<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:alsat="https://alsat.kkerem.com/ns" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>osmanlı &#8211; Karabük Postası</title>
	<atom:link href="https://karabukpostasi.com/etiket/osmanli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<description>Karabük, Safranbolu, Yenice, Eskipazar ve ilçelerinden son dakika haberleri, yerel gündem, spor, ekonomi ve tüm gelişmeler Karabük Postası’nda.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Jun 2026 17:00:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/67107f97768fa.webp</url>
	<title>osmanlı &#8211; Karabük Postası</title>
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Samsun, mukaddes emanetlere ev sahipliği yapıyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/samsun-mukaddes-emanetlere-ev-sahipligi-yapiyor/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/samsun-mukaddes-emanetlere-ev-sahipligi-yapiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=286640</guid>

					<description><![CDATA[SAMSUN (İHA) – Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Samsun Müzesi, aralarında Kabe örtüsünün de yer aldığı Osmanlı’ya ait mukaddes eserlere ev sahipliği yapıyor. Samsun Müzesi Fuaye Alanı’nda açılan Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri Sergisi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) – Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Samsun Müzesi, aralarında Kabe örtüsünün de yer aldığı Osmanlı’ya ait mukaddes eserlere ev sahipliği yapıyor.<br />
<br />Samsun Müzesi Fuaye Alanı’nda açılan Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri Sergisi, festivalin en dikkat çeken sergilerinin başında geliyor. Fuaye Alanı’nda açılan sergide, Osmanlı döneminden bugüne ulaşan mukaddes emanetler ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. Sergide; Kabe örtüsü, Sakal-ı Şerif, 700 yıllık el yazması Kur’an-ı Kerim, Kabe kapısı örtüleri, hac vekâletnamesi, mühürler, kandiller, Kabe çinisi ve el yazması İhlas-ı Şerif’in de aralarında bulunduğu 36 eser yer alıyor.<br />
<br />Sergide ayrıca 1839 yılına ait Sultan Abdülmecid ketebeli ahşap, kâğıt, sulu boya ve altından oluşan besmele, 19. yüzyıla ait İhlas Suresi, 1878 yılında Mekke’den alınan Kabe örtüsü, 19. yüzyılda alınan ipek dokuma ve altından yapılan Kabe kuşağı parçası, 16. yüzyıla ait Kabe iç örtüsü, 17. yüzyıla ait ipek dokuma Ravza-i Mutahhara örtüsü, 17. yüzyıla ait Kabe tasvirli çini pano, Osmanlı tarafından yapılan ahşap, boya ve madenden oluşan 18. yüzyıla ait kıblenüma, Osmanlı tarafından yapılan 18. yüzyıla ait pirinç usturlap, 19. yüzyıla ait Osmanlı yapımı ahşap rubu tahtası da ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.<br />
<br />Mukaddes eserler, festivalin sonunda envanterine kayıtlı oldukları müzelerde muhafaza edilmeye devam edecek.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/samsun-mukaddes-emanetlere-ev-sahipligi-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Karabük’te “Sanatın Diliyle Değerlerimiz” Sergisi Açıldı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/karabukte-sanatin-diliyle-degerlerimiz-sergisi-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Sarıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[rabbi yessir]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatın Diliyle Değerlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=269188</guid>

					<description><![CDATA[Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (SAV) doğumunun 1500. yılı vesilesiyle hazırlanan “Sanatın Diliyle Değerlerimiz” sergisi, Karabük Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde açıldı. Sergide, geleneksel sanatların en güzel örnekleri sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışını Karabük İl Milli Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş ve kurum müdürleri gerçekleştirdi. Karabük Halk Eğitim Merkezi El Sanatları Öğretmeni Rabia Yükseloğlu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (SAV) doğumunun 1500. yılı vesilesiyle hazırlanan <strong>“Sanatın Diliyle Değerlerimiz” sergisi</strong>, Karabük Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde açıldı. Sergide, geleneksel sanatların en güzel örnekleri sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışını Karabük İl Milli Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş ve kurum müdürleri gerçekleştirdi.</p>
<p>Karabük Halk Eğitim Merkezi El Sanatları Öğretmeni <strong>Rabia Yükseloğlu</strong> ile Kültür ve Turizm Bakanlığı <strong>Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Hattat Niyazi Ünal</strong> ve öğrencilerinin hazırladığı eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Sergide Yükseloğlu’na ait <strong>48 eser</strong>, Hattat Niyazi Ünal ve öğrencilerine ait <strong>15 eser</strong> yer alıyor. Sergi, iki gün boyunca ziyaret edilebilecek.</p>
<p>Sergide dikkat çeken çalışmalar arasında, Safranbolu’nun unutulmuş kültürel miraslarından hat sanatını konu alan özel bir minyatür de bulunuyor. Hattat Niyazi Ünal’ın verdiği bilgilere göre, söz konusu minyatür çalışması öğrencilerden <strong>Melike Köroğlu</strong> tarafından hazırlandı.</p>
<p>Ünal, minyatürde Safranbolu’da Köprülü Mehmet Paşa Camii’nin hemen yanında bulunan ve günümüzde yalnızca temelden izleri kalan medresedeki ilim, kültür ve sanat faaliyetlerinin tasvir edildiğini belirtti. Osmanlı’nın son dönemlerinde Safranbolu’nun yalnızca yemenicilik, demircilik ve semercilik gibi mesleklerle değil, <strong>hattatları ve hat eserleriyle de tanındığını</strong> ifade eden Ünal, minyatürde el yazması Kur’an-ı Kerim çalışmalarının yapıldığı bir ortamın canlandırıldığını söyledi.</p>
<p>Ünal, minyatürde hat sanatıyla meşgul olan bir hattatın resmedildiğini ve yanında yer alan <strong>“Rabbi Yessir” duasının</strong> Osmanlı döneminde hattatların çalışmaya başlamadan önce okuduğu bir dua olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bu dua ‘Allah’ım zorlaştırma, kolaylaştır; hayırla sonuçlandır’ anlamına gelir. Minyatür sanatıyla Safranbolu’nun kültürel mirasını, bugün sadece izleri kalan medresesini ve unutulmaya yüz tutmuş hattatlarını yeniden hatırlatmaya çalıştık.”</p>
<p>Geleneksel sanatların yaşatılması ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması amacıyla hazırlanan sergi, Karabük’te sanatseverlerden yoğun ilgi gördü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.instagram.com/p/DVvSK8QEutS/" target="_blank" rel="noopener"><strong>Haber videosu için TIKLAYINIZ!</strong></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Döneminde padişahların gücünü ve kudretini simgeliyordu şimdi Trabzon’da yeniden hayat buluyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/doneminde-padisahlarin-gucunu-ve-kudretini-simgeliyordu-simdi-trabzonda-yeniden-hayat-buluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 09:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Desenler]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüze]]></category>
		<category><![CDATA[kumaş]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Simge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=263971</guid>

					<description><![CDATA[Trabzon’da doğal ipliklerle dokunan organik kumaşlar, geçmişte padişahların gücünü ve kudretini simgelemek amacıyla kullanılan ’Eli belinde’ motifiyle buluşarak kültürel mirası günümüze taşıyor. Geleneksel el tezgâhlarında doğal iplikler kullanılarak ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’da doğal ipliklerle dokunan organik kumaşlar, geçmişte padişahların gücünü ve kudretini simgelemek amacıyla kullanılan ’Eli belinde’ motifiyle buluşarak kültürel mirası günümüze taşıyor.<br />
<br />Geleneksel el tezgâhlarında doğal iplikler kullanılarak üretilen kumaşlar, Osmanlı döneminin önemli desenlerinden biri olan ’Eli belinde’ motifiyle hayat buluyor. Dokuma aşamasında ortaya çıkan bu motif; bereketi, üretkenliği ve doğurganlığı temsil eden güçlü bir simge olarak öne çıkıyor.<br />
<br />Trabzon Büyükşehir bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde Osmanlı’dan günümüze ulaşan ve vazgeçilmez desenler arasında yer alan ’Eli belinde’ motifi, tamamen kişiye özel olarak tasarlanarak kültürel mirası geleceğe taşıyan önemli eserler olarak dikkat çekiyor.<br />
<br />Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi Yöresel Bez Dokuma Eğitmenlerinden Aygen Sır, ’Eli belinde’ motifinin, Osmanlı döneminden günümüze ulaşarak artık vazgeçilmez hâle geldiğini söyledi. Sır &#8220;Geleneksel el tezgâhlarımızda, doğal iplikler kullanarak ürettiğimiz kumaşlara Osmanlı motifi olan ’Eli belinde’ desenini dokuyoruz. Kumaş dokuma aşamasında ortaya çıkan bu motif, bereketi, üretkenliği ve doğurganlığı temsil eden güçlü bir simgedir. Eli belinde motifi, Osmanlı döneminden günümüze ulaşmış, artık vazgeçilmez hâle gelmiş Osmanlı desenlerinden biridir. Döneminde padişahların gücünü ve kudretini simgelemek amacıyla da kullanılmıştır&#8221; dedi.<br />
<br />&#8220;Tasarım aşamasında Osmanlı motiflerini kumaşlarımıza işlemeye başladığımızda, bu desenlerin kumaşlarla son derece uyumlu olduğunu gördük&#8221; diyen Sır &#8220;Bunun üzerine tüm Osmanlı motiflerimizi dokuma sırasında kumaşa aktarmaya başladık. Bu motifler, Osmanlı’dan günümüze taşınan desenlerdir. Unutulmaya yüz tutmuş kültürel mirasımızı canlandırmak ve yaşatmak amacıyla hizmet veriyoruz. Organik kumaş ile Osmanlı motiflerini bir araya getirmek bizim için çok anlamlı. Tamamen kişiye özel olarak tasarlanan bu ürünler, zarafeti simgeleyen önemli bir kültürel mirastır&#8221; şeklinde konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Trabzon’da bir zamanlar sayıları 33’dü, 7’si günümüze kadar ulaştı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/trabzonda-bir-zamanlar-sayilari-33du-7si-gunumuze-kadar-ulasti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 09:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[han]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=263852</guid>

					<description><![CDATA[Trabzon’da 1873 tarihli Vilayet Salnamesi’nde, kent merkezinde 33 han bulunurken bu hanlardan yalnızca 10’unun yeri tespit edilerek 7’si günümüze kadar ulaştı. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan ve özgünlüğünü büyük oranda koruyan hanlar arasında ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’da 1873 tarihli Vilayet Salnamesi’nde, kent merkezinde 33 han bulunurken bu hanlardan yalnızca 10’unun yeri tespit edilerek 7’si günümüze kadar ulaştı.<br />
<br />Osmanlı döneminden günümüze ulaşan ve özgünlüğünü büyük oranda koruyan hanlar arasında mülkiyeti Vakıflar’a ait Alacahan, Taşhan, Vakıfhan, Bedesten ile özel mülkiyete ait Sabırhan yer alıyor.<br />
<br />Bunun yanı sıra, geçirdiği niteliksiz müdahaleler nedeniyle özgünlüğünü büyük ölçüde kaybeden Anadoluhan ve Yalıhan da günümüze ulaşan Osmanlı yapıları arasında bulunuyor. Yakın dönemde yıkılarak yerine modern bir iş hanı yapılan Suluhan ise hakkında bilgi edinilen Osmanlı dönemi Trabzon hanlarından biri olduğu belirtildi.<br />
<br />Yapılan araştırmalar sonucunda Trabzon’da Osmanlı döneminde inşa edilen hanların sayısını kesin olarak tespit etmek mümkün olmadı. Ancak 1873 tarihli Vilayet Salnamesi’nde, kent merkezinde 33 hanın bulunduğu belirtilirken, bu hanlardan yalnızca 10’unun yeri tespit edilerek, bunlardan 7’si günümüze ulaştı.<br />
<br />Trabzon’daki hanlar, menzil hanlarından farklı olarak Osmanlı kent içi hanları özelliği gösteriyor. Bu yapılarda birden fazla girişin bulunması ve cephelerde çok sayıda pencerenin yer alması dikkat çekiyor.<br />
<br />Hanlar; ipek yolunun geçtiği Kunduracılar Caddesi’nin, batıdan Semerciler Caddesi ile Moloz’a, doğudan İskele Caddesi ile yeni limana, güneyden ise Erzurum Caddesi’ne bağlandığı aks üzerinde konumlandı.<br />
<br />Osmanlı Dönemi Trabzon Hanları şu şekilde sıralanıyor: Alacahan (Vakıf), Taşhan (Vakıf), Vakıfhan (Gönhan) (Vakıf), Bedesten Çarşısı (Vakıf), Sabırhan (Özel mülkiyet), Yalıhan (Özel mülkiyet), Anadoluhan (Özel mülkiyet) ve Suluhan (Özel mülkiyet).<br />
<br />Trabzon Çarşı Mahallesi Bakırcılar Mevkii’nde yer alan Alacahan’ın yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, birçok kaynak yapıyı 15. yüzyıla tarihlendiriyor.<br />
<br />Çarşı içindeki konumu, açık avlusu, avluyu çevreleyen revakları ve revakların arkasında yer alan odalarıyla tipik bir Osmanlı şehir içi hanı özelliği taşıyor. Üç katlı ve avlulu bir plan şemasına sahip olan Alacahan, 2014 yılından bu yana Halk Eğitimi ve Akşam Sanat Okulu olarak kullanılıyor.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Davaların gölgesinde kalan kent mirası</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/davalarin-golgesinde-kalan-kent-mirasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 09:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=262863</guid>

