<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:alsat="https://alsat.kkerem.com/ns" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>fikret gökçe &#8211; Karabük Postası</title>
	<atom:link href="https://karabukpostasi.com/etiket/fikret-gokce/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<description>Karabük, Safranbolu, Yenice, Eskipazar ve ilçelerinden son dakika haberleri, yerel gündem, spor, ekonomi ve tüm gelişmeler Karabük Postası’nda.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Jun 2026 12:51:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/67107f97768fa.webp</url>
	<title>fikret gökçe &#8211; Karabük Postası</title>
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>11 YIL OLDU&#8230;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/11-yil-oldu/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/yazilar/11-yil-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=285189</guid>

					<description><![CDATA[17 Haziran 2026 9 ncu Cumhurbaşkanımız Süleyman DEMİREL 11 yıl önce, 17 Haziran&#8217;da vefat etmişti. Bugün İSPARTA&#8217;da, doğduğu köy, İslamköy&#8217;de ve Süleyman DEMİREL Üniversitesi&#8217;nde düzenlenen törenlerle anılıyor.. Başbakanlık yıllarında hiç sevemediğimiz, hep eleştirdiğimiz Sayın DEMİREL Cumhurbaşkanlığı döneminde tüm ulusun sevgi ve saygısını kazanmıştı, adil, sevecen ve kucaklayıcı tavırlarıyla &#8220;BABA&#8221; sıfatıyla anılıyordu. O&#8217;nun talimatıyla iki kez [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>17 Haziran 2026</strong><br />
<a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.16.webp"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-285190 alignleft" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.16.webp" alt="WhatsApp Image 2026 06 17 at 15.49.16" width="364" height="264" title="11 YIL OLDU... 4" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.16.webp 1487w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.16-150x109.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.16-366x266.webp 366w" sizes="(max-width: 364px) 100vw, 364px" /></a>9 ncu Cumhurbaşkanımız Süleyman DEMİREL 11 yıl önce, 17 Haziran&#8217;da vefat etmişti. Bugün İSPARTA&#8217;da, doğduğu köy, İslamköy&#8217;de ve Süleyman DEMİREL Üniversitesi&#8217;nde düzenlenen törenlerle anılıyor.. Başbakanlık yıllarında hiç sevemediğimiz, hep eleştirdiğimiz Sayın DEMİREL Cumhurbaşkanlığı döneminde tüm ulusun sevgi ve saygısını kazanmıştı, adil, sevecen ve kucaklayıcı tavırlarıyla &#8220;BABA&#8221; sıfatıyla anılıyordu.</p>
<p>O&#8217;nun talimatıyla iki kez Çankaya Köşkü&#8217;nde Engelliler Haftası nedeniyle düzenlenen iki toplantıyı yönetmistim. İkinci toplantıdan bir hafta sonra 16 Mayıs 2000&#8217;de görevi sona eriyordu. Salonda bakanlar, milletvekilleri, askeri erkan, valiler ile yurdun çeşitli illerinden gelmiş bulunan engelliler ve derneklerinden oluşan 400&#8217;ü aşkın davetli bulunuyordu.</p>
<p>Önce Devlet Bakanı Sayın Hasan GEMİCİ&#8217;yi sonra rahmetli Başbakan Sayın Bülent ECEVİT&#8217;i kürsüye davet ettim. Konuşmaları tamamlandıktan sonra klasik kürsüye davet sözcüklerini kullanmadan; &#8221; O&#8217;NA BABA DEDİLER, O&#8217;NA ÇOBAN SÜLÜ DEDİLER, O&#8217;NA BARAJLAR KRALI DEDİLER&#8230; SAYIN CUMHURBAŞKANIM, BİRKAÇ GÜN SONRA BÜYÜK ÖNDERİMİZ ATATÜRK&#8217;E MEKAN OLMUŞ BU TARİHİ YUVADAN AYRILACAKSINIZ. BİZ TÜRKLERİN SILADAN , YUVADAN AYRILIP GURBETE GİDENLER İÇİN SU DÖKEREK UĞURLAMA GELENEĞİMİZ VARDIR, BEN DE BU TOPLANTIDAN ÖNCE SİZİN ÜLKEMİZE KAZANDIRDIĞINIZ BARAJLARIMIZDAN ALACAĞIM SULARI HARMANLAYIP BURADA SU İLE SİZİ UĞURLAMAYI DÜŞÜNMÜŞTÜM. AMA ZEMİNE ZARAR VERECEĞİNDEN BUNDAN VAZ GEÇİLDİ, ZAT-I ALİNİZİ ARZ EDİYORUM SULAR KADAR AZİZ OLUN SAYIN CUMHURBAŞKANIM&#8221; dedikten sonra alkışlarla yerinden kalktı ve kürsüye gelerek engelliler ve toplumsal konular ağırlıklı, tam 24 dakika süren konuşmasını yaptı.</p>
<p>Engelliler konusunda çok duyarlıydı. Konfederasyon Başkanımız merhum A. Faruk ÖZTİMUR&#8217;u oğlu gibi çok seviyor, sorunlarımızı ilettiğimizde hemen çözüm buluyor ve yol gösteriyordu.<a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17.webp"><img decoding="async" class=" wp-image-285191 alignright" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17.webp" alt="WhatsApp Image 2026 06 17 at 15.49.17" width="208" height="158" title="11 YIL OLDU... 5" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17.webp 631w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17-150x114.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17-366x278.webp 366w" sizes="(max-width: 208px) 100vw, 208px" /></a></p>
<p>12 Eylül 1980 darbesinde göz altına alındıktan sonra eşi Nazmiye Hanım&#8217;la birlikte Gelibolu/Hamzakoy&#8217;da askeri kampta kalmıştı. 2008 yılında Çanakkale Kara Savaşlarının yıldönümü törenlerine gazi kıtası komutanı olarak katılmıştım. 24 &#8211; 26 Nisan günleri Kore Gazisi Osman Yaşar EKEN Ağabey ile birlikte kaldığımız lojmana bizi götüren kamp komutanı &#8220;Burada Süleyman DEMİRELLER kalmıştı deyince şaşırmış ve çok duygulanmıştık. Arkadaki lojmanda ise ECEVİTLER&#8217;in kaldığını da O&#8217;ndan öğrenmiştik.</p>
<p>26 Ekİm 2014 günü İslamköy&#8217;de DEMOKRASİ VE KALKINMA MÜZESİ&#8217;nin açılışı vardı. Ben de davet edilmiştim. Zengin bir programla yapılan bu açılışta muhteşem bir konuşma yapmış, &#8221; BEN BU KÖYDE DOĞDUM, BÜYÜK ATATÜRK&#8217;ÜN KURDUĞU BU CUMHURİYET BENİ PARASIZ YATILI OKULLARDA OKUTTU, BANA MİLLETİME VE DEVLETİME HİZMET EDEBİLME BAHTİYARLIĞINI YAŞATTI &#8221; demişti. Katıldığım bu etkinlikte O&#8217;nu son kez görmüştüm. 17 Haziran 2015&#8217;te vefat ettiğinde Ankara&#8217;da kılınan cenaze namazından sonra tabutuna el sürenlerden biri de bendim.</p>
<p>NUR İÇİNDE YAT SAYIN CUMHURBAŞKANIM. RUHUN ŞAD OLSUN.</p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17-1.webp"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-285192" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17-1.webp" alt="WhatsApp Image 2026 06 17 at 15.49.17 1" width="984" height="646" title="11 YIL OLDU... 6" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17-1.webp 984w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17-1-150x98.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-17-at-15.49.17-1-366x240.webp 366w" sizes="(max-width: 984px) 100vw, 984px" /></a></p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE </strong><br />
Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.<br />
Görsel 3 : A. Faruk ÖZTİMUR ile</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/yazilar/11-yil-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>SAMSUN’DA İLK GÜN</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/samsunda-ilk-gun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2026 06:37:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=281601</guid>

					<description><![CDATA[19 Mayıs 2026 İngiliz Yüzbaşı Hurst karargahının penceresinden iskeleyi izlerken şaşkınlık içindeydi. Elindeki dürbünü masaya bıraktı ve kalemini alarak not defterine şunları yazdı: 19 Mayıs Miladi : 1919 Hicri : 1335 Türki : 0001 İngiliz Yüzbaşı şaşkın, kendi kalemiyle yazdığı tarihe bakıyordu., (Milattan Sonra Samsun, Ertuğrul KAPUSUZOĞLU, 2007 Ankara, Öztepe Matbaası) Zaten sabahtan beri şehrin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>19 Mayıs 2026</strong></p>
<p>İngiliz Yüzbaşı Hurst karargahının penceresinden iskeleyi izlerken şaşkınlık içindeydi. Elindeki dürbünü masaya bıraktı ve kalemini alarak not defterine şunları yazdı:<br />
19 Mayıs<br />
Miladi : 1919<br />
Hicri : 1335<br />
Türki : 0001<br />
İngiliz Yüzbaşı şaşkın, kendi kalemiyle yazdığı tarihe bakıyordu.,<br />
(Milattan Sonra Samsun, Ertuğrul KAPUSUZOĞLU, 2007 Ankara, Öztepe Matbaası)</p>
<p>Zaten sabahtan beri şehrin çarşı ve sokaklarında siyah çizmeli, külot pantolonlu ve kara kalpaklı adamların çoğalması endişelerini artırmıştı. Gerçi İngilizler 9 Mart ve 17 Mayıs günleri Samsun’a asker çıkarmışlardı ama ortalık karışırsa bu güç yeterli olacak mıydı ?</p>
<p>Bölgedeki Rum ahali Pontus Devletini kurmak amacıyla oluşturdukları çetelerle Türk köylerini basıyor masum halka zulüm ve vahşet uyguluyordu. Bu sırada İngilizler’de boş durmuyor işgal gücü gemileriyle Rusya’daki Bolşevik rejimin baskısı altındaki Rumları Samsun ve diğer Karadeniz illerine taşıyarak Rum nüfusun çoğalmasını sağlıyorlardı.</p>
<p>Türk köylerini basarak cinayetler işleyen, ev ve mallarını yağmalayan, ırz ve namuslarına tecavüz eden bu çeteler 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi ve İstanbul’un işgaliyle iyice azıtmış ve saldırılarını artırmışlardı.</p>
<p>Bafra’nın Kelek Köyü’nde İstavri’nin ve Aleko’nun çetesi ile Yayla Köyü’nde Kel Sava’nın çetesi,<br />
Samsun’un Taflan Köyü’nde Lefter’in ve Andon’un çetesi ile Eğribel Köyü’nde Anastas çetesi, Beylik Köyü’nde Sarı İstil çetesi,<br />
Havza’nın Küpçüdağı Köyü’nde Piç Vasil ve Elmalıca Köyü’nde Eleni çetesi,<br />
Balık Köyü’nde, Endik ve Karapınarlı Köyü’nde Kara İlya çetesi<br />
Kirazlı Köyü’nde Kara Sava ve Osmanbeyli Köyü’nde Piço’nun çetesi,<br />
Aynıdere Köyü’nde Deli Yani, Baraltı Köyü’nde Fali, Kapıkaya Köyü’nde Totoroğlu Agapiyus ve Kavaklıoğlu çeteleri, Bakırpınar Köyü’nde İstavri, Alaçam Köyü’nde Gördükoğlu Simon, Aynıdere Köyü’nde Timuroğlu Yani, ve Zünbül Köyü’nde Totoroğlu çeteleri (Kutsal İsyan, Hasan İzzettin DİNAMO, 2. Cilt, 1986 Sh : 73)</p>
<p>Çetelerle halkı yerinden yurdundan etmeye çalışanların yanı sıra kiliseler de boş durmuyor sanki; bu vahşet ve zulüm Türkler tarafından kendilerine uygulanıyormuş algısını yaratarak İstanbul’daki işgal güçlerinin desteğini alıyor, Patrikhane ile Mavri Mira, Etniki Eterya gibi örgütlerle tüm dünyayı aldatıyor, taraftar kazanıyorlardı.</p>
<p>30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesiyle yenik düşen Osmanlının orduları dağıtılmış, Çanakkale’yi geçemeyen düşman donanması 1918 yılı Kasım ayı başlarında 55 parçadan oluşan savaş gemisiyle boğaza demirlemiş, top namlularını İstanbul’a çevirmişti. 22’si İngiliz, 14’ü Fransız, 15’i İtalyan ve 4’ü Yunan savaş gemilerinden oluşan bu düşman donanması İstanbulluların yüreğinde yaralar açıyor, adeta Çanakkale’nin intikamını alıyordu. (Anadolu İhtilali, Sabahattin SELEK, 1966, Sh ; 185)</p>
<p>Filistin ve Irak’taki ordulardan artakalan birlikleri komuta ettiği 7 nci orduda toplayan M. Kemal Paşa Şam’a kadar çekilmeyi başarmış, Mütarekenin imzalanması üzerine aldığı emirle İstanbul’a çağrılmıştı. Adana’dan trenle Haydarpaşa’ya ulaşan Kemal Paşa, 13 Kasım günü Kartal istimbotuyla Sirkeci’ye geçerlerken düşman gemilerini görünce yanındaki yaveri Cevat ABBAS’a “Geldikleri gibi giderler” tarihi sözünü bu acı manzaranın yarattığı etkiyle söylemişti.</p>
<p>Tam 250 gün bunu gerçekleştirmek için arkadaşlarıyla çalışmalar yaptı, çareler aradı. Bu çabaların sonunda Karadeniz ve Doğu Anadolu’da yaşanan kargaşanın yatıştırılması konusunda işgal güçleri ve sadaretin ikna olması üzerine 9 ncu Ordu Müfettişi olarak görevlendirildi.</p>
<p>15 Mayıs’ta Yunan İzmir’de işgale başlamıştı. 16 Mayıs’ta 23 kişiden oluşan karargahıyla Bandırma Vapuruyla İstanbul’dan Samsun’a yola çıktı. Karargahı dışında gemide iki yolcu daha bulunuyordu. Bunlar, Sinop Mutasarraflığına yeni atanan Mazhar TEVFİK ile vizesi olmadığı için Kemal Paşa’dan habersiz gemiye gizlice binen Albay Refet BELE idi. Bandırma yol alırken ambarlarda bulunan 18 atı kontrola gelen yaverlerden biri O’nu atların arasında bir sandığın üzerinde sigara içerken gördüğünde çok şaşırmıştı. Bandırma Tophane rıhtımından ayrıldıktan sonra İngiliz askerleri tarafından Kız Kulesi önünde durdurulmuş, gemide bulunanların pasaport yerine geçen ekteki bu vizeleri kontrol edilmiş, ama ambarda saklanan Refet BELE’yi görememişlerdi. Daha yola çıkmadan “ sen bize sonra katılırsın” dediği Refet Albayın gemide olduğunu öğrenen Kemal Paşa biraz kızdı ama sonra olayı tebessümle geçiştirdi.</p>
<p>Bandırma’nın süvarisi Kayserili İsmail Hakkı (DURUSU), 27 yıllık tecrübesi olan iyi bir kaptandı. Karadeniz’e çıktıklarında Paşa O’na kıyıya yakın bir rota izlemesini, bir tehlike sezildiğinde en yakındaki karaya çıkılmasını söyledi. (Tek Adam, Şevket Süreyya Aydemir, 1. Cilt, 1966)</p>
<p>Gerçekten de, bu görevlendirmeden sonra kuşku duyan işgal güçleri Bandırma’nın peşine bir İngiliz torpidosu takmış, yakaladığı yerde batırmasını emretmişlerdi.</p>
<p>Gemide mürettebat olarak bulunan 25 kişi, Kemal Paşa’nın Çanakkale’de tanıdığı deli yürekli bir asker olan, İstanbul’un ünlü kabadayısı Cambaz Mehmet’in adamlarıydı. Hepsi de işlerinin ehli olan denizci ve aynı zamanda fedailerdi. Ayrıca bir başçavuşun emrinde olan gözü pek 25 asker de Bandırma’nın yolcularındandı.</p>
<p>İkinci gün Sinop’a vardıklarında onlarla birlikte gemide olan ve bu şehre yeni atanan Mutasarrıf Mazhar TEVFİK&#8217;i burada bıraktılar. Paşa, 15 Mayıs’ta İzmir’in işgal edilmesiyle başlayan durumu çok merak ediyordu. Yol boyunca bu konuda hiçbir bilgi alamadığı için endişeliydi. Mazhar TEVFİK’in durumu öğrenip kendisini derhal bilgilendirmesini istedi. Bu sırada Bandırma’yı batırmak için peşlerindeki İngiliz torpidosunun yarattığı kuşku nedeniyle Samsun’a karadan gitmeyi düşündüler ama, mutasarrıftan gelen bilgi üzerine hem yol olmadığından hem de güvenli bulmadıklarından vaz geçtiler.</p>
<p>Nihayet 3 ncü gün sabahında Samsun’daydılar. Bandırma liman önünde demir attı.</p>
<p>Bölgenin en önemli geçim kaynağı olan tütünün gemilere yüklenmesi amacıyla 1840’lı yıllarda Fransızlar tarafından yapılan, kapitülasyonlar sonucu Reji idaresince yeniden düzenlenerek kullanılan Tütün İskelesi önünde Kemal Paşa’nın geleceği önceden duyurulan halk toplanmış, Bandırma’nın bacasından yükselen dumanlara bakarak yolcularını indirmesini bekliyordu. İskelenin başında Rumlar, biraz daha gerisinde daha az sayıda Türkler yer almışlardı. Yüzbaşı Hurst askerlerini topluluğun çevresinde konuşlandırmış, güvenlik önlemleri almıştı. Biraz sonra askerlerinin arkasında Karakalpaklı adamların yer aldığını görünce endişelendi.</p>
<p>İskele ayaklarına bağlanmış 15-20 kadar sandal emin olmak için elleri küreklerin sapında bekliyorlardı. Bandırma’nın direğinde dalgalanan 9 ncu Ordu Komutanlık flamasını ilk fark eden Binbaşı Mahmut Ekrem bağırıyordu. “Mustafa Kemal Paşa, Mustafa Kemal.,” Bekleşen topluluk arasında bir dalgalanma ve sarsılma yaşanırken Mahmut Ekrem sandallara koşuyor, Kenan Reis’in oğlu Havuzlu İsmail’in sandalına atlıyor, bütün sandalcılar İsmail’in peşinde asılıyorlardı küreklere.,</p>
<p>Yüzbaşı Hurst elinde dürbün hem olanları izliyor, hem de denizi tarıyor, acaba İngiliz torpidosu yetişebilecek mi, bu duruma bir son verecek mi diye., Anlaşılan bütün gece uyuyamamış, bu soruya yanıt aramış, beynini delen düşüncelerle oldukça gerilmişti.</p>
<p>Havuzlu İsmail’in sandalından çevik bir hareketle iskeleye atlayan Kemal Paşa vakur ve dik bir duruşla ilerlerken Rumlar alkış ve tezahüratla “YASHA KEĞMAL PASHA, KEĞMAL PASHA ÇOK YASA” diye bağırıyorlardı. Sanıyorlardı ki; yaptıkları propaganda ve söyledikleri yalanların etkisiyle Kemal Paşa Türkleri sindirmeye gelmişti. O, onlara hiç bakmadı. Başını çevirdi, sessiz ve korku içindeki Türklere sevgiyle baktı ve onlara doğru ilerledi.</p>
<p>Karşılamaya gelen bazı askeri ve mülki yetkililerin ellerini sıktıktan sonra Mıntıka oteline yerleşti. Paşa burada hemen karargahını kurarak çalışmaya başladı ve önce annesine sağ salim Samsun’a ulaştığına dair bir telgraf gönderdi. Daha sonra kendisine bağlı dört tümenli Erzurum’daki 15. Kolordu’nun bir ay önce başına geçen Kazım KARABEKİR Paşa ile ve iki tümenli Sivas’taki kolordusuyla irtibata geçti. İzmir’deki gelişmeleri ve Anadolu’da neler olup bittiğini merak ediyor, bir an önce öğrenmek istiyordu. Ankara’da 20 Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ya da bir telgraf çekerek Samsun’a geldiğini, sıkı bir şekilde haberleşmeyi ve İzmir olayları hakkında ayrıntılı bilgiler istediğini belirtti. Ayrıca İstanbul’la da temas kurarak Hükümet ve Genel Kurmay yetkililerine bölgedeki durum hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Sıra şehirdeki pasif ve kararsız yöneticilere gelmişti. Önce Tümen karargahına gitti. Tümen komutanı hakkında zaten yeterli bilgiyi almıştı. Hemen görevine son verdi ve yerine Albay Refet Bele’yi görevlendirdi. Ardından dirayetten yoksun mutasarrıf İbrahim Ethem Beyi de görevden alarak yeni mutasarrıf atanıncaya kadar bu görevin yürütülmesini de Refet Bele’ye verdi.</p>
<p>Akşam saatlerinde balkona çıktı, sigarasını yaktı. Bugünden sonra neler yaşanacağını, ne sorunlarla karşılaşacağını, hangi kararları alacağını düşünmeye başladı.</p>
<p>Aynı saatlerde çok iyi Türkçe bilen Yüzbaşı Hurst, gözlerini Mıntıka oteli ve çevresinden ayıramıyor en hafif bir ses ve hareketlenmeye yorum yapmaya çalışıyordu</p>
<p>Fikret GÖKÇE Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-281602" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6.webp" alt="59e3f10d 2a1b 4e59 8c59 3e9f142aa0b6" width="960" height="540" title="SAMSUN’DA İLK GÜN 8" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6.webp 960w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6-276x155.webp 276w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6-376x212.webp 376w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6-800x450.webp 800w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6-133x75.webp 133w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/05/59e3f10d-2a1b-4e59-8c59-3e9f142aa0b6-366x206.webp 366w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ATATÜRK’ÜN ÇOCUKLARINDAN KAÇIRILAN VE ÇETELEŞEN TÜRK ÇOCUKLARINA.,</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/ataturkun-cocuklarindan-kacirilan-ve-cetelesen-turk-cocuklarina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:14:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çete]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırılma]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=275084</guid>

					<description><![CDATA[24 Nisan 2026 İngiltere Kralı III Charles’in küçük kardeşi Prens Andrew’in ayrıldığı eşi York Düşesi Prenses Sarah FERGUSON’un 2008 yılında SHÇEK Ankara Saray Çocuk Bakım ve Zihinsel Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nde yaptığı gizli çekimler dünya basınına servis edilmiş, bunun sonucu büyük bir skandal patlamıştı. Çocuk cinsel istirmarcısı Jeffrey EPSTEIN ile yakın dost olan Ferguson kızları Beatrice [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>24 Nisan 2026</strong></p>
<p>İngiltere Kralı III Charles’in küçük kardeşi Prens Andrew’in ayrıldığı eşi York Düşesi Prenses Sarah FERGUSON’un 2008 yılında SHÇEK Ankara Saray Çocuk Bakım ve Zihinsel Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nde yaptığı gizli çekimler dünya basınına servis edilmiş, bunun sonucu büyük bir skandal patlamıştı. Çocuk cinsel istirmarcısı Jeffrey EPSTEIN ile yakın dost olan Ferguson kızları Beatrice ve Eugenie’yi bu sapığın malikanesine götürmüş ve yıllarca parasal desteğinden yararlanmıştı.</p>
<p>Pedofili sapık Jeffrey EPSTEIN ile yakın dostluğu ve sapık ilişkileri nedeniyle Prens Andrew’in de 2025 yılında bütün ünvanları geri alınmış, kraliyet ailesinden kovulmuştu.</p>
<p>TC Adalet Bakanlığı 13 Ocak 2012’de çocukların mahremiyetini ihlal ettiği gerekçesiyle prenses için yakalama emri çıkardı. TC aleyhine bir karalama kampanyası yaptığı iddia edilerek 5 Mayıs 2012’de Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın yönelttiği suçlamalarla ilgili davanın ilk duruşmasına başlandı. Bu suçun cezası 12 yıl hapisti. Türkiye ile İngiltere arasında suçluların iade edilmesi anlaşması olduğu halde İngiliz Yargısı bunu kabul etmedi ve dosya kapandı.</p>
<p>Aslında SHÇEK yurt ve bakım merkezlerinde koruma altına alınmış “Devletin Çocukları” dediğimiz çocuklarımızın maruz kaldığı insanlık dışı davranışları Zihinsel Özürlüler Federasyonumuzun yayın organı DÜŞÜNSEL Dergisinde biz de yazıyor, toplantılarda dile getiriyor, düzeltilmesini ve gerekli önlemler alınmasını istiyorduk.</p>
<p>Sadece biz değil Balıkesir Milletvekili Turhan ÇÖMEZ’de yaptığı araştırma ve çalışmalar sonucunda bu çocuklarımızın fuhuşa sürüklendiğini belgelemiş, hatta AKP’li Gürsoy EROL ve CHP’li Özlem ÇERÇİOĞLU haber vermeden gittikleri Saray Rehabilitasyon Merkezi’ndeki ihmal ve kusurları TBMM’de açıklamışlardı.</p>
<p>26-28 Nisan 2005 tarihlerinde toplanan 2. Engelliler Şurası’nda 28 Eyül günü yaptığım konuşmada ise bizzat Devlet Bakanı Nimet ÇUBUKÇU’nun TBMM’de yaptığı açıklamada son 5 yılda SHÇEK yurtlarında çocuklarımıza yönelik cinsel taciz ve tecavüzlerle ilgili 478 davanın devam ettiğini söylediğini hatırlatmıştım.</p>
<p>Bu arada çok çirkin bir olayla bütün ülkemiz sarsıldı. 10 Temmuz 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin manşetten verdiği haberde; TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığım sırada bağlı olduğumuz koalisyon hükümetinin MHP’li devlet bakanı Prof. Dr. Şuayip ÜŞENMEZ’in kendisine danışman ve kurumumuza ajan olarak olarak atadığı Gazi Üniversitesi’nden meslektaşı Prof. Dr. T.K. Maltepe’de bulunan SHÇEK Behice Eren Kız Yurdundan 13-15 yaşındaki 2 kız çocuğunu akşamları yurttan alarak özel ofisine götürüp çirkin davranışlarda bulunduğu ortaya çıkınca bütün yurtta korkunç bir infial yaratmıştı. 30 yılla yargılanan bu kişi 5 yıl 10 ay mahkumiyeti sonrası günahlarıyla vefat etti.</p>
<p>Devletin koruması altındaki çocuklarımıza yönelik bu çirkin davranışlar bu anlattıklarımızla sınırlı kalmadı, çocuklarımız yurtdışına da kaçırıldı. Fatih ALTAYLI’nın “ her ay 1000 – 2000 çocuk kayboluyor, kaçırılıyor, öldürülüyor, yurtdışına götürülüyor, son 8 yılda 100 bin dolayında çocuğumuz kayboldu “ iddiası büyük bir tartışma yarattı ve herkesi dehşete düşürdü. Bu doğru mudur, bu iddia ne derece gerçektir, bunun açıklanması gerekiyor., Devlet, İçişleri, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıkları’yla ve TÜİK’iyle, niçin sessiz ?</p>
<p>Kaybolan çocuklarımız konusunda Antalya’nın ilk sırada olduğu, sonra Diyarbakır, Gaziantep ve İstanbul’un geldiği söyleniyor. Korkutucu bu iddialar aydınlatılmalı, gerçek ortaya çıkarılmalı ve gereken önlemler ivedilikle alınmalıdır.</p>
<p>Özellikle 1999 ve 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra bu konu gazete ve kitaplarda çok anlatıldı. Anımsayacaksınız, ABD Başkanı Clinton 1999 Marmara Depremi sonrası bölgede kucağında bir bebeğin yanağını okşarken çekilen resim çocukları ne kadar çok sevdiğini gösteren bir imaj veriyordu. Oysa cezaevinde iken intihar eden sapık milyarder Epstein’in özel pilotu Nadya MARÇİNKO duruşmalar sırasında 1999 depreminden sonra Türkiye’den çok çocuk kaçırdıklarını itiraf etmişti. (Sabah ve Hürriyet) 2023 depreminden sonra ise İskenderun’a yanaşan ABD gemileriyle bazı depremzede çocukların kaçırıldığı da dile getiriliyordu.</p>
<p>Bu olaylar bunlarla sınırlı kalmadı. Ankara BB Başkanı olmadan önce SHÇEK Genel Müdürü olan İ. Melih GÖKÇEK zamanında yurtlarda koruma altındaki çocuklardan 29’unun kaçırılarak Fransa ve ABD’ye satıldığı söylentileri yayılıyordu. 1989-90 yıllarında yaşandığı iddia edilen bu olay Murat AĞIREL’in PARSEL PARSEL adlı kitabında da yer alıyordu.</p>
<p><strong>BU BİR 23 NİSAN YAZISI OLMADI</strong></p>
<p>İki yıldır geleceğimiz olan çocuklarımızla ilgili sevinç ve mutluluk saçan bir bayram yazısı yazamamanın üzüntüsünü yaşıyorum. Geçen yıl tam 23 Nisan’da Amasra’da 3.2 ve İstanbul’da 6.2 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmişti. 10 Mayıs’ta başlayacak Engelliler Haftası içinde Kamuda Çalışan Engelliler Derneğiyle DEPREM VE ENGELLİLER PANELİ yapacaktık. Projesini hazırladığım bu panelde deprem zararlarını en aza indirmek amacıyla eğitime önem verilmesi ve özellikle bu eğitimin çocuklarımızla başlatılması düşüncesi ağırlıktaydı. Bu yüzden 23 Nisan’la ilgili yazım deprem ve çocuklarımızı konu alıyordu.</p>
<p>Bu yılda böyle oldu. 23 Nisan’ın coşku ve sevincini nasıl paylaşacaktım çocuklarımızla ? Kaçırılan, satılan, uyuşturucuya, silaha, fuhuşa alıştırılan, çeteleştirilen çocuklarımızın yarattığı travma ortadayken nasıl kutlayacaktım ? Çocukluğumuzda bayram sevinçleriyle dolu dolu yaşadığımız 23 Nisan’ı, “Kutlu Doğum Haftalarıyla” unutturulmaya çalışılan şölenleri, iptal edilen törenleri anımsarken, pedagojiden bihaber mollalarla okullarımız doldurulurken, aç gittikleri, temizlik yapılamayan, güvenliği sağlanamayan okullarımızda çocuklarımızın bayramını nasıl kutlayacaktım ?</p>
<p>Oysa, çocuklarına önem veren ilk ülke olmakla övünürdük biz., Büyük Önderimiz ATATÜRK sağlamıştı bunu., Yurdu işgalden kurtarmak amacıyla mücadele ettiği, boynunda padişahın idam fermanını taşıdığı günlerde 30 Haziran 1921’de bugünün SHÇEK’i olan “Himaye-i Etfal Cemiyeti”ni kurarak bu konuya engin bir duyarlılık örneği sergilemişti,</p>
<p>Bu duyarlılıkla Kurtuluştan sonra Sabiha, Ülkü, Afet, Nebile, Rukiye, Zehra, Abdürrahim ve Mustafa’yı evlat edinmiş, onları sahiplenmişti. (Tarihçi Yazar, E. Albay Ahmet GÜLER)</p>
<p><strong>OSMANLI’NIN ALMANYA’YA GÖNDERDİĞİ KAYBOLAN YETİM ÇOCUKLARIMIZ</strong></p>
<p>Çünkü biliyordu çocukların korunmaları gerektiğini., Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarından sonra yetim kalan çocukların yaşadıklarına tanık olmuş ve bunun acısını çekmişti. 1917 Haziranında 14-16 yaşlarındaki 314 yetim çocuğun Almanya’ya nasıl gönderildiğini biliyordu.</p>
<p>Osmanlı Maarif Nazırı Ahmet Şükrü’nün teklifiyle 25 Kasım 1914’te barınma, bakım ve beslenmeleri amacıyla yetimler yurdu (DAR-ÜL EYTAM) kurulmuştu. Savaşlar nedeniyle sayıları çok artan bu çocuklara Osmanlı bakamaz olmuş, güya meslek edinecekleri gerekçesiyle yapılan bir anlaşmayla Almanya’ya gönderilmişti. Berlin İstasyonunda Alman çocukların şaşkın bakışları önünde trenden inen ve daha sonraki kafilelerle sayıları binleri aşan bu yetim çocuklarımız madenlerde, tarım alanlarında son derece kötü koşullarda çalıştırılmış ve akıbetleri bilinememişti.</p>
<p>Bayram yazısı yazmamıştım ama dün yine Anıtkabir’deydim. Yurdumuzun her yerinden gelen çocuklarımızı getiren araçlar yollara sığmamış, çevre yol ve bulvarlara park etmişti. Yüz binlerce ATATÜRK ÇOCUĞU ATASININ HUZURUNA ÇIKIYOR, BAŞKENT ANKARA YAĞAN YAĞMURLA ADETA AĞLIYORDU…</p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ÇİLLER’İN KAPATMA KARARI THORNBURG’UN RAPORUNUN TIPKISININ AYNISIYDI (!)</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/cillerin-kapatma-karari-thornburgun-raporunun-tipkisinin-aynisiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:23:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Kardemir]]></category>
		<category><![CDATA[5 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[anap]]></category>
		<category><![CDATA[dyp]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs gazisi]]></category>
		<category><![CDATA[tso]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=272050</guid>

					<description><![CDATA[(Bu hem bir 3 Nisan Kutlama hem de 5 Nisan Kapatma yazısıdır) 02 Nisan 2026 Almanya’nın “çılgın” Hitler liderliğinde Polonya, Hollanda ve Fransa’yı işgal ettiği günlerden kısa bir süre önce ülkemizin ilk yüksek fırını “Fatma” Karabük’te ilk doğumunu yapıyordu. Dünyanın diken üstünde bulunduğu bu süreçten önce Atatürk Türkiyesi büyük önderimizin açtığı yolda devrimlerin öngördüğü atılımları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>(Bu hem bir 3 Nisan Kutlama hem de 5 Nisan Kapatma yazısıdır) 02 Nisan 2026</strong></p>
<p>Almanya’nın “çılgın” Hitler liderliğinde Polonya, Hollanda ve Fransa’yı işgal ettiği günlerden kısa bir süre önce ülkemizin ilk yüksek fırını “Fatma” Karabük’te ilk doğumunu yapıyordu. Dünyanın diken üstünde bulunduğu bu süreçten önce Atatürk Türkiyesi büyük önderimizin açtığı yolda devrimlerin öngördüğü atılımları yapmış, kapitülasyonları kaldırmış, Montrö Boğazlar Sözleşmesini kabul ettirmiş, demiryollarını, tekeli emperyalistlerden geri almış, dokuma, şeker, kağıt, uçak fabrikalarını kurmuş, başta kömür olmak üzere madenlerimizi devletleştirmiş ve sanayileşmeye yönelmiş, dünya devletlerinin birbirini boğazladığı, İkinci Dünya Savaşı günlerinde hayal edilmesi zor, rüyada bile görülmesi güç demir ve çelik üretimini gerçekleştirmeye başlamıştı. 70 milyon dolayında insanın öldüğü bu büyük paylaşım savaşı sırasında Türkiye tarafsızlığını korumuş, her türlü önlemini alarak bir yurttaşının burnunu bile kanatmadan varlığını ve bağımsızlığını devam ettirmişti.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı’nın enkaza dönüştürdüğü ülkelerde yeniden ayağa kalkmak için yoğun çalışmalar başlarken savaşa girmeyen ama etkilenen ülkemizde Cumhuriyetin ilanıyla başlayan kalkınma girişimleri sürdürülüyor, fabrikalarımızın ürettiği ürünler dünya genelinde rekabet ortamı yaratıyordu. Tabii ki ; bu durumdan, özellikle havacılık alanındaki gelişmelerimizden en çok ABD rahatsız oluyor, Türkiye’yi ABD sermayesi için sadece bir pazar olarak görüyordu.</p>
<p>Yukarıda söz ettiğimiz havacılık alanında 1926-1950 yılları arasında önemli gelişmeler yaşanıyordu. Kayseri, Etimesgut ve Eskişehir’de kurulan fabrikalarımız ile Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ’ın ürettiği çok sayıda uçak, planör ve motorlarla bu alanda rekabete girmiştik.</p>
<p><strong>FATMA’DA PATLAMA ABD’Yİ SEVİNDİRMİŞTİ.,</strong><br />
Bu uçak ve fabrikaların ihtiyacı olan çelik ve saclar Karabük’te üretilmeye başlanmıştı. 3 Kasım 1944’te yüksek fırın gaz borularında kaynak işlemi yapılırken bir patlama olmuş ve üretim durmuştu. Bu duruma sevinen ABD’nin Ankara’daki Büyükelçisi Laurence A. Steinhardt hemen Washington’a çektiği telgrafla “ Yüksek Fırında meydana gelen patlama nedeniyle üretimin durduğunu bildirmekten onur duyuyorum “ müjdesini (!) iletmişti.</p>
<p>Bu sırada Truman Doktrini ile savaştan etkilenen ülkelere yardım amacıyla uygulanmaya başlanan Marshall Planı çerçevesinde hükümetimiz 1947 yılında makine ve teçhizat için ABD’den 615 milyon dolar tutarında bir yardım talebinde bulunmuştu. Ayrıca 110 lokomotif üretecek bir fabrika için de ABD’den 24 milyon dolar kredi istenmişti.</p>
<p>ABD bunu bir fırsat olarak gördü ve Yirminci Yüzyıl Vakfı aracılığıyla araştırma yapması ve bir rapor hazırlaması için Bahreyn’de petrol arama çalışmaları yapmakta olan Max Weston Thornburg’u Ankara’ya gönderdi. Yahudi asıllı milyarder Rockefeller’in Standart Oil petrol şirketinin yöneticilerinden biri olan ve beraberinde Graham Spry ve George Soule ile ülkemize gelen Thornburg, iki ayda bitirdiği çalışmasından sonra 1949 yılında TURKEY: AN ECONOMIC APPRAİSAL” başlıklı 356 sayfalık raporunu hükümete sundu. Bu raporda :</p>
<p>“ Liberal ekonomiye geçilmeli. Hızlı ve planlı sanayileşme anlayışından vaz geçilmelidir. Türkiye’nin ağır sanayi kurması gerekli değildir.<br />
Karabük Demir-Çelik Fabrikaları derhal tasfiye edilmelidir.<br />
Uçak, makine, kimya, motor projeleri iptal edilmelidir. Sanayi bırakılmalı, sadece basit tarım alet ve gereçleri üretilmeli, tarımsal kalkınmaya yönelinmelidir.<br />
Demiryolları yerine karayolları yapılmalıdır deniliyor ayrıca, ihtiyacınız olan traktörleri biz vereceğiz “ ifadesi yer alıyordu.</p>
<p>ABD ülkemizin kalkınma ve sanayileşme çabalarını önlemek için bu raporla yetinmedi. DORR ve BARKER gibi başka raporlar da gündeme getirdi. Dorr isimli Amerikalı bir uzmanın hazırladığı 1800 sayfalık rapor Atatürk’e sunuldu. Atamızın beğenmeyerek çöpe attığı bu raporun sahibi DP iktidarı sırasında tekrar ülkemize davet edildi ve önerileri alındı. Barker raporunda ise Dünya Bankası’nın ekonomik reçete ve tavsiyeleri dikte ediliyordu.</p>
<p><strong>ÇİLLER THURNBURG’UN YAPAMADIĞINI YAPMAYA KALKTI…</strong><br />
50. Koalisyon Hükümetinin Başbakanı Tansu ÇİLLER 5 Nisan 1994 tarihinde yayınlanan kararname ile Karabük Demir-Çelik Fabrikalarının kapatılacağını ilan etmişti.<br />
Aslında o günlerde bir takım radikal kararların alınması bekleniyordu. Ekonomide yaşanan sorunlar, enflasyon baskısı ve döviz sıkıntısı bazı önlemlerin alınmasını zorunlu kılıyordu.</p>
<p>O dönemde Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Teşkilat Sekreteriydim ve iki gün önce Ankara’daki toplantı sonrası Karabük’e dönmüştüm. Sonradan Başbakanlık Müşavirliği de yapan Genel Başkanımız Rahmetli A. Faruk ÖZTİMUR Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Tansu ÇİLLER tarafından çok seviliyor ve gerektiğinde onlarla görüşebiliyordu. 1 Nisan sabahı telefon etti. “ – Ağabey, önemli gelişmeler var, hükümet 5 Nisan günü bazı kararlar açıklayacak, bunlar arasında sizin fabrikanın kapatılması kararı da var “ dedi.</p>
<p>Aldığım bu bilgiyi paylaşmam gerekiyordu. Çelik-İş Sendikası’nı aradım. Eğitim Sekreteri rahmetli Niyazi ÜNAL’ın eşiyle eşim teyze çocuklarıydı. Paylaştığım bu bilgiye göre bir şeyler yapmak gerektiğini ve mümkünse görüşmek üzere fabrikaya gelmesini rica ettim. Az sonra Şube Sekreteri Ruhi AYHAN’la birlikte geldiler ve müessese müdürlüğü santralında buluştuk. Haberleşme işlerinin sorumlusu Elektrik Mühendisi arkadaşımız Nurettin ALBAYRAK’ın iznini alarak Ankara’yı aradık bu bilgiyi teyid ettirdik. Karabük’ün ölümü demek olan bu karara karşı harekete geçilmeli ve kamuoyu bilgilendirilmeliydi.<br />
Demek Amerikalıların yıllar önce başaramadıkları kapatmayı bizim başbakanımız gerçekleştirecekti.</p>
<p>Birbirimizden ayrılmadan önce vakit geçirmeden bu bilginin ilgililere iletilmesini ve akşam 17.30’ da bir toplantı düzenlenmesinin yararlı olacağını kararlaştırdık. Uygun bir yer olarak düşündüğümüz Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Kamil GÜLEÇ’i arayarak olurunu aldık. Bu arada siyasi partiler, sendikalar, basın ve diğer kuruluşları da arayarak toplantıya katılmalarını istedik.</p>
<p>Akşam üzerine doğru salon ilan edilen saatten önce dolmuştu. İlk konuşma ve açıklamayı sendikacılar yaptı. Sonra Müessese Müdür Yardımcısı Ersin ÖZTÜRK yaşanan gelişmeleri de tarihsel süreç içinde açıklayıp mevcut durum konusunda bilgi verdi. Toplantıya katılanlar büyük bir tepki içindeydi ve herkes konuşmak, duygularını ifade etmek istiyordu.<br />
Haber hemen yayılmış, iki gün sonra 3 Nisan’da 57. Kuruluş Yılını kutlayacak olan Karabük’te bu haber bomba etkisi yaratmıştı. Gazeteciler, Tuncer ERSÖZLÜ, Ahmet GÖLBEK, TSO Başkanı Kamil GÜLEÇ, Çelik-İş Şube Başkanı Taner CANYURT, DYP adına Celal KAÇMAZ, ANAP adına Kenan KARABACAK ve diğerleri konuşmalarını not alabildiğim kişilerdi. Ortak tavır; bu karara karşı şehir olarak büyük bir tepki gösterilmeli şeklinde belirlendi. Çeşitli düşünceler üretildi. İki gün sonra, yani 3 Nisan’da aynı zamanda Beşiktaş’la maçımız vardı. Bütün spor camiasının ve medyasının odaklanacağı bu maç sırasında çekim yapan TV’lar aracılığıyla bütün ülkeye tepkimiz gösterilmeli ve “ Ey Türkiye Yıllardır Benden Aldığını Geri Ver “ gibi sloganlar üretilmeliydi. Çeşitli konuşma ve tartışmalardan sonra çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşan bir Teknik ve İdari Kurul oluşturulmasına karar verildi. Bu arada Ahmet GÖLBEK ile birlikte planladığımız ve tarafımdan kaleme alınan Basın Bildirisi katılımcılar tarafından onaylandı ve başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere ilgili her yere TSO faksından gönderdik</p>
<p>Daha sonraki süreçte tüm Karabüklülerin sahip oldukları birlik ve beraberlik ile ortaya koydukları direnç ve mücadele, ülkemiz ekonomisinin belkemiği ve çoğumuzun ekmek kapısı olan fabrikalarımızın hak etmediği kapatılma kararına karşı büyük bir zaferle, KARDEMİR’in doğuşuyla sonuçlandı.</p>
<p>Türkiye Demir-Çelik İşletmelerinin kuruluşunun 89 ncu yılı nedeniyle (E) bir çelik emekçisi olarak bu büyük tesisi kuranlarla bugünlere taşıyanları saygıyla anıyor, tüm Karabüklüleri ve KARDEMİR’i kutluyorum.</p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE</strong><br />
<strong>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI AYNI ZAMANDA TOPÇULARIN SAVAŞIYDI</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/canakkale-deniz-savasi-ayni-zamanda-topcularin-savasiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:17:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs gazisi]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=270091</guid>

					<description><![CDATA[18 Mart 2026 Bugün Çanakkale Deniz Zaferimizin 111&#8217;nci yılını kutluyoruz. Bugün, 18 Mart 1915 sabahı dünyanın en büyük donanması boğaza girmeye başlamış ve saat 11.00 sıralarında mevzilerimizi ateş altına almıştı. Önde Suffren, Bouvet, Charlemegne ve Gaulois adlı Fransız gemileri büyük çaplı toplarıyla yoğun ateşlerini sürdürerek ilerliyorlardı. Saat 12.30’da Gaulois yara alınca çekilmek zorunda kaldı. Inflexible [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>18 Mart 2026</strong></p>
<p><strong>Bugün Çanakkale Deniz Zaferimizin 111&#8217;nci yılını kutluyoruz.</strong></p>
<p>Bugün, 18 Mart 1915 sabahı dünyanın en büyük donanması boğaza girmeye başlamış ve saat 11.00 sıralarında mevzilerimizi ateş altına almıştı. Önde Suffren, Bouvet, Charlemegne ve Gaulois adlı Fransız gemileri büyük çaplı toplarıyla yoğun ateşlerini sürdürerek ilerliyorlardı.</p>
<p>Saat 12.30’da Gaulois yara alınca çekilmek zorunda kaldı. Inflexible ve Agememnon’da topçumuzun isabetli atışlarıyla büyük yaralar alınca yerlerini Vengeance, Ocean, Albion, Irreristible, Triumph ve Majestic adlı İngiliz gemilerine bırakarak çekilmek zorunda kaldılar. Saatler 13.55’i gösterirken şiddetli bir patlamanın ardından, önce havaya yükselen bir su kümbeti ve duman sütunu görüldü. Bir dakika içinde manevra yapmak için Erenköy Koyu’na giren ve Nusrat’ın döktüğü mayınlara çarpan Fransız zırhlısı Bouvet, sancak tarafına yatarak sulara gömüldü. Patlamalar birbirini izliyordu. Saat 15.15’te Irresistible mayına çarptı ve onu yedeğe alarak kurtarmaya çalışan Ocean’da mayına çarpınca, bu iki zırhlı bir anda gözden kayboldu. Bu arada Inflexible’da mayına çarparak ikinci bir yara aldı. Kilitbahir, Aktepe, Dardanos ve Mesudiye tabyaları ile Hamidiye istihkamlarından yapılan yoğun ateşle şaşkına dönen düşman donanması büyük yaralar aldı. Donanma komutanı Amiral de Robeck durumun vahametini anlayınca saat 17.00’den itibaren geri çekilme emri verdi. Deniz ve karada 6 saat devam eden bu savaş sonunda düşmanın 800 askeri ölmüş, bizim 79 Mehmetçiğimiz şehit olmuştu. Müttefikimiz Almanların da 18 kaybı vardı.</p>
<p>6 saat süren bu büyük savaşın ayrıntılarını daha önce birkaç kez yazmış, hatta bu konuda bir küçük kitapçık da hazırlamıştım. Şimdi öyle yapmayacağım, 18 Mart’a gelinceye kadar düşmanın yaptığı hazırlıklar, savunmamızın güç ve yeteneklerini test etmek amacıyla yaptığı saldırı denemeleri, bizim hazırlıklarımız bu makalenin konusu olacak. Zira, Çanakkale’deki bu kavganın 18 Mart’ta başladığını sananlara bunun öncesini de anlatmak gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Aşağıda yer alan bilgileri paylaşırken, ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞLARI adlı kitaptan yararlandığımı belirtmek isterim. Bu kitap, çocukluğunu Filyos ve Karabük’te yaşayan, değerli dostum, FETÖ’nün kumpas mağduru emekli Tümamiral Ali Deniz KUTLUK’un Çanakkale Boğaz Komutanlığı döneminde ekibiyle birlikte hazırladığı, 2004 yılında basımı yapılan, tarihi gerçekleri açıklayan önemli bir tarih belgesidir. Dayısı, Türkiye Muharip Gaziler Derneği’nde birlikte görev yaptığım Kore Gazisi merhum Ali Cengiz TÜRKOĞUL’un tanıştırdığı KUTLUK Amiralimi bu çalışması nedeniyle kutluyor ve teşekkür ediyorum.</p>
<p><strong>18 MART 1915’İN ÖNCESİ</strong><br />
11 Ağustos 1914’ten itibaren Çanakkale Boğazı önünde toplanmaya başlayan İngiliz ve Fransız donanması 3 aylık bir hazırlıktan sonra 3 Kasım’da Yavuz Zırhlımızın Ege’ye çıkmasını önlemek amacıyla Boğaz girişindeki Kumkale ve Seddülbahir tabyalarına 17 dakika süren bir topçu ateşiyle saldırmış, bu saldırıya topçularımız karşılık vermiş fakat Seddülbahir’de bir cephaneliğin isabet almasıyla 5 subayımız ve 80 erimiz şehit olmuştu.</p>
<p>Balkan Savaşı’ndan sonra askeri, politik ve ekonomik yönden iyice zayıflayan Osmanlı’nın topraklarına göz diken İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği’nin amaçları biliniyor, müttefik güçler olarak örgütlenen bu ülkelerin saldıracakları tahmin ediliyordu.</p>
<p>Çok kritik ve stratejik bir öneme sahip olan Çanakkale Boğazı’nın savunması için çok önceden yapılmış kale ve tabyalar mevcuttu. Bunlar;<br />
Anadolu tarafında : Hamidiye, Mesudiye ve Mecidiye,<br />
Rumeli tarafında : R. Hamidiye, R. Mecidiye ve Namazgah,<br />
Boğaz girişinde : Ertuğrul ve Orhaniye tabyaları olarak kurulmuştu. Eski teknikle yapılan bu tabyaların güçlendirilmesi amacıyla 1882 yılında Alman Generali Otto Kachler başkanlığındaki bir heyet tarafından gerekli çalışmalar yapılmış, tabyalardaki küçük çaplı toplar büyük çaplılarla takviye edilmiş ve hatta Almanya’dan Krupp, Schneider, Armstrong ve Cruose topları getirilmişti.</p>
<p>Boğazın savunması Giriş Grubu ve Merkez Grubu olmak üzere planlanmıştı. 30 Ağustos 1914’te çeşitli görevleri olan emrindeki 160 personelle Çanakkale’ye gelen Alman Generali Merter, tabyaların tahkimi ile Mehmetçiklerimizin eğitimini başlatmıştı. Bu planlamaya göre mevcut tabyalara ilave olarak Kumkale, Değirmen Burnu, Çimenlik, Nara Bataryaları da bölgede konuşlandırılmıştı.</p>
<p>19 Şubat 1915’te Boğaz’a ikinci saldırı yapıldı. İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan 12 parçalık filonun saldırısı 7.5 saat sürdü ve gemilerden 1000’den fazla top mermisi atıldı. Bu saldırı sırasında tabyalarımız önemli bir zarar görmedi ama, 4 şehidimiz ve 11 yaralımız vardı.</p>
<p>25 Şubat’ta yapılan ve 09.45’te başlayan üçüncü saldırıya 8 İngiliz, 4 Fransız savaş gemisi katıldı. Bu gemilerin arasında yer alan İngilizlerin ünlü gemisi Queen Elizabeth Seddülbahir Tabyamıza top ateşiyle taarruz ediyordu. Ertuğrul Bataryamızın karşı ateşiyle 7 isabet alan Agamemnon gemisinde 8 personel öldü. Saldırı sırasında 74 mermi atabilen Ertuğrul ile Orhaniye Bataryaları tahrip olmuştu. Saat 16.00’da Karanlık Limana giren Majestik, Halileli sırtlarındaki topçularımızın ateşiyle iki yara alarak oradan uzaklaşırken iki isabet daha alınca gemi su almaya başladı ve Amiral De Robeck’in emriyle geri çekildi.</p>
<p>Bu arada Seddülbahir ve Kumkale’nin sustuğunu gören De Robeck bu iki tabyamızdan boşalan bölgelere birer müfreze çıkarttı. Daha sonra 45 kişilik takviye ile güçlendirilen bu müfrezeler şiddetli ateş karşısında tutunamadılar ve gemilerine geri alındılar.</p>
<p>26 Şubat 1915 ‘ten sonra düşman donanması hemen her gün başladıkları saldırıları geceleri de sürdürüyor, bu durum Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’yı gelişen duruma göre yeni önlemler almaya zorluyordu.</p>
<p>Cevat Paşa’dan 6 Mart 1915’de Erenköy koyunun mayınlanması görevini alan Yüzbaşı Nazmi, yakın arkadaşı olan gemi komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’ya durumu bildirdi. Nusrat mayın gemisinin kazanı ateşlendi, bir süre beklenerek bacadan duman ve kıvılcım çıkma ihtimali giderildikten sonra, Yüzbaşı Hakkı’nın “BAŞÜSTÜ BİSMİLLAH VİRA” komutuyla demir aldı.</p>
<p>O gece Nusrat, 26 mayını Erenköy Koyu&#8217;ndaki karanlık limana kıyıya paralel olarak bıraktı. Çünkü, boğaza girecek olan İngiliz ve Fransız zırhlıları topçumuzun isabetli atışlarından korunmak için manevra yapma gereği duyacaklar ve muhtemelen bunun için en uygun yer olan bu bölgeyi tercih edeceklerdi.</p>
<p>2 Mart günü iki saldırı birden yapıldı. Birinci saldırı mayınlanmış bölgeye ikincisi ise Bolayır mevzilerine yönelikti. 14.00 sıralarında başlayan bu saldırılar da başarısızlıkla sonuçlandı ve 18.10’da sona erdi. Bu saldırılar sonucunda bir erimiz şehit oldu biri de yaralandı.<br />
Düşman 4 Mart günü yeniden çıkarma girişiminde bulundu. Gemilerden yapılan topçu ateşi desteğinde saat 10.00’da karaya çıkarılan iki deniz piyade bölüğü desteğinde bir tahrip müfrezesi şiddetli ateş karşısında fazla ilerleyemediler, 20 ölü, 25 yaralı, 3 kayıp verdikten sonra geri çekildiler. Bu çatışmalar sırasında birliklerimiz 292 top, 30 bin 870 piyade mermisi kullanmıştı.</p>
<p>5 Mart’ta düşman gemileri yine Boğaz’daydı. 12.15’te Queen Elizabeth liderliğindeki gemiler Mecidiye ve Kumtepe Tabyalarına ateşe başladılar. 15.45’te atışlarını Namazgah Tabyasına kaydıran gemiler 18.00’de Boğaz’ı terk etti. 6 Mart’ta tekrar gelen düşman gemileri kıyılarda gizlenmiş olan seyyar topların etkili atışlarına karşı çok sayıda mermi harcamalarına karşın başarılı olamamışlar sadece Rumeli Mecidiye Tabyasının koğuşu yıkılmış, yine geri dönmüşlerdi. Bu çatışmada tabyalarımızdan 347 top mermisi, 279 piyade mermisi atılmıştı.</p>
<p>7 Mart’ta benzeri bir saldırıya maruz kalan tabyalarımız 714 top mermisi kullanmış 4 şehit, 12 yaralı vermişti. 8 Mart’taki çatışmalarda 202 top mermisi kullanılmış, personel kaybı ve önemli bir hasar oluşmamıştı.</p>
<p>Denizde başarılı olamayan düşmanın 25 Nisan’da başlattığı çıkarma ve kara savaşlarının yıldönümlerinde 4 kez ziyaret ettiğim kanla sulanmış, canlarımızla yoğrulmuş bu topraklara hep yüreğim acıyarak, bedenim titreyerek bastım. Gerek Boğaz’da, gerekse de Ocak 1916’ya kadar süren kara savaşlarında vatan savunması, milletin namusu için korkmadan ölüme koşan kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.</p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-18-at-11.14.49.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-270092" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-18-at-11.14.49.webp" alt="WhatsApp Image 2026 03 18 at 11.14.49" width="836" height="625" title="ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI AYNI ZAMANDA TOPÇULARIN SAVAŞIYDI 10" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-18-at-11.14.49.webp 1443w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-18-at-11.14.49-150x112.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 836px) 100vw, 836px" /></a></p>
<p>* Kopan ayağı postalı içinde kalan bir Türk askerine ait olan bu görsel tarafımdan çekildi.</p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>TÜVTÜRK&#8217;TEN SONRA YENİ BİR RANT KAPISI, APP PLAKALAR.,</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/269480-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:31:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=269480</guid>

