle sadece yapay zekâdan alınan bilgiye güvenerek tedavi uygulamak doğru değildir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Kulağa zeytinyağı, soğan ve sarımsak suyu akıtmak ciddi sorunlara yol açabilir&#8221;<br />
<br />Ağrı veya herhangi başka bir durumda kulak içine zeytinyağı, soğan ve sarımsak suyu akıtmanın doğru olmadığını ifade eden Tekat, ayrıca şunları söyledi:<br />
<br />&#8220;Halk arasında kulak ağrılarında, tıkanıklıklarda veya benzeri durumlarda sarımsak suyu, soğan suyu ve benzeri maddelerin kulak yoluna uygulandığını biliyoruz. Bunları yumuşatmak amacıyla zeytinyağı da kullanılabiliyor. Ancak kulak zarını göremiyorsak veya kulak yolu tamamen kapalıysa bu uygulamalardan uzak duruyoruz. Çünkü kulak zarında fark edilmeyen küçük bir delik varsa ve bu maddeler orta kulağa kaçarsa geri dönüşü olmayan daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle kulak zarının durumu bilinmeden bu tür işlemlerin yapılması doğru değildir.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Kalp krizinde zamana karşı yarış: Hasta, ambulans helikopterle Samsun’a sevk edildi</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/kalp-krizinde-zamana-karsi-yaris-hasta-ambulans-helikopterle-samsuna-sevk-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 17:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283555</guid>

					<description><![CDATA[Kalp krizi vakalarında hayati önem taşıyan "kapı-balon süresi"nin 120 dakikanın altında tutulabilmesi için sağlık ekipleri harekete geçti. Vezirköprü ilçesinde fenalaşan 58 yaşındaki hasta, ambulans helikopterle Samsun’a ulaştırılarak tedavi altına ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizi vakalarında hayati önem taşıyan &#8220;kapı-balon süresi&#8221;nin 120 dakikanın altında tutulabilmesi için sağlık ekipleri harekete geçti. Vezirköprü ilçesinde fenalaşan 58 yaşındaki hasta, ambulans helikopterle Samsun’a ulaştırılarak tedavi altına alındı.<br />
<br />Edinilen bilgiye göre, göğüs ağrısı şikayetiyle Vezirköprü Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran 58 yaşındaki erkek B.K.’ya ilk müdahale acil servis ekipleri tarafından yapıldı. Hastanın durumu kardiyoloji uzmanına danışılırken, değerlendirme sonrası zaman kaybının önüne geçebilmek amacıyla ambulans helikopter talep edildi. Kalp krizi vakalarında tıkalı koroner damarın anjiyo ve balon/stent yöntemiyle açılmasına kadar geçen ve &#8220;kapı-balon süresi&#8221; olarak adlandırılan kritik sürenin 120 dakikanın altında tutulabilmesi için sağlık ekipleri zamanla yarıştı.<br />
<br />Bu kapsamda hasta, ambulans helikopterle Vezirköprü’den alınarak Samsun’un İlkadım ilçesindeki helikopter pistine getirildi. Burada hazır bekleyen kara ambulansına alınan 58 yaşındaki hasta, ileri tetkik ve tedavi için Samsun Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.<br />
<br />Sağlık ekiplerinin koordineli şekilde yürüttüğü hızlı sevkin, hastanın tedavi sürecine erken müdahale edilmesi açısından büyük önem taşıdığı öğrenildi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Samsun’da 5 bin 690 anne adayına ebe eli: Gebelik sürecinde yakın takip</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/samsunda-5-bin-690-anne-adayina-ebe-eli-gebelik-surecinde-yakin-takip/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[#sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne adayları]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Ebe]]></category>
		<category><![CDATA[Gebe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283505</guid>

					<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın "Her Gebeye Bir Ebe" projesi kapsamında Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan 40 koordinatör ebe, Haziran 2025–Mayıs 2026 döneminde 5 bin 690 anne adayına ulaştı. Süreçte 2 bin 94 yüksek riskli gebe düzenli takip edilerek ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Her Gebeye Bir Ebe&#8221; projesi kapsamında Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan 40 koordinatör ebe, Haziran 2025–Mayıs 2026 döneminde 5 bin 690 anne adayına ulaştı. Süreçte 2 bin 94 yüksek riskli gebe düzenli takip edilerek danışmanlık ve rehberlik desteği sağlandı.<br />
<br />Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen &#8220;Her Gebeye Bir Ebe&#8221; projesi kapsamında, gebelik sürecindeki anne adaylarına yönelik destek çalışmaları sürüyor. Proje kapsamında her anne adayına bir ebe rehberlik ederek gebelik sürecinin daha sağlıklı ve güvenli geçirilmesi hedefleniyor. Samsun’da görev yapan 40 koordinatör ebe tarafından Haziran 2025-Mayıs 2026 tarihleri arasında gebeliğinin son üç ayında bulunan 5 bin 690 gebeye ulaşıldı. Anne adaylarına fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan destek sağlanırken, gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerde güvenilir bilgiye ulaşmaları, düzenli takip edilmeleri ve kaliteli sağlık hizmeti almaları amaçlandı.<br />
<br />Öte yandan Eylül 2025-Nisan 2026 tarihleri arasında 2 bin 94 yüksek riskli gebeye en az dört kez ulaşılarak danışmanlık ve rehberlik hizmeti verildi. Yapılan çalışmalarla anne adaylarının gebelik süreçlerini daha güvenli ve sağlıklı geçirmelerine katkı sağlandı. Canik Belediyesi tarafından gebelere verilen doğum öncesi çanta ise gebeleri memnun ediyor.</p>
<p>Canik’te ebeler yakın takipte<br />
<br />Canik İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından ilçede ikamet eden bir gebe ziyaret edildi. Bilgilendirmeler yapıldı. Yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Canik İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Gözde Güleç Sarı, &#8220;Sağlık Bakanlığı’nın ‘Her Ebeye Bir Gebe’ projesi kapsamında sağlık müdürlüğü olarak koordinatör ebelerimiz aracılığıyla tüm gebelerimizi yakından takip ediyoruz. Bu süreçte tüm gebelerimizi sistemlerimizden tarayarak telefonla arıyoruz. Onları Sağlıklı Hayat Merkezimizdeki gebe okullarımıza davet ediyoruz. Özellikle son 3 ayında olan, riskli gebeliği bulunan kişilere ev ziyaretlerinde bulunuyoruz. Bu süreçte anne adaylarımızın sağlık takiplerini yapıyor, doğum öncesi bilgilendirmeler gerçekleştiriyoruz. Doğum sonrası lohusalık dönemi ve gebelik sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda bilgilendirmeler yapıyoruz. Amacımız burada sağlıklı bir gebelik geçirilmesi ve sağlıklı bir yenidoğanın dünyaya getirilmesi. Sağlıklı, bilinçli anneler ve nesiller yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Doğum öncesi ve sonrası dönemin daha sağlıklı yürütülmesini hedefliyoruz. Sağlık müdürlüğümüzdeki koordinatör ebelerimiz bu süreçte anne adaylarımızı her gün telefonla arıyor. Anne adayları istedikleri zaman bilgi sahibi olabiliyor. Bakanlığımızın ‘Annelik Yolculuğu’ mobil uygulamasını anlatıyoruz. Canik ilçemizde yıllık 900 ile bin arasında canlı doğum gerçekleşmektedir. Aylık 500-600 gebe sistemlerimize aktif olarak düşmektedir. Biz bunları her gün sistemlerimizden takip ederek aramalarını gerçekleştiriyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Sürekli benimle iletişim hâlindeler&#8221;<br />
<br />Gebe Meltem Çelik, &#8220;İş yerindeyken arandım. Sabit bir numara olduğu için ‘acaba dolandırılıyor muyum?’ diye düşündüm. Araştırdım ve Canik Sağlıklı Hayat Merkezi olduğunu anlayınca da gününde ve saatinde oradaydım. Gebe okuluna davet ettiler. 3’üncü hamileliğim olmasına rağmen gitmek istedim. Merak ettim. Çok deneyim kazandım. İlk hamileliği olan insanlar vardı. Birbirimize çok destek olduk. Sürekli benimle iletişim hâlindeler. Ben de riskli bir hamilelik süreci geçiriyorum. Bir çanta verildi. 28 haftalık gebelere bu çantayı veriyorlar. Canik Belediyesi ve Canik İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün birlikte yapmış olduğu projeye dâhil olduk. Bu sayede çok güzel bir çanta hazırlandı. Bir bebeğin ihtiyacı olan ne varsa içerisinde vardı&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Sağlıklı anneler, sağlıklı nesiller demek&#8221;<br />
<br />Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Duygu Suvacı ise &#8220;Anne ve bebek sağlığının korunmasına önemli katkılar sağlayan proje sayesinde gebeler, kendilerine atanan ebeler aracılığıyla bireysel danışmanlık ve destek hizmetlerinden yararlanabilmektedir. Ayrıca ilimizde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezlerinde hizmet veren Gebe Okullarında anne adaylarına gebelik, doğum, lohusalık, emzirme, yenidoğan bakımı, sağlıklı beslenme ve ebeveynlik konularında eğitimler verilmekte; anne adaylarının doğuma bilinçli ve güvenli bir şekilde hazırlanmaları desteklenmektedir. Gebe okulları, anne ve baba adaylarının gebelik sürecini daha bilinçli ve sağlıklı geçirmelerine önemli katkı sağlamaktadır. Tüm anne adaylarını sağlıklı bir gebelik ve güvenli bir doğum süreci için sağlık kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde olmaya davet ediyoruz. Sağlıklı anneler, sağlıklı nesiller demektir&#8221; şeklinde konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Çarşamba Devlet Hastanesi’nde KBB kadrosu güçlendi: Burun estetiği ameliyatları başlıyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/carsamba-devlet-hastanesinde-kbb-kadrosu-guclendi-burun-estetigi-ameliyatlari-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 17:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Burun]]></category>
		<category><![CDATA[Çarşamba Devlet Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283426</guid>

					<description><![CDATA[Samsun Çarşamba Devlet Hastanesi, uzman hekim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Hastaneye atanan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanları Opr. Dr. Ozan Çolak ve Opr. Dr. Furkan Balaban hasta kabulüne başladı. Yeni uzman hekimlerin göreve ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Çarşamba Devlet Hastanesi, uzman hekim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Hastaneye atanan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanları Opr. Dr. Ozan Çolak ve Opr. Dr. Furkan Balaban hasta kabulüne başladı.<br />
<br />Yeni uzman hekimlerin göreve başlamasıyla birlikte Çarşamba Devlet Hastanesi’nde Kulak Burun Boğaz alanında sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamı genişlerken, burun estetiği (rinoplasti) ameliyatları da yapılmaya başlanacak. Böylece vatandaşlar hem estetik hem de fonksiyonel burun ameliyatları için farklı merkezlere gitmek zorunda kalmadan bu hizmetlerden ilçelerinde yararlanabilecek.<br />
<br />Çarşamba Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Emre Özgen, hastaneye kazandırılan yeni hekimlerin sağlık hizmetlerinin niteliğine önemli katkılar sağlayacağını belirterek, &#8220;Opr. Dr. Ozan Çolak ve Opr. Dr. Furkan Balaban’ın hastanemizde göreve başlamasıyla birlikte Kulak Burun Boğaz branşındaki hizmet kapasitemiz önemli ölçüde artmıştır. Özellikle burun estetiği ameliyatlarının hastanemizde gerçekleştirilecek olması, vatandaşlarımızın bu hizmete daha kolay erişebilmesini sağlayacaktır. Hastanemizin uzman hekim kadrosunu güçlendirerek bölgemize daha kaliteli ve kapsamlı sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz&#8221; dedi.<br />
<br />Çarşamba Devlet Hastanesi yönetimi, göreve başlayan Opr. Dr. Ozan Çolak ve Opr. Dr. Furkan Balaban’a yeni görevlerinde başarılar dilerken, vatandaşların randevularını Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden oluşturabileceklerini hatırlattı.<br />
<br />Yeni hekimlerin göreve başlamasıyla birlikte Çarşamba Devlet Hastanesi, bölge halkına sunduğu sağlık hizmetlerinin çeşitliliğini ve kalitesini artırmayı sürdürüyor.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Diyalizde su israfına son verecek proje, BEUN’dan ’Sürdürülebilir Sağlık’ hamlesi</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/diyalizde-su-israfina-son-verecek-proje-beundan-surdurulebilir-saglik-hamlesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[#sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[Beun]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283402</guid>

					<description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Dr. Yasin Öztürk, iklim krizine karşı sağlık sektörünün karbon ayak izini düşürmek ve hemodiyaliz ünitelerindeki su israfını önlemek amacıyla "Ters Osmoz (RO) Atık ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Dr. Yasin Öztürk, iklim krizine karşı sağlık sektörünün karbon ayak izini düşürmek ve hemodiyaliz ünitelerindeki su israfını önlemek amacıyla &#8220;Ters Osmoz (RO) Atık Suyu Geri Kazanım Projesi&#8221;ni hayata geçirdiklerini duyurdu.<br />
<br />1-7 Haziran Sıfır Atık Haftası ve 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında, BEUN ev sahipliğinde bu yıl ikinci kez 6 Haziran günü sağlık hizmetlerinin ekolojik boyutu sempozyumla ele alınacak.<br />
<br />Çevreci Yeşil Diyaliz Derneği yönetiminde de aktif rol alan Dr. Yasin Öztürk, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, doğrudan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.<br />
<br />İnsanlığın doğaya saldığı karbon gazlarının oluşturduğu sera etkisi ve küresel ısınmanın bedelini ödediğini belirten Öztürk, sağlık alanında 1990’lı yıllardan itibaren başlayan ekolojik farkındalığa vurgu yaptı.<br />
<br />Öztürk, &#8220;Hastaları tedavi ederken kullandığımız enerji, su, tıbbi malzeme ve oluşturduğumuz atıklar nedeniyle sağlık sektörünün de önemli ölçüde karbon salınımına neden olduğu fark edildi. Bir yandan iklim krizinin neden olduğu hastalıklarla mücadele ederken, diğer yandan farkında olmadan iklim krizini artıran faaliyetlerin içinde yer alabiliyoruz. Bu doğrultuda dünyada ’Sürdürülebilir Sağlık Hizmetleri’ ve ’Yeşil Tedavi’ kavramları gelişmeye başladı&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hemodiyalizde atık su geri dönüştürülüyor<br />
<br />Ömür boyu süren diyaliz tedavilerinde su, enerji tüketimi ve karbon ayak izinin devasa boyutlara ulaştığını belirten Dr. Öztürk, klinik uygulamalarda çevre dostu ve kaynak etkin stratejileri acilen devreye almanın zorunlu olduğunu ifade etti.<br />
<br />Bu kapsamda atılan somut adımı paylaşan Öztürk, &#8220;Hemodiyaliz ünitelerinde ortaya çıkan yüksek miktardaki su israfını önlemek amacıyla ’Ters Osmoz (RO) Atık Suyu Geri Kazanım Projesi’ni devreye aldık. Sistemden çıkan deşarj suyunu ham su tanklarına entegre ederek geri dönüştürdüğümüz bu proje sayesinde, hem tonlarca su tasarrufu sağlıyor hem de merkezin karbon ayak izini doğrudan aşağı çekerek döngüsel sağlık hizmetine somut bir örnek sunuyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Üniversitenin yeşil kampüs başarısı<br />
<br />İklim kriziyle mücadelenin tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirterek Eren Enerji çevre mühendisleri ve BEUN Genç TEMA Topluluğu’nu da sürece dahil ettiklerini belirten Öztürk, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in çevre vizyonuna da değindi.<br />
<br />Öztürk, BEUN’nün UI GreenMetric dünya sıralamasında ilk 300’e girerek &#8220;Sıfır Atık&#8221; ve &#8220;Yeşil Kampüs&#8221; alanlarında Türkiye’nin en öncü üniversitelerinden biri olduğunu tescillediğini hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
<br />&#8220;Artık sadece hastalarımızın sağlığını değil, onların yaşayacağı dünyanın sağlığını da düşünmek zorundayız. Sağlıklı insanlar için sağlıklı bir çevreye ihtiyacımız var. Hastalarımızı tedavi ederken gezegenimizi de korumayı öğrenmek zorundayız.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Samsun’un 50 yıllık sağlık altyapısı yeniden şekilleniyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/samsunun-50-yillik-saglik-altyapisi-yeniden-sekilleniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[#sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Devlet Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283399</guid>