					<description><![CDATA[Karadeniz’e hakim konumu, yüzyıllara uzanan tarihi ve kentin belleğindeki yeriyle Trabzon’un en özel alanlarından biri olan Güzelhisar Kalesi ve çevresi, bugün çok başlı hukuki süreçlerin gölgesinde geleceğini arıyor. Tarih boyunca kentin en ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz’e hakim konumu, yüzyıllara uzanan tarihi ve kentin belleğindeki yeriyle Trabzon’un en özel alanlarından biri olan Güzelhisar Kalesi ve çevresi, bugün çok başlı hukuki süreçlerin gölgesinde geleceğini arıyor. Tarih boyunca kentin en stratejik ve simgesel noktalarından biri olan ve yaklaşık bin 300 dönümlük alanı kapsayan bölge, bugün işlevsiz bir görünüm sergiliyor.<br />
<br />Trabzon’un limana hakim yamaçlarında, Karadeniz’e karşı kenti seyreden Güzelhisar Kalesi ve çevresi, doğal dokusu ve tarihsel birikimiyle kentin en dikkat çekici alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Tarih boyunca kentin en stratejik ve simgesel noktalarından biri olan ve yaklaşık bin 300 dönümlük bir alanı kapsayan Güzelhisar Kalesi, uzun yıllardır süren hukuki süreçlerin gölgesinde kaldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, hazine ve farklı kurumlar arasında devam eden davalar, kamuoyunda &#8220;kent balkonu&#8221; olarak nitelendirilen alanın geleceğini belirsizliğe sürüklerken, bölgenin kamusal kullanımı da yıllardır mümkün olamadı. Ganita mevkiinde yer alan ve halen askeri bölge statüsünde bulunan alan, geçmişte Trabzon Belediyesi mülkiyetindeyken 1960 darbesinin ardından orduya devredildi. Bu süreçten sonra başlayan mülkiyet tartışmaları ve davalar, Güzelhisar Kalesi ve çevresinin uzun süredir işlevsiz kalmasına yol açtı. Bir dönem askeri gazino olarak kullanılan tarihi kale ve çevresi, bugün aktif bir kamusal işleve sahip değil. Alanın büyük bölümü askeri personel ve ailelerinin otoparkı olarak kullanılırken, Trabzon’un merkezinde yer alan bu değerli bölge kamuoyunda &#8220;atıl bırakılan tarihi miras&#8221; olarak anılıyor.</p>
<p>Venedik ve Cenevizlilerden uzanan tarih<br />
<br />Güzelhisar Kalesi’nin bulunduğu alan, Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlilerin imtiyaz alanları arasında yer aldı. Tarihi kaynaklara göre, bölgede Venediklilere ait yapılar bulunuyordu. Osmanlı döneminde ise Trabzon Valisi Üçüncüzade Ömer Paşa burada bir saray inşa ettirdi. Osmanlı yapı geleneğinde kalıcı konut yapma yetkisinin devlete ait olması nedeniyle bu yapı merkezi yönetimin tepkisini çekti. Hakkında padişaha giden söylentilerin ardından Üçüncüzade Ömer Paşa, yaptırdığı sarayın bahçesinde idam edildi. Bu olaydan sonra alan Osmanlı Devleti’ne geçti ancak uzun süre kullanılmadı.<br />
<br />İdamın ardından bölgenin halk arasında &#8220;lanetli&#8221; olarak anıldığı, bu nedenle uzun yıllar tercih edilmediği ifade ediliyor. Rus saldırıları döneminde askeri tabyaların yer aldığı alan, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeniden halkın kullanımına açıldı. 1960 darbesi sonrası ise tekrar askeri bölge haline geldi.</p>
<p>Üçüncüoğlu ailesi de kaleyi istiyor<br />
<br />Bölgeyle ilgili davalar yalnızca kamu kurumlarıyla sınırlı değil. Osmanlı döneminde Trabzon Valiliği yapan Gümüşhaneli Üçüncüzade Ömer Paşa’nın mirasına dayanan bir hukuki süreç de yargı gündeminde bulunuyor. Üçüncüzade Ömer Paşa’nın torunları, söz konusu arazinin aile mirası olduğu iddiasıyla varisliklerinin tescili ve tapu kaydının üyesi oldukları Üçüncüoğlu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adına yapılması talebiyle dava açtı. Bu dava, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hazine arasında süren mülkiyet davalarıyla birlikte Güzelhisar Kalesi ve çevresinin geleceğini belirsizlikte bırakan hukuki başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Mecliste ‘kent balkonu’ çağrısı<br />
<br />Ortahisar Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi olan mimar Ufuk Hoş, belediye meclisi toplantısında yaptığı konuşmada Güzelhisar Kalesi ve çevresinin Trabzon için taşıdığı öneme dikkat çekti. Hoş, alanı &#8220;Trabzon’un kent balkonu&#8221; olarak tanımlayarak, halkın bu bölgeden mahrum bırakıldığını söyledi.<br />
<br />Kent merkezindeki bu alanın, denizcilik temalı bir müze, açık hava etkinlik alanları ve tamamen yeşil bir kent parkı olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulayan Ufuk Hoş, &#8220;Kale park tarihsel geçmişi ile Trabzon kentinin ismini aldığı yer öyle düşünüyoruz. Tarih boyunca Trabzon kentinin temaşe alanı olarak kullanılmış halkın üzerine piknik yaptığı, bir dönem tenis kortlarının olduğu, kentin kültür sanatının etkilendiği bir bölge. Şu anda kullanılmıyor. Kullanılmadığı için atıl durumda. İyi değerlendirilerek tekrar Trabzon halkının kullanımına açılması gerektiğini düşünüyorum. İçerisinde Trabzon kent sembolü olan denizlikle alakalı bir müze de olabilir. Ama çok fazla dokunulmadan üzerinde bulunan ağaçlarda tescillenerek tamamen yeşil bırakılarak halkın kullanıma açılmalıdır. Askeri bölge ama kullanılmıyor. Önceden askeriyenin gazinosu vardı içerisinde ama şu anda kullanmıyor. Onlar içinde bir külfet olduğunu düşünüyorum. Mülk zaten geçmiş dönemlerde Trabzon Belediyesi’nin mülküydü. Daha sonra askeri darbe sonucu ordumuz alana yerleşti. O yerleşmeden dolayı bazı davalar oluştu. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hazine arasındaki davalar devam ediyor. Hangisi kazanırsa kazansın mülkiyet onlarda kalmak şartıyla kullanım Trabzon halkına açılması şartıyla belediyelere verilebilir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Kent kültürüne geri kazandırmamız lazım&#8221;<br />
<br />&#8220;Mülkiyet kimde olursa olsun halkın kullanımına açılmalı&#8221; diyen Ufuk Hoş, &#8220;Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlerin imtiyaz alanlarından bir tanesi orasıdır. Üzerinde Venediklerin sarayları var. Daha sonra Üçüncüoğullarından Trabzon Valisi Ömer Paşa orada bir saray yaptırıyor. Osmanlı’nın yapı geleneğinde kalıcı konut yapmak sadece devlete ait bir şeydir. Padişahlar bile kalıcı konutları yapamazlar. Orada bir kalıcı konutu yapınca Osmanlı idaresi tarafından uyarılıyor. Osmanlı’nın merkezi yönetiminin zayıflamasından dolayı Ömer Paşa’nın burada kendine ait bir devlet oluşturacağı yönelik padişah 1. Mahmut’a dedikodular gidiyor. En nihayetinde Üçüncüoğlu Ömer Paşa kendi yaptığı sarayın bahçesinde idam ediliyor. Ömer Paşa’nın malları paylaştırılıyor. Devlet evlatlarına bakmak için vakıf senedi oluşturuluyor. Şuanda onun davası var. Ömer Paşa idamından sonra mülk Osmanlı devletine geçiyor ama atıl kalıyor kimse kullanmıyor. Ömer Paşa’nın idamından sonra Trabzon halkı orayı lanetli bir alan olarak görüyor ve girmiyor. Sonra Rus saldırıları sırasında Osmanlı’nın koruma amacı tabyalarının olduğu bir alana dönüşüyor. Osmanlı Devleti yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra alan halkın kullanımına açılıyor. 1960 yılındaki darbenin ardından tekrar orduya geçiyor. Oranın belediye tarafından çoktan alınıp halkın kullanımına açılması gerektiğini düşünüyorum. Burada bir hukuki süreç devam edebilir. Mülkiyet kime geçerse geçsin hiç problem değil. Ortahisar Belediyesi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Üçüncüoğlu ailesi veya hazinenin kimin mülkiyetine geçerse geçsin bütün birimler mutlaka bunu halkın kullanımına verir. Çünkü orada bir mülkiyet oluşmaz. Zaten tescilli bir alan oraya getirip bir yapı yapamazsınız böyle bir şeye kimse izin vermez. Bunun gibi Trabzon’un çok değerli alanları arazileri var. Buraları kent kültürüne geri kazandırmamız lazım&#8221; ifadelerini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;nın Parmak İzi Safranbolu Kar Manzaralarıyla Mest Etti</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/osmanlinin-parmak-izi-safranbolu-kar-manzaralariyla-mest-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Dec 2025 11:18:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Miras Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[Manzara]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[unecsco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=260296</guid>

					<description><![CDATA[UNESCO Dünya Miras Listesi&#8217;nde yer alan ve &#8220;en iyi korunan 20 kent&#8221; arasında gösterilen Karabük&#8217;ün Safranbolu ilçesi, kar yağışıyla birlikte kartpostallık görüntülere sahne oldu. Osmanlı mimarisi, şehir hayatı ve kültürünü yansıtması dolayısıyla &#8220;Osmanlı&#8217;nın parmak izi&#8221; olarak adlandırılan tarihi kent Safranbolu, kar yağışının ardından beyaza büründü. Havanın soğuk olmasına rağmen güneşin de yüzünü göstermesiyle, yaklaşık 3 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">UNESCO Dünya Miras Listesi&#8217;nde yer alan ve &#8220;en iyi korunan 20 kent&#8221; arasında gösterilen Karabük&#8217;ün Safranbolu ilçesi, kar yağışıyla birlikte kartpostallık görüntülere sahne oldu.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="213 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1.webp 1920w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1-1536x864.webp 1536w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/213-1-120x67.webp 120w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="Osmanlı&#039;nın Parmak İzi Safranbolu Kar Manzaralarıyla Mest Etti 1"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı mimarisi, şehir hayatı ve kültürünü yansıtması dolayısıyla <strong>&#8220;Osmanlı&#8217;nın parmak izi&#8221;</strong> olarak adlandırılan tarihi kent Safranbolu, kar yağışının ardından beyaza büründü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Havanın soğuk olmasına rağmen güneşin de yüzünü göstermesiyle, yaklaşık 3 bin yıllık geçmişe sahip Safranbolu&#8217;nun Tarihi Çarşı bölgesinde yer alan han, hamam, cami, çeşme ve konaklar, kar örtüsüyle birlikte görsel bir şölen sundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karla kaplı tarihi yapılar dronla görüntülendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’dan Safranbolu’ya Abkâme Mirası</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/osmanlidan-safranboluya-abkame-mirasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Berkay Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 10:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[abkame]]></category>
		<category><![CDATA[esra oğuzkağan özkan]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim canbulat]]></category>
		<category><![CDATA[Miras]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Sirke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=259314</guid>

					<description><![CDATA[Safranbolu’da, yaklaşık iki bin yıllık bir mutfak tekniği yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Uzman Sanat Tarihçi Esra Oğuzkağan Özkan ile Yüksek Mimar İbrahim Canbulat, II. Ulusal Tarihte Safranbolu Sempozyumu’nda sundukları bildiride, “Osmanlı’dan Safranbolu’ya Uzanan Bir Miras: 15. Yüzyıl Geleneğiyle Kaplarda Üretilen Sirkeler” başlığı altında Abkâme geleneğini anlattı. Sunumda, Osmanlı mutfağında önemli bir yere sahip olan Abkâme’nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">Safranbolu’da, yaklaşık iki bin yıllık bir mutfak tekniği yeniden gün yüzüne çıkarıldı.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="aaaa 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1.webp 1920w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1-1536x864.webp 1536w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/aaaa-1-120x67.webp 120w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="Osmanlı’dan Safranbolu’ya Abkâme Mirası 2"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Uzman Sanat Tarihçi Esra Oğuzkağan Özkan ile Yüksek Mimar İbrahim Canbulat, II. Ulusal Tarihte Safranbolu Sempozyumu’nda sundukları bildiride, <strong>“Osmanlı’dan Safranbolu’ya Uzanan Bir Miras: 15. Yüzyıl Geleneğiyle Kaplarda Üretilen Sirkeler”</strong> başlığı altında Abkâme geleneğini anlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sunumda, Osmanlı mutfağında önemli bir yere sahip olan Abkâme’nin yalnızca bir sirke türü olmadığı, aynı zamanda köklü bir fermentasyon ve aroma tekniği olduğu vurgulandı. Haber Sitemizin Yazı İşleri Müdürü ve Uzman Sanat Tarihçi Esra Oğuzkağan Özkan, Abkâme’nin tarihsel serüvenine ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Abkâme, yüzlerce yıldır adı aynı kalan fakat her çağda yeni bir anlam kazanan bir fermente sıvıdır. Sadece bir sirke çeşidi değil; hem ekşilik hem aroma taşıyan bir mutfak tekniğidir. Şirvânî’nin ‘Bu karışım tatlı ile ekşinin ustalıkla bir araya getirilmesidir’ sözü, Abkâme’nin tarih boyunca geçirdiği dönüşümü tek başına özetler.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Özkan, Şirvânî’nin tarifinde Abkâme’nin küflenmiş ekmek unu, sirke ve tarçın, karanfil, safran gibi aromatik baharatların bir araya getirilmesiyle hazırlandığını belirterek, karışımın yaklaşık kırk gün boyunca güneş gören bir ortamda, üstü açık şekilde bekletildiğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abkâme’nin yalnızca ekşilik veren bir unsur olmadığını vurgulayan Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Burada özellikle vurgulamak isterim: Abkâme yalnızca sirke değildir; içindeki baharat karışımının kokusunu ve tadını yemeğe taşıyan aromatik bir sıvıdır. Bu yönüyle Osmanlı mutfağında sıradan bir ekşilikten çok daha fazlasını ifade eder.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sunumda, Safranbolu’da günümüzde bazı üreticilerin sirkeyi aynı küp ya da fıçıda yıllarca olgunlaştırmasının, Şirvânî’nin açık fermentasyon tekniğiyle benzerlik taşıdığına dikkat çekildi. Küp ve meşe fıçılarda oluşan doğal mikrofloranın, sirkenin tadını yumuşattığı ve aromayı derinleştirdiği belirtildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüksek Mimar İbrahim Canbulat’ın, sekiz yıldır aynı küpte olgunlaştırdığı Safranbolu sirkesiyle, Şirvânî’nin yöntemlerine uygun olarak Abkâme hazırladığı aktarılan bildiride, bu uygulamanın yalnızca teorik bir bilgi değil, yaşayan bir mutfak geleneği olduğu ifade edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özkan, Abkâme’nin tarihsel önemini şu sözlerle özetledi:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Tarifler değişebilir, malzemeler dönüşebilir; ama tekniklerin taşıdığı kültürel hafıza kolay kolay kaybolmaz. Abkâme de tam olarak böyledir. Sasanîlerin pişirme tekniği, Abbasîlerin tat–denge anlayışı ve Osmanlı’nın aromatik fermentasyonu bugün Safranbolu’nun küp ve meşe fıçısı sirkelerinde yankı bulur.” </strong>Sunumda, Abkâme’nin Sasanîlerden günümüze uzanan yaklaşık iki bin yıllık bir tekniğin Safranbolu’da hâlâ yaşatılan son miraslarından biri olduğu vurgulandı. Oturumun sonunda ise Canbulat&#8217;ın hazırladığı Abkâme tadımları katılımcılara tek tek ikram edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><a href="https://www.facebook.com/reel/2131500767393093" target="_blank" rel="noopener" title="">Haber videosu için TIKLAYINIZ!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Anadolu’nun En Ünlü Polis Merkezi Safranbolu’da</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/anadolunun-en-unlu-polis-merkezi-safranboluda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Sarıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 12:42:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[polis merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=250585</guid>