					<description><![CDATA[13 Mart 2026 2025 Aralık verilerine göre ülkemizde 33 milyon 612 bin 650 motorlu taşıt bulunuyor. Sadece 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 taşıtın trafiğe kaydı yapılmış. Son günlerde yaşanan araç plakalarıyla ilgili gelişmeler üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü bir basın açıklaması yaptı. Bu açıklamada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 23&#8217;üncü maddesine göre, 2016 yılından [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>13 Mart 2026</strong></p>
<p>2025 Aralık verilerine göre ülkemizde 33 milyon 612 bin 650 motorlu taşıt bulunuyor. Sadece 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 taşıtın trafiğe kaydı yapılmış.</p>
<p>Son günlerde yaşanan araç plakalarıyla ilgili gelişmeler üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü bir basın açıklaması yaptı. Bu açıklamada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 23&#8217;üncü maddesine göre, 2016 yılından beri araçlarında uygun plaka bulundurmayan sürücülere 4000 TL idari para cezası uygulandığı belirtilmekte, yeni başlayan uygulama ile yetkili kuruluş tarafından basılmamış olan APP plakalar için 140 bin TL idari para cezası uygulanmakta, sürücü belgeleri 30 gün süreyle geri alınmakta, araç 30 gün trafikten men edilmektedir denilmektedir Ayrıca bu kişiler hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası uygulanabileceği yazılmaktadır.</p>
<p>Açıklamada adı yazılmayan yetkili kuruluş Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonudur.</p>
<p>Şimdi biraz geriye gidelim. Kurucularından olduğum ve 1986 yılında faaliyete başlayan Türkiye Sakatlar Konfederasyonu yönetim kurullarında 2004 yılına kadar görev yaptım. Konfederasyonumuz büyük can, mal ve milli servet kaybına yol açan özellikle trafik kazaları sonucunda engelli olan yurttaşlarımızın sorunlarına çözüm bulmak, tedavi, rehabilitasyon ve yeni yaşamlarına alışabilmelerini sağlamak konusunda yoğun çalışmalar yapıyordu. Düzenlediğimiz toplantılar, yayınlarımız ve eylemlerle yetkililere ulaşmaya çalışıyor, soruna çareler arıyorduk. Yayın organımız BÜLTEN Dergisi ile eski başkanlarımızdan rahmetli A. Faruk ÖZTİMUR&#8217;un çıkardığı YAŞAMA SEVİNCİ Dergisi&#8217;nde bu konuya sıklıkla değiniyor, sorunu dile getiriyorduk. Temsil ettiği kişi sayısı bakımından ülkemizin en büyük STK&#8217;larından biri olan Konfederasyonumuz devlet bütçesinden pay alamıyor, bu çalışmalarını gönüllü katkılarla yürütüyordu.</p>
<p><strong>TRAFİK CANAVARI (!)</strong><br />
&#8220;Trafik Canavarını Kim Besliyor&#8221; başlıklı 1, 2 ve 3 sayılı yazılarım Eylül 1995&#8217;te BÜLTEN&#8217;in 3 ncü, Ekim 1995&#8217;te YAŞAMA SEVİNCİ dergisinin 66 ncı ve Ekim 1998&#8217;de yayınlanan 102 nci sayılarında yer almıştı. O yıllarda trafik kazaları çok can yakıyor, alınan önlemler yeterli olmuyordu. Örneğin 1976 yılında meydana gelen 350 bin trafik kazasında 5347 vatandaşımız yaşamını yitirmiş, 111 bin vatandaşımız ise yaralanmış ve sakat kalmıştı. Yetkililerin açıklamalarına göre bu kazalar yüzde 95 oranında sürücü hatalarından kaynaklanıyordu.</p>
<p>Yukarıda değindiğimiz gibi yüzde 95 oranında kazalara neden olan sürücülerin de bir örgütü vardı ve Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu adıyla bilinen bu örgüt devletin sağladığı olanaklarla büyük bir maddi güce sahipti.</p>
<p>O yıllarda resmi verilere göre ülkemizde 7 milyon 109 bin araç olduğu belirtiliyordu. Bu araçların satış, devir ve ruhsat işlemleri ile plaka basımı önceden devlet tarafından 5 bin lirayı geçmeyen bir bedelle yapılırken örgütün ve bazı siyasilerin girişimleriyle bu uygulama Şoförler Federasyonu&#8217;da devredilmişti. Bu uygulama ile emniyet ve trafik birimlerinin yanında türeyen küçük bürolarda yarım dosya kağıtlarında 3 adet tesbit belgesi, 1 adet tescil belgesi, 1 adet trafik belgesi ve yarım kapaklı basit bir dosya için şoför derneklerine 4.5 milyon lira ödenmeye başlanmıştı. Bu rant ile kasası dolan Federasyon imparatorluğa dönüşmüş, başkanı Derviş GÜNDAY&#8217;da 23 ncü dönem milletvekili olarak TBMM&#8217;ye girmişti.</p>
<p><strong>&#8220;MAŞALLAH KARUN HAZİNESİ GİBİLER&#8221;</strong><br />
Ben o zaman Konfederasyonun Teşkilatlanma Sekreteriydim. Yazdığım yazılarda sadece 3 yıl içinde bu rantın 15 trilyon liraya ulaştığını, sürücülerin mağdur olduğunu, önceden olduğu gibi daha ucuza yapılacak bu hizmetin devletin ilgili birimlerince yapılmasını, devletin kazanmasını savunuyordum. Yazı ve yayınlarımızı okuyarak konuya ilgi duyan Yalçın BAYER benimle bir röportaj yaptı ve sorunu ekte gördüğünüz gibi, 21 Ocak 1999&#8217;da Hürriyet Gazetesi&#8217;ndeki &#8220;Yeter Söz Milletindir&#8221; köşesinde &#8220;Maşallah Karun hazinesi gibiler&#8221; başlığıyla dile getirdi.</p>
<p><strong>İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN OLAYA EL KOYDU</strong><br />
Büyük bir yurtsever ve son derece başarılı bir devlet adamı olan Sayın TANTAN bu haksız kazanca ve sürücülerin sömürülmesine seyirci kalmayarak olaya müdahale etti ve 2 Ağustos 1999&#8217;da yayınladığı genelgeyle 5 yıldır sürdürülen bu uygulamaya son verdi.</p>
<p>Böylece Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre yılda 700 bin aracın trafiğe çıkması, 700 bin kadar aracın da el değiştirmesi nedeniyle elde edilen 13 trilyon liralık haksız kazancın devletin maliyesine girmesini sağladı.</p>
<p><strong>ŞİMDİ APP PLAKA İLE YENİ BİR KIYAK</strong><br />
Yukarıda söz ettiğimiz geçmişten ders almayarak başlayan bu uygulama yeni bir rant kapısı, yeni bir kıyak değil mi ? Bu plaka olayı bugün mü başladı, niçin bugüne kadar göz yumdunuz diye sorma hakkı yok mu araç sahiplerinin ? Trafik kazaları yüzde 95 oranında sürücü kusurlarından kaynaklanıyor derken, onların örgütlerine böyle kazanç sağlanırken, kazaların mağduru engellilerin örgütüne neden bütçeden pay ayrılmıyor, ya da böyle bir kaynak yaratılmıyor ? Otoyol ve köprü ücretlerinden, şans oyunlarından vb. gelirlerden belli bir yüzde ayrılamaz mı ?</p>
<p>ŞOFÖRLERİN ÖRGÜTÜ ÖZ DE, TRAFİK KAZALARININ YARATTIĞI ENGELLİLERİN ÖRGÜTÜ TSK ÜYEY EVLAT MI ?</p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE </strong><br />
<strong>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</strong></p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/5b9719dd-db49-4d28-9e8b-59ba14eb7d7a-1.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-269482" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/5b9719dd-db49-4d28-9e8b-59ba14eb7d7a-1.webp" alt="5b9719dd db49 4d28 9e8b 59ba14eb7d7a 1" width="465" height="1080" title="TÜVTÜRK&#039;TEN SONRA YENİ BİR RANT KAPISI, APP PLAKALAR., 13" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/5b9719dd-db49-4d28-9e8b-59ba14eb7d7a-1.webp 465w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/5b9719dd-db49-4d28-9e8b-59ba14eb7d7a-1-65x150.webp 65w" sizes="auto, (max-width: 465px) 100vw, 465px" /></a> <a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/c15cb701-5400-4d2c-9b27-a08bca3d4263.webp"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-269483" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/c15cb701-5400-4d2c-9b27-a08bca3d4263.webp" alt="c15cb701 5400 4d2c 9b27 a08bca3d4263" width="1276" height="1080" title="TÜVTÜRK&#039;TEN SONRA YENİ BİR RANT KAPISI, APP PLAKALAR., 14" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/c15cb701-5400-4d2c-9b27-a08bca3d4263.webp 1276w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/c15cb701-5400-4d2c-9b27-a08bca3d4263-150x127.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1276px) 100vw, 1276px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE ÇERNOBİL&#8217;İ VE FUKUSHİMA&#8217;YI YAŞAMASIN</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/turkiye-cernobili-ve-fukushimayi-yasamasin/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/yazilar/turkiye-cernobili-ve-fukushimayi-yasamasin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:10:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=267657</guid>

					<description><![CDATA[25 Şubat 2026 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan BAYRAKTAR’ı bakan yardımcısı iken 4 Aralık 2019’da 7 il derneklerinden oluşan Batı Karadeniz Birliği olarak ziyaret etmiştik. Görüşmemiz uzamıştı. Danışmanının bizden sonra yapılacak toplantıya beklendiğini bildirmesine karşın bizlerle görüşmesini sonlandırmamış, ülkemizin enerji politikalarını, mevcut durum ve hedeflerini ayrıntılarıyla anlatmış ve sorularımızı da yanıtlamıştı. Bu görüşme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">25 Şubat 2026</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 2" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-2-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="TÜRKİYE ÇERNOBİL&#039;İ VE FUKUSHİMA&#039;YI YAŞAMASIN 15"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan BAYRAKTAR’ı bakan yardımcısı iken 4 Aralık 2019’da 7 il derneklerinden oluşan Batı Karadeniz Birliği olarak ziyaret etmiştik. Görüşmemiz uzamıştı. Danışmanının bizden sonra yapılacak toplantıya beklendiğini bildirmesine karşın bizlerle görüşmesini sonlandırmamış, ülkemizin enerji politikalarını, mevcut durum ve hedeflerini ayrıntılarıyla anlatmış ve sorularımızı da yanıtlamıştı. Bu görüşme sırasında enerji konusunda dışa bağımlı olmaktan ancak nükleer enerji ile kurtulabileceğimizi ve tek seçeneğin nükleer enerji olduğunu yineleyen Sayın BAYRAKTAR’a ben de nükleer karşıtı olduğumu, diğer enerji kaynaklarına ve özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmemiz gerektiğini ifade ettiğimde küçük bir tartışma yaşamıştık.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="547" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/0edd9194-af1c-42cf-a88b-bebc06a85a95.webp" alt="0edd9194 af1c 42cf a88b bebc06a85a95" class="wp-image-267658" title="TÜRKİYE ÇERNOBİL&#039;İ VE FUKUSHİMA&#039;YI YAŞAMASIN 16" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/0edd9194-af1c-42cf-a88b-bebc06a85a95.webp 1920w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/0edd9194-af1c-42cf-a88b-bebc06a85a95-150x43.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/0edd9194-af1c-42cf-a88b-bebc06a85a95-1536x438.webp 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı, Alparslan BAYRAKTAR, 21 Ağustos 2020’de dört aylık kızının adını kullanarak gece yarısı “Zeynep uyandı“ şifresiyle Cumhurbaşkanı’na “ Karadeniz’de doğalgaz bulundu” müjdesini vermişti. Bu müjdeyi veren BAYRAKTAR ödüllendirilerek 6 Kasım 2020’de Kardemir Yönetim Kurulu Başkanlığına atanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakan Yardımcısı iken yaptığımız tartışma sırasında Akkuyu’da yapılan santralın Çernobil’i de yapan Rus firması ROSATOM olduğunu, üretime geçtikten sonra tam 15 yıl bize elektriğin kilovatını 12.35 cent’den satacaklarını, (konutlar için, Kasım 2020’de 1 kwh = 7 cent idi) yer seçiminin de yanlış olduğunu hatırlatmıştım.,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİZ 11 YIL ÖNCE YAZMIŞTIK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birkaç gün sonra bu konuda yaptığım araştırmaları da içeren, yayınlanmış 18 Haziran 2015 tarihli “ BU MU MİLLİ PROJE ? “ ve 19 Ekim 2015 tarihli HAYDİ KOCA REİS GEÇ HALKININ ÖNÜNE, İĞNEADA’YA DA NÜKLEER SANTRAL YAPILACAKMIŞ “ başlıklı iki yazımı e-posta olarak kendisine göndermiştim. (Koca Reis dediğim 6 dönem İğneada Belediye Başkanlığı yapan değerli kardeşim Ocak 2025&#8217;te kaybettiğimiz merhum Hayri SAVAŞ&#8217;tı)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir çok ülkede nükleer santrallara karşı giderek artan tepkiler ortada iken ve büyük bir potansiyele sahip olduğumuz yenilenebilir enerji türleri önemseniyorken yurdumuzun her yerine asılan yukarıda görülen afişlerle” Türkiye tarihinin en büyük yatırımını gerçekleştiriyor, enerjide dışa bağımlı olmaktan kurtuluyor, GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN YENİ ENERJİSİ “ sloganıyla temeli atılan ve şimdi gecikmeli olarak tamamlanmaya çalışılan Akkuyu Nükleer Santralı bize ait milli bir proje değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">14 Nisan 2015’te temeli atılan Akkuyu projesinin NGS Elektrik Üretim A.Ş. sitesine girdiğinizde; şirketin yüzde 75’inin Rus “ROSATOM OVERSEAS” şirketine, yüzde 22’sinin de Rus “CONCEM ROSENERGOATOM” şirketine ait olduğu, santral için ayrılan arazi ve lisansın da bedelsiz olarak Ruslara verildiği görülüyordu. Kısacası bu santral, ancak tam 22 yıl sonra bizim için elektrik üretmeye başlayabilecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akkuyu büyük riskler içeriyor. Santralın yapımını üstlenen ROSATOM OVERSEAS’ın Çernobil’ i de yapan şirket olması endişe yaratıyor. Bölgenin deprem riski taşıması ayrı bir endişe kaynağı. Atıkların nasıl muhafaza edileceği sorusu hala yanıtsız. Ülkemizin en güzel yörelerinden biri olan bölgede doğa ve iklim ne kadar etkilenecek ? Üretim sırasında salınan gazların atmosferde ve denizdeki etkileriyle ekosistem ne kadar zarar görecek ? Bunlar bilinmiyor. Bilinen bir gerçek ise; anlaşmada yer alan maddelerden birine göre, Rusların tesisteki payları hiçbir zaman yüzde 51’in altına düşmeyecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DENİZ YAVUZYILMAZ YİNE UYARIYOR, &#8220;RUSYA 180 MİLYAR DOLAR KAZANACAK&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz YAVUZYILMAZ birkaç gün önce Akkuyu Nükleer Santralı’na ilişkin Rusya Devlet Şirketi ROSATOM’la yapılan sözleşme belgelerine ulaştıklarını bildirdi. Yeminli mali müşavir raporlarına göre santralin 69 yıllık işletme süresinde Rusya’nın elde edeceği net karın 180 milyar Dolar olduğunu ifade eden YAVUZYILMAZ “ bu güncel kurla yaklaşık 7 trilyon 777 milyar liradır, bunun adı Türkiye’nin geleceğinin satılmasıdır dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YAVUZYILMAZ ayrıca Akkuyu üzerinden her yıl Türkiye’den Rusya’ya 3 milyar Dolar “ katkısız net kar “ aktarıldığını belirterek emekli maaşlarının neden artırılmadığının bu tabloyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Ayrıca santral alanının yüz yıllığına fiilen yabancı bir ülkeye tahsis edildiğini, bunun aynı zamanda stratejik bir güvenlik sorunu yarattığını dile getirdi. Akkuyu Nükleer Santralının yüzde yüzünün 2125 yılına kadar Rusya’ya ait olduğunu ve yönetim kurulu üyelerinin içinde hiç Türk bulunmadığını sözlerine ekledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SAYIN BAKAN HEM NÜKLEERCİ HEM DE YENİLENEBİLİR ENERJİ DOSTU.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sayın BAYRAKTAR Bakan Yardımcısı iken, 11 Aralık 2000’de Bükreş’te kurulan, merkezi Budapeşte’de bulunan ERRA ( Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği) adlı kuruluşta, bizim ziyaretimizden 1.5 ay sonra 18 Kasım’da YENİLENEBİLİR ENERJİ SANAL KOMİTESİ&#8217;ne başkanlık yapmıştı. Orta Avrupa ve ABD’den bağımsız enerji düzenleyici kurumların oluşturduğu gönüllü bir kuruluş olan ERRA; üye ülkelerde yenilenebilir enerji mevzuatını ve enerji düzenleyiciler arasındaki işbirliğini geliştirmeyi amaçlıyor., Bu bir çelişki değil mi ?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ŞİMDİ SIRADA İĞNEADA VAR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadenizin batıdaki son noktası, Bulgaristan sınırında, ülkemizin 22 Km.lik en uzun sahiline sahip İğneada şimdi yine yeni bir çılgınlık projesiyle, nükleer santral olarak bu cennet köşesini yok etmek üzere önümüze geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akkuyu&#8217;dan sonra İğneada&#8217;nın doğa düşmanı, hoyrat eller tarafından yok edilmesine seyirci kalınmamalı., Amazon ve Kongo havzalarından sonra 670 çeşit bitkiye, 668 tür yabani hayvana yaşam alanı olan, dünyanın üçüncü büyük longoz ormanının yok edilmesine izin verilirse eğer; konaklayan ve yerleşik 258 kuş türü gagalasın beyinlerinizi.., İğneada ormanlarındaki çam ağaçlarının bütün iğneleri batsın gözlerinize…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce aynı bölgede yapılmak istenen termik santral, çevre köy ve ilçelerin büyük tepkileri ve hukuk mücadelesiyle durdurulmuştu. Oysa 13.11. 2007 tarihli, 26699 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/12759 no.lu kararla bölge Milli Park ilan edilmiş, daha sonra 23 Eylül 2013 tarihinde bölgenin bir ekoturizm bölgesi olması için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvurulmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">20 yıl önce bölgedeki longoz ormanlarının ve biyolojik çeşitliliğin korunması için Orman Bakanlığı’na Dünya Bankası’nın 10 milyon Dolar, AB’nin de 3 milyon Euro hibe verdiği biliniyorken yurdumun bu en güzel yöresinin insanına, havasına, suyuna toprağına, kuşuna kurduna yönelen bu düşmanlığı nasıl düşünebiliyorlar ?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>UKRAYNALI RADYASYON ÇOCUKLARI KONUĞUMUZ OLMUŞTU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">26 Nisan 1986&#8217;da patlayan Çernobil Nükleer Santralının yaydığı radyasyon nedeniyle 3 ay ile 2 yıl arasında ömürleri kaldığı belirtilen 7-15 yaşlarındaki 33 Ukraynalı çocuk Türkiye Sakatlar Konfederasyonu ve 118-T Lionnes Çevresi&#8217;nin davetiyle 25 Eylül 1991 günü trenle İstanbul&#8217;a geldiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Radyasyon uzmanlarından oluşan bir ekibin eşlik ettiği ve taşıdıkları radyasyonun yayılmaması için sürekli ilaçlanan çocuklar İstanbul&#8217;u çok sevdiler. Gezdikleri güzelliklere doyamayan konuklarımız, 4 günlük ziyaretin dolmasına karşın planlanandan 2 gün sonra Ankara&#8217;ya gittiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5 Ekim günü ülkemizden ayrılan kafiledeki çocuklardan Anna NAZDARAÇEVA; &#8220;Türkiye&#8217;yi çok sevdik. Çok mutluyum. Hayatımda En çok İstanbul&#8217;u görmeyi arzu ediyordum &#8221; diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1986 yılında kurduğumuz Konfederasyonumuzun 1991 yılında Lionnes grubuyla düzenlediği bu anlamlı etkinlikle ülkemizde konuk ettiğimiz sarı saçlı mavi gözlü çok güzel bu çocukların ne yazık ki; bazı organları yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Haziran 2004&#8217;te Genel Başkanlığını yaptığım Zihinsel Özürlüler Federasyonu olarak, ARTVİN&#8217;DE ÖZÜRLÜ OLMAK VE ÇERNOBİL&#8217;İN ETKİLERİ konulu bir panel gerçekleştirmiştik. Bu panel sonrası AKP&#8217;den 94, CHP&#8217;den 34 milletvekili Çernobil&#8217;in etkilerinin araştırılması için önerge vermiş bu amaçla bir komisyon kurulmasını istemişti. Komisyon raporuna göre hangi önlemlerin alındığını bilmiyor ve hala merak ediyoruz.<br><strong>TÜRKİYE ÇERNOBİL&#8217;İ VE FUKUSHİMA&#8217;YI YAŞAMASIN…</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br></strong>Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/yazilar/turkiye-cernobili-ve-fukushimayi-yasamasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>SENSİZ 33 YIL ZOR GEÇTİ SEVGİLİ PAŞAM.,</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/sensiz-33-yil-zor-gecti-sevgili-pasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 09:09:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=266768</guid>

					<description><![CDATA[17 Şubat 2026 Her 17 Şubat&#8217;ta olduğu gibi bugün de senin, pilotlarının ve diğer şehitlerimizin manevi huzurundaydım. Yokluğunu fırsat bilenler ülkemize ve yüce ulusumuza çok kötülük yaptılar. Sen olsaydın eğer, ÖZAL&#8217;a kabul ettirdiğin &#8220;KALE&#8221; adını verdiğin proje ugulanabilseydi ne PKK kalacak, ne de bu kötülükler yaşanacaktı. O günlerde helikopterinin pervane sesini duyan Talabani ve Barzani [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">17 Şubat 2026</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-1-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="SENSİZ 33 YIL ZOR GEÇTİ SEVGİLİ PAŞAM., 17"></figure>


<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="810" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-18-at-12.07.14.webp" alt="WhatsApp Image 2026 02 18 at 12.07.14" class="wp-image-266770" style="width:365px;height:auto" title="SENSİZ 33 YIL ZOR GEÇTİ SEVGİLİ PAŞAM., 18" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-18-at-12.07.14.webp 810w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-18-at-12.07.14-113x150.webp 113w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Her 17 Şubat&#8217;ta olduğu gibi bugün de senin, pilotlarının ve diğer şehitlerimizin manevi huzurundaydım. Yokluğunu fırsat bilenler ülkemize ve yüce ulusumuza çok kötülük yaptılar. Sen olsaydın eğer, ÖZAL&#8217;a kabul ettirdiğin &#8220;KALE&#8221; adını verdiğin proje ugulanabilseydi ne PKK kalacak, ne de bu kötülükler yaşanacaktı. O günlerde helikopterinin pervane sesini duyan Talabani ve Barzani esas duruşa geçiyor, Zaho ve Süleymaniye&#8217;de huzuruna çağırdığında tir-tir titriyorlardı. Senden sonra ikisi de ABD&#8217;nin liderliğinde diğer emperyalistlerin desteğiyle biri cumhurbaşkanı, diğeri özerk yönetim başkanı oldu.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Sen, Çekiç Güç’ün PKK’ya destek verdiğini tespit etmiş, yasadışı eylemlerini raporlamıştın.<br>Sen, Jandarma Genel Komutanlığı’ndaki özel harp uzmanı ABD’li subayları kovmuştun.<br>Sen, ABD’li ajanların Barzani’ye gıda yardımı maskesiyle sağladıkları silahları yakalatmış ve bu ajanların Silopi’den giriş-çıkışlarını yasaklamıştın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mart 2007&#8217;de Rahmetli DENKTAŞ ile birlikte Karabük ve Safranbolu&#8217;da iki gün konuğumuz olan yardımcın, Asayiş Bölge Komutanı merhum Orgeneral Necati ÖZGEN Paşa bizzat anlatmıştı, ABD helikopter ve uçaklarının PKK&#8217;ya silah ve lojistik malzeme atarken nasıl yakaladığınızı.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">50 bine yakın cinayetin sorumlusu, bebek katili Apo&#8217;nun 1999 yılında Kenya&#8217;da yakalanıp getirildikten sonra bugüne kadar bu milletin parasıyla konfor ve lüks içinde nasıl bakıldığını görseydin kahrolurdun Paşam. Senin şehadetinden 8 ay sonra 22 Ekim 1993&#8217;te J. Tuğgeneral Bahtiyar AYDIN Paşamızı da Lice&#8217;de helikopterden indiği anda bir keskin nişancının kanas tüfeğiyle başından vurarak şehit ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Senin çok iyi bildiğin Süleymaniye&#8217;de peşmerge ile birlikte ABD güçleri 4 Temmuz 2003&#8217;te askerlerimizin başına çuval geçirerek 60 saat tutsak aldılar ve sorguya çektiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada sözde &#8220;açılım ve barış&#8221; süreçleri başlattılar. Diyarbakır merkezli bölge toplantılarında Apo&#8217;nun mesaj ve mektuplarını PTT gibi taşıyarak okudular, &#8220;megri, megri &#8221; türküleri söylediler. valilere operasyon yapılmaması, askeri kışladan bayrağımız indirilirken askeri lojmanlara bayrak asılmaması talimatı verdiler. Bu ortamda, bu valilerden biri, Şırnak Valisi &#8221; Ben Apo&#8217;ya saygı duyuyorum&#8221; diyebiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çadır mahkemeleri kuruldu. Erbil&#8217;den yola çıkan, Habur&#8217;dan ülkemize girerek Suriye&#8217;nin kuzeyine geçen silahlı PKK kafilesinin ulaşımını sağladık, hatta karınlarını doyurduk.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2015 Ağustos &#8211; Mart 2016 tarihlerinde yaşanan Hendek Operasyonlarında asker, polis ve sivil 793 insanımızı kaybettik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi yine açılım sürecine benzer bir uygulamayı yaşıyoruz. Adına, &#8220;Milli Dayanışma, Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonu&#8221; denilen oluşuma TBMM Başkanı başkanlık yapıyor ve Gazi Meclis&#8217;ten heyetler bebek katilinin ayağına gidiyor, O&#8217;nun isteklerini not alıyor, mesajlarını postacı gibi taşıyor, servis ediyorlar. &#8220;Terörsüz Türkiye&#8217;nin&#8221; ilk adımları atılıyormuş. Bu girişimin başında güya PKK silah bırakacak, teröristler teslim olacaktı. Hizmet dışı olmuş, modası geçmiş 30 tüfeğin karavana içinde yakılması silah bırakma mıydı Paşam ? Şimdi dört partinin üyelerinden oluşan komisyonun raporunu hazırladığı, yakında kamuoyuna açıklayacağı söyleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KALE Projesi uygulanırken, 24 Aralık 1992&#8217;de senin uyguladığın baskıyla Talabani ve Barzani ile bir protokol imzalanmış, her iki Kürt lider PKK’nın faaliyetlerine karşı olacaklarına söz vermiş. ayrıca Zele kampında bulunan 1500 PKK’lıya silah bıraktırılarak Süleymaniye’ye gönderilecekleri konusunda garanti anlaşması imzalamışlardı. Bunlara inanılır, güvenilir mi Sevgili Paşam ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son zamanlarda bir &#8220;Kurucu Önder&#8221; sıfatı havalarda uçuşuyor. &#8220;Kurucu öndermiş&#8221; neyin kurucusu ? Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;ni yıkma operasyonununun kurucusu değil miydi bu katil ? O&#8217;nu, Büyük Önderimizin açtığı Gazi Meclise çağırıyor, serbest kalması için uğraşıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve &#8220;Cumhuriyet Halk Fırkasıdır&#8221;. Eğer CHP bu aldatmacaya ortak olursa yazıklar olsun. Ben bir gazi olarak bu yapılanlara şiddetle karşıyım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok iyi bir asker ve vatansever olmanın yanı sıra, toplumcu ve sosyal çalışmaları da destekleyen gönül zenginliğine de sahiptin Sevgili Paşam. 1992 yılında İstanbul’da Özel Olimpiyatlar düzenlenmişti. Zihinsel Engelliler için Burhan Felek tesislerinde düzenlenen bu uluslararası spor etkinliğine Türk Cumhuriyetleriyle birlikte 700 dolayında engelli sporcu katılmıştı. Ben o dönemde Türkiye Sakatlar Konfederasyonu ile Zihinsel Özürlüler Federasyonu’nda görevliydim. Beş gün süren bu organizasyon boyunca tüm katılımcıları Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı Kumburgaz tesislerinde konuk etmiştin. Yüreğinde taşıdığın insan sevgisi ve engellilere yönelik kişiliğin bizim sana olan saygı ve hayranlığımıza da neden olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uçağın düşürüldüğünde bazı devlet yetkilileri hemen, &#8221; buzlanma, pilotaj hatası vb&#8221; nedenler ileri sürerek bu olayı ört bas etmek istemişlerdi. Ama olayın gerçek sebebini bir Amerikalı açıklamıştı. ABD&#8217;nin Ankara Büyükelçiliği Siyasi Ataşesi John KUNSTSTATLER &#8221; OLAY SUİKASTTİ&#8221; diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sen çok sevdiğin bu vatan ve millet için çok önemli görevler yaptın Sevgili Paşam. Bu millet ve bu ülke seni hiç unutmayacak. Huzur içinde ol, nurlar sarsın seni. Mekanın cennet olsun.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1209" height="985" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-18-at-12.07.58.webp" alt="WhatsApp Image 2026 02 18 at 12.07.58" class="wp-image-266771" title="SENSİZ 33 YIL ZOR GEÇTİ SEVGİLİ PAŞAM., 19" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-18-at-12.07.58.webp 1209w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-18-at-12.07.58-150x122.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1209px) 100vw, 1209px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.<br>Görseller :<br>1-Şehit Eşref Paşamızın kabri başında<br>2-Rahmetli J. Org. Necati ÖZGEN ile Safranbolu&#8217;da</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>SAFRANBOLULU ŞEHİT MEHMET ÇAVUŞ 42 NCİ ALAY&#8217;DA DEDEMİN ASKERİYDİ.</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/safranbolulu-sehit-mehmet-cavus-42-nci-alayda-dedemin-askeriydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 06:55:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[safranbolu]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=265993</guid>

					<description><![CDATA[11 Şubat 2026 8 Nisan 2018 tarihli Hürriyet Gazetesi&#8217;nde yer alan bir haberde; Çanakkale Savaşları Tarihi Alan Başkanı İsmail KAŞDEMİR, yapılan kazılarda yeni şehit mezarlarının bulunduğunu açıklıyordu. 2017 yılının Şubat ayında Kilitbahir köyü Ağadere Mevkii&#8217;nde kaldırılan mermer bir blok altından bir mezar taşı ortaya çıkmıştı. Bu mezar taşında; &#8221; MEHMET ÇAVUŞ RUHUNA FATİHA25 TEMMUZ 1331 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">11 Şubat 2026</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="SAFRANBOLULU ŞEHİT MEHMET ÇAVUŞ 42 NCİ ALAY&#039;DA DEDEMİN ASKERİYDİ. 20"></figure>


<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="884" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16.webp" alt="WhatsApp Image 2026 02 12 at 09.42.16" class="wp-image-265994" title="SAFRANBOLULU ŞEHİT MEHMET ÇAVUŞ 42 NCİ ALAY&#039;DA DEDEMİN ASKERİYDİ. 21" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16.webp 884w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16-123x150.webp 123w" sizes="auto, (max-width: 884px) 100vw, 884px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">8 Nisan 2018 tarihli Hürriyet Gazetesi&#8217;nde yer alan bir haberde; Çanakkale Savaşları Tarihi Alan Başkanı İsmail KAŞDEMİR, yapılan kazılarda yeni şehit mezarlarının bulunduğunu açıklıyordu.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">2017 yılının Şubat ayında Kilitbahir köyü Ağadere Mevkii&#8217;nde kaldırılan mermer bir blok altından bir mezar taşı ortaya çıkmıştı. Bu mezar taşında;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8221; MEHMET ÇAVUŞ RUHUNA FATİHA<br>25 TEMMUZ 1331 (07 AĞUSTOS 1915)</p>



<p class="wp-block-paragraph">İHVANA<br>BAKIP SANMAYIN Kİ BEN ÖLDÜM,<br>DEĞİL ANCAK ASKERİN SON RÜTBESİN BULDUM,<br>DİN VE VATANIMIZ YAŞAMASI İÇİN TÜRKÜN,<br>BİLİN Kİ KARDEŞLERİM EN ŞEREFLİSİDİR BU ÖLÜM.</p>



<p class="wp-block-paragraph">42 NCİ ALAY&#8217;IN 2 NCİ TABURU&#8217;NDAN<br>ZAĞFERANBOLULU KALIPÇI ALİ USTA MAHDUMU MEHMET ÇAVUŞ &#8221; yazıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale kahramanlarından 42 nci Alay, Kerevizdere bölgesindeki muharebelerde gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle Harp Madalyası ile ödüllendirilmişti. Çanakkale&#8217;den sonra Filistin ve Medine&#8217;ye gönderilmiş, gösterdiği başarılardan dolayı Medine Fatihi Fahrettin Paşa&#8217;da 42 nci Alay Sancağına Muharebe Gümüş İmtiyaz Madalyası takmıştı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="520" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16-1.webp" alt="WhatsApp Image 2026 02 12 at 09.42.16 1" class="wp-image-265995" title="SAFRANBOLULU ŞEHİT MEHMET ÇAVUŞ 42 NCİ ALAY&#039;DA DEDEMİN ASKERİYDİ. 22" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16-1.webp 960w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16-1-150x81.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Üsküdar Kazası, Beylerbeyi Nahiyesi&#8217;ne kayıtlı, 1872 doğumlu dedem Mülazım-ı Evvel (Üsteğmen) Kadir Efendi, 42 nci Alay 2 nci Tabur&#8217;da Bölük Komutanıydı. Mülazım-ı Sani (Teğmen) rütbesinde iken Balkan Savaşı&#8217;na katılmış 13 Mart 1913&#8217;te Bulgarlara esir düşmüş ancak bir yıl sonra İstanbul&#8217;a, ailesine dönebilmiş, kısa bir süre sonra da Kasım 1914&#8242; te başlayan Çanakkale Savaşları&#8217;nda 42 nci Alay&#8217;da görevlendirilmişti. Ocak 1916&#8217;da sona eren Çanakkale Savaşları&#8217;ndan 5 ay sonra, Haziran ayında Mekke Emiri Şerif Hüseyin, İngiltere&#8217;nin desteğiyle Osmanlı İmparatorluğu&#8217;na isyan etmişti. İsyanı bastırmak üzere bölgeye gönderilen birlikler arasında yer alan 42 nci Alay, çeşitli muharebelere katıldıktan sonra 30 Ekim 1918&#8217;de Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanmasıyla Osmanlı savaşı kaybedince sağ kalan askerleriyle geri çekilmişti. Güçlükle İstanbul&#8217;a gelebilen dedem bu kez 19 Mayıs 1919&#8217;da Mustafa KEMAL Paşa&#8217;nın başlattığı Milli Mücadele&#8217;ye katılmak üzere Anadolu&#8217;ya geçti. Çeşitli cephelerde savaştıktan ve değişik birliklerde görev yaptıktan sonra en son 1923 yılında Akşehir 1 nci Ordu Menzil Müfettişliği 2 nci Bölük Kumandanı iken savaşlarda aldığı 7 yaranın etkisiyle hastalandı ve 1925 yılında, 53 yaşında vefat etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">10 ve 12 yaşlarındaki babam ve amcamla dul kalan babaannem ordunun tahsis ettiği yaylı at arabasıyla 6 asker refakatinde Konya&#8217;dan Devrek&#8217;teki köyüne getirildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="378" height="202" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16-2.webp" alt="WhatsApp Image 2026 02 12 at 09.42.16 2" class="wp-image-265996" title="SAFRANBOLULU ŞEHİT MEHMET ÇAVUŞ 42 NCİ ALAY&#039;DA DEDEMİN ASKERİYDİ. 23" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16-2.webp 378w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-12-at-09.42.16-2-150x80.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Hürriyet Gazetesi&#8217;nde yer alan bir haberde ve Milli Savunma Bakanlığı&#8217;nın gönderdiği dedemin askerlik safahatında yer alan bilgilere göre Çanakkale Savaşları&#8217;nda acı, korku, heyecan ve zafer sevincini birlikte yaşayan bu iki kahramanın, Mehmet Çavuş ile dedemin aynı birlikte görev yaptıklarını yeni öğrenmiş bulunuyorum. Bu ilginç buluşma öyküsünü, yarattığı duygusallık ve saygıyla sizlerle paylaşıyorum değerli okurlarım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görseller :<br>1- Mehmet Çavuş&#8217;un mezar taşı<br>2- Fahrettin Paşa 42 nci Alay Sancağına madalya takıyor<br>3- Dedemin de aralarında bulunduğu 42 nci Alay Komutan ve Subayları</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>BAYRAK İNDİRİLEMEZ, İNDİRMEYE KALKAN BEDELİNİ ÖDER…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/bayrak-indirilemez-indirmeye-kalkan-bedelini-oder/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:58:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[korgeneral]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=263461</guid>

					<description><![CDATA[TAMBURACI PAŞA KORGENERAL HASAN KUNDAKÇI ANLATIYOR… 22 Ocak 2026&#8220;Rumlar, bazı Avrupa ülkelerinden kendilerine destek veren, motosikletli grupları davet etti. KKTC’yi devlet olarak kabul etmedikleri için sınırı delme girişiminde bulunacaklar, Girne’ye kadar gelip orada bulunan bayrağımızı da indirecekler, Yunan ve Rum marşlarını söyleyip çekip gideceklerdi. Biz de seyredecekmişiz. ” Sekiz bin motosikletli, güney Kıbrıs’ta toplanmaya başlamıştı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">TAMBURACI PAŞA KORGENERAL HASAN KUNDAKÇI ANLATIYOR…</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 2" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-2-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="BAYRAK İNDİRİLEMEZ, İNDİRMEYE KALKAN BEDELİNİ ÖDER… 24"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>22 Ocak 2026<br></strong><br><strong>&#8220;Rumlar, bazı Avrupa ülkelerinden kendilerine destek veren, motosikletli grupları davet etti. KKTC’yi devlet olarak kabul etmedikleri için sınırı delme girişiminde bulunacaklar, Girne’ye kadar gelip orada bulunan bayrağımızı da indirecekler, Yunan ve Rum marşlarını söyleyip çekip gideceklerdi. Biz de seyredecekmişiz. ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sekiz bin motosikletli, güney Kıbrıs’ta toplanmaya başlamıştı. Tarih 14 Ağustos 1996’yı gösteriyordu. Tel örgüyü geçip sınırın 15 metre uzağında bulunan bayrağımızın gönderine tırmanan kişi, bayrağımızı indirmek istiyordu. Üç defa uyarıldı. Aldırış etmedi. Solomos Solomo isimli Rum tam bayrağımıza elini attığı sırada Kundakçı Paşa&#8217;nın emriyle boynundan vurularak yere indirildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1444" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/f3687edd-d18b-445f-a9e2-8ad24a14c804.webp" alt="f3687edd d18b 445f a9e2 8ad24a14c804" class="wp-image-263470" title="BAYRAK İNDİRİLEMEZ, İNDİRMEYE KALKAN BEDELİNİ ÖDER… 25" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/f3687edd-d18b-445f-a9e2-8ad24a14c804.webp 1444w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/f3687edd-d18b-445f-a9e2-8ad24a14c804-150x112.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1444px) 100vw, 1444px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BAYRAK BÖYLE İNDİRİLİR<br></strong>14 Ağustos 1974&#8217;te İkinci Harekatın ilk günü Sanayi Bölgesini ele geçirmiştik. Ertesi gün sabah Tabur Komutanımız rahmetli Burhanettin KANIT yanına çağırarak; GÖKÇE, şu tepedeki Yunan bayrağını görüyor musun, askerini al ve o bayrağı oradan indir&#8221; emrini vermişti. Assubay Erol ve Cafer Başçavuşlar ve askerlerimle tepeye tınmandıktan sonra eski Magosa yolu üzerinde bulunan, Yunanistan&#8217;dan geldiği belli olan o birliği ele geçirdik. Gönderdeki Yunan bayrağını indirmiş, şanlı bayrağımızı çekmiştik. Birlik komutanının odasındaki sancakla birlikte ikisini de özenle katladım ve iki askerimle taburumuza gönderdim. Düşman dahi olsa; Büyük ATATÜRK&#8217;ün Karşıyaka&#8217;da yere serilen bayrağa basmadığı gibi bir milletin kutsalı olan bayrağına saygısızlık yapmadım. Bu bayrakların daha sonra Ankara&#8217;ya gönderilip Genkur. Başkanı Semih SANCAR&#8217;a takdim edildiğini öğrendim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tamburacı Paşa ile 2004 yılında Ayvalık&#8217;ta tanışmıştık. Zihinsel Engelliler Federasyonu Genel Başkanı olduğum bu dönemde 11 nci Engelliler Şenliğini yapıyorduk. Yurdun her tarafından gelen 1200 dolayında engelli ve ailelerinin katıldığı bu etkinlik sırasında bir konferans vermesi konusundaki ricamızı dikkate alarak grubumuzun ve Ayvalıklıların da izlediği konuşmasında Atatürk, Milli Mücadele&#8217;de Ayvalık ve Cumhuriyet&#8217;i anlatmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİRİNCİ ÇÖZÜM SÜRECİ<br></strong>O yıllarda terör olayları yeniden artmaya başlamış, her gün gelen şehit haberleriyle tüm yurdu endişe ve üzüntü sarmıştı. Barışın sağlanması ve akan kanın durması amacıyla çareler aranıyordu. Çözüm süreci bunlardan biriydi. Bu dönemde bölge valilerine görmezden gelin talimatı verilmiş, askeri lojmanlara bayrak asmayın, tahrik olmasınlar denilmiş, operasyonlar durdurulmuştu. Bu iyi niyet, 8 Haziran 2014 günü Diyarbakır’da Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Komutanlığı nizamiyesindeki gönderden Ömer M. isimli bir teröristin bayrağımızı indirmesiyle büyük tepkiye dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyarbakır’da daha önce Asayiş Kolordu Komutanlığı görevinde bulunan Tamburacı Paşa&#8217;ya yıllar sonra Diyarbakır&#8217;da yaşanan bu üzücü olay hatırlatılıp, “Bayrağımız indirilirken siz olsaydınız nasıl bir emir verirdiniz?” diye sorulduğunda Tamburacı Paşa şunları söylemişti:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“ Bayrak nerede indirilirse indirilsin acıdır. Bu askeri birlikte olursa daha da acıdır Kıbrıs’ta bayrak indirmeye kalkışan kişi için ne emir verdiysem, aynısını Diyarbakır’da da verirdim. KKTC’de olduğu gibi, Diyarbakır’da da asla bayrak inmez, indirilemezdi. Çünkü bayrak bir ülkenin onurudur, simgesidir. O bayrak inince akla çok şey gelir. Bayrağımızı indirmeye kalkan iner. Bayrak indirmek için kim elini-kolunu uzatırsa onu indirmeye çalışanın, elleri kolları kırılır. Bu kesindir. ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İki gündür ülkemizin güneydoğu illerinde yaşanan bayrağımıza ve devletimize karşı yapılan çirkin eylemleri tüm bölge halkının onayladığını düşünmüyorum. Asırlardır birlikte yaşadığımız, bu ülkenin fırsat ve nimetlerini birlikte paylaştığımız bölge halkı emperyalist ülkelerin çeşitli yalan ve vaadleriyle kışkırtılanların oyununa gelmeyecektir. Kutsalımız olan bayrağımıza yapılan saldırılar cezasız kalmayacak, umarım bir daha &#8220;çözüm-mözüm&#8221; gibi uyduruk ve zafiyet çağrıştıran formüller denenmeyecektir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>GÖRSELLER :<br>1- ÇANAKKALE/GELİBOLU BAYRAKLI BABA TÜRBESİ (Çanakkale Kara Savaşları&#8217;nın 93 ncü yıldönümünde ziyaret etmiştim)<br>2- ANKARA&#8217;DA YAPTIRIP KKTC&#8217;YE GÖNDERDİĞİM MEHMETÇİK HEYKELİ VE ŞANLI BAYRAKLARIMIZ. GÖNENDERE&#8217;DE Kİ BU ŞEHİTLİK VE MEHMETÇİK ANITI RAHMETLİ DENKTAŞ TARAFINDAN AÇILMIŞTI.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="785" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/2f779578-7f34-40cc-82ec-799e72ab48ef.webp" alt="2f779578 7f34 40cc 82ec 799e72ab48ef" class="wp-image-263471" title="BAYRAK İNDİRİLEMEZ, İNDİRMEYE KALKAN BEDELİNİ ÖDER… 26" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/2f779578-7f34-40cc-82ec-799e72ab48ef.webp 785w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/2f779578-7f34-40cc-82ec-799e72ab48ef-109x150.webp 109w" sizes="auto, (max-width: 785px) 100vw, 785px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>SURİYE&#8217;DE APO GÖRSELLERİ YIRTILIYOR, PKK HEYKELLERİ YIKILIYOR.,</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/suriyede-apo-gorselleri-yirtiliyor-pkk-heykelleri-yikiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 07:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[apo]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=263343</guid>