					<description><![CDATA[Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, kent genelinde devam eden sağlık yatırımlarının Samsun’un önümüzdeki 40-50 yıllık sağlık altyapısını oluşturacağını belirterek, yeni devlet hastaneleri ve kapasite artışlarıyla şehir merkezinin daha ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, kent genelinde devam eden sağlık yatırımlarının Samsun’un önümüzdeki 40-50 yıllık sağlık altyapısını oluşturacağını belirterek, yeni devlet hastaneleri ve kapasite artışlarıyla şehir merkezinin daha güçlü bir sağlık ağına kavuşacağını söyledi.<br />
<br />Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, Samsun’da devam eden hastane taşınmaları, sağlık yatırımları ve yeni projelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazi Devlet Hastanesi’nin tamamen Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne taşınacağını belirten Uras, devam eden yatırımlarla birlikte Samsun’un sağlık altyapısının önümüzdeki 40-50 yıllık ihtiyacını karşılayacak şekilde yeniden planlandığını ifade etti.</p>
<p>&#8220;Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kapsamlı dönüşüm süreci başladı&#8221;<br />
<br />Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ana binasının Şehir Hastanesi’ne taşınmasıyla birlikte kapsamlı revizyon çalışmalarına başladıklarını belirten Mustafa Uras, &#8220;Eğitim ve Araştırma Hastanesi binası yıllardır tam kapasiteyle hizmet verdiği için, yapılması gereken birçok tadilat ve tamirat ancak hastaların muayene, ameliyat ve servis hizmetlerini aksatmayacak şekilde küçük çaplı müdahalelerle gerçekleştirilebildi. Bu nedenle bazı sorunlar geçici çözümlerle giderildi. Ancak bugün itibarıyla elektrik, su ve diğer altyapı sistemlerinde kapsamlı revizyon ihtiyacı bulunmaktadır. Hastane aktif olarak hizmet verirken bu çalışmaların yapılması ciddi zorluklar oluşturuyordu. Kanalizasyon altyapısıyla ilgili bir sorun bulunuyordu. SASKİ çalışmalara başladı ve bu sürecin yaklaşık iki ay sürmesi bekleniyor. Bunun yanında ısıtma-soğutma sistemleri ile elektrik ve su altyapılarında da ciddi yenileme ihtiyaçlarımız var. Bu çalışmaları da başlatmış bulunuyoruz. Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasındaki çalışmaları 4-5 ay içinde tamamlayacağız. Gazi Devlet Hastanesini buraya taşıyacağız&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Kadın doğum ve çocuk sağlığı hizmetleri iki merkezde sunulacak&#8221;<br />
<br />Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ana binasının bugüne kadar çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın doğum ve göğüs hastalıkları gibi bazı branşlarda ek binalar aracılığıyla hizmet verdiğini belirten Uras, bundan sonra hem Samsun Şehir Hastanesi’nde hem de Gazi Devlet Hastanesi’nin taşınacağı Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasında kadın doğum, çocuk sağlığı ve göğüs hastalıkları alanlarında poliklinik ve servis hizmetleri sunulacağını ifade etti. Bu sayede çocuğunu acile götüren bir ailenin yalnızca tek bir kuruma değil, kamu sağlık hizmetleri kapsamında iki farklı sağlık kuruluşuna başvurabileceğini söyleyen Uras, şehir merkezindeki sağlık hizmetlerinin güçlenerek devam edeceğini vurguladı.</p>
<p>&#8220;Doğumhane ve yenidoğan yoğun bakım için revizyon yapılacak&#8221;<br />
<br />Bunun için Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ana binasında bulunmayan doğumhane ve yenidoğan yoğun bakım gibi birimlerle ilgili revizyon çalışmalarına ihtiyaç duyduklarını belirten Uras, yaklaşık 4-5 aylık süreç içerisinde binadaki inşaat ve altyapı eksikliklerinin giderileceğini söyledi. Gazi Devlet Hastanesi’nin bu süreç sonunda Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasına taşınacağını ifade eden Uras, taşınma sonrasında değişikliğin yalnızca kadın doğum ve çocuk sağlığı hizmetleriyle sınırlı kalmayacağını kaydetti. Aynı zamanda Gazi Devlet Hastanesi’nde de anjiyo yapılabileceğini belirten Uras, daha önce şehirde devlet hastaneleri bünyesinde üç anjiyo ünitesi hizmet verirken, yeni süreçte Şehir Hastanesi’nde altı, Gazi Devlet Hastanesi’nde ise bir olmak üzere toplam yedi anjiyo ünitesinin hizmet vereceğini açıkladı.<br />
<br />Kalp krizi vakalarının artık tek bir merkezde toplanmayacağını ifade eden Uras, iki farklı merkezde müdahale edilerek anjiyo işlemlerinin gerçekleştirilebileceğini söyledi. Nitelikli sağlık hizmetlerinde artış yaşanırken poliklinik ve servis yatak kapasitesinde de önemli yükseliş olacağını kaydeden Uras, hâlihazırda 320 yatakla hizmet veren Gazi Devlet Hastanesi’nin, Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasına taşındığında 550 yatak kapasitesiyle hizmet vereceğini belirtti. Poliklinik sayısının ise 70’ten 110’a çıkacağını dile getiren Uras, daha fazla nitelikli işlem gerçekleştirileceğini ve hastanenin üçüncü basamak sağlık kuruluşu niteliğinde daha kapsamlı hizmet sunan bir yapıya kavuşacağının altını çizdi.</p>
<p>&#8220;Merkezde hastane kalmadı&#8221; eleştirilerine yanıt<br />
<br />Gazi Devlet Hastanesi binasının oldukça eski olması nedeniyle bazı vatandaşlar tarafından &#8220;merkezdeki hastane kapanıyor&#8221; şeklinde değerlendirmeler yapıldığını ifade eden Uras, &#8220;Gazi Devlet Hastanesi binasının oldukça eski olması nedeniyle bazı vatandaşlarımız tarafından ’merkezdeki hastane kapanıyor’ şeklinde değerlendirmeler yapıldı. Ancak bina için yaptırdığımız deprem performans analizleri sonucunda yapının mevcut deprem yönetmeliğine uygun olmadığı tespit edildi. İçerisinde yüzlerce hasta, hasta yakını ve sağlık çalışanının bulunduğu bir kurumun deprem yönetmeliğine uygun olmaması kabul edilemez. Son dönemde sıkça dile getirilen ’merkezde hastane kalmadı’ söylemine de değinmek isterim. Tam aksine, biz merkezi güçlendirmek için önemli yatırımlar yapıyoruz; ancak bunların tamamlanması için biraz zamana ihtiyaç var. Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Şehir Hastanesi’ne taşınmasıyla sağlık hizmetleri aslında şehir merkezinden çok uzaklaşmış olmadı. Mevcut Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Şehir Hastanesi arasındaki mesafe yaklaşık 7,7 kilometredir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Yeni devlet hastaneleri<br />
<br />Yapılan yatırımlarla birlikte Samsun Şehir Hastanesi gibi büyük bir sağlık tesisine sahip olduklarını belirten Uras, Yaptığımız bu yatırımlarla birlikte Samsun Şehir Hastanesi gibi büyük bir sağlık tesisine sahip olurken, şehir merkezini de güçlendirmeye devam edeceğiz. Tekkeköy Devlet Hastanesi geliyor ve kendi bölgesindeki vatandaşlara hizmet verecek. Gazi Devlet Hastanesi ise Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasına taşınarak daha kapsamlı bir yapıya kavuşacak. Bunun yanında Atakum Devlet Hastanesi de yapım aşamasında olup Atakum ilçesi ve çevresine sağlık hizmeti sunacak. Ayrıca Doğumevi Yerleşkesi’ni boşalttık. Şehir Hastanesi’nin onkoloji ve radyasyon onkolojisi birimlerinin de yaklaşık 15-20 gün içerisinde taşınmasıyla birlikte alan tamamen boşalmış olacak. Bu yaz içerisinde İlkadım Devlet Hastanesi’nin proje, ihale ve zemin etüt çalışmalarına başlanmasını planlıyoruz. Yani İlkadım’da bulunan eski Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin yerine İlkadım Devlet Hastanesi yapılacak&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sağlık yatırımları hız kesmeden sürüyor<br />
<br />Müdür Uras ayrıca şunları söyledi:<br />
<br />&#8220;Gazi Devlet Hastanesi binasında vatandaşlarımızın da gördüğü üzere duvarlardan karot örnekleri alındı ve çeşitli incelemeler yapıldı. Eğer bina deprem yönetmeliğine uygun olsaydı, biz de bu binayı boşaltmak istemezdik. Ancak deprem yönetmeliğine uygun olmayan bir binada vatandaşlarımıza sağlık hizmeti vermek istemiyoruz. Bunun sorumluluğu son derece büyüktür. Sağlık yatırımlarımız hızla devam ediyor. Alaçam Devlet Hastanesi ve Tekkeköy Devlet Hastanesi’nin yıl sonunda hizmete açılması planlanıyor. Atakum Devlet Hastanesi’nin inşaatı da hızla ilerliyor ve yapı yaklaşık 4-5 kat seviyesine ulaşmış durumda. İlkadım Devlet Hastanesi projesiyle birlikte bu yatırımlar taçlanmış olacak. Öte yandan Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasının inşaatı da Halk Sağlığı Laboratuvarı ile birlikte devam ediyor. Yaklaşık 1,5 yıl içerisinde İl Sağlık Müdürlüğü de yeni binasına taşınmış olacak.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Havalar ısındı, kene vakaları hastanelere gelmeye başladı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/havalar-isindi-kene-vakalari-hastanelere-gelmeye-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 09:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sene]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283321</guid>

					<description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında artış yaşanmaya başladı. Bu yıl ağır vaka sayısının düşük seyrettiğini belirten Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında artış yaşanmaya başladı.<br />
<br />Bu yıl ağır vaka sayısının düşük seyrettiğini belirten Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, şimdiye kadar başvuran üç hastanın da sağlıklı şekilde taburcu edildiğini ifade etti.<br />
<br />Kendilerine son 1 ay içinde gelen 3 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastasının tedavi edildiğini ifade eden Yılmaz, geçmiş yıllara göre vaka sayılarında azalma yaşandığını kaydetti. Yılmaz, bu yıl toplam vaka sayısının geçen seneden daha düşük olacağını tahmin ettiklerini belirtti.<br />
<br />Bu yıl görülen vakaların Gümüşhane’nin Kelkit ve Şiran bölgelerinden geldiğini kaydeden Yılmaz, KKKA’ya karşı spesifik bir ilaç bulunmadığını ancak destek tedavilerinin her geçen gün geliştiğini söyledi. Kış aylarında vaka görülmediğini, vakaların mart ayıyla birlikte ortaya çıkmaya başladığını belirten Yılmaz, hastalığın yüzde 2 ila 10 arasında ölümle sonuçlanabildiğini hatırlattı.</p>
<p>&#8220;3 hastayı da sağlıklı şekilde taburcu ettik&#8221;<br />
<br />Şu ana kadar hastaneye gelen üç hastayı sağlıklı bir şekilde taburcu ettiklerini kaydeden Yılmaz, &#8220;Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında bir artış var. Ancak bu sene ağır vaka sayısı az. Şu ana kadar bize gelen hasta sayısı 3. Bu 3 hastayı da sağlıklı şekilde taburcu ettik. Hastalarımız mayıs ayında geldi. Eskiden daha fazla hasta geliyordu. Bu sene, geçen seneki vaka sayısından daha az vaka olacağını tahmin ediyoruz. Havalar geçen seneye göre daha soğuk gitti, şimdi yeni yeni ısınmaya başladı&#8221; diye konuştu.<br />
<br />&#8220;Geçen sene de bir önceki seneye göre daha az vaka vardı&#8221; diyen Yılmaz, &#8220;Bu sene de daha az olacağını tahmin ediyoruz. Keneler var ve insanlarımızın kenelerin bulunduğu bölgelere gidiş sayısı artıyor. Bu nedenle daha dikkatsiz olunabiliyor. Açık renkli ve uzun kollu giysiler giyilmeli. Pantolon paçaları çorabın içine sokulmalı. O bölgelere bu şekilde gidilmeli. Böylece kene geldiği zaman görülebilsin ve deriye yapışmasın. Eve gelindiğinde de tüm vücudun dikkatlice incelenmesini öneriyoruz. Bu kurallara uyum azalıyor. Uyum azalınca da karşımıza vakalar çıkıyor. Vakalar Kelkit ve Şiran bölgesinden geldi. Spesifik bir antibiyotik gibi ilacımız yok. Ancak destek tedavileri var. Bilimin ilerlemesiyle birlikte destek tedavileri her geçen gün artıyor. Kışın zaten vaka görülmüyor. Vakalar mart ayıyla birlikte başlıyor. O dönemlerde vakalarımız oluyordu. KKKA, yüzde 2 ile 10 arasında ölümle sonuçlanabilen bir hastalık. Ağır seyreden vakalar mevcut. Ancak tıptaki gelişmeler sayesinde ağır seyreden vakaları da sağlıklı şekilde taburcu etme şansımız daha yüksek. Bu nedenle ölüm oranları azaldı. Yine de dikkat etmemiz gerekiyor ki bu hastalığa yakalanmayalım&#8221; ifadeleri kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Rize’de balonlar 9 yaşında lösemiden kurtulan Egemen için uçtu</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/rizede-balonlar-9-yasinda-losemiden-kurtulan-egemen-icin-uctu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Egemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283273</guid>

					<description><![CDATA[Rize’de 9 yaşındaki Egemen Berk’in 5,5 yıldır tedavi gördüğü lösemi kanseri tedavisinde başarılı sonuçlar alınması üzerine balon ve uçurtma şenliği düzenlendi. Rize’de yaşayan Sinan ve Songül Berk’in 9 yaşındaki oğulları Egemen Berk 5 buçuk yıldır ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rize’de 9 yaşındaki Egemen Berk’in 5,5 yıldır tedavi gördüğü lösemi kanseri tedavisinde başarılı sonuçlar alınması üzerine balon ve uçurtma şenliği düzenlendi.<br />
<br />Rize’de yaşayan Sinan ve Songül Berk’in 9 yaşındaki oğulları Egemen Berk 5 buçuk yıldır tedavi gördüğü kan kanseri hastalığında başarılı sonuçlar alındı. Bunun için de minik Egemen için balon ve uçurtma şenliği düzenlendi. Rize Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün organizasyonuna Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Tıp Fakültesi Hayalleri Yaşatma Topluluğu öğrencileri de destek verdi. Tüm çocukların doyasıya eğlendiği etkinlikte önceden hazırlanan balonlar 10’dan geriye sayılarak gökyüzüne bırakıldı.<br />
<br />Etkinlikte konuşan Gençlik ve Spor İl Müdürü Ramazan Çelik &#8220;Egemen için, bizim için çok mutlu bir gün. Uzun süredir Egemen kanserle mücadele ediyordu. Ve tedavi süreci sonuçlandı. Tamamen temizlendi. İnşallah bu hastalığımızdan da kurtaracağız. Egemen ve Egemen gibi olan bütün çocuklarımıza inşallah Rabbim yardım eder, şifa verir. Onlar için mücadele etmek istiyoruz, onlar için buradayız bugün&#8221; ifadelerini de kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Rize Şehir Hastanesi sağlık turizmiyle de ön plana çıkacak</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/rize-sehir-hastanesi-saglik-turizmiyle-de-on-plana-cikacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:30:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[#sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283211</guid>