					<description><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Safranbolu, kent ölçeğindeki Osmanlı mimarisiyle ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Safranbolu ev mimarisini yansıtan Çarşı Polis Merkezi, Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu dizilerinden “Arka Sokaklar”ın bazı bölümlerine ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor. Çarşı Polis Merkezi, o kadar ünlendi ki, Safranbolu&#8217;yu ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin yeni gözdesi haline geldi. Yapımcılığını Safranbolulu usta [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Safranbolu, kent ölçeğindeki Osmanlı mimarisiyle ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ge 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1.webp 1920w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1-1536x864.webp 1536w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ge-1-120x67.webp 120w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="Anadolu’nun En Ünlü Polis Merkezi Safranbolu’da 3"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Safranbolu ev mimarisini yansıtan Çarşı Polis Merkezi, Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu dizilerinden<strong> “Arka Sokaklar”</strong>ın bazı bölümlerine ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor. Çarşı Polis Merkezi, o kadar ünlendi ki, Safranbolu&#8217;yu ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin yeni gözdesi haline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapımcılığını Safranbolulu usta sinemacı merhum Türker İnanoğlu’nun üstlendiği ve 19 sezon boyunca ekranlarda yer alan dizinin 424 ve 425. bölümleri, Safranbolu&#8217;nun Çarşı Polis Merkezi’nde çekilmişti. Dizideki <strong>“meşhur polis merkezi” </strong>sahnelerine ev sahipliği yapan 150 yıllık tarihi yapı, dizi hayranlarının yeni uğrak noktası haline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ZİYARETÇİLER &#8220;GERÇEK OLDUĞUNU BİLMİYORDUK&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ziyaretçiler: <strong>&#8220;Tarihi binanın film için uyarlandığını düşünüyorduk. Gerçekten aktif bir polis merkezi olması bizleri de şaşırttı. Tarihi dokusuna uygun geleneksel bir evin polis merkezi olması, Safranbolu&#8217;ya çok yakışmış&#8221;</strong> yorumlarında bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihi dokusu ve dizinin etkisiyle Tarihi Çarşı esnafları tarafından,<strong> “Anadolu’nun en ünlü Polis Merkezi”</strong> olarak anılmaya başlanan Çarşı Polis Merkezi, Safranbolu turizmine ayrıcalıklı bir renk katıyor. Özellikle <strong>“Arka Sokaklar”</strong> hayranları, dizide gördükleri sahnelerin geçtiği mekanları yerinde görmek için Safranbolu’ya uğramadan dönmüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Safranbolu’da esnaflar, dizi çekimlerinin ardından bölgeye olan ilginin daha da arttığını belirterek, <strong>“Dizi sayesinde Safranbolu yalnızca tarihi kimliğiyle değil, televizyon yapımlarındaki yeriyle de tanınır hale geldi” ifadelerini kullandı. Safranbolu, artık “ünlü çarşı polis merkeziyle”</strong> dikkat çekerek, hem kültür hem de sinema turizmiyle Türkiye’nin en özel destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Tarihçi Ahmet Şimşirgil’den Fatih dizisi ve Selimiye çıkışı: &#8220;Osmanlı’yı itibarsızlaştırıyorlar&#8221;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/tarihci-ahmet-simsirgilden-fatih-dizisi-ve-selimiye-cikisi-osmanliyi-itibarsizlastiriyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 13:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Şimşirgil]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=248740</guid>

					<description><![CDATA[Tarih Profesörü Ahmet Şimşirgil, ’Fatih’ dizisindeki sahnelere ve Selimiye Camii’ndeki düzenlemelere reaksiyon göstererek, "Osmanlı’yı itibarsızlaştırıyorlar, izlerini silmeye çalışıyorlar" dedi. Samsun’da düzenlenen Karadeniz 10. Kitap Fuarı’nda ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih Profesörü Ahmet Şimşirgil, ’Fatih’ dizisindeki sahnelere ve Selimiye Camii’ndeki düzenlemelere reaksiyon göstererek, &#8220;Osmanlı’yı itibarsızlaştırıyorlar, izlerini silmeye çalışıyorlar&#8221; dedi.<br />
<br />Samsun’da düzenlenen Karadeniz 10. Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluşan Prof. Dr. Şimşirgil, ’Fatih’ dizisinde tarihi gerçeklerle bağdaşmayan sahneler bulunduğunu belirtti. Şimşirgil, &#8220;Dizide Fatih’in oğlu 2. Bayezid, Pontus Rum hükümdarının kızıyla aşk yaşıyormuş. İnanamadım. Kızı almaya gitmiş, bir de dayak yemiş. O kızla buluşuyor, paşa da gözcülük yapıyormuş. Yazıklar olsun. Ve Fatih onu çağırtıyor artık, boynuna ipi geçirip boğduruyor. Milletimizin tarihini alaya alıyorlar. Bunlar tarihle bağdaşmayan kurgulardır. Osmanlı’da bu türlü bir şey asla yoktur&#8221; sözlerini kullandı.</p>
<p>Selimiye Camii ve Osmanlı izleri<br />
<br />Kültürel mirasın korunamamasına da dikkat çeken Şimşirgil, Selimiye Camii üzerinden örnek verdi. Şimşirgil, &#8220;Şimdi Selimiye’yi bozuyorlar, Osmanlı’nın izlerini silmeye çalışıyorlar. Bir yandan yanlış dizilerle tarih çarpıtılıyor, öbür yandan eserlerimize dokunuluyor. Osmanlı’nın anısını ve medeniyet anlayışını yok etmeye çalışıyorlar. Bir telefon geliyor oradan buradan, tehditler de var. Osmanlı izlerini silmeye çalışıyorlar&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Osmanlı’nın sanat, estetik ve devlet terbiyesinin gençlere gerçek halde aktarılması gerektiğini vurgulayan Şimşirgil, söyleşisinin sonunda kitaplarını imzalayarak okurlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı valisinin asırlık aşk hatırası Tokat’ta yaşıyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/osmanli-valisinin-asirlik-ask-hatirasi-tokatta-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 13:30:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Dönemin]]></category>
		<category><![CDATA[Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=239667</guid>

					<description><![CDATA[Tokat Müzesi’nde sergilenen mezar taşı, Osmanlı valisinin eşine duyduğu büyük aşkı ve devrin sanat anlayışını gözler önüne seriyor. Tokat Müzesi bahçesinde sergilenen mezar taşları ortasında Osmanlı periyoduna ilişkin manalı bir aşk öyküsünü barındıran ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Müzesi’nde sergilenen mezar taşı, Osmanlı valisinin eşine duyduğu büyük aşkı ve devrin sanat anlayışını gözler önüne seriyor.<br />
<br />Tokat Müzesi bahçesinde sergilenen mezar taşları ortasında Osmanlı devrine ilişkin manalı bir aşk öyküsünü barındıran mezar taşı dikkat çekiyor. 1913-1917 yılları ortasında Sivas Valiliği misyonunu yürüten Ahmet Muammer Paşa’nın verem nedeniyle hayatını kaybeden eşi Faika Hanım için yaptırdığı mezar taşı, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Tac Mahal’in öyküsünü andıran bu eser, bir bayana duyulan derin sevginin simgesi olarak öne çıkıyor. Ahmet Muammer Paşa, üçgen bir mermer sanduka üzerine eşi için kaleme aldığı şiiri Osmanlı tarik yazı tarzıyla işletti. Mezar taşının silindirik baş şahidesinde Faika Hanım’ın veremden ötürü vefat ettiği bilgisi yer alırken, taşın sanatsal ve duygusal tarafı ziyaretçilere derin hisler yaşatıyor. Tokat, Osmanlı, Anadolu Selçuklu ve Danışmendliler üzere birçok medeniyete mesken sahipliği yapmasıyla tarihi zenginliğini yansıtırken, bu özel mezar taşı hem sanat tarihi açısından Osmanlı yazı tarzının ustalığını hem de periyodun aile yapısında bayana verilen pahası gözler önüne seriyor. Tokat Müzesi bahçesinde sergilenen bu eser, yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan bir sevda anısı olarak da büyük ehemmiyet taşıyor.</p>
<p>&#8220;Bu mezar Osmanlı periyodunda erkeklerin eşlerine verdiği kıymeti gösteriyor&#8221;<br />
<br />Mezar taşı hakkında bilgiler veren Tokat Belediyesi Kent Müzesi sanat tarihçisi Mesut Güneş, &#8220;Tokat Müzesi bahçe kısmında Helenistik ve Roma, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı devrine ilişkin birçok mezar taşı bulunmaktadır. Bunlar burada muhafaza altına alınmışlar. Bu mezar taşları ortasında en dikkat çeken 1913-1917 yılları ortasında Sivas’ta valilik misyonunda bulunan Ahmet Muammer Paşanın eşi Faika Hanım için yaptırmış olduğu mezar taşıdır. Bu mezar taşının şöyle bir özelliği var. Nasıl ki Tac Mahal, Babür hükümdarının eşi için yaptırmış olduğu en görkemli ve en abide bir türbe ise bu mezar taşı da birebir mantıkla yapılıyor. Bu da bir bayan için yapılıyor. Ahmet Muammer Bey’in çok sevdiği eşi için mezar üçgen sanduka üzerine kendi kaleme aldığı şiiri nakşettiği Osmanlı tarik yazı tarzıyla yazılmış bir şiir mevcut. Aslında Osmanlı periyodunda bir aşk öyküsü burada ortaya çıkıyor. Bu aşk öyküsünde eşini çok seven Sivas Valisi Ahmet Muammer Bey’in eşi Faika Hanım veremden ötürü burada hayatını kaybediyor. O da ona kendi el yazısıyla çok hoş ve manalı bir şiir yazıyor. Hanımına göstermiş olduğu pahası göstermesi hasebiyle son derece kıymetlidir. Üçgen mermer sandukanın üzerinde silindirik baş şahidelik kısmında da bu yerde Sivas Valisi Ahmet Muammer Bey’in hanımının verem yüzünden öldüğü nakşedilmiş. Tokat birçok medeniyete konut sahipliği yaptığı için Osmanlı, Anadolu Selçuklu ve Danışmendliler periyoduna ilişkin birçok yapıtı bir ortada görebileceğiniz bir kenttir. Tokat Müzesi bahçesinde sergilenen bu mezar taşı da Osmanlı periyodunda erkeklerin hanımlarına vermiş olduğu kıymeti göstermesi nedeniyle üzerindeki mermer sandukadaki yazı tarzının sanat tarihi açısından Osmanlı’nın ne kadar üst seviyede olduğunu göstermesi hasebiyle de son derece önemlidir&#8221; dedi.<br />
<br />Tokat’a gezmek için geldiğinde müzedeki bu mezarın dikkatini çektiğini söyleyen Abdullah Bilal Çoşkun, &#8220;Sivas valisi eşi için buraya mezar yaptırmış. Osmanlı erkeklerinin eşlerine verdiği pahası görmüş oluyoruz&#8221; dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Karabük&#8217;te Roma, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine Ait 120’ye Yakın Tarihi Eser Ele Geçirildi</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/karabukte-roma-selcuklu-ve-osmanli-donemlerine-ait-120ye-yakin-tarihi-eser-ele-gecirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 10:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alt Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[kaçakcılık]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi eser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=231630</guid>

					<description><![CDATA[Karabük’te düzenlenen tarihi eser operasyonunda Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait olduğu değerlendirilen çok sayıda tarihi eser ele geçirilirken 3 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince tarihi eser kaçakçılığına yönelik yürütülen ortak çalışmalar dahilinde, il merkezinde operasyon düzenlendi. Operasyonda, Roma, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">Karabük’te düzenlenen tarihi eser operasyonunda Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait olduğu değerlendirilen çok sayıda tarihi eser ele geçirilirken 3 şüpheli hakkında işlem yapıldı.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz.webp 1920w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz-1536x864.webp 1536w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/vcxzzzzzzz-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="Karabük&#039;te Roma, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine Ait 120’ye Yakın Tarihi Eser Ele Geçirildi 4"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince tarihi eser kaçakçılığına yönelik yürütülen ortak çalışmalar dahilinde, il merkezinde operasyon düzenlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Operasyonda, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait olduğu değerlendirilen 64 adet sikke, 7 adet çeşitli ebatlarda fosil taş, lahit mezarından çıkarıldığı düşünülen küpe, bilezik, tarak, yüzük ve kolye gibi 49 adet tarihi obje ile 1 adet dedektör ele geçirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olayla ilgili R.U., C.B. ve M.K. isimli 3 şüpheli hakkında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde adli işlem başlatıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;dan Günümüze Basın Sansürü</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/osmanlidan-gunumuze-basin-sansuru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Mar 2025 06:58:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=222356</guid>