					<description><![CDATA[20 Ocak 2026 Birileri, “PKK&#8217;ya silah bıraktırsın, gelsin TBMM&#8217;de konuşsun,, Umut Hakkı&#8217;ndan da yararlansın diyordu. Çocuk kandırır gibi karavana içinde 30 tüfek yakan PKK güya silah bıraktık derken Suriye&#8217;deki uzantıları YPG, PYD, SDG bu ülkenin yarısından çoğunu işgal etmiş, petrol sahalarının neredeyse tamamını ele geçirmişti. İki gün önce Suriye güvenlik güçleri işgalci terör örgütlerine düzenlediği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">20 Ocak 2026</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-1-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="SURİYE&#039;DE APO GÖRSELLERİ YIRTILIYOR, PKK HEYKELLERİ YIKILIYOR., 27"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Birileri, “PKK&#8217;ya silah bıraktırsın, gelsin TBMM&#8217;de konuşsun,, Umut Hakkı&#8217;ndan da yararlansın diyordu.</p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="800" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/c14e3eac-e5d0-4e97-9683-3849632c5f40.webp" alt="c14e3eac e5d0 4e97 9683 3849632c5f40" class="wp-image-263344" style="width:223px;height:auto" title="SURİYE&#039;DE APO GÖRSELLERİ YIRTILIYOR, PKK HEYKELLERİ YIKILIYOR., 28" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/c14e3eac-e5d0-4e97-9683-3849632c5f40.webp 640w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/c14e3eac-e5d0-4e97-9683-3849632c5f40-120x150.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Çocuk kandırır gibi karavana içinde 30 tüfek yakan PKK güya silah bıraktık derken Suriye&#8217;deki uzantıları YPG, PYD, SDG bu ülkenin yarısından çoğunu işgal etmiş, petrol sahalarının neredeyse tamamını ele geçirmişti. İki gün önce Suriye güvenlik güçleri işgalci terör örgütlerine düzenlediği operasyonla bölgeyi temizlemiş, terör gruplarını Fırat&#8217;ın doğusuna süpürmüştü. Medyada yer alan haberlerde şimdi terörden kurtulan bölgelerde Apo posterlerinin yırtıldığı, PKK heykellerinin yıkıldığı görülüyor.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Son günlerde 1984 yılından bu yana 40 bini aşkın yurttaşımızı katleden PKK&#8217;nın acımasız başı Apo&#8217;nun &#8220;Kurucu önder&#8221; sayılarak, İmralı-Ankara arasında &#8220;mektup hattı&#8221; kurulmasıyla Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin muhatabı gösterilmesi çabaları toplumda şaşkınlık yaratıyordu. Yakalandıktan sonra 1999 Mayıs ayında başlayan yargılanması sırasında, &#8221; Devlete hizmet etmeye hazırım, yaptıklarımdan pişmanım&#8221; dediği Türk Yargısı önünde &#8220;süt dökmüş kedi gibi&#8221; düştüğü halleri manşet yapan gazetelerden başlıklar ile yabancı basının görüşlerini hatırlatarak sizlerle burada paylaşıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">VE SÖZ YARGININ : Cumhuriyet tarihinin en önemli davası bugün başlıyor. Bebek katili Apo yargı önüne çıkıyor. (31.5.1999 Hürriyet)</p>



<p class="wp-block-paragraph">HESAP GÜNÜ : Bölücübaşı Apo bugün döktüğü kanın hesabını verecek. (31.5.1999 Sabah)</p>



<p class="wp-block-paragraph">UTANMAZ KATİL : Otuzbin kişinin katili Apo özür dileyerek kurtulmaya çalışıyor. (1,6.1999 Yeni Şafak)</p>



<p class="wp-block-paragraph">SAYGILARIMLA EFENDİM : Süt dökmüş kedi gibi duran bebek katili Öcalan, Türkiye Cumhuriyeti yargıcına böyle hitab etti, (1,6,1999 Hürri yet)</p>



<p class="wp-block-paragraph">SÜNEPE KATİL : Apo özür diledi, yalvardı, (1.6.1999 Sabah)</p>



<p class="wp-block-paragraph">BEKAA&#8217;DA ASLAN, İMRALI&#8217;DA KÖPEK : Apo davası başladı. (1.6.1999 Star)</p>



<p class="wp-block-paragraph">ASILMADAN ÖLDÜ : Başta PKK olmak üzere Apo, kendisini destekleyenlerin gözünde öldü. (3.6.1999 Akit)</p>



<p class="wp-block-paragraph">BEN PEYGAMBERİM : Apo &#8220;Bana Peygamberlik geldi, Bu kanı ben durduracağım. Barışı sağlayacağım”. (6.6.1999 Hürriyet)Dünya basını şokta</p>



<p class="wp-block-paragraph">DÜNYA BASININDAN,<br>Abdullah Öcalan&#8217;ın şehit ailelerinden özür dileyip, canının bağışlanmasını istemesi, dağdakilere silah bırakın çağrısı ve teslimiyetçi tutumu dünya basınını şok etti. Apo&#8217;yu korkaklıkla suçlayan çok sayıda gazete, ‘‘Yargıçlar karşısında yıkıldı… Yalvarıyor’’ diye yazdı. İşte bazı tepkiler:</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD<br>The New York Times : Kürt isyancı hayatının bağışlanmasına karşılık savaşı durdurmayı önerdi. Öcalan, savcının kendisine yönelttiği tüm cinayetleri ve diğer eylemlerin sorumluluğunu üstlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington Post : Apo&#8217;nun özür dilemesi hem yandaşlarında, hem karşıtlarında şaşkınlık uyandırdı. Bir PKK yandaşı, ‘Kulaklarıma inanamadım. Öcalan, bir korkak ve hain. O, adına dökülen kanlara layık’ değil yorumunu yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İTALYA<br>Corriere Della Sera : Öcalan, çok solgun ve tedirgindi. Üstelik kilo da vermiş. Saçlarını kestirmiş, özenle giyinmiş. Sanki 15 yıldır Türkiye&#8217;yi titreten adam bu değil. Apo bırakın ‘yaşayayım barış için çalışayım’ çağrısında bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">La Republica : Apo mahkemede özür diledi. Apo yargıçlar önünde yıkıldı, ‘Beni kurtarın, PKK’yı silahsızlandırayım&#8217; dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İl Giornale : Öcalan pişman oluyor. Mahkemede ‘Hayatımı kurtarın’ dedi, yandaşlarına ‘silahları bırakın’ çağrısını yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YUNANİSTAN<br>Eksusia : Öcalan özür diledi. Öcalan, Yunanistan&#8217;ı kendisini yok etmeye çalışmakla suçladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elefteros Tipos : Öcalan&#8217;la birlikte Yunanistan da sanık sandalyesine oturtuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İNGİLTERE<br>The Daily Telegraph : Kürt lider yaşamak için yalvarıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">The Times : Davada Öcalan, ‘ölümsüz bir gerilla lideri’ değil, ‘yaşamı için pazarlık eden sıradan bir insan görüntüsü çizdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">The Independent : Bir zamanlar Türkler’in felaketi olan Öcalan, şimdi yaşamı için mahkemeye ricacı oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">FRANSA<br>Liberation : Öcalan&#8217;ın olağandışı itirafları. Terör örgütü başı şehit ailelerinden özür diledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Le Figaro : Yargıçlar önünde, Öcalan barış çağrısı yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ALMANYA<br>Bild : Öcalan af diledi. ,</p>



<p class="wp-block-paragraph">RUSYA<br>Moskovski Novosti : Apo yalan söylüyor. O bencil, zavallı bir kişi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BELÇİKA<br>Le Soir : Öcalan kendi kendisini aşağıladı ve kellesini kurtarmak i</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paris Kürt Enstitüsü&#8217;nün sorumlusu Kendal Nezan, ‘‘‘Sanıyorum kendisiyle cezaevinde anlaşma yoluna gittiler. Ama Apo&#8217;nun söyledikleri artık geçersizdir’’ diye konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bebek katilini yeniden parlatmaya (!) çalışanlar bunları unutmasın diye…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynakça : Açık kaynaklar</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="620" height="360" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/2d39bed1-1b43-417c-91b4-29e3485882cd.webp" alt="2d39bed1 1b43 417c 91b4 29e3485882cd" class="wp-image-263345" title="SURİYE&#039;DE APO GÖRSELLERİ YIRTILIYOR, PKK HEYKELLERİ YIKILIYOR., 29" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/2d39bed1-1b43-417c-91b4-29e3485882cd.webp 620w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/2d39bed1-1b43-417c-91b4-29e3485882cd-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>EYY ABD, SEN DÜNYANIN “ALİ KIRAN BAŞ KESENİ” MİSİN ?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/eyy-abd-sen-dunyanin-ali-kiran-bas-keseni-misin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 06:56:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=261276</guid>

					<description><![CDATA[Önce Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’e açıldığı noktada kurulması düşünülen Fransız heykeltıraş Frederic Augusto BERTHOLDİ tarafından yapılan heykel Osmanlı Sultanı Abdülmecid’in olur vermemesi ve Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın “ Müslüman ahali buna tepki gösterir” diyerek vaz geçmesi üzerine Fransa tarafından kuruluşun 100 ncü yılı anısına ABD’ye armağan edilmiş, 10 yıl gecikmeyle 1886 yılında Newyork’un hemen önündeki Liberty [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="EYY ABD, SEN DÜNYANIN “ALİ KIRAN BAŞ KESENİ” MİSİN ? 30"></figure>


<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="232" height="533" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-05-at-09.53.17.webp" alt="WhatsApp Image 2026 01 05 at 09.53.17" class="wp-image-261280" style="width:254px;height:auto" title="EYY ABD, SEN DÜNYANIN “ALİ KIRAN BAŞ KESENİ” MİSİN ? 31" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-05-at-09.53.17.webp 232w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-05-at-09.53.17-65x150.webp 65w" sizes="auto, (max-width: 232px) 100vw, 232px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’e açıldığı noktada kurulması düşünülen Fransız heykeltıraş Frederic Augusto BERTHOLDİ tarafından yapılan heykel Osmanlı Sultanı Abdülmecid’in olur vermemesi ve Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın “ Müslüman ahali buna tepki gösterir” diyerek vaz geçmesi üzerine Fransa tarafından kuruluşun 100 ncü yılı anısına ABD’ye armağan edilmiş, 10 yıl gecikmeyle 1886 yılında Newyork’un hemen önündeki Liberty adasına dikilmişti. Dünyayı Aydınlatan Aydınlık, (Statue of Liberty) adı verilen bu heykelin dikildiği adanın burnunun dibindeki Ellis (Gözyaşı) adası Amerika’ya göç etmeye çalışan milyonlarca Avrupalı ve diğer yerlerden gelen insanların ölümlerinin ve dramatik öykülerinin merkezi olmuştu. 1900 ve 1920 yıllarında milyonlarca göçmenin açlık ve hastalıklar yüzünden can verdiği bu adaya Türkiye’den de 291 bin 435 kişinin gittiği, bunların çoğunun Samsun ve Trabzon’a fındık almaya gelen Fransız gemileriyle buraya ulaştıkları ve en fazla da Harput’tan gidenler olduğu belirtiliyor. Göçmenlerin sözde özgürlük anıtı önünde Amerika’ya kabul edilmeyi bekledikleri bu transit merkezi ada 1954 yılına kadar bu amaçla kullanıldı, daha sonra müzeye dönüştürüldü.</p>
</div>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="358" height="490" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-05-at-09.53.18.webp" alt="WhatsApp Image 2026 01 05 at 09.53.18" class="wp-image-261279" style="width:256px;height:auto" title="EYY ABD, SEN DÜNYANIN “ALİ KIRAN BAŞ KESENİ” MİSİN ? 32" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-05-at-09.53.18.webp 358w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-05-at-09.53.18-110x150.webp 110w" sizes="auto, (max-width: 358px) 100vw, 358px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MEŞALE YERİNE FÜZE<br></strong>Bu yazıya başlarken amacım bu heykeli anlatmak değildi. Özgürlük ve demokrasi havariliğini kimselere bırakmayan ABD’nin gerçekte ne kadar insanlık karşıtı olduğunu ve iki gün önce yaşanan Venezuela saldırısının benzerlerini hatırlatmak, bu sahte ve sözde iddiayla yüz binlerce insanın kanına girerek yaptıklarını örneklemekti amacım., Bu yüzden özgürlüğün, barışın ve demokrasinin simgesi olarak düşünülen heykelin sağ elindeki meşale yerine bir füze görseli yerleştirdim.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında Maduro’yı hiç sevmem. Çünkü; dünyanın en zengin petrol varlığına sahip bir ülke halkının büyük çoğunluğunun yoksulluk içinde yaşaması, sosyal yardımlarla ayakta kalması hiç akla uygun gelmiyor. Ülke gelirlerinin büyük bir kısmını çevresindeki bir azınlık gruba peşkeş çeken, mağdur kesimleri yoksulluğa alıştırıp, sosyal yardımlarla kendisine bağlayan bir diktatördü Nicolas Maduro.,<br>Dünyanın sayılı uyuşturucu baronlarıyla ilişkisi ve bize kadar uzanan uyuşturucu trafiğinin önemli merkezlerinden biri olarak tüm dünyayı zehirleyen bir ülke olan Venezuela ve liderine de hiç acımadım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama, demokrasiden uzaklaşmış, hukuk ve adalet kurallarını unutmuş bir ülkenin başkanını eşiyle birlikte yatağından kaçırıp, sokaklarda gezdirerek teşhir etmek gücü ne olursa olsun hiçbir ülkenin ve devletin güç gösterisi olmamalı., Doğrusu, diktatöre karşı mücadele vermesi gerekenler o ülkenin halkıdır. ABD’nin yaptığı bu korsanlıktır. Hele, Trump’ın “ Venezuela’yı biz yöneteceğiz” demesi o ülkenin egemenliğine bir tecavüzdür ve haydutluktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD BUNU İLK KEZ YAPMIYOR.<br>İran’da 1953 ve günümüzde, Vietnam’da 1955-1975’te, Küba’da 1961’de, Grenada’da 1983’te, Panama’da 1989-1990 ve 2021’de, Somali’de 1992-1995 ve 2007’de, Afganistan’da 2001-2011’de, Yemen’de 2002’de, Irak’ta 1991 ve 2003-2011’de, Libya’da 2011’de, Suriye’de 2024’te, Nijerya’da 2025’te yaptıkları tüm dünyada Amerika’ya karşı nefreti artırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1776’da kurulmuş bulunan ABD’nin insanlık tarihinde öyle fazla bir geçmişi yok. Üzerinde yaşadığı, yerli halkın kan ve canlarını alarak ele geçirdiği topraklarda bir göçmenler topluluğu olarak varlığını sürdüren kökleri olmayan bir emperyalist ülke.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rockefeller ve Rothschild gibi Yahudi zenginlerin siyonist emellerinin etkisinde kalan ABD bugün de 9.5 milyonluk İsrail’le büyük bir dayanışma içerisinde, 2 milyarlık İslam alemini birbirine düşürüyor, yarattığı kan denizinde göz diktiği enerji kaynakları ve değerli madenleri vampir gibi emiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutulmamalıdır ki, iki büyük dünya savaşında, Aralık 1941’de Japonların Pearl Harbour baskını hariç toprakları üzerinde tüfek bile patlamayan ABD, bu yaptıklarının, akıttığı kanların hesabını er geç verecektir. Sağlık, barınma, eğitim, ırkçılık, uyarıcı ve uyuşturucu bağımlılığı, sosyal ve ekonomik sorunlar şimdiden emperyalist amaçlarının önünde bir engel olarak büyümektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin bu yaptıklarını sazı ve sözüyle dile getiren, 2002 yılında kaybettiğimiz büyük ozanımız Mahzuni ŞERİF, “Amerika katil, katil Amerika” türküsünü söylerken ne kadar haklıymış…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE                                                                                                                Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>BELALI GEMİ, USS NİTZE</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/belali-gemi-uss-nitze/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 07:59:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[donanma]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs gazisi]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=259699</guid>

					<description><![CDATA[23 Aralık 2025 Küstahlığı görüyor musunuz ? Uluslar arası denizcilik kurallarına göre yabancı bir ülkeyi ziyaret eden gemiler böyle yatak çarşafı gibi bayrak açamaz, ev sahibi ülkenin bayrağını da mendil gibi sallandıramaz. Bu saygısızlıktır. Hem de Boğaz&#8217;da, baş topunun namlusu Dolmabahçe Sarayına çevrilmiş durumda., Bu çirkin davranışın amacı nedir, bununla ne mesaj veriliyor, Kabataş iskelesinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">23 Aralık 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="BELALI GEMİ, USS NİTZE 33"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Küstahlığı görüyor musunuz ? Uluslar arası denizcilik kurallarına göre yabancı bir ülkeyi ziyaret eden gemiler böyle yatak çarşafı gibi bayrak açamaz, ev sahibi ülkenin bayrağını da mendil gibi sallandıramaz. Bu saygısızlıktır. Hem de Boğaz&#8217;da, baş topunun namlusu Dolmabahçe Sarayına çevrilmiş durumda.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çirkin davranışın amacı nedir, bununla ne mesaj veriliyor, Kabataş iskelesinde simit satan yurttaş da anlamıştır sanıyorum.</p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="451" height="350" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-24-at-10.44.38.webp" alt="WhatsApp Image 2025 12 24 at 10.44.38" class="wp-image-259701" style="width:502px;height:auto" title="BELALI GEMİ, USS NİTZE 34" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-24-at-10.44.38.webp 451w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-24-at-10.44.38-150x116.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 451px) 100vw, 451px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gemi ülkemize her geldiğinde doğal olaylar, depremler yaşanıyor. Geçenlerde Zonguldak&#8217;ın 10 mil açığında demirlediğini de gazeteler yazıyordu. Uzun zamandır ABD&#8217;nin Karadeniz&#8217;e girme arzusu biliniyordu. Demek şimdi bu arzuları da gerçekleşti.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Bu belalı gemi, 2022&#8217;de Ukrayna-Rusya savaşı başladıktan sonra Marmara Denizi&#8217;ne ilk giren ABD savaş gemisiydi. 6 Şubat 2023&#8217;de Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerden iki gün önce 3 Şubat 2023&#8217;te Dolmabahçe önünde demirlemeden İstanbul&#8217;daki bütün konsolosluklar ve yabancı okullar kapatılmıştı. O gün Kağıthane&#8217;de 3.1&#8217;lik bir küçük deprem yaşanmıştı. Bu kez 23 Nisan 2025&#8217;te İstanbul&#8217;da 6.1 büyüklüğünde bir deprem daha yaşandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sicili bozuk olan bu USS NİTZE yıllardır Yemen&#8217;e saldıran Suudi Arabistan&#8217;a destek vermiş, 13 Ekim 2016&#8217;da Yemen&#8217;in üç radar tesisini tomahawk füzeleriyle imha etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son günlerde ülkemize odaklı çok önemli gelişmeler yaşanıyor. 20 askerimizin şehit olduğu C 130 uçağımızın düşmesi. Karadeniz&#8217;de füze ile vurulan gemiler ve Ankara&#8217;ya kadar ulaşan dronların verdiği mesajlarla ülkemiz savaşa sokulmak mı isteniyor ?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SANKİ YAREN LEYLEK GİBİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara&#8217;ya, İzmit ve Balıkesir&#8217;e düşen bu dronlar kimin, hangi ülke veya örgütün, nereden gönderiliyor, bu konuda kamuoyu tatmin edici bir bilgiye sahip olamadı. Bunlar bizim Uluabat gölündeki balıkçı Adem amcanın 13 yıldan beri onbinlerce km. uzaktan gelen YAREN leyleği gibi süzüle süzüle nasıl gelebiliyor ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu satırlar yazılırken bu akşam yine inanılmaz bir olay yaşandı. Hem de, TBMM&#8217;de Libya&#8217;daki Türk Askeri gücünün görev süresinin 1 yıl daha uzatılması tezkeresinin kabul edildiği gün ülkelerine dönen Libya Genel Kurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanıyla birlikte 10 kişinin içinde bulunduğu uçak Haymana yakınlarında düştü. Henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Bakalım bu olayın altından neler çıkacak ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi, ABD&#8217;nin Karadeniz sevdasını ve bu sevdanın nelere sebep olduğunu burada tekrar anımsatmak istiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">21 Ağustos 2008&#8217;de bazı gazetelerde de yayımlanan &#8220;ABD BOĞAZLARI VE KARADENİZ&#8217;İ İSTİYOR&#8221; başlıklı yazımızda anlatmıştık. O yazımızın son paragrafı şöyle bitiyordu : &#8221; Şimdi sen bizden Karadeniz’i istiyorsun. Ülkeyi yönetenler buna ne kadar direnirler bilemem. Ama istersen gel sana Rahmetli Cenk KORAY gibi bir öneride bulunalım. Karadeniz olmaz ! “O, BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ GETİRECEĞİM” diyerek 1.5 milyon insanını katlettiğin Irak’taki &#8216;KAN DENİZİ&#8217; sana yeter de artar bile.&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin Karadeniz’e girme isteği O’nu başka yollar aramaya sevketti. Elinde bir çok ülkede kadife ve turuncu devrimler diye adlandırılan karışıklıklar çıkararak mevcut düzeni değiştirme ve yıkma tecrübesine sahip Yahudi asıllı Macar spekülatör George SOROS gibi bir şeytan bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Glastnost ve perestroyka diye isimlendirilen gelişmelerden sonra dağılan Sovyetler Birliği’nden kopan Gürcistan’da, Gorbaçov kabinesindeki son Sovyet Dışişleri Bakanı kendisi de bir Gürcü olan ve 1995 yılında Gürcistan Devlet Başkanı seçilen Shevardnadze, ülkesinde yapılan yeni seçimlerde devlet başkanlığını ikinci kez kazanmıştı. Soros’un kirli ABD dolarları “Gül Devrimi” diye isimlendirilen bir operasyonla Shevardnadze muhaliflerinin ceplerine doluşmaya, ellerinde uçuşmaya başladı. Nihayet seçimlerde hile yapıldığı gerekçesiyle düzenlenen gösteriler ve oluşan tepkiler sonucu 2003 yılında istifa etmek zorunda kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerine gelen Mihail SAAKAŞVİLİ tam bir Amerikan sempatizanıydı. Bir süredir bazı anlaşmazlıklar yaşadıkları kuzeyindeki Osetya’ya 2008 Ağustos’unda birden saldıran Saakaşvili güçleri, dağılmanın yarattığı moralsizlikle bitkin ve pasif sandıkları Rusların tank ve helikopterlerinin ani saldırısıyla bozguna uğrayarak perişan oldular. Saakaşvili Türkiye üzerinden Ukrayna’ya kaçtı. Bir süre sonra da orada Odessa valisi oldu. Karadeniz için ABD’ye gereken fırsat ve gerekçe şimdi tam olarak hazırdı. Gürcistan’a insani yardım bahanesiyle Karadeniz’e girmeyi deneyeceklerdi. Bunun için Türkiye’nin izni gerekiyordu. Hükümet bu konuda iyimser olsa da Türk Deniz Kuvvetleri bu tuzağa düşmedi, inatla direndi ve Montrö&#8217;yü kullanarak Boğazlar yolunu ABD’ye açtırmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Deniz Kuvvetleri o dönemde altın yıllarını yaşıyordu. MİLGEM Projesi hayata geçmiş, kendi savaş gemilerimizi kendimiz yapar olmuştuk. Ayrıca Barbaros’un torunları Akdeniz’in her tarafında bayrak göstermeye başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sen misin inatla direnerek, ABD’ye Karadeniz yolunu açmayan. İntikam çabuk alındı. Aynen Süleymaniye’deki çuval olayında olduğu gibi.. ABD yıllardır elinde tuttuğu maşa olan FETÖ hainini devreye soktu. Sahte belge ve delillerle, yalancı ve gizli tanıklarla, iftiralarla Türk Donanması’nın belini kırdı. Balyoz davası denilen 21 Eylül 2012’de verilen mahkeme kararlarıyla 36 amiral, 115 subay ve 5 astsubay 13 ila 18 yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı. Bununla da yetinilmedi, Amirallere Suikast, Poyrazköy, Ergenekon, Kafes, Casusluk ve Fuhuş gibi uyduruk iddialarla 300 dolayında subay-astsubay suçlamalara maruz kaldı, mağdur edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gelişmeler aklımda acayip soru ve düşünceler yaratıyor. Yazsam komplo teorileri diyecekler. Ama, acaba diyorum, KANAL İSTANBUL&#8217;da bu ABD sevdasının sevgiliye (!) ulaşmanın yollarından biri miydi ?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>PAPA XIV. LEO HOŞ GELDİ, AMA BOŞUNA GELMEDİ</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/papa-xiv-leo-hos-geldi-ama-bosuna-gelmedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 09:25:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=256739</guid>

					<description><![CDATA[30 Kasım 2025 Tam 18 yıl önce, 11 Nisan 2007 günü yazdığım “2020 YILINDA TÜRKİYE’NİN % 10’U HRİSTİYAN OLACAKMIŞ “ başlıklı yazım Karabük Postası’nda yayınlanmıştı. Başlık olarak kullandığım bu iddia bana ait değil. Vatikan’a karşı yıllardır büyük bir hukuk mücadelesi veren ünlü bir İtalyan araştırmacı yazarın iddiası., Bu yazımda, Papa II. John PAUL’un 24 Aralık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">30 Kasım 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 2" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-2-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="PAPA XIV. LEO HOŞ GELDİ, AMA BOŞUNA GELMEDİ 35"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Tam 18 yıl önce, 11 Nisan 2007 günü yazdığım “2020 YILINDA TÜRKİYE’NİN % 10’U HRİSTİYAN OLACAKMIŞ “ başlıklı yazım Karabük Postası’nda yayınlanmıştı. Başlık olarak kullandığım bu iddia bana ait değil. Vatikan’a karşı yıllardır büyük bir hukuk mücadelesi veren ünlü bir İtalyan araştırmacı yazarın iddiası.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazımda, Papa II. John PAUL’un 24 Aralık 1999’da söylediği “Birinci bin yılda Avrupa’yı, ikinci bin yılda Amerika ve Afrika’yı Hristiyanlaştırdık. Şimdi üçüncü bin yılda Ortadoğu ve Asya’yı Hristiyanlaştıracağız” konuşmasına da yer vermiştim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1980’li yılların ortalarındaydı. Karabük Demir-Çelik Fabrikalarında Kontinü Haddehanede çalışıyordum. Soğuk bir pazar sabahı gece vardiyasından çıkmış yürüyerek eve giderken Askerlik Şubesi’nin önünde ayağıma bir şey takılmıştı. Baktım, küçük bir kitapçık. Onbeş adım sonra bir tane daha.. Açtım, bir göz attım, İncil’den bölümler içeren ve Hristiyanlığa çağrı yapan bir risaleydi. Demek propaganda ve misyonerlik Karabük’e kadar ulaşmıştı.</p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="845" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-30-at-12.19.27-1.webp" alt="WhatsApp Image 2025 11 30 at 12.19.27 1" class="wp-image-256740" style="width:341px;height:auto" title="PAPA XIV. LEO HOŞ GELDİ, AMA BOŞUNA GELMEDİ 36" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-30-at-12.19.27-1.webp 845w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-30-at-12.19.27-1-117x150.webp 117w" sizes="auto, (max-width: 845px) 100vw, 845px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla da kalmadı, adresime Philadelpia’dan 6 Şubat 1995&#8217;te postaya verilen bir kitapçık geldi. ”Başlangıçta Söz Vardı” adını taşıyan bu kitapçığın kapağında, İncil’den çağdaş Türkçe’ye çevrildiğine ilişkin bir açıklama da bulunuyordu. Zarfın üzerinde “Box 71 Fairless Hills PA 19030-0071 USA adresi yer alıyordu. Propagandanın büyüklüğüne dikkat çekmek isterim. Kimbilir bu kitaplardan ne kadar gönderildi ? 1999 Marmara depreminde bazı yabancı kuruluşlar yardım yapıyoruz diyerek İncil’ler içinde 100’er dolar dağıtmamışlar mıydı?</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">90’lı yıllarda “Medeniyetler İttifakı” ve “Dinlerin Kardeşliği” şeklinde bir takım sloganlar dillerden düşmüyordu. Batı aleminin siyasi ve dinsel liderlerinin ağızlarından bal dökülürcesine terennüm ettikleri bu sloganlar, Vatikan’ın 1965 yılında hazırladığı bir senaryonun aldatma unsurları olduğunu fark edemeyen bizim bazı saf büyüklerimize ne yazık ki; inandırıcı geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hristiyan alemi ve batılı emperyalistler uzun zamandır nifak tohumu Patrikhane’ye Vatikan gibi devlet statüsü kazandırmaya, patriğe de ekümenik (evrensel) sıfat vermeye çalışıyorlar. ABD bu alanda da başı çekiyor. 3 Temmuz 1990’da zamanın patriği Dimitrios Papadopuolos ABD’ni ziyaret ettiğinde, Başkan Bush kendisini hem ekümenik olarak, hem de devlet başkanı gibi karşılamıştı. Ayrıca tahsis edilen uçak ve otomobillerde çift başlı kartal forsunu (Bizans arması) kullanmışlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet’in önemli sonuçlarından biri de Anadolu’nun her tarafına yayılmış 800 civarındaki yabancı okul, sağlık kuruluşu ve misyoner karargahlarının kapatılmasıydı. 1000 yıldır üzerinde yaşadığımız bu kutsal vatan topraklarında gözü olan batılı emperyalistler, günümüzde de bu amaçlarına ulaşmak için tezgah üstüne tezgah kuruyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak ve topraklarımıza sahip olmak için din kavramını bugün daha çok kullanıyorlar. Bir taraftan kulağa hoş gelen sloganlar üretip, göz boyayan toplantı ve ziyaretler yaparken, diğer taraftan Peygamberimizi aşağılayan karikatürler yayınlıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son “Haçlı Seferi” olarak da isimlendirebileceğimiz Vatikan’ın liderliğinde yürütülen bu çabalar ne yazık ki, adım adım hedefine yaklaşıyor. İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’nin bu gelişmelerde önemli bir rolü var. Oysa dünyada, Patrikhaneye bağlı 250 milyon Ortodoks’un yalnızca 2 bin kadarı İstanbul’da yaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">FATİH&#8217;İN BİLGELİĞİ<br>Fatih İstanbul’u fethettiğinde patriğin nerede olduğunu sormuştu. İstanbul kuşatıldığında Bizans İmparatoru Vatikan’dan yardım istemiş bu yardım gelmeyince Fener Rum Patriğinin görevine son vermişti. Bu yüzden patrik ortalıkta yoktu. Fatih’in emriyle bulunan patrik huzura getirildi. Fethin şanlı imparatoru ona siyasi ve dinsel yetkiler verdi. Bunun üzerine Vatikan patriği aforoz etmişti. 1820 Yunan isyanına kadar Osmanlı hizmetinde olan patriklerin bu tarihten sonra MEGALO İDEA amacıyla yaptıkları ihanet cezasız kalmadı ve Ahırkapı önlerinde asılarak infaz edildiler. Daha sonra özellikle 1. Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi sırasında büyük ihanetlerin merkezi oldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">20 Ocak 1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nde Patrikhane için ATATÜRK’ün yaptığı şu değerlendirme unutulmamalıdır. ”Bir fesat ve ihanet ocağı olan, memleketimize nifak tohumları eken, hristiyan hemşehrilerimiz için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan Rum Patrikhanesi’ni artık topraklarımızda barındıramayız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">ANADOLU TÜRK’Ü PAPA EFTİM<br>Anadolu Hristiyanlarının önemli bir bölümü Fener Rum Patrikhanesi’nin bu ihanetine katılmıyor, kendilerinin Türk olduklarını söyleyerek karşı çıkıyorlardı. 1884 yılında Yozgat’ta doğan ve 1918 yılında Keskin metropoliti olan Eftim bunların başında geliyor, Milli Mücadele’ye katılıyor ve “Ben Türk dostu değil, anadan doğma Türk’üm diyordu. Vatanperver Hristiyanlar Fener Rum Patrikhanesi’nin Yunan ve İngiliz hegemonyası altında olduğunu görüyorlardı. 1922 yılında Ankara’ya gelen Metropolit Eftim, Konya, Maçka, Antalya ve Gümüşhane metropolitlerinin de katıldığı bir kongre düzenlemiş Atatürk’ün de izlediği bu kongreden sonra Anadolu Türk Ortodokslarının ilk patriği olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hristiyan dünyasının 400’ü aşkın din otoritesinin 1700 yıl önce İznik’te yaptıkları toplantıda, Katolikler ve Ortodokslar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi, Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunun kabulü ve Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten 3 gün sonra dirildiğine dair inancın “Paskalya Yortusu” olarak kutlanması kararlarının alındığının yeniden gündeme getirilmesi amacıyla Papa XIV Leo’nun yaptığı bu ziyaretin sonuçlarından ne çıkacak, doğrusu çok merak ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten 1971’de kapatılan Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılmasının konuşulduğu bu günlerde, İznik’te ve Volkswagen Arena’da yapılan ayinler, görkemli karşılama ve konukseverlik gelecekte nasıl şekillenecek bilmiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama anımsatmak istiyorum. Onlar ekmeğini yedikleri, güven içinde yaşadıkları bu ülkeye karşı hala fesatlık ve ihanetlerine devam ediyorlar. Biliyor musunuz ne zamana kadar? Patrikler ölünce Balıklı Rum Mezarlığına ayaküstü gömülürler. İnançlarına göre: Ortodokslar İstanbul’u geri alınca dirilecekler ve bütün Müslümanları katledecekler. İşte o zamana kadar..!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1401" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-30-at-12.19.27.webp" alt="WhatsApp Image 2025 11 30 at 12.19.27" class="wp-image-256741" title="PAPA XIV. LEO HOŞ GELDİ, AMA BOŞUNA GELMEDİ 37" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-30-at-12.19.27.webp 1401w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-30-at-12.19.27-150x116.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1401px) 100vw, 1401px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>O, SADECE BİR KOMUTAN, BİR LİDER, BİR DEVLET ADAMI DEĞİLDİ, O, TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN GERÇEK BİR ÖĞRETMENİYDİ</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/o-sadece-bir-komutan-bir-lider-bir-devlet-adami-degildi-o-turk-milli-egitiminin-gercek-bir-ogretmeniydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 07:06:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[gazi mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=255898</guid>

					<description><![CDATA[24 Kasım 2025 Arapça ve Farsça&#8217;nın karışımı olan Osmanlıca da &#8220;Akıl&#8221; sözcüğünün 36, &#8220;Acele&#8221; sözcüğünün ise tam 50 karşılığı vardı. Dil biliminin kuralları dışında olan bu yapı dilde birliği önlüyor, halkın yönetenlerle ve aydınlarla anlaşmasına engel oluyordu. Yüzlerce yıl belli sınıfların kullandığı bu dile ait birkaç ifadeyi bugünün karşılıklarıyla aşağıda sunuyorum. Tedrisat-ı İptidaiye = İlk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">24 Kasım 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-1-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="O, SADECE BİR KOMUTAN, BİR LİDER, BİR DEVLET ADAMI DEĞİLDİ, O, TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN GERÇEK BİR ÖĞRETMENİYDİ 38"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Arapça ve Farsça&#8217;nın karışımı olan Osmanlıca da &#8220;Akıl&#8221; sözcüğünün 36, &#8220;Acele&#8221; sözcüğünün ise tam 50 karşılığı vardı. Dil biliminin kuralları dışında olan bu yapı dilde birliği önlüyor, halkın yönetenlerle ve aydınlarla anlaşmasına engel oluyordu. Yüzlerce yıl belli sınıfların kullandığı bu dile ait birkaç ifadeyi bugünün karşılıklarıyla aşağıda sunuyorum.</p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="681" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-24-at-10.02.52.webp" alt="WhatsApp Image 2025 11 24 at 10.02.52" class="wp-image-255899" title="O, SADECE BİR KOMUTAN, BİR LİDER, BİR DEVLET ADAMI DEĞİLDİ, O, TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN GERÇEK BİR ÖĞRETMENİYDİ 39" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-24-at-10.02.52.webp 681w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-24-at-10.02.52-95x150.webp 95w" sizes="auto, (max-width: 681px) 100vw, 681px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Tedrisat-ı İptidaiye = İlk Öğretim<br>Müselles = Üçgen<br>Zu-Erbaat-Ül-Adla = Dörtgen<br>Silsile-i Cebel = Sıradağlar<br>Cazibe-i Arziyye = Yer çekimi<br>Bahr-i Muhit-i Müncemid-i Şimali = Kuzey Buz Denizi</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Okuduğu 4 bine yakın kitabın yanı sıra ekteki görselde yer alan Geometri kitabını da yazan Büyük Önderimiz ATATÜRK, bu kitapta teknik terimleri de Türkçeleştirmiş ve 50 kadar yeni Türkçe sözcük türetmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8-9 Ağustos 1928 günü Sarayburnu&#8217;nda elinde tebeşirle kara tahta başında yaptığı konuşmasında &#8221; Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim güzel, ahenkdar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Asırlardan beri, kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılamayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve lüzumu anlamak zorundayız. Yeni Türk harfleri çabuk öğrenilecektir&#8221; diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk yanında bulunanlarla 13 Kasım 1937 günü Sivas Lisesi’nin 9/A sınıfında geometri (Hendese) dersine girdiler ve bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırdılar. Öğrenci, tahtaya çizdiği koşut iki çizginin, başka iki koşut çizgisiyle kesişmesinden oluşan açıları Arapça adlarını söylemekte zorluk çekiyor ve yanlışlık yapıyordu. Bu durumdan etkilenen Atatürk, tepkisini: “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle öğrencilere bilgi verilemez. Dersler Türkçe yeni terimlerle anlatılmalıdır.” diyerek tebeşiri eline alıp tahtada zaviye’nin karşılığı olarak açı, dılı’nın karşılığı olarak kenar, müselles’in karşılığı olarak da üçgen gibi Türkçe terimleri kullanarak, bir takım geometri konularını ve bu arada Pisagor (Pythagoras) teoremini anlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk, bugünün dilimizdeki karşılığı koşut olan muvazi kelimesinin yerine, kullandığı paralel teriminin kökenini açıklarken, Orta Asya’daki Türkler’in, kağnısının iki tekerleğinin bir dingile bağlı olarak duruş biçimine para adını verdiğini anlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük Önderimiz ATATÜRK, boyut, uzay, yüzey, düzey, kesek, kesit, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, eğik, kırık, yatay, düşey, dikey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarpı gibi daha bir çok sözcüğü türetmiş bir dil bilimci ve gerçek bir öğretmendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son günlerinde ağır hastayken, Cumhuriyetimizin 15 nci yıl kutlamalarına katılamayacağının üzüntüsüyle, kendi meselesi olarak gördüğü Hatay&#8217;ı düşünüyor ve Genel Sekreteri Hasan Rıza SOYAK&#8217;a fısıltı halinde &#8220;Aman dil, aman dil&#8221; diyerek bir hafta önce kutlanan Dil Bayramını merak ettiğini anlatmaya çalışıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer O&#8217;nun ilke ve devrimlerine bağlı kalınsaydı bugün 1 milyon öğretmenimiz atama beklemez, kendilerinin ve ailelerinin çaba ve emeklerine üzülmez, okullarında öğrencileriyle birlikte olurlardı. Bu duygu ve düşüncelerle ÖĞRETMENLER GÜNÜ&#8217;NÜ KUTLUYOR TÜM ÖĞRETMENLERİMİZİ SAYGIYLA SELAMLIYORUM.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>SAYIN GENEL KURMAY BAŞKANI BU PORTRE NEREDE ?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/sayin-genel-kurmay-baskani-bu-portre-nerede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 10:54:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs gazisi]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=254307</guid>

					<description><![CDATA[09 Kasım 2025 Kralların ressamı olarak tanınan Cemil KARABABA, 60 metre boyunda, 34 metre eninde, 2160 metrekare büyüklüğündeki, Guinness rekorlarına giren, 25 günde yaptığı dünyanın en büyük yağlı boya ATATÜRK portresini Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne armağan etmiş bu portre 2004 yılı 30 Ağustos Zafer Bayramı&#8217;nda yüzlerce asker tarafından hipodromda düzenlenen törenlerde taşınmıştı. Rekorlar kitabına giren bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">09 Kasım 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="SAYIN GENEL KURMAY BAŞKANI BU PORTRE NEREDE ? 40"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Kralların ressamı olarak tanınan Cemil KARABABA, 60 metre boyunda, 34 metre eninde, 2160 metrekare büyüklüğündeki, Guinness rekorlarına giren, 25 günde yaptığı dünyanın en büyük yağlı boya ATATÜRK portresini Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne armağan etmiş bu portre 2004 yılı 30 Ağustos Zafer Bayramı&#8217;nda yüzlerce asker tarafından hipodromda düzenlenen törenlerde taşınmıştı. Rekorlar kitabına giren bu tablo şimdi internette bile bulunmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ressam, rekortmen portre ressamı Cemil KARABABA (D. 1931, İncirliova / Aydın – Ö. 24 Mart 2022, Urla / İzmir) aslen Selanik Grebebe göçmeni bir ailenin oğlu olarak 1931 yılında Aydın İncirliova’da doğdu. İlkokulu Aydın’da, sanat okulunu Eskişehir’de bitirdi. 1952 yılında bir yıl teknik resim öğretmenliği yaptı. Aynı zamanda milli boksör olan KARABABA 1953 yılında Hava Kuvvetlerine harita ve proje elemanı olarak girdi. 1957 de Ulaştırma, 1959 ‘da Bayındırlık Bakanlığında teknik eleman olarak çalışan Karababa 1961 de görevinden istifa ederek serbest çalışmaya başladı. Ressam Karababa, bugüne kadar Margaret Thatcher &#8216;dan Kral Hüseyin &#8216;e, ABD eski Başkanı George Bush &#8216;tan Mareşal Tito &#8216;ya kadar 46 ülkenin devlet büyüğü ile tüm cumhurbaşkanlarımızın resimlerini de yapmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TBMM’DEKİ ATATÜRK’ÜN MAREŞAL ÜNİFORMALI PORTRESİ GİBİ DEPOYA MI KALDIRILDI ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">20 Aralık 2003 tarihli Milliyet Gazetesi, TBMM Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu Başkanı AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev KUTLU’nun, 20 Aralık 2003 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan açıklamasında “ Atatürk’ün mareşal üniformalı resmi sivil meclise hiç yakışmıyor, akşama kadar Muhafız Taburu’ndaki askerlerin sofra duasından ve söyledikleri marşlardan rahatsız oluyorum, kendimi kışlada zannediyorum” dediğini yazıyordu. .</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapılan bu açıklama sonrası hem TBMM Muhafız Taburu Meclis&#8217;ten çıkarılmış, hem de o muhteşem tablo kaldırılmıştı. Ben de, 30 Ocak 2010 tarihinde yayımlanan bir makalemde &#8221; Gözünüz aydın! İsteğiniz yerine geldi. Bundan böyle rahatsız olmayacaksınız &#8221; diye yazmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ATATÜRK’ün tablosunun kaldırılmasının kamuoyunda yarattığı rahatsızlık üzerine TBMM İdare Amiri, Çorum Miletvekili, eski HAK-İŞ Konfederasyonu Başkanı Salim USLU “ Biz kaldırmadık ki, depoya koyduk “ diyebilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Askere duyulan bu rahatsızlık bununla da kalmadı. 22. Dönem milletvekili Resul TOSUN’da; &#8221; Meclisin hemen karşısındaki Genel Kurmay Başkanlığını, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığını, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı;nı da kaldıralım. Hatta az yukarıdaki Harp Okulu’nu da çıkaralım oradan. Ankara dışına taşıyalım &#8221; diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cemil Ağabeyi tanıyor, O’nun sanatına hayranlık duyuyordum. 1998 yılında CTV’nin Karum’daki açılış töreninde solumda Ayten GÖKÇER, sağımda ise Cemil KARABABA bulunuyordu. Biraz sonra Cumhurbaşkanımız Süleyman DEMİREL refikaları Nazmiye Hanımefendi ile birlikte töreni şereflendirdiler. Programı Halit KIVANÇ yönetecek, Muazzez ERSOY ile Fatih ERKOÇ’ta sahne alacaktı. Halit KIVANÇ Cumhurbaşkanı’nı selamlayıp davetlileri bir dakikalık saygı duruşuna ve arkasından hep birlikte İstiklal Marşımızı söylemeye davet etmişti. Süre dolmuş fakat kaset çalışmıyor, H. KIVANÇ uğraşıyor hiç ses gelmiyor, herkes esas duruşta bekliyordu. Bir-iki dakika böylece beklendi. Dayanamadım, “bu bizim marşımız” diye bağırarak yüksek sesle “KORKMA SÖNMEZ…” diyerek başladığımda orada bulunanlar, başta Cumhurbaşkanı hep birlikte İstiklal Marşımızı söylemiştik. Az sonra önümdeki Cumhurbaşkanı elimi sıkarak “Aferin oğlum, biz de düşünmüştük ama sen başlattın “ diyerek beni kutlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi burada Sayın Genkur. Başkanı’ndan bir ricam var; milli bayramlarımızda ve 10 Kasım Atamızı Anma günlerinde bu görkemli tabloyu çıkarınız ortaya, komutanlığınızın yakışan bir noktasında yer almasını, görülmesini sağlayınız</p>



<p class="wp-block-paragraph">ARAMIZDAN AYRILIŞININ 87 NCİ YILINDA VATANIMIZI KURTARAN, CUMHURİYETİMİZİ KURAN BÜYÜK ATATÜRK’Ü SAYGI, RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUM.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>O’NUN SON CUMHURİYET BAYRAMIYDI…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/onun-son-cumhuriyet-bayramiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 10:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=252416</guid>

					<description><![CDATA[27 Ekim 2025 Zonguldak Kömür İşletmelerinin (EKİ) 1942 – 1950 yıllarında genel müdürlüğünü yapan efsane müdür İhsan SOYAK’ın kardeşi, son 15 yıl ATATÜRK’ün yanından hiç ayrılmayan, genel sekreteri Hasan Rıza SOYAK, ATATÜRK’TEN HATIRALAR kitabında anlatıyor. Ben de özetleyerek sizlerle paylaşıyorum Değerli Dostlar. 1938 yılı başında ilk teşhis konulmuştu. Hastalığı giderek ağırlaşıyordu. Bu yüzden son aylarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">27 Ekim 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 2" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-2-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="O’NUN SON CUMHURİYET BAYRAMIYDI… 41"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Zonguldak Kömür İşletmelerinin (EKİ) 1942 – 1950 yıllarında genel müdürlüğünü yapan efsane müdür İhsan SOYAK’ın kardeşi, son 15 yıl ATATÜRK’ün yanından hiç ayrılmayan, genel sekreteri Hasan Rıza SOYAK, ATATÜRK’TEN HATIRALAR kitabında anlatıyor. Ben de özetleyerek sizlerle paylaşıyorum Değerli Dostlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1938 yılı başında ilk teşhis konulmuştu. Hastalığı giderek ağırlaşıyordu. Bu yüzden son aylarını Dolmabahçe Sarayı’nda geçiriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">16 Ekim Pazar günü yatağında şiddetli ağrılara direnmeye çalışıyor, arada bir ağzından sarı bir sıvı geliyordu. Bir gün sonra, 17 Ekim’de ateşi ve nabzı çok yükseldi. İdrarı alınamıyor, karındaki asit hızla çoğalıyor, gözlerini zorlukla açabiliyordu. O gün komaya girdi ve koma hali 20 Ekim’e kadar devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hastalığının giderek ağırlaşmasına rağmen, yaklaşan Cumhuriyet Bayramı’nın 15 nci yılına katılmayı çok arzu ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">25 Ekim günü orduya sesleneceği mesajı genel sekreteri Hasan Rıza SOYAK’a yazdırdı. Bu mesajı Ankara’da Hipodrom’da yapılan tören sırasında Başbakan Celal BAYAR tarafından okundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet’in 15 nci yılı bütün yurtta coşkuyla kutlanıyordu. İstanbul’da düzenlenen törenlerden sonra Kuleli Askeri Lisesi’nin öğrencileri gemiyle okullarına dönüyorlardı. Dolmabahçe Sarayı’nın önünden geçerken hep birden İstiklal Marşı’nı söylemeye başladılar. Aynı zamanda geminin İskele tarafına toplanmış ATATÜRK’ü selamlıyorlardı. Paşa’nın silah arkadaşı Kılıç Ali elleriyle susmalarını ve uzaklaşmalarını işaret etti. Duyarsa O’nun üzüleceğini düşünüyordu. Askeri öğrenciler bunu selamlama olarak algıladılar ve daha yüksek sesle paşalarına tezahürata başladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ATATÜRK sesleri duymuştu, yanında bulunan manevi kızı Sabiha GÖKÇEN’e, “ Bak Gökçen, gençlerimin sesi, duydun mu, beni istiyorlar “ dedi. Sabiha, “ Evet Paşam, törenden dönüyorlar “ diyebiliyor ve ağlıyordu. ATATÜRK, &#8221; Çocuklarım, benim çocuklarım &#8221; diye fısıldarken gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sırada içeriye Doktor Neşet ÖMER ve Başyaveri Salih BOZOK girdi. ATATÜRK, &#8220;Duyuyor musunuz ? &#8221; dedi. &#8220;Evet Paşam duyuyoruz&#8221; dediler gözleri dolarak., &#8221; Onlar Cumhuriyeti emanet ettiğim gençler&#8221; dedi gururla.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Askeri öğrenciler &#8221; YAŞA ATATÜRK&#8221; diye bağırırken, &#8221; Çocuklarımı görmek istiyorum, buraya kadar gelmişler, hiç değilse onlara el sallamalıyım, beni pencereye götürün&#8221; emrini verir. Doktor Neşet &#8220;Fakat Paşam&#8221; diyecek olur. ATATÜRK, doktorun itirazına sertçe, &#8220;Nedir fakat&#8221; der. Pencerenin önüne hemen bir koltuk konur. ATATÜRK giydirilir ve Kılıç Ali&#8217;nin yardımıyla koltuğa götürülür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ATATÜRK hastalığını belli etmemeye çalışarak ve dik bir duruşla el sallar. Gençler Atalarını camda görünce daha bir coşarlar, hatta denize atlayanlar bile olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu manzaradan son derece etkilenen ve duygulanan ATATÜRK. gözyaşlarını tutamaz ve &#8220;yoruldum&#8221; diyebilir. Kılıç Ali ve Salih BOZOK, O&#8217;nu tekrar yatağına götürürler. Paşa, onlara, &#8220;Çocuklarımı gördüğüm için çok mutluyum&#8221; der usulca.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK son günlerinde Cumhuriyet Bayramı&#8217;nın 15 nci yıl kutlamalarına katılmayı, kahraman ordusuna ve tümünü asker olarak nitelediği milletine hitap etmeyi çok istiyordu. Ama hastalığı buna engel oldu. Bugün O&#8217;nu sevenler ve izinden gidenler, &#8220;MUSTAFA KEMAL&#8217;İN ASKERLERİYİZ&#8221; diye haykırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>YAŞ YETMİŞ AMA İŞ BİTMEMİŞ, DAHA ÇOK YAPACAK İŞİMİZ VAR…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/yas-yetmis-ama-is-bitmemis-daha-cok-yapacak-isimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 07:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[karabük postası]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=251482</guid>

					<description><![CDATA[01 Ocak 1970&#8217;ten bu güne muhabir, köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olmaktan onur duyduğum Karabük Postası Gazetesi&#8217;nin 70 nci yaşını kutluyorum. ERSÖZLÜ Ailesi&#8217;nin Zonguldak&#8217;ta başlayan gazetecilik öyküsü 12 Ekim 1956 günü yeni gazetenin ilk baskısıyla Karabük&#8217;te devam edecekti. Gelişmekte olan, sosyo-ekonomik varlığı ve zengin kültür birikimine sahip halkıyla büyük illerle bile yarışmaya başlayan Karabük&#8217;te aldıkları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">01 Ocak 1970&#8217;ten bu güne muhabir, köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olmaktan onur duyduğum Karabük Postası Gazetesi&#8217;nin 70 nci yaşını kutluyorum.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/fikret-1-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="YAŞ YETMİŞ AMA İŞ BİTMEMİŞ, DAHA ÇOK YAPACAK İŞİMİZ VAR… 42"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">ERSÖZLÜ Ailesi&#8217;nin Zonguldak&#8217;ta başlayan gazetecilik öyküsü 12 Ekim 1956 günü yeni gazetenin ilk baskısıyla Karabük&#8217;te devam edecekti. Gelişmekte olan, sosyo-ekonomik varlığı ve zengin kültür birikimine sahip halkıyla büyük illerle bile yarışmaya başlayan Karabük&#8217;te aldıkları önemli ve cesur bir karardı bu… Tam 70 yıl önce Rahmetli İhsan Amca kolları sıvadı. Zor koşullarda sürdürdüler bu uğraşı, Necmettin Ağabeyle, sonra 50&#8217;li yıllarda Zonguldak&#8217;ta başlayan arkadaşlığımızı, dostluğumuzu paylaştığımız Tuncer’le..</p>



