<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:alsat="https://alsat.kkerem.com/ns" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Selçuklu &#8211; Karabük Postası</title>
	<atom:link href="https://karabukpostasi.com/etiket/selcuklu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<description>Karabük, Safranbolu, Yenice, Eskipazar ve ilçelerinden son dakika haberleri, yerel gündem, spor, ekonomi ve tüm gelişmeler Karabük Postası’nda.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Nov 2024 09:45:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/67107f97768fa.webp</url>
	<title>Selçuklu &#8211; Karabük Postası</title>
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Selçuklu’dan sonra Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği de gün yüzüne çıkıyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/selcukludan-sonra-corumdaki-osmanli-mimari-gelenegi-de-gun-yuzune-cikiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 09:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hamam]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=202449</guid>

					<description><![CDATA[Çorum’da devam eden Kalehisar ören yeri kazılarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği hazırladıkları doktora tezi ile orta koyduklarını söyledi. Çorum’daki Selçuklu mimarisi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çorum’da devam eden Kalehisar ören yeri kazılarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği hazırladıkları doktora tezi ile orta koyduklarını söyledi.<br />
<br />Çorum’daki Selçuklu mimarisi, Kalehisar ören yerinde gün yüzüne çıkartılıyor. Kazı çalışmalarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Yozgat Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimarisini gün yüzüne çıkartmak için çalışma yürüttüklerini söyledi. Hazırladığı tezde Osmanlı mimari geleneğinin ortaya çıktığı Çorum’daki eserleri ortaya koyduklarını belirten Sevim, yaptıkları çalışmayı ilerleyen süreçte kitaplaştırmak istediğini söyledi.</p>
<p>“Selçuklu’dan sonra, Çorum’da büyük bir Osmanlı şehirciliğini görüyoruz”<br />
<br />Çorum’da özellikle hamamlarda ve türbelerde Osmanlı geleneğinin ön plana çıktığını kaydeden Sevim, “Biz şu anda Kalehisar ören yerindeyiz. Buradaki kazı çalışmalarımız devam ediyor. Burası bir Selçuklu kenti. Ama Selçuklu’dan sonra, Çorum’da büyük bir Osmanlı şehirciliğini görüyoruz. 1420’li yıllarda Çorum fiilen, bir kentleşme hızı ile Osmanlıların hakimiyetine giriyor. Şehir müreffeh bir ortama dönünce Osmanlı döneminde yapılaşma hızla artıyor. Osmanlı’nın başkenti Bursa ve İstanbul’daki hamam planlarının Çorum’da birebir tekrar edildiğini görüyoruz. Kalehisar’da şu an bir Selçuklu hamamını görüyoruz. Şu anda bunu meydana çıkartmaya çalışıyoruz. Tacettin Paşa Hamamında, Ali Paşa Hamamında, Osmancık’taki Mehmet Paşa Hamamı’nda ise Osmanlı geleneği görüyoruz. Camilerde ise biraz mahalli üslup tarzında mimari görüyoruz. Bu yüzden bizler Çorum’u önemsiyoruz. Kalehisar örenlerinde özellikle bir Türk şehirciliğinin, Selçuklu kentleşmesinin olduğunu görüyoruz. Aynı örneğin Çorum’da tekrar edildiğini görüyoruz. Buna örnek olarak, Çorum Kalesi ve hemen yanındaki Ulu Cami, Güpür Hamamı ve güneyinde Veli Paşa Hanı ve saat kulesi ile bir Türk şehir gelenekçiliğinin Çorum’da devam ettiğini görüyoruz. Biz bu verilerden yola çıkarak Çorum’da bir doktora tezi hazırladık. Hem Selçuklu hem de Osmanlı yapılarını, tüm ilçeleri gezerek ortaya koymaya çalıştık. İnşallah ilerleyen yıllarda da bu çalışmamızı kitap olarak yayımlamaya çalışacağız” dedi.</p>
<p>“Osmanlı’nın başkenti Bursa’da, İstanbul’da bu plan tipini görüyoruz”<br />