					<description><![CDATA[“ SERKATİB-İ HAZRETİ ŞEHRİYARİ “ ne demek, bunu açıklayarak başlayayım bugünün yazısına. Padişah yakını kız ve kadınlarla evlenen, böylece hanedana yakın olan sarayın başkatibi olanlara verilen ünvandır bu Osmanlıca deyim. Şimdi Serkatib-i Hazreti Şehriyari Tahsin’in o dönemin basınına uyguladığı yasaklar listesine birlikte bir göz atalım. Yıldız Sarayı’ndan Matbuat Müdürlüğü’ne gönderilen bu 9 maddelik liste gizli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 2" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="Osmanlı&#039;dan Günümüze Basın Sansürü 5"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>“ SERKATİB-İ HAZRETİ ŞEHRİYARİ “</strong> ne demek, bunu açıklayarak başlayayım bugünün yazısına. Padişah yakını kız ve kadınlarla evlenen, böylece hanedana yakın olan sarayın başkatibi olanlara verilen ünvandır bu Osmanlıca deyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi Serkatib-i Hazreti Şehriyari Tahsin’in o dönemin basınına uyguladığı yasaklar listesine birlikte bir göz atalım. Yıldız Sarayı’ndan Matbuat Müdürlüğü’ne gönderilen bu 9 maddelik liste gizli sansür yönetmeliğine göre hazırlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>1- Her şeyden önce dünya değer padişah hazretlerinin sağlığı,<br>memlekette ticaret ve sanayinin ilerlemesi üzerine havadis<br>yazılacaktır.<br>2- Ahlak bakımından yayınlanmasında sakınca olmadığı Maarif<br>Nazırı Paşa hazretleri tarafından tasdik edilmedikçe hiçbir<br>tefrikanın yayınlanmaması,<br>3- Hepsi bir nüshaya konulamayacak kadar uzun edebiyat ve fen<br>makalelerinin yayınlanmasında <strong>“mabadı var”</strong> ya da <strong>“mabadı<br>yarına”</strong> ibarelerinin kullanılmaması,<br>4- Bir makalede beyaz yerler ve noktalarla boş yerler bırakılması,<br>birtakım uygunsuz ithamların zihniyet karıştırmaya sebep<br>olacağı için, bunlara kesinlikle meydan verilmemesi,<br>5- Şahsiyata kesinlikle meydan verilmeyip bir vali ya da mutasarrıfın<br>hırsızlık, yiyicilik, öldürme ya da çirkin iş işlemiş olduğu<br>söylenecek olursa, bunun doğruluğunun ispat olunamadığı<br>bildirilerek saklanması ve yayınlanmasına asla müsaade<br>olunmaması,<br>6- Vilayetler ahalisinden bir kişinin ya da bir topluluğun, hükümetin<br>yolsuzluğundan şikayetlerinin ve yüce Padişah’a duyurulmasını<br>bildiren kağıt ve dilekçelerinin yayınlanmasının kesinlikle<br>yasaklanmasını,<br>7- Ermenistan sözcüğü gibi tarih ve coğrafyayla ilgili adların<br>anılması yasaktır.<br>8- Yabancı hükümdarlar aleyhine yapılan suikast girişimlerinin ya da<br>yabancı memleketlerde yapılacak kargaşa çıkarıcı gösterilerin<br>sadık ve kendi halinde ahalimizce bilinmesi uygun olmadığından,<br>bunların herhangi bir biçimde ve yolda olursa olsun, kesinlikle<br>yayınlanmaması,<br>9- Bu yönetmelikten gazete sütunlarında söz edilmesi bazı kötü<br>düşünce sahiplerinin yersiz eleştirme ve görüşlerine yol<br>açacağından bundan şiddetle sakınılması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İmza : Serkatib-i Hazret-i Şehriyari Tahsin</p>



<p class="wp-block-paragraph">140 yıl önceki rejim sırasında basına uygulanan sansür dışında, zaptiyeleri ve diğer unsurlarını oluşturan özel mahkemeleri ile jurnal sistemi de vardı. Ülke adeta yasaklar ülkesi haline gelmiş, herkes birbirinden şüphe eder olmuş, korku ve endişe günlük yaşama dönüşmüştü. Sahte ihbarlarla insanlar tutuklanıyor, dönemin etkili gazeteleri olan Vatan, İbret, Muhbir, ilk mizah dergisi Diyojen vb. kapatılıyor, Hamlet, Kral Lear, Macbeth, Kral Oidipus gibi tiyatro oyunları yasaklanıyor, yayınlardaki dizgi yanlışları dahi suç sayılıyordu. Çuvallara doldurulan kitap ve yayınlar Çemberlitaş Hamamında yakılıyordu. Baskılar karşısında Basiret Gazetesi<strong> “makinemiz bozuldu” </strong>diyerek yayınına ara veriyor, Sabah Gazetesi ise, sansüre takılan yazıların yerini boş bırakıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son yıllarda ve özellikle yaşadığımız süreçte gazeteciler işlerini kaybediyor, kovuşturmaya uğruyor, yargılanıyorken, bazıları da hapse atılıyor. Haberlere erişim yasağı getiriliyor, görsel ve yazılı medyada para cezaları, ekran karartmalar ve işten çıkarmalar günlük ve sıradan olaylar haline geliyor. Bu yaşadığımız süreç, basını susturmak için II. Abdülhamid dönemini ve Demokrat Parti’nin 1959’daki Tahkikat Komisyonu’nu hatırlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milliyet Gazetesi’nin 1980’li yıllarda tarih ve kültür eki olarak verdiği Yakın Tarihimiz adlı fasiküllerden yararlanarak hazırladığım bu anımsatmayla, 140 yıl önce yaşadığımız bir dönemden küçük bir kesit sunmak istedim. Değerlendirmeyi siz sayın okurlara bırakıyorum.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’dan Günümüze Ramazan Gelenekleri Değişime Uğradı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/osmanlidan-gunumuze-ramazan-gelenekleri-degisime-ugradi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Berkay Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Feb 2025 12:43:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alt Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=218190</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı döneminde Ramazan ayı, ibadetle birlikte sosyal yardımlaşma, dayanışma ve eğlenceyle iç içe geçen bir zaman dilimi olarak yaşanıyordu. Günümüzde Ramazan’ın ruhu korunmaya devam etse de, şehirleşme, teknolojik gelişmeler ve sosyal hayatın değişmesiyle birlikte gelenekler de değişim geçirdi. Çocuklara küçük hediyelerOsmanlı&#8217;da çocukları oruca teşvik etmek ve Ramazan coşkusunu hissettirmek amacıyla küçük hediyeler verilirdi. Günümüzde bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">Osmanlı döneminde Ramazan ayı, ibadetle birlikte sosyal yardımlaşma, dayanışma ve eğlenceyle iç içe geçen bir zaman dilimi olarak yaşanıyordu. Günümüzde Ramazan’ın ruhu korunmaya devam etse de, şehirleşme, teknolojik gelişmeler ve sosyal hayatın değişmesiyle birlikte gelenekler de değişim geçirdi.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ramazan2" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2.webp 1920w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2-1536x864.webp 1536w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ramazan2-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="Osmanlı’dan Günümüze Ramazan Gelenekleri Değişime Uğradı 6"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çocuklara küçük hediyeler</strong><br>Osmanlı&#8217;da çocukları oruca teşvik etmek ve Ramazan coşkusunu hissettirmek amacıyla küçük hediyeler verilirdi. Günümüzde bu gelenek bazı ailelerde sürdürülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ramazan’ı aydınlatan mahyalar</strong><br>Osmanlı’da camilere asılan ışıklı yazılar, Ramazan’ın gelişini müjdeliyordu. Büyük camilerde bu gelenek günümüzde de devam ettirilerek Ramazan yaşatılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Diş kirası geleneği</strong><br>Ramazan&#8217;da iftar sofralarına katılan misafirlere sadece yemek ikram edilmez, aynı zamanda <strong>&#8220;diş kirası&#8221; </strong>adı altında hediyeler de sunulurdu. Günümüzde bu gelenek büyük oranda unutulsa da bazı bölgelerde hala yaşatılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Osmanlı’da iftar sofraları</strong><br>Osmanlı’da zengin sofralar kurulurken, misafirlere çeşitli ikramlar sunulurdu. Günümüzde ise bu geleneğin yerini hayır kurumları ve vakıfların kurduğu iftar çadırları aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Top atışıyla vakit belirleme</strong><br>Osmanlı döneminde iftar ve sahur vakitlerini duyurmak amacıyla belirli noktalardan top atışı yapılırdı. Günümüzde bu uygulama çoğunlukla sembolik olarak devam ettirilse de, teknolojinin gelişmesiyle ezan ve dijital uygulamalar vakit belirlemede daha çok tercih ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ramazan ayı, zaman içinde değişen gelenekleriyle birlikte toplumsal dayanışmayı ve birlikteliği güçlendiren özel bir dönem olmaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Kentinde Kartpostallık Görüntüler</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/osmanli-kentinde-kartpostallik-goruntuler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 10:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alt Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Görüntü]]></category>
		<category><![CDATA[Kartpostallık]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=215645</guid>

					<description><![CDATA[UNESCO Miras Listesinde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesinde kar yağışı sonrası çatıları beyaza bürünen tarihi konaklar ve yapılar dron ile görüntülendi. Hava sıcaklıklarının düştüğü Karabük’ün yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili olmaya devam ediyor. UNESCO Dünya Miras Listesi ve Cittaslow kategorisinde yer alan Safranbolu ilçesinde de sabah saatlerinden itibaren kar yağışı başladı. İlçedeki tarihi konaklar ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">UNESCO Miras Listesinde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesinde kar yağışı sonrası çatıları beyaza bürünen tarihi konaklar ve yapılar dron ile görüntülendi.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="67ac75b8c6e16" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16.webp 1920w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-1536x864.webp 1536w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-776x436.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67ac75b8c6e16-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" title="Osmanlı Kentinde Kartpostallık Görüntüler 7"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Hava sıcaklıklarının düştüğü Karabük’ün yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili olmaya devam ediyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">UNESCO Dünya Miras Listesi ve Cittaslow kategorisinde yer alan Safranbolu ilçesinde de sabah saatlerinden itibaren kar yağışı başladı. İlçedeki tarihi konaklar ve yapılar kar yağışı nedeniyle beyaza büründü.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph">İlçenin yüksek kesimlerinde yer yer yoğun sisle birlikte ortaya çıkan kartpostallık görüntüler dron ile görüntülendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Salnamelerinde 98 yıl önce Trabzon için petrol müjdesi</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/osmanli-salnamelerinde-98-yil-once-trabzon-icin-petrol-mujdesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2024 09:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=209446</guid>

					<description><![CDATA[Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TTSO) kütüphanesinde yer alan 1926 tarihli Osmanlıca kaleme alınan Türk Ticaret Salnamesinde kent merkezindeki iki dereden denize petrol sızdığı ve o periyotta bu nedenle balık ölümlerinin yaşandığı anlatılıyor ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TTSO) kütüphanesinde yer alan 1926 tarihli Osmanlıca kaleme alınan Türk Ticaret Salnamesinde kent merkezindeki iki dereden denize petrol sızdığı ve o devirde bu nedenle balık ölümlerinin yaşandığı anlatılıyor.<br />
<br />Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Araştırmacı-Yazar Mustafa Yazıcı, Doğu Karadeniz’de Trabzon’un Sürmene ilçesi açıkları ile Rize’nin Çayeli ilçesi açıklarında deniz alanında petrolün bulunduğunun yıllardır konuşulduğunu lakin birinci defa karada petrol izlerinin bulunduğu ile ilgili tarihi vesikalara ulaştıklarını söyledi.<br />
<br />Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın kütüphanesinde bulunan 1926 tarihli Osmanlıca Türk Ticaret Salnamesi isimli yapıtı geçtiğimiz yıllarda Osmanlıca’dan Türkçe’ye çeviri ettiğini tabir eden Mustafa Yazıcı, tarihi dokümanlarda Trabzon’un Zağnos ve Kemerkaya bölgelerinde yer alan derelerden denize petrol sızıntılarının olduğunun belirtildiğini ve bu nedenle balık ölümlerinin yaşandığının anlatıldığını kaydetti.<br />
<br />Doğu Karadeniz’de karada petrol izleri bulunduğunun tarihi vesikalarda yer aldığına dikkat çeken Yazıcı &#8220;Bu mevzu bugüne kadar hiç ele alınmadı. Bu evrakın bulunduğu kitap Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’ndadır. O kitapta 2.5 sayfalık 1926 tarihinde İstanbul Ticaret Odası’na yazılan rapor var. Osmanlı yazılan raporda 15 satırlık petrol kısmı var. 2000’li yılların başında o kitabı fark ettim. O kitapta Atatürk periyodunda vilayetlerden yazılan raporlar var. O kitabı benden çeviri yapılmasını istediler. Sayfalara baktığımda ’Trabzon madence Türkiye’nin en güçlü şehri’ diyor. Her yerinde maden suyu vardır. Petrol iki yerden Zağnos ve Kemerkaya’daki iki dereden sızıntı yapar. Oradaki balıkları öldürür diyordu. 25-30 sene evvel çeviri ettiğimde ben belirtilen iki noktadaki yaşlılara kitaptan bahsederek petrol kokusu olup olmadığını sordum. Çoklukla yazları Ağustos aylarında bir koku duyduklarını söylediler. Osmanlıca evrakta Trabzon’daki petrolün karadan denize sızdığı yazıyor. Bu türlü bir sızıntı 1926 yılında haber verilmiş. Bu mevzuyu kimse ele almadı. Şuan aslında petrol sızıntısının olduğu belirtilen derelerin üstü kapatılmış durumda&#8221; dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Selçuklu’dan sonra Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği de gün yüzüne çıkıyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/selcukludan-sonra-corumdaki-osmanli-mimari-gelenegi-de-gun-yuzune-cikiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 09:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hamam]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=202449</guid>