					<description><![CDATA[Yapımı devam eden Rize Şehir Hastanesi projesi Rize’nin sağlık turizmine de katkıda bulunacaği belirtildi. Bölgenin en önemli sağlık yatırımlarından biri olarak gösterilen Rize Şehir Hastanesi projesinde, hem kaba inşaat hem de ince işçilik ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapımı devam eden Rize Şehir Hastanesi projesi Rize’nin sağlık turizmine de katkıda bulunacaği belirtildi.<br />
<br />Bölgenin en önemli sağlık yatırımlarından biri olarak gösterilen Rize Şehir Hastanesi projesinde, hem kaba inşaat hem de ince işçilik süreçlerinde önemli ilerleme kaydedildi. Toplam 282 bin metrekarelik inşaat alanına sahip projede 1053 yatak, 206 poliklinik, 156 yoğun bakım ünitesi ve 28 ameliyathanenin yer alması planlanıyor. Otopark kapasitesi ise 2 bin 125 açık ve 548 kapalı olmak üzere toplam 2 bin 673 araç olarak projelendirildi. Ayrıca hastane bünyesinde 56 tane de asansör hizmet verecek.<br />
<br />1053 yatak kapasiteli Rize Şehir Hastanesi inşaatının hız kesmeden ilerlediğini ifade eden Rize İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Gökhan Demiral &#8220;Burana çok hummalı bir çalışma var. 10 bin metrekare bir acil bizi bekliyor. 285 bin metrekare bir inşaatımız olacak. 1053 yatak kapasiteli olacak, 30 tane ameliyathanemiz olacak. Bunun yanı sıra radyasyon onkolojisi, nükleer tıp, medikal onkolojinin çok daha ferah, çok cihaz açısından donanımlı hizmetle burada sağlık hizmeti devam edecek. Bunun yanı sıra da yoğun bakım yatak kapasitemiz artacak. Mevcudun 100 tane daha üzerine yoğun bakım yatağı ekleyeceğiz&#8221; dedi.<br />
<br />Deniz dolgusunda yapılan hastanenin deniz suyuna bağlı korozyondan etkilenmemesi için her türlü çalışmanın yürütüldüğünü, hastane için olabilecek bir depreme karşı da önlem alındığını hatırlatan Demiral &#8220;Şuan bulunduğumuz alan aslında deniz seviyesinden 10 metre yukarıda. Hastanenin bodrumu da deniz seviyesinden 4 metre yukarıda. Dolayısıyla korozyon, deniz suyuna bağlı etkinin çok daha uzağında bir inşaat alanında aslında bu çalışmalar sürdürüldü. 1 yıl kadar bir süre sadece alt yapı çalışmalarıyla geçildi. 1088 tane kazık dolgu burada yapıldı ve bu 60 bin metrekare gibi bir inşaat alanı ve üzerinde zemin haricinde 6 katlı bir yapıyla beraber 285 bin metrekare oldu. Tabi depremde unutulmadı olası bir deprem riskiyle 996 tane de deprem izolatörü projede yer aldı&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Son yıllarda artan sağlık turizmine de katkı sunacağını ifade eden Demiral &#8220;Ülkemiz sağlık konusunda bölgenin parlayan yıldızı. Sadece bizim yanı başımızdaki Gürcistan değil Avrupa ülkelerinden de, diğer farklı ülkelerden de ülkemize sağlık turizmi talebi gelmekte. Bizde son yıllarda ilimizde bu taleplerle karşılaşmaktayız. Biz bu hastanemiz bittiğinde Gürcistan’la beraber sağlık turizmiyle ilgili güzel projeler ortaya koyacağız&#8221; diye konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Liselilerin kombucha mantarından elde ettiği biyomateryal yanık tedavisinde kullanılabilecek</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/liselilerin-kombucha-mantarindan-elde-ettigi-biyomateryal-yanik-tedavisinde-kullanilabilecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 13:15:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yanık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=283122</guid>

					<description><![CDATA[Bolu’da meslek lisesi öğrencileri, kombucha mantarından yüzde 100 biyobozunur özellik taşıyan vegan deri üretti. Çevre dostu biyomateryalin, ileri düzey yanık tedavileri ile yapay damar üretiminde değerlendirilmesinin yanı sıra tekstil ve ambalaj ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bolu’da meslek lisesi öğrencileri, kombucha mantarından yüzde 100 biyobozunur özellik taşıyan vegan deri üretti. Çevre dostu biyomateryalin, ileri düzey yanık tedavileri ile yapay damar üretiminde değerlendirilmesinin yanı sıra tekstil ve ambalaj sektöründe de kullanılabileceği belirtildi.<br />
<br />Bolu Mimar İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yürütülen çalışma kapsamında öğrenciler ve biyoloji öğretmeni, biyolojik malzemelerden çevre dostu vegan deri üretti. Kombucha mantarının (SCOBY) tabakasından elde edilen materyalin tamamen doğal içeriklerden oluştuğu ve doğada yaklaşık 60 gün içerisinde çözünerek çevreye zarar vermeden yok olduğu ifade edildi. Üretilen biyomateryalin yanık tedavileri ve yapay damar üretiminde kullanılabileceği, bunun yanı sıra giyimden gıdaya kadar çok geniş bir kullanım potansiyeli taşıyor.</p>
<p>&#8220;Vegan deri üretimi gerçekleştirdik&#8221;<br />
<br />Projeye ilişkin bilgi veren Biyoloji Öğretmeni Çiğdem Karaşahin Başer, öğrencilerle birlikte biyolojik malzemeler ve yapı teknolojilerini bir araya getiren yenilikçi bir çalışma yürüttüklerini belirterek, &#8220;Biz meslek lisesi olduğumuz için öğrencilerimiz biyolojik ürünlerle yapı malzemeleri gibi ürünleri bir arada kullanmak istediler. Fikir buradan çıktı. Saha çalışması yaptık, Ar-Ge çalışması yaptık bunlarla ilgili. Yaptığımız çalışmalar sonucunda ‘Hem biyolojiyi hem de yapı malzemelerini kullanarak bir vegan deri üretebilir miyiz?’ bu sonuca vardık. Buradan, kombuçha mantarı olarak bilinen ama SCOBY dediğimiz bir fermente içecekten yararlanarak vegan deri üretimi gerçekleştirdik&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Hayvansal hassasiyeti olan kişilerin kullanabileceği ürün&#8221;<br />
<br />Tamamen doğal içeriklerden oluşan ürünün farklı sektörlerde değerlendirilebileceğine dikkat çeken Başer, &#8220;Ürettiğimiz ürün yüzde 100 biyobozunur bir ürün. Çevreye kesinlikle bir yan etkisi yok. İçerisinde herhangi bir kimyasal ya da plastik türevi bir malzeme kullanmadık. Oldukça geniş bir alanda kullanılabilir. Vegan bir ürün olduğu için hayvansal hassasiyeti olan kişilerin kullanabileceği ürünler olarak tasarlanabilir. Üzerine markalama teknolojisi kullandık endüstriyel alanda da kullanabilmek için. Deri, cüzdan, ayakkabı, çanta yapımında vegan yapı olarak kullanılabilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Yanık tedavileri ve yapay damar üretiminde kullanılabiliyor&#8221;<br />
<br />Üretilen derinin ileri düzey yanıklarda ve yapay damar üretiminde kullanılabileceğini vurgulayan Başer, &#8220;Bunun dışında yaptığımız araştırmalarda yine gördük ki, ileri düzeyli yanık tedavilerinde, içeriğinde çok fazla nem bulundurduğu için buradan yanıklara müdahale edici olarak kullanılabiliyor. Yine yapay damar üretiminde kullanılabiliyor, böyle çalışmalar var. Bunun dışında da fermente içecek olarak da kullanılan, sağlıkta kullanıldığı yerler de var. Yani genel olarak çalıştığımız alanlarda oldukça fazla kullanım alanı olduğunu gördük&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Tekrar çevreye kazandırılan bir deri üretimi yapmak istedik&#8221;<br />
<br />Projeyle çevre dostu bir deri üretmeyi hedeflediklerini belirten 11. sınıf öğrencisi Umut Kamil Çetin ise &#8220;Burada vegan deri üreterek tekrar çevreye kazandırılan veya kazandırılmak istenilen bir deri üretimini ortaya koymak istedik. Burada yaptığımız deri, bakteriler ve maya aracılığıyla burada fermente edilmiş ve bunun sayesinde ortaya çıkarılmış ve kurutmuş olduğumuz bir deri yapmaya çalıştık. Gıda sektöründe ambalaj olarak kullanılan, onun dışında hastanelerde yapay damar olarak kullanılan; cüzdan, çanta, ses, kulaklık bunun gibi kullanılan bir deri ve böyle kendi okulumuzun da logosunu barındıran bir ürün ortaya koymak istemiştik&#8221; şeklinde konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Pandemi sonrası gözden kaçan hastalık: Uzun süreli kovid</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/pandemi-sonrasi-gozden-kacan-hastalik-uzun-sureli-kovid/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaklaşık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=282930</guid>

					<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kovid-19 geçiren her 6 kişiden yaklaşık birinde görülen "uzun süreli kovid" tablosunun gözden kaçabildiğini belirterek, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişinin bu durumdan etkilenmiş olabileceğini ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kovid-19 geçiren her 6 kişiden yaklaşık birinde görülen &#8220;uzun süreli kovid&#8221; tablosunun gözden kaçabildiğini belirterek, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişinin bu durumdan etkilenmiş olabileceğini söyledi.<br />
<br />Uzun süreli kovidin mevcut tahminlerin çok daha fazla insanı etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Özkaya, uzun süren halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, gün içerisinde ani duygu durum değişiklikleri ve sık hastalanma gibi şikayetlerin özellikle pandemi sonrasında arttığına dikkat çekti. Geçen hafta yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Özkaya, &#8220;COVID-19 ile enfekte olan her 6 kişiden yaklaşık biri uzun süreli COVID geliştiriyor ve bu kişilerin neredeyse yüzde 90’ı kronik sağlık sorunları yaşamaya devam ediyor. Araştırmacılar, enfeksiyon sonrasında ortaya çıkan ve önceden var olan rahatsızlıklarla açıklanamayan semptomları inceleyerek uzun süreli COVID vakalarını belirledi&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Yaklaşık 3 milyon kişi etkilenmiş olabilir&#8221;**<br />
<br />Türkiye’de 17 milyondan fazla kişinin kovid 19 enfeksiyonu geçirdiğinin düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Özkaya, &#8220;Bu rakamlar göz önüne alındığında yaklaşık 3 milyon insanımızın uzun süreli COVID şikayetleriyle yaşamını sürdürdüğünü tahmin ediyoruz. Pandemi sona ermiş olsa da COVID-19 halen görülmeye devam ediyor ve buna bağlı uzun süreli kovid yükü de artıyor&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Çalışmada uzun süreli COVID tanısı alan hastaların yaklaşık yüzde 90’ında sürekli klinik takip ve tedavi gerektiren en az bir kronik hastalık geliştiğinin ortaya konulduğunu ifade eden Özkaya, hastalarda solunum, sindirim sistemi ve sistemik belirtilerin yaygın olarak görüldüğünü kaydetti.</p>
<p>Tiroid ve metabolik sorunlar dikkat çekiyor<br />
<br />Araştırmanın, uzun süreli COVID’in belirtilerinin bölgelere göre farklılık gösterebildiğini de ortaya koyduğunu belirten Özkaya, bazı bölgelerde tiroid hastalıklarının daha sık görülürken, bazı bölgelerde ise prediyabet ve hiperglisemi gibi metabolik bozuklukların ön plana çıktığını söyledi. Uzun süreli COVID vakalarının tanı konulmasında güçlük yaşandığını vurgulayan Özkaya, &#8220;Bu hastalar daha iyi gözetim ve kişiye özel tedaviler gerektiriyor. Ancak ’Long COVID’ için özel bir tanı kodunun bulunmaması nedeniyle birçok hasta farklı branşlara başvurmasına rağmen gözden kaçabiliyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Doktorlar uzun süreli kovid ihtimalini göz önünde bulundurmalı&#8221;<br />
<br />Kardiyologların otonom sinir sistemi bozuklukları, endokrinologların metabolik hastalıklar, nörologların açıklanamayan bilişsel sorunlar, göğüs hastalıkları uzmanlarının nefes darlığı ve derin nefes alma isteği, psikiyatristlerin duygu durum bozuklukları, aile hekimlerinin ise sık hastalanma şikayetleriyle gelen hastalarda uzun süreli kovid ihtimalini değerlendirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özkaya, &#8220;Bu hastalar, COVID-19 enfeksiyonu ile ilişkilendirilemeyen ancak aslında uzun süreli COVID tablosunun bir parçası olan vakalar olabilir&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Uzun süreli kovid 19’un giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurgulayan Özkaya şunları söyledi: &#8220;Bu durum daha iyi gözetim, koordineli bakım ve yeni tedavi yaklaşımlarını gerekli kılıyor. Ayrıca farklı kişilerin farklı semptomlar yaşadığı unutulmamalı, tedavi süreçleri kişiye özel planlanmalıdır.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Karabük&#8217;te yenisi açılmadan eskisi kapandı, vatandaş mağdur oldu</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/karabukte-yenisi-acilmadan-eskisi-kapandi-vatandas-magdur-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Akgün]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:27:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mağduriyet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=282800</guid>

					<description><![CDATA[Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde hizmet veren kafenin, yerine yenisinin yapılacağı gerekçesiyle yıkılması vatandaşlar ve hastalar arasında mağduriyete neden oldu. Eski kafenin kapatılmasının ardından yeni işletmenin henüz hizmete başlamaması, özellikle hastanede uzun süre vakit geçirmek zorunda kalan vatandaşların tepkisini çekti. Hastane çevresinde temel ihtiyaçlarını karşılama imkanı bulan vatandaşlar, kafenin yıkılmasıyla birlikte yiyecek, içecek ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde hizmet veren kafenin, yerine yenisinin yapılacağı gerekçesiyle yıkılması vatandaşlar ve hastalar arasında mağduriyete neden oldu. Eski kafenin kapatılmasının ardından yeni işletmenin henüz hizmete başlamaması, özellikle hastanede uzun süre vakit geçirmek zorunda kalan vatandaşların tepkisini çekti.</strong></p>
<p>Hastane çevresinde temel ihtiyaçlarını karşılama imkanı bulan vatandaşlar, kafenin yıkılmasıyla birlikte yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarını hastane dışındaki işletmelerden temin etmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Özellikle yaşlılar, hasta yakınları ve refakatçiler için durumun zorluk oluşturduğunu belirten vatandaşlar, yeni kantin veya kafenin bir an önce hizmete açılmasını talep etti.</p>
<p>Hastaneye gelen vatandaşlar, mevcut durumda çay, kahve ve atıştırmalık gibi ihtiyaçlar için hastane dışına çıkmak zorunda kaldıklarını, bunun da hem zaman kaybına hem de ek mağduriyete yol açtığını dile getirdi.</p>
<p>Vatandaşlar, hastane gibi yoğun kullanılan bir kamu kurumunda böyle bir hizmetin kesintisiz devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, yeni kafe veya kantinin en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılmasını beklediklerini söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Diyetisyenden uyarı: &#8220;Eti yeşilliklerle birlikte tüketin&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/diyetisyenden-uyari-eti-yesilliklerle-birlikte-tuketin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 17:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Pişirme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=282415</guid>