<br />İstanbul ve Bursa’daki mimari planların Çorum’daki birçok yapıda gözüktüğünü kaydededen Sevim, “Osmanlı geleneğini daha çok hamamlarda ve bazı türbelerde gördük. Koyunbaba Türbesi’nde, Demirşeyh Türbesi’nde Osmanlı etkisi görülüyor. Güpür Hamamının kadınlar kısmında Selçuklu geleneği, daha sonra yapılmış erkekler kısmında ise Osmanlı geleneğini tespit ettik. Osmanlı hamamlarında sıcaklık kısmı enine dikdörtgen, ortası kubbeli ve çifte aletlidir. Osmanlı’nın başkenti Bursa’da, İstanbul’da bu plan tipini görüyoruz. Bu plan tipinin ilçelerde dahi tekrar edilmesi bizlere plan mimari anlamında Çorum ilinde devam ettiğini gösteriyor” diye konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Selçuklular’ın ardından Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği de gün yüzüne çıkıyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/selcuklularin-ardindan-corumdaki-osmanli-mimari-gelenegi-de-gun-yuzune-cikiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 09:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hamam]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=202447</guid>

					<description><![CDATA[Çorum’da devam eden Kalehisar ören yeri kazılarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği hazırladıkları doktora tezi ile orta koyduklarını söyledi. Çorum’daki Selçuklu mimarisi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çorum’da devam eden Kalehisar ören yeri kazılarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği hazırladıkları doktora tezi ile orta koyduklarını söyledi.  <br />  Çorum’daki Selçuklu mimarisi, Kalehisar ören yerinde gün yüzüne çıkartılıyor. Kazı çalışmalarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Yozgat Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimarisini gün yüzüne çıkartmak için çalışma yürüttüklerini söyledi. Hazırladığı tezde Osmanlı mimari geleneğinin ortaya çıktığı Çorum’daki eserleri ortaya koyduklarını belirten Sevim, yaptıkları çalışmayı ilerleyen süreçte kitaplaştırmak istediğini söyledi.<br />  “Selçuklu’dan sonra, Çorum’da büyük bir Osmanlı şehirciliğini görüyoruz”<br />  Çorum’da özellikle hamamlarda ve türbelerde Osmanlı geleneğinin ön plana çıktığını kaydeden Sevim, “Biz şu anda Kalehisar ören yerindeyiz. Buradaki kazı çalışmalarımız devam ediyor. Burası bir Selçuklu kenti. Ama Selçuklu’dan sonra, Çorum’da büyük bir Osmanlı şehirciliğini görüyoruz. 1420’li yıllarda Çorum fiilen, bir kentleşme hızı ile Osmanlıların hakimiyetine giriyor. Şehir müreffeh bir ortama dönünce Osmanlı döneminde yapılaşma hızla artıyor. Osmanlı’nın başkenti Bursa ve İstanbul’daki hamam planlarının Çorum’da birebir tekrar edildiğini görüyoruz. Kalehisar’da şu an bir Selçuklu hamamını görüyoruz. Şu anda bunu meydana çıkartmaya çalışıyoruz. Tacettin Paşa Hamamında, Ali Paşa Hamamında, Osmancık’taki Mehmet Paşa Hamamı’nda ise Osmanlı geleneği görüyoruz. Camilerde ise biraz mahalli üslup tarzında mimari görüyoruz. Bu yüzden bizler Çorum’u önemsiyoruz. Kalehisar örenlerinde özellikle bir Türk şehirciliğinin, Selçuklu kentleşmesinin olduğunu görüyoruz. Aynı örneğin Çorum’da tekrar edildiğini görüyoruz. Buna örnek olarak, Çorum Kalesi ve hemen yanındaki Ulu Cami, Güpür Hamamı ve güneyinde Veli Paşa Hanı ve saat kulesi ile bir Türk şehir gelenekçiliğinin Çorum’da devam ettiğini görüyoruz. Biz bu verilerden yola çıkarak Çorum’da bir doktora tezi hazırladık. Hem Selçuklu hem de Osmanlı yapılarını, tüm ilçeleri gezerek ortaya koymaya çalıştık. İnşallah ilerleyen yıllarda da bu çalışmamızı kitap olarak yayımlamaya çalışacağız” dedi.