<p class="wp-block-paragraph">O’na “James” dediler. O’na “ baba” dediler. Başka bir sıfat ekleyemediler isminin önüne. Arnavut inadı vardı. Kalemini de bükemediler, eğemediler, sattıramadılar, hele “SAKSAĞAN” ı da hiç susturamadılar. Liboş, yandaş, taraf, dönek sözcükleri hiç yaklaşamadı bu gazeteye. Hep dik durdu, eğilmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demokrasilerin en önemli baskı unsuru olan basın ve gazetecilik iktidarların, çıkarcıların hep hedefi oldu., Ekonomik sorunlar da özellikle Anadolu basını için büyük zorluklar oluşturdu. Cumhuriyetin en eski gazetesi Adana bile dayanamadı bu güçlüklere, iki yıl önce kapandı. Milli Mücadeleye destek veren İKDAM ancak 34 yıl sürdürebildi yayın hayatını.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dürüstlük, doğruluk ve tarafsızlık mücadelesi veren KARABÜK POSTASI ise bugün 70 nci yaşını kutluyor. İbrahim YILDIZ, Orhan Yalım, Kasım ŞENOL, Aydın KALTABANOĞLU, Yaşar UZUNDURDU, Rıza ALP, Erol KAMIŞ, Av. Halim KARTAL, Av. Yılmaz ÖZTÜRK, Av. Hüseyin ALAN, Dr. Ersin KAYHAN, Erdoğan ÇETİNTÜRK, Dt. Bora BENİÇ, Tekin KARTAL, Ahmet GÖLBEK, Şener ve Ömer Faruk MACUN, Özçelik KÜÇÜKERTUNÇ ve İ. Atilla SAKKA bu yaş gününde unutmadığımız isimler. Emekleriyle, yazdıklarıyla bu günlere gelinmesinde onlar da büyük pay sahibi… Çoğu şu anda aramızda değil. Onlara rahmet, hayatta olanlara sağlık dilerken, dik duruşundan vaz geçmeyen KARABÜK POSTASI’nı ve çalışanlarını kutluyor, daha nice yıllara diyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1999 Ekim ayında, 43 ncü yaş günü nedeniyle T.C. Başbakanlık Müşaviri ve Konfederasyonumuzun Başkanı Rahmetli A. Faruk ÖZTİMUR ve Federasyonumuz Basın Danışmanı Tekin KARTAL ile ziyaretlerimiz sırasında çekilen iki görsel.,</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="989" height="692" data-id="251484" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.01.webp" alt="WhatsApp Image 2025 10 19 at 19.15.01" class="wp-image-251484" title="YAŞ YETMİŞ AMA İŞ BİTMEMİŞ, DAHA ÇOK YAPACAK İŞİMİZ VAR… 43" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.01.webp 989w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.01-150x105.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 989px) 100vw, 989px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="999" height="662" data-id="251485" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.02.webp" alt="WhatsApp Image 2025 10 19 at 19.15.02" class="wp-image-251485" title="YAŞ YETMİŞ AMA İŞ BİTMEMİŞ, DAHA ÇOK YAPACAK İŞİMİZ VAR… 44" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.02.webp 999w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.02-150x99.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 999px) 100vw, 999px" /></figure>
</figure>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="998" height="667" data-id="251486" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03-1.webp" alt="WhatsApp Image 2025 10 19 at 19.15.03 1" class="wp-image-251486" title="YAŞ YETMİŞ AMA İŞ BİTMEMİŞ, DAHA ÇOK YAPACAK İŞİMİZ VAR… 45" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03-1.webp 998w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03-1-150x100.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 998px) 100vw, 998px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1036" height="667" data-id="251487" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03-2.webp" alt="WhatsApp Image 2025 10 19 at 19.15.03 2" class="wp-image-251487" title="YAŞ YETMİŞ AMA İŞ BİTMEMİŞ, DAHA ÇOK YAPACAK İŞİMİZ VAR… 46" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03-2.webp 1036w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03-2-150x97.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1036px) 100vw, 1036px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1248" height="735" data-id="251488" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03.webp" alt="WhatsApp Image 2025 10 19 at 19.15.03" class="wp-image-251488" title="YAŞ YETMİŞ AMA İŞ BİTMEMİŞ, DAHA ÇOK YAPACAK İŞİMİZ VAR… 47" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03.webp 1248w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.03-150x88.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1248px) 100vw, 1248px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1180" height="727" data-id="251489" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.02-1.webp" alt="WhatsApp Image 2025 10 19 at 19.15.02 1" class="wp-image-251489" title="YAŞ YETMİŞ AMA İŞ BİTMEMİŞ, DAHA ÇOK YAPACAK İŞİMİZ VAR… 48" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.02-1.webp 1180w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-19-at-19.15.02-1-150x92.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1180px) 100vw, 1180px" /></figure>
</figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>BUGÜN GÜNLERDEN &#8221; SAKARYA&#8221; …</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/bugun-gunlerden-sakarya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2025 14:21:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=246539</guid>

					<description><![CDATA[13 Eylül 2025 13 Eylül 1921’de kazanılan Sakarya Zaferi’nin hemen ardından, 14/15 Eylül gecesi, Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa ile Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa, Edirne ve Kozan Milletvekilleri sıfatıyla Büyük Millet Meclisi Reisliği’ne cepheden telgrafla şu öneriyi gönderdiler: “Bizzat muharebe meydanındaki tedabiriyle muzafferiyetin amil ve müessiri olmuş Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine müşirlik rütbesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="IMG 0023" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG_0023-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="BUGÜN GÜNLERDEN &quot; SAKARYA&quot; … 49"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"><br>13 Eylül 2025</p>



<p class="wp-block-paragraph">13 Eylül 1921’de kazanılan Sakarya Zaferi’nin hemen ardından, 14/15 Eylül gecesi, Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa ile Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa, Edirne ve Kozan Milletvekilleri sıfatıyla Büyük Millet Meclisi Reisliği’ne cepheden telgrafla şu öneriyi gönderdiler:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bizzat muharebe meydanındaki tedabiriyle muzafferiyetin amil ve müessiri olmuş Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine müşirlik rütbesi ile gazilik ünvanı tevcihini teklif ve istirham ederiz. Büyük Millet Meclisi’nin bu teveccühünün milletimiz tarafından doğrudan doğruya bütün orduya müteveccih bir eser-i takdir ve taltif olacağı kanaatinde bulunduğumuzu arz eyleriz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi 19 Eylül 1921 günü çıkardığı 153 sayılı kanunla, Büyük Önder Mustafa Kemal’e mareşallik ve gazilik ünvanı verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ATATÜRK”E VE ASKERE KARŞI DUYULAN RAHATSIZLIK</p>



<p class="wp-block-paragraph">20 Aralık 2003 tarihli Milliyet Gazetesi, TBMM Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu Başkanı AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev KUTLU’nun, 20 Aralık 2003 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan açıklamasında “ Atatürk’ün mareşal üniformalı resmi sivil meclise hiç yakışmıyor, akşama kadar Muhafız Taburu’ndaki askerlerin sofra duasından ve söyledikleri marşlardan rahatsız oluyorum, kendimi kışlada zannediyorum” dediğini yazıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sayın vekil bilmeliydi ki; Atatürk’e mareşallik rütbesiyle gazilik ünvanını kendisinin de içinde bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Yüce Meclis kanunla vermiştir. Polatlı’ya kadar gelen Yunan Ordusu’yla 23 Ağustos 1921’de başlayan ve 22 gün, 22 gece süren Sakarya Savaşı’nın 13 Eylül’de zaferle sonuçlanmasından sonra, TBMM’nin 19 Eylül 1921’de verdiği bu rütbe ve unvan, aynı zamanda Büyük Türk Milleti’nin Yüce Atatürk’e bir şükran ifadesidir. Bilindiği gibi bu tarih, yurdun her yöresinde GAZİLER GÜNÜ olarak kutlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapılan bu açıklama sonrası hem TBMM Muhafız Taburu Meclis&#8217;ten çıkarılmış, hem de o muhteşem tablo kaldırılmıştı. Ben de, 30 Ocak 2010 tarihinde yayımlanan bir makalemde &#8221; Gözünüz aydın! İsteğiniz yerine geldi. Bundan böyle rahatsız olmayacaksınız &#8221; diye yazmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ATATÜRK’ün tablosunun kaldırılmasının kamuoyunda yarattığı rahatsızlık üzerine TBMM İdare Amiri, Çorum Miletvekili, eski HAK-İŞ Konfederasyonu Başkanı Salim USLU “ Biz kaldırmadık ki, depoya koyduk “ diyebilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O Tabur, “hababam taburu” değildi Sayın Vekil. Büyük Atatürk’ün direktifiyle Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na bağlı önce bir takım olarak teşkil edilmişti. Sadece Meclisin korunmasında değil, İstiklal Savaşı’nda da, İkinci İnönü Zaferi’nin kazanılmasında büyük katkıları olmuştu. Belki siz anımsamakta güçlük çekersiniz, ben anlatayım; 23 Mart 1921’de Yunanlılar Bilecik, Uşak ve İnönü’deki Metris Tepe’yi ele geçirmişti. Bu endişe verici gelişme üzerine Meclis Muhafız Taburu’da cepheye gönderildi. Kanlı muharebelerden sonra Yunan Ordusu mevzilerini terk ederek, 1 Nisan’da Bursa’ya çekilmek zorunda kaldı. İkinci İnönü Zaferi böyle kazanılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Askere duyulan bu rahatsızlık bununla da kalmadı. 22. Dönemden milletvekili arkadaşınız Resul TOSUN’da; &#8221; Meclisin hemen karşısındaki Genel Kurmay Başkanlığını, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığını, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı;nı da kaldıralım. Hatta az yukarıdaki Harp Okulu’nu da çıkaralım oradan. Ankara dışına taşıyalım &#8221; diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu istek te gerçekleşiyor. Birkaç yıldır bu komutanlıkların AYYILDIZ PROJESİ adıyla Etimesgut’ta bir alana taşınması çalışmaları yapılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuda benim farklı bir düşüncem var. Dilerseniz, komutanlık binaları için meşhur “Zir Vadisi” uygun olabilir örneğin., Hani “darbe” için toprak altına saklanan silahların bulunduğu o meşhur yer…Yok, yok en iyisi Samsun yolunun uzak bir noktasına taşıyalım. Belki bir 19 Mayıs sabahı o taraftan yine bir güneş doğabilir…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra boşalan bu tarihi komutanlık binalarının boşalan arazısini özelleştirme kapsamına alalım. Yerlerine lüks siteler veya yabancı marka mağazalarıyla dolu, alışveriş merkezleri yaparız. İyi para eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak.Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>MUSTAFA KEMAL&#8217;İN ASKERİ OLMAK</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/mustafa-kemalin-askeri-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 07:18:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=245375</guid>

					<description><![CDATA[04 Eylül 2025 ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Edmund GIAMBASTTONI&#8217;nin resmi davetlisi olarak beraberindeki heyetle ABD&#8217;ye giderek bazı eyaletlerdeki askeri üsleri ve Pentagon&#8217;u ziyaret ettikten sonra Washington&#8217;a geçen Genelkurmay 2 nci Başkanı Orgeneral Ergin SAYGUN, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dr. Jack D. CROUCH tarafından Beyaz Saray&#8217;a davet edilmişti. Görüşme Eisenhower Office&#8217;de yapılacaktı. 16 Kasım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">04 Eylül 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="MUSTAFA KEMAL&#039;İN ASKERİ OLMAK 50"></figure>


<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<p class="wp-block-paragraph">ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Edmund GIAMBASTTONI&#8217;nin resmi davetlisi olarak beraberindeki heyetle ABD&#8217;ye giderek bazı eyaletlerdeki askeri üsleri ve Pentagon&#8217;u ziyaret ettikten sonra Washington&#8217;a geçen Genelkurmay 2 nci Başkanı Orgeneral Ergin SAYGUN, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dr. Jack D. CROUCH tarafından Beyaz Saray&#8217;a davet edilmişti. Görüşme Eisenhower Office&#8217;de yapılacaktı.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">16 Kasım 2006 günü saat 07.00&#8217;de Beyaz Saray&#8217;a gelen SAYGUN Paşa&#8217;nn girişte görevliler üstünü aramak ve hatta x-ray cihazı alarmının ötmemesi için ceketini çıkarmasını istediler. Bu saygısızlığı kabul etmeyen Paşa toplantıyı iptal ederek heyetiyle birlikte kaldıkları otele döndü. Bu tepkiye şaşıran ABD yetkilileri defalarca telefon ederek özür dilediler hatta bizzat otele gelerek özürlerini yinelediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu davranışı şahsına değil, Devletimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılmış bir saygısızlık olarak gören SAYGUN Paşa bu asil duruşuyla ATATÜRK&#8217;ÜN ASKERİ olduğunu göstermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1946 doğumlu olan Orgeneral Ergin SAYGUN, TSK içinde ve yurtdışında çeşitli görevler yaptıktan sonra en son 1 nci Ordu Komutanıydı. 2009 yılı Ağustos ayında yapılacak Askeri Şura toplantısında emekli edileceğini öğrenmiştim. Yaveri ve özel kalemi olan kadın Yarbayı aradım, T. Muharip Gaziler Derneği Genel Başkan Yardımcısı kimliğimle randevu talebinde bulundum. Niyetim muharip gaziler olarak bu asil Türk Subayı&#8217;na başarı ve hizmetleri nedeniyle saygılarımızı sunmak ve teşekkür etmek, emekliliğinde sağlıklı ve mutlu bir yaşam dilemekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emekli olmasına 15 gün kala yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarımla birlikte Selimiye&#8217;deki 1. Ordu Karargahı&#8217;nda bizi kabul etti. Vakur ve ciddi askeri kişiliği yanı sıra son derece sevecen ve güler yüzlü davranışları bizi çok etkilemişti. Teşekkür ederek veda ettik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emekli olmuştu ama bizim niyetimiz gerçekleşmedi. FETÖ, O&#8217;na da tuzak kurdu. Kumpas Davaları kapsamında yakalama kararı çıkarıldı. Rahatsızlığı nedeniyle 15 aydır GATA&#8217;da tedavi görüyordu. 14 Mart 2012&#8217;de tutuklandı ve 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ölüm tehlikesi yaşarken 8 Şubat 2013&#8217;te hastalığı nedeniyle serbest bırakıldı. Şimdi eşi , çocukları ve torunlarıyla birlikte huzur içihde yaşamını sürdüren Sevgili Komutanıma sağlık ve mutluluklarla dolu uzun bir ömür diliyorum.</p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<p class="wp-block-paragraph">Ancak, ekteki görsellerde gördüğünüz generaller ve onları ANITKABİR girişinde elleriyle yoklayan astsubay ve polis için üzülüyorum. 10 Kasım ve 30 Ağustos Zafer Bayramı&#8217;nda bu saygısızlığı yapanları ben ya tokatlar ya da bunu yaptırmaz geri dönerdim. Ben her yıl ANITKABİR&#8217;e en az altı kez gidiyor, ATAMIZIN ve İsmet Paşamızın manevi huzurlarına çıkıyor ve onlara dua ediyorum. 10 Kasımlarda, Milli Bayramlarımızda, ATAMIZIN Sivas Kongresi&#8217;nden sonra Ankara&#8217;ya ilk gelişi 27 Aralıklarda ve İsmet Paşa&#8217;nın vefat yıldönümü 25 Aralıklar ile Karabük Demir-Çelik Fabrikaları&#8217;nın temelini attığı 3 Nisan&#8217;lar&#8217;da hiç bir zaman böyle bir muameleye maruz kalmadım. Gazi kimliğimi gösteriyor ve sadece aracımın bagaj kaputunu açarak giriyordum.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="526" height="534" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.54.webp" alt="WhatsApp Image 2025 09 04 at 22.56.54" class="wp-image-245378" style="width:293px;height:auto" title="MUSTAFA KEMAL&#039;İN ASKERİ OLMAK 51" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.54.webp 526w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.54-148x150.webp 148w" sizes="auto, (max-width: 526px) 100vw, 526px" /></figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">O astsubay ve polise kızmıyorum. Onlar emir kulu, emredileni yapacaklar., Onlar bu görüntünün Türk Silahlı Kuvvetlerimizi aşağılamak için emperyalizmin algı yaratmak amacıyla bunda payı olduğunu düşünemezler., Ama, üzerlerindeki üniformanın konfeksiyon mağazasından satın alınan bir elbise olmadığını, o üniformanın Türk Milleti&#8217;nin ve şanlı ordumuzun şeref sembolü olduğunu bilmeyen generallere Ergin SAYGUN Paşa&#8217;nın asil duruşunu ve ATATÜRK&#8217;ün 31 Temmuz 1920&#8217;da Afyon Kolordu Dairesi&#8217;nde subaylara hitaben yaptığı &#8221; DÜŞMAN HERKESTEN ÖNCE SUBAYLARI ÖLDÜRÜR, AŞAĞILAR. SUBAY İÇİN YA İSTİKLAL YA ÖLÜM VARDIR &#8221; konuşmasını hatırlatmak isterim. Çünkü ; görülen ellerin arkasında dost ve müttefik sandığımız, aslında düşman olan ülkelerin elleri ve kolları var…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="789" height="540" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.53-1.webp" alt="WhatsApp Image 2025 09 04 at 22.56.53 1" class="wp-image-245379" title="MUSTAFA KEMAL&#039;İN ASKERİ OLMAK 52" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.53-1.webp 789w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.53-1-150x103.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 789px) 100vw, 789px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1157" height="754" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.53.webp" alt="WhatsApp Image 2025 09 04 at 22.56.53" class="wp-image-245377" title="MUSTAFA KEMAL&#039;İN ASKERİ OLMAK 53" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.53.webp 1157w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/WhatsApp-Image-2025-09-04-at-22.56.53-150x98.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1157px) 100vw, 1157px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>BÜYÜK TAARRUZ VE GEÇİCİ KÜRT HÜKÜMETİ (!)…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/buyuk-taarruz-ve-gecici-kurt-hukumeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 10:36:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=244086</guid>

					<description><![CDATA[26 Ağustos 2025 26 Ağustos 2007 günü Şuhut’ta Hacıvelilerin kerpiç konağının ikinci katındaydım. O’nun tahta iskemlesine oturdum, taarruzun son hazırlıklarını yaptığı, “ Haydi Muzaffer, haritaları topla, gidiyoruz “ diyerek kalktığı masayı ellerimle okşuyordum. Sanki hepsi; O, Fevzi, İsmet ve Muzaffer Paşalar masanın çevresinde ve ayaktaydılar. Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkan yardımcısıydım. Genel Başkanımız (E) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">26 Ağustos 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 3" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-3-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="BÜYÜK TAARRUZ VE GEÇİCİ KÜRT HÜKÜMETİ (!)… 54"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">26 Ağustos 2007 günü Şuhut’ta Hacıvelilerin kerpiç konağının ikinci katındaydım. O’nun tahta iskemlesine oturdum, taarruzun son hazırlıklarını yaptığı, “ Haydi Muzaffer, haritaları topla, gidiyoruz “ diyerek kalktığı masayı ellerimle okşuyordum. Sanki hepsi; O, Fevzi, İsmet ve Muzaffer Paşalar masanın çevresinde ve ayaktaydılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkan yardımcısıydım. Genel Başkanımız (E) P. Alb. Feridun Çelenk ve P. Alb. Aziz AKAL’la birlikte benim arabayla gitmiştik Şuhut’a. Gece saat 12.00’de başladığımız zorlu yürüyüş sonunda sabaha karşı 04.00’e doğru zirveye, O’nun Büyük Taarruzu başlattığı noktaya gelmiştik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akşehir’deki Batı Cephesi Karargahı’nda ordu komutanlarıyla birlikte son toplantısını yaptıktan, taarruz gününü kararlaştırdıktan sonra yanındakilerle gündüz ağaçlıklar altında gizlenerek geceleri sessiz ve gizlilik içinde 24 Ağustos 2022’de Şuhut’a ulaştılar. 25 Ağustos gece yarısı Kocatepe’ye doğru evden ayrılırken, “ALLAH TÜRK MİLLETİNİ VE ORDUSUNU KORUYACAKTIR. RABBİM YUNANLILARIN KAZANDIĞINI GÖSTERME BANA. ONLAR KAZANACAKSA GÖK KUBBE BAŞIMA YIKILSIN. ANAM DUA ET BİZE, DUA ET BİZE ANAM “ diyerek Yüce Tanrı’ya yakarıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan 1922 yılı yaz aylarına girerken psikolojik harp tekniklerine de başvuran düşman, adam ayartarak! hain bulmaya çalışıyor, çeşitli vaad ve çıkarlar sunarak yandaş ve yataklık yapacak kişiler arıyordu. Mustafa Sabriler, İskilipli Atıf Hocalar, Ali Kemaller. Kürt Teali Cemiyeti, İngiliz Muhipler Cemiyeti gibi kuruluşlar ile Yunan uçakları da boş durmuyor, cephelerimizin ve yerleşim birimlerinin üzerinde uçarak önceden hazırlanmış bildiriler atıyor, bunlarla halkın umut ve direncini kırmaya çalışıyor, isyana teşvik ediyorlardı. İngilizlerin teşviki, Yunanın desteğiyle kurulan “GEÇİCİ KÜRT HÜKÜMETİ “ adına hazırlanan bu bildiriler camilerde bile dağıtılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İŞTE BU BİLDİRİLERDEN BİRİ :<br>“Necip Kürt Milletine. Ey Kürtler inayeti bari ruhaniyet peygamberi ile asırlardan beri esaret altında inleyen Kürt Milletinin mukaddemei istihlası ve müstakil Kürt Devletinin esası olan Kürt Hükümeti Muvakkatası’nın teşkilini bütün vatandaşlara tebliğ ile kesbi şeref eyleriz.<br>Vatandaşlar, bütün Kürdistan dahilinde hareketi milliyenin inkişafı ile hükümetimizin teşkili kat’isi hakkında yapılacak muazzam teşebbüsün zaman icrası pek yakındır. Ancak bu teşebbüs bütün vatandaşların ayrı ayrı mahzarı muaveneti olmadıkça tahakkuk edemez. Her Kürt vatanı için bu emri azimde büyük ve küçük birer vazife ile mükelleftir. Bunu ihmal edecek olanları tarih tel’in edecektir. Maazallah bu fırsatı kaçıracak olursak yarınki neslin huzurunda müerrim ve müttehim mevkiinde kalacağız. Çünkü bu azim fırsat bir daha ele geçmez. Vatandaşlar, sizin şimdilik yapacağınız hizmet basit fakat mühim ve muazzamdır.<br>Siz Mustafa Kemal’e karşı harbeden Yunan ordusuna muhasım bir vaziyet almaktan ve Mustafa Kemal lehine olarak harbe iştirakten tamamı ile içtinap etmelisiniz. Çünkü Mustafa Kemal ile harbeden Kürtlere karşı hiçbir husumetleri yoktur ve olamaz. Bilakis Huruç Ali Elsultan’a cür’et eden Mustafa Kemal, Halifeyi Müslimin hazretleri tarafından Kürtlere bahşolunan muhtariyet ve istikbali gasp etmektedir. Bundan sarfınazar, Mustafa Kemal’in istiklal ve daha doğrusu engizisyon mahkemelerinin idam ettiği Kürtlerin miktarı binleri çoktan tecavüz eylemiştir. Vatandaşlar, halife asisi Mustafa Kemal’i imha ve Kürt Hükümetinin teşkilini tesbit etmek üzere cümleniz bulunduğumuz yerlerde isyankar ihtilaller tertip ediniz, ta ki ağırlığı günden güne çoğalan bu esaret gömleğini yırtıp atalım. Çünkü esir olmak, mazlum olmak kadar ve belki daha büyük bir cinayettir ki cezası idamdır. Vatandaş, yakında resmen ilan olunacak Kürt Hükümeti sancağı altında kucaklaşmak ümidiyle cümlenizden ve cümlemizden himmet ve gayret bekliyoruz.”<br>Geçici Kürt Hükümeti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">110 yıl önce kurdurdukları sözde Geçici Kürt Hükümeti’yle birlikte Yunan’ın başaramadığı bu alçak projeyi, sonraki yıllarda başta İngiltere ve ABD olmak üzere dost bildiğimiz ülkeler sürdürüyor ve bugün yüzyıllardır birlikte yaşadığımız Kürt vatandaşlarımızı ayrıştırma ve yurdumuzu bölünme noktasına getiriyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi de “ BARIŞ “ adı altında asıl amaçları olan Türkiye’yi parçalamak ve yeniden 600 yıllık imparatorluğu paramparça ettikleri günlere dönmek istiyorlar. Ne diyor ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom BARRACK ? “TÜRKİYE İÇİN EN İYİ SİSTEM OSMANLI MİLLET SİSTEMİDİR “. Ne buyurdunuz Sayın Büyükelçi ? Büyük ATATÜRK’ün önderliğinde kanla, canla kurulan bu devlet, 110 yıl önceki başkanınız Wilson’un istediği gibi, Kürdistan, Ermenistan ve Lazistan gibi parçalara mı ayrılsın ? BÜYÜK TAARRUZ’UN GURUR VE COŞKUSUNU YAŞADIĞIMIZ BU ONURLU GÜNLERDE “ NAH (!) YAPARSINIZ…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna en güzel yanıt, 1990’lı yıllarda MHP Ankara İl Başkanı iken tanıdığım, daha sonra TBMM Başkanı olan Sayın Ömer İZGİ’den geldi. “ BARIŞ DİYORLAR. BEN KİMSEYE DÜŞMAN DEĞİLİM, NEYLE BARIŞACAĞIM. ELİNE SİLAH ALANLAR, ÜLKEYE KAST EDENLER AFFEDİLİP HAYATIMIZA GİREMEZ.” derken “ Barışın Mimarı (Bebek Katili) Sayın ÖCALAN’dır diyenlere ve O’nu serbest bırakmayı düşünenlere gönderme yapıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük Taarruz’un yıldönümünü kutluyor ve Başta ATATÜRK olmak üzere silah arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve saygıyla anıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>BU ŞAPKA BAŞKA ŞAPKA…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/bu-sapka-baska-sapka/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Aug 2025 11:49:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[şapka]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=243831</guid>

					<description><![CDATA[Bundan tam 100 yıl önce bugün, 24 Ağustos 1925 günü Çankırı&#8217;ya giden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK kendisini karşılayan halka elindeki şapkasını sallayarak &#8220;HANİ SİZİN ŞAPKANIZ&#8221; diye soruyordu. Vali utangaç bir tavırla, &#8221; Efendim şapka ile teşrif buyuracağınızı bilmiyorduk &#8221; diyebildi. İki saat kaldığı Çankırı&#8217;da verilen yemek sırasında çevresindekilere hep şapkayı anlattı. Kastamonu&#8217;ya doğru yola çıktığında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 1 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-1-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="BU ŞAPKA BAŞKA ŞAPKA… 55"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Bundan tam 100 yıl önce bugün, 24 Ağustos 1925 günü Çankırı&#8217;ya giden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK kendisini karşılayan halka elindeki şapkasını sallayarak <strong>&#8220;HANİ SİZİN ŞAPKANIZ&#8221;</strong> diye soruyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vali utangaç bir tavırla, &#8221; Efendim şapka ile teşrif buyuracağınızı bilmiyorduk &#8221; diyebildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki saat kaldığı Çankırı&#8217;da verilen yemek sırasında çevresindekilere hep şapkayı anlattı. Kastamonu&#8217;ya doğru yola çıktığında uğradığı köylerin halkını hep şapka ile selamladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekte görselde gördüğünüz şapka ise ; 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa Referandumu öncesi düzenlenen ANAYASA’YA HAYIR kampanyasının şapkasıydı. AKP iktidarı 1982 Anayasa’sını “Darbe Anayasası” olarak adlandırıyor, değiştirmek istiyordu. Aslında asıl amacın kuvvetler ayrılığını kaldırmak, meclisi etkisizleştirerek denetim gücünü zayıflatmak ve yönetim erkini tek elde toplamak olduğu görülüyordu. 21 maddeden oluşan değişiklik önerisi muhalefetin direnciyle 18 maddeye indirildi. Bu şekliyle halkın oyuna sunulan yeni anayasa YSK’nun aldığı kararla 2.5 milyon mühürsüz oyun kullanılması sonucu az bir farkla kabul edildi. Kullanılan oyların yüzde 51.43’ü olan 25 milyon 133 bin 351 oyla EVET, yüzde 48.57’si olan 23 milyon 758 bin HAYIR oyla iktidar amacına ulaşmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz bu referandum öncesinde HAYIR diyor ve kampanyaya destek veriyorduk. Bu amaçla 3 Mart 2017 günü FETÖ örgütünün Balyoz kumpaslarıyla tutuklanan mağdur komutanlarımızla Karabük girişinde buluştuk Ben Ankara’dan gelmiştim, onlar Kastamonu’dan. Halkla görüştük, esnafları ziyaret ettik. Koramiraller Atilla KIYAT, Atilla KEZEK, Tümamiraller Semih ÇETİN, Fikret GÜNEŞ, Tümg. Ahmet YAVUZ, Dnz. Kur. Alb, Ali TÜRKŞEN ve rahmetli Dnz. Yrb. Ali TATAR’ın ağabeyi Ahmet ile Karabüklülere değişikliğin asıl amacının başka olduğunu anlatmaya çalıştık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün AKP yeniden bir Anayasa değişikliği istiyor. 23 yıllık iktidarı sırasında Darbe Anayasası dediği 177 maddeden oluşan 1982 Anayasası’nın 134 maddesini değiştiren AKP iktidarının ilelebet iktidarda kalmak için bunu istediği açıkça belli oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmadan yazayım. Karabük’te o gün aramızda Teğmen Mehmet Ali ÇELEBİ’de vardı. O, FETÖ tuzağıyla hükümlü olarak cezaevinde yatarken CHP Genel Başkanı KILIÇDAROĞLU nikah şahitliğini yapmış ve sonra milletvekili olarak meclise göndermişti. Teğmen Mehmet Ali şapkasını çıkarıp attı, AKP’li oldu ama benim şapkam yeniden lazım olacak diye düşündüğüm için evde dolabımda duruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı gün Kastamonu’ya ulaşan ATATÜRK geceyi hükümet konağında geçirdikten sonra İstiklal Savaşı&#8217;nda top mermilerini yüklediği kağnısıyla kışla önüne kadar gelebilen ve orada donarak şehit olan ama mermiler arasına koyduğu yeni doğmuş bebeğini kurtaran Şerife Bacı hep aklındaydı. Bu yüzden önce kışlayı ziyaret edecek, askeri birliği teftiş edecekti. Mareşal üniformasını giydi, akşama kadar hiç çıkarmadı. Sırmalı şapkası hep elindeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kışlanın kapısındaki <strong>&#8221; BİR TÜRK 10 DÜŞMANA BEDELDİR &#8220;</strong>yazısını sildirdi. <strong>&#8221; BİR TÜRK DÜNYAYA BEDELDİR &#8220;</strong> tabelasını yazdırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akşama doğru Belediye binasından alanda toplanan halka seslendi. Şapkadan ve modern giyimden söz ederken “ Biz medeni olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz tepeden tırnağa değişmelidir. İslam Alemi medeniyete uymadığı için büyük ızdırap içindedir. Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar, yok eder” der. O konuşurken halk başlarındaki fesleri fırlatır atar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akşam yanında bulunanlardan biri de müftüdür. O’na “ İslam’da kıyafet şekli nedir “ diye sorar. Müftünün yanıtı nettir. “ İslam’da kıyafetin şekli yoktur. Kıyafet menfaat ve ihtiyaca tabidir “ deyince mutlu olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonra özel bir sevgi duyduğu İnebolu’ya geçen ATATÜRK, Türk Ocağı’nda yine fesle ve şapkayla ilgili konuşmalar yapar, elindeki şapkayı gösterir.” Buna şapka derler, buna İslam’da caiz değildir diyenler cahildir. Onlara sorarım, Yunan serpuşu olan fes giymek caiz de şapkayı giymek neden caiz olmaz ? “</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk dönüşte tekrar uğradığı Kastamonu’da “ Efendiler, ey millet biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet tarikatıdır “ der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük Önderimiz ATATÜRK’ün şapka konusundaki bu kararlılığı bir devrim olarak 1925 tarıh ve 671 sayı ile kanunlaşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşgal edilmiş, parçalanmış vatan toprakları üzerinde büyük mücadelelerle kurulan genç cumhuriyet yorgun, bitkin ve yoksul ulusun büyük sorunlarını çözmek, bunun için radikal kararlar almak zorundaydı. Çağdaş ülkeler arasına girebilmek, cehaleti yenmek, gelişmeyi ve kalkınmayı gerçekleştirmek konusunda kararlı olan ATATÜRK, bazı dava arkadaşlarının muhalefetine karşın, birer birer devrimleri hayata geçirdi. Saltanat zaten 1 Kasım 1922’de kaldırılmıştı. 3 Mart 1925’te Şeriye ve Evkaf Vekaletleri, Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti ve Hilafet kaldırıldı, Tevhid-i Tedrisat Kanunu yürürlüğe girdi. Ardından Kadın Erkek Eşitliği,Yazı ve Harf Devrimi, Tarikatların kaldırılması, Tekke ve Zaviyelerin kapatılması, Köy Kanunu vb. köklü değişiklikler, gelişme ve uygarlık kapısını aralamaya başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuşkusuz bu devrim ve düzenlemelerden Şapka ve Kıyafet Kanunu, yüzyıllarca padişahın kulu olduğuna inandırılmış, değişmeyen yaşam biçimine sahip toplum tarafından kolay benimsenmedi. Yurdun farklı bölgelerinde tepkiler kalkışmaya dönüştü. Erzurum, Rize ve Giresun’da özellikle cahil din adamlarının teşvik ve tahrikleriyle büyüyen olaylar isyana dönüştü. Bu arada Doğu’da yaşanan büyük isyanın elebaşı Şeyh Sait ve arkadaşları yakalanmış, 27 Temmuz’da sonuçlanan davada 389 kişi yargılanmış bunlardan 39 isyancı idam edilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7 Mart 1925’te göreve başlayan Ankara İstiklal Mahkemesi ise (Dört Aliler Mahkemesi) Şapka ve Kıyafet Kanunu’na karşı çıkan 8 kişiye idam, 55 kişiye de 15 ile 5 yıl arasında hapis cezaları verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük ATATÜRK’ün silah arkadaşlarıyla canlarını ortaya koyarak kurtardıkları vatanımızın, kurdukları Cumhuriyetimizin çağdaş, gelişmiş ve kalkınmış modern bir ülke olması için yaptıkları mücadeleler ile hayata geçirdikleri devrimlerin son yıllarda din kisvesi altında, bağnaz saldırıların hedefi haline gelmesi toplumda kaygılar yaratıyor ama asla umutsuz değiliz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türklüğü ve Türkçemizi inkar edenler, ATATÜRK Devrimlerine bilinçli olarak saldıranlar asla kazanamayacak, tarihin çöplüğünde yok olacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynakça ;<br>1- Cumhuriyet’e Baş Kaldıranlar, Aydın OLGUN, Sistem Ofset, 1997<br>Ankara<br>2- 810 Yıllık Anayasa, Magna Carta . F.GÖKÇE 13 Haziran 2025<br>3- Açık kaynaklar</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="341" height="325" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/ea8c3193-4f45-477a-a50f-4b79747e8234.webp" alt="ea8c3193 4f45 477a a50f 4b79747e8234" class="wp-image-243834" title="BU ŞAPKA BAŞKA ŞAPKA… 56" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/ea8c3193-4f45-477a-a50f-4b79747e8234.webp 341w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/ea8c3193-4f45-477a-a50f-4b79747e8234-150x143.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 341px) 100vw, 341px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>3200 YIL ÖNCE KATIRLARIYLA GİTTİLER, ŞİMDİ BİSİKLETLERİYLE GELİYORLAR…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/3200-yil-once-katirlariyla-gittiler-simdi-bisikletleriyle-geliyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 09:47:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=242377</guid>

					<description><![CDATA[13 Ağustos 2025 Bu bisiklet Bartın Kent Müzesi&#8217;nde bulunuyor. Bununla ilgili bir yazı yazmayı ve bu görseli kullanmayı düşünüyordum.. Ama yanlışlık olmuş, &#8220;herkese açık&#8221; paylaşmışım. Benim sanılmış. 21 beğeni, &#8220;aman dikkat et, düşersin, dengeli bin&#8221; şeklinde vb. 5 yorum geldikten sonra fark ettim. Bisiklete biniyorum ama böylesine değil… Özür dilerim. Bartın Belediye Başkanı Sayın Rıza [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">13 Ağustos 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-1-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="3200 YIL ÖNCE KATIRLARIYLA GİTTİLER, ŞİMDİ BİSİKLETLERİYLE GELİYORLAR… 57"></figure>


<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="450" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/d40faa8c-691f-4ae2-8f70-835224cff8e5.webp" alt="d40faa8c 691f 4ae2 8f70 835224cff8e5" class="wp-image-242387" style="width:407px;height:auto" title="3200 YIL ÖNCE KATIRLARIYLA GİTTİLER, ŞİMDİ BİSİKLETLERİYLE GELİYORLAR… 58" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/d40faa8c-691f-4ae2-8f70-835224cff8e5.webp 600w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/d40faa8c-691f-4ae2-8f70-835224cff8e5-150x113.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bu bisiklet Bartın Kent Müzesi&#8217;nde bulunuyor. Bununla ilgili bir yazı yazmayı ve bu görseli kullanmayı düşünüyordum.. Ama yanlışlık olmuş, &#8220;herkese açık&#8221; paylaşmışım. Benim sanılmış. 21 beğeni, &#8220;aman dikkat et, düşersin, dengeli bin&#8221; şeklinde vb. 5 yorum geldikten sonra fark ettim. Bisiklete biniyorum ama böylesine değil… Özür dilerim.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Bartın Belediye Başkanı Sayın Rıza YALÇINKAYA 1999-2007 yılları arasında da bu görevde bulunmuş, Bartın Milletvekilliği de yaptıktan sonra 31 Mart 2024&#8217;te tekrar belediye başkanlığına seçilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kaç gün önce ziyaret ettiğim Bartın Kent Müzesi&#8217;nde bu bisikleti görünce ilgililere nereden geldiğini sordum. 2004 yılında Bartın&#8217;a bisikletleriyle gelen İtalyanların YALÇINKAYA&#8217;ya hediye ettiklerini, O&#8217;nun da müzeye armağan ettiğini öğrendim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten İtalyanların neden Bartın&#8217;a geldikleri yıllar önce ilgimi çekmiş ve bu konuda KÖKLERİMİZE DÖNÜYORUZ başlıklı 01 Nisan 2009 tarihli köşe yazım bazı gazetelerde yayınlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu köşe yazım, &#8220;3200 yıl önce katırlarıyla gittiler, şimdi bisikletleriyle geliyorlar. Yarın nasıl ve ne ile gelecekler, çoktan planlanmış bile…&#8221; satırlarıyla başlıyordu, M.Ö. 850’li yıllarda yaşadığı bilinen Homeros&#8217;un İlyada Destanı&#8217;nda , Aka’ lara karşı Anadolu’yu korumak amacıyla Troya Kralı Priam’ın yardım isteği üzerine “yaban katırlarıyla ünlü, erkek yürekli Paflagonların” Truva savaşına katıldıkları, yenilgi sonucu bir daha yurtlarına dönmeyip Trakya üzerinden Adriaytik Körfezi kıyıları yolu ile İtalya’nın Venedik şehri yakınlarındaki Veneto bölgesine yerleştikleri anlatılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihçiler Paflagonya’yı kuzeyi Karadeniz, batısı Bartın ve Filyos çayları, doğusu Kızılırmak ile sınırlı olan ve Kastamonu, Sinop, Çankırı, Bartın, Karabük ve Zonguldak illerinin oluşturduğu bölge olarak tanımlarlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalyanlardan söz ediyorum. Hani şu; “VENETO’DAN BATI KARADENİZ BÖLGESİNE” sloganıyla 2001 yılından beri her yaz Ağustos aylarında bisikletleriyle Bartın’a gelen İtalyanlardan…Çok masumane ve insani boyutlu görünen bu ziyaretler sırasında 2004 yılında Bartınlılara, “Paflagonya, Köklere Dönüş Projesi” ile birlikte bazı haritalar da dağıtılmıştı. 2024 yılına kadar belediye başkanları, akademisyenler, arkeleog ve siyasilerden oluşan bisikletli heyetlerden biri ile Bartınlılar arasında bir futbol maçı da düzenlenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bartın’da dağıtılan haritaya göre; Anadolu toprakları üzerinde Bitinya, Trakya, Kapadokya, Kilikya, Paflagonya, Galatya, Firikya, Karya, Pamfilya, Pont, Ermeniya, Antakya, Lidya, Mezopotamya ve Likya gibi isimlerle 16 şehir devleti oluşturulduğu görülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu proje, 100 yıl önce ABD Kongresi’nde kararlaştırılan Anadolu’yu Hristiyan eyaletlere bölme projesiyle çakışıyor. İtalyanların böyle bir amaca hizmet ettiğini düşünmek istemiyorum ama 10 Ağustos 1923&#8217;te imzalanan Sevr Anlaşması&#8217;ndan sonra Anadolu&#8217;nun bir bölümüne nasıl yerleştiklerini de unutmuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmuyorum, 110 yıl önce ABD Başkanı WİLSON&#8217;un Türkiye&#8217;yi parçalama planını da unutmuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türklüğü kazımak, Türkiye’yi parçalamak isteyenlerin amaçları bununla sınırlı değil.,.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parayla, pulla değil; kanla canla sahip olduğumuz ve 1000 yıldır üzerinde yaşadığımız bu topraklarda hala gözü ve emelleri olanlar ard arda yeni plan ve senaryolar ortaya koyuyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevr’i yırtıp attığımız, İstiklal Savaşı’yla bağımsızlığımızı kazandığımız, Lozan’da bu yurdun tapusunu aldığımız günden beri dost maskesiyle içimizde cirit atan emperyalist ülkeler tuzak üstüne tuzak kuruyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde soykırım, Kıbrıs’ta Annan Planı, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), Medeniyetler İttifakı, Dinlerin Kardeşliği, Ilımlı islam, Arap Baharı gibi söylemlerle, güya insan haklarını temel alan uyduruk ve evrensel hümanizma pompalanmış projelerle, yıllardır insanlığın kanını emerek doymayan emperyalizm, şimdi yine sahneye koyduğu Türkiye oyununu sergiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmuyorum, 1996 yılında Harward Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Samuel HUNTINGTON&#8217;un MEDENİYETLER İTTİFAKI kitabında &#8216;Türkiye İslam Dünyasının lideri olabilir, bunun için Atatürk&#8217;ün mirasını ve laikliği reddetmelidir&#8217; dediğini unutmuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmuyorum, 07 Ağustos 2003&#8217;te The Washington Post Gazetesi&#8217;nde yer alan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza RICE&#8217;in &#8220;Ortadoğu&#8217;da 22 Ülkenin Sınırları Değişecek&#8221; demecini unutmuyorum,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmuyorum, Haziran 2006&#8217;da NATO Savunma Toplantısı&#8217;nda ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi&#8217;nde (Armed Forces Journal) yer alan bölünmüş Türkiye haritasını masaya koyan ABD Albayı Peter FABER&#8217;in küstahlığını unutmuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve unutmuyorum, ilk defa Turgut ÖZAL tarafından dillendirilen ANADOLU FEDERAL CUMHURİYETİ söylemini unutmuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumsal Haber’de ve bazı gazetelerde 10 Ekim 2007 tarihinde yayımlanan “DOSTUMUZ ! ABD’NİN 100 YILLIK HESABI” başlıklı yazımda İngiltere Kraliyet Matbaası’nın yayınladığı gizli belgeleri açıklamıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GİZLİ BELGE No:492, Sayfa: 735, Amiral Webb’den Lord Curzon’a yazılan 19 Ağustos 1919 tarihli yazı : “Amerika, Trabzon ve Erzurum’u içine alan bir Ermenistan’ı himaye edecek. Geri kalan dört ili de Kürt Devleti olarak İngiltere’nin himayesine bırakıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">GİZLİ BELGE No:46, Sayfa 60, 5 Nisan 1920 günü Mr. Lindsay’ın Washington’dan Lord Curzon’a yazdığı rapordan : “Amerikan Senatosu Ermenistan konusunu görüştü. Beş yılda 757 milyon dolar verecekler. İlk başlangıçta 50 bin kişilik bir ordu yollanacak, daha sonra 200 bin kişiye çıkacak. ABD kuvvetlerinin başına General James G. Harbord getirilecek. Ayrıca bütün Türkiye’nin mandası için de görüşmeler devam etmektedir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">GİZLİ BELGE No:10, Sayfa 81, 16 Şubat 1920 Londra Konferansı tutanaklarından : “Ermenistan’a 6 ilden başka Trabzon ve Adana’da verilmelidir. Amerika, Ermenistan’a yardım edecektir ve mandası altına almayı kabul ediyor. Fransa ise Adana’yı kendisine istiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">GİZLİ BELGE No:63, Sayfa 71, 16 Mayıs 1920 günü Sir A. Geddes’in Lord Curzon’a yazdığı yazı : “ABD Hükümeti, Ermenistan’ın Adana ‘da dahil korunmasını istiyor. Silah, cephane, demiryolu ve her türlü malzemeyi bu raya sevk edecekler… Boşaltma, Karadeniz limanlarında Amerikan Bahriyesi tarafından ve donanmanın himayesinde yapılacak. Türklerin yapacağı en ufak bir hareket Amerikalılar tarafından bastırılacaktır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaşıya kaşıya yettiniz be…Yeter artık… Kürtleri, Ermenileri maşa olarak kullanan, üstümüze salan dost maskeli İngiliz, Fransız emperyalistler yetti artık. Başta ABD,, 110 yıldır yaptıklarına doymadın mı? Sen istedin diye Kore&#8217;de 741 evladımızı feda ettik. 1945&#8217;den 1990&#8217;a kadar komünizm korkutmasıyla 45 yıl komşumuzla bizi düşman edip, ilk hedef haline getirdin. Topraklarımızda kurduğun 40 üs ve tesisle bir zamanlar 70 bine çıkan asker ve personelinle neredeyse ülkemizi işgal ettin. Ambargolar koyarak ekonomimize, tehdit ve şantajlarınla güvenliğimize zarar verdin. Şimdi de, güneyimizde kurduğun sözde PKK Devtetçiğiyle, Yunan sınırımızda yaptığın askeri yığınakla bizi kuşatıyorsun. YETER ARTIK…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KARABÜK GAZİLER MEZARLIĞI’NDA TUHAF UYGULAMA</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/karabuk-gaziler-mezarliginda-tuhaf-uygulama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2025 09:52:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlık]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=240886</guid>

					<description><![CDATA[01 Ağustos 2025 Bilindiği gibi, yüce milletimiz şehit ve gazilerimiz ile devlete büyük hizmetleri olanlara özel bir önem vermekte ve bu konuda bir vefa örneği sergilemektedir. Bu bağlamda sözünü ettiğimiz bu şahsiyetler için özel kabristanlar kurulmuştur. Başta Anıtkabir olmak üzere, Ankara’da Devlet Büyükleri Anıt Mezarlığı, Sivil ve Askeri Şehitlikler, Muharip Gaziler ve Dünya Şampiyonu Güreşçiler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">01 Ağustos 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="KARABÜK GAZİLER MEZARLIĞI’NDA TUHAF UYGULAMA 59"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği gibi, yüce milletimiz şehit ve gazilerimiz ile devlete büyük hizmetleri olanlara özel bir önem vermekte ve bu konuda bir vefa örneği sergilemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda sözünü ettiğimiz bu şahsiyetler için özel kabristanlar kurulmuştur. Başta Anıtkabir olmak üzere, Ankara’da Devlet Büyükleri Anıt Mezarlığı, Sivil ve Askeri Şehitlikler, Muharip Gaziler ve Dünya Şampiyonu Güreşçiler mezarlıkları halkımız tarafından ziyaret edilmekte, bu kahramanlar unutulmamaktadır</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her gün on binlerce yerli ve yabancı kişinin ziyaret ettiği Anıtkabir’de Atamızın mozolesinin tam karşısında O’nun dava arkadaşı, ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İNÖNÜ’nün kabri bulunmaktadır. Devlet Büyükleri Anıt Mezarlığı ise, Atatürk Orman Çiftliği arazisi içinde ve yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın karşısında yer almaktadır. Burada daha önceki cumhurbaşkanlarımız ile İstiklal Savaşı kahramanları komutanlarımız ve merhum başbakan Bülent ECEVİT yatmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekte görseli görülen Ankara Karşıyaka’daki Muharip Gaziler Mezarlığı’nda 1000 dolayında muharip gazimiz general, amiral, subay, astsubay, er ve erbaş şeklinde rütbe farkı gözetilmeksizin vefat sırasına göre bir aradadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin bir çok yerinde gazi ve şehit mezarlıkları bulunmakta, ancak bu yerlerle ilgili işlemler çeşitli kurallar, mevzuat ve yönergelere uygun olarak yapılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski bir Karabüklü olarak Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmış, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkan Yardımcılığı yapmış bir kişi olmam nedeniyle Karabük’te yaşayan gazi arkadaşlarımın bana ilettiği bilgilere göre ; bu konuda uygulanan bir yöntem gaziler, arasında ayrımcılık ve haksızlığa neden olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara’dan gelerek bizzat açılışına katıldığım Muharip Gaziler Derneği Karabük Şubesi, önceki dönem belediye başkanımız Sayın Rafet VERGİLİ’nin iyi niyetinden yararlanarak 5000 Evler Mezarlığı’nda gazilerimiz için bir yer ayrılmasını talep etmiş, kabul edilen bu istek Belediye Meclisi’nden geçirilerek karar altına alınmış, Demir –Çelik Fabrikaları’ndan iş ve savaş arkadaşım İrfan AYANOĞLU toprağa verilen ilk gazi olarak buraya defnedilmiştir. Ancak Şube Yönetim Kurulu bu kararı farklı olarak uygulamaya başlamış ve mezarları üye olan hayattaki 38 gazi ve eşleri için önceden belirlemiş ve tahsis etmiştir. Bu mezarlık alanı Karabük’ün muharip gazileri için tahsis edilmiştir, şubeye üye olan gaziler ve onların eşleri için değil…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette savaşan askerlerin eş ve çocuklarının çektikleri sıkıntıları, “Babamız Dönecek mi ?” korku ve endişesini bilmiyor değiliz. Ben de Piyade Takım Komutanı olarak katıldığım Kıbrıs Barış Harekatı sırasında 4 yaşındaki oğlumun, 1 yaşındaki kızımın ve eşimin yaşadıklarını ve Karabük’e döndükten sonraki zorluklarımızı unutmuş değilim. Ama daha hayatta iken, vefat etmeden mezar yeri tahsis edilmesini, hele de eşler için de kocalarının yanında yer ayrılmasını doğru ve etik bulmuyorum. Doğru olsaydı, İsmet Paşa’nın eşi Mevhibe Hanım’da diğer şehit ve gazilerimizin eşleri de kocalarının yanına defnedilirdi.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karabük’te yaşayan gazi arkadaşlarım bana ilettikleri bu sorunla ilgili olarak Belediye Başkanlığımız ile Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne de başvurduklarını bildirdiler. Ancak, henüz bu konuda bir yanıt alınmaması nedeniyle Sayın Valimiz ve Belediye Başkanımız ile ilgili kurumların ülkemizin hiçbir yerinde görülmeyen bu uygulamaya ilgisiz kalmayacaklarına inanıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanlığı’nın bu konudaki yönergesinin ilgili maddesini aşağıda sunuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GAZİLER MEZARLIĞINA DEFNEDİLECEKLER<br>Milli Mücadeleye iştirak etmiş İstiklal Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatına bilfiil katılan General, Amiral, Subay, Astsubay, Erbaş ve Erler ile GAZİ ünvanını almış sivil kişiler aşağıda şartları yerine getirmiş olmaları halinde isterlerse bu mezarlığa defnedilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TANIMLAR : <code>Bu talimatta geçen, GAZİ :</code> a) Milli Mücadeleye iştirak eden ve bu nedenle kendisine İSTİKLAL Madalyası verilmiş<br>bulunan gaziler,<br>b) 1950 yılında Türk Tugayının KORE’ye ayak bastığı Ekim ayında başlamak ve 1953<br>yılı Panmunjon Ateşkes anlaşmasına kadar Kore’de fiilen savaşa katılmış olan gazilerle,<br>c) 20 Temmuz 1974’te 1 nci ve 15 Ağustos 1974’te 2 nci Barış Harekatı’na katılarak<br>Kıbrıs’ta fiilen görev alan gazileri içerir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GAZİLER MEZARLIĞI<br>Yukarıda tanımı yapılan Gazilerin defnedildiği mezarlıktır. Mevcut mezarların ölçü-boyut, cins ve renklerinin dışında herhangi bir değişiklik yapılamaz.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="804" height="557" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/6706d2b0-7051-4740-b97b-fae218005063.webp" alt="6706d2b0 7051 4740 b97b fae218005063" class="wp-image-240887" style="width:840px;height:auto" title="KARABÜK GAZİLER MEZARLIĞI’NDA TUHAF UYGULAMA 60" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/6706d2b0-7051-4740-b97b-fae218005063.webp 804w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/08/6706d2b0-7051-4740-b97b-fae218005063-150x104.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 804px) 100vw, 804px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>1 TEMMUZ NEYİN BAYRAMI ?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/1-temmuz-neyin-bayrami-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 13:29:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=236686</guid>