					<description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda et tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Tuba Yıldırım, kırmızı eti uygun pişirme yöntemleri ile pişirmek ve yeşilliklerle birlikte tüketmenin sağlığı korumaya yardımcı olacağını söyledi. Kurban Bayramı’nda ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda et tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Tuba Yıldırım, kırmızı eti uygun pişirme yöntemleri ile pişirmek ve yeşilliklerle birlikte tüketmenin sağlığı korumaya yardımcı olacağını söyledi.<br />
<br />Kurban Bayramı’nda et tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Liv Samsun Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, kırmızı eti uygun pişirme yöntemleri ile pişirmek ve yeşilliklerle birlikte tüketmenin sağlığı korumaya yardımcı olacağını söyledi. Diyetisyen Yıldırım, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme önerileri hakkında tavsiye vererek et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler konusunda uyarılarda bulundu.<br />
<br />Bayramların iyi duyguların çoğaldığı, küçük büyük tüm aile bireylerinin bir araya geldiği, geniş ve güzel sofraların kurulduğu güzel zamanlar olduğunu dile getiren Diyetisyen Tuba Yıldırım, &#8220;Kalplerimizin temizlik ve arınma günüdür aslında bayramlar. Kıymetini bilmek lazım. Bu süreçte sağlığın da yeterli ve dengeli beslenmeden geçtiğini de unutmamakta fayda vardır. Kurban Bayramı’nda sofraların baş tacı kırmızı eti veteriner kontrolünden geçmiş kurbanlıklardan temin etmek, uygun pişirme yöntemleri ile pişirip, yeterli porsiyonda tüketip; etin sindirimini kolaylaştıracak limonlu yeşilliklerle sofralarınızı süslemek sağlığınızı korumada size fayda sağlayacaktır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Et, sebzelerle birlikte pişirilmeli&#8221;<br />
<br />Doğru et pişirme yönteminden bahseden Dyt. Yıldırım, &#8220;Eti pişirme yöntemi olarak haşlama ve ızgara gibi sağlıklı yöntemler tercih edilmeli, çok yüksek ısıl işlem ve kızartma yöntemi gibi çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabilecek pişirme yöntemlerinden uzak durulmalıdır. Etin tek başına değil de sebzelerle birlikte pişirilmesi, ızgara sebzeler veya salatalar ile birlikte tüketilmesi, hem besin çeşitliliğinin sağlanması açısından hem de sindirimi diğer besinlere göre zor olan etin kolay sindirilebilmesi açısından sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Etlerin çiğ veya az pişmiş tüketilmesi, önemli sağlık sorunlarına yol açabilir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Etler küçük parçalara ayrılmalı&#8221;<br />
<br />Etin nasıl saklanması gerektiğine de değinen Dyt. Tuba Yıldırım, &#8220;Etler büyük parçalar şeklinde değil ancak kıyma, kuşbaşı gibi küçük parçalara ayrılıp, tek pişirimlik miktarlara bölünüp, buzdolabı poşetlerine koyularak buzdolaplarının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Buzdolabında eksi 2 derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise eksi 18 derecede daha uzun süre etler saklanabilmektedir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Sağlıklı beslenme önerileri&#8221;<br />
<br />Sağlıklı ve hafif beslenme şekillerine dikkat çeken Dyt. Yıldırım, &#8220;Gününüz sevdiklerinizle hafif bir kahvaltı ile başlasın. Aşırı miktarda yemekten kaçının, az ve sık yemek yemeye özen gösterin. Gün içerisinde 2-3 saatten daha uzun süre aç kalmayın. Sıvı alımına dikkat edin ve günde yaklaşık 2-3 litre su için. Çok hızlı yemek yemeyin, yediklerinizi çok iyi çiğneyin. Yemek pişirme yöntemi olarak kızartmalar yerine, ızgaraları veya haşlamaları tercih edin. Kırmızı ette bulunan demirin vücut tarafından daha aktif kullanılmasını sağlamak için yanına mutlaka limonlu bir salata veya bir sebze yemeği eşlik ettirin&#8221; açıklamasında bulundu.<br />
<br />Kurban Bayramı’nın geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine tereyağı veya kuyruk/iç yağı eklemeden, kendi suyunda, kısık ateşte pişirme yapılması gerektiğini de sözlerine ekleyen Dyt. Yıldırım şunları söyledi:<br />
<br />&#8220;Ağır hamur tatlıları, şeker, aşırı yağlı, çok tuzlu, kalori açısından yoğun yiyecekler yerine, sebze ve meyve tüketimine ağırlık verin. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve porsiyon kontrolünde dikkatli olmalıdır. Sağlıklı yaşamın en temel kurallarından biri olan fiziksel aktivitenin artırılması için günlük yürüyüşler yapabilir. Sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Diyetisyenden Kurban Bayramı’nda sağlıklı sofralar için uyarı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/diyetisyenden-kurban-bayraminda-saglikli-sofralar-icin-uyari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 13:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=282409</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, "Sofraların vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü yenildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, &#8220;Sofraların vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü yenildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır&#8221; dedi.<br />
<br />Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, bayram sofralarında et ve tatlı tüketiminde ölçülü olunması gerektiğini belirterek, bayram günlerinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Ağır etli yemeklerden kaçının&#8221;<br />
<br />Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, &#8220;Kurban Bayramı sofralarının vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü tüketildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır. Ancak aşırıya kaçmak kolesterol ve kalp-damar hastalıkları riskini artırır. Etin yanında sebze, salata ve tam tahıllı ürünlerle tabağı dengelemek hem sindirimi kolaylaştırır hem de bayram boyunca enerjiyi korur. Bayramda ağır yemekler kaçınılmaz olsa da, öğünleri hafifletmek mümkündür. Yoğurt, ayran, zeytinyağlı sebzeler ve lifli gıdalar sindirim sistemini rahatlatır. Özellikle akşam yemeklerinde daha hafif tercihler yapmak, mideyi yormadan bayram keyfini sürdürmeye yardımcı olur&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Bol bol su için yürüyüş yapın&#8221;<br />
<br />Bayram ziyaretlerinde de ikram edilen tatlıların fazla tüketilmesinin kan şekerini hızla yükselteceğini söyleyen Akay, &#8220;Bu özellikle diyabet hastaları için risk oluşturmaktadır. Tatlıların küçük porsiyonlarla tadına bakılmasını, mümkünse sütlü tatlıların tercih edilmelidir. Bayram boyunca bol su içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve sindirimi destekler. Ayrıca kısa yürüyüşler yapmak hem kan dolaşımını hızlandırır hem de ağır yemeklerin etkisini azaltır. Su ve hareket, bayramın enerjisini yüksek tutmanın en basit ama en etkili yollarıdır&#8221; şeklinde konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Bayram beslemesinde gözden kaçan tehlikeyi uzmanı anlattı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/bayram-beslemesinde-gozden-kacan-tehlikeyi-uzmani-anlatti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2026 21:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[Tatlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=282250</guid>

					<description><![CDATA[Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı vatandaşları uyardı.<br />
<br />Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme alışkanlıkları büyük önem taşırken, uzmanlar sıklıkla göz ardı edilen kritik noktalara karşı vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Toplumda tatlı ve et tüketimi konusunda genel bir bilinç oluştuğunu ancak bazı temel kuralların ihmal edildiğini belirten Diyetisyen Gizem Güneş, bayram döneminde sindirim sistemini korumanın yollarını anlattı. Porsiyon kontrolü ve denge kurma konularında toplumun belirli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güneş, &#8220;Artık çoğu kişi eti nasıl yemesi gerektiğini, tatlıyı nasıl tüketmesi gerektiğini ve bayramda nasıl denge kuracağını biliyor. Ancak genel olarak değinmediğimiz bir nokta var. Bu da etin nasıl pişirildiği ve ne kadar dinlendirilmesi gerektiği&#8221; dedi.</p>
<p>Sindirim sistemini yoran yüksek ateş tehlikesi<br />
<br />Özellikle yüksek ateşte işlem gören etlerin mide ve bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek rahatsızlıklara yol açtığına değinen Güneş, hazırlık aşamasındaki yöntemlerin önemini vurguladı. Güneş, &#8220;Yüksek ateşle pişmiş etlerin sindirim sistemini çok fazla yorduğu, sindirim sistemini bozarak şişkinliğe neden olduğu gözlemlenmiş. Dolayısıyla yalnızca porsiyon kontrolü değil, etin nasıl pişirildiği de oldukça önemli&#8221; şeklinde konuştu. Etin yanında mutlaka sebze ağırlıklı menülerin bulundurulması ve yemek sonrasında hareketsiz kalınmaması gerektiğini hatırlatan Güneş şöyle devam etti: &#8220;Mutlaka lifli gıdalarla eti tüketmeliyiz. Sindirimimizi kolaylaştırmak için yoğun bir öğünden sonra yapacağımız 10-15 dakikalık hafif fiziksel aktiviteler faydalı olacaktır.&#8221;</p>
<p>Tatlı tercihlerine ve akşam öğünlerine dikkat<br />
<br />Ağır şerbetli tatlıların gün içindeki kalori dengesini bozabileceğine işaret eden Diyetisyen Güneş, kapanış öğünlerinin de hafif tutulması yönünde uyarılarda bulundu. Güneş, &#8220;Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Gün içerisindeki kalori kısıtlamasını akşam saatlerine bırakmadan, akşam öğünlerini daha hafif geçirmek daha sağlıklı olacaktır&#8221; dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz: &#8220;Mantar tüketirken sağlığınızdan olmayın&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/prof-dr-abdulkadir-gunduz-mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2026 13:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[Türü]]></category>
		<category><![CDATA[zehirlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=281553</guid>

					<description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.<br />
<br />Gündüz, Türkiye’nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.<br />
<br />Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi.<br />
<br />Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, &#8220;Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Ölüm meleği mantarı&#8221;<br />
<br />Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık &#8220;ölüm meleği mantarı&#8221; olarak bilinen ’Amanita phalloides’ türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti.</p>
<p>&#8220;Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum&#8221;<br />
<br />&#8220;Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor&#8221;<br />
<br />&#8220;Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor&#8221; diyen Gündüz, &#8220;Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok Karadeniz Bölgesi’nde görülüyor. Karadeniz Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. Karadeniz Bölgesi’nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen &#8220;ölüm meleği&#8221; türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. Karadeniz Bölgesi’nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2026 21:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aile hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=281285</guid>

					<description><![CDATA[Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da düzenlenen &#8220;5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi&#8221;nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi.<br />
<br />Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, &#8220;5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi&#8221; kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor&#8221;<br />
<br />Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, &#8220;Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, &#8220;Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;3’te 1’i tansiyon hastası&#8221;<br />
<br />Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, &#8220;Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği&#8221;<br />
<br />Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını &#8220;Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği&#8221; olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, &#8220;Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Sinsi ilerleyen hastalığa ’Sessiz Katil’ uyarısı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2026 13:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aladağ]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[Hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=281258</guid>

					<description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktoru Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü’nde hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktoru Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü’nde hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu.<br />
<br />Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde çok sık görülen ancak bir o kadar da sık atlanan bu önemli hastalık hakkında değerlendirmelerde bulundu.<br />
<br />Hipertansiyonun toplumda yaygınlığına dikkat çeken Aladağ, günümüzde her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirtti.<br />
<br />Aladağ, hastalığın semptom vermeden ilerleyebildiğini söyleyerek &#8220;Günümüzde çok sık görülmekte. Her üç erişkinden biri hipertansiyon hastası ve bunların yarısı da tansiyon hastalığının farkında değil ne yazık ki. Çünkü hipertansiyon hastalığının en önemli özelliği hastalığın sinsi, gizli olması ve hiçbir semptom vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle hastaların çoğu ‘Ben kendimi iyi hissediyorum ama herhangi bir sıkıntım yok’ derken aslında tansiyon hastası olarak dolaşmaktadırlar. Ya verilen tedavileri tam uygulamamakta ya da önerilen yaşam tarzı değişikliklerini uygulamamaktadırlar&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Telafisi zor durumlara sebep olabiliyor&#8221;<br />
<br />Göz ardı edilen tedavilerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin gelecekte ağır bedeller ödeteceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Aladağ, bu durumun ilerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabildiğini kaydetti.<br />
<br />Hipertansiyonun kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin ve böbrek gibi çok önemli organları doğrudan etkilediğini hatırlatan Aladağ sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;İlerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabilmekte. Çünkü biliyoruz ki hipertansiyon kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin, böbrek gibi çok önemli organları etkilemekte. Kalp krizi, kalp yetersizliği, aritmiler, felç, inme, beyin kanaması, böbrek yetersizliği gibi telafisi çok zor durumlara sebep olmakta. Bu nedenle de dünyada sessiz katil olarak tanımlanmaktadır.&#8221;</p>
<p>Basit yaşam tarzı değişiklikleri ile korunmak mümkün<br />
<br />Erken tanı ve tedavi ile hastalığın kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirten Aladağ, mevcut hastaların tansiyonunu kontrol altında tutmasının, hasta olmayanların ise hastalıktan kaçınmasının basit yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlanabileceğini ifade etti.<br />
<br />Bu önlemlerden kısaca bahseden Aladağ, öncelikle toplum olarak aşırı tuz tüketildiğine vurgu yaparak, aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesinin çok önemli olduğunu bildirdi.<br />
<br />Aladağ sözlerini şöyle tamamladı:<br />
<br />&#8220;Erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınması mümkündür. Hipertansiyon hastasıysanız hipertansiyonu kontrol altına almak veya hipertansiyon hastası değilseniz de bunlardan kaçınmak mümkün basit yaşam tarzı değişiklikleriyle. Bunlardan kısaca bahsetmek istiyorum. Bir kere toplum olarak aşırı tuz tüketiyoruz. Aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesi çok önemli. Bununla birlikte düzenli egzersiz yapmak, düzenli spor yapmak, obeziteden kaçınmak, özellikle en azından mevcut kilomuzu korumak veya kilo almamaya özen göstermek çok önemli. Yine stresten kaçınmak, düzenli uyumak, düzenli bir şekilde uyumak veya uyku hijyenine dikkat etmek de çok kritik tansiyonu kontrol altına almak için. Bugün 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Farkındalık Günü vesilesiyle herkes bence bir kere kan basıncını ölçebilir. Çünkü biliyoruz ki erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Göz hastalıklarında doğru bilinen yanlışlar</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2026 13:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Polen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=281255</guid>

					<description><![CDATA[Bahar mevsimiyle birlikte artan göz alerjilerine evde yapılan bilinçsiz müdahaleler tehlike saçabiliyor. Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, çayın steril bir sıvı olmadığını ve kolonyadaki alkolün gözü tahriş ettiğini vurgulayarak, "Yanlış uygulamalar, mevcut ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar mevsimiyle birlikte artan göz alerjilerine evde yapılan bilinçsiz müdahaleler tehlike saçabiliyor. Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, çayın steril bir sıvı olmadığını ve kolonyadaki alkolün gözü tahriş ettiğini vurgulayarak, &#8220;Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir&#8221; dedi.<br />
<br />Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Kübra Erdoğan, bahar aylarında artan polenlerin göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, bahar mevsimiyle birlikte göz kliniklerinde en sık karşılaşılan şikayetlerin başında alerjik reaksiyonların geldiğini söyledi. Polenlerin özellikle gözlerde kaşıntı ve sulanmaya yol açtığına dikkati çeken Erdoğan, &#8220;Polen sebebiyle her iki gözde kaşıntı ve sulu akıntı görebiliyoruz. Bunun dışında halk arasında bilinmeyen ve basit görülebilen alerjiler de oluyor. Bunlara zamanında müdahale edilmediğinde ciddi sorunlar oluşabilir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Gözlük tercih edin&#8221;<br />
<br />Erdoğan, rüzgarlı havalarda çevresel faktörlerin değişmesiyle farklı hastalıkların da ortaya çıkabildiğini dile getirerek, kirpik dibi iltihaplanması gibi rahatsızlıkların tabloyu daha ağır hale getirebildiğini aktardı. Polen alerjisi bulunanların özellikle sabah saatlerinde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmamaya özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, kontakt lens kullanıcılarına da şu tavsiyelerde bulundu:<br />
<br />&#8220;Kontakt lenslerin üzerine polenler çok rahat yapışabiliyor. Bu nedenle bahar aylarında gözlük tercih edilmesi daha sağlıklı olabilir. Hafif alerjik vakalarda soğuk kompres ve suni gözyaşı damlaları yeterli olabilirken, ileri düzey şikayetlerde mutlaka bir göz hekimine başvurulmalıdır.&#8221;<br />
<br />Günümüzde cep telefonu ve bilgisayar kullanımının hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğuna değinen Erdoğan, uzun süre ekrana bakmanın göz kırpma sayısını yarı yarıya azalttığını, bunun da göz kuruluğunu artırdığını kaydetti. Erdoğan, ekran karşısında geçirilen süre boyunca göz kırpmaların bilinçli olarak sıklaştırılması ve gerektiğinde suni gözyaşı damlalarıyla destek verilmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>&#8220;Çay steril değil, kolonya göze zarar verir&#8221;<br />
<br />Toplumda doğru bilinen yanlış uygulamalara karşı da vatandaşları uyaran Erdoğan, göz hastalıklarında kulaktan dolma yöntemlerin kalıcı hasarlara yol açabileceğine işaret etti. Erdoğan, çay pansumanı ve kolonya kullanımının göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunun altını çizerek, konuşmasını şöyle tamamladı:<br />
<br />&#8220;Çay steril bir sıvı değildir, içerisindeki tanecikler göz yüzeyi için oldukça tahriş edicidir. Kolonyadaki yüksek alkol oranı da göz yüzeyine doğrudan zarar verir. Ayrıca başkasına ait göz damlasının kullanımı da tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Göz, zannedilenden çok daha hassas bir organdır. Bu nedenle evde yapılan bilinçsiz müdahaleler yerine mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Prof Dr. Tevfik Özlü: &#8220;Hanta Virüsü nedeniyle bir pandemi ihtimali gözükmüyor&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 09:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[karantina]]></category>
		<category><![CDATA[Norovirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Özlü]]></category>
		<category><![CDATA[Virüsler]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=281085</guid>