					<description><![CDATA[Çorum’da devam eden Kalehisar ören yeri kazılarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği hazırladıkları doktora tezi ile orta koyduklarını söyledi. Çorum’daki Selçuklu mimarisi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çorum’da devam eden Kalehisar ören yeri kazılarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği hazırladıkları doktora tezi ile orta koyduklarını söyledi.<br />
<br />Çorum’daki Selçuklu mimarisi, Kalehisar ören yerinde gün yüzüne çıkartılıyor. Kazı çalışmalarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Yozgat Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimarisini gün yüzüne çıkartmak için çalışma yürüttüklerini söyledi. Hazırladığı tezde Osmanlı mimari geleneğinin ortaya çıktığı Çorum’daki eserleri ortaya koyduklarını belirten Sevim, yaptıkları çalışmayı ilerleyen süreçte kitaplaştırmak istediğini söyledi.</p>
<p>“Selçuklu’dan sonra, Çorum’da büyük bir Osmanlı şehirciliğini görüyoruz”<br />
<br />Çorum’da özellikle hamamlarda ve türbelerde Osmanlı geleneğinin ön plana çıktığını kaydeden Sevim, “Biz şu anda Kalehisar ören yerindeyiz. Buradaki kazı çalışmalarımız devam ediyor. Burası bir Selçuklu kenti. Ama Selçuklu’dan sonra, Çorum’da büyük bir Osmanlı şehirciliğini görüyoruz. 1420’li yıllarda Çorum fiilen, bir kentleşme hızı ile Osmanlıların hakimiyetine giriyor. Şehir müreffeh bir ortama dönünce Osmanlı döneminde yapılaşma hızla artıyor. Osmanlı’nın başkenti Bursa ve İstanbul’daki hamam planlarının Çorum’da birebir tekrar edildiğini görüyoruz. Kalehisar’da şu an bir Selçuklu hamamını görüyoruz. Şu anda bunu meydana çıkartmaya çalışıyoruz. Tacettin Paşa Hamamında, Ali Paşa Hamamında, Osmancık’taki Mehmet Paşa Hamamı’nda ise Osmanlı geleneği görüyoruz. Camilerde ise biraz mahalli üslup tarzında mimari görüyoruz. Bu yüzden bizler Çorum’u önemsiyoruz. Kalehisar örenlerinde özellikle bir Türk şehirciliğinin, Selçuklu kentleşmesinin olduğunu görüyoruz. Aynı örneğin Çorum’da tekrar edildiğini görüyoruz. Buna örnek olarak, Çorum Kalesi ve hemen yanındaki Ulu Cami, Güpür Hamamı ve güneyinde Veli Paşa Hanı ve saat kulesi ile bir Türk şehir gelenekçiliğinin Çorum’da devam ettiğini görüyoruz. Biz bu verilerden yola çıkarak Çorum’da bir doktora tezi hazırladık. Hem Selçuklu hem de Osmanlı yapılarını, tüm ilçeleri gezerek ortaya koymaya çalıştık. İnşallah ilerleyen yıllarda da bu çalışmamızı kitap olarak yayımlamaya çalışacağız” dedi.</p>
<p>“Osmanlı’nın başkenti Bursa’da, İstanbul’da bu plan tipini görüyoruz”<br />
<br />İstanbul ve Bursa’daki mimari planların Çorum’daki birçok yapıda gözüktüğünü kaydededen Sevim, “Osmanlı geleneğini daha çok hamamlarda ve bazı türbelerde gördük. Koyunbaba Türbesi’nde, Demirşeyh Türbesi’nde Osmanlı etkisi görülüyor. Güpür Hamamının kadınlar kısmında Selçuklu geleneği, daha sonra yapılmış erkekler kısmında ise Osmanlı geleneğini tespit ettik. Osmanlı hamamlarında sıcaklık kısmı enine dikdörtgen, ortası kubbeli ve çifte aletlidir. Osmanlı’nın başkenti Bursa’da, İstanbul’da bu plan tipini görüyoruz. Bu plan tipinin ilçelerde dahi tekrar edilmesi bizlere plan mimari anlamında Çorum ilinde devam ettiğini gösteriyor” diye konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Selçuklular’ın ardından Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği de gün yüzüne çıkıyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/selcuklularin-ardindan-corumdaki-osmanli-mimari-gelenegi-de-gun-yuzune-cikiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 09:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hamam]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=202447</guid>

					<description><![CDATA[Çorum’da devam eden Kalehisar ören yeri kazılarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği hazırladıkları doktora tezi ile orta koyduklarını söyledi. Çorum’daki Selçuklu mimarisi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çorum’da devam eden Kalehisar ören yeri kazılarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimari geleneği hazırladıkları doktora tezi ile orta koyduklarını söyledi.  <br />  Çorum’daki Selçuklu mimarisi, Kalehisar ören yerinde gün yüzüne çıkartılıyor. Kazı çalışmalarında kazı başkan yardımcısı olarak görev yapan Yozgat Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Adem Sevim, Çorum’daki Osmanlı mimarisini gün yüzüne çıkartmak için çalışma yürüttüklerini söyledi. Hazırladığı tezde Osmanlı mimari geleneğinin ortaya çıktığı Çorum’daki eserleri ortaya koyduklarını belirten Sevim, yaptıkları çalışmayı ilerleyen süreçte kitaplaştırmak istediğini söyledi.<br />  “Selçuklu’dan sonra, Çorum’da büyük bir Osmanlı şehirciliğini görüyoruz”<br />  Çorum’da özellikle hamamlarda ve türbelerde Osmanlı geleneğinin ön plana çıktığını kaydeden Sevim, “Biz şu anda Kalehisar ören yerindeyiz. Buradaki kazı çalışmalarımız devam ediyor. Burası bir Selçuklu kenti. Ama Selçuklu’dan sonra, Çorum’da büyük bir Osmanlı şehirciliğini görüyoruz. 1420’li yıllarda Çorum fiilen, bir kentleşme hızı ile Osmanlıların hakimiyetine giriyor. Şehir müreffeh bir ortama dönünce Osmanlı döneminde yapılaşma hızla artıyor. Osmanlı’nın başkenti Bursa ve İstanbul’daki hamam planlarının Çorum’da birebir tekrar edildiğini görüyoruz. Kalehisar’da şu an bir Selçuklu hamamını görüyoruz. Şu anda bunu meydana çıkartmaya çalışıyoruz. Tacettin Paşa Hamamında, Ali Paşa Hamamında, Osmancık’taki Mehmet Paşa Hamamı’nda ise Osmanlı geleneği görüyoruz. Camilerde ise biraz mahalli üslup tarzında mimari görüyoruz. Bu yüzden bizler Çorum’u önemsiyoruz. Kalehisar örenlerinde özellikle bir Türk şehirciliğinin, Selçuklu kentleşmesinin olduğunu görüyoruz. Aynı örneğin Çorum’da tekrar edildiğini görüyoruz. Buna örnek olarak, Çorum Kalesi ve hemen yanındaki Ulu Cami, Güpür Hamamı ve güneyinde Veli Paşa Hanı ve saat kulesi ile bir Türk şehir gelenekçiliğinin Çorum’da devam ettiğini görüyoruz. Biz bu verilerden yola çıkarak Çorum’da bir doktora tezi hazırladık. Hem Selçuklu hem de Osmanlı yapılarını, tüm ilçeleri gezerek ortaya koymaya çalıştık. İnşallah ilerleyen yıllarda da bu çalışmamızı kitap olarak yayımlamaya çalışacağız” dedi.<br />  “Osmanlı’nın başkenti Bursa’da, İstanbul’da bu plan tipini görüyoruz”<br />  İstanbul ve Bursa’daki mimari planların Çorum’daki birçok yapıda gözüktüğünü kaydeden Sevim, “Osmanlı geleneğini daha çok hamamlarda ve bazı türbelerde gördük. Koyunbaba Türbesi’nde, Demirşeyh Türbesi’nde Osmanlı etkisi görülüyor. Güpür Hamamı’nın kadınlar kısmında Selçuklu geleneği, daha sonra yapılmış erkekler kısmında ise Osmanlı geleneğini tespit ettik. Osmanlı hamamlarında sıcaklık kısmı enine dikdörtgen, ortası kubbeli ve çifte aletlidir. Osmanlı’nın başkenti Bursa’da, İstanbul’da bu plan tipini görüyoruz. Bu plan tipinin ilçelerde dahi tekrar edilmesi bizlere plan mimari anlamında Çorum ilinde devam ettiğini gösteriyor” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>OSMANLI’NIN İKİ KÖYÜNDEN, CUMHURİYET’İN İKİ KENTİNE</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/osmanlinin-iki-koyunden-cumhuriyetin-iki-kentine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa AKAY]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 07:05:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa akay]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=202415</guid>