					<description><![CDATA[1 TEMMUZ NEYİN BAYRAMI ? 1 Temmuz 2025 Eskiden kıyı şehirlerimizde yaşayanlar için 1 Temmuz’lar çok önemli günler arasında yer alırdı. Rengarenk bayraklarla süslenen tekneler arasında yapılan yüzme ve kürek yarışları, yağlı direğe tırmanma ve ördek kapma yarışmalarında başarılı olanlar adeta o yılın kahramanı sayılırdı. O yıllarda bayram coşkusunu yaşamanın da, amatörce spor yapmanın heyecanı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">1 TEMMUZ NEYİN BAYRAMI ? 1 Temmuz 2025</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/07/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="1 TEMMUZ NEYİN BAYRAMI ? 61"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Eskiden kıyı şehirlerimizde yaşayanlar için 1 Temmuz’lar çok önemli günler arasında yer alırdı. Rengarenk bayraklarla süslenen tekneler arasında yapılan yüzme ve kürek yarışları, yağlı direğe tırmanma ve ördek kapma yarışmalarında başarılı olanlar adeta o yılın kahramanı sayılırdı. O yıllarda bayram coşkusunu yaşamanın da, amatörce spor yapmanın heyecanı da toplum tarafından paylaşılıyor, her taraf bayraklarla donatılıyor, geceleri önceden süslenmiş limanlar ve gemiler çevreye bambaşka bir güzellik katıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık unuttuk, çok kimse 1 Temmuz’un neden bayram olduğunu dahi bilmiyor. Denizcilikte “bayrak gösterme” diye bir deyim vardır. Önemli bir ulaşım aracı olan yük ve yolcu gemileri, ait oldukları ülkenin bayrağını kendi karasularında gururla taşırlar. Bu aynı zamanda bir egemenlik sembolüdür. Yabancı bandıralı gemiler de, hangi ülkenin karasularına girdiyse, o ülkenin bayrağını direğine çekmek zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet’in daha ilk yıllarında gemilerimizin, personelinin, yük ve yolcularının özgürce ve güvenle dolaşabilmelerine olanak sağlayan ve yabancı gemilerin karasularımıza izinsiz girmelerini önleyen Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926 tarihinde kabul edilmiş ve 1 Temmuz’lar DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI olarak kutlanmaya başlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi sizlere önemli bir belge sunuyorum Değerli Okurlar. Birlikte okuyalım!</p>



<pre class="wp-block-code"><code>          “BAŞVEKİL ALİ FETHİ BEYFENDİ HAZRETLERİNE”

    22.11.1340 tarihli tezkere ile tarafı devletlerinizden intihab buyurulduğu bildirilmiş olan Heyet-i Hükümet, Teşkilat-ı Esasiye Kanununun madde-i mahsusası mucibince tasdik edilmiş ve keyfiyet Meclis-i Aliye arz olunmuştur.
    Zatı Samilerinize ve rüfeka-i mesainize muvaffakiyetler temenni ederim efendim.   24.11.1340 (1924)
                                                                   Reisicumhur
                                                             Gazi Mustafa Kemal

    “Tarafınızdan belirlenmiş bulunan Bakanlar Kurulu, Anayasa’nın ilgili maddesi gereğince onaylanmış ve durum Yüce Meclis’e sunulmuştur. Size ve çalışma arkadaşlarınıza başarılar dilerim” şeklinde günümüz diline uyarlanabilen bu belge ile Ali Fethi OKYAR’ın Başbakanlığında 22 Kasım 1924 tarihinde kurulan 3 ncü  T.C. Hükümeti  11 bakanlıktan oluşuyordu ve o zamanki adıyla “Bahriye Vekaleti” olan Denizcilik Bakanlığı’nın başında İhsan Bey (ERYAVUZ) bulunuyordu.</code></pre>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonra 27 Eylül 1930 yılına kadar görev yapan 4 ve 5 nci İnönü Hükümetleri’nde de Denizcilik Bakanlığı önemli bakanlıklar arasında yer alıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5 nci Hükümet’ten sonra bakanlık sayısı bazılarında 30’u da aşan 62 hükümet kuruldu. Ama hiçbirinde Denizcilik Bakanlığı’na gerek duyulmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün üç tarafı denizlerle çevrelenmiş bir ülke olmamıza, 8 bin km. uzunluğunda kıyıya sahip bulunmamıza karşın, herhalde dünyanın denizlere sırtını çeviren tek ülkesiyiz. Bırakınız denizlerimizden yararlanmayı, onları mahvettik. Atık ve artıklarla kirletmek bir yana, deniz canlılarının birçoğunu yok ettik, gelecek nesillere, çocuklarımıza onların sadece resimlerini bıraktık. En güzel sahillerimizi yağmaladık, beton konut yığınlarıyla çirkinleştirdik. Doğanın bize armağanı olan güzelim kıyılarımızda halkın karşı çıkmasına rağmen duble yollar yaptık. Kıyı şehirlerimizin limanları arasında salına salına süzülen canım gemilerimizi elden çıkardık. Ne oldu o bizim Tarı, Erzurum, Güneysu Tırhan, Trabzon, Etrüsk, Kadeş, Ege, Akdeniz, isimli yolcu gemilerimiz, nereye gitti ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yüzden önemsemediğimiz, yok saydığımız denizlerimizin bayramını dalga geçer gibi göstermelik kutlamaya hakkımız var mı ? Kaldırın gitsin !</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>NAZIM HİKMET BUGÜNLERDE KORE&#8217;DE TUTSAK ASKERLERİMİZLEYDİ…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/nazim-hikmet-bugunlerde-korede-tutsak-askerlerimizleydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 10:21:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[nazım hikmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=235724</guid>

					<description><![CDATA[Bugün, tam 75 yıl önce Kore Savaşı başlamış, Birleşmiş Milletlerin ve ABD&#8217;nin çağrısına uyan, bir aylık iktidar Demokrat Parti TBMM kararı alınmadan Başbakan Adnan MENDERES&#8217;in talimatıyla Kore&#8217;ye bir Tugay göndermişti. 25 Haziran 1953&#8217;te yapılan &#8220;Ateş Kes&#8221; ilanına kadar gönderdiğimiz 4 tugayımızın 741 şehidi Kore topraklarında yatıyor. Bunların 462&#8217;sinin bulunduğu Pusan Şehitliği&#8217;ni Mayıs 2008&#8217;de ziyaret ettiğimde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">Bugün, tam 75 yıl önce Kore Savaşı başlamış, Birleşmiş Milletlerin ve ABD&#8217;nin çağrısına uyan, bir aylık iktidar Demokrat Parti TBMM kararı alınmadan Başbakan Adnan MENDERES&#8217;in talimatıyla Kore&#8217;ye bir Tugay göndermişti.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-1-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="NAZIM HİKMET BUGÜNLERDE KORE&#039;DE TUTSAK ASKERLERİMİZLEYDİ… 62"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">25 Haziran 1953&#8217;te yapılan &#8220;Ateş Kes&#8221; ilanına kadar gönderdiğimiz 4 tugayımızın 741 şehidi Kore topraklarında yatıyor. Bunların 462&#8217;sinin bulunduğu Pusan Şehitliği&#8217;ni Mayıs 2008&#8217;de ziyaret ettiğimde şehitlik direktörüne çelik döküm bir Atatürk maskı hediye etmiştim. Diğer şehitlerimiz Kuzey Kore topraklarında kaldığı için kabirlerinin nerede olduğu bilinmiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nazım HİKMET 1952 yılının Haziran ayında, yine bugünlerde İtalyan, Yunan ve Fransızlardan oluşan, Dünya Barış Konseyi denilen bir heyetle Kore&#8217;ye gitmiş, esir kamplarını ziyaret etmişti. Yalu Nehri kenarında bulunan 5 no.lu esir kampında siyah-beyaz Amerikalılar, Güney Koreli ve Filipinlilerle birlikte 5 subay, 3 astsubayla 239 Türk tutsak ta bulunuyordu. Nazım onlarla görüştü, çok kötü ve olumsuz koşullara dayanmaya çalışan askerlerimizin son derece disiplinli ve yüksek moralli olduklarını yazdıklarıyla anlattı. Emir-Komuta disiplinine uyarak, hastaları koruyarak, yardımlaşarak ve güreş yaparak zinde kalan askerlerimiz Ateş Kes&#8217;ten sonra 5 Ağustos 1953&#8217;te serbest kaldıklarında hiç kayıp vermeden yurda dönmüştü. Kampta bulunan 7 bin 245 Amerikalı tutsaktan sadece 2 bin 806&#8242; sı kötü koşullara dayanabilmiş, diğerleri hastalık, kurallara uymama ve ölümle sonuçlanan birbirleriyle kavgalar sonucu ölmüşler, 21&#8217;i ise Kuzey Kore ordusuna katılmışlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nazım HİKMET, Kore&#8217;ye yaptığı bu ziyaretten çok etkilenmiş ve Adnan MENDERES&#8217;e hitaben bir asteğmenin duygularını betimleyen aşağıda yer verdiğim DİYET şiirini 25 Haziran 1959&#8217;da yazmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün, Kore Savaşı&#8217;na katılan yaklaşık 21 bin gazimizden 350 kadarı yaşamlarını sürdürüyor. Demokrat Parti&#8217;nin Amerikan sevdası ve emperyalizm uğruna feda ettiğimiz şehitlerimizi ve yitirdiğimiz gazilerimizi rahmetle ve saygıyla anarken, hayatta olanlara sağlık ve mutluluklar diliyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DİYET</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,<br>iki gözünüzle bakarsınız,<br>iki kurnaz, iki hayın, ve zeytini yağlı iki gözünüzle bakarsınız kürsüden Meclis&#8217;e kibirli kibirli ve topraklarına çiftliklerinizin ve çek defterinize.<br>Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,<br>iki elinizle okşarsınız, iki tombul, iki ak, vıcık vıcık terli iki elinizle okşarsınız pomadlı saçlarınızı, dövizlerinizi ve memelerini metreslerinizin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey, iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,<br>iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower&#8217;in,<br>ve bütün kaygınız iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri halkın tekmesinden korumaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benim gözlerimin ikisi de yok.<br>Benim ellerimin ikisi de yok.<br>Benim bacaklarımın ikisi de yok.<br>Ben yokum.<br>Beni, Üniversiteli yedek subayı, Kore&#8217;de harcadınız, Adnan Bey.<br>Elleriniz itti beni ölüme, vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.<br>Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan ve ben al kan içinde ölürken çığlığımı duymamanız için kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.<br>Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey, ölüler otomobilden hızlı gider,<br>kör gözlerim,<br>kopuk ellerim,<br>kesik bacaklarımla peşinizdeyim.<br>Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,<br>göze göz,<br>ele el,<br>bacağa bacak,<br>diyetimi istiyorum,<br>alacağım da.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GÖRSEL : 25 Ocak 1951&#8217;de bir keşif taarruzu sırasında karşısındaki Çin Kolordusu&#8217;nun 1734 askerini süngü hücumuyla etkisiz hale getiren ve savaşın kaderini değiştiren birliğimiz anısına Kumyang Jang-Ni tepesine dikilen 15 m.lik Türk Süngü Anıtı&#8217;nda çelenk sunumu. ( Bu zafer sonunda Çin Kolordu&#8217;su çekilmiş, birliğimiz biri astsubay 12 şehit vermişti)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="767" height="1024" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/48cb2693-8373-4a70-8ae6-dc5fa0e6d2e4.webp" alt="48cb2693 8373 4a70 8ae6 dc5fa0e6d2e4" class="wp-image-235725" title="NAZIM HİKMET BUGÜNLERDE KORE&#039;DE TUTSAK ASKERLERİMİZLEYDİ… 63" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/48cb2693-8373-4a70-8ae6-dc5fa0e6d2e4.webp 767w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/48cb2693-8373-4a70-8ae6-dc5fa0e6d2e4-112x150.webp 112w" sizes="auto, (max-width: 767px) 100vw, 767px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ZONGULDAK’IN İŞGALDEN KURTULUŞUNUN 104. YILDÖNÜMÜ</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/zonguldakin-isgalden-kurtulusunun-104-yildonumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2025 13:09:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=235174</guid>

					<description><![CDATA[8 Mart 1919’ dan beri Fransız işgali altında bulunan Zonguldak, tam 2 yıl, 3 ay, 12 gün süren bu esaretten kurtularak 21 Haziran 1921 tarihinde özgürlüğe kavuşmuştu. Kurtuluştan 6 gün önce Zonguldak Mutasarrıfı Asım Bey’in ramazan bayramı nedeniyle Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği telgraf beklenen kurtuluş müjdesinin adeta habercisi gibiydi., ZONGULDAK’TAN RAMAZAN BAYRAMI’NI TEBRİK VE DESTEK [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="IMG 8485" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/IMG_8485-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="ZONGULDAK’IN İŞGALDEN KURTULUŞUNUN 104. YILDÖNÜMÜ 64"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">8 Mart 1919’ dan beri Fransız işgali altında bulunan Zonguldak, tam 2 yıl, 3 ay, 12 gün süren bu esaretten kurtularak 21 Haziran 1921 tarihinde özgürlüğe kavuşmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurtuluştan 6 gün önce Zonguldak Mutasarrıfı Asım Bey’in ramazan bayramı nedeniyle Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği telgraf beklenen kurtuluş müjdesinin adeta habercisi gibiydi.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">ZONGULDAK’TAN RAMAZAN BAYRAMI’NI TEBRİK VE DESTEK TELGRAFI “ANKARA’DA MUSTAFA KEMAL PAŞA HAZRETLERİNE 15 HAZİRAN 1921</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azim ve imanını şerefle taşıdığınız nasiye-i şanınıza teveccüh etmeden aldığı halde en büyük bayramı pek yakında son düşman neferini bastığı toprakta kahredeceği gün yapmakta bu bayram namazında ahd eden millet size ve kahraman ordumuza bütün kalbiyle tebrikler ve hürmetler takdim eder. Mutasarrıf Asım.<br>( 908 Hâkimiyet-i Milliye, 6 Eylül 1921, No:284. 909 ATASE. İSH. K: 661, G: 28, B:1. 396 )</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kömürün bulunmasıyla başta Fransız ve İtalyanlar ile yerli azınlıkların bölgeye üşüşmesi sonucu yağmalanan yer altı servetinin yanı sıra çevre halkı köle gibi çalıştırılıyor, işgalci askerlerin baskı ve tecavüzleriyle büyük acılar yaşanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli Mücadele başladıktan sonra Zonguldak Büyük Meclisi Meclisi açısından stratejik öneme sahip bir bölgeydi. Kuvayı Millîye’yi takviye için İstanbul’dan yüklenen motorlar ve vapurlar özellikle Ereğli, İnebolu, Karasu gibi limanlara gelmekteydi. Ayrıca 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması uyarınca Rusya’dan gelen silah ve mühimmat yardımı önce Karadeniz’de Trabzon’a sonra da İnebolu, Bartın, Zonguldak, Ereğli üzerinden Batı Cephesine gönderiliyordu. Genel olarak deniz yolu nakliyatı Zonguldak ve çevresinden geçerek İnebolu’ya ulaşmaktaydı. Bu yüzden bölgedeki asayişe, millî teşkilatlara ve denizcilere çok ihtiyaç vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle Devrekli Yemelek Çetesi, kadınlarla birlikte Zonguldak Limanı’na gelen silah ve mühimmat ile diğer malzemeleri kağnılarla Ankara’ya ulaştırmak için büyük çabalar sarf ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Zonguldak Hilal-i Ahmer Cemiyeti Kadınlar Şubesi de Sakarya Savaşı günlerinde 1.225 lira toplayarak Ankara’ya göndermişlerdi. ( 907 Yeni Yozgad, 19 Teşrin-i Evvel 1338, No:60. 395 )</p>



<p class="wp-block-paragraph">BMM Hükûmeti, 20 Nisan 1920’de Devrek, Ereğli, Mudurnu, Bartın, Göynük ve Zonguldak’ı Bolu Bağımsız Mutasarrıflığı’ndan ayırarak, Kastamonu vilayetine bağlamış, 14 Mayıs 1920’de de Zonguldak kazasını mutasarrıflık haline getirmiş, Cumhuriyet’in ilanıyla Zonguldak 1924 yılında bağımsız bir vilayet olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşgalden bir hafta sonra Bolu’ daki Mürettep Fırka Komutanı Nazım Bey’ in 20. Fırka Komutanlığına gönderdiği telgrafta, Zonguldak’ ta 800 Fransız askeri, çok sayıda mitralyöz ve top ile limanda iki gambotun bulunduğu bildiriliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonraki günlerde bu sayı daha da arttı. Fransızlar güçlerini deniz yoluyla takviye ettiler. 5 Temmuz’ da Venizelos vapuru İstanbul’ dan 200 asker daha getirdi. 11. Temmuz’ da Batum’ dan İtalyan vapuru ile 104, İngiliz vapuru ile 1040 Fransız askeri daha Zonguldak’ a getirildi. Bu arada Fransız uçakları halkın direncini kırmak için şehir üzerinde uçuyor ve bildiri atıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fransız’ lar önce şehrin giriş – çıkışını kontrolleri altına aldılar, Kozlu ve Kilimli’ deki karakollarını takviye ettiler, Çaydamarı ve Üzülmez’ de tahkimat yaptılar, yeni karakollar kurdular, başta Fener Mahallesi olmak üzere bütün şehir merkezini tel örgüyle çevirdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Temmuz 1920’ de Varna vapuruyla 6 vagon tel örgü, çadır, cephane ile diğer lojistik malzemeler, 12 Eylül 1920’ de Palke vapuruyla 60 tam teçhizatlı asker, 4 Ekim 1920’ de Lorlay vapuruyla bir subay ve 54 er, 9 Ekim 1920’ de Yake vapuruyla 2 yüzbaşı, 2 teğmen, 1 doktor, biri jandarma 6 asker ve tıbbi malzeme Zonguldak’ a getirilerek bu takviye devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekim’ in sonunda 1 binbaşı, 1 yüzbaşı ve 370 er, Kasım’ ın ilk günlerinde de 1 yüzbaşı, 161 er ve 17 mekkare hayvanı daha getirildi. Böylece Yarbay Viller komutasındaki Fransız gücü bir alay seviyesini aşmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağlık tepesinin doğusundaki vadide karargah kuran Fransız işgal kuvvetleri 7.5’ luk toplar ve mitralyözlerle çevredeki tepelere ve kritik noktalara yerleşmişler, havzadaki kömür ocaklarına da el koymuşlardı. Bu arada Amiral DEYUN 27.12.1920 tarihinde yardımcısı ile birlikte Zonguldak’ a gelerek birliklerini denetledi. Aynı gün Valdaksiyo kruvazörü ile Lasiyet gambotu da Zonguldak Limanına demir attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3 Temmuz 1920 günü Mustafa Kemal Paşa, Büyük Millet Meclisi’ nin gizli oturumunda şu konuşmayı yapyordu: “Efendiler, Şark’ta onbirinci fırkamız vardı. Yunan cephesi için ihzar etmiştik. Fakat Bolu isyanını bastırmak üzere sevk olundu ve Bolu isyanının yatıştırılmış olduğunu cümlemiz gördükten sonra, bu fırkayı oradan ayrılmaktan meneden ikinci bir sebep çıkmıştır. Fransız’ lar Zonguldak’ ı işgal etti ve oradaki halk heyecana geldi ve bu da bir sebep oldu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın bu açıklamasıyla Bolu ve civarındaki isyanı bastıran 11 nci Fırka&#8217;nın bölgeye konuşlanması Fransızların işgalini sonlandırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekte görülen seramik tablo, Ankara&#8217;daki Zonguldaklılar Derneği&#8217;nin bundan 25 yıl önce Vedat DALOKAY Kültür Merkezi&#8217;nde düzenlediği Kurtuluş Gecesi anısı olarak özenle sakladığım bir armağandır. Şu anda aktif olmayan bu dernek rahmetli Veysel ATASOY&#8217;un destekleriyle Konur Sokak&#8217;ta alınan bir dairede faaliyetlerini sürdürmüş, merhum Şerafettin ÜSTÜNKOL, Güner ÇELEBİ, İlhan BARTU, Vasfi H. ESEN, Emel NARİN. Erdal ACAR, Kemal SARISOY zamanında her hafta sonları yemekli toplantılar yapmış, Zonguldaklıları bir araya getirerek bir lobi oluşturmuş, Zonguldaklı üniversite öğrencilerine sahip çıkarak eğitim bursları vermiş ve güzel etkinlikler düzenlemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi yaklaşık 6 yıldan beri Ankara&#8217;da yeni bir Zonguldak Derneği var. Sosyal medyada sık sık görüntüleri ve haberleri yayınlanıyor. Bu haberler arasında en çok &#8221; 30 bakan ve bakan yardımcısı, 100&#8217;den fazla genel müdür ve yetkili ziyaret ettik&#8221; diyorlar ve bu ziyaretlerde manda yoğurdu, baston gibi yöremize ait hediyeler sunuyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dernek korona günlerinde 21 Haziran 2021&#8217;de bir zoom toplantısı yapmıştı. Linkini bana da gönderdikleri bu toplantıyı sadece izleyebildim. O gün, Zonguldak&#8217;ın Düşman İşgali&#8217;nden Kurtuluşunun 100 ncü yıldönümüydü. Bu önemli günün konuşmacılardan hiç biri tarafından dile getirilmemesi beni üzmüş ve şaşırtmıştı. Toplantı sonrası telefonla aradığımda hatalarının büyüklüğünü anladılar ve &#8220;gelecek yıl 101 nci yılı kutlayacağız, bize yardımcı olur musun&#8221; dediler. Prof. Dr. Ali SARIKOYUNCU, Sina ÇİLADIR, Sabahattin SELEK, Hasan İzzettin DİNAMO&#8217;nun kitaplarından ve TBMM Gizli Zabıtlarından yararlanabileceklerini söyledim ve ayrıca bu konuda yazdığım yazılardan gönderdim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zonguldaklı olduğunu söyleyenler ile Zonguldaklılar Derneği&#8217;nin kurtuluşun 100 ncü yılını bilmemesi ve anılmaması hakkında ne söylenebilir bilmiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BÜTÜN ZONGULDAKLILARIN FRANSIZ İŞGALİNDEN KURTULUŞUN 104 NCÜ YILINI KUTLUYORUM.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKCE<br>Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1453" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/image-2.webp" alt="image 2" class="wp-image-235179" title="ZONGULDAK’IN İŞGALDEN KURTULUŞUNUN 104. YILDÖNÜMÜ 65" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/image-2.webp 1453w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/image-2-150x111.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1453px) 100vw, 1453px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>AMERİKA&#8217;NIN BİTMEYEN İRAN KİNİ.,</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/amerikanin-bitmeyen-iran-kini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 08:52:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=234766</guid>

					<description><![CDATA[1945 yılında sona eren İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan 3 yıl sonra 1948&#8217;de kurulan İsrail daha 5 yıllık yapay bir devletti. Ülkemizin de bir tugayla katıldığı 1950&#8217;de başlayan Kore Savaşı&#8217;nda da 27 Temmuz 1953&#8217;te silahlar susmuş &#8220;Ateş Kes&#8221; ilan edilmişti. Bu 8 yıllık ara dönemde dünyanın her yerinden, başta Sovyetler Birliği, Avrupa ve Amerika&#8217;dan akın akın gelen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">1945 yılında sona eren İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan 3 yıl sonra 1948&#8217;de kurulan İsrail daha 5 yıllık yapay bir devletti. </h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/06/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="AMERİKA&#039;NIN BİTMEYEN İRAN KİNİ., 66"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizin de bir tugayla katıldığı 1950&#8217;de başlayan Kore Savaşı&#8217;nda da 27 Temmuz 1953&#8217;te silahlar susmuş &#8220;Ateş Kes&#8221; ilan edilmişti. Bu 8 yıllık ara dönemde dünyanın her yerinden, başta Sovyetler Birliği, Avrupa ve Amerika&#8217;dan akın akın gelen Yahudiler savaşla değil, Araplardan parayla satın aldıkları topraklarda kurulan ülkelerine yerleşiyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında amaç belliydi. İngiltere&#8217;nin kurnaz ve uzun vadeli planları uyarınca zengin enerji yataklarına sahip Ortadoğu&#8217;da yaşayan Arapları, emperyalizmin maşa olarak kullanacağı İsrail ile birbirine düşürmek ve sömürmekti asıl hedef. Yıllar sonra roller değişti ve planlamayı yapan İngilizlerin yerini senaryoyu uygulayan ABD aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadim bir devlet olan İran&#8217;a emperyalizmin sopası olan sadece İsrail&#8217;in saldırdığına hala inanan var mı bilmiyorum ? Bugün ABD Başkanı Trump &#8221; Biz ateşkes istemiyoruz, tam bir zafer peşindeyiz&#8221; derken altı gündür devam eden bu çatışmanın tetikçisi olduğunu itiraf etmiyor mu ? Yalnız Amerika mı, AB ülkelerinin neredeyse tamamı İsrail&#8217;i desteklediklerini açıklıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>75 YIL ÖNCE YİNE ABD, YİNE İRAN<br></strong>Savaş sırasında ABD Ordusu&#8217;nun ünlü generallerinden Norman Schwarzkopf savaştan sonra ülkesinde bulunan ailesini yanına alarak Tahran&#8217;a yerleşti. Burada Prenses Süreyya ile debdebeli ve fantastik bir hayat süren Şahı Rıza PEHLEVİ&#8217;nin polis ve istihbarat örgütünü (SAVAK) kurarak yönetmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bu sırada Başbakan Musaddık İngilizlerin elinde bulunan Anglo- İranian Petrol Şirketini ve Basra Körfezi&#8217;nde bulunan büyük Abadan rafinerisini millileştirdi. 2. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve ABD tarafından işgal edilen İran&#8217;da Nazilerle işbirliği yaptığı için tutuklanan, General Fazlullah ZAHİDİ, 1951 yılında CIA tarafından İçişleri Bakanlığı&#8217;na getirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiliz ve ABD Hükümetleri Musaddık&#8217;ı devirmek ve yerine Zahidi&#8217;yi getirmek üzere anlaştılar. Şah&#8217;da bu plana destek veriyordu. ve 13 Nisan 1953 günü Musaddık&#8217;ın görevden alındığını, yerine Zahidi&#8217;nin getirildiğini öngören bir kararnameyi imzaladı. Musaddık&#8217;ın azledildiği duyulunca halk ayaklandı. Tahran sokakları göstericilerin tepkileriyle adeta yıkılıyor, Şah&#8217;ın heykelleri parçalanıyordu. Şah güzel kraliçesini de yanına alarak Roma&#8217;ya kaçtı. Birkaç gün sonra ABD Dışişleri Bakanı John Foster DULLES&#8217;te oraya geldi ve gizlice görüştüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Plan belli olmuştu. Musaddık&#8217;ın devrilmesi, halkın Şah tarafına çekilmesi için görev CIA&#8221;nın Orta Doğu&#8217;daki baş ajanı Kim ROOSEVELT&#8217;e verildi. &#8220;KERMİT&#8221; kod adıyla bilinen Roosevelt, ABD eski başkanlarından Theodore ROOSEVELT&#8217;in torunuydu. Hemen İran&#8217;a giren Kermit Tahran&#8217;da gözden kayboldu. ABD Büyükelçiliği&#8217;ndeki ajanlardan ve bu son saldırılarda olduğu gibi; içerden iki İranlı polis şefi ile birkaç İranlı ajan&#8217;da Kermit&#8217;e yardım ediyordu. Bu gruba general Schwarzkopf&#8217;ta katıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu grup önce el altından Musaddık karşıtlarına dolar dağıtmaya başladılar. Bazı İranlıların bir gün içinde zenginleştikleri görüldü. Dolarları kapışan önce sporcular, güreşçi ve boksörler ayaklandılar. Dolar kokusu alan yoksul halkta yürüyüş ve protestolara katıldı. Kalabalık artınca birden bire &#8221; Yaşasın Şah&#8221; diye bağırmalar başladı. Zahidi saklandığı yerden ortaya çıkarak idareyi ele aldı. Şah kaçtığı İtalya&#8217;dan geri döndü. Musaddık kaçarken yakalandı ve tutuklandı. Musaddık&#8217;ı destekleyen Tudeh Partisi liderleri öldürüldüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ve İngiltere&#8217;nin liderliğinde sürdürülen sömürüye son vermek amacıyla yapılan bu millileştirmenin çok acı sonuçları oldu. Batılı petrol şirketleri İran&#8217;ın kendi öz kaynağı olan petrolünü yine ele geçirdi. Anglo-İranian Şirketi yüzde 40, ABD Sirketleri (Gulf Oil, Caltex, Standart Oil, Socony Mobil) yüzde 40, Hollanda Shell yüzde 14 ve Fransız Petrol Şirketi yüzde 6 oranında paylaştılar. Ayrıca İran milleti Anglo-İranian Şirketine 70 milyon dolar tazminat ödedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazdıklarım sadece neredeyse bir haftadır devam eden İran-İsrail arasında yaşanan hava saldırıları ve füze savaşlarını konu almıyor. Batı emperyalizminin kendi çıkarı için nasıl vahşileştiğini, mazlum ulusları nasıl sömürdüğünü ve iç cephesi sağlam olmayan, cahil ve kutuplaştırılmış halkların nasıl aldatıldığını, kendi ülkesine karşı nasıl hainleştirildiğini örneklemekti amacım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">75 yıl önce İran&#8217;da yaşanan ve bugün tekrarlanan benzer senaryoları yazarken iki eski CIA Ajanı David WISE ve Thomas ROSS&#8217;UN yazdığı, 1966 yılında basılmış GÖRÜNMEYEN HÜKÜMET CIA adlı kitaptan yararlandığımı belirtmeliyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muzaffer ERDOST&#8217;un Ankara Başnur Matbaası&#8217;nda basılan ve aynı yıl satın aldığım bu kitabında ayrıca ABD&#8217;nin CIA eliyle Küba, Laos, Endonezya, Vietnam, Guatemala&#8217;da yaptığı operasyonlar da anlatılıyor. Barış ve esenlik dileklerimle Sevgili Okurlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>810 YILLIK ANAYASA, MAGNA CARTA</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/810-yillik-anayasa-magna-carta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2025 13:29:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=233972</guid>

					<description><![CDATA[13 Haziran 2025 Son zamanlarda yeni bir anayasa tartışması ülkemizin önemli gündemini oluşturmakta ve “Darbe Anayasası” denilen 1982 Anayasası’nın yerine sivil bir anayasa söylemi özellikle iktidar tarafından ısrarla dile getirilmektedir. Biz, 23 yıllık iktidarları sırasında yapılan 12 düzenleme ile 134 maddesi değiştirilen 177 maddelik 1982 Anayasası’nın nasıl hala Darbe Anayasası olarak tanımlandığını merak ederken, insanlık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>





<p class="wp-block-paragraph"><strong>13 Haziran 2025</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Son zamanlarda yeni bir anayasa tartışması ülkemizin önemli gündemini oluşturmakta ve “Darbe Anayasası” denilen 1982 Anayasası’nın yerine sivil bir anayasa söylemi özellikle iktidar tarafından ısrarla dile getirilmektedir. Biz, 23 yıllık iktidarları sırasında yapılan 12 düzenleme ile 134 maddesi değiştirilen 177 maddelik 1982 Anayasası’nın nasıl hala Darbe Anayasası olarak tanımlandığını merak ederken, insanlık tarihinin ilk anayasası olarak kabul edilen MAGNA CARTA’ yı anımsıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zalim İngiltere Kralı John bundan 810 yıl önce tam da bu günlerde, 19 Haziran 1215’te silah zoruyla insanlık tarihinin ilk anayasası olan Magna Carta’yı kabul ederek imzalamak zorunda kalmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kral John bütün hukuk kurallarını çiğniyor, İngilizlerin önemli bir sınıfı olan baronlar, lordlar gibi soylular ile köylülerin ellerindeki toprak ve arazileri zorla alıyor, tahtını korumak ve saltanatını sürdürmek amacıyla muhaliflerini tutukluyor, işkence ve şiddet uyguluyor ve hatta öldürüyordu. Merhametsiz, kötü karakterli ve güvenilmez bir kişi olan kral bugün bile hala İngiltere’de tarihin en kötü yöneticisi olarak anılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arazileri ellerinden alınan soylular ile halk birleşerek krala karşı başlattıkları mücadelede önce onu öldürmek istediler. Fakat güçlü bir muhafız ordusu karşısında bunu başaramadılar. Kral John tepkilerin artması üzerine ölene kadar tahtını korumak amacıyla muhaliflerinin hazırladığı 63 maddeden oluşan bu anayasayı imzalamak zorunda kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MAGNA CARTA olarak bilinen bu anayasa ile halkın özgürce yaşaması ve insan haklarının sağlanması, kiliseler için serbest seçimlerin yapılması, limanların ve şehirlerin özgürlüklerinin dokunulmazlığı, deniz aşırı ticaret serbestliği, vergilerin indirilmesi, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı gibi konular anayasal güvence altına alınmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MAGNA CARTA’nın 40 ncı maddesinde, mevcut kanunlara uygun ve herkese eşit uygulanan adalet kuralları dışında hiçbir insan tutuklanmayacak, hürriyetlerinden mahrum bırakılmayacak, öldürülmeyecek, başka ülkelere sürülmeyecek, kanun dışı insan ilan edilmeyecek ve kral her hangi bir kişi aleyhine karar aldıramayacak hükümleri yer almaktaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde orijinali bulunmayan MAGNA CARTA’nın imzalanmasından hemen sonra hazırlanan kraliyet mühürlü 4 kopyasından ikisi, biri kısmen yanmış okunamaz durumda olup British Museum’da, diğerleri Lincoln ve Salisbury katedrallerindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1225 yılında Kral III. Henry zamanında bazı ilaveler yapılan MAGNA CARTA, sonraki 200 yıl içinde 37 defa değişikliğe uğramış ve 16 ncı yüzyıldan itibaren parlamentonun güçlenmesiyle etkisi azalmış olsa bile günümüzde yazılı bir anayasası olmayan İngiltere’de hala kurallarıyla işleyen hukuk sisteminin temelini oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynakça : </p>



<p class="wp-block-paragraph">* Hayat Tarih Mecmuası, 1 Ağustos 1965, sayı 7, sayfa 77 ve 79 <br>** Açık kaynaklar</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ÇANAKKALE&#8217;DE 110. YIL</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/canakkalede-110-yil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Apr 2025 09:48:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[110. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=226289</guid>

					<description><![CDATA[“1915 yılı Ağustos ayının sıcak bir günüydü. Bir Türk komutanın içinde bulunduğu otomobil arazide yol alıyordu. Alçak uçuş yapan bir düşman tayyaresi bu aracı fark etti. Müttefik Kuvvetlerin hava gücü komutanı olan pilot Samson aracın üzerine iki bomba bıraktı. Bu saldırı sırasında araç sürücüsü şehit olurken yanında oturan Albay Mustafa KEMAL yara almadan kurtuldu.” Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">“1915 yılı Ağustos ayının sıcak bir günüydü. Bir Türk komutanın içinde bulunduğu otomobil arazide yol alıyordu. Alçak uçuş yapan bir düşman tayyaresi bu aracı fark etti. Müttefik Kuvvetlerin hava gücü komutanı olan pilot Samson aracın üzerine iki bomba bıraktı. Bu saldırı sırasında araç sürücüsü şehit olurken yanında oturan Albay Mustafa KEMAL yara almadan kurtuldu.”</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 3" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-3-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="ÇANAKKALE&#039;DE 110. YIL 67"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Bu olay; 1910 yılında Melbourn’da doğan, İkinci Dünya Savaşı’nda İtalya’da ve Normandiya çıkarmasında savaş muhabiri olarak görev yapan Avustralyalı Alan MOOREHEAD’ın dilimize “Çanakkale Geçilmez” olarak çevrilen GALLIPOLI adlı kitabında anlatılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Çanakkale&#8217;de, deniz zaferimizden sonra başlayan kara savaşlarının 110 ncu yil dönümü. Bu yüce ve asil milleti tarihten silmek, isyanlar çıkararak, borçlandırarak, ekonomisine ve tüm varlıklarına el koyarak, içindeki işbirlikçilerle el ele vererek 600 yıllık bir imparatorluğu yok etmek amacıyla saldıran emperyalistlerin dünyanın en büyük gücüyle başlattıkları kara savaşının ilk günü…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emelleri bu gün de aynı. O zamanda yenemediler, şimdi de yenemeyecekler, amaçlarına ulaşamayacaklar..</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAŞTA GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARI OLMAK ÜZERE, ÇAHAKKALE&#8217;Yİ GEÇİLMEZ YAPAN, ALLAH ALLAH NİDALARIYLA &#8220;MEVZUBAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR&#8221; DİYEREK ASİL KANLARIYLA BU KUTSAL TOPRAKLARI SULAYAN O AZİZ KAHRAMANLARIMIZA RAHMET DİLİYOR. MİNNET VE SAYGIYLA ANIYORUM. RUHLARI ŞAD OLSUN.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Görsel : 25 Nisan 2011 Genelkurmay Başkanlığı&#8217;nın görevlendirdiği Gazi Tören Kıtası geçit resminde, şeref tribününe yaklaşırken.,</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1080" height="671" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-04-25-at-18.28.48.webp" alt="WhatsApp Image 2025 04 25 at 18.28.48" class="wp-image-226290" title="ÇANAKKALE&#039;DE 110. YIL 68" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-04-25-at-18.28.48.webp 1080w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-04-25-at-18.28.48-150x93.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KARABÜK DEMİR ÇELİK BANDOSU VE BAYRAK TÖRENLERİMİZ</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/karabuk-demir-celik-bandosu-ve-bayrak-torenlerimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2025 09:52:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[demir çelik]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[kardemir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=224295</guid>

					<description><![CDATA[Benim gibi eski Karabüklüler iyi anımsayacaklardır, 1974 yılına kadar Cumartesi günleri yarım gün çalışılırdı. Hafta sonu tatili başlarken Demir-Çelik Genel Müdürlüğü önündeki Atatürk heykeli ve bayrak direği yanında bütün personel ve çeşitli ünitelerdeki çalışma durumu uygun olan emekçi arkadaşlarımız toplanır tören yapardık. Önce farklı işyerlerinde çalışan arkadaşlarımızdan oluşan DÇ bandosunun seslendirdiği İstiklal Marşımızı hep birlikte [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">Benim gibi eski Karabüklüler iyi anımsayacaklardır, 1974 yılına kadar Cumartesi günleri yarım gün çalışılırdı. </h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 1" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-1-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="KARABÜK DEMİR ÇELİK BANDOSU VE BAYRAK TÖRENLERİMİZ 69"></figure>


<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1080" height="784" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-04-12-at-12.33.48.webp" alt="WhatsApp Image 2025 04 12 at 12.33.48" class="wp-image-224297" style="width:434px;height:auto" title="KARABÜK DEMİR ÇELİK BANDOSU VE BAYRAK TÖRENLERİMİZ 70" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-04-12-at-12.33.48.webp 1080w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/WhatsApp-Image-2025-04-12-at-12.33.48-150x109.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Hafta sonu tatili başlarken Demir-Çelik Genel Müdürlüğü önündeki Atatürk heykeli ve bayrak direği yanında bütün personel ve çeşitli ünitelerdeki çalışma durumu uygun olan emekçi arkadaşlarımız toplanır tören yapardık. Önce farklı işyerlerinde çalışan arkadaşlarımızdan oluşan DÇ bandosunun seslendirdiği İstiklal Marşımızı hep birlikte okur, sonra şanlı bayrağımız göndere çekilirdi.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Sonraları bu güzel gelenek unutuldu ve bu saygılı davranıştan vaz geçildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DÇ bandosu sadece bu törende değil, milli bayramlarımızda ve 3 Nisan Kuruluş Günlerimizde de görev alırdı. Ayrıca 30 Ağustos ve Cumhuriyet Bayramlarımızı yaşadığımız gecelerde Jandarma Taburu&#8217;nun düzenlediği fener alayları da bütün şehri ve Yenişehir&#8217;i dolaşır, halkın da katılımıyla büyük coşku yaratır, alkışlanırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayvalık&#8217;ta bir kaç kez tanık olduğum böyle bir gelenek yıllardır devam ediyor. Cuma günleri saat 17.00&#8217;de Atatürk Anıtı&#8217;na bayrak çekiliyor ve ardından belediye hoparlörlerinden yapılan bir yayınla bütün Ayvalık&#8217;ta sesler kesiliyor, trafik duruyor, Midilli&#8217;den gelen Yunanlar ve yabancı turistler bile İstiklal Marşımızı dinleyerek dimdik saygı duruşunda bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar öncesinin Karabük&#8217;ü bugünkünden çok farklıydı. Cumhuriyet Bayramı, 3 Nisan&#8217;lar ve yılbaşı geceleri bambaşka bir heyecan ve mutlulukla kutlanır, bütün kulüp ve lokallerde hatta fabrika içinde büyük yemekhanede müzikli yemekli geceler düzenlenir, rahmetli Ferit Doğan GÜREL tarafından hazırlanan özel gün gazeteleri ücretsiz dağıtılırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fabrikamızın temelinin atıldığı 3 Nisan günlerinin programı günler önceden hazırlanır DÇ Genel Müdürlüğü önderliğinde, Kaymakamlık ve Belediye işbirliğiyle bütün şehir halkıyla görkemli bir şekilde kutlanırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle ki; 1977 yılında 40 ncı yıl kutlama programı 1 ay önceden hazırlanmış, yayınlanan 6 sayfalık tamimle bütün ünite müdürleri ile birlikte bir çok DÇ personeli görevlendirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Eylül 1980 darbesi öncesi tüm ülkede ve Karabük&#8217;te Çelik-İş Sendikası&#8217;nın başı çektiği terör ortamı sırasında sendikal ve siyasal mücadelede yer alan CHP&#8217;li bir kişi olmam nedeniyle ailemin geleceği konusunda kaygılandığım için 2 ay ücretsiz izin almış, Ağustos ayı başında gurbetçi işçilerimizin yararlandığı bir uçakla kaçak olarak Almanya&#8217;ya gitmiştim. Niyetim bir süre sonra ailemi de oraya getirerek yerleşmekti. Kardeşim bir baronun çiftliğinde bana iş&#8217; te bulmuştu. Ben Almanya&#8217;da iken darbe oldu. Umutlanmış ve ülkemde yeniden demokrasinin, barış ve huzurun hakim olacağı ümidiyle Ekim ayının sonlarında tekrar Karabük&#8217;e dönmüştüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Darbeden sonra DÇ Müdürlüğüne rütbeli bir asker atandı. Görevden alınan belediye başkanı CHP&#8217;li Sabahattin ORAL&#8217;ın yerine de veteriner olan sevdiğim ve saygı duyduğum ağabeyim rahmetli Vildan SALTIK getirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1981 yılında 3 Nisan Kuruluş kutlamaları için hazırlık yapılıyordu. Bir gün Vildan Ağabey beni yanına çağırdı. Bana; &#8220;Fikret, bu 3 Nisan&#8217;ı görkemli bir şekilde kutlayalım, bütün Türkiye Karabük&#8217;ü tanısın, yardımını istiyorum&#8221; dedi. Emrin olur ağabey diyerek yanından ayrıldıktan sonra, tanıdığım TRT Ankara TV Müdürü rahmetli Sabahattin ALPDOĞAN&#8217;ı aradım ve bir TV çekimi için yardımını istediğimi söyledim. İki gün sonra Vildan Ağabeyin siyah Station Wagon makam otosuyla Ankara&#8217;ya gittim. Sabahattin Ağabey&#8217;e bizim Dökümhane ürünü bir Atatürk büstünü götürmüştüm. Hiç ikiletmedi. Osman SİYANÜÇ başkanlığında Daver ATABEY ve Yusuf GÖKÇE&#8217;den oluşan ekibi görevlendirdi. Birlikte Karabük&#8217;e geldik. 3 gün 2 gece Karabük&#8217;te kalan ekibin, hem 3 Nisan törenleri hem de Atatürk&#8217;ün 100. doğum yılı etkinlikleri ve ülkemizin ilk zihinsel engelliler okulunun yapım çalışmaları konusunda yaptığı çekimler TRT TV&#8217;de yayınlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca çok sayıda Artvinlinin yaşadığı şehrimize muhteşem Ata Barı oynayan Artvin Halk Oyunları ekibini de CHP İlçe Sekreteri merhum Hasan ERGÜVEN&#8217;in yardımıyla davet etmiştik. Bu çalışmalarda ve zihinsel engelliler okulunun yapımı sırasında okulun eğitsel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Yenişehir Sineması&#8217;nda 6 oyun sergileyen ulusal tiyatro gruplarının getirilmesinde değerli arkadaşlarım Zafer ACAR ve Hilmi ÖNEN&#8217;in de büyük katkıları olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazımızı bitirirken tekrar DÇ Bandosu ve bayrak törenlerimize dönersek; 1992 yılından 1995 yılına kadar bu anlamlı geleneği biz Haddehaneler Müdürlüğü&#8217;nde yine yaşatmıştık. Şefim rahmetli Reha ERKUNT emekli olduktan sonra 1992 yılında ben başmühendis olmuştum. O tarihten sonra emekli olduğum 1995 yılına kadar her Cuma günü saat 17.30&#8217;da Haddehaneler Müdürlüğü personeli toplanıyor ve bayrak töreni yapıyorduk. &#8220;BAYRAK TÖRENİ İÇİN, RAHAT HAZIR OL, DİKKAT&#8221; komutunu verdikten sonra bayrağımızı müdürlük önündeki göndere çekiyor ve işyerimizden ayrılıyorduk. Fotoğrafta böyle bir törende rahmetli Alpaslan EKMEN bayrağımızı çekmeye hazırlanırken görülüyor. O karede görülen bazı arkadaşlarımız bugün hayatta değiller. Onları rahmetle anarken sağ olanlara sağlık ve mutluluklar diliyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu satırları bugün Karabük&#8217;te yaşayan yetkililerin Karabük&#8217;ün geçmişinden bir kesiti öğrenmeleri, yeni nesil Karabüklülerin bu şehrin tarihçesine biraz ilgi duymaları için yazdığımı belirtmeliyim. Saygılarımla.,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">GÖRSEL : DÇ Haddehaneler Müdürlüğü önünde bayrak töreni</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ONLAR LOZAN&#8217;DA KAZANDIĞIMIZ BİZİM BAĞIMSIZLIĞIMIZI KUTLUYOR MU ?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/onlar-lozanda-kazandigimiz-bizim-bagimsizligimizi-kutluyor-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2025 10:37:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=223360</guid>

					<description><![CDATA[Birkaç gün önce, 25 Mart’ta Beyaz Saray’da bir kutlama yapıldı. Başkan Thrump, Bush’tan farklı olmadığını gösterdi ve “ Antik Yunanların altın çağından Amerikalıların altın çağına “ diyerek 25 Mart’ı Yunanistan’ın Bağımsızlık Günü olarak tüm dünyaya resmen duyuran bildiriyi imzaladı. Davetliler arasında bulunan Amerika Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Elpideforos’ta ; “ Bana doğduğum yer olan Konstantinapolis şehrini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="ONLAR LOZAN&#039;DA KAZANDIĞIMIZ BİZİM BAĞIMSIZLIĞIMIZI KUTLUYOR MU ? 71"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Birkaç gün önce, 25 Mart’ta Beyaz Saray’da bir kutlama yapıldı. Başkan Thrump, Bush’tan farklı olmadığını gösterdi ve “ Antik Yunanların altın çağından Amerikalıların altın çağına “ diyerek 25 Mart’ı Yunanistan’ın Bağımsızlık Günü olarak tüm dünyaya resmen duyuran bildiriyi imzaladı. Davetliler arasında bulunan Amerika Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Elpideforos’ta ; “ Bana doğduğum yer olan Konstantinapolis şehrini kuran Büyük Roma İmparatoru Konstantin’i hatırlatıyorsunuz “ diyerek karşılık veriyordu. (SÖZCÜ 27 Mart 2025)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçen yıl 24 Nisan&#8217;da Biden&#8217;de sözde Ermeni Soykırımını tanıdığını bütün dünyaya ilan etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">25 Mart 2023 günü Atina’daki Türkiye Büyükelçiliği Osmanlı Devleti’ne karşı 1821 yılında başlattığı 9 yıl süren isyan sonucunda bağımsızlığını kazanan Yunanistan’ın milli gününü kutlamıştı. Bu olayın kamuoyunda ve sosyal medyada büyük tepki yaratmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’da gönderdiği bir mektupla Yunan Başbakanı Miçotakis’i kutlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazımızın başında Bush’tan farklı değil dedik çünkü, 2006 yılında yine Beyaz Saray’da Rum Ortodoks Kilisesi’nin ABD Temsilcisi Demetrios ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani’nin de katıldığı Bağımsızlık Günü’nün 185. yıldönümü töreninde Başkan Bush yaptığı konuşmada, &#8220;Modern Yunanistan’ın kurucuları 1821’de özgürlüklerini ilan ettiklerinde, ABD’nin güçlü desteğini buldu. ABD başkanları bağımsızlığı destekledi. Genç Amerikalılar, Yunan ordusunda gönüllü oldu. Birçok Amerikalı, Yunanlılara mali destek sağladı, ABD özgürlük için mücadele edenlerin yanında yer aldı&#8221; diyerek konuşmasını sürdürdü. Ayrıca, eski başkanlar John Adams, Thomas Jefferson ve James Madison’un, Yunanistan’ın bağımsızlık savaşına destek verdiğini hatırlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanların 17 Mart 1821 de Osmanlı egemenliğine ve Müslüman halka karşı Mora Yarımadasının güneyindeki Manya Burnu’nda başlattığı isyan, 23 Eylül’de Tripoliçe’yi ele geçirmeleri üzerine bölgedeki tüm Müslümanların ve Yahudilerin öldürülmesiyle bir katliama dönüşmüştü. 9 yıl süren ve on binlerce Türkün öldürülmesinden sonra, 1832 yılında imzalanan İstanbul Antlaşması ile Yunanistan&#8217;ın bağımsız bir ülke olarak tanınmasıyla sonuçlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayaklanmada Osmanlı’dan bağımsızlık isteyen Yunan aydınlarının kurduğu Filiki Eterya derneği de rol oynadı. Uzun bir süre kanlı mücadelelerle devam eden ayaklanma, 1829’ da İngiltere, Fransa ve Rusya&#8217;nın Yunan&#8217;la birlikte Navarin Deniz Muharebesi&#8217;nde Osmanlı Devleti&#8217;ni büyük bir yenilgiye uğratmaları sonucu Yunanların lehine dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece dört asır Osmanlı yönetiminde kalan Yunanlar, Osmanlı idaresi altında bağımsızlık kazanan ilk millet olmuştu. Bu tarih özellikle Meryem&#8217;e İsa&#8217;nın doğacağı vahyinin verilme günü olan Müjde ile aynı güne denk getirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin yaklaşık 200 yıldan beri süren bu düşmanlığı günümüzde de bütün şiddetiyle devam ediyor. Bizim safdillerin hala Dostumuz, Müttefikimiz (!) olarak bildiği ABD, önümüzdeki yıllarda herhalde Irak’ın kuzeyinde kurduğu Kürdistan ile Suriye’nin kuzeyinde kuracağı PKK, YPG ve PYD sözde devletçiğinin de bağımsızlık günlerini kutlamaya hazırlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siz değerli okurlarıma 1967 yılında basılmış olan Erol ULUBELEN’in İNGİLİZ GİZLİ BELGELERİNDE TÜRKİYE adlı kitabı okumanızı öneriyorum. Bu kitapta 200 yıllık bu süreç içinde özellikle yer alan ABD &#8211; İngiltere ortaklığının Türk Milletini tarihten nasıl silmek istediklerinin, Anadolu’da Ermenistan Kürdistan ve hatta Lazistan’ı kurarak Anadolu’yu nasıl parçalayacaklarının, Fransız ve İtalyanlarla nasıl bölüşeceklerinin ve Yunanları itekleyerek nasıl saldırttıklarının gerçek belgelerini okuduğunuzda dehşete düşeceğinizden eminim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">200 yıl önce çıkan Yunan isyanında ve 15 Mayıs 1919’da İzmir’de başlayan Polatlı’ya kadar ulaşan işgal sırasında insanlık dışı her türlü zulüm ve vahşeti Türk ve Müslüman halkımıza uygulayan zalim Yunan’ın bağımsızlık günü’nü kutlayan ABD’nin bu düşmanlığını anlayamayıp bu kutlamalara katılan içimizdekilere ne demeli bilmiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlara üç yıl süren Milli Mücadelede neler yaşandığı, 9 Eylül 1922’de Yunan’ın İzmir’de nasıl denize döküldüğü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ne zorluk ve mücadelelerle nasıl kurulduğunu anlatan gerçek tarih kitaplarını iyi okumalarını tavsiye ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KUTLANMASI GEREKEN ZALİM YUNAN DEĞİL, ASIRLARDIR HER TÜRLÜ ZULME KARŞI VARLIĞINI SÜRDÜREN YÜCE TÜRK MİLLETİDİR. .</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>GÜLE GÜLE KUZEYİN UŞAĞU…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/gule-gule-kuzeyin-usagu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2025 07:08:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=222839</guid>