<br />  “Osmanlı’nın başkenti Bursa’da, İstanbul’da bu plan tipini görüyoruz”<br />  İstanbul ve Bursa’daki mimari planların Çorum’daki birçok yapıda gözüktüğünü kaydeden Sevim, “Osmanlı geleneğini daha çok hamamlarda ve bazı türbelerde gördük. Koyunbaba Türbesi’nde, Demirşeyh Türbesi’nde Osmanlı etkisi görülüyor. Güpür Hamamı’nın kadınlar kısmında Selçuklu geleneği, daha sonra yapılmış erkekler kısmında ise Osmanlı geleneğini tespit ettik. Osmanlı hamamlarında sıcaklık kısmı enine dikdörtgen, ortası kubbeli ve çifte aletlidir. Osmanlı’nın başkenti Bursa’da, İstanbul’da bu plan tipini görüyoruz. Bu plan tipinin ilçelerde dahi tekrar edilmesi bizlere plan mimari anlamında Çorum ilinde devam ettiğini gösteriyor” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Çalıştayda ilk Türk İslam Eserleri anlatıldı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/calistayda-ilk-turk-islam-eserleri-anlatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 07:38:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[eserler]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karabukpostasi.com/?p=122663</guid>

					<description><![CDATA[Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, “İlk Türk İslam eserleri, bu kaynaşmanın nadide örnekleridir. Bu dönemde inşa edilen camiler, türbeler, medreseler ve diğer yapılar, Türk İslam mimarisinin özgün örnekleridir” dedi. Çankırı Nevzat Ayaz Sosyal Bilimler Lisesi’nin düzenlediği, “İlk Türk İslam Eserleri Öğrenci Çalıştayı” Hacı Ali Tesisleri Fuaye Salonu’nda, Çankırı Valisi Abdullah Ayaz, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong class="searchword">Çankırı</strong> Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, “İlk Türk İslam eserleri, bu kaynaşmanın nadide örnekleridir. Bu dönemde inşa edilen camiler, türbeler, medreseler ve diğer yapılar, Türk İslam mimarisinin özgün örnekleridir” dedi.<br />
<strong class="searchword">Çankırı</strong> Nevzat Ayaz Sosyal Bilimler Lisesi’nin düzenlediği, “İlk Türk İslam Eserleri Öğrenci Çalıştayı” Hacı Ali Tesisleri Fuaye Salonu’nda, <strong class="searchword">Çankırı</strong> Valisi Abdullah Ayaz, <strong class="searchword">Çankırı</strong> Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, <strong class="searchword">Çankırı</strong> İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Öztürk, Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yakup Ömeroğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Vali Ayaz, böyle bir çalıştayın düzenlenmesinden ötürü mutluluk duyduğunu belirterek, genç neslin özellikle son dönemde pandemi sürecinin de etkisiyle ekran ve sosyal medya bağımlılığına maruz kaldığını, okuma alışkanlıklarını artırarak bundan kurtulmaları gerektiğini kaydetti.<br />
Gençlerin, popüler kültür kitaplarının yanında tarih kitaplarını da okumalarını tavsiye eden Vali Ayaz, “Çok büyük tarihi tecrübelerin, bilgelik hikayelerinin yer aldığı kitapları okumalısınız. Tarihte yaşanan olaylar, zamanlar ve mekanlar değişse de tekerrür etmekteler. İnsanlık tarihine bakıldığında, toplumların refah içinde yaşadığı dönemler, son 200 yıl için söz konusudur. Bu, çok kısa bir dönemdir aslında. Tarih kitaplarını okumazsak, bunları öğrenemeyiz. Tarihimizin özellikle gençlerimiz tarafından doğru şekilde öğrenilmesi gerekiyor. Tarihteki bilim insanlarımızın, düşünürlerimizin neleri ortaya koyduğunu, neler yaşadığını, nelerden ders aldığını bilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.<br />
Etkinlikte bir konuşma yapan ÇAKÜ Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi ise “İlk Türk İslam Eserleri”nin oldukça geniş bir yelpazeye sahip olduğunu belirterek, Kutadgu Bilig’den Dede Korkut Hikâyelerine, Selçuklu camilerinden minyatürlerine değin kültür hazinesi olan bu eserlerin, kültürümüz açısından değerine vurgu yaptı. Rektör Çiftçi, “İlk Türk İslam eserleri, bu kaynaşmanın nadide örnekleridir. Bu dönemde inşa edilen camiler, türbeler, medreseler ve diğer yapılar, Türk İslam mimarisinin özgün örnekleridir. İlk Türk İslam eserleri, Türk İslam medeniyetinin köklerini ve gelişimini görmemiz için adeta birer pusuladır. Bu pusula kültürümüze derin bir bakış açısı kazanmamızı sağlar” dedi.<br />