					<description><![CDATA[MUSTAFA AKAY Türkiye’mizde iki ilimiz, Cumhuriyet Kenti diye adlandırılır. Bunlardan birisi Kırıkkale diğeri de Karabük’tür.Bu tanım doğrudur. Çünkü her ikisi de Cumhuriyet’le benliklerine kavuşmuşlardır. Onların var oluş nedeni Cumhuriyettir.Çok eski bir tarihleri olmasına rağmen, gelişmelerini ancak, Cumhuriyet ile sağlayabilmişlerdir.İkisinin öyküsü de birbirine çok benzemektedir.Kırıkkale’yi ele alalım önce.1925 yılında 12 hanelik bir köy. Kırıkköy deniliyor.Cumhuriyet geliyor, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">MUSTAFA AKAY</p>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/67344f9775a87.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="67344f9775a87" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/67344f9775a87.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/67344f9775a87-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="OSMANLI’NIN İKİ KÖYÜNDEN, CUMHURİYET’İN İKİ KENTİNE 8"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’mizde iki ilimiz, Cumhuriyet Kenti diye adlandırılır. Bunlardan birisi Kırıkkale diğeri de Karabük’tür.<br>Bu tanım doğrudur. Çünkü her ikisi de Cumhuriyet’le benliklerine kavuşmuşlardır. Onların var oluş nedeni Cumhuriyettir.<br>Çok eski bir tarihleri olmasına rağmen, gelişmelerini ancak, Cumhuriyet ile sağlayabilmişlerdir.<br>İkisinin öyküsü de birbirine çok benzemektedir.<br>Kırıkkale’yi ele alalım önce.<br>1925 yılında 12 hanelik bir köy. Kırıkköy deniliyor.<br>Cumhuriyet geliyor, 12 hanelik Kırıkköy’e Top ve Mühimmat Fabrikası’nı kuruyor.<br>Ondan sonra tutabilirsen tut Kırıkkale’yi…<br>Önce bucak, sonra ilçe yapılıyor. Bunları hak ediyor çünkü. Çevresinden göç alıyor. Neredeyse, Türkiye’den de gelmeyen kalmıyor. Nüfus artıyor, büyüdükçe büyüyor. Türkiye’nin sanayi atılımını yaptığı yerleşim birimlerinden birisi haline geliyor. Bugün ise, tam anlamıyla bir sanayii kenti olmuş durumda.<br>Kenarından bir de demiryolu geçince, deme keyfine… Büyümede bu da önemli bir etken olarak kaşımıza çıkıyor.<br>Kırıkkale’den Karabük’e uzanalım. Karabük Safranbolu’nun Öğlebeli Köyü’nün bir mahallesi. O günlerde 13 hanesi bulunuyor.<br>Karabük 1934 Yılı’nda demiryolunun geçmesiyle, adını duyurur oluyor. Ardından, 1937 Yılı’nda Demir Çelik Fabrikaları’nın temeli atılıyor. Önemi ortaya çıkıyor.<br>Belediyesini kuruyor, önce bucak ardından ilçe yapılıyor.<br>Türkiye’nin her yerinden göç alıyor. Nüfusu artıyor.<br>Bu iki kent, Cumhuriyetin bir mucizesi sonrası doğan kentler olarak tarihte yerlerini alıyorlar.<br>Bu mucize, Cumhuriyet’in tam bağımsızlık ülküsünün ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Cumhuriyetin kamucu ekonomi anlayışı sadece bu iki yerde değil, Türkiye’nin dört bir yanında filiz veriyor.<br>Her iki yerde de fabrikaların kurulduğu dönemlerde konut sayısı çok az. Bunun umarı da lojmanlar üretmede bulunuyor. Çalışanlar için lojmanlar, sosyal tesisler yükseliyor bir bir.<br>Planlı, düzenli yerleşim birimleri oluşturuluyor. Karabük için örnek verirsek, Yenişehir böylesine düzenli oluşturulan bir mahalle olarak karşımıza çıkıyor.<br>Bu fabrikaların kurulduğu yerlerde başlatılan kalkınma atılımları, sadece üretim anlamında kalmıyor.<br>Okullar, kültür kompleksleri, tiyatro &#8211; sinema, çeşitli kurslar. Bunların içinde en önemlileri ise okuma yazma kursları, genç kızları meslek sahibi yapacak Halk Eğitimi Kursları şeklinde kendini gösteriyor.<br>Buralara, elektrik de getiriliyor. Bekâr işçiler için pavyonlar yapılıyor. Spor anlamında yapılan atılımlar insanları spora yöneltiyor.<br>Radyo istasyonları kuruluyor. Hastane yapılıyor, eczane açılıyor.<br>Sosyal tesisler ile insanların uyanışı amaçlanıyor.<br>Kısacası, tam anlamıyla bir mucize yaratılıyor.<br>Karabük Demir Çelik Fabrikaları’na <strong>“fabrikalar kuran fabrika”</strong> denmesi de boşuna değil. Ülkenin kalkınması ve gelişmesinde büyük bir misyon yükleniyor.<br>Böyle bir gelişme yaşayan Türkiye’miz ne yazık ki, sonradan özelleştirme furyasına kapılıyor ve bu işletmeler, o dönemdeki işlevlerini yitiriyorlar. Çünkü ülkeyi yöneten kafa öyle istiyor.<br>Kırıkkale ve Karabük, bu büyük başarıya imza atarlarken, köyden geleni tam anlamıyla işçi yapamamanın eksikliğini de yaşıyorlar. Köylü işçi karması bir durum ortaya çıkıyor ve çalışanlar sınıf bilincine erişemiyor.<br>Günümüzde ise Kırıkkale ve Karabük artık Türkiyemiz’in iki güzide illerindendir.<br>Kırıkkale ve Karabük 300 bine yaklaşmış nüfuslarıyla yine kalkınmanın motoru olma yolundadırlar.<br>Karabük, bağlı olduğu ilçe Safranbolu’da içine alarak bir il olma özelliğini de taşımaktadır.<br>Her ikisinin ortak yanı demiryoludur.<br>Her ikisinin ortak yanı Cumhuriyet’in ilk fabrikalarının kurulduğu yerler olmasındadır.<br>Her ikisi de Ankara’ya yakındır.<br>Dolayısıyla, Cumhuriyet Kenti olarak anılmayı hak etmektedirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖZÜR<br></strong>Atatürk Yükselen Değer başlıklı yazımızda, satır ve paragraf atlaması olmuştur. Okurlarımızdan özür dileyerek, eksik kalan bölümü de bilgilerinize sunuyoruz.<br><strong>“Şimdi, birileri Atatürk ne yapmıştır? CHP&#8217;nin bir çivisi yok diyorlar. Atatürk Devrim yaptı. Başkaca da bir şey yapmasına gerek yoktur. Çünkü o devrimin içeriğinde Türkiye&#8217;nin kalkınması, gelişmesi, büyümesi, güçlenmesi ve o dönem için tam bağımsızlığı vardır. Bunları millete anlatacak insanlar gereklidir şimdi bize… Bu televizyonlarda saatlerce konuşarak olmaz. Bu gazetelerde sadece yazmakla olmaz. Bunlar kitaplaştırılarak, Türkiye&#8217;deki her eve sokularak yapılabilir. Atatürk&#8217;ün Fotoğrafları’nı kaldırmayı maharet sananlar, ulusal bayramları kaldırmaya çabalayanlar, ulus devletin sonunun geldiğini satır aralarında anlatanlar ve üniter devleti tu kaka yapanlarla. iç ve dış işbirlikçilerine inat Atatürk&#8217;ü anlatma seferberliği başlatılmalıdır. Bunun öncülüğünü de O&#8217;nun kurduğu CHP yapmalıdır.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Karamanoğlu Beyliği’nin son hükümdarının türbesi ilginç özellikleriyle dikkat çekiyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/karamanoglu-beyliginin-son-hukumdarinin-turbesi-ilginc-ozellikleriyle-dikkat-cekiyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2024 09:22:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Karamanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Pir]]></category>
		<category><![CDATA[türbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=182289</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin en önemli hükümdarları arasında yer alan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hem halasının oğlu hem de kayınbiraderi olan Karamanoğlu Beyliği’nin son beyi Pir Ahmet Bey’in adını verdiği Pirahmet Köyü’ndeki türbesi ilginç özellikleriyle ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin en önemli hükümdarları arasında yer alan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hem halasının oğlu hem de kayınbiraderi olan Karamanoğlu Beyliği’nin son beyi Pir Ahmet Bey’in adını verdiği Pirahmet Köyü’ndeki türbesi ilginç özellikleriyle dikkat çekiyor.<br />
<br />Gümüşhane-Erzincan karayolu üzerinde yer alan Pirahmet köyünde metfun bulunan Karamanoğlu Pir Ahmet Bey aynı zamanda halasının oğlu ve kayınbiraderi olan Fatih Sultan Mehmed Han ile giriştiği mücadeleyi kaybedince sığındığı Uzun Hasan tarafından kendisine Bayburt ve Gümüşhane bölgesinin dirlik olarak verilmesiyle bu bölgeyi yurt tuttu ve 1474 yılında adının verildiği köyde vefat etti.<br />
<br />Konya ve Karaman dışında defnedilen tek Karamanoğlu beyi Pir Ahmed Bey’in Gümüşhane’de adının verildiği köyde bulunan türbe özellikleriyle ise dikkat çekiyor.<br />
<br />Pir Ahmed Bey’in memleketinden 800 kilometre uzakta bulunan Gümüşhane’nin merkeze bağlı Pirahmet köyünde 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılan ve günümüze kadar ulaşan türbesinin hem yapı hem de bahçesindeki mezarlığıyla Türkiye’de benzeri olmayan özelliklere sahip olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Türbenin yer aldığı mezarlık alanına ise yüzlerce yıldır sadece 12 yaşından küçük çocuklar defnediliyor<br />
<br />Karamanoğlu Beylerinden Konya ve Karaman dışında defnedilen tek bey olan Pir Ahmed Bey’in türbesi çok sayıda ziyaretçi ağırlarken, türbenin cenaze kısmının yer aldığı sanduka Türkiye’deki tüm örneklerinin aksine girişten 4 basamak inilerek ulaşılan alt katta bulunuyor, üzeri mescit yapılan türbenin üzerinde namaz kılınırken, türbe bu özelliğiyle nadir görülen bir özelliğe ev sahipliği yapıyor. Türbenin yer aldığı mezarlık alanına ise yüzlerce yıldır sadece 12 yaşından küçük çocuklar defnediliyor.<br />
<br />Tarihçilere göre 1464-1469 yılları arasında idare ettiği beylik döneminde çalkantılı dönemler geçiren, ve bu dönemde intihar girişiminde bile bulunduğu iddia edilen Karamanoğlu Sultanzade Pir Ahmed Bey, Osmanlı ile yaşadığı inişli çıkışlı mücadele sonunda 1487 yılında fiilen ortadan kalkan Karamanoğlu Beyliği’nin genel bağımsızlık karakteri göz önüne alındığında son Karamanoğlu beyi olarak kabul ediliyor.</p>
<p>“Fatih Sultan Mehmet’in hem halasının oğlu hem de kayınbiraderi”<br />
<br />Pir Ahmed Bey’in Osmanlı ile ilgili akrabalık ilişkilerini anlatan Gümüşhane Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü Öğretim Görevlisi tarihçi-yazar Serhat Doğan, “Pir Ahmed Bey Konya merkezli Karamanoğulları Beyliği’nin son hükümdarı. Doğumuyla alakalı kesin bir kayıt elimizde yok ama ölümünü kesin olarak biliyoruz 1474. Beylik süresini biliyoruz 1464’te Karamanoğulları Beyliği’nin başına geçiyor. İnişli çıkışlı bir siyasi hayatı var ve 1474’te de Uzun Hasan’ın kendisine dirlik olarak verdiği şu anki Pirahmet Köyü’nde hayatını kaybediyor. Tabi popüler kültürün diziler aracılığıyla bizim hatırlamamıza yeniden vesile olduğu isimlerden birisi Pir Ahmed Bey. Akrabalık ilişkileri çok çetrefilli Osmanlı hükümdarı Çelebi Mehmed’in kızı İlaldı Hatun Pirahmed Bey’in annesi. İlaldı Hatun aynı zamanda Fatih Sultan Mehmed’in halası. Çelebi Mehmed Karamanoğulları ile olan ilişkilerini düzeltmek için kızı İlaldı Hatun’u Karamanoğlu İbrahim Bey ile evlendiriyor. Bu evlilikten 6 erkek 1 de kız çocuk dünyaya geliyor. Bu 6 erkekten birisi Pir Ahmed Bey. Annesinin Osmanlı hanedanına mensup olması nedeniyle Pir Ahmed Bey daha sonra tahta çıkacak olan Fatih Sultan Mehmed ile hala çocukları. İlginçtir Fatih Sultan Mehmed tahta çıktıktan sonra Karamanoğulları Beyliği ile olan ilişkilerini düzeltmek için oradan bir evlilik yapıyor ve Pir Ahmed Bey’in kız kardeşi Gülşah Hatun’u sarayına eşi olarak getiriyor. Bu vesile ile de Fatih Sultan Mehmet ve Pir Ahmed Bey bir kayınbiraderlik ilişkisi de kuruyorlar” dedi.</p>
<p>“Türkiye’de çok az görülen bir türbe özelliğine sahip”<br />
<br />Türbenin barındırdığı özellikleriyle çok nadir bir yapıda olduğunu aktaran tarihçi-yazar Serhat Doğan, “Daha sonraki süreçte 1534’te Irakeyn Seferi sırasında Kanuni Sultan Süleyman tarafından buradaki türbenin yaptırıldığını biliyoruz. Dikdörtgen bir yapı üzerine inşa edilmiş bir klasik Osmanlı dönemi türbelerinden birisi. Buranın ilginç bir özelliği var sanduka kısmı türbenin alt tarafında üst tarafına daha sonra bir mescit inşa edilmiş ve bugün insanlar hemen sandukanın üstünde girip namazlarını kılabiliyorlar. Bu da Türkiye’de çok az görülen bir özellik olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Karamanoğlu Beyliği’nin son hükümdarının türbesi ilginç özellikleriyle dikkat çekiyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/karamanoglu-beyliginin-son-hukumdarinin-turbesi-ilginc-ozellikleriyle-dikkat-cekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2024 09:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Karamanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Pir]]></category>
		<category><![CDATA[türbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=182287</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin en önemli hükümdarları arasında yer alan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hem halasının oğlu hem de kayınbiraderi olan Karamanoğlu Beyliği’nin son beyi Pir Ahmet Bey’in adını verdiği Pirahmet Köyü’ndeki türbesi ilginç özellikleriyle ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin en önemli hükümdarları arasında yer alan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hem halasının oğlu hem de kayınbiraderi olan Karamanoğlu Beyliği’nin son beyi Pir Ahmet Bey’in adını verdiği Pirahmet Köyü’ndeki türbesi ilginç özellikleriyle dikkat çekiyor.  <br />  Gümüşhane-Erzincan karayolu üzerinde yer alan Pirahmet köyünde metfun bulunan Karamanoğlu Pir Ahmet Bey aynı zamanda halasının oğlu ve kayınbiraderi olan Fatih Sultan Mehmed Han ile giriştiği mücadeleyi kaybedince sığındığı Uzun Hasan tarafından kendisine Bayburt ve Gümüşhane bölgesinin dirlik olarak verilmesiyle bu bölgeyi yurt tuttu ve 1474 yılında adının verildiği köyde vefat etti.<br />  Konya ve Karaman dışında defnedilen tek Karamanoğlu beyi Pir Ahmed Bey’in Gümüşhane’de adının verildiği köyde bulunan türbe özellikleriyle ise dikkat çekiyor.<br />  Pir Ahmed Bey’in memleketinden 800 kilometre uzakta bulunan Gümüşhane’nin merkeze bağlı Pirahmet köyünde 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılan ve günümüze kadar ulaşan türbesinin hem yapı hem de bahçesindeki mezarlığıyla Türkiye’de benzeri olmayan özelliklere sahip olduğu ifade ediliyor.<br />  Türbenin yer aldığı mezarlık alanına ise yüzlerce yıldır sadece 12 yaşından küçük çocuklar defnediliyor<br />  Karamanoğlu Beylerinden Konya ve Karaman dışında defnedilen tek bey olan Pir Ahmed Bey’in türbesi çok sayıda ziyaretçi ağırlarken, türbenin cenaze kısmının yer aldığı sanduka Türkiye’deki tüm örneklerinin aksine girişten 4 basamak inilerek ulaşılan alt katta bulunuyor, üzeri mescit yapılan türbenin üzerinde namaz kılınırken, türbe bu özelliğiyle nadir görülen bir özelliğe ev sahipliği yapıyor. Türbenin yer aldığı mezarlık alanına ise yüzlerce yıldır sadece 12 yaşından küçük çocuklar defnediliyor.<br />  Tarihçilere göre 1464-1469 yılları arasında idare ettiği beylik döneminde çalkantılı dönemler geçiren, ve bu dönemde intihar girişiminde bile bulunduğu iddia edilen Karamanoğlu Sultanzade Pir Ahmed Bey, Osmanlı ile yaşadığı inişli çıkışlı mücadele sonunda 1487 yılında fiilen ortadan kalkan Karamanoğlu Beyliği’nin genel bağımsızlık karakteri göz önüne alındığında son Karamanoğlu beyi olarak kabul ediliyor.<br />  “Fatih Sultan Mehmet’in hem halasının oğlu hem de kayınbiraderi”<br />  Pir Ahmed Bey’in Osmanlı ile ilgili akrabalık ilişkilerini anlatan Gümüşhane Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü Öğretim Görevlisi tarihçi-yazar Serhat Doğan, “Pir Ahmed Bey Konya merkezli Karamanoğulları Beyliği’nin son hükümdarı. Doğumuyla alakalı kesin bir kayıt elimizde yok ama ölümünü kesin olarak biliyoruz 1474. Beylik süresini biliyoruz 1464’te Karamanoğulları Beyliği’nin başına geçiyor. İnişli çıkışlı bir siyasi hayatı var ve 1474’te de Uzun Hasan’ın kendisine dirlik olarak verdiği şu anki Pirahmet Köyü’nde hayatını kaybediyor. Tabi popüler kültürün diziler aracılığıyla bizim hatırlamamıza yeniden vesile olduğu isimlerden birisi Pir Ahmed Bey. Akrabalık ilişkileri çok çetrefilli Osmanlı hükümdarı Çelebi Mehmed’in kızı İlaldı Hatun Pirahmed Bey’in annesi. İlaldı Hatun aynı zamanda Fatih Sultan Mehmed’in halası. Çelebi Mehmed Karamanoğulları ile olan ilişkilerini düzeltmek için kızı İlaldı Hatun’u Karamanoğlu İbrahim Bey ile evlendiriyor. Bu evlilikten 6 erkek 1 de kız çocuk dünyaya geliyor. Bu 6 erkekten birisi Pir Ahmed Bey. Annesinin Osmanlı hanedanına mensup olması nedeniyle Pir Ahmed Bey daha sonra tahta çıkacak olan Fatih Sultan Mehmed ile hala çocukları. İlginçtir Fatih Sultan Mehmed tahta çıktıktan sonra Karamanoğulları Beyliği ile olan ilişkilerini düzeltmek için oradan bir evlilik yapıyor ve Pir Ahmed Bey’in kız kardeşi Gülşah Hatun’u sarayına eşi olarak getiriyor. Bu vesile ile de Fatih Sultan Mehmet ve Pir Ahmed Bey bir kayınbiraderlik ilişkisi de kuruyorlar” dedi.<br />  “Türkiye’de çok az görülen bir türbe özelliğine sahip”<br />  Türbenin barındırdığı özellikleriyle çok nadir bir yapıda olduğunu aktaran tarihçi-yazar Serhat Doğan, “Daha sonraki süreçte 1534’te Irakeyn Seferi sırasında Kanuni Sultan Süleyman tarafından buradaki türbenin yaptırıldığını biliyoruz. Dikdörtgen bir yapı üzerine inşa edilmiş bir klasik Osmanlı dönemi türbelerinden birisi. Buranın ilginç bir özelliği var sanduka kısmı türbenin alt tarafında üst tarafına daha sonra bir mescit inşa edilmiş ve bugün insanlar hemen sandukanın üstünde girip namazlarını kılabiliyorlar. Bu da Türkiye’de çok az görülen bir özellik olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Antika tutkusu evini müzeye çevirtti</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/antika-tutkusu-evini-muzeye-cevirtti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jan 2024 16:03:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[antika]]></category>
		<category><![CDATA[cami müezzini cafer çaycı]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=151915</guid>