					<description><![CDATA[25 Haziran 2005&#8217;te vefat eden Kazım KOYUNCU&#8217;nun cenazesi mezarlığa götürülürken Volkan KONAK tabutun hemen yanındaydı ve ağlıyordu. O&#8217;nunla birlikte yürüyen imam; &#8220;Ne ağlıyorsun, ağlama, Allah sevdiği kulunu yanına alır&#8221; deyince: &#8220;seni niye almadı, sen Allah&#8217;ın sevmediği bir kulu musun&#8221; diyen Volkan KONAK&#8217; a bugün yine bir imam sataştı. Çatalca Müftüsü olan Ahmet Mehmetalioğlu adındaki bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="GÜLE GÜLE KUZEYİN UŞAĞU… 72"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">25 Haziran 2005&#8217;te vefat eden Kazım KOYUNCU&#8217;nun cenazesi mezarlığa götürülürken Volkan KONAK tabutun hemen yanındaydı ve ağlıyordu. O&#8217;nunla birlikte yürüyen imam; &#8220;Ne ağlıyorsun, ağlama, Allah sevdiği kulunu yanına alır&#8221; deyince: &#8220;seni niye almadı, sen Allah&#8217;ın sevmediği bir kulu musun&#8221; diyen Volkan KONAK&#8217; a bugün yine bir imam sataştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çatalca Müftüsü olan Ahmet Mehmetalioğlu adındaki bu imamın ağzından fışkıran küfürle, yüreğinden taşan kin ve nefretle &#8220;Sahnede gebermiş, bizim için içen, bizim için yanar da&#8221; demiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ey Müftü Efendi kendine gel., Sataştığın bu insan bu milletin çok sevdiği bir sanatçı olmanın yanı sıra, Atatürkçü, Cumhuriyet sevdalısı, vatansever, devrimci yiğit bir adamdı. Sen ve senin gibilerin hiç kabul etmedikleri bu özellikleri için mi nefret ve kin kusuyorsun ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz sizleri biliriz. Hiç bir zaman bu milletin Türklüğüne, bu devletin yüceliğine inanmayanların, vatanımıza &#8220;Dar-ül Harp&#8221; diyenlerin mensup olduğu cemaatleri de biliriz biz,.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vatan parçalanıyor, vatan evlatları yedi cephede heba oluyorken İngiliz zırhlısıyla kaçan padişahın şeyhülislamını da biliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akranları savaş meydanlarında can verirken askerlikten muaf olmak için medreselere kapanan korkakları da biliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Keşke Yunan kazansaydı&#8221; diyeni de biliriz Müftü Efendi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sen niye gebermiyorsun (!), yoksa, Allah&#8217;ın sevmediği kullardan mısın ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sabah acı haberi duyduğumda inanamadım. Hemen kuzeni, arkadaşım Selanik Caddesi&#8217;ndeki Konak Kırtasiye&#8217;nin sahibi Oktay KONAK&#8217;ı aradım. Doğruymuş. Edip AKBAYRAM&#8217;ın vefatının üzüntüsü devam ederken şimdi de Volkan KONAK&#8217;ı yitirmemiz toplumda derin bir sarsıntı yarattı. Allah rahmet eylesin. Ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Ruhu şad olsun.<br><br><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;dan Günümüze Basın Sansürü</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/osmanlidan-gunumuze-basin-sansuru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Mar 2025 06:58:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=222356</guid>

					<description><![CDATA[“ SERKATİB-İ HAZRETİ ŞEHRİYARİ “ ne demek, bunu açıklayarak başlayayım bugünün yazısına. Padişah yakını kız ve kadınlarla evlenen, böylece hanedana yakın olan sarayın başkatibi olanlara verilen ünvandır bu Osmanlıca deyim. Şimdi Serkatib-i Hazreti Şehriyari Tahsin’in o dönemin basınına uyguladığı yasaklar listesine birlikte bir göz atalım. Yıldız Sarayı’ndan Matbuat Müdürlüğü’ne gönderilen bu 9 maddelik liste gizli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret 2" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-2-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="Osmanlı&#039;dan Günümüze Basın Sansürü 73"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>“ SERKATİB-İ HAZRETİ ŞEHRİYARİ “</strong> ne demek, bunu açıklayarak başlayayım bugünün yazısına. Padişah yakını kız ve kadınlarla evlenen, böylece hanedana yakın olan sarayın başkatibi olanlara verilen ünvandır bu Osmanlıca deyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi Serkatib-i Hazreti Şehriyari Tahsin’in o dönemin basınına uyguladığı yasaklar listesine birlikte bir göz atalım. Yıldız Sarayı’ndan Matbuat Müdürlüğü’ne gönderilen bu 9 maddelik liste gizli sansür yönetmeliğine göre hazırlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>1- Her şeyden önce dünya değer padişah hazretlerinin sağlığı,<br>memlekette ticaret ve sanayinin ilerlemesi üzerine havadis<br>yazılacaktır.<br>2- Ahlak bakımından yayınlanmasında sakınca olmadığı Maarif<br>Nazırı Paşa hazretleri tarafından tasdik edilmedikçe hiçbir<br>tefrikanın yayınlanmaması,<br>3- Hepsi bir nüshaya konulamayacak kadar uzun edebiyat ve fen<br>makalelerinin yayınlanmasında <strong>“mabadı var”</strong> ya da <strong>“mabadı<br>yarına”</strong> ibarelerinin kullanılmaması,<br>4- Bir makalede beyaz yerler ve noktalarla boş yerler bırakılması,<br>birtakım uygunsuz ithamların zihniyet karıştırmaya sebep<br>olacağı için, bunlara kesinlikle meydan verilmemesi,<br>5- Şahsiyata kesinlikle meydan verilmeyip bir vali ya da mutasarrıfın<br>hırsızlık, yiyicilik, öldürme ya da çirkin iş işlemiş olduğu<br>söylenecek olursa, bunun doğruluğunun ispat olunamadığı<br>bildirilerek saklanması ve yayınlanmasına asla müsaade<br>olunmaması,<br>6- Vilayetler ahalisinden bir kişinin ya da bir topluluğun, hükümetin<br>yolsuzluğundan şikayetlerinin ve yüce Padişah’a duyurulmasını<br>bildiren kağıt ve dilekçelerinin yayınlanmasının kesinlikle<br>yasaklanmasını,<br>7- Ermenistan sözcüğü gibi tarih ve coğrafyayla ilgili adların<br>anılması yasaktır.<br>8- Yabancı hükümdarlar aleyhine yapılan suikast girişimlerinin ya da<br>yabancı memleketlerde yapılacak kargaşa çıkarıcı gösterilerin<br>sadık ve kendi halinde ahalimizce bilinmesi uygun olmadığından,<br>bunların herhangi bir biçimde ve yolda olursa olsun, kesinlikle<br>yayınlanmaması,<br>9- Bu yönetmelikten gazete sütunlarında söz edilmesi bazı kötü<br>düşünce sahiplerinin yersiz eleştirme ve görüşlerine yol<br>açacağından bundan şiddetle sakınılması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İmza : Serkatib-i Hazret-i Şehriyari Tahsin</p>



<p class="wp-block-paragraph">140 yıl önceki rejim sırasında basına uygulanan sansür dışında, zaptiyeleri ve diğer unsurlarını oluşturan özel mahkemeleri ile jurnal sistemi de vardı. Ülke adeta yasaklar ülkesi haline gelmiş, herkes birbirinden şüphe eder olmuş, korku ve endişe günlük yaşama dönüşmüştü. Sahte ihbarlarla insanlar tutuklanıyor, dönemin etkili gazeteleri olan Vatan, İbret, Muhbir, ilk mizah dergisi Diyojen vb. kapatılıyor, Hamlet, Kral Lear, Macbeth, Kral Oidipus gibi tiyatro oyunları yasaklanıyor, yayınlardaki dizgi yanlışları dahi suç sayılıyordu. Çuvallara doldurulan kitap ve yayınlar Çemberlitaş Hamamında yakılıyordu. Baskılar karşısında Basiret Gazetesi<strong> “makinemiz bozuldu” </strong>diyerek yayınına ara veriyor, Sabah Gazetesi ise, sansüre takılan yazıların yerini boş bırakıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son yıllarda ve özellikle yaşadığımız süreçte gazeteciler işlerini kaybediyor, kovuşturmaya uğruyor, yargılanıyorken, bazıları da hapse atılıyor. Haberlere erişim yasağı getiriliyor, görsel ve yazılı medyada para cezaları, ekran karartmalar ve işten çıkarmalar günlük ve sıradan olaylar haline geliyor. Bu yaşadığımız süreç, basını susturmak için II. Abdülhamid dönemini ve Demokrat Parti’nin 1959’daki Tahkikat Komisyonu’nu hatırlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milliyet Gazetesi’nin 1980’li yıllarda tarih ve kültür eki olarak verdiği Yakın Tarihimiz adlı fasiküllerden yararlanarak hazırladığım bu anımsatmayla, 140 yıl önce yaşadığımız bir dönemden küçük bir kesit sunmak istedim. Değerlendirmeyi siz sayın okurlara bırakıyorum.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Destanı ve Nusrat Gemisi</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/canakkale-destani-ve-nusrat-gemisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Mar 2025 10:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale destanı]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[nusrat gemisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=220759</guid>

					<description><![CDATA[(Şanlı tarihimize ve Çanakkale Destanımıza ilgi duyanlar için) BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ DİYORLAR, BAKIN NASIL GEÇTİK” DERKEN GÜYA ESPRİ YAPIYORDU. 16 Mart 2025 Geçilmedi, geçemediler Sayın YILDIRIM, tornistan yapıp apar topar Boğazı terk ettiler. “Çanakkale geçilmez diyorlar” derken biraz tarihe saygılı olun Sayın YILDIRIM. Çünkü; Çökmek üzere olan 600 yıllık imparatorluk can çekişirken vatansever [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="Çanakkale Destanı ve Nusrat Gemisi 74"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">(Şanlı tarihimize ve Çanakkale Destanımıza ilgi duyanlar için)</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM <strong>“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ DİYORLAR, BAKIN NASIL GEÇTİK” </strong>DERKEN GÜYA ESPRİ YAPIYORDU. 16 Mart 2025</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçilmedi, geçemediler Sayın YILDIRIM, tornistan yapıp apar topar Boğazı terk ettiler. “Çanakkale geçilmez diyorlar” derken biraz tarihe saygılı olun Sayın YILDIRIM. Çünkü; Çökmek üzere olan 600 yıllık imparatorluk can çekişirken vatansever evlatlarının yarattığı bir destandır Çanakkale.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öylesine bir destandır ki; Çanakkale Boğazı’ndan geçip Ege Denizine ulaşan gemi kaptanları seyir defterlerine “Çanakkale Geçildi” yazmazlar, “Çanakkale’den Çıkıldı, Şehitler Abidesi Selamlandı “ yazarlar Sayın YILDIRIM.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu destanın 110 ncu yılında Çanakkale Deniz ve Kara Savaşlarında yaşanan kahramanlık ve insani tavırları saygıyla anarken bugün dönemin en büyük donanmasının “geldikleri gibi nasıl gittiklerini”, bu saldırının önlenmesinde mayınların pek konu edilmeyen etkisini anlatmaya çalışacağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">28 Temmuz 1914 yılında başlayan 1 nci Dünya Savaşı’nda Almanya 1 Ağustos’ta Sovyetler Birliği’ne, 3 Ağustos’ta Fransa’ya savaş ilan etmişti. Almanlar karşısında sıkışan ve Karadeniz’de tıkanan Sovyetler Birliği’ne yardım etmek amacıyla boğazlardan geçerek Karadeniz’e ulaşmak isteyen İngiltere ve Fransa’nın oluşturduğu müttefik donanması ilk olarak 2 Kasım 1914’te Anadolu yakasındaki Kumkale Tabyasına saldırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 zırhlı muharebe gemisi, 13 kruvazör, 32 muhrip, 12 denizaltı, 2 uçak gemisi, 1 balon gemisi, 30’dan fazla mayın arama tarama gemisiyle yaklaşık 150 parçadan ve uçaklardan oluşan Müttefik Donanması Limni Adasına konuşlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24/25 Nisan’da kara savaşları başlarken 17 bin 649 mevcutlu İngiliz 29 ncu Piyade Tümeni, 10 bin 7 mevcutlu İngiliz Deniz Piyade Tümeni, 16 bin 762 mevcutlu Fransız Sefer Kuvveti ile iki kolordu halinde 30 bin 630 mevcutlu Anzak kuvvetleri olmak üzere toplam 75 bin 56 askerden oluşan Müttefik Kuvvetleri de saldırıya hazır durumda gemilerde bekletiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale Boğazı’nın denizden ve karadan yapılacak saldırılara karşı gerekli önlemler alınır, güçlü topçu desteğiyle donatılır ve mayın engeliyle takviye edilirse savunulmasının mümkün olduğu biliniyordu. Güçlü bir filonun kara kuvvetleri ile desteklenmeden Boğaz’dan geçebilmesi kolay değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">13-14 Ağustos günlerinde üç İngiliz Kruvazörünün boğaz önlerinde görülmesiyle, hedef haline gelen ve saldırı ihtimali artan Çanakkale Boğazı’nda Müstahkem Mevki Komutanlığı seferberlik hazırlıklarıyla eş zamanlı olarak Boğaz’ın mayınlanması çalışmalarına da başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının Başkomutanı Alman Amiral Von UZEDUM, Çanakkale Boğazı, su üstü keşif, gözetleme ve mayın hizmetleri sorumlusu Merten Paşa idi. Mayın grubu Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’ya (ÇOBANLI) bağlıydı. Kurmay Başkanı ise Yarbay Selahattin ADİL’di.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başkomutanlık 5 Ağustos 1914’ten itibaren 4 Şubat 1915 tarihine kadar Boğaz’ın mayınlanması için çeşitli toplantılar yaptı, kararlar aldı ve mayınlama faaliyetlerini sürdürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Boğaz’ın girişinde ve her iki yakasında bulunan mevcut 12 bataryaımız da saldırıya karşı hazırlandı. Seddülbahir, Kumkale, Ertuğrul ve Orhaniye tabyaları Boğaz girişinde, Rumeli Mecidiye, Namazgah, Rumeli Hamidiye, Değirmen Burnu, Anadolu Hamidiye, Çimenlik, Anadolu Mecidiye ve Nara Bataryaları Boğaz’ın her iki yakasındaki bataryalarımızdı. Bu bataryalarla birlikte 18 Mart’a kadar oluşturulan 6 batarya ile toplam 18 ve diğer gezer bataryalarla sahip olduğumuz çeşitli çaptaki toplarımızın sayısı 3 bin 916 idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda 18 Mart Deniz Zaferimizle ilgili yaşananları ben de anlatmıştım. 110 ncu yıldönümünde yazılı ve görsel basında da, düzenlenecek tören ve etkinliklerde de 18 Mart çokça anlatılacak. Bugün yazıma Müttefik Kuvvetlerin gücünü, bir saldırıya karşı bizim hazırlıklarımızı dile getirerek başladım. Ama şimdi meraklıları için, pek bilinmeyen ve anlatılmayan o 403 mayının nasıl tedarik edildiğini nasıl döküldüğünü sizlerle paylaşmak istiyorum Değerli Okurlar.</p>



<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="502" height="600" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/WhatsApp-Image-2025-03-17-at-12.56.54.webp" alt="WhatsApp Image 2025 03 17 at 12.56.54" class="wp-image-220761" style="width:463px;height:auto" title="Çanakkale Destanı ve Nusrat Gemisi 77" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/WhatsApp-Image-2025-03-17-at-12.56.54.webp 502w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/WhatsApp-Image-2025-03-17-at-12.56.54-126x150.webp 126w" sizes="auto, (max-width: 502px) 100vw, 502px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Ekteki haritada Boğaza dikey, kıyıdan kıyıya doğru dizilmiş beyaz noktalardan oluşan 9 mayın hattı görülüyor, Bir de Boğaz girişinde Erenköy Koyu’na paralel, ünlü Nusrat’ın döktüğü 26 mayından oluşan bir hat var. Aslında 9 hatta ek olarak dökülen bir mayın grubu daha var ama o haritada yer almamış.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Bu toplam 403 mayını, Ege Denizi’nden toplanan Fransız, Balkan Savaşı’ndan kalan Bulgar, Trabzon açıklarında bulunan Rus ve Almanya’dan getirilen mayınlar oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne gariptir ki; Çanakkale Boğazı’nın nasıl kapatılması gerektiği daha önce düşünülmüş ve bunun planlaması İngiltere Deniz Kuvvetleri’nin Halifax adlı bir subayı tarafından yapılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu plana göre ilk olarak 4 Ağustos 1914’te Selanik romörkörü yüzeyden 4.5 metre derinlikte, numaralandırılmış ve halatlarla birbirine bağlı 22 mayın dökmüş, gemilerin geçişi için Rumeli yakasında bir boşluk bırakılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6 Ağustos 1914’te, yine Selanik romörkörü birinci hattın kuzeyine 26 mayın döşedi. 9 Ağustos 1914’te İngilizlerin takibinden kurtulmaya çalışan Alman Zırhlıları Goeben ve Breslau’nın (sonra Yavuz ve Midilli) Enver Paşa’nın Osmanlı Hükümeti’ne haber vermeden verdiği izinle geçmeleri üzerine İngiliz filosunun onların peşinden içeri girmesine engel olmak amacıyla, 15 ağustos 1914’te Soğanlıdere-Kepez Feneri arasına üçüncü hat olarak İntibah romörkörü tarafından 40 mayın daha döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24 Eylül 1914’te üçüncü hattın güneyine dördüncü hat olarak İntibah romörkörü tarafından 29 mayın, 1 Ekim 1914’te yine İntibah romörkörü tarafından Anadolu ve Rumeli tabyaları arasına beşinci hat olarak 29 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekim ayının son günlerinde müstahkem mevkiinin bağlı olduğu başkumandanlıktan ticaret gemilerinin de Boğaz’dan girip çıkmasının yasaklandığı ve mayın hattında bırakılan gediğin de kapatılması bildirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9 Kasım 1914’te İntibah romörkörü tarafından üçüncü hattın kuzeyi Anadolu tarafına altıncı hat olarak 16 mayın, 17 Aralık 1914’te Nusrat gemisi tarafından Kepez-Havuzlar güneyi arasında yedinci hat olarak 50 mayın,17 Aralık 1914’te Samsun gemisi tarafından beşinci hattın güneyinde sekizinci hat olarak 28 mayın döküldü.30 Aralık 1914’te Nusrat gemisi tarafından iki ve sekizinci mayın hatları arasında dokuzuncu hat olarak 39 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dokuzuncu mayın hattından sonra böylece 19 Şubat 1915’te Birleşik Filo’nun Çanakkale Boğazı’na yönelik saldırıyı başlattığı zaman Boğaz’da dokuz mayın hattının kurulması gerçekleştirilmiş bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Şubat 1915’te Nusrat gemisi tarafından Çimenlik &#8211; Değirmen Burnu arasında onuncu hat olarak 53 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8 Mart 1915 pazartesi günü Nusrat gemisi tarafından Erenköy Koyu’nda (poyraz-lodos yönünde) on birinci hat olarak 26 mayın döküldü. Düşman bunun farkına varmadı. Hatta bir gün önce bölge üzerinden keşif yapan uçağın pilotu temiz raporu verdiği için kurşuna dizildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Mart günü Nusrat mayın gemisi 40 mayınla merkez grubu istihkâmlarının düşmesi halinde daha gerilere mayın dökmek üzere emre hazır bulunuyordu. Hatların geçitlerini kapamak üzere, muhtelif zamanlarda ilave 45 mayın daha dökülmek suretiyle 18 Mart 1915 büyük deniz taarruzuna kadar 403 mayın kullanılmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi burada saldırıyı hezimete uğratan Nusrat mayın gemisinin ve döktüğü 26 mayının öyküsünü anlattığım, 17 yıl önce yayınlanan bir yazımı izninizle tekrar sunuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİR NUMARALI MAYIN, BİSMİLLAH FUNDO !<br></strong>18 Mart 2008</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık limanın zifiri karanlığında bu komut, Mayın Grup Komutanı Nazmi Bey tarafından tam 26 kez tekrarlandı. Çanakkale Savaşlarının en kritik günlerinde Almanya’dan trenle Edirne’ye getirilen 26 mayın, binbir güçlükle cepheye ulaştırılmış ve 7 Mart gecesi de 40 metre uzunluğunda, 366 tonluk bir tekne olan NUSRAT mayın gemisine yüklenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın en büyük donanmasının İngiliz ve Fransız komutanları 17 Mart gecesi, amiral gemisi olan QUEEN ELIZABETH’de toplanmış son değerlendirmeleri yapıyorlar ve bir gün sonra başlarına geleceklerden habersiz “önce sizin geminiz Marmara’ya girme onurunu kazansın” diye birbirlerine lütufta bulunuyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’dan 6 Mart 1915’de Erenköy koyunun mayınlanması görevini alan Yüzbaşı Nazmi, yakın arkadaşı olan gemi komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’ya durumu bildirdi. Nusrat mayın gemisinin kazanı ateşlendi, bir süre beklenerek bacadan duman ve kıvılcım çıkma ihtimali giderildikten sonra, Yüzbaşı Hakkı’nın “BAŞÜSTÜ BİSMİLLAH VİRA” komutuyla demir aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gece Nusrat, 26 mayını karanlık limana kıyıya paralel olarak bıraktı. Çünkü, boğaza girecek olan İngiliz ve Fransız zırhlıları topçumuzun isabetli atışlarından korunmak için manevra yapma gereği duyacaklar ve muhtemelen bunun için en uygun yer olan bu bölgeyi tercih edeceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Mart 1915 sabahı dünyanın en büyük donanması boğaza girmeye başlamış ve saat 11.00 sıralarında mevzilerimizi ateş altına almıştı. Önde Suffren, Bouvet, Charlemegne ve Gaulois adlı Fransız gemileri büyük çaplı toplarıyla yoğun ateşlerini sürdürerek ilerliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saat 12.30’da Gaulois yara alınca çekilmek zorunda kaldı. Inflexible ve Agememnon’da topçumuzun isabetli atışlarıyla büyük yaralar alınca yerlerini Vengeance, Ocean, Albion, Irreristible, Triumph ve Majestic adlı İngiliz gemilerine bırakarak çekilmek zorunda kaldılar. Saatler 13.55’i gösterirken şiddetli bir patlamanın ardından, önce havaya yükselen bir su kümbeti ve duman sütunu görüldü. Bir süre sonra Fransız zırhlısı Bouvet, sancak tarafına yatarak bir dakika içinde sulara gömüldü. Patlamalar birbirini izliyordu. Saat 15.15’te Irresistible mayına çarptı ve onu yedeğe alarak kurtarmaya çalışan Ocean’da mayına çarpınca, bu iki zırhlı bir anda gözden kayboldu. Bu arada Inflexible’da mayına çarparak ikinci bir yara aldı. Kilitbahir, Aktepe, Dardanos ve Mesudiye tabyaları ile Hamidiye istihkamlarından yapılan yoğun ateşle şaşkına dönen düşman donanması büyük yaralar aldı. Donanma komutanı Amiral de Robeck durumun vahametini anlayınca saat 17.00’den itibaren geri çekilme emri verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gün Boğazı geçerek Marmara’ya girmeyi ve İstanbul önüne demirlemeyi hayal eden dünyanın en büyük armadası, Türk’ün vatan sevgisi, azim, iman ve dehasına yenik düşmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ÇANAKKALE’Yİ GEÇİLMEZ YAPAN, ALLAH ALLAH NİDALARIYLA “MEVZUBAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR” DİYEREK KANLARIYLA BU KUTSAL TOPRAKLARI SULAYAN O AZİZ KAHRAMANLARIMIZA RAHMET<br>DİLİYOR, MİNNET VE SAYGIYLA ANIYORUM. RUHLARI ŞAD OLSUN.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynakça:<br>1 &#8211; Çanakkale Deniz Savaşları 1915, Çanakkale Boğaz Komutanlığı,<br>Şubat 2008, Güncellenmiş 2 nci Basım, Deniz Basımevi<br>Müdürlüğü<br>2 – (E) Deniz Albay M.Haluk ÇAĞLAR, 17.03.2010, Çanakkale 18<br>Mart Üniversitesi, 18 Mart Deniz Zaferi Paneli Konuşması<br>3 – Açık kaynaklar</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="Çanakkale Destanı ve Nusrat Gemisi 75"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">(Şanlı tarihimize ve Çanakkale Destanımıza ilgi duyanlar için)</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM <strong>“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ DİYORLAR, BAKIN NASIL GEÇTİK” </strong>DERKEN GÜYA ESPRİ YAPIYORDU. 16 Mart 2025</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçilmedi, geçemediler Sayın YILDIRIM, tornistan yapıp apar topar Boğazı terk ettiler. “Çanakkale geçilmez diyorlar” derken biraz tarihe saygılı olun Sayın YILDIRIM. Çünkü; Çökmek üzere olan 600 yıllık imparatorluk can çekişirken vatansever evlatlarının yarattığı bir destandır Çanakkale.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öylesine bir destandır ki; Çanakkale Boğazı’ndan geçip Ege Denizine ulaşan gemi kaptanları seyir defterlerine “Çanakkale Geçildi” yazmazlar, “Çanakkale’den Çıkıldı, Şehitler Abidesi Selamlandı “ yazarlar Sayın YILDIRIM.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu destanın 110 ncu yılında Çanakkale Deniz ve Kara Savaşlarında yaşanan kahramanlık ve insani tavırları saygıyla anarken bugün dönemin en büyük donanmasının “geldikleri gibi nasıl gittiklerini”, bu saldırının önlenmesinde mayınların pek konu edilmeyen etkisini anlatmaya çalışacağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">28 Temmuz 1914 yılında başlayan 1 nci Dünya Savaşı’nda Almanya 1 Ağustos’ta Sovyetler Birliği’ne, 3 Ağustos’ta Fransa’ya savaş ilan etmişti. Almanlar karşısında sıkışan ve Karadeniz’de tıkanan Sovyetler Birliği’ne yardım etmek amacıyla boğazlardan geçerek Karadeniz’e ulaşmak isteyen İngiltere ve Fransa’nın oluşturduğu müttefik donanması ilk olarak 2 Kasım 1914’te Anadolu yakasındaki Kumkale Tabyasına saldırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 zırhlı muharebe gemisi, 13 kruvazör, 32 muhrip, 12 denizaltı, 2 uçak gemisi, 1 balon gemisi, 30’dan fazla mayın arama tarama gemisiyle yaklaşık 150 parçadan ve uçaklardan oluşan Müttefik Donanması Limni Adasına konuşlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24/25 Nisan’da kara savaşları başlarken 17 bin 649 mevcutlu İngiliz 29 ncu Piyade Tümeni, 10 bin 7 mevcutlu İngiliz Deniz Piyade Tümeni, 16 bin 762 mevcutlu Fransız Sefer Kuvveti ile iki kolordu halinde 30 bin 630 mevcutlu Anzak kuvvetleri olmak üzere toplam 75 bin 56 askerden oluşan Müttefik Kuvvetleri de saldırıya hazır durumda gemilerde bekletiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale Boğazı’nın denizden ve karadan yapılacak saldırılara karşı gerekli önlemler alınır, güçlü topçu desteğiyle donatılır ve mayın engeliyle takviye edilirse savunulmasının mümkün olduğu biliniyordu. Güçlü bir filonun kara kuvvetleri ile desteklenmeden Boğaz’dan geçebilmesi kolay değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">13-14 Ağustos günlerinde üç İngiliz Kruvazörünün boğaz önlerinde görülmesiyle, hedef haline gelen ve saldırı ihtimali artan Çanakkale Boğazı’nda Müstahkem Mevki Komutanlığı seferberlik hazırlıklarıyla eş zamanlı olarak Boğaz’ın mayınlanması çalışmalarına da başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının Başkomutanı Alman Amiral Von UZEDUM, Çanakkale Boğazı, su üstü keşif, gözetleme ve mayın hizmetleri sorumlusu Merten Paşa idi. Mayın grubu Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’ya (ÇOBANLI) bağlıydı. Kurmay Başkanı ise Yarbay Selahattin ADİL’di.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başkomutanlık 5 Ağustos 1914’ten itibaren 4 Şubat 1915 tarihine kadar Boğaz’ın mayınlanması için çeşitli toplantılar yaptı, kararlar aldı ve mayınlama faaliyetlerini sürdürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Boğaz’ın girişinde ve her iki yakasında bulunan mevcut 12 bataryaımız da saldırıya karşı hazırlandı. Seddülbahir, Kumkale, Ertuğrul ve Orhaniye tabyaları Boğaz girişinde, Rumeli Mecidiye, Namazgah, Rumeli Hamidiye, Değirmen Burnu, Anadolu Hamidiye, Çimenlik, Anadolu Mecidiye ve Nara Bataryaları Boğaz’ın her iki yakasındaki bataryalarımızdı. Bu bataryalarla birlikte 18 Mart’a kadar oluşturulan 6 batarya ile toplam 18 ve diğer gezer bataryalarla sahip olduğumuz çeşitli çaptaki toplarımızın sayısı 3 bin 916 idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda 18 Mart Deniz Zaferimizle ilgili yaşananları ben de anlatmıştım. 110 ncu yıldönümünde yazılı ve görsel basında da, düzenlenecek tören ve etkinliklerde de 18 Mart çokça anlatılacak. Bugün yazıma Müttefik Kuvvetlerin gücünü, bir saldırıya karşı bizim hazırlıklarımızı dile getirerek başladım. Ama şimdi meraklıları için, pek bilinmeyen ve anlatılmayan o 403 mayının nasıl tedarik edildiğini nasıl döküldüğünü sizlerle paylaşmak istiyorum Değerli Okurlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekteki haritada Boğaza dikey, kıyıdan kıyıya doğru dizilmiş beyaz noktalardan oluşan 9 mayın hattı görülüyor, Bir de Boğaz girişinde Erenköy Koyu’na paralel, ünlü Nusrat’ın döktüğü 26 mayından oluşan bir hat var. Aslında 9 hatta ek olarak dökülen bir mayın grubu daha var ama o haritada yer almamış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu toplam 403 mayını, Ege Denizi’nden toplanan Fransız, Balkan Savaşı’ndan kalan Bulgar, Trabzon açıklarında bulunan Rus ve Almanya’dan getirilen mayınlar oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne gariptir ki; Çanakkale Boğazı’nın nasıl kapatılması gerektiği daha önce düşünülmüş ve bunun planlaması İngiltere Deniz Kuvvetleri’nin Halifax adlı bir subayı tarafından yapılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu plana göre ilk olarak 4 Ağustos 1914’te Selanik romörkörü yüzeyden 4.5 metre derinlikte, numaralandırılmış ve halatlarla birbirine bağlı 22 mayın dökmüş, gemilerin geçişi için Rumeli yakasında bir boşluk bırakılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6 Ağustos 1914’te, yine Selanik romörkörü birinci hattın kuzeyine 26 mayın döşedi. 9 Ağustos 1914’te İngilizlerin takibinden kurtulmaya çalışan Alman Zırhlıları Goeben ve Breslau’nın (sonra Yavuz ve Midilli) Enver Paşa’nın Osmanlı Hükümeti’ne haber vermeden verdiği izinle geçmeleri üzerine İngiliz filosunun onların peşinden içeri girmesine engel olmak amacıyla, 15 ağustos 1914’te Soğanlıdere-Kepez Feneri arasına üçüncü hat olarak İntibah romörkörü tarafından 40 mayın daha döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24 Eylül 1914’te üçüncü hattın güneyine dördüncü hat olarak İntibah romörkörü tarafından 29 mayın, 1 Ekim 1914’te yine İntibah romörkörü tarafından Anadolu ve Rumeli tabyaları arasına beşinci hat olarak 29 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekim ayının son günlerinde müstahkem mevkiinin bağlı olduğu başkumandanlıktan ticaret gemilerinin de Boğaz’dan girip çıkmasının yasaklandığı ve mayın hattında bırakılan gediğin de kapatılması bildirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9 Kasım 1914’te İntibah romörkörü tarafından üçüncü hattın kuzeyi Anadolu tarafına altıncı hat olarak 16 mayın, 17 Aralık 1914’te Nusrat gemisi tarafından Kepez-Havuzlar güneyi arasında yedinci hat olarak 50 mayın,17 Aralık 1914’te Samsun gemisi tarafından beşinci hattın güneyinde sekizinci hat olarak 28 mayın döküldü.30 Aralık 1914’te Nusrat gemisi tarafından iki ve sekizinci mayın hatları arasında dokuzuncu hat olarak 39 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dokuzuncu mayın hattından sonra böylece 19 Şubat 1915’te Birleşik Filo’nun Çanakkale Boğazı’na yönelik saldırıyı başlattığı zaman Boğaz’da dokuz mayın hattının kurulması gerçekleştirilmiş bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Şubat 1915’te Nusrat gemisi tarafından Çimenlik &#8211; Değirmen Burnu arasında onuncu hat olarak 53 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8 Mart 1915 pazartesi günü Nusrat gemisi tarafından Erenköy Koyu’nda (poyraz-lodos yönünde) on birinci hat olarak 26 mayın döküldü. Düşman bunun farkına varmadı. Hatta bir gün önce bölge üzerinden keşif yapan uçağın pilotu temiz raporu verdiği için kurşuna dizildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Mart günü Nusrat mayın gemisi 40 mayınla merkez grubu istihkâmlarının düşmesi halinde daha gerilere mayın dökmek üzere emre hazır bulunuyordu. Hatların geçitlerini kapamak üzere, muhtelif zamanlarda ilave 45 mayın daha dökülmek suretiyle 18 Mart 1915 büyük deniz taarruzuna kadar 403 mayın kullanılmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi burada saldırıyı hezimete uğratan Nusrat mayın gemisinin ve döktüğü 26 mayının öyküsünü anlattığım, 17 yıl önce yayınlanan bir yazımı izninizle tekrar sunuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİR NUMARALI MAYIN, BİSMİLLAH FUNDO !<br></strong>18 Mart 2008</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık limanın zifiri karanlığında bu komut, Mayın Grup Komutanı Nazmi Bey tarafından tam 26 kez tekrarlandı. Çanakkale Savaşlarının en kritik günlerinde Almanya’dan trenle Edirne’ye getirilen 26 mayın, binbir güçlükle cepheye ulaştırılmış ve 7 Mart gecesi de 40 metre uzunluğunda, 366 tonluk bir tekne olan NUSRAT mayın gemisine yüklenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın en büyük donanmasının İngiliz ve Fransız komutanları 17 Mart gecesi, amiral gemisi olan QUEEN ELIZABETH’de toplanmış son değerlendirmeleri yapıyorlar ve bir gün sonra başlarına geleceklerden habersiz “önce sizin geminiz Marmara’ya girme onurunu kazansın” diye birbirlerine lütufta bulunuyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’dan 6 Mart 1915’de Erenköy koyunun mayınlanması görevini alan Yüzbaşı Nazmi, yakın arkadaşı olan gemi komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’ya durumu bildirdi. Nusrat mayın gemisinin kazanı ateşlendi, bir süre beklenerek bacadan duman ve kıvılcım çıkma ihtimali giderildikten sonra, Yüzbaşı Hakkı’nın “BAŞÜSTÜ BİSMİLLAH VİRA” komutuyla demir aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gece Nusrat, 26 mayını karanlık limana kıyıya paralel olarak bıraktı. Çünkü, boğaza girecek olan İngiliz ve Fransız zırhlıları topçumuzun isabetli atışlarından korunmak için manevra yapma gereği duyacaklar ve muhtemelen bunun için en uygun yer olan bu bölgeyi tercih edeceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Mart 1915 sabahı dünyanın en büyük donanması boğaza girmeye başlamış ve saat 11.00 sıralarında mevzilerimizi ateş altına almıştı. Önde Suffren, Bouvet, Charlemegne ve Gaulois adlı Fransız gemileri büyük çaplı toplarıyla yoğun ateşlerini sürdürerek ilerliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saat 12.30’da Gaulois yara alınca çekilmek zorunda kaldı. Inflexible ve Agememnon’da topçumuzun isabetli atışlarıyla büyük yaralar alınca yerlerini Vengeance, Ocean, Albion, Irreristible, Triumph ve Majestic adlı İngiliz gemilerine bırakarak çekilmek zorunda kaldılar. Saatler 13.55’i gösterirken şiddetli bir patlamanın ardından, önce havaya yükselen bir su kümbeti ve duman sütunu görüldü. Bir süre sonra Fransız zırhlısı Bouvet, sancak tarafına yatarak bir dakika içinde sulara gömüldü. Patlamalar birbirini izliyordu. Saat 15.15’te Irresistible mayına çarptı ve onu yedeğe alarak kurtarmaya çalışan Ocean’da mayına çarpınca, bu iki zırhlı bir anda gözden kayboldu. Bu arada Inflexible’da mayına çarparak ikinci bir yara aldı. Kilitbahir, Aktepe, Dardanos ve Mesudiye tabyaları ile Hamidiye istihkamlarından yapılan yoğun ateşle şaşkına dönen düşman donanması büyük yaralar aldı. Donanma komutanı Amiral de Robeck durumun vahametini anlayınca saat 17.00’den itibaren geri çekilme emri verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gün Boğazı geçerek Marmara’ya girmeyi ve İstanbul önüne demirlemeyi hayal eden dünyanın en büyük armadası, Türk’ün vatan sevgisi, azim, iman ve dehasına yenik düşmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ÇANAKKALE’Yİ GEÇİLMEZ YAPAN, ALLAH ALLAH NİDALARIYLA “MEVZUBAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR” DİYEREK KANLARIYLA BU KUTSAL TOPRAKLARI SULAYAN O AZİZ KAHRAMANLARIMIZA RAHMET<br>DİLİYOR, MİNNET VE SAYGIYLA ANIYORUM. RUHLARI ŞAD OLSUN.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynakça:<br>1 &#8211; Çanakkale Deniz Savaşları 1915, Çanakkale Boğaz Komutanlığı,<br>Şubat 2008, Güncellenmiş 2 nci Basım, Deniz Basımevi<br>Müdürlüğü<br>2 – (E) Deniz Albay M.Haluk ÇAĞLAR, 17.03.2010, Çanakkale 18<br>Mart Üniversitesi, 18 Mart Deniz Zaferi Paneli Konuşması<br>3 – Açık kaynaklar</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="fikret" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/fikret-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="Çanakkale Destanı ve Nusrat Gemisi 76"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">(Şanlı tarihimize ve Çanakkale Destanımıza ilgi duyanlar için)</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM <strong>“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ DİYORLAR, BAKIN NASIL GEÇTİK” </strong>DERKEN GÜYA ESPRİ YAPIYORDU. 16 Mart 2025</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçilmedi, geçemediler Sayın YILDIRIM, tornistan yapıp apar topar Boğazı terk ettiler. “Çanakkale geçilmez diyorlar” derken biraz tarihe saygılı olun Sayın YILDIRIM. Çünkü; Çökmek üzere olan 600 yıllık imparatorluk can çekişirken vatansever evlatlarının yarattığı bir destandır Çanakkale.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öylesine bir destandır ki; Çanakkale Boğazı’ndan geçip Ege Denizine ulaşan gemi kaptanları seyir defterlerine “Çanakkale Geçildi” yazmazlar, “Çanakkale’den Çıkıldı, Şehitler Abidesi Selamlandı “ yazarlar Sayın YILDIRIM.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu destanın 110 ncu yılında Çanakkale Deniz ve Kara Savaşlarında yaşanan kahramanlık ve insani tavırları saygıyla anarken bugün dönemin en büyük donanmasının “geldikleri gibi nasıl gittiklerini”, bu saldırının önlenmesinde mayınların pek konu edilmeyen etkisini anlatmaya çalışacağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">28 Temmuz 1914 yılında başlayan 1 nci Dünya Savaşı’nda Almanya 1 Ağustos’ta Sovyetler Birliği’ne, 3 Ağustos’ta Fransa’ya savaş ilan etmişti. Almanlar karşısında sıkışan ve Karadeniz’de tıkanan Sovyetler Birliği’ne yardım etmek amacıyla boğazlardan geçerek Karadeniz’e ulaşmak isteyen İngiltere ve Fransa’nın oluşturduğu müttefik donanması ilk olarak 2 Kasım 1914’te Anadolu yakasındaki Kumkale Tabyasına saldırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 zırhlı muharebe gemisi, 13 kruvazör, 32 muhrip, 12 denizaltı, 2 uçak gemisi, 1 balon gemisi, 30’dan fazla mayın arama tarama gemisiyle yaklaşık 150 parçadan ve uçaklardan oluşan Müttefik Donanması Limni Adasına konuşlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24/25 Nisan’da kara savaşları başlarken 17 bin 649 mevcutlu İngiliz 29 ncu Piyade Tümeni, 10 bin 7 mevcutlu İngiliz Deniz Piyade Tümeni, 16 bin 762 mevcutlu Fransız Sefer Kuvveti ile iki kolordu halinde 30 bin 630 mevcutlu Anzak kuvvetleri olmak üzere toplam 75 bin 56 askerden oluşan Müttefik Kuvvetleri de saldırıya hazır durumda gemilerde bekletiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale Boğazı’nın denizden ve karadan yapılacak saldırılara karşı gerekli önlemler alınır, güçlü topçu desteğiyle donatılır ve mayın engeliyle takviye edilirse savunulmasının mümkün olduğu biliniyordu. Güçlü bir filonun kara kuvvetleri ile desteklenmeden Boğaz’dan geçebilmesi kolay değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">13-14 Ağustos günlerinde üç İngiliz Kruvazörünün boğaz önlerinde görülmesiyle, hedef haline gelen ve saldırı ihtimali artan Çanakkale Boğazı’nda Müstahkem Mevki Komutanlığı seferberlik hazırlıklarıyla eş zamanlı olarak Boğaz’ın mayınlanması çalışmalarına da başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının Başkomutanı Alman Amiral Von UZEDUM, Çanakkale Boğazı, su üstü keşif, gözetleme ve mayın hizmetleri sorumlusu Merten Paşa idi. Mayın grubu Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’ya (ÇOBANLI) bağlıydı. Kurmay Başkanı ise Yarbay Selahattin ADİL’di.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başkomutanlık 5 Ağustos 1914’ten itibaren 4 Şubat 1915 tarihine kadar Boğaz’ın mayınlanması için çeşitli toplantılar yaptı, kararlar aldı ve mayınlama faaliyetlerini sürdürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Boğaz’ın girişinde ve her iki yakasında bulunan mevcut 12 bataryaımız da saldırıya karşı hazırlandı. Seddülbahir, Kumkale, Ertuğrul ve Orhaniye tabyaları Boğaz girişinde, Rumeli Mecidiye, Namazgah, Rumeli Hamidiye, Değirmen Burnu, Anadolu Hamidiye, Çimenlik, Anadolu Mecidiye ve Nara Bataryaları Boğaz’ın her iki yakasındaki bataryalarımızdı. Bu bataryalarla birlikte 18 Mart’a kadar oluşturulan 6 batarya ile toplam 18 ve diğer gezer bataryalarla sahip olduğumuz çeşitli çaptaki toplarımızın sayısı 3 bin 916 idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yazılarımda 18 Mart Deniz Zaferimizle ilgili yaşananları ben de anlatmıştım. 110 ncu yıldönümünde yazılı ve görsel basında da, düzenlenecek tören ve etkinliklerde de 18 Mart çokça anlatılacak. Bugün yazıma Müttefik Kuvvetlerin gücünü, bir saldırıya karşı bizim hazırlıklarımızı dile getirerek başladım. Ama şimdi meraklıları için, pek bilinmeyen ve anlatılmayan o 403 mayının nasıl tedarik edildiğini nasıl döküldüğünü sizlerle paylaşmak istiyorum Değerli Okurlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekteki haritada Boğaza dikey, kıyıdan kıyıya doğru dizilmiş beyaz noktalardan oluşan 9 mayın hattı görülüyor, Bir de Boğaz girişinde Erenköy Koyu’na paralel, ünlü Nusrat’ın döktüğü 26 mayından oluşan bir hat var. Aslında 9 hatta ek olarak dökülen bir mayın grubu daha var ama o haritada yer almamış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu toplam 403 mayını, Ege Denizi’nden toplanan Fransız, Balkan Savaşı’ndan kalan Bulgar, Trabzon açıklarında bulunan Rus ve Almanya’dan getirilen mayınlar oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne gariptir ki; Çanakkale Boğazı’nın nasıl kapatılması gerektiği daha önce düşünülmüş ve bunun planlaması İngiltere Deniz Kuvvetleri’nin Halifax adlı bir subayı tarafından yapılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu plana göre ilk olarak 4 Ağustos 1914’te Selanik romörkörü yüzeyden 4.5 metre derinlikte, numaralandırılmış ve halatlarla birbirine bağlı 22 mayın dökmüş, gemilerin geçişi için Rumeli yakasında bir boşluk bırakılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6 Ağustos 1914’te, yine Selanik romörkörü birinci hattın kuzeyine 26 mayın döşedi. 9 Ağustos 1914’te İngilizlerin takibinden kurtulmaya çalışan Alman Zırhlıları Goeben ve Breslau’nın (sonra Yavuz ve Midilli) Enver Paşa’nın Osmanlı Hükümeti’ne haber vermeden verdiği izinle geçmeleri üzerine İngiliz filosunun onların peşinden içeri girmesine engel olmak amacıyla, 15 ağustos 1914’te Soğanlıdere-Kepez Feneri arasına üçüncü hat olarak İntibah romörkörü tarafından 40 mayın daha döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24 Eylül 1914’te üçüncü hattın güneyine dördüncü hat olarak İntibah romörkörü tarafından 29 mayın, 1 Ekim 1914’te yine İntibah romörkörü tarafından Anadolu ve Rumeli tabyaları arasına beşinci hat olarak 29 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekim ayının son günlerinde müstahkem mevkiinin bağlı olduğu başkumandanlıktan ticaret gemilerinin de Boğaz’dan girip çıkmasının yasaklandığı ve mayın hattında bırakılan gediğin de kapatılması bildirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9 Kasım 1914’te İntibah romörkörü tarafından üçüncü hattın kuzeyi Anadolu tarafına altıncı hat olarak 16 mayın, 17 Aralık 1914’te Nusrat gemisi tarafından Kepez-Havuzlar güneyi arasında yedinci hat olarak 50 mayın,17 Aralık 1914’te Samsun gemisi tarafından beşinci hattın güneyinde sekizinci hat olarak 28 mayın döküldü.30 Aralık 1914’te Nusrat gemisi tarafından iki ve sekizinci mayın hatları arasında dokuzuncu hat olarak 39 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dokuzuncu mayın hattından sonra böylece 19 Şubat 1915’te Birleşik Filo’nun Çanakkale Boğazı’na yönelik saldırıyı başlattığı zaman Boğaz’da dokuz mayın hattının kurulması gerçekleştirilmiş bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Şubat 1915’te Nusrat gemisi tarafından Çimenlik &#8211; Değirmen Burnu arasında onuncu hat olarak 53 mayın döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8 Mart 1915 pazartesi günü Nusrat gemisi tarafından Erenköy Koyu’nda (poyraz-lodos yönünde) on birinci hat olarak 26 mayın döküldü. Düşman bunun farkına varmadı. Hatta bir gün önce bölge üzerinden keşif yapan uçağın pilotu temiz raporu verdiği için kurşuna dizildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Mart günü Nusrat mayın gemisi 40 mayınla merkez grubu istihkâmlarının düşmesi halinde daha gerilere mayın dökmek üzere emre hazır bulunuyordu. Hatların geçitlerini kapamak üzere, muhtelif zamanlarda ilave 45 mayın daha dökülmek suretiyle 18 Mart 1915 büyük deniz taarruzuna kadar 403 mayın kullanılmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi burada saldırıyı hezimete uğratan Nusrat mayın gemisinin ve döktüğü 26 mayının öyküsünü anlattığım, 17 yıl önce yayınlanan bir yazımı izninizle tekrar sunuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİR NUMARALI MAYIN, BİSMİLLAH FUNDO !<br></strong>18 Mart 2008</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık limanın zifiri karanlığında bu komut, Mayın Grup Komutanı Nazmi Bey tarafından tam 26 kez tekrarlandı. Çanakkale Savaşlarının en kritik günlerinde Almanya’dan trenle Edirne’ye getirilen 26 mayın, binbir güçlükle cepheye ulaştırılmış ve 7 Mart gecesi de 40 metre uzunluğunda, 366 tonluk bir tekne olan NUSRAT mayın gemisine yüklenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın en büyük donanmasının İngiliz ve Fransız komutanları 17 Mart gecesi, amiral gemisi olan QUEEN ELIZABETH’de toplanmış son değerlendirmeleri yapıyorlar ve bir gün sonra başlarına geleceklerden habersiz “önce sizin geminiz Marmara’ya girme onurunu kazansın” diye birbirlerine lütufta bulunuyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’dan 6 Mart 1915’de Erenköy koyunun mayınlanması görevini alan Yüzbaşı Nazmi, yakın arkadaşı olan gemi komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’ya durumu bildirdi. Nusrat mayın gemisinin kazanı ateşlendi, bir süre beklenerek bacadan duman ve kıvılcım çıkma ihtimali giderildikten sonra, Yüzbaşı Hakkı’nın “BAŞÜSTÜ BİSMİLLAH VİRA” komutuyla demir aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gece Nusrat, 26 mayını karanlık limana kıyıya paralel olarak bıraktı. Çünkü, boğaza girecek olan İngiliz ve Fransız zırhlıları topçumuzun isabetli atışlarından korunmak için manevra yapma gereği duyacaklar ve muhtemelen bunun için en uygun yer olan bu bölgeyi tercih edeceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Mart 1915 sabahı dünyanın en büyük donanması boğaza girmeye başlamış ve saat 11.00 sıralarında mevzilerimizi ateş altına almıştı. Önde Suffren, Bouvet, Charlemegne ve Gaulois adlı Fransız gemileri büyük çaplı toplarıyla yoğun ateşlerini sürdürerek ilerliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saat 12.30’da Gaulois yara alınca çekilmek zorunda kaldı. Inflexible ve Agememnon’da topçumuzun isabetli atışlarıyla büyük yaralar alınca yerlerini Vengeance, Ocean, Albion, Irreristible, Triumph ve Majestic adlı İngiliz gemilerine bırakarak çekilmek zorunda kaldılar. Saatler 13.55’i gösterirken şiddetli bir patlamanın ardından, önce havaya yükselen bir su kümbeti ve duman sütunu görüldü. Bir süre sonra Fransız zırhlısı Bouvet, sancak tarafına yatarak bir dakika içinde sulara gömüldü. Patlamalar birbirini izliyordu. Saat 15.15’te Irresistible mayına çarptı ve onu yedeğe alarak kurtarmaya çalışan Ocean’da mayına çarpınca, bu iki zırhlı bir anda gözden kayboldu. Bu arada Inflexible’da mayına çarparak ikinci bir yara aldı. Kilitbahir, Aktepe, Dardanos ve Mesudiye tabyaları ile Hamidiye istihkamlarından yapılan yoğun ateşle şaşkına dönen düşman donanması büyük yaralar aldı. Donanma komutanı Amiral de Robeck durumun vahametini anlayınca saat 17.00’den itibaren geri çekilme emri verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O gün Boğazı geçerek Marmara’ya girmeyi ve İstanbul önüne demirlemeyi hayal eden dünyanın en büyük armadası, Türk’ün vatan sevgisi, azim, iman ve dehasına yenik düşmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ÇANAKKALE’Yİ GEÇİLMEZ YAPAN, ALLAH ALLAH NİDALARIYLA “MEVZUBAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR” DİYEREK KANLARIYLA BU KUTSAL TOPRAKLARI SULAYAN O AZİZ KAHRAMANLARIMIZA RAHMET<br>DİLİYOR, MİNNET VE SAYGIYLA ANIYORUM. RUHLARI ŞAD OLSUN.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynakça:<br>1 &#8211; Çanakkale Deniz Savaşları 1915, Çanakkale Boğaz Komutanlığı,<br>Şubat 2008, Güncellenmiş 2 nci Basım, Deniz Basımevi<br>Müdürlüğü<br>2 – (E) Deniz Albay M.Haluk ÇAĞLAR, 17.03.2010, Çanakkale 18<br>Mart Üniversitesi, 18 Mart Deniz Zaferi Paneli Konuşması<br>3 – Açık kaynaklar</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi-Mak. Müh.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>NE APO KALACAKTI, NE DE PKK…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/ne-apo-kalacakti-ne-de-pkk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 14:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=216496</guid>