İslam’ı ilk benimseyen Türk devletlerinden, Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarına değinen Rektör Çiftçi, “Her etnik topluluk gibi Türkler de İslam&#8217;ı benimsemelerinin ardından İslam medeniyetinin parçası olmuş, İslam bilim ve kültürünün gelişmesine ve zenginleşmesine katkıda bulunmuştur. 12 asırlık bu kadim süreçte ve geleneksel kültürlerle İslam’ın kaynaştığı bu verimli havzada bilginler ve sanatçılar yetişmiş, bu kişilerin verdikleri eserler İslam kültür ve medeniyetinin önemli yapı taşlarını oluşturmuşlardır. İslam kültür ve medeniyeti dediğimiz olguyu oluşturan İslam sanatı, mimarisi, edebiyatı, düşüncesi ve diğer bütün unsurları, İslam’ı kabul eden toplulukların kendi geleneksel yapılarıyla İslam’ın kaynaşması sonucunda oluşmuştur. Dolayısıyla tarih boyunca Türk kültürü ile İslam düşüncesi birbirinden ayrılamayacak düzeyde iç içe geçmiştir. İslam, Türk kültürünün dinamik yapısını oluştururken, geleneksel Türk kültürü de İslam medeniyetini zenginleştirmiştir. İslam&#8217;ın kabul edilmesiyle Türk toplumunda dini inançlar, hukuk ve yönetim sistemi, eğitim ve bilim, sosyal yapı ve sanat gibi birçok alanda gelişimler yaşanmıştır. İslam bir yandan Türk kültürünü dönüştürürken öte yandan Türkler, İslam kültürünün güçlü bayraktarları ve kuvvetli taşıyıcıları olmuştur. Bu etkileşim neticesinde de bugün çalıştayımızın konusu olan “İlk Türk İslam Eserleri” meydana gelmiştir” diye konuştu.<br />
Konuşmasında, etkinliğe katılan gençlere seslenen Rektör Çiftçi, “Kültür, bir toplumun değerleri, inançları, sanatı, dil ve gelenekleri gibi birçok unsuru içeren bir bütündür. Kültürümüz, kimliğimizin temel taşıdır ve alametifarikasıdır. Kültür bilinci ise bu değerlerin farkında olmak, onları anlamak ve korumak anlamına gelir. Kültür bilinci geçmişimize saygı duymamızı sağlar. Atalarımızın düşünme kodlarını ve değerleri anlamamızı sağlar. Tarihimize ve kökenimize dair bilgi sahibi olmak, kültürümüzün temelinde yatan değerleri anlamamızı ve korumamızı sağlar. Dahası bu bilinç, geçmişimizin bize sağladığı mirası takdir etmemizi ve gelecek nesillere aktarmamızı sağlar. Geçmişinden habersiz, kültürüne yabancı, tarihine küs bir toplum geleceğine de güvenle bakamaz ve yabancı kültürlerin etkisiyle dejenere olur. Bir toplum geleceğini ancak kadim ve güçlü bir geçmişin üzerine bina edebilirse kalıcı olabilir. Ve bu vasıflar tarihimizde mevcuttur. Nitekim kültür dediğimizde, binlerce yıllık bir tarih, geniş bir coğrafya ve bunlara ruh veren bir güçlü bir dini inancın manevi ikliminde buluruz kendimizi. Bu zenginliğimiz ise en büyük gücümüzdür. Bundan dolayı da ‘köküne küs hiçbir ağaç yeşermez’ prensibi gereği, bu hazinelerimizin geleceğimize taşınması zaruri, gençlerimizle tanıştırılması ise hayatidir. Mesela bu hazinelerden birisi Uluğ Bey ve onun Semerkant&#8217;ta inşa ettirdiği gözlem evi, yaptığı astronomi çalışmalarıdır. Bu çalışmalar bugün hala dünyanın en detaylı astronomi kaynaklarından birisi olarak kabul edilir. Avrupa skolastik düşüncenin etkisiyle Ortaçağ karanlığındayken İslam Medeniyeti bilim, felsefe, tıp, mimari ve daha birçok alanda ‘altın çağı’nı yaşıyordu. Tercüme faaliyetleriyle insanlık birikimi adeta çağıldarcasına birbirine akıyor ve tarihin akışını değiştirecek önemli eserler veriliyordu. Hatta bu verimli ve bereketli çalışmalar, Avrupa Rönesans’ının, Aydınlanmanın da temelini oluşturdu. İslam’ın hiçbir zaman bir Ortaçağı olmadı. Zira Endülüs, Orta Çağ Avrupa&#8217;sında bilim, sanat ve kültür alanlarında bir yıldız gibi parlar. 