					<description><![CDATA[Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Tevfik ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor.<br />
<br />Göğüs Hastalıkları Uzmanı Tevfik Özlü, özellikle tahliye edilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bazı hanta virüsü türlerinin yüzde 50’ye varan ölüm riskine sahip olduğunu söyledi.<br />
<br />Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.<br />
<br />Virüsün uzun yıllardır bilinen bir hastalık etkeni olduğunu belirten Özlü, mevcut tablonun endişe oluşturduğunu ancak yakın bir pandemi riskinin görülmediğini ifade etti.<br />
<br />Prof. Dr. Tevfik Özlü, &#8220;Hanta virüsler aslında eskiden beri bildiğimiz insanda hastalık yapan virüsler arasında yer alıyor ama şu anda bir gemide bu salgınının ortaya çıkması endişeye, korkuya ulaştı. Yakın pandemi oluşma ihtimali görülmüyor. Hanta virüsler Kovid gibi kolay bulaşan virüsler değil. Gemide hastalığa neden olan tipi insandan insana bulaşabiliyor ama çok kolay ve hızlı bulaşan bir virüs değil. Bu uzun süreli yakın temas ile bulaşıyor. Dolayısıyla burada hızlı yayılma ve replikasyon olmadığı sürece bir pandemiye dönüşme riski bence çok afaki olur. Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütler yakın bir pandemi riski görmediklerini açıkladılar&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de yıllardır tek tük vakalar görülüyordu&#8221;<br />
<br />Hanta virüslerinin zaman zaman lokal ve sınırlı salgınlara yol açtığını kaydeden Özlü, Türkiye’de de yıllardır tek tük vakaların görüldüğünü söyledi. Özlü, &#8220;Ancak zaman zaman böyle lokal, sınırlı ölçüde salgınlar bu hanta virüsler de görülüyor. Ülkemizde de yıllardır tek tük vakalar şeklinde görmeye devam ediyoruz. Daha çok bizde görülen böbrek yetmezliği ilerleyen ateşli kanama tablosuyla seyreden bir form ama şu anda gemide ortaya çıkan ateş ve ateşin ardından da akciğer yetmezliğini, ödemine ilerleyen form. Bu formun daha ölümcül olduğunu biliyoruz. Yüzde 50’ye kadar ölümcül olabiliyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Şu ana kadar 11 vakanın tespit edildiğini belirten Özlü, karantina sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özlü, &#8220;Şuana kadar 11 vaka tespit edildi ama tahliye edilen yolcular arasında da karantina devam ediyor. Bu süreç içerisinde belki yeni vakalar da çıkabilecek. Bence çok panik yapılacak, abartılacak bir risk gibi görünmüyor ama mutlaka bu sürecin iyi üretilmesi lazım. Nitekim bu gemiden tahliye edilen yolcuların bir kısmının ülkelerine gönderilmesi sürecinde uçakla taşındığı ve bu uçakla taşınan yolcuların bazısında sonradan hastalık tablosunun geliştiği ortaya çıktı. Uçaktaki diğer yolculara acaba bu ulaştı mı diye bir telaş doğurdu. Şimdi uçaktaki yolculara ulaşıp onların takibini başlatmak gerekiyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Karantina süreçlwri dikkatle takip edilmeli&#8221;<br />
<br />Türkiye’ye getirilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Özlü, &#8220;Onun için bu gemiden tahliye edilen ve ülkemizden getirilen yolcular var. Bunların karantina sürelerinin iyi yönetilmesi çok önemli. Uzun bir karantina dönemi var. 6 haftaya kadar uzuyor. Dolayısıyla bu insanlar ben iyiyim, bir hastalığım yok, şikayetim yok diye düşünebiliyorlar hatta test yapılıyor test negatif çıkıyor. Dolayısıyla ben de yok diye düşünebiliyorlar ama sonradan tekrar pozitife dönüşebilir. O açıdan karantina sürelerini çok dikkatli olması, dışarıya çıkmamaları, yakınlarıyla temas kurmamaları böyle bir sargının yayılmasını önlemek açısından odaklanılması gerekiyor&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Norovirüs kaynaklı salgınlar da var&#8221;<br />
<br />Öte yandan kruvaziyer gemilerinde görülen bir diğer salgının ise norovirüs kaynaklı olduğu belirtildi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, &#8220;Norovirüs salgını da yine bir kruvaziyer gemisinde ortaya çıktı. Bir kişinin hastalandığını ve bu gemiden tahliye edildiğini biliyoruz. Norovirüsler aslında çok sık gördüğümüz karşılaştığımız daha çok bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi yakınmalara yol açan virüsler. Kolay bulaşır. Kirlenen el ve diğer çevre yüzeylerden, gıdalardan ulaşabilir. Norovirüs tek bir virüs değil grup bir virüs. Özellikle yaz döneminde seyahatler oluyor. Otellerde ve restoranda ortak açık büfe yemeklerde bulaşma riski yüksek. Genel hijyene dikkat edilmesi lazım. Bu tür virüslerde bizi koruyacak en önemli şey el hijyeni ve ortak kullanılan eşyaların iyi temizlenmesidir. Standart prosedürlere dikkat edilirse bir sorun olmayacaktır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Spesifik bir ilaç veya aşısı yok&#8221;<br />
<br />Hanta virüsü ve norovirüse karşı spesifik bir ilaç ya da aşının bulunmadığını belirten Özlü, tedavide destekleyici yöntemlerin uygulandığını söyledi. Özlü, &#8220;Hanta virüs ve norovirüs için spesifik bir ilaç ya da aşı yok. Ama genel itibarıyla destek tedavileri uygulanır. Bulantı, kusma olduğu zaman onu yönetecek ilaçlar, sıvı dengesinin sağlanması, ateşin düşürülmesi, ağrının kesilmesi gibi tedaviler uygulanır. Ağır formlarda tabi daha ileri destekler uygulanacaktır. Hanta alta virüs içinde öyle yani çok özel bir tedavisi yok destek tedavisi uygulanır&#8221; dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Yeni yüzyılın yeni hastalığı: &#8220;Parlayan nesneler sendromu&#8221; uyarısı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 09:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Parlayan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=280927</guid>

					<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, ’parlayan nesneler sendromu’nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, ’parlayan nesneler sendromu’nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi.<br />
<br />Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte insanların &#8220;Parlayan Nesneler Sendromu (PNS)&#8221; ya da İngilizce adıyla &#8220;Shiny Object Syndrome (SOS)&#8221; tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özkaya, özellikle çocuklar ve gençlerin akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar oyunlarından uzaklaşamadığına dikkat çekerek, bu durumun zamanla ciddi dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olduğunu belirtti.</p>
<p>&#8220;Beynimizi esir alıyor&#8221;<br />
<br />Sürekli yeniliklere, parlak ekranlara ve moda akımlara yönelme isteğinin &#8220;Parlayan Nesneler Sendromu&#8221; olarak tanımlandığını kaydeden Özkaya, &#8220;İnsanlar artık nihayetinde ne kadar faydalı olduğuna bakmaksızın yeni ve dikkat çekici olana yöneliyor. Parlayan ekranlar önce gözümüzü, sonra dikkatimizi, en sonunda ise beynimizi esir alıyor&#8221; dedi.<br />
<br />Teknolojinin günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Özkaya, insanların ders çalışırken, kitap okurken ya da işine odaklanmışken gelen bildirimlerle dikkatlerinin dağıldığını söyledi. Özkaya, &#8220;Bir bildirim sonrası dikkatin yeniden toparlanması kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakikaya kadar sürebiliyor. İnsanlar internette araştırma yapmak isterken kendilerini bambaşka mecralarda bulabiliyor, reklamlar ve sosyal medya içerikleri tüketim çılgınlığını artırıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerekli&#8221;<br />
<br />Parlayan nesnelerin sadece çocukları değil her yaş grubunu etkilediğini belirten Özkaya, sosyal medya paylaşımlarını merak etme, sürekli yeni ürün satın alma isteği ve kısa sürede değişen düşüncelerin de bu sendromun belirtileri arasında yer aldığını kaydetti. Özkaya, özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital ekranların yoğun kullanımının insanları gerçek dünyadan uzaklaştırdığını ifade ederek, ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerektiğini sözlerine ekledi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Fiziksel aktiviteden kaçtıkça obezite riski artıyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/fiziksel-aktiviteden-kactikca-obezite-riski-artiyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 09:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=280752</guid>

					<description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, fiziksel aktivite yapmayan kişilerin obezite riskiyle daha çok karşı karşıya kaldığını söyledi. Çağın en büyük halk sağlığı sorunlarının başında gelen obezite, artık sadece gelişmiş ülkelerin değil ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, fiziksel aktivite yapmayan kişilerin obezite riskiyle daha çok karşı karşıya kaldığını söyledi.<br />
<br />Çağın en büyük halk sağlığı sorunlarının başında gelen obezite, artık sadece gelişmiş ülkelerin değil, gelişmekte olan ülkelerin de ortak sorunu olarak dikkat çekiyor. Hareketsiz yaşam tarzı ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları vücutta aşırı yağ birikimine yol açarken, uzmanlar diyet ve egzersizle sonuç alamayan hastalar için obezite cerrahisinin hayati bir önem taşıdığına dikkat çekiyor. Medicana International Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, modern yaşamın beraberinde getirdiği hareketsizliğin obeziteyi nasıl tetiklediğini ve cerrahi tedavi yöntemlerinin önemini anlattı.</p>
<p>Teknoloji bağımlılığı obeziteyi tetikliyor<br />
<br />Obeziteyi &#8220;Vücutta ihtiyaçtan fazla alınan kalorinin yağ olarak depolanması&#8221; şeklinde tanımlayan Doç. Dr. Kerim Güzel, günümüz insanının fiziksel aktiviteden uzaklaştığını belirterek, &#8220;Telefon, bilgisayar ve televizyon başında geçirilen uzun saatler, beraberinde tüketilen yüksek kalorili atıştırmalıklarla birleştiğinde obezite kaçınılmaz hale geliyor. Ulaşım araçlarının yaygınlaşması ve teknolojik araçların hayatımızı kolaylaştırmasıyla daha az yürüyor, daha az enerji harcıyoruz. Toplum olarak spor yapma alışkanlığımızın zayıf olması da bu tablonun başlıca etkenlerinden biri&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Cerrahi sadece kilo vermek için değil, sağlık için yapılıyor&#8221;<br />
<br />Obezite cerrahisinin sadece estetik bir kaygı taşımadığını vurgulayan Doç. Dr. Güzel, cerrahi müdahalenin ikincil hastalıkların önlenmesinde kalıcı bir çözüm sunduğunu ifade ederek, &#8220;Amacımız sadece kilo verdirmek değil; diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve yürüme bozuklukları gibi aşırı kiloya bağlı gelişen birçok kronik hastalığı tedavi etmektir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavisinden sonuç alamayan hastalar için cerrahi en etkin seçenektir. Ameliyat kararı kişiye özel değerlendirmeler ve vücut kitle indeksi (VKİ) kriterlerine göre veriliyor. VKİ 40’ın üzerinde olanlar doğrudan operasyon adayıdır. VKİ 35-40 arası olanlar hipertansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apnesi veya karaciğer yağlanması gibi ek hastalığı olanlar ameliyat edilebilir. VKİ 30-35 arası olanlar medikal tedaviye rağmen kan şekeri kontrol altına alınamayan tip 2 diyabet hastalarına cerrahi önerilebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Multidisipliner yaklaşım ve kapalı ameliyat konforu<br />
<br />Ameliyat öncesi sürecin oldukça titiz yürütüldüğünü ifade eden Güzel, hastaların kardiyoloji, göğüs hastalıkları, psikoloji, endokrinoloji ve anestezi uzmanları tarafından detaylıca değerlendirildiğini belirtti. Ameliyatların genel anestezi altında ve laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirildiğini söyleyen Doç. Dr. Kerim Güzel, &#8220;Kapalı yöntem sayesinde hastalarımız daha hızlı iyileşiyor. Ameliyat sonrası süreçte diyetisyen desteği ve doktor kontrolündeki egzersiz programı, başarının kalıcı olması için kritik öneme sahip&#8221; şeklinde konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Halk Sağlığı Laboratuvarı’nın teknik yetkinliği değerlendirildi</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/halk-sagligi-laboratuvarinin-teknik-yetkinligi-degerlendirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Asuman Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 08:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük Halk Sağlığı Laboratuvarı]]></category>
		<category><![CDATA[Op. Dr. İsmail Kara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=280581</guid>