					<description><![CDATA[Karabük’te cami müezzini Cafer Çayır (56), geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşmasına katkı sağlamak adına 40 yıl boyunca antika eşya toplayarak evin 3 odasını müzeye dönüştürdü. Belediye Camii müezzini Cafer Çayır, hobi olarak 40 yıl boyunca eski eşyaları biriktiriyor. 100-150 yıllık Osmanlı eserlerini de koleksiyonuna ekleyen Çayır, evin 3 odasını müzeye çevirirken odanın bir köşesinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karabük’te cami müezzini Cafer Çayır (56), geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşmasına katkı sağlamak adına 40 yıl boyunca antika eşya toplayarak evin 3 odasını müzeye dönüştürdü.<br />
Belediye Camii müezzini Cafer Çayır, hobi olarak 40 yıl boyunca eski eşyaları biriktiriyor. 100-150 yıllık Osmanlı eserlerini de koleksiyonuna ekleyen Çayır, evin 3 odasını müzeye çevirirken odanın bir köşesinde ise 6 yıl önce Suriye´nin El Bab bölgesinde yürütülen Fırat Kalkanı Harekatı’nda şehit olan İstihkam Uzman Onbaşı Umut Ayteki’nin bazı eşyalarını sergiliyor.<br />
Babasının bakkal dükkanında para ve pul koleksiyonuyla kendisinde antika tutkusu başladığını belirten Çayır, “Okul yıllarında bu tutku biraz daha arttı. Yaklaşık 40 senedir bu eşyaları topluyorum. Ticaretini, al satını hiç yapmadım. Geçmişimizle geleceğimiz arasında çok güzel bir köprü olabileceğini düşünüyorum. Bende büyük bir tutku oldu. Köylere gittiğimde oradaki 30-40 sene önceki değişik eşyaları peyderpey topladım. Şu anda yaklaşık 3-4 odayı Osmanlımızın güzel hasletlerini, kültürlerini yansıtabilecek onları kurgulayabilecek, geleceğimizle buluşturabilecek bir şekilde eşyaları topladım” dedi.<br />
Müze evi görenlerin oldukça şaşırdığına dikkat çeken Çayır, “Çok güzel tepkiler veriyorlar. Özellikle orta yaş büyüklerimiz ellerini dizlerine vura vura buradan ayrılmak istemiyorlar. Hatta zar zor evlerine gitmeleri için ikna ediyoruz” diye konuştu.<br />
Eşyaların artık eve sığmadığını ifade eden Çayır, “Bundan sonra ki amacımız, hedefimiz UNESCO şehrimiz Safranbolu’muzda çok güzel konaklarımız var. Kapalı mekanlarımız var. O mekanlarda bu eşyalarımızı buluşturalım istiyorum. Osmanlımızın kültürünü yansıtabilecek şekilde kurgulamak istiyorum. Güzel hasletlerini gelecek nesillerimize göstermek üzere çalışmalar yapabiliriz” şeklinde konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/01/AW111385_06-jpg.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-151916" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/01/AW111385_06-jpg.webp" alt="AW111385 06 jpg" width="761" height="428" title="Antika tutkusu evini müzeye çevirtti 13"></a></p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/01/AW111385_05-jpg.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-151917" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/01/AW111385_05-jpg.webp" alt="AW111385 05 jpg" width="763" height="429" title="Antika tutkusu evini müzeye çevirtti 14"></a></p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/01/AW111385_04-jpg.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-151918" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/01/AW111385_04-jpg.webp" alt="AW111385 04 jpg" width="764" height="430" title="Antika tutkusu evini müzeye çevirtti 15"></a></p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/01/AW111385_03-jpg.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-151919" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/01/AW111385_03-jpg.webp" alt="AW111385 03 jpg" width="766" height="431" title="Antika tutkusu evini müzeye çevirtti 16"></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı sanatı yok uluyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/osmanli-sanati-yok-uluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 08:29:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[500 yıllık]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvacık]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[halıcılık kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[kök boya]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=137444</guid>

					<description><![CDATA[Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, Osmanlı’dan kalma 500 yıllık kök boya ile yapılan el dokuması halıcılık kültürü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İş insanı Mehmet Ünal Şahin, içerisinde 100 yıllık geçmişi bulunan, üzerine işlenen motif ve desenlerle bir çok duygu ve hikayeyi de içinde barındıran 500’ün üzerinde Ayvacık halılarına gözü gibi bakıyor. Ayvacık halılarını gelecek nesillere aktarmak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 id="content" class="content font-normal text-gray-700 text-xl lg:text-2xl leading-6 mb-8 mt-8 block ">Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, Osmanlı’dan kalma 500 yıllık kök boya ile yapılan el dokuması halıcılık kültürü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İş insanı Mehmet Ünal Şahin, içerisinde 100 yıllık geçmişi bulunan, üzerine işlenen motif ve desenlerle bir çok duygu ve hikayeyi de içinde barındıran 500’ün üzerinde Ayvacık halılarına gözü gibi bakıyor. Ayvacık halılarını gelecek nesillere aktarmak ve Osmanlı’dan kalma 500 yıllık el dokuması halıcılık kültürünün yok olmasını istemeyen Mehmet Ünal Şahin, yılda bir kez güneşe çıkardığı halıları görsel şölen oluşturuyor.</h2>
<div id="content" class="content news-detail__content font-normal text-gray-45 text-base font-setting">
<p>Ayvacık ilçesinde, üretimi çok zahmetli olan ve kök boya kullanıldığı için renkleri solmayan Osmanlı’dan kalma yaklaşık 500 yıllık el dokuması halıcılığı unutulmaya yüz tuttu. İş insanı Mehmet Ünal Şahin, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Ayvacık’taki el dokuması halıcılığı kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için 500’ün üzerinde oluşturduğu Ayvacık halıları koleksiyonunu gözü gibi bakıyor. Osmanlı’dan kalma 500 yıllık el dokuması halıcılık kültürünün yok olmasını istemeyen Mehmet Ünal Şahin, halıları yılda bir kez güneşe çıkarıyor. Çeyrek, seccade, taban, kelle boyunda içerisinde 100 yıllık geçmişi bulunan, üzerine işlenen motif ve desenlerle bir çok duygu ve hikayeyi de içinde barındıran 500’ün üzerinde Ayvacık halıları yaklaşık bir hafta güneşte kalıyor. Sonrasında depoda kuru yerde istifleniyor. Drone ile görüntülenen halılar, görsel şölen oluşturdu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/23-10/02/yenifoto-copyopuopgugpouo.jpg" alt="500 yıllık sanat yok oluyor - KÜLTÜR SANAT" width="653" height="348" title="Osmanlı sanatı yok uluyor 18"></p>
<p>Ayvacık’ta el dokuma halıcığı yapan kimsenin kalmadığına dikkat çeken iş insanı Mehmet Ünal Şahin, “Bu kültürü devam ettirelim. Atkı, argaç ve çözgü ipi. Üçü de ayrı bir büküm olur. Bu bir sanattır. Bu sanatı yıllarca okuması, yazması olmayan analarımız, nenelerimiz yaptı. Muazzam bir mühendislik düşüncesi. Bizi şuanda ilgilendiren ve okumaya çalıştığımız halılar üzerindeki sembollerdir. Halılar üzerindeki semboller organik değil, geometriktir. Geometrik desenler kesişir. Bunlardan çok ifadeler çıkarmışlardır. Halılarda bunların dokunuş şekillerine göre isim almıştır. Bizim için önemli olan turna kuşlarının uçuşunu sembolize etmiştir. Aynı zamanda orada bereketi sembolize etmiştir. Genç kızlar hayatları boyunca çocuklarına kalabilecek çeyiz dediğimiz halıları yapmışlardır. Evlerinde vardır. Evleneceklerinde yada evlendiklerinde damada, sonuçta görücü usulü ile evlenme var. Direk söyleyemediklerini halı üzerinden söylerler. Şiir gibi o halının içinde duygu ve düşüncelerini hitap eder. Kadınlarımızın, kızlarımızın yanında erkeklerimiz de halı dokurdu. Maalesef son zamanda hiç kalmadı. Hiç kimse halı dokumuyor” dedi.</p>
<p>Ayvacık ilçesinde, Osmanlı’dan kalma 500 yıllık kök boya ile yapılan el dokuması halıcılık kültürüyle dedesinin de halı biriktiğini, kendisinin de keyifle bu halıları biriktirdiğini kaydeden Mehmet Ünal Şahin, “Bu kültürü gelecek nesillere de bırakmak istiyorum. Onun için bu halıların iyi bir bakıma ihtiyacı var. Yılda bir defa bu halıları güneş tarlası diye geniş alanlara yayıyorum. Burada bir hafta, 10 gün güneşliyor. Sonra depomuza kuru yere istiflemeye götürüyorum. Kültürel değerlerimizi yaşatalım. Halılarımız 100 yıldan günümüze kadar gelir. Daha eskisi yok. Daha eski halılar artık antika olmuş niteliktedir ve kullanılan evlerde vardır. Bu halıların doğal, kök boya olması daha fazla uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Bu halıları, güve ve rutubetten koruyacaksınız. Güneşlendireceksiniz. Arada bir istif bozup, yeniden yapacaksınız. Zaten bu kültürler yok oluyor. Ama bu el dokuma insanlarla birlikte gidiyor, eriyor, çürüyor. Mutlaka ve mutlaka bu kültürün yaşatılması lazım. Bunlar koruma altına alınmalı. Buda bir vatandaşlık görevidir. Gelecek nesillere bu kültürün akımını, ne anlattığını anlatma bakımından önemli bir faktördür. Bu halılar bir bina altına, bir koruma altına alınabilir. Artık el dokuması halıcılık kültürünün son dönemleri yaşanıyor” diye konuştu.</p>
<p>Devletin bu halıları koruma altına alması gerektiğini de dikkat çeken Mehmet Ünal Şahin, Azerbaycan’da el dokumalarıyla ilgili müze yapıldığını belirtti. Azerbaycan’da, İran’da ve Afganistan’da halıcılığın ünlü olduğunu da kaydeden Şahin, “Koleksiyonumda sadece ve sadece Ayvacık’ta dokunan halılardan ibarettir. Değişik bölgelerin halıları yoktur. Bu koleksiyon halılar sadece Ayvacık bölgesi kültürüne aittir. Başka bölge halısı bulundurmadım ve o halılara yatırım yapmadım” şeklinde konuştu. (İHA)</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Tarihi camiler yıllara meydan okuyor</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/tarihi-camiler-yillara-meydan-okuyorr/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Oct 2023 10:23:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cami]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=137340</guid>

					<description><![CDATA[UNESCO Dünya Miras Listesi&#8217;nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki tarihi camiler, yüzyıllardır zamana meydan okuyor. Tarihi camiler yerli ve yabancı turistlerden büyük ilgi görüyor. Arnavut kaldırımlı sokakları, Osmanlı döneminden kalma han, hamam, çeşme, köprü ve konaklarıyla &#8220;açık hava müzesini&#8221; andıran Safranbolu&#8217;da 32 tescilli cami yer alıyor. Dikkat çeken camilerin başında gelen Ulu Cami, Köprülü Mehmet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.unesco.org.tr/" target="_blank" rel="noopener">UNESCO</a> Dünya Miras Listesi&#8217;nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki tarihi camiler, yüzyıllardır zamana meydan okuyor. Tarihi camiler yerli ve yabancı turistlerden büyük ilgi görüyor.<br />
Arnavut kaldırımlı sokakları, Osmanlı döneminden kalma han, hamam, çeşme, köprü ve konaklarıyla &#8220;açık hava müzesini&#8221; andıran Safranbolu&#8217;da 32 tescilli cami yer alıyor. Dikkat çeken camilerin başında gelen Ulu Cami, Köprülü Mehmet Paşa Camsi, İzzet Mehmet Paşa Camii ve Kazdağlı Camii geçmişin izlerini bugünlere taşırken hem ibadet edenleri hem de yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Osmanlı dönemlerinde inşa edilen, asırlardır yaşanan birçok olaya rağmen ayakta kalmayı başaran tarihi camiler, özellikleri, mimarileri, yapılış hikayeleri ve ihtişamlarıyla görenleri mest ediyor.<br />
Öte yandan Camiler ve Din Görevlileri Haftası etkinlikleri çerçevesinde İlçe Müftülüğü tarafından tarihi camilerde temizlik ve hazırlık çalışmaları yapılırken, camiler gül suyu ile yıkandı. İlçe Müftüsü Aydın Bostancı, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığının talimatları ile bir dizi program<br />
hazırladıklarını belirtti. Misak-ı Milli Demokrasi Meydanı&#8217;nda stant açarak vatandaşlara lokma tatlısı ikram ettiklerini belirten Bostancı, lise ve ortaöğretim öğrencileri arasında Hz. Peygamber&#8217;i anlatan şiir ve kompozisyon yarışmaları düzenlediklerini ifade etti. Safranbolu&#8217;nun camiler yönünden çok bereketli bir yer olduğunu aktaran Bostancı, &#8220;Özellikle ecdat yadigarı Tarihi Çarşı bölgesinde kalan camilerimiz var. Bu camilerimiz hem yerli halkın dikkatini çekiyor, ziyaretleriyle dolup taşıyor hem de dünya tarihine ışık tuttuğu için de bütün dünyadan insanların gelip görmek istediği, ziyaret etmek istediği camiler olarak öne çıkıyor&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2023/10/AW042777_05-scaled.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-137343" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2023/10/AW042777_05-scaled.webp" alt="AW042777 05 scaled" width="609" height="406" title="Tarihi camiler yıllara meydan okuyor 20"></a></p>
<p>Camiler ve Din Görevlileri Haftası vesilesiyle tarihi camileri tekrar yeni baştan gözden geçirdiklerini ifade eden Bostancı, &#8220;Camilerimizin eksiği noksanı tamamlanıyor. Hafta vesilesiyle temizliği yapılıyor. Hatta bazı camilerimiz özellikle tarih camilerimiz gül sularıyla yıkanıyor, güzel kokar hale geliyor. Özellikle Safranbolu dediğimiz bölgede tarihi bölgede birkaç camimiz var ki bunları öne çıkıyor. Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii, Kazdağlı Camii, Eski Camii, Lütfiye Camii. Bunlar öne çıkan hem yerli hem yabancı turistlerin ziyaret ettiği ve ziyaret etmek istediği camiler. Köprülü Mehmet Paşa Cami&#8217;mizin bir özelliği bahçesinde muvakkıthanesi var. Yani günün belli saatinde, güneş ışığının yardımıyla namaz vakitlerinin tespit edildiği özel bir camimiz. Hala dimdik ayakta ve inşallah kıyamete kadar dimdik ayakta kalacak&#8221; dedi. (İHA)</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Ecdat yadigarı camiler hem yıllara meydan okuyor hem de turist ağırlıyor" width="776" height="437" src="https://www.youtube.com/embed/SbSj0SOL1fM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>TARİHİ ÇEŞMELERİN SAHİBİ YOK</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/tarihi-cesmelerin-sahibi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Aug 2023 12:31:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[çeşmeler]]></category>
		<category><![CDATA[durak]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[meydan]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=132652</guid>