					<description><![CDATA[Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref BİTLİS&#8217;in şehadetinden bu yana 32 yıl geçti, Her yıl olduğu gibi bugün de Cebeci Şehiliği&#8217;nde kabrinin başındaydım. KKTC&#8217;de yaşayan oğlu, değerli arkadaşım Tarık&#8217;ta gelmişti. 3 yıl öncesine kadar her 17 Şubat&#8217;ta İstanbul&#8217;dan gelen, &#8220;Anne&#8221; dediğim sevgili eşi de artık yok., Barzani&#8217;nin de, Talabani&#8217;nin de, Apo&#8217;nun da en korktukları kişiydi. Sık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="776" height="436" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="67b3427777a28" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28.webp 776w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28-305x171.webp 305w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28-298x167.webp 298w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28-399x224.webp 399w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28-388x218.webp 388w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28-107x60.webp 107w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3427777a28-120x67.webp 120w" sizes="auto, (max-width: 776px) 100vw, 776px" title="NE APO KALACAKTI, NE DE PKK… 78"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref BİTLİS&#8217;in şehadetinden bu yana 32 yıl geçti, Her yıl olduğu gibi bugün de Cebeci Şehiliği&#8217;nde kabrinin başındaydım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KKTC&#8217;de yaşayan oğlu, değerli arkadaşım Tarık&#8217;ta gelmişti. 3 yıl öncesine kadar her 17 Şubat&#8217;ta İstanbul&#8217;dan gelen, &#8220;Anne&#8221; dediğim sevgili eşi de artık yok.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Barzani&#8217;nin de, Talabani&#8217;nin de, Apo&#8217;nun da en korktukları kişiydi. Sık sık bölgeye giderek önemli görüşmeler ve tesbitler yapıyor, topladığı bilgileri değerlendirerek rapor haline getiriyordu. O günlerde ülke bütünlüğünü tehdit eden PKK sorununun kökten çözülmesi amacıyla yoğun bir çaba harcıyor, dost ve müttefik bildiğimiz bazı ülkelerin bu terör örgütünün destekçisi olduğunu biliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuda hazırladığı &#8220;Kale&#8221; projesini Cumhurbaşkanı Özal&#8217;a anlattı. Bu projede, sorunun çözümü için bölge ülkeleriyle işbirliğini öneriyordu. Proje Milli Güvenlik Kurulu&#8217;nda tartışıldı ve konuya ilişkin bir takım karalar alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bu aşamada Sevr Anlaşması&#8217;yla yapamadıklarını gerçekleştirmek amacıyla 1991 yılında bölgede konuşlanan Çekiç Güç&#8217;e yeni görevler veriliyor, yeni tertipler hazırlanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">10 Eylül 1992&#8217;de İran&#8217;a giden İçişleri Bakanı İsmet SEZGİN, Cumhurbaşkanı Haşimi RAFSANCANİ ve diğer yetkililerle PKK&#8217;nın Suriye, İran ve Irak için de tehdit oluşturduğunu belirttirdikten sonra 14 Eylül&#8217;de Türkiye ve İran arasında GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI imzalandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Eylül 1992&#8217;de Suriye İçişleri Bakanı Muhammed HARBA Ankara&#8217;ya geldi ve 1987&#8217;de Suriye ile imzalanan Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması&#8217;nın yürürlükte olduğuna dair bir mutabakat zaptı imzalandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölgedeki bu olumlu gelişmelerden rahatsız olan ABD yanıt vermekte gecikmedi. 15 gün sonra 2 Ekim 1992&#8217;de Ege Denizi&#8217;ndeki KARARLILIK GÖSTERİSİ adlı NATO Tatbikatı sırısında ABD&#8217;nin SARATOGA uçak gemisinden bilerek atılan iki SEA SPARROW füzesiyle donanmamızın gözde gemilerinden Muavenet&#8217;i vurdu. Komutan dahil 5 denizcimizin şehit, 21 denizcimizin de yaralanmasıyla sonuçlanan bu alçak saldırıya Amerikalılar &#8220;kaza&#8221; dediler ve şehit yakınları ve yaralıların ABD&#8217;de açtıkları tazminat davasını &#8220;Politic Question&#8221; diyerek kapattılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">14 Kasım 1992&#8217;de Türkiye, İran ve Suriye Dışişleri Bakanları Ankara&#8217;da bir araya gelerek PKK&#8217;nın bitirilmesi konusunda ortak kararlar aldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17 Aralık 1992&#8217;de Eşref Paşa, Talabani ve Barzani ile görüşmek üzere Irak&#8217;ın kuzeyindeki Süleymaniye kentine giderken helikopteri iki kez ABD F-16 jet uçakları tarafından düşürülmeye çalışıldı. Çünkü; Eşref Paşa, Çekiç Güç&#8217;ün PKK&#8217;ya havadan silah, mühimmat ve lojistik malzeme attığını bizzat görmüş ve bunu kamuoyuna açıklamıştı. Bu saldırı olayında yanında olan Eşref Paşa&#8217;nın yardımcısı ve Asayiş Bölge Komutanı Orgeneral Necati ÖZGEN Paşa 27 Mart 2007&#8217;de bu gerçeği bizzat bana anlatmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24 Aralık 1992&#8217;de Eşref Paşa&#8217;nın girişimleriyle Talabani ve Barzani ile bir protokol imzalandı. Her iki Kürt lider PKK&#8217;nın faaliyetlerine karşı olacaklarını deklare ettiler. Ayrıca Zele Kampında bulunan 1500 PKK&#8217;lıya silah bıraktırılarak Süleymaniye&#8217;ye gönderilecekleri konusunda garanti anlaşması imzaladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">19 Ocak 1993&#8217;de Başbakan Süleyman DEMİREL Suriye Başbakanı Mahmut El Zubi&#8217;nin resmi davetiyle Şam&#8217;a gitti. Cumhurbaşkanı Hafız Esad&#8217;la görüştü, PKK konusundaki Türkiye&#8217;nin kesin tavrını anlattı. 20 Ocak günü bu konuda ortak bir bildiri yayınlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">10 Şubat 1993&#8217;te Türkiye, İran ve Suriye Dışişleri Bakanları Şam&#8217;da bir araya geldi ve Irak&#8217;a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyması çağrısı yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7 GÜN SONRA EŞREF PAŞA ÖLDÜRÜLDÜ.,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölgedeki bu gelişmelerden ve PKK&#8217;ya karşı oluşan ortak iradeden başta ABD olmak üzere rahatsız olanlar, 17 Şubat 1993 günü sabahı Diyarbakır&#8217;a gitmek üzere Güvercirlik&#8217;ten havalanan uçağını 3 dakika sonra düşürdüler. Eşref Paşa ile birlikte üç pilot ve bir teknisyen astsubay şehit oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meydana gelen bu olayın kaza değil sabotaj olduğunu bazı Anadolu gazetelerinde ve DEMLENMİŞ KÖŞE YAZILARI adlı kitabımda çok yazdım ve anlattım. ,<br>Bakınız : ( Seni Anıyor ve Çok Arıyoruz Eşref Paşam 9 Şubat 2009, Eşref Paşa&#8217;yı Kim Oldürdü, Eşref Bitlis Olayı Örtülüyor 15 Şubat 2013, 27 Yıl Oldu Ama Org. Eşref BİTLİS Unutulmuyor 17 Şubat 2020 )</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam 32 yıl geçti. PKK ülkemizin hala baş belası. 40 bine yakın masum insanımızı katleden bu vahşi örgüt isim değiştirerek ve ABD&#8217;nin büyük desteğini alarak eylemlerine devam ediyor, Daha yeni, 18 Ocak 2025 günü Trump başkanlık koltuğuna oturmadan iki gün önce ABD&#8217;nin en önemli komutanı, Michael Erik KUNİLLA&#8217;nın (Merkez Kuvvetler CENTCOM Komutanı) Suriye&#8217;de PKK/YPG ile bir araya gelerek bize dost değil düşman olduklarını göstermesi, bu desteğin giderek arttığını ifade etmiyor mu ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim yetkililerin ısrarla &#8221; olay bir pilotaj hatası, buzlanma ve kaza &#8221; demelerine karşın yıllar sonra ABD Ankara Büyükelçiliği Siyasi Komiseri John KUNSTADLER&#8217;in &#8220;olay bir suitastti&#8221; itirafı gerçeği anlatmıyor mu ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi, pamuklara sararak bebekler (!) gibi 26 yıldır baktığımız Apo&#8217;yu salıverecek, TBMM&#8217;de konuşturacakmışız. O&#8217;da kurtarıcı pozlarında PKK&#8217;ya silah bıraktırıp, terörü bitirecekmiş. &#8220;Hadi ordan be…&#8221; PYD/YPG ne olacak, onlar ne yapacaklar ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Eşref Paşa yaşasaydı; NE APO KALACAKTI, NE DE PKK…<br>Şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="810" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3428bc8b64.webp" alt="67b3428bc8b64" class="wp-image-216498" title="NE APO KALACAKTI, NE DE PKK… 79" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3428bc8b64.webp 810w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67b3428bc8b64-113x150.webp 113w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KARABÜKLÜ PİLOT OĞUZ BUGÜN ŞEHİT OLMUŞTU</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/karabuklu-pilot-oguz-bugun-sehit-olmustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2025 23:46:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=212456</guid>

					<description><![CDATA[Karabük Demir Çelik Fabrikaları Organizasyon Müdürü Ömer ÖNDER ve eşi Demir Çelik Lisesi Tarih Öğretmeni Hamdiye ÖNDER’in oğlu Hava Pilot Üsteğmen Mustafa Oğuz, 17 Ocak 2001’de uçağının Sivrihisar yakınlarında düşmesi sonucu şehit olmuştu. Oğuz ÖNDER Ankara Cebeci Askeri Şehitliği’nde toprağa verilirken ben de oradaydım. Daha sonra özellikle 18 Mart Şehitler Günü başta olmak üzere bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>





<p class="wp-block-paragraph">Karabük Demir Çelik Fabrikaları Organizasyon Müdürü Ömer ÖNDER ve eşi Demir Çelik Lisesi Tarih Öğretmeni Hamdiye ÖNDER’in oğlu Hava Pilot Üsteğmen Mustafa Oğuz, 17 Ocak 2001’de uçağının Sivrihisar yakınlarında düşmesi sonucu şehit olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oğuz ÖNDER Ankara Cebeci Askeri Şehitliği’nde toprağa verilirken ben de oradaydım. Daha sonra özellikle 18 Mart Şehitler Günü başta olmak üzere bir çok kez ziyaret ettiğim şehitlikte Oğuz’un anne ve babasıyla buluşuyor ve kabri başında dua ederek O’nu rahmet ve saygıyla anıyorduk.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karabük’te komşumuz olan ÖNDER Ailesi, oğullarının kaybı nedeniyle çok sarsılmıştı. Bizim gibi emekli olduktan sonra onlar da Ankara’ya yerleştiler. Yaşamlarının ileri yaşlarında bile zorlukla olmasına karşın bu ziyaretlerden hiç vaz geçmediler. Yıllar geçse de yüreklerinde yer eden evlat sevgisi hiç azalmadı.Yine bir Şehitler Günü’nde cebinden çıkardığı bir kağıdı verdi bana. Küçük harflerle elle yazılmış 3 kıtadan oluşan VEDA isimli bir şiir yazılıydı kağıtta., “ Fikret, oğluma seslendiğim bu şiiri sakla, O’nun hasreti azalmıyor, her geçen gün daha da artıyor “ demişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ömer Bey geçen yıl yaşama veda etti. Ama Sevgili oğlu için yazdığı şiirin bestelenmesi ve TRT repertuarına girmesi O’nu bir nebze de olsa mutlu etmişti. Çocuklarımın da öğretmeni olan Hamdiye Hoca halen Çayyolu’nda Karabüklülerin de bulunduğu bir sitede yaşamını sürdürüyor. 3 ay kadar önce düşme sonucu kalçası kırılan Hamdiye öğretmen kızının ve yardımcısının desteğiyle zorlukları aşmaya çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1975 yılında doğan Şehidimiz Oğuz’u 5-6 yaşlarından beri tanırdım. Çok terbiyeli ve yaşından beklenmeyecek bir olgunluk sahibiydi. Türk Havacılık tarihinin kartal kanatlı kahramanlarının arasında yer aldı. Ruhu şad olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oğuz’u ve Ömer Bey’i rahmet ve saygıyla anıyor, Hamdiye öğretmenimize sağlık diliyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>VEDA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Seni senden ziyade ben severdim bir tanem<br>Bırakıp da giderken veda etmedin neden ?<br>Yokluğunun acısı, vefalı çıktı senden<br>Bırakıp da giderken veda etmedin neden ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dayanacak gücü yok bu kalbin sensizliğe<br>Tüm günlerim karardı, büründü sessizliğe<br>Milyonların içinde düştüm kimsesizliğe<br>Bırakıp da giderken veda etmedin niye ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllardır ağlamaktan göz pınarım kurudu<br>Görmez oldu gözlerim, göz bebeğim kayboldu<br>Siyah oldu her taraf tüm renkler birden soldu<br>Bırakıp da giderken veda etmedin neden ?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE<br>Kıbrıs Gazisi &#8211; Mak. Müh.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/01/678aebfe73c7a.webp" alt="678aebfe73c7a" class="wp-image-212459" style="width:487px;height:auto" title="KARABÜKLÜ PİLOT OĞUZ BUGÜN ŞEHİT OLMUŞTU 80"></figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/01/678aec0c82c4a.webp" alt="678aec0c82c4a" class="wp-image-212460" style="width:312px;height:auto" title="KARABÜKLÜ PİLOT OĞUZ BUGÜN ŞEHİT OLMUŞTU 81"></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>CUMHURBAŞKANI SULARIMIZI KİRLETMEK EN BÜYÜK İHANETTİR DEDİ</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/cumhurbaskani-sularimizi-kirletmek-en-buyuk-ihanettir-dedi/</link>
					<comments>https://karabukpostasi.com/yazilar/cumhurbaskani-sularimizi-kirletmek-en-buyuk-ihanettir-dedi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2024 09:15:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=206325</guid>

					<description><![CDATA[3 Aralık 2024 Salı günü DSİ’nin düzenlediği “SU VATANDIR” temalı 564 su tesisinin açılış töreninde uzun bir konuşma yapan Sayın Cumhurbaşkanı suyun önemine değinerek “ Bu ülkenin suyunu kirleten her kim olursa olsun hesap sorulmasını istiyoruz “ dedi. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine basa basa yaptığı bu konuşmanın ardından konuyla ilgili kurum ve yetkililerin ne [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">3 Aralık 2024 Salı günü DSİ’nin düzenlediği “SU VATANDIR” temalı 564 su tesisinin açılış töreninde uzun bir konuşma yapan Sayın Cumhurbaşkanı suyun önemine değinerek “ Bu ülkenin suyunu kirleten her kim olursa olsun hesap sorulmasını istiyoruz “ dedi.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c08d0c42a.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="6752c08d0c42a" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c08d0c42a.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c08d0c42a-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="CUMHURBAŞKANI SULARIMIZI KİRLETMEK EN BÜYÜK İHANETTİR DEDİ 82"></figure>


<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-8f761849 wp-block-group-is-layout-flex">
<p class="wp-block-paragraph">Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine basa basa yaptığı bu konuşmanın ardından konuyla ilgili kurum ve yetkililerin ne yapacaklarını merakla bekliyoruz.</p>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Zira yaklaşık iki yıldır Köroğlu dağlarından doğarak Filyos Çayına katılan Gerede Çayı’nda oluşan kirliliği ve Karadeniz’e kadar ulaşan ve 355 bin kişinin&nbsp; yaşadığı 288 Km.lik havzada canlı yaşamı yok eden, ekosistemi bozan bu faciayı önlemek için mücadele ediyor, sorumluları ve yetkilileri uyarmak için eylemler yapıyor, çırpınıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerede’de bulunan 72 deri fabrikası ile Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların zehirli ve asitli atıkları uygun bir arıtmadan geçirilmeden bu çaya deşarj ediliyor. Çevrede yarattığı şiddetli ve dayanılmaz kokunun yanı sıra, tarım bitiyor, balıklar ve suda yaşayan canlılar ile bu sudan içen hayvanlar ölüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği gibi; memba suyu niteliğindeki Gerede Çayı’nın sularının yüzde doksan dördü 14 yıl önce İ. Melih GÖKÇEK zamanında, Ankara’ya verilmiş, çay yatağına sadece yüzde altılık bir su bırakılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Karma Organize Sanayi Bölgesi olarak bilinen diğer tesiste de gıda, tarım ve orman ürünleri, tekstil ve jelatin üreten yirmiyi aşkın fabrika bulunmakta, bunların da sağlığa zararlı kimyasal atıkları bu çaya deşarj edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerede’den başlayarak Çankırı, Eskipazar, Karabük, Yenice, Çaycuma il ve ilçelerinden geçerek Filyos’ta Karadeniz’e ulaşan Filyos Çayı’nın adeta bir kanalizasyona dönüşmesi üzerine Bolu, Çankırı, Karabük ve Zonguldak illerinden yirmiye yakın STK’nın katılımıyla oluşturduğumuz Gerede Çayı Temiz Aksın (GEÇTAP) Platformu’nun çığlıkları yerel ve ulusal medyada defalarca yer almasına karşın ne yazık ki; yetkililer tarafından dikkate alınmadığı, göz ardı edildiği için 3 Kasım günü Bolu İdare Mahkemesi’nde dava açmış bulunuyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BAKALIM ŞİMDİ NE YAPACAK, NASIL KONUŞACAKLAR ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sayın Cumhurbaşkanımızın yazımızın başlığında yer alan sularımız konusundaki duyarlılığı ve açılış töreninde yaptığı konuşmasındaki etkili vurguları karşısında bakalım Karabük’ün siyasileri ve yetkilileri bu konuda şimdi nasıl bir tavır alacaklar, ne konuşacaklar, doğrusu çok merak ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü ; 15 Mayıs 2024 Çarşamba günü Ankara Karabüklüler Vakfı Mütevelli Heyet Toplantısı’nda bu sorunu dile getirmiştim. Karabük Üniversitesi Sayın Rektörü’nün bir saati aşkın konuşmasında Üniversitemizin başarıları ile akademik kişisel çalışmalarını anlattıktan, o günlerde yabancı öğrencilerle ilgili medyada yer alan söylentilerin doğru olmadığını belirttikten sonra söz alarak; <strong>“ açıklamalarınız için teşekkür ediyorum ancak bir üniversitenin çevre sorunlarına da ilgisi olmalı “</strong> diyerek<strong> “bu konuda bir projeniz olacak mı” </strong>diye sormuştum. Ancak Sayın Rektör yanıt vermedi. Toplantıya katılan iktidarın önceki ve yeni dönem milletvekillerinden sadece Sayın Ali KESKİNKILIÇ büyük bir sorun olmadığını, takip edeceklerini belirtti. Diğerleri de benim anlattıklarımın inandırıcı olmadığı şeklinde beyanlarda bulundular. Yalnız o gece 23.00 sularında görüştüğümüz önceki Çevre Bakan Yardımcısı Sayın Mehmet CEYLAN bütün nezaketiyle; “anlattıklarını önemsiyorum Ağabey, bu konuda mevzuatta kesin hükümler ve cezai yaptırımlar var, bakanla ve genel müdürle görüşeceğim” diyerek olumlu bir yaklaşım gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç gün sonra, 18 Mayıs günü Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı’nın (ZOKEV) çağrısıyla bir söyleşi yapmak üzere gittiğim Zonguldak’ta bu sorunu da anlattım. Bir-iki gün içinde hem ZOKEV hem de Çevre Derneği platformumuza katıldılar ve 5 Haziran’da Gerede’de yaptığımız eylemde yer aldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24 Ekim Perşembe günü yine Ankara Karabüklüler Vakfı’nın mütevelli heyet toplantısı vardı. Bu kez uzunca bir süre sağlık sorunları yaşayan Mütevelli Heyet Başkanımız Sayın Mehmet Ali ŞAHİN yönetiyordu toplantıyı., Gündemin yapılacak çalışmalar konulu maddesine gelindiğinde söz alarak; verilen sözlerin tutulmadığı, iki kez bakanla, valilerle ve diğer yetkililerle görüşmemize karşın arıtma konusunda olumlu bir sonuç alınamadığı için artık yargıya başvuracağımızı ve vakıf olarak bu konuda bir tavır almamız gerektiğini anlattım. Yine Mütevelli Heyet Üyesi olan önceki dönem milletvekillerini ve bizzat Sayın ŞAHİN”i anlattıklarımla ikna edemedim. Üstelik karşıt söylemleri üzerine susmakla yetindim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada her iki toplantıdaki tartışmalara katılmayıp sessiz kalan diğer bazı üyeler ise, yapay zeka, vakfın bütçesi ve varlıkları gibi hususları dile getirerek, konuyu değiştirmeye çalıştılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vakfımızın Sayın Yöneticileri; siz hiç Karabük’te yaşamadınız mı ?&nbsp; Karabük’teki çevre sorunlarından, yıllardır baca gazlarının yarattığı hava kirliliğinden, bu yüzden yöremizin ünlü çavuş üzümünün ve akçaağaçların yok olduğundan, bunu önlemek için DÇ Fabrikaları’nın yurtdışına heyetler gönderip uygun filtreler aradığından son yıllarda Marzinc’le ilgili tartışmalardan bihaber misiniz ? Zaman zaman şehrimizin içinden geçen iki çayda meydana gelen balık ölümlerinin fotoğraflarını da mı görmediniz ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa çevre kirliliği konusunda Karabük’te yaşayan herkes bunun yarattığı sorunları gayet iyi bilmekte ve yıllardır yaşamaktadır. 33 yıl çalıştığım Demir Çelik Fabrikaları’nın baca gazlarının yarattığı sağlık sorunları adeta kronikleşmiştir. Karabük’te yaşadığım o yıllarda kanser hastalığının nasıl çoğaldığını otobüs şirketlerinin sabahın 05’inde dolu dolu Ankara’ya nasıl hasta taşıdığını, bu otobüslere <strong>“ Ambulans Otobüsü “ </strong>denildiğini, halk tarafından&nbsp; <strong>“Duman Parası” </strong>diye adlandırılan tazminatın DÇ tarafından belediyeye niçin ödendiğini eminim hiç kimse unutmamıştır. Sanayi atıklarıyla kirlenen Araç ve Soğanlı Çaylarının zaman zaman bataklığa dönüştüğünü de…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vakfımızın bu konudaki tutumu ve duyarsızlığı nedeniyle 16 Kasım’da mütevelli heyet üyeliğinden. istifa ettim.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın sularımız ile ilgili bu önemli konuşmasından sonra Karabüklü siyasilerin ve yetkililerin ne yapacaklarını gerçekten çok merak ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve diyorum ki;</p>



<p class="wp-block-paragraph">SULARI KİRLETENLER</p>



<p class="wp-block-paragraph">KİRLİ SUDA BOĞULSUN</p>



<p class="wp-block-paragraph">SULARI KORUYANLAR</p>



<p class="wp-block-paragraph">SULAR KADAR AZİZ OLSUN…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GEÇTAP Danışma Kurulu Üyesi</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1435" height="1080" data-id="206346" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c7923f433.webp" alt="6752c7923f433" class="wp-image-206346" title="CUMHURBAŞKANI SULARIMIZI KİRLETMEK EN BÜYÜK İHANETTİR DEDİ 83" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c7923f433.webp 1435w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c7923f433-150x113.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 1435px) 100vw, 1435px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="500" data-id="206345" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c791b2b8e.webp" alt="6752c791b2b8e" class="wp-image-206345" title="CUMHURBAŞKANI SULARIMIZI KİRLETMEK EN BÜYÜK İHANETTİR DEDİ 84" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c791b2b8e.webp 750w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/6752c791b2b8e-150x100.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>
</figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://karabukpostasi.com/yazilar/cumhurbaskani-sularimizi-kirletmek-en-buyuk-ihanettir-dedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>SAYIN TURHAN ÇÖMEZ NİĞDE OLAYI İLK DEĞİL Kİ…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/sayin-turhan-comez-nigde-olayi-ilk-degil-ki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2024 07:27:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=203697</guid>

					<description><![CDATA[Bundan 20 yıl önce Genel Yayın Yönetmeni olduğum Federasyonumuzun yayın organı DÜŞÜNSEL Dergisi’nde yazmıştım; AUSCHWİTZ ESİR KAMPINA DÖNEN SHÇEK’TEN HİTLER BİLE UTANIRDI ara başlıklı yazıyı., O dönem Zihinsel Özürlüler Federasyonu Genel Başkanı ve aynı zamanda Başbakanlık Özürlüler Yüksek Kurulu üyesiydim. “Devletin Çocukları, Bunlar Bizim Çocuklarımız” diyerek tanımladığım koruma altında bulunan, eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">Bundan 20 yıl önce Genel Yayın Yönetmeni olduğum Federasyonumuzun yayın organı DÜŞÜNSEL Dergisi’nde yazmıştım; AUSCHWİTZ ESİR KAMPINA DÖNEN SHÇEK’TEN HİTLER BİLE UTANIRDI ara başlıklı yazıyı., O dönem Zihinsel Özürlüler Federasyonu Genel Başkanı ve aynı zamanda Başbakanlık Özürlüler Yüksek Kurulu üyesiydim.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/673ee0d0309fd.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="673ee0d0309fd" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/673ee0d0309fd.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/673ee0d0309fd-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="SAYIN TURHAN ÇÖMEZ NİĞDE OLAYI İLK DEĞİL Kİ… 85"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">“Devletin Çocukları, Bunlar Bizim Çocuklarımız” diyerek tanımladığım koruma altında bulunan, eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden çocuklarımıza yönelik insanlık dışı olaylar o kadar artmıştı ki, yetkililer bu konuda büyük bir duyarsızlık içindeydiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekteki görselde görülen DÜŞÜNSEL Dergisi’nin Mart 2004 tarihli 10 ncu sayısında “Zihinsel Özürlüye İşkence” başlığıyla yazdığım başyazı üzerine engellilerden sorumlu devlet bakanı Güldal AKŞİT’in tepkisine maruz kaldım. “Sizin bize kininiz mi var, üzüm yemek mi istiyorsunuz, bağcıyı dövmek mi “ diyerek Yüksek Kurul Toplantısını terk eden Sayın Bakan bütün üyelerin ellerini sıkarak tokalaştıktan sonra benim yüzüme bile bakmayarak ayrılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonra DÜŞÜNSEL’in 11 ve 12 nci sayılarında da “Bu Kaçıncı Rezalet” ve “Rezaletler Devam Ediyor” başlıklı yazılarımla ve ayrıca bazı toplantılarda yaptığım konuşmalarla yaşanan vahameti anlatmaya çalışmış, yetkilileri ve yargıyı bu konuya odaklanmaya davet etmiştim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle çirkin olaylar yaşanıyordu ki; bunları anlatmak bile insanın yüreğini acıtıyordu. O sıralarda TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri AKP’den İstanbul Milletvekili Gürsel EROL ve CHP’den Aydın Milletvekili Özlem ÇERÇİOĞLU haber vermeden Ankara Saray Rehabilitasyon Merkezine gitmişler, yaptıkları inceleme sonucu verdikleri raporda çocuklarımıza işkence yapıldığını iddia etmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bu sırada İngiltere Kraliçesi’nin kuzeni Prenses Ferguson’da bereberindeki heyetle ziyaret ettikleri Saray Rehabilitasyon Merkezi’nde yaptıkları gizli çekimle rezaleti kaydetmiş ve dünya basınında yer alan görüntüler büyük bir skandalın patlamasına yol açmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sayın ÇÖMEZ, daha sonra AKP Milletvekili olarak bizzat siz, İstanbul’daki bir yurtta yaptığınız inceleme sonunda tecavüz, fuhuş, kürtaj, porno konularıyla dile getirdiğiniz olayları dönemin Devlet Bakanı Nimet ÇUBUKÇU’ya bir rapor olarak sunmuştunuz ve bu olay 10 Şubat 2007 tarihli Vatan Gazetesi’nde “ ÇOCUK YURTLARI BATAKHANE GİBİ” başlığıyla tam sayfa olarak duyurulmuştu.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bakan ÇUBUKÇU’nun bu olaylardan haberi vardı. Hatta 16-18 Nisan 2005’te Ankara’da düzenlediğimiz 2 nci Özürlüler Şurası’nda yaptığı konuşmada yurtlarda bulunan çocuklarımıza yönelik taciz ve tecavüzlerle ilgili 478 davanın devam ettiğini açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şura’nın son günü yaptığım konuşmada; “ Bu kurumlarda bilginin, becerinin, özverinin, deneyimin, uzmanlığın ve de en önemlisi insan sevgisiyle yürekleri dolu kişilerin görevlendirilmesi gerekirken liyakata bakılmadan, “ benim adamım, benim yandaşım “ kriterleriyle personel çalıştırılırsa bu olaylar daha çok yaşanır. Bakınız geçenlerde mental retardasyon tanısı konulan zihinsel engelli kızımıza kurum personeli tecavüz etti. Adana’da elini kolunu sallayarak yuvadan çıkardığı 13 yaşındaki kız çocuğunu evine götürüp tecavüz eden kişi günlerce gazetelere manşet oldu. Fethiye’de 13 yaşındaki Hasibe faili meçhul bir kişinin tecavüzüne uğradıktan sonra yavrusunu evlerinin bahçesindeki tuvalette kendi başına dünyaya getirdi, dahası var Urla’da, Saray’da yaşananları anlatarak sizleri daha fazla üzmek istemiyorum “ demiştim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu olayların en korkunç olanı 10 Temmuz 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde “Profesör İki Kız Çocuğuna Tecavüz Etti” manşetiyle veriliyordu. Profesör ünvanlı bu kişinin Ankara Maltepe’deki SHÇEK Behice Eren Yurdundan 13-14 yaşındaki D.T. ve T.Y isimli iki kız çocuğunu akşamları alarak, bürosuna getirip uyguladığı çirkinlikler büyük bir travma yaratmıştı. Devlet Bakanı Prof. Dr. Şuayip ÜŞENMEZ’in Gazi Üniversitesi’nden meslekdaşı olan bu kişi, Başbakanlık Özürlüler İdaresi’nde bakan tarafından danışman olarak görevlendirilmiş ve yargılama sonucu 5 yıl 10 ay mahkum olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün televizyonlarda anlattığınız yürek yakan Niğde olayı, kaybettiğimiz öz değerlerimizin, dindar bir toplum olacağız söylemlerinin aksine geldiğimiz çok acı bir sonucudur Sayın ÇÖMEZ.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güya&nbsp; çocuklarımız geleceğimizin güvencesiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük Önderimiz ATATÜRK’ün “ CUMHURİYET BİLHASSA KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR” özdeyişi laf olsun diye söylenmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NE OLDU BİZE ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fikret GÖKÇE</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET BAYRAMINDA CAMİLERİMİZDE NEDEN BAYRAĞIMIZ YOKTU ?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/cumhuriyet-bayraminda-camilerimizde-neden-bayragimiz-yoktu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2024 09:31:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=200650</guid>

					<description><![CDATA[30 Ekim 2024 1995 yılı Nisan ayında KKTC’de cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktı. Merhum Rauf R. Denktaş, Dr. Derviş Eroğlu ve Mustafa Akıncı’nın da aday olduğu bu seçimde yedi isim yarışıyordu. O günlerde hem Kıbrıs davamızın büyük ismi Denktaş’ı ziyaret ederek Karabük Demir-Çelik Fabrikalarında bir arkadaşım tarafından yapılan 5 kg. ağırlığındaki döküm Atatürk büstünü takdim etmek hem [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">30 Ekim 2024</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f159b0225.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="6725f159b0225" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f159b0225.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f159b0225-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="CUMHURİYET BAYRAMINDA CAMİLERİMİZDE NEDEN BAYRAĞIMIZ YOKTU ? 86"></figure>

<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="526" height="526" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f16ce6924.webp" alt="6725f16ce6924" class="wp-image-200655" style="width:520px;height:auto" title="CUMHURİYET BAYRAMINDA CAMİLERİMİZDE NEDEN BAYRAĞIMIZ YOKTU ? 87" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f16ce6924.webp 526w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f16ce6924-150x150.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f16ce6924-48x48.webp 48w" sizes="auto, (max-width: 526px) 100vw, 526px" /></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">1995 yılı Nisan ayında KKTC’de cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktı. Merhum Rauf R. Denktaş, Dr. Derviş Eroğlu ve Mustafa Akıncı’nın da aday olduğu bu seçimde yedi isim yarışıyordu. O günlerde hem Kıbrıs davamızın büyük ismi Denktaş’ı ziyaret ederek Karabük Demir-Çelik Fabrikalarında bir arkadaşım tarafından yapılan 5 kg. ağırlığındaki döküm Atatürk büstünü takdim etmek hem de başarı dilemek için Lefkoşa’daydım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>LEFKOŞA SELİMİYE CAMİİNDE TÜRK BAYRAKLARI<br></strong>Barış Harekatı’nda birlikte olduğumuz bazı arkadaşlarımla akşam Girne’de buluşmamıza daha zaman vardı. Şehirde dolaşmaya çıkmıştım. Selimiye Camii önünden geçerken iki minare arasında dalgalanan bayraklarımızı gördüm. İçim titredi, duygulandım.<br>Cami avlusuna girdim, bu muazzam ibadet mekanını etrafında dolanarak hayranlıkla seyrediyordum. O sırada ezan okunmaya başladı. İkindi vaktiydi. Abdestimi alarak içeri girdim. Birden minberde yan yana asılı bayraklarımızı görünce bir kez daha titredim. Şanlı bayrağımızla birlikte KKTC Bayrağı’nın bu mabet içindeki görüntüsü hem heyecan hem de gurur vericiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara’ya döndükten sonra haziran ayında Türkiye Sakatlar Konfederasyonu yönetimi olarak Rahmetli A. Faruk Öztimur’un başkanlığında Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Nuri Yılmaz’ı ziyaret ettik. Engellilerin ibadetlerini yapabilmelerini kolaylaştırmak için camilerde ve mezarlıklarda bazı düzenlemeler yapılması gerektiğini anlattık ve bu konuda yardımlarını istedik. Bu arada ben KKTC’de Selimiye Camii’nde gördüklerimi anlattım ve uygulamayı bizim camilerimizde de görmek istiyoruz dedim. Kıbrıs gibi vatanımızın da işgal gördüğünü, her noktasının şehit kanlarıyla sulandığını, kutsal ibadet mekanlarımızın kutsal bayrağımızla süslenmesinin çok anlamlı olacağını sözlerime ilave ettim. Dikkate alacağım diyen başkanın yanından ayrıldıktan bir süre sonra gerçekten camilerimizde hatta Kur’an Kurslarında bile bayraklarımız dalgalanmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu güzel uygulama 1998 yılında bir avukatın Kocatepe Camii minareleri arasına Türk Bayrağı asılmasını şikayet etmesi ve Ankara Valiliği’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’na gönderdiği; “ bayrak asılacak yerler bellidir, bu konuda yasa gereğinin yapılması…” şeklindeki yazısıyla son buldu. Ayrıca bazı yobazların, “ İslam dini dünya dinidir, yalnız Türklere ait değildir, camiye bayrak asmayı nereden çıkardınız, camiler Türkiye Cumhuriyeti’nden ve bayrağından önce de vardı “ şeklindeki söylemleri de bu sonuçta etkili oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Camilerimizde şanlı bayrağımızın dalgalandığını görebilme arzum hiç azalmadı. 20-21 Aralık 2003 günleri Diyanet İşleri Başkanlığı ile yaptığımız “ ÜLKEMİZDE ENGELLİLER GERÇEĞİ VE İSLAM “ sempozyumunda tebliğ sunanlardan biri de bendim. Bu etkinlik sırasında Başkan Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’na da anlattım bu düşüncemi. Olumlu karşıladı. Daha sonra Emin Çölaşan’da 24 Ekim 2006’da Hürriyet Gazetesi’nde Sayın Bardakoğlu’ndan bu konuda istekte bulunduğunu ve birden çok minaresi ve mahyası bulunan camilere sahip ilk 15 ilde uygulamanın başlayacağı bilgisini aldığını açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyetimizin 101 nci yılı, milyonların elinde, ev ve işyerlerinde bayraklarımız, yüreklerde Atatürk sevgisiyle görkemli etkinliklerle kutlanıyorken hatta kiliseler bile bayrağımızı asarken camilerimizin bayraksız olmasına içim yandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hele, 42 ülkeyi gezen Diyanet İşleri Başkanı&#8217;nın Suudi Kralı gibi Anıtkabir&#8217;e gitmemesini de çok yadırgadım. Devlet protokolünden çıkarıldı mı yoksa ?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="540" data-id="200657" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17ca8b05.webp" alt="6725f17ca8b05" class="wp-image-200657" title="CUMHURİYET BAYRAMINDA CAMİLERİMİZDE NEDEN BAYRAĞIMIZ YOKTU ? 88" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17ca8b05.webp 720w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17ca8b05-150x113.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="512" data-id="200658" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17cdb39d.webp" alt="6725f17cdb39d" class="wp-image-200658" title="CUMHURİYET BAYRAMINDA CAMİLERİMİZDE NEDEN BAYRAĞIMIZ YOKTU ? 89" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17cdb39d.webp 600w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17cdb39d-150x128.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="502" height="600" data-id="200656" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17c99cf2.webp" alt="6725f17c99cf2" class="wp-image-200656" title="CUMHURİYET BAYRAMINDA CAMİLERİMİZDE NEDEN BAYRAĞIMIZ YOKTU ? 90" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17c99cf2.webp 502w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/6725f17c99cf2-126x150.webp 126w" sizes="auto, (max-width: 502px) 100vw, 502px" /></figure>
</figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KADERE BAK (!) FETHULLAH GÜLEN’DE 20 EKİM&#8217;DE ÖLDÜ</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kadere-bak-fethullah-gulende-ayni-gun-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Oct 2024 11:15:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fetö]]></category>
		<category><![CDATA[fetullah gülen]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=198722</guid>

					<description><![CDATA[21 Ekim 2024 Ankara Üniversitesi’nin efsane hocalarından, önceki Kültür Bakanlarımızdan Ahmet Taner KIŞLALI,&#160; 25 yıl önce, 21 Ekim1999’da bombalı bir suikast sonucu yaşamını yitirmişti. Yazdıklarını zevkle okuduğum, konuşmalarını hayranlıkla izlediğim KIŞLALI Hoca, Atatürk, cumhuriyet ve demokrasi düşmanlarının hedefleri arasındaydı. Tıpkı Uğur MUMCU gibi, Muammer AKSOY, Bahriye ÜÇOK, Çetin EMEÇ ve diğer değerlerimiz gibi…&#160;&#160;&#160;&#160; Çok mütevazi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">21 Ekim 2024</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/6716379ecd755.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="6716379ecd755" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/6716379ecd755.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/6716379ecd755-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KADERE BAK (!) FETHULLAH GÜLEN’DE 20 EKİM&#039;DE ÖLDÜ 91"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Ankara Üniversitesi’nin efsane hocalarından, önceki Kültür Bakanlarımızdan Ahmet Taner KIŞLALI,&nbsp; 25 yıl önce, 21 Ekim1999’da bombalı bir suikast sonucu yaşamını yitirmişti. Yazdıklarını zevkle okuduğum, konuşmalarını hayranlıkla izlediğim KIŞLALI Hoca, Atatürk, cumhuriyet ve demokrasi düşmanlarının hedefleri arasındaydı. Tıpkı Uğur MUMCU gibi, Muammer AKSOY, Bahriye ÜÇOK, Çetin EMEÇ ve diğer değerlerimiz gibi…&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok mütevazi bir kişiliğe sahipti. Yüzünden tebessümü eksik olmaz, ayrımcılık yapmadan herkesle sohbet eder. Güzel Türkçesi ve tatlı uslubuyla karşıt düşünce sahiplerini bile kırmadan ikna ederek, dostluklarını kazanırdı. Oysa özellikle İslamcı çevrelerden çok tehditler alıyordu. Katledilmeden dört ay önce, 13 Mayıs 1999 günü Akit Gazetesi, manşetten verdiği fotoğrafının üzerine çarpı işareti koyarak hedef göstermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahmet Taner KIŞLALI, Fethullah GÜLEN tehlikesini de çok önceden görmüştü. 17 Ekim 1999 günü Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde <strong>“ Tanrı’yı Kim Kullanır ? “</strong> başlıklı yazısında buna dikkat çekiyordu. Bu yazıda Gülen cemaatinin, hükümetlerin ve batı’nın desteğiyle nasıl güç kazandığını, Laiklik  Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığının yarattığı tehlikelerin giderek büyüdüğünü anlatıyordu. Bu yazısı yayımlandıktan dört gün sonra öldürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Davet edildiği her toplantı ve konferansa konuşmacı olarak katılmaya çalışır, hatta farklı illerde düzenlenen bu etkinliklerin birçoğuna kendisinin aldığı biletlerle otobüs ve trenle gider, düzenleyenlere yük olmak istemezdi. Ölümle tehdit edilmesine ve bakanlık yapmış olmasına karşın hiç koruma almadı ve resmi araç talep etmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu toplantılardan biri de XIII. Türk – Alman Gazetecilik Semineri ve Atatürk Devrimleri, Kemalizmin Dünü, Bugünü ve Yarını başlığıyla Side’de 20 – 21 Haziran 1998’de yapılmış ve kitap haline getirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu toplantının konuşmacıları arasında&nbsp; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI ile Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL’de yer almıştı. Yaptıkları konuşmalarda KIŞLALI Atatürk devrimleri ve kuruluş yıllarını anlatırken TEZEL Osmanlının çöküş nedenlerini dile getiriyor ve Lale Devrini batılılaşma olarak görüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu toplantıda, Prof. Dr. Şerafettin TURAN, Prof. Dr. Ergun ÖZBUDUN ve Oktay EKŞİ’nin yanı sıra Alman yetkililer arasında Prof. Dr. Udo STEİNBACH’da konuşmacı olarak bulunuyordu. Türkiye’nin AB üyeliğine şiddetle karşı olan ve Alman Doğu Enstitüsü Müdürü bu kişi bu toplantıdan üç ay sonra 18 Eylül 1998’de Lingen Akademisi’nde şöyle konuşuyordu.: <strong> “ Sorun, Atatürk’ün bir paşa fermanıyla yarattığı yapay ürün Türk Devleti ve Türk Ulusu’dur. Sorun, Kemalizm ve Kemalizmin ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun, uyduruk ve zorlama Türk Ulusudur. Böyle bir ulus yoktur….”</strong> (Cumhuriyet, 1 Haziran 2000)</p>



<p class="wp-block-paragraph">YİNE BİR RASTLANTI.,</p>



<p class="wp-block-paragraph">KIŞLALI Hoca, yine bir Ekim ayında 19 Ekim 2022 Çarşamba günü vefat eden Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL ile farklı dünya görüşlerinin insanlarıydı.&nbsp; Bir başka rastlantı olarak bundan tam 23 yıl önce aynı gün, 19 Ekim 2001 Cuma günü Prof. TEZEL ile aramızda yaşanan bir tartışmayı üzülerek anımsıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18-19 Ekim 2001 günleri Türk Demokrasi Vakfı ile Konrad Adenauer Vakfı’nın Büyük Ankara Oteli’nde birlikte düzenledikleri<strong> “ Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya Federal Cumhuriyeti – Fikri Temeller ve Siyasi Yönelim”</strong> konulu bir toplantı yapılıyordu. Ben de davetliler arasındaydım. Yanımda bir emekli albay ile 2020 yılında vefat eden DSP 21. Dönem Amasya Milletvekili Gönül Saray ALPHAN oturuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Programın ikinci günü olan 19 Ekim’de <strong> “Kemalizmin 21. Yüzyıldaki Geleceği”</strong> başlıklı paneli Prof. TEZEL yönetiyordu. Prof. Dr. Toktamış ATEŞ, gazeteciler Murat BELGE ve Abdurrahman DİLİPAK konuşmacı idiler. Toktamış Hoca cumhuriyetin kuruluş sürecini anlatan bir konuşma yaptıktan sonra söz alan Murat BELGE ilk meclis hakkında olumsuz beyanlar yaparken araya giren Yahya Sezai Hoca; <strong>“seçimle oluşmamış bir parlamento ahlaksız bir oluşumdur”</strong> deyince dayanamadım ve yerimden kalkarak <strong>“sözünüzü geri alın, ilk meclisimize bunu söyleyemezsiniz”</strong> diye bağırınca çevremdekiler de ayağa kalktı ve hocayı protesto ettiler. Alman vakfının başkanı Dr. Wulf SCHÖNBOHM ortalığı sakinleştirmeye çalışırken TEZEL Hoca’nın <strong>”Ben İngiltere Cambridge ve ABD Harvard Üniversitelerinde bulundum, siz necisiniz, eğitiminiz ne, kim oluyorsunuz” sorusunu “Ben Atatürk İlke ve Devrimlerine bağlı sade bir Türk vatandaşıyım”</strong> diye yanıtlamamdan sonra Dr. Wulf oturuma 15 dakika ara verirken Toktamış Hoca çantasını toplamaya başladı ve İstanbul’a dönmesi gerektiğini belirterek toplantıyı terk etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu Alman vakfının Ankara’nın önemli otellerinde düzenlediği benim de katıldığım toplantılara ait dokuz adet davetiye ve kitapları muhafaza ediyorum. Sadece bu vakıf değil Friedrich Ebert ve Friedrich Neumann vakıfları da bu tür toplantıları yapıyor ve Türkiye ekonomisi, basın, Türklerin Almanya’ya entegrasyonları, Kıbrıs, belediyeler, seçimler vb. konuları gündemlerine alıyorlardı. Nedense bu Alman vakıflarının ard arda yaptıkları bu toplantılarda Türk partneri hep ANAP bakanlarından Bülent AKARCALI’nın başkanı bulunduğu Türk Demokrasi Vakfı oluyor ve organizasyonu birlikte düzenliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KIŞLALI Hoca, bu vakıflar gibi benzer STK’ların ve istihbarat örgütlerinden destekli bazı yabancı kuruluşların bizim iç sorun ve politikalarımıza karışmasını hiç istemez ve onların&nbsp; dikteci propagandalarına hep karşı çıkardı. Nur&nbsp; içinde yatsın. Saygıyla ve rahmetle anıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fikret GÖKÇE                                                                                                                         Kıbrıs Gazisi –  Mak. Müh.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ANITKABİR’E GİTMEYENLERİN MİLLİ GÜNÜNÜ KUTLADIK&#8230;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/anitkabire-gitmeyenlerin-milli-gununu-kutladik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2024 09:24:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anıtkabir]]></category>
		<category><![CDATA[Fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=194433</guid>