					<description><![CDATA[Karabük Halk Sağlığı Laboratuvarı, deney ve kalibrasyon laboratuvarlarının uluslararası alandaki “altın standardı” olarak kabul edilen TS EN ISO/IEC 17025 kapsamında kapsamlı bir değerlendirme sürecinden geçti. Laboratuvarın 2025 yılı ile 2026’nın ilk çeyreğini kapsayan faaliyetleri, düzenlenen Yönetim Gözden Geçirme Toplantısında ele alındı. İl Sağlık Müdürü İsmail Kara’nın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, laboratuvarın teknik yeterliliği, hizmet kalitesi, analiz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karabük Halk Sağlığı Laboratuvarı, deney ve kalibrasyon laboratuvarlarının uluslararası alandaki “altın standardı” olarak kabul edilen TS EN ISO/IEC 17025 kapsamında kapsamlı bir değerlendirme sürecinden geçti. Laboratuvarın 2025 yılı ile 2026’nın ilk çeyreğini kapsayan faaliyetleri, düzenlenen Yönetim Gözden Geçirme Toplantısında ele alındı.</strong></p>
<p>İl Sağlık Müdürü İsmail Kara’nın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, laboratuvarın teknik yeterliliği, hizmet kalitesi, analiz kapasitesi ve standartlara uyum süreçleri ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Toplantıda ayrıca gelecek döneme ilişkin hedefler ve planlamalar da masaya yatırıldı.</p>
<p>Hizmet kapasitesi bakımından L2 tipi laboratuvar sınıfında yer alan Karabük Halk Sağlığı Laboratuvarı’nın, Sağlık Bakanlığı’nın planlamaları ve ilgili mevzuatlar doğrultusunda hem klinik hem de klinik dışı alanlarda kritik analizler gerçekleştirdiği belirtildi.</p>
<p>Laboratuvar bünyesinde faaliyet gösteren klinik dışı birimlerde içme-kullanma suları ile havuz sularının analizleri yapılıyor. Su Mikrobiyoloji Laboratuvarı’nda total koliform, E.coli, enterekok, P.aeruginosa, toplam jerm sayısı ve C.perfingens analizleriyle suyun biyolojik güvenliği kontrol edilirken; Su Kimya Laboratuvarı’nda amonyum, nitrit, nitrat, pH ve iletkenlik gibi temel parametrelerin yanı sıra alüminyum, bakır, siyanürik asit ve bağlı klor ölçümleri gerçekleştiriliyor. Suyun renk, koku ve bulanıklık gibi fiziksel özellikleri de düzenli olarak inceleniyor.</p>
<p>Karabük Halk Sağlığı Laboratuvarı’nın yalnızca Karabük’e değil, çevre illere de hizmet sunduğu ifade edildi. Tüberküloz Laboratuvarı’nın Bartın ve Kastamonu’nun yanı sıra Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Verem Savaş Dispanserinden gelen hastalara yönelik Mycobakterium tuberculosis analizlerini yürüttüğü bildirildi.</p>
<p>Kan Parazitleri (Sıtma) Laboratuvarı’nda ise sıtma ile mücadele kapsamında Plazmodium taramalarının hassasiyetle sürdürüldüğü kaydedildi. Merkez Laboratuvarı’nda ise Karabük genelindeki Aile Sağlığı Merkezlerinden gelen numunelerin analiz edilerek sonuçlandırıldığı belirtildi.</p>
<p>Toplantıda konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, laboratuvarın teknolojik altyapısı ve personel yetkinliğinin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, toplum sağlığını tehdit edebilecek unsurların erken tespiti için çalışmaların titizlikle sürdürüleceğini ifade etti.</p>
<p>Toplantıya ayrıca Sağlık Hizmetleri Başkanı Bekir Poçan, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Nermin Seçilmiş, Laboratuvar Sorumlusu Onur Taşçı, Biyokimya Laboratuvarı Sorumlusu Sümeyye Yılmaz, Kalite Yönetim Birim Sorumlusu Hasan Topaloğlu ile ilgili birim sorumluları katıldı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Türk Sağlık-Sen’den  Hemşireler Haftası’nda Güçlü Çağrı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/turk-saglik-senden-hemsireler-haftasinda-guclu-cagri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Sarıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 13:27:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[hemşire]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[personel]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=280467</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Sorunlar Artık Görmezden Gelinmemeli” Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkan Yardımcısı Meral Ozan Saygılı, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada hemşirelerin ağır çalışma koşullarına, personel eksikliğine ve ekonomik sorunlarına dikkat çekerek, “Sağlık sisteminin yükünü taşıyan hemşirelerimizin sorunları artık çözüme kavuşturulmalıdır” dedi. HEMŞİRELERİN SORUNLAR ARTIK GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkan yardımcısı Meral Ozan Saygılı, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Sorunlar Artık Görmezden Gelinmemeli”</strong></p>
<p>Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkan Yardımcısı Meral Ozan Saygılı, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada hemşirelerin ağır çalışma koşullarına, personel eksikliğine ve ekonomik sorunlarına dikkat çekerek, “Sağlık sisteminin yükünü taşıyan hemşirelerimizin sorunları artık çözüme kavuşturulmalıdır” dedi.</p>
<p><strong>HEMŞİRELERİN SORUNLAR ARTIK GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ</strong></p>
<p>Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkan yardımcısı Meral Ozan Saygılı, Hemşireler Haftası kapsamında yaptığı açıklamada hemşirelerin sağlık sistemindeki kritik rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Saygılı, hemşirelerin insan hayatına dokunan, gece gündüz demeden fedakârca görev yapan sağlık ordusunun en önemli neferleri olduğunu belirterek, özellikle pandemi ve deprem süreçlerinde gösterilen özverinin unutulmadığını ifade etti.</p>
<p><strong>PERSONEL YETERSİZLİĞİ VE ARTAN İŞ YÜKÜ ALARM VERİYOR</strong></p>
<p>Meral Ozan Saygılı , Türkiye’de hemşire sayısının yetersiz olduğunu vurgulayarak, bu durumun çalışanlar üzerinde ciddi bir iş yükü oluşturduğunu söyledi.</p>
<p>OECD verilerine göre Türkiye’nin 100 bin kişiye düşen hemşire sayısında son sıralarda yer aldığını hatırlatan Saygılı, bu tablonun sağlık çalışanlarının ne kadar ağır şartlar altında görev yaptığını ortaya koyduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>TÜKENMİŞLİK SENDROMU VE ZORLAŞAN ÇALIŞMA KOŞULLARI</strong></p>
<p>Açıklamada, yoğun iş yükü nedeniyle hemşirelerin tükenmişlik sendromuyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi.</p>
<p>Saygılı, mevcut çalışma koşullarının hem çalışan sağlığını hem de hizmet kalitesini olumsuz etkilediğini belirterek, acil düzenlemelerin zorunlu hale geldiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>İSTİHDAM ARTIŞI VE ADİL ÇALIŞMA ŞARTLARI TALEBİ</strong></p>
<p>Türk Sağlık-Sen Karabük Şubesi Başkan yardımcısı Meral Ozan Saygılı , hemşire istihdamının artırılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Fazla mesai, icap nöbeti ve diğer görevlerin karşılığının eksiksiz ödenmesi gerektiğini ifade eden Saygılı , çalışma şartlarının insan onuruna yakışır hale getirilmesi çağrısında bulundu.</p>
<p><strong>MOBBİNG İDDİALARINA KARŞI NET TAVIR</strong></p>
<p>Sağlık kurumlarında yaşanan mobbing sorununa da dikkat çeken Saygılı , çalışanlara yönelik baskıların sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Saygılı, mobbing uygulayan kişiler hakkında gerekli idari işlemlerin yapılmasının hem çalışan huzuru hem de hizmet kalitesi açısından zorunlu olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>KREŞ VE SOSYAL DESTEK TALEPLERİ</strong></p>
<p>Açıklamada, hemşirelerin aile ve sosyal yaşamlarını desteklemek amacıyla hastanelerde 7/24 hizmet verecek kreşlerin kurulması gerektiği ifade edildi.</p>
<p>Bu adımın hem çalışan motivasyonunu artıracağı hem de iş-yaşam dengesine katkı sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p><strong>ÜCRET ADALETSİZLİĞİ VE EK GÖSTERGE DÜZENLEMESİ</strong></p>
<p>sağlık çalışanları arasında ücret adaletsizliğinin giderilmesi gerektiğini belirterek 3600 ek gösterge düzenlemesinin hakkaniyetli şekilde uygulanması çağrısında bulundu.</p>
<p>Ayrıca tek maaş sistemi, refah payı ve ekonomik kayıpları telafi edecek düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”</strong></p>
<p>Türk Sağlık-Sen olarak yıllardır sağlık çalışanlarının hak mücadelesini sürdürdüklerini belirten Saygılı, haksızlıkların karşısında olmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>Sağlık hizmetlerinin kalitesinin çalışan memnuniyetiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan  Saygılı, taleplerinin makul ve haklı olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>HEMŞİRELER HAFTASI KUTLAMASI</strong></p>
<p>Açıklamasının sonunda tüm hemşirelerin Hemşireler Haftası’nı kutlayan Meral Ozan Saygılı, emeklerinin karşılığını aldıkları, sorunlarının çözüldüğü bir çalışma hayatı temennisinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Basınç ülseri tedavisinde Kastamonu ormanlarında yetişen mantarlar şifa olacak</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/basinc-ulseri-tedavisinde-kastamonu-ormanlarinda-yetisen-mantarlar-sifa-olacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 13:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=280334</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerin tedavisi, tıbbi mantarlar kullanılarak geliştirilecek yakıyla hızlandırılacak. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde İstanbul Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerin tedavisi, tıbbi mantarlar kullanılarak geliştirilecek yakıyla hızlandırılacak.<br />
<br />Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde İstanbul Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nin ortaklığında 19 akademisyenin görev aldığı proje kapsamında hazırlanan proje kapsamında, basınç ülseri tedavisi için mantar bazlı patch (yakı) geliştiriliyor. Proje ile Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerinin (yatak yarası) tedavisine yönelik yenilikçi bir tedavi yöntemi olacak. Kastamonu’da toplanan Ganoderma Lucidum (Reişi Mantarı), Laetiporus Sulphureus (Kükürt Mantarı) ve Amanita Caesarea (imparator mantarı) gibi tıbbi mantarların fitokimyasal içeriklerinin kullanan bilim insanları, yaklaşık 1 yıldır sürdürdükleri çalışmayla etkili bir patch (yakı) teknolojisi geliştiriyor. Mantarların antioksidan, antiinflamatuvar ve yara iyileştirici özellikleri sayesinde basınç ülserlerinin tedavisinde önemli bir sorunun çözülmesi hedefleniyor.<br />
<br />Kısa süre içerisinde prototipi hazırlanacak proje sayesinde, geleneksel tedavi yöntemlerine kıyasla daha etkili, doğal ve yan etkileri azaltılmış bir tedavi seçeneği sunulması amaçlanıyor. Proje sonunda oluşturulacak patch, sadece sağlık alanında değil, aynı zamanda ekonomik olarak önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. İki yılda tamamlanması planlanan projede, prototipin ortaya çıkmasıyla patent süreci başlatılacak.</p>
<p>&#8220;Yaşlılarımızın basınç ülserleriyle karşı karşıya kaldıklarını gördük&#8221;<br />
<br />Projenin mentörlüğünü yürüten ve King’s College London’da misafir araştırmacı olarak İngiltere’de görev yapan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Çiğdem Sevim, &#8220;Hocalarımızla oturduğumuzda ’şehrimiz için ne yapabiliriz’ diye düşündüğümüzde Kastamonu bölgesinde yaşlı popülasyonunun çok fazla olduğunu keşfettik. Kastamonu, Türkiye’nin en yaşlı ikinci şehirlerinden bir tanesi. Genel itibarıyla da palyatif servislerde özellikle yaşlılarımızın çok ciddi olan basınç ülserleriyle (yatak yarası) karşı karşıya kaldıklarını gördük. Hem konforları hem mali tablolar, yaralar sebebiyle iyiye gitmiyor ve sağlıklı bir süreç geçiremiyorlar. Acaba onlar için ne yapabiliriz gibi bir yerden hipotezimizin temeli kurulmuş oldu. Kastamonu’da mantar türlerinin çok fazla olduğu için böyle bir fikirle yola çıktık&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;İlk prototipimiz üç ay sonra çıkacak&#8221;<br />
<br />Projenin iki yıl süreyle fonlandığını söyleyen Doç. Dr. Sevim, &#8220;Projenin üzerinde bir yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Bu süreçte üç tane yerel olan farklı mantar türünü aldık. Bunların optimizasyonları yapıldı. Bu mantar türlerinden taşıyıcı bir sistem yaparak kişilerin bütün yaralarını geçirmeyi değil de kişilerin bağışıklık sistemlerini güçlendirmeyi ya da sağlıklı olan dokularını ve hücrelerini daha prolifere olmasına, sağlıklı olan kesimin çoğalmasını aktifleştirmek üzere bu mantarları bir araya getirdik. Bu taşıyıcı sistemin içerisine farklı dozajlarda, farklı oranlarda entegre ettik. İlk prototipimiz de üç ay sonra çıkacak ve patent süreciyle bu süreç devam etmiş olacak&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağız&#8221;<br />
<br />Kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkmasını amaçladıklarını belirten Doç. Dr. Sevim, &#8220;Projeyle hedefimiz hücreden dokuya komple her yönlü analizlerini yapabilmek. Yani kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkması amacımız. Çünkü toksikoloji (zehir bilimi) kısmını yapmadan ya da hücresel deneylerini yapmadan ya da doku bütünlüğü üzerinde neler ortaya çıkartıyor, bunları bilmeden tahmin edersiniz ki bu ürünlerin güvenilir olduğunu söyleyemeyiz. İki yıllık süreç içerisinde biz 4 farklı üniversiteden aslında 19 akademisyenin,, benim mentörlüğümde bir araya geldiği bir projeden bahsediyoruz. Bunun içerisind e Orman Fakültemiz çok aktif rol oynuyor. Mantarların temini, mantarların kurutulması, etken maddelerin izolasyonu ve bunların optimizasyon noktasında bizlere büyük katkı sağlıyor. İkinci aşama olarak İstanbul Üniversitesi’nde biyoteknoloji ve farmasötik toksikoloji kapsamında hem toksikolojik analizlerinin yapılması hem de taşıyıcı sistemlerin içerisine bu optimize edilmiş mantar örneklerimizin yüklenmesi aşaması yapılıyor. Biz, projemizde şu anda bu aşamadayız. Çalışmalarımız devam etmektedir. Çünkü üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağımız için biz, ilk mantarın hem deneyleri hem analizlerini bitirip taşıyıcı sisteminin oluşturulması noktasında aslında ilkini tamamladık. 2-3 ay sonra çıkacak prototipimiz buna örnek olacak. Akabinde ikinci aşamaya geçeceğiz. Diğer iki mantarı da aynı şekilde yapıp inşallah zamanında projeyi bitirmeyi hedefliyoruz&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />Projenin 2 milyon liradan fazla bütçeye sahip olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sevim, &#8220;Projemiz Kastamonu Üniversitesi’nin Bilimsel Araştırma Projeler Kurumu tarafından ihtisas projesi adı altında desteklendi. Çünkü Kastamonu, ormancılık bakımından Türkiye’nin önde olan şehirlerinden bir tanesi. Bu projeler de Cumhurbaşkanlığının desteğiyle birlikte bizlere ulaşmış oldu. Projemiz 2 milyon liradan daha fazla bir bütçeye sahip ve 2 yıllık bir süreç içerisinde inşallah biz de ülkemize bu ürünleri patentli bir şekilde kazandırmış olacağız&#8221; ifadelerini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Uzmandan hantavirüs uyarısı: &#8220;Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/uzmandan-hantavirus-uyarisi-kuresel-salgin-riski-dusuk-ancak-korunma-onlemleri-onemli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 13:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hantavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Kemirgenler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=280056</guid>

					<description><![CDATA[Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, &#8220;Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır&#8221; dedi.<br />
<br />Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi.<br />
<br />VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, &#8220;Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor&#8221;<br />
<br />Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, &#8220;Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor&#8221;<br />
<br />Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, &#8220;Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Korunma önlemleri önem taşıyor&#8221;<br />
<br />Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, &#8220;Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p>&#8220;COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor&#8221;<br />
<br />Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: &#8220;Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Medikar Hastanesi’nden Trafik ve İlk Yardım Haftası’na Özel Eğitim Etkinliği</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/medikar-hastanesinden-trafik-ve-ilk-yardim-haftasina-ozel-egitim-etkinligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Sarıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 10:26:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[medikar]]></category>
		<category><![CDATA[rafik ve İlk Yardım Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=279926</guid>

					<description><![CDATA[1-7 Mayıs Trafik ve İlk Yardım Haftası kapsamında, Özel Medikar Hastanesi tarafından Nesibe Aydın Yıldızlar Okulu öğrencilerine yönelik “Temel İlk Yardım Eğitimi” gerçekleştirildi. Programda öğrencilere; günlük yaşamda karşılaşılabilecek acil durumlarda doğru müdahalenin önemi anlatılırken, temel ilk yardım uygulamaları hakkında hem teorik hem de uygulamalı bilgiler verildi. Eğitim süresince öğrenciler; bilinç kaybı, boğulma, düşme ve yaralanma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1-7 Mayıs Trafik ve İlk Yardım Haftası kapsamında, Özel Medikar Hastanesi tarafından Nesibe Aydın Yıldızlar Okulu öğrencilerine yönelik “Temel İlk Yardım Eğitimi” gerçekleştirildi.</strong></p>
<p>Programda öğrencilere; günlük yaşamda karşılaşılabilecek acil durumlarda doğru müdahalenin önemi anlatılırken, temel ilk yardım uygulamaları hakkında hem teorik hem de uygulamalı bilgiler verildi. Eğitim süresince öğrenciler; bilinç kaybı, boğulma, düşme ve yaralanma gibi durumlarda yapılması gereken ilk müdahaleleri uzman eşliğinde öğrenme fırsatı buldu.</p>
<p>Özel Medikar Hastanesi Checkup Doktoru Dr. Serkan KAHVECİ, ilk yardım bilgisinin toplumun her kesimi için büyük önem taşıdığını belirterek özellikle çocuk yaşlarda kazanılan farkındalığın hayat kurtarıcı olabileceğini ifade etti. Öğrencilerin eğitime gösterdiği yoğun ilgi ve aktif katılım programın verimliliğini artırdı.</p>
<p>Eğitim sonunda öğrenciler, hem öğretici hem de keyifli geçen organizasyon için Medikar Hastanesi’ne teşekkür etti. Özel Medikar Hastanesi, toplum sağlığına katkı sunan sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğini belirtti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Uzmanından uyarı: &#8220;3 aydan uzun süren bel ağrısına dikkat&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/uzmanindan-uyari-3-aydan-uzun-suren-bel-agrisina-dikkat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 21:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Bel]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=279818</guid>

					<description><![CDATA[Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini, aksi takdirde büyük sorunlarla karşılaşılabileceğini ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini, aksi takdirde büyük sorunlarla karşılaşılabileceğini söyledi.<br />
<br />Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Kliniğinden Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu Yeliz Zahiroğlu, &#8220;Ankilozan spondilit, özellikle omurga ve leğen kemiği eklemlerini etkileyen kronik iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Halk arasında çoğu zaman ‘bel fıtığı’, ‘mekanik bel ağrısı’ ya da ‘kas tutulması’ ile karıştırılabilir. Oysa bu hastalıkta ağrının temelinde iltihap vardır. Erken tanı konulmazsa omurgada hareket kısıtlılığına, duruş bozukluğuna ve yaşam kalitesinde belirgin azalmaya yol açabilir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez&#8221;<br />
<br />Belirtilerin büyük önem taşıdığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zahiroğlu, &#8220;Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez. Ancak bazı özellikler bizim için uyarıcıdır. Özellikle 40 yaşından önce başlayan, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu ile birlikte olan, hareket ettikçe açılan ama istirahatle geçmeyen bel ağrısı önemlidir. Gece özellikle sabaha karşı uyandıran bel veya kalça ağrısı da iltihaplı bel ağrısını düşündürür. ASAS kriterlerinde de egzersizle düzelme, gece ağrısı, sinsi başlangıç, 40 yaş altı başlangıç ve istirahatle düzelmeme önemli özellikler olarak tanımlanmıştır. En sık bel ve kalça ağrısı, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı ve yorgunluk görülür. Bazı hastalarda topuk ağrısı, diz veya ayak bileği şişliği, göğüs kafesinde ağrı olabilir. Ankilozan spondilit sadece omurgayı tutmaz, gözde üveit, bağırsak iltihabı ve sedef hastalığı gibi durumlarla da birlikte olabilir. Bu nedenle ‘sadece bel ağrısı’ olarak görülmemelidir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan bel ağrılarına dikkat&#8221;<br />
<br />Özellikle 3 aydan fazla süren bel ağrılarına dikkat çeken Zahiroğlu, ayrıca şunları söyledi:<br />
<br />&#8220;Tanıda en önemli adım, hastanın öyküsünü dikkatle dinlemek ve iltihaplı bel ağrısını fark etmektir. Muayene, kan testleri, CRP-sedimantasyon gibi iltihap göstergeleri, HLA-B27 testi ve görüntüleme yöntemleri kullanılır. Özellikle erken dönemde röntgen normal olabilir, bu durumda sakroiliak eklem MR’ı tanıda çok değerlidir. Günümüzde oldukça etkili tedavi seçeneklerimiz var. Tedavide düzenli egzersiz, duruş eğitimi, sigaranın bırakılması ve gerektiğinde ilaç tedavileri birlikte planlanır. Ağrı kesici-antiinflamatuvar ilaçlar, uygun hastalarda biyolojik tedaviler ve hedefe yönelik tedaviler kullanılabilir. NHS gibi hasta bilgilendirme kaynaklarında da egzersiz, fizyoterapi, antiinflamatuvar ilaçlar ve gerekli hastalarda biyolojik tedaviler temel yaklaşımlar arasında sayılır. Erken tanı ile hem ağrıyı kontrol etmek hem hareket kabiliyetini korumak hem de omurgada kalıcı hasarı azaltmak mümkündür. Genç yaşta başlayan bel ağrısının ‘nasıl olsa geçer’ diye ihmal edilmemesi gerekir. 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulmalıdır.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: &#8220;Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/turk-veteriner-hekimleri-birligi-merkez-konseyi-baskani-eroglu-veteriner-hekimlerin-calisma-alanlari-cok-genis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2026 13:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Veteriner Hekim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=279022</guid>