					<description><![CDATA[Safranbolu’da günümüze ulaşan tarihi çeşmeler kentleşmeye yenik düştü. Ayakta kalmakta direnen tarihi çeşmelerin bakımsızlığı dikkat çekiyor. Osmanlı su kültürünün başyapıtlarından biri olan çeşmeler, kimi zaman muslukları sökülmüş, kimi zamanda üzeri kırık dökük haliyle görülüyor. Tescil kaydı olan 100’ü aşkın tarihi çeşmenin bulunduğu Safranbolu&#8217;da, bazı çeşmelerin bakımsız halleri gözlerden kaçmadı. Çeşmelerin sahipsiz olduğunu dile getiren bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Safranbolu’da günümüze ulaşan tarihi çeşmeler kentleşmeye yenik düştü. Ayakta kalmakta direnen tarihi çeşmelerin bakımsızlığı dikkat çekiyor.</p>
<p>Osmanlı su kültürünün başyapıtlarından biri olan çeşmeler, kimi zaman muslukları sökülmüş, kimi zamanda üzeri kırık dökük haliyle görülüyor. Tescil kaydı olan 100’ü aşkın tarihi çeşmenin bulunduğu Safranbolu&#8217;da, bazı çeşmelerin bakımsız halleri gözlerden kaçmadı. Çeşmelerin sahipsiz olduğunu dile getiren bir vatandaş, <strong>“Çeşmeler yavaş yavaş yok oluyor. Bazılarının hiç suyu akmaz oldu. Bazı çeşmelerin oluğu toprakla doluyor, içinde bitkiler büyümüş. Buraları gezerken gördüğümüz yerli turistler bile çeşmeleri görünce yazık diyor. Çatısında kiremitler dökülmüş. Önceleri çeşmeler kentimizdeki hayır sahipleri tarafından restore edilmişti. Yeniden bir proje yapılabilir. Bu konuda çok eksikliklerimiz var. Çeşmeleri yaptıranlar ve çeşmelerin hikâyeleri hakkında yazılar konulabilir. Bu bakımsız görüntüler bize hiç yakışmıyor. Tarihi çeşmelerin sahibi yok maalesef.” </strong>dedi.</p>
<p><strong>ÇEŞME KALDIRILDI</strong></p>
<p>Kıranköy kent merkezinde başlatılan bakım ve onarım çalışmaları ağır aksak devam ediyor. Belediyenin halk masasının bulunduğu refüj içerisinde bulunan alandaki çeşme kaldırıldı. Kaldırım taşları yenilendi. Su israfını önlemek amacıyla kaldırılan çeşmenin başka bir alana yerleştirileceği öğrenildi. Vatandaşlar, “<strong>Su ihtiyacımızı karşılayacak bir çeşme gerekiyor. Burası tarihi ve turistik bir kent, küçük havuzlar ve çeşmeler mutlaka olmalı</strong>” diyerek yeni projeler beklediklerini dile getirdi.</p>
<p><strong>ÇEŞME DURAĞINDA ÇEŞME YOK</strong></p>
<p>Safranbolu, Emek mahallesinde Muradiye caddesinden Paşapınarı caddesine dönüşte yer alan çeşme durağında ise çeşme bulunmuyor. Tarihi çeşmenin bulunduğu yer de durak değil. Kültürel belleğimize yerleşen çeşme kelimesi, olmayan çeşmeyi bile canlı tutuyor. İyileştirme ve sağlamlaştırma ihtiyacı olan çeşmelerin restorasyonunun yapılıp yapılmayacağı ise merakla bekleniyor. (Haber Merkezi)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Çalıştayda ilk Türk İslam Eserleri anlatıldı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/calistayda-ilk-turk-islam-eserleri-anlatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 07:38:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[eserler]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karabukpostasi.com/?p=122663</guid>

					<description><![CDATA[Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, “İlk Türk İslam eserleri, bu kaynaşmanın nadide örnekleridir. Bu dönemde inşa edilen camiler, türbeler, medreseler ve diğer yapılar, Türk İslam mimarisinin özgün örnekleridir” dedi. Çankırı Nevzat Ayaz Sosyal Bilimler Lisesi’nin düzenlediği, “İlk Türk İslam Eserleri Öğrenci Çalıştayı” Hacı Ali Tesisleri Fuaye Salonu’nda, Çankırı Valisi Abdullah Ayaz, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong class="searchword">Çankırı</strong> Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, “İlk Türk İslam eserleri, bu kaynaşmanın nadide örnekleridir. Bu dönemde inşa edilen camiler, türbeler, medreseler ve diğer yapılar, Türk İslam mimarisinin özgün örnekleridir” dedi.<br />
<strong class="searchword">Çankırı</strong> Nevzat Ayaz Sosyal Bilimler Lisesi’nin düzenlediği, “İlk Türk İslam Eserleri Öğrenci Çalıştayı” Hacı Ali Tesisleri Fuaye Salonu’nda, <strong class="searchword">Çankırı</strong> Valisi Abdullah Ayaz, <strong class="searchword">Çankırı</strong> Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, <strong class="searchword">Çankırı</strong> İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Öztürk, Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yakup Ömeroğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Vali Ayaz, böyle bir çalıştayın düzenlenmesinden ötürü mutluluk duyduğunu belirterek, genç neslin özellikle son dönemde pandemi sürecinin de etkisiyle ekran ve sosyal medya bağımlılığına maruz kaldığını, okuma alışkanlıklarını artırarak bundan kurtulmaları gerektiğini kaydetti.<br />
Gençlerin, popüler kültür kitaplarının yanında tarih kitaplarını da okumalarını tavsiye eden Vali Ayaz, “Çok büyük tarihi tecrübelerin, bilgelik hikayelerinin yer aldığı kitapları okumalısınız. Tarihte yaşanan olaylar, zamanlar ve mekanlar değişse de tekerrür etmekteler. İnsanlık tarihine bakıldığında, toplumların refah içinde yaşadığı dönemler, son 200 yıl için söz konusudur. Bu, çok kısa bir dönemdir aslında. Tarih kitaplarını okumazsak, bunları öğrenemeyiz. Tarihimizin özellikle gençlerimiz tarafından doğru şekilde öğrenilmesi gerekiyor. Tarihteki bilim insanlarımızın, düşünürlerimizin neleri ortaya koyduğunu, neler yaşadığını, nelerden ders aldığını bilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.<br />
Etkinlikte bir konuşma yapan ÇAKÜ Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi ise “İlk Türk İslam Eserleri”nin oldukça geniş bir yelpazeye sahip olduğunu belirterek, Kutadgu Bilig’den Dede Korkut Hikâyelerine, Selçuklu camilerinden minyatürlerine değin kültür hazinesi olan bu eserlerin, kültürümüz açısından değerine vurgu yaptı. Rektör Çiftçi, “İlk Türk İslam eserleri, bu kaynaşmanın nadide örnekleridir. Bu dönemde inşa edilen camiler, türbeler, medreseler ve diğer yapılar, Türk İslam mimarisinin özgün örnekleridir. İlk Türk İslam eserleri, Türk İslam medeniyetinin köklerini ve gelişimini görmemiz için adeta birer pusuladır. Bu pusula kültürümüze derin bir bakış açısı kazanmamızı sağlar” dedi.<br />
İslam’ı ilk benimseyen Türk devletlerinden, Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarına değinen Rektör Çiftçi, “Her etnik topluluk gibi Türkler de İslam&#8217;ı benimsemelerinin ardından İslam medeniyetinin parçası olmuş, İslam bilim ve kültürünün gelişmesine ve zenginleşmesine katkıda bulunmuştur. 12 asırlık bu kadim süreçte ve geleneksel kültürlerle İslam’ın kaynaştığı bu verimli havzada bilginler ve sanatçılar yetişmiş, bu kişilerin verdikleri eserler İslam kültür ve medeniyetinin önemli yapı taşlarını oluşturmuşlardır. İslam kültür ve medeniyeti dediğimiz olguyu oluşturan İslam sanatı, mimarisi, edebiyatı, düşüncesi ve diğer bütün unsurları, İslam’ı kabul eden toplulukların kendi geleneksel yapılarıyla İslam’ın kaynaşması sonucunda oluşmuştur. Dolayısıyla tarih boyunca Türk kültürü ile İslam düşüncesi birbirinden ayrılamayacak düzeyde iç içe geçmiştir. İslam, Türk kültürünün dinamik yapısını oluştururken, geleneksel Türk kültürü de İslam medeniyetini zenginleştirmiştir. İslam&#8217;ın kabul edilmesiyle Türk toplumunda dini inançlar, hukuk ve yönetim sistemi, eğitim ve bilim, sosyal yapı ve sanat gibi birçok alanda gelişimler yaşanmıştır. İslam bir yandan Türk kültürünü dönüştürürken öte yandan Türkler, İslam kültürünün güçlü bayraktarları ve kuvvetli taşıyıcıları olmuştur. Bu etkileşim neticesinde de bugün çalıştayımızın konusu olan “İlk Türk İslam Eserleri” meydana gelmiştir” diye konuştu.<br />
Konuşmasında, etkinliğe katılan gençlere seslenen Rektör Çiftçi, “Kültür, bir toplumun değerleri, inançları, sanatı, dil ve gelenekleri gibi birçok unsuru içeren bir bütündür. Kültürümüz, kimliğimizin temel taşıdır ve alametifarikasıdır. Kültür bilinci ise bu değerlerin farkında olmak, onları anlamak ve korumak anlamına gelir. Kültür bilinci geçmişimize saygı duymamızı sağlar. Atalarımızın düşünme kodlarını ve değerleri anlamamızı sağlar. Tarihimize ve kökenimize dair bilgi sahibi olmak, kültürümüzün temelinde yatan değerleri anlamamızı ve korumamızı sağlar. Dahası bu bilinç, geçmişimizin bize sağladığı mirası takdir etmemizi ve gelecek nesillere aktarmamızı sağlar. Geçmişinden habersiz, kültürüne yabancı, tarihine küs bir toplum geleceğine de güvenle bakamaz ve yabancı kültürlerin etkisiyle dejenere olur. Bir toplum geleceğini ancak kadim ve güçlü bir geçmişin üzerine bina edebilirse kalıcı olabilir. Ve bu vasıflar tarihimizde mevcuttur. Nitekim kültür dediğimizde, binlerce yıllık bir tarih, geniş bir coğrafya ve bunlara ruh veren bir güçlü bir dini inancın manevi ikliminde buluruz kendimizi. Bu zenginliğimiz ise en büyük gücümüzdür. Bundan dolayı da ‘köküne küs hiçbir ağaç yeşermez’ prensibi gereği, bu hazinelerimizin geleceğimize taşınması zaruri, gençlerimizle tanıştırılması ise hayatidir. Mesela bu hazinelerden birisi Uluğ Bey ve onun Semerkant&#8217;ta inşa ettirdiği gözlem evi, yaptığı astronomi çalışmalarıdır. Bu çalışmalar bugün hala dünyanın en detaylı astronomi kaynaklarından birisi olarak kabul edilir. Avrupa skolastik düşüncenin etkisiyle Ortaçağ karanlığındayken İslam Medeniyeti bilim, felsefe, tıp, mimari ve daha birçok alanda ‘altın çağı’nı yaşıyordu. Tercüme faaliyetleriyle insanlık birikimi adeta çağıldarcasına birbirine akıyor ve tarihin akışını değiştirecek önemli eserler veriliyordu. Hatta bu verimli ve bereketli çalışmalar, Avrupa Rönesans’ının, Aydınlanmanın da temelini oluşturdu. İslam’ın hiçbir zaman bir Ortaçağı olmadı. Zira Endülüs, Orta Çağ Avrupa&#8217;sında bilim, sanat ve kültür alanlarında bir yıldız gibi parlar. 800’lü yıllarda Bağdat’ta ve Tunus’ta kurulan iki ayrı Beytü&#8217;l-Hikme’de tercümeler yapılır, ilim adamları yetişir, bilimsel faaliyetler yapılır. Arapça, İbranice ve Latince eserler verilir. İslam medeniyeti, matematik, astronomi, tıp, felsefe, edebiyat ve diğer birçok bilim ve sanat dallarında çağının zirvesindedir. İbn Rüşd, İbn Hazm, İbn Tufeyl ve diğer düşünürler, felsefi ve entelektüel çalışmaları ile çağın ötesindedir. Kurtuba, Granada ve Sevilla gibi şehirler üniversitelere, kütüphanelere ev sahipliği yapmakta; Yunan, Hint ve diğer kültürlerden çeviri çalışmaları yapılmaktadır. İslam mimarisinin tekniğinden bezemesine en güzide örnekleri Kurtuba Cami, Elhamra Sarayında vücuda gelmektedir” şeklinde konuştu.<br />
Çalıştayın birinci bölümü, konuşmaların ardından hediye takdimiyle son buldu. (İHA)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Bayram öncesi çekme helva mesaisi: Sabah saatlerine kadar üretim yapıyorlar</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/bayram-oncesi-cekme-helva-mesaisi-sabah-saatlerine-kadar-uretim-yapiyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 11:42:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[helva]]></category>
		<category><![CDATA[mesai]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karabukpostasi.com/?p=119431</guid>

					<description><![CDATA[Kastamonu&#8217;da, Osmanlı&#8217;dan günümüze kadar gelen coğrafi işaretli çekme helva için üretim kapasitelerini arttıran imalathaneler, Ramazan Bayramı öncesi sabah saatlerine kadar üretim yapıyor.Osmanlı saray mutfağından günümüze gelen, coğrafi işaretli Kastamonu çekme helvası, Ramazan Bayramı&#8217;nda damakları tatlandıracak. Kastamonu&#8217;daki imalathanelerde, Ramazan Bayramı öncesinde talebin arttığı çekme helva için sabah saatlerine kadar mesai harcanıyor. Ustalar, elle çektikleri çekme helvaları, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kastamonu&#8217;da, Osmanlı&#8217;dan günümüze kadar gelen coğrafi işaretli çekme helva için üretim kapasitelerini arttıran imalathaneler, Ramazan Bayramı öncesi sabah saatlerine kadar üretim yapıyor.Osmanlı saray mutfağından günümüze gelen, coğrafi işaretli Kastamonu çekme helvası, Ramazan Bayramı&#8217;nda damakları tatlandıracak. Kastamonu&#8217;daki imalathanelerde, Ramazan Bayramı öncesinde talebin arttığı çekme helva için sabah saatlerine kadar mesai harcanıyor. Ustalar, elle çektikleri çekme helvaları, bayramda damakları tatlandırması için paketliyor.</p>
<p><strong>“Bayram dolayısıyla çekme helvaya ilgi yoğunlaştı”</strong><br />
Coğrafi işaretli Kastamonu çekme helvasının hafif bir tatlı olması sebebiyle yoğun talep gördüğünü kaydeden Satı Aşlakcı, “Kastamonu’nun meşhur tatlısı olan çekme helva, hafif olduğu için özellikle şeker hastalarının da tüketebileceği hafif bir tatlıdır. Bayram dolayısıyla çekme helvaya ilgi yoğunlaştı. Kastamonu’nun en lezzetli tatlılarından birisidir ve kalitenin tek adresi olarak bilinir. Daha öncelerden bu tatlıyı saraylarda yaparlarmış, o günden günümüze kadar gelmiştir” dedi. <strong>(İHA)</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
	</channel>
</rss>