800’lü yıllarda Bağdat’ta ve Tunus’ta kurulan iki ayrı Beytü&#8217;l-Hikme’de tercümeler yapılır, ilim adamları yetişir, bilimsel faaliyetler yapılır. Arapça, İbranice ve Latince eserler verilir. İslam medeniyeti, matematik, astronomi, tıp, felsefe, edebiyat ve diğer birçok bilim ve sanat dallarında çağının zirvesindedir. İbn Rüşd, İbn Hazm, İbn Tufeyl ve diğer düşünürler, felsefi ve entelektüel çalışmaları ile çağın ötesindedir. Kurtuba, Granada ve Sevilla gibi şehirler üniversitelere, kütüphanelere ev sahipliği yapmakta; Yunan, Hint ve diğer kültürlerden çeviri çalışmaları yapılmaktadır. İslam mimarisinin tekniğinden bezemesine en güzide örnekleri Kurtuba Cami, Elhamra Sarayında vücuda gelmektedir” şeklinde konuştu.<br />
Çalıştayın birinci bölümü, konuşmaların ardından hediye takdimiyle son buldu. (İHA)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>250 yıllık Osmanlı motifleri gün yüzüne çıkarıldı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/250-yillik-osmanli-motifleri-gun-yuzune-cikarildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 06:59:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cami]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[Süsleme]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıflar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karabukpostasi.com/?p=121085</guid>

					<description><![CDATA[Çorum’da Selçuklu Sultanı 3. Alaeddin Keykubat zamanında yapılan Ulu Cami&#8217;de Osmanlı kültürünü yansıtan ve yıllar önce sıvayla kapatıldığı anlaşılan motifler ve kalem işi bezemeler gün yüzüne çıkarıldı. Vakıflar Tokat Bölge Müdürlüğü koordinesinde Çorum&#8217;daki tarihi Ulu Cami’de geçen yıl Aralık ayında başlatılan restorasyon çalışmaları devam ediyor. Çalışmalarda Osmanlı dönemine ait ve yıllar önce yapılan tadilatlar sırasında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çorum’da Selçuklu Sultanı 3. Alaeddin Keykubat zamanında yapılan Ulu Cami&#8217;de Osmanlı kültürünü yansıtan ve yıllar önce sıvayla kapatıldığı anlaşılan motifler ve kalem işi bezemeler gün yüzüne çıkarıldı.<br />
Vakıflar Tokat Bölge Müdürlüğü koordinesinde Çorum&#8217;daki tarihi Ulu Cami’de geçen yıl Aralık ayında başlatılan restorasyon çalışmaları devam ediyor. Çalışmalarda Osmanlı dönemine ait ve yıllar önce yapılan tadilatlar sırasında üzeri sıvayla kapatılmış, 250 yıllık motifler, kalem işi bezemeler ortaya çıkarıldı. Ortaya çıkarılan motif ve kalem işi bezemeler, restorasyon çalışmasıyla aslına uygun bir şekilde yeniden canlandırılacak. Yapılacak olan restorasyon çalışmalarıyla caminin iç beden duvarlarında, kubbesinde, ahşap tavan, korkuluk, kaplama ve doğramalarında, avlusundaki şadırvanda kentin simgesi haline gelen eserin özgün dokusuna uygun şekilde gerekli bakım ve onarım işleri yapılacak. Aynı zamanda cami çevre düzenlemesi yapılarak eserin döneminin özelliklerini yansıtması sağlanacak. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla tarihi Ulu Cami yeniden ibadete açılacak.<br />
Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde görevli Şube Müdürü Mustafa Uzun, tarihi Ulu Cami’deki restorasyon çalışmaları hakkında İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Ulu Cami’nin Çorum’un en önemli ve en büyük tescilli tarihi eseri olduğuna dikkat çeken Uzun, caminin 13. yüzyılın sonu, 14. yüzyılın başlarında Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat’ın azatlı kölesi Hayrettin Bey tarafından yaptırıldığının tahmin edildiğini söyledi.</p>
<p>Kök boya ile yapılan kalem işleri, süslemeler ve “Cihar-ı Yari Güzinler” açığa çıktı<br />