					<description><![CDATA[KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, &#8220;Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor&#8221; dedi.<br />
<br />Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı.</p>
<p>&#8220;Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş&#8221;<br />
<br />Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, &#8220;Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür&#8221; dedi.<br />
<br />Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen  Eroğlu, &#8220;Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi&#8221; dedi.<br />
<br />Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, &#8220;Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor&#8221; şekinde konuştu.<br />
<br />Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/kbuden-alzheimer-ve-benzeri-hastaliklara-umut-isigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2026 09:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=279004</guid>

					<description><![CDATA[Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi.<br />
<br />Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı &#8220;Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması&#8221; başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu.<br />
<br />TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı.<br />
<br />&#8220;Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor&#8221;<br />
<br />Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, &#8220;Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır&#8221; dedi.<br />
<br />Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, &#8220;Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk&#8221; diye konuştu.<br />
<br />&#8220;Trokserutin umut verdi&#8221;<br />
<br />Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi:<br />
<br />&#8220;Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu.&#8221;<br />
<br />Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, &#8220;Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici&#8221; ifadelerini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Mevsimsel alerjiler artışta</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/mevsimsel-alerjiler-artista/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 09:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjiler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Polen]]></category>
		<category><![CDATA[Yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=277589</guid>

					<description><![CDATA[Mevsim geçişleri ve polen yoğunluğunun artmasıyla birlikte alerjik bünyeye sahip kişilerde şikayetler had safhaya ulaştı. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı ve gözlerde yaşarma en sık görülen belirtiler arasında yer ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişleri ve polen yoğunluğunun artmasıyla birlikte alerjik bünyeye sahip kişilerde şikayetler had safhaya ulaştı. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı ve gözlerde yaşarma en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor.<br />
<br />Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kıştan yaza ve bahardan yaza geçiş dönemlerinde farklı polenlere bağlı olarak alerjik yakınmaların hızla arttığını belirtti.<br />
<br />Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda gıcıklanma, öksürük, balgam, nefes darlığı, hırıltılı solunum ve gözlerde yaşarma gibi şikayetlerle ortaya çıkan alerjilerin kişiden kişiye değişebildiği ifade eden Özlü, &#8220;Kıştan yaza girerken, bahardan yaza girerken farklı polenlere bağlı olarak özellikle alerjik bünyeli kişilerde alerjik yakınmalar hemen artmaya başlıyor. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda gıcıklanma, öksürük, balgam, nefes darlığı, hırıltılı solunum, gözlerde yaşarma gibi şikayetlerle kendini gösterir. Hastalar hemen fark ediyor. Mevsimi değişir kişiden kişiye her hastada aynı olmuyor. Bazı hastalar yaz döneminde olabilir bazılarında bahar döneminde olabilir. Mevsimler alerjiler genelde polenle ilişkilidir. Ama bazen de ev tozları ya da funguslar gibi mevsimsel iklim şartlarına  bağlı olarak yoğunluk değiştiği için bu tür alerjenlere karşı da semptomlar ve duyarlılık mevsimsel olarak değişebilir. Sonuç ihtimali de bu içinde bulunduğumuz mevsim hakikaten en sıklıkla mevsimsel alerjilerin kontrolden çıktığı, şikayetlerin yoğunlaştığı döneme denk geliyor. Eğer hastalarımızın önceki yıllarda buna benzer mevsimsel alerjik şikayetleri varsa aslında mevsime girmeden önce tedaviye başlamaları ya da tedaviyi arttırmaları gerekiyor. Mevsimden 15-20 gün önce aslında alerji tedavisine başlamak ve yoğunlaştırmakta fayda var. Mevsim bittikten sonra da tedavi azaltılabilir ya da tamamen kesilebilir. Tedavi yanında kaçınmak da önemli. Pek çok alerjenden tamamen hani korunmak mümkün değil. Ama polen alerjileri havada var ve dışarı çıktığınız zaman ister istemez maruz kalıyorsunuz. Özellikle sizin duyarlı olduğunuz polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde özetle rüzgarlı havalarda daha dikkatli olmak ve dışarıya çıkmamak gerektiğini söylüyoruz. Evde de olsalar kapıyı, pencereyi açmamalarını balkona çıkmamalarını söylüyoruz. Mümkün olduğu kadar kapalı ortamda polen yükünü geçirmelerinde fayda var. Eğer dışarı çıkmak da gerekiyorsa özellikle filtreli maske dediğimiz N95 ve N97 türü takarlarsa bu polenler maskede tutulur ve kendileri açısından güvenli olur. Mevsimsel alerjiler artık üretilebiliyor yani bu konuda etkili güvenli ilaçlar var. Hastanın ihtiyacına göre bu ilaçları değişen dozlarda ve kombinasyonlarda kullanıyoruz. Genelde iyi sonuçlar alıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Enfeksiyon sonrası da alerjik tetikleniyor&#8221;<br />
<br />Kıştan kalan viral solunum yolu enfeksiyonlarının etkisinin sürdüğü, bazı şikayetlerin hem enfeksiyon hem de alerji kaynaklı olabildiği kaydeden Özlü, &#8220;Henüz kıştan kalma enfeksiyon ve bunlara bağlı şikayetler tam geçmiş değil. Biz viral enfeksiyonları görmeye devam ediyoruz. İnfluenza dediğimiz grip artık yok azaldı. Diğer solunum yolu virüsleri hala yoğun olarak görülüyor. Şu anda ortaya çıkan semptomların bir kısmı alerjenlere bağlı ama bir kısmı da enfeksiyonlara bağlı. Enfeksiyon sonrası da alerjik tetikleniyor yani bu ikisi aslında bir arada da görülebiliyor. Mevsimsel alerjilerde günümüzde süre uzadı ve yoğunluk arttı. Burada küresel ısınmanın da etkisi var. Maalesef küresel ısınma hem havadaki alerjen yükünün daha yoğunlaşmasına neden oluyor hem de alerjenlere maruz kalma süresinin daha çok uzamasına neden oluyor. Bu da mevsimsel alerjileri maalesef arttırıyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Ani sıcaklık değişimleri çocukları vuruyor: Uzmandan ailelere &#8220;kat kat giydirin&#8221; uyarısı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/ani-sicaklik-degisimleri-cocuklari-vuruyor-uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Değişimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[Kat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=277262</guid>

					<description><![CDATA[Ani hava değişimlerinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, gün içindeki sıcaklık farklarının özellikle okul çağındaki çocuklarda hastalık riskini artırdığını belirterek ailelere ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ani hava değişimlerinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, gün içindeki sıcaklık farklarının özellikle okul çağındaki çocuklarda hastalık riskini artırdığını belirterek ailelere &#8220;kat kat giydirin&#8221; uyarısında bulundu.<br />
<br />Son yıllarda sıkça yaşanan ani hava değişimleri, özellikle çocukların sağlığını tehdit ediyor. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Gülsenem Aracı, gün içinde yaşanan hızlı ısı farklarının çocukların bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirtti. Çocukların vücut ısılarını yetişkinlere göre daha zor dengelediğini vurgulayan Uzm. Dr. Aracı, &#8220;Gün içindeki ani sıcaklık değişimleri; soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor. Özellikle okul çağındaki çocuklar, kalabalık ortamlarda bulunmaları nedeniyle hastalıklara daha açık hale geliyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Sadece fiziksel değil, zihinsel etkiler de görülüyor&#8221;<br />
<br />Değişken hava şartlarının yalnızca hastalıklarla sınırlı kalmadığını ifade eden Aracı, bu durumun çocukların günlük hayatını da etkilediğini belirtti. &#8220;Ani hava değişimleri çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve odaklanma sorunlarına yol açabiliyor. Aynı zamanda kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi, hem hareketsizliği artırıyor hem de bulaşıcı hastalık riskini yükseltiyor. Bu durum çocukların fiziksel olduğu kadar zihinsel gelişimini de olumsuz etkileyebiliyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Ailelere önemli öneriler<br />
<br />Ebeveynlerin bu süreçte dikkatli olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Aracı, şu önerilerde bulundu:<br />
<br />&#8220;Çocuklar hava koşullarına uygun şekilde giydirilmeli ve kat kat giyim tercih edilmelidir. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve bol su tüketimi bağışıklık sistemini destekler. Ayrıca çocukların düzenli olarak açık havada zaman geçirmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi de hastalıklardan korunmada önemli rol oynar. Ani hava değişimlerinde belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Kat kat giyinme yöntemi öne çıkıyor&#8221;<br />
<br />Değişken hava şartlarında en etkili yöntemlerden birinin kat kat giyinme olduğunu belirten Uzm. Dr. Aracı, &#8220;Tek kalın kıyafet yerine ince ama birden fazla katman tercih edilmelidir. Bu sayede gün içinde değişen hava koşullarına göre kıyafetler kolayca çıkarılıp giyilebilir ve vücut ısısı dengede tutulur. Pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar tercih edilmeli, sentetik ürünlerden kaçınılmalıdır. İç katmanda pamuklu tişörtler, dış katmanda ise rüzgârı kesen ama hava alan giysiler daha sağlıklıdır&#8221; ifadelerini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Karabük’te Kene Uyarısı “Küçük Ama Risk Büyük”</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/karabukte-kene-uyarisi-kucuk-ama-risk-buyuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Asuman Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:06:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İl Sağlık Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kanamalı ateş]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[kongo]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=277192</guid>

					<description><![CDATA[Karabük İl Sağlık Müdürlüğü, bahar aylarının gelmesiyle birlikte artan kene tutunma riskine karşı vatandaşları uyardı. Yapılan açıklamada, özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ciddi hastalıklara karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı. Yetkililer, açık renkli, uzun kollu ve uzun paçalı giysilerin tercih edilmesinin korunmada önemli bir adım olduğunu belirtti. Ayrıca otluk ve çalılık alanlar gibi kene [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karabük İl Sağlık Müdürlüğü, bahar aylarının gelmesiyle birlikte artan kene tutunma riskine karşı vatandaşları uyardı. Yapılan açıklamada, özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ciddi hastalıklara karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı.</strong></p>
<p>Yetkililer, açık renkli, uzun kollu ve uzun paçalı giysilerin tercih edilmesinin korunmada önemli bir adım olduğunu belirtti. Ayrıca otluk ve çalılık alanlar gibi kene riski yüksek bölgelerden mümkün olduğunca kaçınılması gerektiği ifade edildi.</p>
<p>Dışarıdan dönüşlerde ise vatandaşların hem kendi vücutlarını hem de giysilerini kene açısından dikkatlice kontrol etmeleri gerektiği hatırlatıldı. Olası bir kene tutunması durumunda ise vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği bildirildi.</p>
<p>Karabük İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri,<strong> “Kene küçük olabilir ama taşıdığı risk büyüktür. Tedbir al, sağlıklı kal”</strong> mesajıyla vatandaşları bilinçli olmaya davet etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Ambulans helikopter kalp krizi geçiren hasta için havalandı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/ambulans-helikopter-kalp-krizi-geciren-hasta-icin-havalandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=277144</guid>

					<description><![CDATA[Samsun’da kalp krizi geçiren bir hasta ambulans helikopterle hastaneye yetiştirildi. Vezirköprü ilçesine bağlı kırsal bir mahallede yaşayan ve kalp krizi geçirdiği değerlendirilen hasta için Samsun merkezden ambulans helikopter havalandı. Mahalleye ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da kalp krizi geçiren bir hasta ambulans helikopterle hastaneye yetiştirildi.<br />
<br />Vezirköprü ilçesine bağlı kırsal bir mahallede yaşayan ve kalp krizi geçirdiği değerlendirilen hasta için Samsun merkezden ambulans helikopter havalandı.<br />
<br />Mahalleye iniş yapan helikopter, zaman kaybetmeden hastayı alarak Samsun Şehir Hastanesi’ne sevk etti. Ambulans helikopter ekiplerinin, acil durumlarda hızlı müdahaleyle hayat kurtarmaya devam ettiği belirtildi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Genç yaşta kalp krizi riskine dikkat: &#8220;Horlama ve uyku apnesi ilk belirti olabilir&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/genc-yasta-kalp-krizi-riskine-dikkat-horlama-ve-uyku-apnesi-ilk-belirti-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=277105</guid>

					<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda kalp krizi geçirme yaşının 40’lı yaşlara kadar düştüğüne dikkat çekerek, bu durumun önemli nedenlerinden birinin "horlama" ile kendini gösteren "uyku apnesi" olduğunu belirtti. Uyku ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda kalp krizi geçirme yaşının 40’lı yaşlara kadar düştüğüne dikkat çekerek, bu durumun önemli nedenlerinden birinin &#8220;horlama&#8221; ile kendini gösteren &#8220;uyku apnesi&#8221; olduğunu belirtti.<br />
<br />Uyku sağlığının insan yaşamında kritik bir rol oynadığını ifade eden Özkaya, bireylerin hayatlarının yaklaşık yüzde 25 ila 35’ini uykuda geçirdiğini hatırlattı. Uykunun hem fiziksel hem de zihinsel yenilenme açısından vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Özkaya, &#8220;Uyku problemleri tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Beynin yeterli oksijen alamamasıyla ilgili&#8221;<br />
<br />Uyku apnesinin, kişinin uyku sırasında nefesinin geçici olarak durması anlamına geldiğini belirten Özkaya, bu durumun beyin ve vücutta tekrarlayan oksijen yetersizliğine neden olduğunu söyledi. Horlamanın toplumda çoğu zaman hafife alındığını ifade eden Özkaya, &#8220;Yüksek sesli horlama aslında kişinin nefes almakta zorlandığının bir göstergesidir. Bu durum, beynin yeterli oksijen alamamasıyla ilgilidir&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Obstrüktif uyku apnesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Özkaya, kandaki oksijen seviyesinin düşmesinin (hipoksemi) kalp ritminde hızlanma ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini belirtti. Bu değişimlerin kalp krizi riskini artıran önemli faktörler arasında yer aldığını kaydeden Özkaya, &#8220;Uyku apnesi damar yapısını bozarak plak oluşumuna ve ani kalp ölümü riskine zemin hazırlayabilir&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Belirtilere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Özkaya, şu uyarılarda bulundu: &#8220;Eğer eşiniz uykuda horluyor, nefesi zaman zaman duruyor ve ardından gürültüyle nefes alıyorsa; gündüzleri sık sık uyukluyor, kendini yorgun ve halsiz hissediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.&#8221;<br />
<br />Uzmanlar, erken teşhis ve tedavinin hem yaşam kalitesini artırdığını hem de kalp-damar hastalıkları riskini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Yüksel Çiçek: &#8220;Kalp krizinde ilk 1 dakika hayat kurtarıyor&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/prof-dr-yuksel-cicek-kalp-krizinde-ilk-1-dakika-hayat-kurtariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ani]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=274796</guid>

					<description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, kalp krizinde ilk 1 dakikanın çok önemli olduğunu belirterek "İlk 1 dakika hayat kurtarıyor. Dakikalar ilerledikçe ölüm riski artıyor. Özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarı başlıyor" dedi. İmperial ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, kalp krizinde ilk 1 dakikanın çok önemli olduğunu belirterek &#8220;İlk 1 dakika hayat kurtarıyor. Dakikalar ilerledikçe ölüm riski artıyor. Özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarı başlıyor&#8221; dedi.<br />
<br />İmperial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, kalp krizi nedeniyle yaşanan ölümlerin doğru tanımlanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. &#8220;Bütün ölümlerin kalp krizinden kaynaklı gibi lanse edilmesi doğru değil&#8221; diyen Çiçek &#8220;Bu durumları ani kardiyak ölüm olarak tanımlıyoruz&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Ani kardiyak ölümün daha önce bilinen bir kalp hastalığı olmayan kişilerde, belirtilerin başlamasından itibaren bir saat içerisinde kalbin durması ve ölümle sonuçlanması olarak ifade edildiğini belirten Çiçek, bu ayrımın doğru yapılmasının hem farkındalık hem de müdahale açısından kritik olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Ani kardiyak ölümleri<br />
<br />Ani kardiyak ölümlerin yaşa göre farklı nedenlere dayandığını söyleyen Çiçek, &#8220;35 yaş altı ile 35-40 yaş üzerindeki vakaları ayırmak gerekiyor. Sebepler birbirinden tamamen farklı. Gençlerdeki her ölümün kalp krizi olarak sunulması doğru değil&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Bu ayrımın özellikle teşhis ve önleyici yaklaşımlar açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çiçek, yanlış genellemelerin hem toplumda yanlış algı oluşturduğunu hem de risklerin doğru değerlendirilmesini zorlaştırdığını söyledi.<br />
<br />35 yaş altındaki bireylerde ani ölümlerin en sık nedeninin hipertrofik kardiyomiyopati olduğunu belirten Çiçek, kalp kası sorununun genetik bir hastalığı olduğunu ve özellikle egzersiz sırasında ani ölümlere yol açabildiğini ifade etti.<br />
<br />Bunun yanı sıra doğumsal kalp damar çıkış anomalileri ve genetik ritim bozukluklarının da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyleyen Çiçek, uzun QT, kısa QT ve Brugada sendromu gibi hastalıkların bu grupta öne çıktığını dile getirdi. Çiçek, bu tür ritim bozukluklarının bazı kişilerde uykuda, bazılarında efor sırasında, bazılarında ise ani korku ve stres sonrası ortaya çıkabildiğini belirtti.</p>
<p>&#8220;Ani ölümün yüzde 90’ı ritim bozukluğu kaynaklı&#8221;<br />
<br />Çiçek, hangi yaş grubunda olursa olsun ani ölümlerin büyük bölümünün ritim bozukluklarından kaynaklandığını vurgulayarak, &#8220;Sonuçta hangi hastalık olursa olsun ani ölümün kaynağı yüzde 90 ventriküler fibrilasyondur&#8221; dedi. Kalbin bu durumda normal kasılma düzenini kaybettiğini ve kan pompalayamaz hale geldiğini ifade eden Çiçek, bu nedenle ritim bozukluklarının ani ölümlerde belirleyici rol oynadığını söyledi.</p>
<p>35 yaş üstünde damar tıkanıklığı öne çıkıyor<br />
<br />İleri yaş grubunda ise tablonun değiştiğini belirten Çiçek, &#8220;35 yaş üzerindeki ani ölümlerin en sık sebebi kalp damar tıkanıklıklarının tetiklediği ritim bozukluklarıdır&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Bu nedenle özellikle bu yaş grubunda düzenli kardiyolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, göğüs ağrısı gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Bu ölümleri tamamen önlemek mümkün değil&#8221;<br />
<br />Tüm önlemlere rağmen ani kardiyak ölümlerin tamamen engellenemeyeceğini ifade eden Çiçek, &#8220;Yüzde 100 önlemek mümkün değil ancak bazı hastalarda ICD dediğimiz şoklama cihazları ile bu risk azaltılabiliyor&#8221; diye konuştu. Bu cihazların ritim bozukluğu geliştiğinde otomatik olarak elektrik şoku vererek kalbi yeniden normal ritmine döndürdüğünü belirtti.</p>
<p>&#8220;Her kalp hastasına uygulanmaz&#8221;<br />
<br />Şoklama özelliği bulunan kalp pillerinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Çiçek, bu cihazların belirli kriterlere göre değerlendirildiğini ifade etti. Hastanın risk durumuna göre karar verildiğini belirten Çiçek, bu nedenle kişiye özel değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p>Kontroller ve taramalar hayati önem taşıyor<br />
<br />Prof. Dr. Yüksel Çiçek, özellikle 35 yaş üzerindeki bireylerde damar tıkanıklığına yönelik düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını söyledi.<br />
<br />Genç bireylerde ise genetik nedenlerin ön planda olduğunu belirten Çiçek, bir kez yapılacak detaylı kardiyolojik değerlendirmenin çoğu zaman yeterli olabileceğini ifade etti.<br />
<br />Riskli durumların erken tespit edilmesi halinde gerekli tedavi ve takiplerin yapılabileceğini vurguladı.</p>
<p>&#8220;Herkes potansiyel aday&#8221;<br />
<br />Çiçek, ani kardiyak ölümlerin herhangi bir belirti olmadan da ortaya çıkabileceğini belirterek &#8220;Ne yaparsak yapalım bu durumu tamamen ortadan kaldıramayız. Hepimiz potansiyel adayız&#8221; dedi.<br />
<br />Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Çiçek, erken müdahalenin hayati rol oynadığını ifade etti. Ani kalp durması durumunda ilk müdahalenin kritik olduğunu söyleyen Çiçek, &#8220;İlk 30 saniye ile 1 dakika içerisinde müdahale edilirse yüzde 99 geri dönüş sağlanır&#8221; dedi.<br />
<br />Dakikalar ilerledikçe riskin hızla arttığını belirten Çiçek, özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarının başladığını ifade etti.</p>
<p>&#8220;Defibrilatör her yerde olmalı&#8221;<br />
<br />Toplumda defibrilatör kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Çiçek, bu cihazların yalnızca hastanelerde değil, AVM’lerde, statlarda ve iş yerlerinde de bulunması gerektiğini söyledi.<br />
<br />Cihazların kullanımının oldukça basit olduğunu ifade eden Çiçek, &#8220;Cihaz ritmi tanıyor ve elektrik şoku vererek kalbi yeniden çalıştırıyor&#8221; dedi.<br />
<br />İlk müdahalenin ardından profesyonel sağlık desteğinin şart olduğunu belirten Çiçek, &#8220;Mutlaka 112 aranmalı ve hasta hastaneye ulaştırılmalıdır&#8221; ifadelerini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Ayhan Babaroğlu: &#8220;Sürekli ekranla vakit geçiren çocuklarda beyin gelişimi dengesiz ilerleyebilir&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/doc-dr-ayhan-babaroglu-surekli-ekranla-vakit-geciren-cocuklarda-beyin-gelisimi-dengesiz-ilerleyebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=274708</guid>

					<description><![CDATA[Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin etkileriyle ilgili ailelere önemli uyarılarda bulunan Doç. Dr. Ayhan Babaroğlu, "Sürekli ekranla vakit geçiren çocuklarda sosyal etkileşim azaldığı için beyin gelişimi dengesiz ilerleyebilir" dedi. Hitit ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin etkileriyle ilgili ailelere önemli uyarılarda bulunan Doç. Dr. Ayhan Babaroğlu, &#8220;Sürekli ekranla vakit geçiren çocuklarda sosyal etkileşim azaldığı için beyin gelişimi dengesiz ilerleyebilir&#8221; dedi.<br />
<br />Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayhan Babaroğlu, son dönemde gündeme gelen çocukların teknolojik cihaz kullanımıyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Dijital cihazların çocuklar için hem fırsat hem de risk barındırdığına dikkat ceken Doç. Dr. Babaeoğlu, &#8220;Teknoloji doğru kullanıldığında öğrenmeyi destekler, ancak kontrolsüz kullanım çocukların dikkat, duygu yönetimi ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilir&#8221; dedi.<br />
<br />Çocuk beyninin özellikle ilk 5 yılda çok hızlı geliştiğini belirten Babaroğlu, bu dönemde çevresel etkileşimin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, &#8220;Beyin ’kullan ya da kaybet’ prensibiyle çalışır. Çocuk neyle daha çok vakit geçirirse beyin o yönde gelişir. Sürekli ekranla vakit geçiren çocuklarda sosyal etkileşim azaldığı için beyin gelişimi dengesiz ilerleyebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Gelişimi olumsuz etkileyebilir&#8221;<br />
<br />Beynin &#8220;yönetim merkezi&#8221; olarak bilinen prefrontal korteksin gelişimine dikkat çeken Babaroğlu, bu bölgenin dikkat, planlama, sabır, dürtü kontrolü ve doğru karar verme gibi hayati becerilerden sorumlu olduğunu belirtti. Hızlı dijital uyaranların çocuk gelişimine doğrudan etki ettiğini kaydeden Babaroğlu, &#8220;Prefrontal korteks çocukluk ve ergenlik boyunca gelişir. Yani bir çocuğun kendini kontrol etme, sabretme ya da doğru karar verme becerisi zamanla olgunlaşır. Ancak hızlı, sürekli değişen dijital uyaranlar bu gelişimi olumsuz etkileyebilir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Öğrendiklerini kalıcı hale getirememesine yol açıyor&#8221;<br />
<br />Aşırı ekran kullanımının çocuklarda dikkat süresini kısalttığını, odaklanmayı zorlaştırdığını ve ani tepki verme eğilimini artırdığını belirten Babaroğlu, sürekli hızlı içerik tüketen çocukların gerçek hayattaki daha yavaş süreçlere uyum sağlamakta zorlanabildiğine vurgu yaptı. Babaroğlu, tablet, telefon ve sosyal medya kullanımında beğeniler ve oyun içi ödüller çocukların beyninde dopamin salgısını arttırdığını ve bunun da sabırsızlık, dikkat dağınıklığı ve kontrol kaybına sebep olabileceğini söyledi. Ekranlardan yayılan mavi ışığın çocukların uyku düzenini bozduğuna dikkat çeken Babaroğlu, &#8220;Yatmadan önce kullanılan telefon ve tabletler uyku hormonunu baskılıyor. Bu da çocukların hem daha az uyumasına hem de öğrendiklerini kalıcı hale getirememesine yol açıyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Yoğun ekran kullanımının çocukların empati kurma, duygu kontrolü ve sosyal iletişim becerilerini zayıflatabileceğini belirten Babaroğlu, yüz yüze iletişimin yerinin doldurulamayacağını söyledi. Babaroğlu, çocukların sağlıklı gelişimi için ailelere şu önerilerde bulundu:<br />
<br />&#8220;0-2 yaşta ekran kullanımından kaçınılmalı, 2-5 yaşta günde en fazla 1 saatle sınırlandırılmalı, yatmadan en az 1 saat önce ekran kapatılmalı. Çocuklar ekranı tek başına değil, ebeveynle birlikte kullanmalı. Hızlı ve aşırı uyarıcı içerikler sınırlandırılmalı. Açık hava oyunları ve sosyal aktiviteler artırılmalı. Ekran ’susturma aracı’ olarak kullanılmamalı, ev içinde ortak dijital kurallar oluşturulmalı ve aileler çocuklara örnek olmalı.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Karabük&#8217;te Sağlık hizmetleri değerlendirildi</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/karabukte-saglik-hizmetleri-degerlendirildi-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Berkay Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 10:43:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=274662</guid>

					<description><![CDATA[Karabük’te sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak, hastanelerin mevcut durumunu analiz etmek ve gelecek projeksiyonlarını değerlendirmek amacıyla &#8220;Sağlık Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı&#8221; gerçekleştirildi. Karabük Vali Yardımcısı  Murtaza Ersöz başkanlığında düzenlenen toplantıya Karabük İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliği yaptı. İl Sağlık Müdürlüğü’nde yapılan toplantıya; İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Poçan, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karabük’te sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak, hastanelerin mevcut durumunu analiz etmek ve gelecek projeksiyonlarını değerlendirmek amacıyla &#8220;Sağlık Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı&#8221; gerçekleştirildi. Karabük Vali Yardımcısı  Murtaza Ersöz başkanlığında düzenlenen toplantıya Karabük İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliği yaptı.</strong></p>
<p>İl Sağlık Müdürlüğü’nde yapılan toplantıya; İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Poçan, Destek Hizmetleri Başkanı Yüksel Korkut, Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan doğan, Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Taylan Çebi ve Safranbolu Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. R. Erkan Andaç katıldı.</p>
<p>Toplantı kapsamında Karabük’teki sağlık tesislerinin yöneticileri, kendi kurumlarındaki hizmet kapasitesi, tıbbi teknolojik altyapı, personel durumu ve vatandaş memnuniyetini artırmaya yönelik yürütülen projeler hakkında detaylı sunumlar gerçekleştirdi. Özellikle branş bazlı hizmet çeşitliliğinin artırılması ve hasta sevk oranlarının minimize edilmesi konuları üzerinde duruldu.</p>
<p><strong>VALİ YARDIMCISI ERSÖZ: &#8220;VATANDAŞ ODAKLI HİZMET ÖNCELİĞİMİZDİR&#8221;</strong></p>
<p>Sunumların ardından değerlendirmelerde bulunan Vali Yardımcısı Murtaza Ersöz, Karabük halkının en modern sağlık hizmetine en hızlı şekilde ulaşabilmesi için tüm birimlerin koordineli çalışmasının önemine değindi. Sağlık yönetiminin gösterdiği kararlılığın ilimiz sağlık göstergelerine olumlu yansıdığını belirten Ersöz, planlanan iyileştirmelerin takipçisi olacaklarını ifade etti.</p>
<p><strong>İL SAĞLIK MÜDÜRÜ KARA: &#8220;GELİŞİMİ SÜRDÜRÜLEBİLİR KILACAĞIZ&#8221;</strong></p>
<p>İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara ise hastanelerin verimlilik analizlerinin düzenli olarak yapıldığını kaydederek, <strong>“Yapılan bu toplantılar, aksayan yönlerin tespiti ve çözümü noktasında büyük önem arz ediyor. &#8216;Karabük’ü sağlıkta bölgenin parlayan yıldızı yapma hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz. Değerli yöneticilerimize ve sağlık çalışanlarımıza verdikleri çaba ve özveri için teşekkür ediyorum&#8221;</strong> dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Karabük UMKE personel sayısı 171’e ulaştı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/karabuk-umke-personel-sayisi-171e-ulasti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Akgün]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:29:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[teorik]]></category>
		<category><![CDATA[umke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=274334</guid>

					<description><![CDATA[Karabük İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), tamamladığı yoğun eğitim ve tatbikat sürecinin ardından afetlere müdahale kapasitesini artırdı. 13-17 Nisan tarihleri arasında düzenlenen programla ekibe 16 yeni gönüllü sağlık personeli dahil oldu. Eğitimler, 13-14 Nisan’da gerçekleştirilen “UMKE Temel Eğitimi” ile başladı. Teorik bilgilerin ardından 15-17 Nisan’da 24 saat kesintisiz çalışma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karabük İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), tamamladığı yoğun eğitim ve tatbikat sürecinin ardından afetlere müdahale kapasitesini artırdı. 13-17 Nisan tarihleri arasında düzenlenen programla ekibe 16 yeni gönüllü sağlık personeli dahil oldu.</strong></p>
<p>Eğitimler, 13-14 Nisan’da gerçekleştirilen<strong> “UMKE Temel Eğitimi”</strong> ile başladı. Teorik bilgilerin ardından 15-17 Nisan’da 24 saat kesintisiz çalışma esasına dayalı “UMKE Kampı ve Medikal Kurtarma Uygulamaları Eğitimi” yapıldı. Doğada zorlu koşullar altında düzenlenen kampta personelin dayanıklılığı ve kriz anındaki müdahale becerisi üst seviyeye çıkarıldı.</p>
<p><strong>GERÇEKÇİ SENARYOLARLA SAHA TATBİKATI</strong></p>
<p>Eğitim, kapsamlı bir saha tatbikatıyla tamamlandı. Senaryo gereği deprem sonrası enkaz altından kurtarma, sel baskınına müdahale, orman kazaları ile kayıp şahıs arama-kurtarma operasyonları gerçekleştirildi. Tıbbi müdahale ve tahliye süreçlerinin titizlikle uygulandığı tatbikatta ekiplerin koordinasyonu dikkat çekti.</p>
<p>Eğitimleri başarıyla tamamlayan 16 yeni gönüllünün katılımıyla Karabük’teki toplam UMKE personeli sayısı 171’e yükseldi. Bu artışla birlikte kent, hem il sınırları içinde hem de ulusal düzeyde olası afet ve acil durumlara müdahale konusunda daha güçlü bir yapıya kavuştu.</p>
<p>Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan personele katılım belgeleri, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Poçan, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş, Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı Mustafa Mızrak ve Acil Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Dr. Züleyha Alaçamlı Arslan tarafından takdim edildi.</p>
<p>Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, <strong>“Afetlerin ne zaman kapımızı çalacağı bilinmez ancak hazırlıklı olmak bizim elimizdedir. UMKE ailemize yeni katılan arkadaşlarımızla gücümüzü artırmanın gururunu yaşıyoruz. Fedakarca bu göreve talip olan tüm gönüllülerimize teşekkür ediyorum”</strong> ifadelerini kullandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
	</channel>
</rss>