Restorasyon çalışmalarında kök boya ile yapılan motifler ve kalem işi bezemelerin ortaya çıktığını açıklayan Uzun, “Ulu Cami&#8217;nin restorasyonu Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yaptırılmaktadır. 2022 yılında ihalesi yapılarak yer teslimi yapıldıktan sonra restorasyon çalışmalarına başlandı. Restorasyon çalışmaları çerçevesinde ilk başta ahşap yüzeydeki yağlı boya raspaları ve duvarlardaki çimento sıvalar alındı. Yapı üzerindeki muhdes eklentiler kaldırılmıştır. Bu çalışmalar sırasında kubbede, kasnaklarda, kubbe geçişlerinde, pandantiflerde özgün kalem işi süslemeler ve bezemeler bulunmuştur. Ayrıca ahşap yüzeylerde özgün boyamalar mevcut. Onlar da açığa çıkarıldı. Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü’nden aldığımız gerekli izinler doğrultusunda çalışmalarımıza devam edilmektedir. Bu çalışmalar sonunda restorasyon çalışmalarını başarılı bir şekilde çalışmaları düşünüyoruz” dedi.</p>
<p>Gün yüzüne çıkarılan süslemeler 250 yıllık<br />
Gün yüzüne çıkarılan kalem işleri ve süslemelerin 250 yıllık olduğunun tahmin edildiğini anlatan Uzun, şöyle konuştu:<br />
“Yapılan çalışmalar kapsamında ana kubbede yağlı boya süslemeler vardı. Bunların rasmasını yaptığımızda altından kök boya ile yapılmış özgün eski döneme ait süslemeler ortaya çıktı. Bunların dışında pandantiflerde bitkisel süslemeler açığa çıktı. Ve dört halifenin isminin yazılı olduğu &#8216;Cihar-ı Yari Güzinler&#8217; açığa çıktı. Ahşap yüzeylerde tavan göbeklerinde gölgeli kök boya ile yapılmış süslemeler ortaya çıktı. Bölge Müdürlüğümüz tarafından alınan izinler doğrultusunda restorasyon çalışmalarına devam ediliyor. Bu açığa çıkan kalem işlerinin, süslemelerinin tamamlamaları yapılıp özgünlüğüne uygun şekilde ortaya çıkarılacaktır. Camide çıkan süslemelerde ilgili Bölge Müdürlüğümüz ve yüklenicimiz tarafından gerekli malzeme analizleri ve laboratuvar çalışmaları yapılmaktadır. Caminin tarihsel sürecine bakıldığında çıkan kalem işleri ve süslemelerin 200 ila 250 yıllık olduğu düşünülmektedir.”<br />
Ulu Cami’nin yapısı hakkında da bilgiler veren Uzun, “Caminin 12 tane ahşap sütün üzerine kurulu ana bir kubbesi var. Bu ahşap sütunlar özgün kendi sütunlarıdır. Üzerinde şu anda vernik katmanı temizliği yapılıyor. Ayrıca caminin ahşap minberi özellikli bir minber olup üzerinde kitabesi bulunmaktadır. Camimizin yapılış tarihini bu minber üzerindeki kitabeden tarihlendirebiliyoruz. Üzerinde geometrik ve bitkisel motiflerin bulunduğu döneminin en önemli minberlerinden birisidir” diye konuştu.</p>
<p>Mimar Sinan tamir etti, IV. Murad zamanında da restorasyondan geçti<br />
Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde görevli Şube Müdürü Mustafa Uzun, Ulu Cami’ye tarihsel açıdan bakıldığında Selçuklu dönemi bir yapı olduğunu ancak zaman içerisinde meydana gelen depremlerde aldığı hasarlar sonucunda değişik zamanlarda restorasyon yapıldığını anlatarak, &#8220;Bunlardan en önemlisi Mimar Sinin tarafından yapılan çalışmadır. Mimar Sinan kendi yazdığı eserde Çorum Ulu Cami’de onarım, yenileme çalışmalarında bulunduğundan bahsetmektedir. Bunun dışında en önemli çalışmalardan birisi de IV. Murad zamanı yapılan çalışmadır. Sultan 4. Murad, Erivan seferine giderken Çorum’da konaklar ve burasının onarılmasını emreder. Ulu Cami, 4. Murad zamanında restorasyon geçirir ve ondan sonra camimizin bir diğer adı da Muradı Rabi Cami olarak anılmaktadır&#8221; şeklinde konuştu.<br />
Uzun, Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarda başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve çalışmalara türlü desteği veren Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürü ve personeline teşekkür etti. (İHA)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
	</channel>
</rss>