					<description><![CDATA[27 Eylül 2024 Üç gün önce Suudi Arabistan’ın milli günü nedeniyle bu ülkenin Ankara’daki Türkiye Büyükelçiliği’nde düzenlenen kutlama fotoğrafında gördüğüm manzara bana geçmişte tanık olduğumuz bazı olayları hüzünle hatırlattı. SANKİ EV SAHİBİ Resmi bir ziyaret için ülkemize gelen Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz 2007 yılının 9-10 Kasım günleri Ankara’da Swiss Otel’de kalıyordu. 10 Kasım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Eylül 2024</p>
<p>Üç gün önce Suudi Arabistan’ın milli günü nedeniyle bu ülkenin Ankara’daki Türkiye Büyükelçiliği’nde düzenlenen kutlama fotoğrafında gördüğüm manzara bana geçmişte tanık olduğumuz bazı olayları hüzünle hatırlattı.</p>
<p><strong>SANKİ EV SAHİBİ</strong></p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66f7cb86da684.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-194446 alignleft" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66f7cb86da684.jpeg" alt="66f7cb86da684" width="368" height="174" title="ANITKABİR’E GİTMEYENLERİN MİLLİ GÜNÜNÜ KUTLADIK... 94" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66f7cb86da684.jpeg 724w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66f7cb86da684-150x71.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 368px) 100vw, 368px" /></a>Resmi bir ziyaret için ülkemize gelen Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz 2007 yılının 9-10 Kasım günleri Ankara’da Swiss Otel’de kalıyordu. 10 Kasım günü Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK için yas günüydü. Bu ziyaret nedeniyle Arabistan bayraklarıyla süslenen Ankara’da Kral, milletin akın akın toplandığı Anıtkabir’e gitmedi. Üstelik Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL ile Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN’ı otel odasında kabul etti. (!) Bu ziyaret sırasında devlet büyüklerimize çok özel armağanlar sunan Kral’a, Sayın GÜL Devlet Şeref Madalyası, Sayın ERDOĞAN’da Abdülaziz Nişanı taktı.</p>
<p><strong>İSLAM NATO’SU</strong></p>
<p>Beni hüzünlendiren bir başka olayda; 9 Mart 2015’te Kahire’de düzenlenen Arap Birliği 143. Dönem Dışişleri Bakanları toplantısında gündeme gelen İslam Ülkelerini temsil eden bir ordunun kurulması kararına ülkemizin de katılmasıydı. 15 Aralık 2015’te Savunma Bakanı ve 2. Veliaht Prens Muhammed bin Salman 34 ülke tarafından İslam İttifak Ordusu’nun kurulduğunu açıklamıştı. Bu açıklamadan 2.5 ay kadar sonra 26 ülkeden 200 bin askerin katılımıyla ortak bir tatbikat yapıldı. Milli Savunma Bakanı İsmet YILMAZ ile Özel Kuvvetlerimizden bir takım askerimizin de katıldığı bu tatbikat öncesi Riyad’ta yapılan geçit resminde şanlı bayrağımızın doğru dürüst silahlı kuvvetleri bile olmayan ülkelerin askerleri ve bayrakları arasında, Suudi Arabistan Bayrağının arkasında yer alması da gerçekten hüzün vericiydi. Çad, Togo, Benin, Cibuti, Sierra Leone, Gabon, Gine, Komor Adaları, Maldivler, Fildişi Sahili ve Mali gibi ülkelerin asker ve bayrakları arasında bizim ne işimiz vardı ? Bazı çevreler tarafından İSLAM NATO’su diye adlandırılan bu güç güya, uluslar arası terörü önlemek ve 57 İslam Ülkesi arasında işbirliğini sağlamak amacıyla kurulmuştu. Sonradan sayısı 39’a çıkan bu ülkeler arasına İran ve Pakistan gibi ülkelerin alınmamasının,<a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66f7cb9a4a12e.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-194447 alignright" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66f7cb9a4a12e.jpeg" alt="66f7cb9a4a12e" width="480" height="252" title="ANITKABİR’E GİTMEYENLERİN MİLLİ GÜNÜNÜ KUTLADIK... 95" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66f7cb9a4a12e.jpeg 719w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66f7cb9a4a12e-150x79.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a> aslında İslam Dünyasında Şii-Sünni ayrışmasının yaratılması, başta İran olmak üzere Rusya’ya gözdağı vermek olduğunu anlamak zor değildi. Kendi aralarında bile barışık olmayan bu ülkelerin oluşturduğu birlikteliğin, sömürgeci ülkeler, başta ABD ve batılı devletlerin işine yarayacağı gayet açıktı. Zaten 57 ülkeden oluşan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Birleşmiş Milletler’de ne ağırlığı vardı ki ? “Ilımlı İslam ve Arap Baharı” gibi sloganlarla Kuzey Afrika ve Ortadoğu halklarının duyguları okşandıktan sonra birçok ülkenin rejimleri değiştirildi, Tunus’ta ayaklanmalar, Irak, Suriye ve Libya’da parçalanmalar yaşandı. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de devam eden ahlaksız savaşa, katliamlara, İsrail’in insanlık dışı soykırımına karşı ne yapıyor bu İSLAM NATO’su ?</p>
<p><strong>FENERBAHÇE VE GALATASARAY’I ALKIŞLIYORUM</strong></p>
<p>Futbol Federasyonu Süper Lig Şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası Şampiyonu Fenerbahçe’nin süper kupa maçının 29 Aralık 2023’te Suudi Arabistan’ın başşehri Riyad’da oynanmasına karar vermişti. Toplumun ve spor çevrelerinin bütün itiraz ve tepkilerine karşın karar değişmeyince her iki takım Riyad’a gitmek zorunda kaldı. Cumhuriyetimizin 100 ncü Kuruluş Yılını sevinç ve kutlamalarla yaşadığımız bu ortamda şampiyonluk maçının İstiklal Marşımızla başlaması ve futbolcuların Atatürk resimli, ayyıldızlı forma ve ellerinde taşıyacakları “ Yurtta Sulh, Cihanda Sulh “ pankartıyla çıkmasına Arap yetkililer izin vermedi, tartışma çıktı. Bunun üzerine bu iki güzide kulübümüz Riyad’ı terk ederek ülkemize dönmüştü.</p>
<p>Lawrence’in kışkırtması ve İngiliz ordularının desteğiyle 6 Haziran 1916’da Mekke Şerifi Hüseyin’in liderliğinde isyan eden Arapların, o zaman kendi topraklarımız olan Filistin’de, Yemen’de, Kanal bölgesinde üç ordumuzu perişan ederek askerlerimizi vahşice katletmeleri tarih sayfalarında kapkara bir resim gibi dururken bu kutlama neyi nesi ?</p>
<p>Hadi bu kutlamaya koşa koşa giden Diyanet İşleri Başkanı&#8217;na söyleyecek bir söz bulamıyorum ama, Milli Savunma Bakanı ve TSK Komuta kademesinin üniformalarıyla orada olmalarını anlayamıyorum, içim acıyor., Onlar, her 13 Mart&#8217;ta 1283&#8217;ü duyduklarında &#8220;İÇİMİZDE&#8221; diye haykıran &#8220;Mustafa Kemal&#8217;in Askerleri&#8221; değil miydi ?</p>
<p>Yüzlerce yıl Osmanlı tebası olan, 1821 yılında isyan ederek Batı Trakya Türklerine her türlü zulmü uyguladıktan sonra bağımsızlığını kazanan Yunan’ın 25 Mart’larda kutlanan milli günlerine de katılacak mıyız ?</p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE</strong></p>
<p><strong>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>BU ÇOCUKLAR BİZİM</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/bu-cocuklar-bizim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2024 07:21:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=192774</guid>

					<description><![CDATA[Kuşkusuz “NARİN”le başlayacağım bugünün yazısına., Bir ay oldu, Ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin ve kim (5N1K) sorularının yanıtı hala verilemedi. Koskoca devletin elindeki bütün güç ve teknolojik olanaklara karşın tüm ulusta yas ve endişe yaratan bu hunhar cinayeti çözemedik. Oysa çocuklar bizim için çok önemliydi, geleceğimiz ve umutlarımızdı. Ekte yer alan görsellerde gördüğünüz 28 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kuşkusuz “NARİN”le başlayacağım bugünün yazısına., Bir ay oldu, Ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin ve kim (5N1K) sorularının yanıtı hala verilemedi. Koskoca devletin elindeki bütün güç ve teknolojik olanaklara karşın tüm ulusta yas ve endişe yaratan bu hunhar cinayeti çözemedik.</strong></p>
<p>Oysa çocuklar bizim için çok önemliydi, geleceğimiz ve umutlarımızdı. Ekte yer alan görsellerde gördüğünüz 28 Kasım 1980 tarihli BU ÇOCUKLAR BİZİM başlıklı yazım ile Cumhuriyet Gazetesi’ndeki 5 Haziran 1981 tarihli yazımda yine bu konuya değinmiş, çocuklarımızın toplum için ne kadar önemli olduğunu vurgulamaya çalışmıştım.<a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66ea7f3332109.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-192776 alignright" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66ea7f3332109.jpg" alt="66ea7f3332109" width="277" height="319" title="BU ÇOCUKLAR BİZİM 98" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66ea7f3332109.jpg 459w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66ea7f3332109-130x150.webp 130w" sizes="auto, (max-width: 277px) 100vw, 277px" /></a></p>
<p>Çocuklarına ilk önem veren ulus olmakla öğünürüz çoğu zaman. Acaba bu doğru mudur? O büyük insan,  23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramını çocuklara armağan ederken, onları sadece bayramlarda hatırlanacak bir motif olarak görmemiş, Türk Ulusu’na çocukları önemsemesi, sorunlarına çözüm getirmesi ödevini de vermişti. O’nun çocuk sevgisi bununla da kalmamış, bir çok çocuğu evlat edinmesinin yanı sıra; boynunda idam fermanı asılı bir ihtilalci iken, 30 Haziran 1921’de bugünün SHÇEK’i olan <strong>“Himaye-i Etfal Cemiyeti”</strong>ni kurarak bu konuya engin bir duyarlılık örneği sergilemişti, Çocuklarımız geleceğimizin en büyük güvencesidir. Onları anlamak, onların sorunlarına eğilmek her yurttaş için kaçınılmaz bir görevdir.</p>
<p>Ülkemiz 20 Kasım 1989 günü Birleşmiş Milletler’de onaylanarak 2 Eylül 1990’da yürürlüğe giren ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME’yi, 43’ncü ülke olarak 14 Eylül 1990’da imzalamış, 9 Aralık 1994 tarihinde kabul etmiştir. 27 Ocak 1995 gün ve 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4058 sayılı Yasa ile Çocuk Hakları Sözleşmesi bir iç hukuk kuralına dönüşmüştür. Buna göre her çocuk; YAŞAMA, GELİŞME, KORUNMA ve KATILIM haklarına sahiptir.</p>
<p>Geçenlerde Fatih ALTAYLI’nın<strong> “ her ay 1000 – 2000 çocuk kayboluyor, kaçırılıyor, öldürülüyor, yurtdışına götürülüyor, son 8 yılda 100 bin dolayında çocuğumuz kayboldu “</strong> iddiası büyük bir tartışma yarattı ve herkesi dehşete düşürdü. Bu doğru mudur, bu iddia ne derece gerçektir, bunun açıklanması gerekiyor., Devlet, İçişleri, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıkları’yla ve TÜİK’iyle, niçin sessiz ?</p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66ea7f513da02.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-192777 alignleft" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66ea7f513da02.jpg" alt="66ea7f513da02" width="331" height="438" title="BU ÇOCUKLAR BİZİM 99" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66ea7f513da02.jpg 576w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/09/66ea7f513da02-113x150.webp 113w" sizes="auto, (max-width: 331px) 100vw, 331px" /></a>Kaybolan çocuklarımız konusunda Antalya’nın ilk sırada olduğu, sonra Diyarbakır, Gaziantep ve İstanbul’un geldiği söyleniyor. Korkutucu bu iddialar aydınlatılmalı, gerçek ortaya çıkarılmalı ve gereken önlemler ivedilikle alınmalıdır.</p>
<p>Cezaevinde iken intihar eden ABD’li ünlü milyarder Jeffrey EPSTEİN’in özel pilotu Nadya MARÇİNKO 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Türkiye’den de çocuk kaçırdıklarını duruşmalar sırasında itiraf etmişti. Sabah ve Habertürk Gazetelerinin yazdığına göre, diğer bazı ülkelerden de kaçırdıkları çocukların patronu olan milyarder tarafından kurulan bir <strong>” fuhuş ağı “</strong> aracılığıyla, içlerinde İngiliz Kraliyet ailesinden kişilerin de bulunduğu bir çok ünlü kişiye sunulduğunu da (!) anlatmıştı.</p>
<p>Fazla öteye gitmeye gerek yok. Son yıllarda “ pedofili “denilen ve çocuklarımızı hedef alan, değer yargılarımızı çürüten bu sapıklık ülkemizde de çok sık görülmeye  başladı. 26 – 28 Nisan 2005 tarihlerinde ANKARA’da düzenlediğimiz 2 nci ÖZÜRLÜLER ŞURASI sırasında 27 Nisan günü Devlet Bakanı Nimet ÇUBUKÇU, TBMM’de yaptığı konuşmada koruma altında yurtlarda bulunan çocuklarımıza yönelik cinsel taciz ve tecavüzlerle ilgili 478 davanın devam ettiğini açıklamıştı. Şura’nın son günü yaptığım konuşmada; “ Bu kurumlarda bilginin, becerinin, özverinin, deneyimin, uzmanlığın ve de en önemlisi insan sevgisiyle yürekleri dolu kişilerin görevlendirilmesi gerekirken liyakata bakılmadan, “ benim adamım, benim yandaşım “ kriterleriyle personel çalıştırılırsa bu olaylar daha çok yaşanır. Bakınız geçenlerde mental retardasyon tanısı konulan zihinsel engelli kızımıza kurum personeli tecavüz etti. Adana’da elini kolunu sallayarak yuvadan çıkardığı 13 yaşındaki kız çocuğunu evine götürüp tecavüz eden kişi günlerce gazetelere manşet oldu. Fethiye’de 13 yaşındaki Hasibe faili meçhul bir kişinin tecavüzüne uğradıktan sonra yavrusunu evlerinin bahçesindeki tuvalette kendi başına dünyaya getirdi, dahası var Urla’da, Saray’da yaşananları anlatarak sizleri daha fazla üzmek istemiyorum “ demiştim.</p>
<p><strong>İKİ KIZ ÇOCUĞUNA TECAVÜZDEN YARGILANAN PROFESÖR         </strong></p>
<p>Çocuklarımızla ilgili bu olayların en korkuncu 10 Temmuz 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde     “ Profesör 2 kız çocuğuna tecavüz etti” manşetiyle veriliyordu. TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkan Yardımcısı olduğum dönemde 18 Nisan 1999’da yapılan Genel Seçimler sonunda Bülent ECEVİT başkanlığında koalisyon hükümeti kurulmuş, kurumumuz MHP’li Devlet Bakanı Prof. Dr. Şuayip ÜŞENMEZ’e bağlanmıştı. O’nun kurumumuzla ilgili danışman olarak atadığı Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. T. K. isimli arkadaşı SHÇEK Behice EREN Kız Yurdundaki D.T. ve T. Y. Adlı 13 ve 14 yaşında olan iki kız çocuğuna tecavüzü toplumda büyük infial uyandırmıştı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan ve 27 Nisan 2020’de kalp krizi sonucu ölen bu kişiye 5 yıl 10 ay hapis cezası verilmişti.</p>
<p>Özellikle son yıllarda atalarımızın mirası olan gerçek vakıflardan farklı bu statüye sahip bazı vakıflarda yaşanan taciz ve istismar olaylarının önü kesilemiyor ve toplumsal kaygı, endişe ve öfke artıyor. Karaman&#8217;da 45 erkek çocukla ilgili yaşanan olay sonunda dönemin bakanı Sema RAMAZANOĞLU’nun “ bir kereden bir şey olmaz “ demesi, yargıya intikal eden benzer olaylarda  “ rızası vardı ya da olayı önlemeye muktedirdi “ denilerek mazeretler bulunması şaşırtıcıdır.</p>
<p><strong>Tekrar BU ÇOCUKLAR BİZİM diyerek yazımı bitirirken rahmetli Uğur MUMCU’nun 23 Nisan 1979’da Cumhuriyet Gazetesi’nde GÖZLEM başlıklı köşesindeki 23 NİSAN konulu yazısından bir paragrafı siz değerli okurlarla paylaşmak istiyorum.</strong></p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;. &#8221; Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan… Kutlayalım. Çocuk bayramını kutlayalım. Bakımsızlıktan sakat kalan çocuklarımızın bayramını kutlayalım. Okulsuz, öğretmensiz, yolsuz ve ışıksız bıraktığımız çocukların bayramını kutlayalım; tamirhanelerde elleri yüzleri kir pas içinde parmak kadar çocukların bayramını kutlayalım. Pazar yerlerinde hamallık yapan, çocuk bahçelerinin önünde simit satan yedi yaşındaki çocukların bayramlarıını kutlayalım. Köprü altlarında düzenin kirli dolaplarına satılan çocukların bayramını kutlayalım, oyuncak görmeyen çocukların bayramını kutlayalım, kutlayalım. Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlayalım, kutlayalım çocukların, özgür ve egemen olacak çocuklarımızın bayramını kutlayalım “</p>
<p>NARİN’de bizim çocuklarımızdan biridir. Acısı yerde kalmaz, yüreklerimizdedir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE                                                                                    </strong></p>
<p><strong>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KEMAL&#8217;İN ASKERLERİ SAVAŞTAN HİÇ KAÇMADI</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kemalin-askerleri-savastan-hic-kacmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 06:41:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=190299</guid>

					<description><![CDATA[KEMAL&#8217;İN ASKERLERİ SAVAŞTAN HİÇ KAÇMADI., 03 Eylül 2024 1920 yılı sonlarında Kars ve Sarıkamış’ı, 1921’de Ardahan’ı düşman işgalinden kurtaran Deli Halit (KARSIALAN) Paşa, Sakarya Savaşı sırasında cephenin biraz gerisinde bir kaya üzerine oturmuş dizlerinin ütüne koyduğu tabancalarıyla savaştan kaçanları tek tek vuruyordu. Deli Halit Paşa, Büyük Taarruz’da Kocaeli Grup Komutanlığı yaparken zalimliği ile ünlü Yunan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KEMAL&#8217;İN ASKERLERİ SAVAŞTAN HİÇ KAÇMADI., 03 Eylül 2024</strong></p>
<p>1920 yılı sonlarında Kars ve Sarıkamış’ı, 1921’de Ardahan’ı düşman işgalinden kurtaran Deli Halit (KARSIALAN) Paşa, Sakarya Savaşı sırasında cephenin biraz gerisinde bir kaya üzerine oturmuş dizlerinin ütüne koyduğu tabancalarıyla savaştan kaçanları tek tek vuruyordu. Deli Halit Paşa, Büyük Taarruz’da Kocaeli Grup Komutanlığı yaparken zalimliği ile ünlü Yunan 11 nci Tümenini komutanı Tümgeneral Nikolaos KLADAS ile beraber esir almıştı.</p>
<p>Çanakkale&#8217;de Anzak Kolordusu’nun 1 nci Avustralya Tümeni 25 Nisan 1915 sabahı 4.25’te Arıburnu’na çıkarılmaya başlamıştı. 12 km. genişliği olan cepheyi, Yarbay Şefik’in komutasındaki 27 nci Alay’ın 2. Taburu savunacaktı. Kıyıdaki Türk gözetleme birliklerini atarak kıyıya yerleşen düşmanın bir taburla durdurulamayacağını düşünen 19 ncı Tümen Komutanı Yarbay Mustafa KEMAL, kimseden emir almadan inisiyatif kullanarak Maydos’ta bulunan emrindeki 57 nci Alay’a bölgeye yürüme emri verdi, kendisi yanındakilerle birlikte hemen Arıburnu’na intikal etti. 3 saat sonra gelen 57 nci Alay’la birlikte 27, 72 ve 77 nci Alaylar bölgeyi savunmaya başladılar. Plana göre; 27 nci Alay hemen taarruza geçecek 77 nci Alay’da sol taraftan bu taarruzu destekleyecekti. (Dedem rahmetli Ali AR’da 27 nci Alay’daydı )</p>
<p>25 Nisan günü düşman donanması top ateşiyle yoğun bir şekilde mevzilerimizi bombalarken cephenin sol tarafını savunacak olan 77 nci Alay birden boşalıverdi. Arap Alayı da denilen bu alayın Suriye, Filistin ve Iraklılardan oluşan askerleri mevzilerini terk ederek fundalık ve ağaçların arasında saklanmış, sonra da kaybolmuşlardı. ( Çanakkale Deniz Savaşları 1915, Çanakkale Boğaz Komutanlığı, 2. Basım, 2004, s. 188, 189 )</p>
<p>Askerin firari sayılması için kıtasından veya görev yerinden izinsiz olarak barışta altı gün, seferberlikte ise üç günden fazla uzaklaşmış olması gereklidir. Hava değişimi veya izin süresi bittiği halde birliğine dönmeyen, şubeye uğramayan ya da celbe icabet etmeyenler (bakayalar) ve bir süre hizmet ettikten sonra kaçanlar firari sayılırlar. (ATASE Arşivi, İSH, Kutu 1169, Gömlek 94, Belge 94 a)</p>
<p>Milli Mücadele sırasında işgalci Yunan ; &#8221; Askerlik yapmayın, karşımıza bir daha gelmeyin, gelirseniz sizi keseriz. Sizin padişahınız İstanbul&#8217;dadır. Siz niçin askerlik yapıyorsunuz ? Sizi kim toplayıp askere gönderiyor ? Cahillik edip askere gelmeyin, arkadaşlarınıza da söyleyin gelmesinler. İtaat etmeyin, firar edin. &#8221; yazılı bildirileri köylere kadar dağıtıyor, sahte imamlar da camilerde cemaate bu yönde telkinde bulunuyorlardı.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı’nda (1914 – 1918) 2 milyon 608 bin mevcudu olan Osmanlı Ordusu’nun Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) öncesi kayıplar ve firarlar sonucu mevcudu çok azalmış, 323 bin kişiye düşmüştü. Mütareke’den sonra dağıtılan ve silahlarına el konulan ordudan sadece Doğuda Kazım KARABEKİR&#8217;İN 15. Kolordusu ile Konya üzerinden gelerek Ankara&#8217;da konuşlanan Ali Fuat CEBESOY&#8217;UN 20. Kolordusu kalmıştı. Mütareke sonrası terhis edilen askerlerin dışında firar edenlerin bir kısmı Kuvay-ı Milliye&#8217;ye katılmış, diğer kaçaklardan 29 bin 841&#8217;i zorlukla yakalanabilmişti.</p>
<p>23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi kurulduktan sonra Ahz-ı Asker Şubeleri yeniden düzenlenirken çeşitli bahanelerle kaçışlar artıyordu. İkinci İnönü Savaşı’nda (23 Ağustos – 13 Eylül 1920 ) bir çok birlik boşalmış, 4 subay 1076 er firar etmişti. (Türk İstiklal Harbi, Batı Cephesi II. Cilt, Genkur. Basımevi 1965)</p>
<p>Sadece Kütahya – Eskişehir Muharebelerinde ( 10 – 24 Temmuz 1921 ) 41. Tümen’de 1 subay, 941 er firar etmiş, tüm bu savaş boyunca toplam 30 bin 700 firar olayı yaşanmıştı.</p>
<p>Sakarya Savaşı’na kadar ( 23 Ağustos – 13 Eylül 1921 ) silah altındaki askerin neredeyse yarısı firar etmiş, İstiklal Mahkemeleri’nin kurulmasıyla firarlarda azalma görülse de, Eylül 1921’de 120 bin olan asker mevcudunun 10 bini kaçmış, Sakarya Savaşı sonunda toplam firar 49 bin 335’e ulaşmıstı. (İbrahim ARTUÇ, Kurtuluş Savaşı’nın Zorlu Yılları, Kastaş Yayınları, İstanbul 1987, s, 273 ve Büyük Dönemeç, s. 97)</p>
<p>Ayrıca Milli Mücadele sırasında pek çok isyan çıkmış, Pontus ve Koçgiri gibi bu isyanların insan kaynağını bu firariler oluşturmuştu.</p>
<p>Cumhuriyet kurulduktan sonra katıldığımız Kore ve Kıbrıs Savaşlarında firar eden askerlerle ilgili bir bilgiye bugüne kadar ulaşamadım. Hatta, 1984’ten beri devam eden terör olaylarını önlemek için yapılan askeri harekatlarda birliğini terk ederek kaçan ya da teröristlere katılan herhangi bir askerin olmadığı da biliniyor.</p>
<p>Bu durum belki şöyle açıklanabilir ; yurdumuz işgal altındayken vatanın kurtulması için verilen Milli Mücadele sırasında başta İngiltere ve Yunanistan olmak üzere emperyalist ülkelerin ve onlarla işbirliği yapan saltanatın ve İstanbul hükümetleri ile içimizdeki hainlerin telkin ve propaganda faaliyetleri öylesine etkin olmuş ki; yukarıda açıklamaya çalıştığımız firarlar önlenememiş.</p>
<p>İşte burada Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in ne kadar önemli ve etkili olduğu gerçeği bir kez daha karşımıza çıkıyor. O dönemin hainlerinin torunlarının 100 yıllık Türkiye Cumhuriyetini Fetöleriyle, kumpaslarıyla, tarikat ve cemaatleriyle dönüştürmeye, başkalaştırmaya, devrimleri yok etmeye çalışmalarına karşın, vatanseverler ile harbiyeli genç teğmenlerin “MUSTAFA KEMAL”İN ASKERLERİYİZ” haykırışları gün be gün artarak çoğalıyor ve birilerinin uykusunu kaçırıyor.</p>
<p>Kaynakça :<br />
1 &#8211; Milli Mücadele Döneminde Asker Firarileri, Özlem ÇANKAYA, Doktora Tezi, 09, 01. 2019 Hacettepe Üniversitesi 2 – Çanakkale’de Deniz Savaşları 1915, Çanakkale Boğaz Komutanlığı, 2004<br />
3 &#8211; Açık kaynaklar</p>
<p>Fikret GÖKÇE Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>YÜREK YAKAN GÖRÜNTÜ VE ÇÖZÜM</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/yurek-yakan-goruntu-ve-cozum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2024 07:04:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=184337</guid>

					<description><![CDATA[YÜREK YAKAN GÖRÜNTÜ VE ÇÖZÜM  &#160; 15 Temmuz Pazartesi günü dünürümün vefatı nedeniyle Amasra / Çakraz’dan Ankara’ya giderken E 5 karayolunda, Akyarma yakınlarında ortasından yırtılmış yarım bayrağımızı görmek yüreğimi sızlattı. &#160; Ankara İl sınırı ve Ankara Orman Bölge Müdürlüğü sınırının bulunduğu bu bölgeden her gün yüzlerce aracın geçtiği, yerli yabancı binlerce insanın gördüğü bu utanç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/07/66a9e1ac377b7.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-184338 alignleft" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/07/66a9e1ac377b7.jpg" alt="66a9e1ac377b7" width="223" height="396" title="YÜREK YAKAN GÖRÜNTÜ VE ÇÖZÜM 101" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/07/66a9e1ac377b7.jpg 338w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/07/66a9e1ac377b7-85x150.webp 85w" sizes="auto, (max-width: 223px) 100vw, 223px" /></a>YÜREK YAKAN GÖRÜNTÜ VE ÇÖZÜM </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>15 Temmuz Pazartesi günü dünürümün vefatı nedeniyle Amasra / Çakraz’dan Ankara’ya giderken E 5 karayolunda, Akyarma yakınlarında ortasından yırtılmış yarım bayrağımızı görmek yüreğimi sızlattı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ankara İl sınırı ve Ankara Orman Bölge Müdürlüğü sınırının bulunduğu bu bölgeden her gün yüzlerce aracın geçtiği, yerli yabancı binlerce insanın gördüğü bu utanç ve acı veren görüntüyü sosyal medyada paylaşarak ilgililerden bayrağın değiştirilmesini istedim ve ayrıca SÖZCÜ Gazetesi köşe yazarı Saygı ÖZTÜRK’e de gönderdim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sayın ÖZTÜRK, 16 Temmuz günü gönderdiği e-posta mesajında; ‘ Fikret Bey, Bölge Müdürlüğü ekipleri bayrağı kaldırdı, Bayrak direğinin bilgileri dışında dikildiğini bildirdiler. Ayrıca bayrağın kaldırıldığına ilişkin fotoğraflar da gönderdiler. Ben de sizi bilgilendirmek istedim. Duyarlılığınız için tekrar teşekkürler’ diyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAYRAK DEĞİŞTİRİLMEMİŞ, DİREĞİNİ BİLE SÖKMÜŞLER,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yıl törenlerine katıldıktan sonra yine aynı yoldan, Ankara’dan Çakraz’a dönerken aynı noktada durdum ve değiştirildiğini düşündüğüm, yırtık bayrağımızın yerine takılan uygun, temiz bayrağımızı görmek istedim. Bırakınız bayrağı direği bile yerinde yoktu. Anlaşılan Orman İdaresi kolay bir yöntem seçmiş, direği bile yerinden sökmüştü. Orada sınır tabelaları ve bayrağımızdan başka  suyu akmayan güzel bir taş çeşme de bulunuyor, her tarafı yoğun ve diri çam ağaçlarıyla dolu bu bölgede güzel ve ortama yakışan bir bütünlük oluşturuyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu ayıbın sorumluluğundan kaçan ve bayrak direğinin bilgileri dışında dikildiğini söyleyen Orman İdaresi’nden başka bu tabelayı ve bayrak direğini kim dikebilir, çeşmeyi kim yapabilir ? Orada bir yerleşim yeri yok ki… Üstelik o sınır noktasının 4 – 5 Km. ilerisinde Orman İdaresi’nin 4&#215;4 arazi araçlarıyla donanımlı bir birimi de var.,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bayrak bir devletin simgesi, bir milletin en kutsal sembolüdür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR,</p>
<p>TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu davranış bana bir başka acı olayı anımsattı. IŞİD tehdit ve saldırıları sırasında 1000 yıldır Türk Askerinin nöbet tuttuğu Süleyman Şah Türbesi terk edilirken bir su borusu taşır gibi askerlerin omzunda koşar adım kaçırılan bayrak direğinin görüntüleri ve Çözüm Süreci döneminde Güneydoğu İllerimizin valilerinin ‘lojmanlara bayrak asmayın, PKK tahrik oluyor’ talimatları gibi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yazık, çok yazık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE</strong></p>
<p><strong>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>İNSAN KASABI MİLOSEVİÇ’İN BOSNA’DA TÜRK DÜŞMANLIĞI</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/insan-kasabi-milosevicin-bosnada-turk-dusmanligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jul 2024 06:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[karabük]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[kosova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=181247</guid>

					<description><![CDATA[İNSAN KASABI MİLOSEVİÇ’İN BOSNA’DA TÜRK DÜŞMANLIĞI 11 Temmuz 2024 Sırplar 1389 yılında Kosova Meydan Savaşı’nda hezimete uğradıkları Osmanlı’dan intikam almak için 600 yıl beklediler. Bu altı asırlık süre içinde intikam duyguları hiç azalmadı, çoğaldı aksine daha da kinlendiler. Sırp lider Miloseviç, Kosova’da 1989 yılında 1 milyon Sırp’a hitaben yaptığı, intikam duyguları ve hesaplaşma arzusuyla dolu, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İNSAN KASABI MİLOSEVİÇ’İN BOSNA’DA TÜRK DÜŞMANLIĞI</strong><br />
<strong>11 Temmuz 2024</strong></p>
<p>Sırplar 1389 yılında Kosova Meydan Savaşı’nda hezimete uğradıkları Osmanlı’dan intikam almak için 600 yıl beklediler. Bu altı asırlık süre içinde intikam duyguları hiç azalmadı, çoğaldı aksine daha da kinlendiler.</p>
<p>Sırp lider Miloseviç, Kosova’da 1989 yılında 1 milyon Sırp’a hitaben yaptığı, intikam duyguları ve hesaplaşma arzusuyla dolu, halkı galeyana getiren konuşmasında yaşanacak kanlı olayların ilk ateşini yakmıştı.<br />
“Tanrı bazı milletleri üstün ve seçkin, bazılarını ise değersiz ve üstün olana itaat edecek biçimde yaratmıştır. Sırpların Müslümanlardan daha üstün oldukları bir gerçektir. Müslümanlar yok olmaktan kurtulmak istiyorlarsa, üstün olan bizlere itaat etmeye mecburdurlar” diyen Miloseviç’ten ayrı olarak, Bosna Sırplarının Lideri olan Radovan Karadziç ise; “Biz tek din ve tek kültürlü bir Avrupa için savaşıyoruz, amacımız Balkanlardaki İslam kalıntılarını yok etmek ve Anadolu’ya kadar sürmektir, bu büyük mücadelemizde Avrupa ve Batı dünyası bizi tam olarak desteklemek zorundadır” diyordu.(*)</p>
<p>Bu açıklamalardan sonra hazırlıklar başlamış, fanatik ve aşırı milliyetçi Sırplardan oluşan ÇETNİK grubu intikam duygularını körüklerken, gençlere el altından silah dağıtılmaya ve askeri eğitim verilmeye başlanmıştı. Kiliselerde boş durmuyor ve halkı Boşnaklara karşı kışkırtıyor, Bosna-Hersek’teki Sırp Partisi (SDS) Başkanı Karadziç, yapılacak bağımsızlık referandumundan “evet” çıkarsa ‘Boşnakların tümü yok olacak’ tehditlerini mecliste yapıyordu.</p>
<p>6 Şubat 1992’de bağımsızlığını elde eden ve birçok ülke tarafından tanınan Bosna-Hersek’te 1992-1995 yılları arasında yaşanan işgal ve saldırılar sırasında 250 bin dolayında insan Sırplar tarafından katledildi. 170 bin insan sakat kaldı, 2 milyon kişi göç etti, 50 bin kadın tecavüze uğradı.</p>
<p>1992 yılının Nisan ayında yoğun bir bombardıman sonrası Srebrenica’yı ele geçiren Sırplar hiç vakit geçirmeden sivil halkı acımasızca öldürmeye başladılar.</p>
<p>Aylarca bombardıman edilen ve kuşatma altında kalan halk açlık, susuzluk ve hastalıkla boğuşuyor, şehrin her tarafı yetim çocuklar, tecavüze uğramış kadın cesetleri, işkence ile öldürülmüş ve parçalanmış erkeklerle doluydu.</p>
<p>Sistematik bir biçimde devam eden bu soykırıma tüm dünya seyirci kalıyor, bölgedeki Birleşmiş Milletler Barış Gücü, UNPROFOR katliamları sadece seyrediyordu.</p>
<p>Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in tüm dünyaya seslenişi ve yardım çığlıkları cevapsız kalıyor, BM ve NATO’nun duruma el koyması isteğine başta ABD, Fransa, İngiltere, Rusya ve Almanya gibi ülkeler sırtlarını çeviriyordu. Hatta Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand ve Başbakan Jacques Chirac vahşetin eriştiği boyutları anında öğreniyor, Saray Bosna’daki Fransız birliklerinin komutanı general Bernard Janvier’in ‘müdahale edelim’ talebine izin vermiyorlardı.</p>
<p>Buna karşın Sırpların durmayan saldırıları sırasında BM güçleri Sırplarla birlikte oldu. İlaç bulamayan ve açlık içindeki halka gönderilen yardımlar BM depolarında stoklanıyor, buradan erzak ve ilaç talebinde bulunan kadınlara alçakça ve ahlaksız tekliflerde bulunuluyordu.</p>
<p>Bu arada Türk Hükümeti’yle görüşme yaptıktan sonra ülkesine dönen Bosna-Hersek Başbakan Yardımcısı Hakkıya Turayliç, Saray Bosna Hava Alanı’nda BM aracından indirilerek Fransız komutanın gözleri önünde öldürüldü.</p>
<p>11 TEMMUZ, SON VURUŞ, SREBRENİCA.,<br />
Ve nihayet ‘Krivaja 95’ adı verilen ve Boşnakları tamamen yok etmek amacıyla planlanan kanlı operasyon 6 Temmuz günü Srebrenica’nın Sırplar tarafından bombardıman edilmesiyle başladı. 8-9 Temmuz’da bombardıman tüm ağırlığıyla devam etti.</p>
<p>İnsanlar ölüyor, sağ kalanlar sağa sola kaçışıyor, ölenler bir tarafa, yaralılarını bile alamıyorlardı. BM’nin bölgedeki özel temsilcisi Yasushi Akashi ve UNPROFOR’un komutanı Bernard Janvier katliamı sadece seyrediyordu.</p>
<p>Çaresizlik içinde çırpınan halkı için bizzat İzzetbegoviç’in ve diğer Boşnak liderlerinin ABD Başkanı Bill Clinton ve BM yetkilileriyle yaptıkları görüşmeler sonucunda saldırıları durdurmak amacıyla İtalya’daki üslerinden havalanan NATO uçakları BM Genel Sekreteri Butros Gali tarafından durduruluyordu.</p>
<p>10 Temmuz günü bombardımana devam eden Sırplar birkaç uyarı ve kınama dışında, BM ve NATO ile diğer ülkelerden güçlü bir tepki gelmediğini görünce, Mladiç’in“ Türklerden intikam alma vaktinin geldiği, Srebrenica’yı Sırplara armağan edecekleri” açıklamasıyla 11 Temmuz sabahı kesin saldırıya geçtiler. Bölgeyi korumakla görevli Hollanda askerlerinin gözleri önünde Sırplar önlerine çıkan herkesi öldürüyor, içindeki insanlarla evleri yakıyor, topladıkları Boşnakları otobüslere bindirerek infaz etmeye götürüyorlardı. Kadınlar tecavüz edildikten sonra öldürülüyor, hamile kadınlar bile bebekleriyle katlediliyordu. Çetnikler en vahşi yöntemler ve işkencelerle akıl almaz öldürme metodları kullanıyordu.</p>
<p>Bütün dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu soykırım, Ağustos ayının son günlerinde NATO’nun düzenlediği hava harekatıyla son buldu. Ülke yakılıp yıkılmış, yüzbinlerce masum Boşnak emperyallerin çıkarları uğruna feda edilmişti.</p>
<p>Savaş sonrası Lahey’de kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi suçluları yargılamaya başladı. Uzun bir firardan sonra yakalanan Miloseviç burada yargılanırken 2006 yılında hücresinde ölü bulundu. Sırbistan İçişleri Eski Bakanı Stojiloviç meclis önünde intihar etti, eski başbakan Zoran Djindjiç ile azılı terör örgütlerinin lideri Raznatovic suikast sonucu öldürüldü. Sağlık Bakanı Kovac Madrid’de bir otel odasında, Milan Babic’de hücresinde asılmış olarak bulundu. Soykırımda etkin olan birçok asker ve devlet adamı bu mahkemede yargılandı.</p>
<p>Bütün bunlar mazlum Boşnak halkının acılarını azalttı mı, hiç sanmıyorum.</p>
<p>Tam üç yıl boyunca mazlum Boşnaklara tüm dünyanın gözleri önünde uygar (!) batılıların destekleriyle uygulanan bu soykırımın yüreklerimizde yarattığı acı hala tazeliğini koruyor.</p>
<p>IŞIKLARI SÖNDÜRME EYLEMİYLE ANMA<br />
Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Genel Sekreteri iken 1995 yılı sonunda yönetime getirdiğim öneriyle 31 Aralık Yılbaşı gecesi saat tam 21.00’de evlerimizde bir dakika elektrikleri ve TV’ları kapatarak mazlum Boşnak halkının acılarına paydaş olduğumuzu, onları unutmadığımızı amaçlayan bir karar almış, bunu kamuoyuna duyurmuş ve uygulamıştık.</p>
<p>2010 yılında ise; Genel Başkan Yardımcısı olduğum dönemde Türkiye Muharip Gaziler Derneği olarak dostum, İzmir Maltepe Askeri Lisesi mezunu ve Kara Harp Okulu eski öğrencisi Admir Valentic’in liderliğinde 12 Bosna-Hersekli gaziyi ülkemize davet etmiş, konuğumuz oldukları on gün boyunca yaşadıkları vahşeti, acı ve insanlık dışı olayları bizzat kendi ağızlarından dinlemiştik.</p>
<p>İnsanlığın bir utanç lekesi olarak tarihe geçen bu zulmün yıldönümünde, yaşamlarını yitiren Boşnakları rahmetle anıyor, Bosna-Hersek’li kardeşlerimize barış, huzur ve sağlıklar diliyorum.</p>
<p>(*) Soykırım ve Katliamlar, UHİM Yayınları</p>
<p><strong>Fikret GÖKÇE</strong><br />
<strong>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>AMASRA&#8217;DA DÜNYANIN İLK SİYAHİ PİLOTU     </title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/amasrada-dunyanin-ilk-siyahi-pilotu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jul 2024 11:07:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=179980</guid>

					<description><![CDATA[Arap Ahmet olarak bilinen dünyanın ilk siyahi pİlotu Ahmet Ali Bey 1883 yılında Aydın&#8217;da doğdu. İzmir&#8217;de yaşayan Osmanlı vatandaşı Nijerya asıllı posta memuru Ali Bey ve Zenciye Emine hanmın üç çocuğunun en büyüğüydü. Anneannesi 1830 yılında Nijerya&#8217;nın Borno emirliğinden köle korsanları tarafından kaçırılan diğer Afrikalılarla birlikte, Sahra Çölü geçildikten sonra Libya kıyılarında bindirildikleri gemiyle İstanbul&#8217;a [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arap Ahmet olarak bilinen dünyanın ilk siyahi pİlotu Ahmet Ali Bey 1883 yılında Aydın&#8217;da doğdu. İzmir&#8217;de yaşayan Osmanlı vatandaşı Nijerya asıllı posta memuru Ali Bey ve Zenciye Emine hanmın üç çocuğunun en büyüğüydü. Anneannesi 1830 yılında Nijerya&#8217;nın Borno emirliğinden köle korsanları tarafından kaçırılan diğer Afrikalılarla birlikte, Sahra Çölü geçildikten sonra Libya kıyılarında bindirildikleri gemiyle İstanbul&#8217;a getirilmiş, burada İhtisap Emini (Belediye Vergi Memuru) Katibine satılmıştır. 1847 yılında Sultan Abdülmecid&#8217;in köleliği yasaklamasıyla özgürlüğüne kavuşan anneanne, kendisi gibi bir Afrika kökenli bir kişi ile evlendikten sonra ailece İzmir dolaylarına yerleştiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmet Ali, 1904 yılında Haddehane Mektebi&#8217;ne ( Bahriye Makine Mektebi) girdi, 1908 yılında mezun olduktan sonra Osmanlı Ordusunda görev aldı ve teğmen rütbesiyle Şam Vapuruna atandı. Kızıldeniz’de ve Afrika sahillerindeki görevlerden sonra 2010 yılında atandığı Mesudiye zırhlısıyla Trablus ve Balkan savaşlarına katıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Prevezeli göçmen bir ailenin kızı olan Hatice Hanımla evlendi ve bu evlilikten beş çocukları oldu. Trablus savaşında İtalyanların kullandığı uçakların savaşta çok etkili olduğunu gören Ahmet Ali havacılığa ilgi duydu ve sınıf değiştirdi. İngiltere’de Bristol’da pilotaj eğitimine katılarak 1915 yılında uçuş sertifikasını alan Ahmet Ali, Hava Kuvvetlerine katıldı, bir süre sonra da eğitim amaçlı Berlin’e gönderildi. 1918 yılında yurda döndükten bir süre sonra işgal altındaki İstanbul’dan ayrılarak Anadolu’ya geçti, Milli Mücadeleye katıldı. Önce Konya Hava İstasyonu’nda sonra Eskişehir ve Polatlı’da Kurtuluş Savaşı’nda görevler aldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>AMASRA BAHRİYE KUMANDANLIĞI VE TAYYARE FİLOSU</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anadolu işgal altındaydı. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile boğazlar, demiryolları ve limanlar itilaf devletlerinin eline geçmiş, ordular terhis edilmiş, donanma teslim olmuş ve hava birlikleri dağıtılmıştı. Bütün silahlara ve gemilere el konmuş, askeri araçlar, uçaklar depolara alınmış hatta topların kamaları bile sökülmüştü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kurtuluş Savaşı sırasında dışarıdan gelecek yardımları engellemek için düşman gemilerinin Karadeniz’deki faaliyetleri artmıştı. Trabzon’un batısından itibaren boğazlara kadar olan bölgede gemilerimizin ve deniz araçlarının sığınabilecekleri güvenli bir limana ihtiyaç vardı. Bu amaca uygun olduğu görülen Amasra 1921 Mayıs ayı başlarında tahkim edilmeye başlandı, önce 120 mm’lik iki top mevzilendirildi, sonra 47 mm.’lik iki gemi topu da Gazal ve Alemdar gemilerine yerleştirilmesiyle kara ve deniz güvenliği artırıldı. 23 Ocak 1921’de Ereğli Nakliyat-ı Bahriye Kumandanlığı’nın lağvedilmesiyle bir deniz üssü haline gelen Amasra, Bahriye Kumandanlığı olarak görevlendirildi. Böylece Temmuz 1922’de Rusya’dan getirilen iki adet 150/145 mm.lik topla ve 350 mm.lik ışıldakla daha da güçlendirildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güverte Binbaşı Sami Bey’in Kasım 1921’de sunduğu bir raporla düşman faaliyetlerinin izlenmesi ve nakliyatın güvenliği için Amasra Bahriye Kumandanlığı’na bağlı Deniz Uçak Bölüğü kurulmasına karar verildi. 1916 yılında uçmaya başlayan dünyanın ilk siyahi pilotu Ahmet Ali, birkaç arkadaşıyla birlikte işgalcilerin kontrolu altındaki Haliç’teki depolarda bulunan 3 deniz uçağını denizcilerin de yardımıyla Amasra’ya kaçırdılar. Küçük Liman’da konuşlanan filo boğazlara kadar olan bölgede keşif faaliyetleri yapıyor, düşman gemilerini izliyor bazen de silahlı çatışmaya giriyorlardı. Bu uçuşlardan birinde uçaklardan biri kırıma uğradı ve iki kardeş pilot Suphi ve Alaaddin bu uçağın düşmesiyle şehit oldular.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2022 yılı 19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ törenden sonra Amasra Kaymakamı’nın davetiyle çay bahçesinde sohbet ederken bu olayı anlattım. Belediye Başkanı, asker ve emniyet yetkilileri dahil hiç kimsenin bu yaşananlardan haberi yoktu. Yetkililerden özellikle bu iki kardeş pilotun akıbetinin ve mezarlarının nerede olduğunun araştırılmasını rica ettim. Bugüne kadar bir bilgi gelmedi. Ben sormaya, araştırmaya devam edeceğim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmet Ali’nin dünyanın ilk siyahi pilotu olduğuna gelince…Bazı havacılık uzmanları ABD’li Bullard’ın ilk siyahi pilot olduğunu iddia ederler ama bu doğru değildir. Çünkü büyük bir ırkçılık yaşanan Amerika’da siyah derili Bullard’ın uçmasına izin verilmemiş O’da bunun üzerine Fransa’ya giderek lejyon ordusuna katılmış ve ancak 1917 yılında orada uçabilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Biz Türkler ırkçılığa dayalı ayrımcılığı hiçbir zaman yapmadık. Osmanlı İmparatorluğu çeşitli din, dil, kültür ve etnik kökenleri farklı toplumlardan oluşuyor, onlardan sadece sadakat bekleniyordu. Köleliği 1837 yılında yasaklayan Osmanlı’da farklılıklar dikkate alınmadı, önemli devlet görevleri bile onlara kapatılmadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zonguldak Çelikel Lisesi’nde okurken hepimizin çok sevdiği böyle bir arkadaşımız vardı. Son derece kibar, güven veren, dost ve çalışkan bir öğrenciydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>200 yıl önce Afrika’dan kaçırılarak Anadolu’ya getirilen binlerce AFROTÜRK huzur ve güven içinde bizimle birlikteler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>12 yıl Osmanlı Ordusu’nda, 29 yıl Türk Ordusu’nda görev yapan, ÇELİKTEN soyadını alan ve 1993 yılında vefat eden Ahmet Ali’de onlardan biriydi. Nur içinde yatsın. Rahmet ve saygıyla anıyorum.</p>
<p>Fikret GÖKÇE</p>
<p>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
<p>Kaynakça :</p>
<p>1-Milli Mücadele’de Karadeniz Bölgesi’ne Yönelik İngiliz Faaliyetleri, Genelkurmay Başkanlığı Yayını, Doç. Dr. Mehmet OKUR, 2006 Ankara</p>
<p>2-Derin Tarih, Aralık 2020 sayısı, Metin Taha YILMAZ</p>
<p>3-Açık kaynaklar</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>SUÇ OLDUĞUNU BİLE BİLE 27 HAZİRAN TARİHLİ YAZINIZDAN İNTİHAL YAPTIM SAYIN DÜNDAR…                            </title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/suc-oldugunu-bile-bile-27-haziran-tarihli-yazinizdan-intihal-yaptim-sayin-dundar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jun 2024 11:06:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=179285</guid>

					<description><![CDATA[* Gerede Çayı Köroğlu Dağlarındaki kaynağından çıktığında tertemiz, berrak, hatta içilebilir kalitede suya sahip bulunuyor. Gerede Çayı yatağındaki birçok dere ve Filyos Çayı ile birleştikten sonra Filyos”ta Karadeniz”e dökülüyor. &#160; Ne var ki; Gerede Çayı kaynağındaki berrak rengi Gerede”den geçerken değişip koyu gri bir renk oluyor. Çünkü 38 adet deri fabrikasının kimyasal atıkları arıtılmadan Gerede [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>* Gerede Çayı Köroğlu Dağlarındaki kaynağından çıktığında tertemiz, berrak, hatta içilebilir kalitede suya sahip bulunuyor. Gerede Çayı yatağındaki birçok dere ve Filyos Çayı ile birleştikten sonra Filyos”ta Karadeniz”e dökülüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne var ki; Gerede Çayı kaynağındaki berrak rengi Gerede”den geçerken değişip koyu gri bir renk oluyor. Çünkü 38 adet deri fabrikasının kimyasal atıkları arıtılmadan Gerede Çayı”na bırakılıyor. *</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nilüfer Çayı ile ilgili 27 Haziran tarihli köşe yazınızın ilk iki paragrafını Gerede Çayı”na göre düzenleyerek intihal yaptım Sayın Dündar, herhalde kusuruma bakmazsınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu iki çay arasında öyle benzerlikler var ki; insan dehşete düşüyor. Bu berrak çayın sularının yüzde 94”ü Melih GÖKÇEK zamanında Ankara”ya çevrilmiş sadece yüzde 6”sı yatağına bırakılmıştı. Şimdi o bile yok., 38 fabrikanın zehirli atıkları yüzünden çayda hiçbir canlı kalmadı. Filyos”a kadar 288 km.lik havza çevresindeki 355 bin insanı ve bütün yaşamı tehdit ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Üstelik 88 fabrika daha kurulması için gerekli olan parseller hazırlandı. Fabrikaların sayısı 126”ya çıkınca tehlikenin büyüklüğünü şimdiden görmek mümkün.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gerede ve Eskipazar Çevre Katliamına Dur ! platformu olarak 5 Haziran Dünya Çevre günü”nde TEMA ile birlikte Bolu-Zonguldak- Karabük- Çankırı ‘dan  18 STK ile kirliliğin başladığı yer ve etkilenen köylerde eylem yaptık. Oldukça ses getirdi, medyada yer buldu. Yetkililerden sözler alındı. Ama sözler yeterli olmuyor, bu katliamın durdurulması ve zehir üretimine bir an önce son verilmesi gerekiyor. Saygılarımızla.,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fikret GÖKÇE</p>
<p>Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ÇUVALIN İNTİKAMI ALINDI MI ? </title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/cuvalin-intikami-alindi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jun 2024 10:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=174570</guid>

					<description><![CDATA[Jandarma Kurmay Albay Aziz ERGEN’i 6 Mart 2015’te kaybettiğimiz gazeteci Ünal İNANÇ’ın işyerinde tanımıştım. Ünal Ağabey, ‘Çuvalın intikamını alan komutan” diyerek tanıştırmıştı bizi. Ünal İNANÇ polis ve adliye muhabirliği yapan aynı zamanda Şehit ve Gaziler Vakfı Başkanı olan ünlü bir gazeteciydi. O gün orada PKK ile bir çatışmada gözlerini kaybeden ve Şehit Mektupları Kitabının yazarı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Jandarma Kurmay Albay Aziz ERGEN’i 6 Mart 2015’te kaybettiğimiz gazeteci Ünal İNANÇ’ın işyerinde tanımıştım. Ünal Ağabey, ‘Çuvalın intikamını alan komutan” diyerek tanıştırmıştı bizi. Ünal İNANÇ polis ve adliye muhabirliği yapan aynı zamanda Şehit ve Gaziler Vakfı Başkanı olan ünlü bir gazeteciydi. O gün orada PKK ile bir çatışmada gözlerini kaybeden ve Şehit Mektupları Kitabının yazarı Hüseyin ÖZLÜK’te vardı.</p>
<p>ABD Bağımsızlık Günü olarak bilinen 4 Temmuz 2003 tarihinde gerçekleşen ÇUVAL olayından bir hafta sonra Şırnak’taki alayda görevlendirilen Albay Aziz ERGEN’e 19 Mayıs 2004 günü Kuzey Irak’ta Kokpi Tepede bulunan timinden bir mesaj gelir. Tim komutanı Üsteğmen; üsse doğru 15 askeri araçla ve uzun namlulu silahlarıyla ABD üniformalı askerlerin yanı sıra peşmergelerden ve PKK’lılardan oluşan 60-70 kişilik bir grubun yaklaşmakta olduğunu bildirir. Aziz Albay hemen üs bölgesine intikal eder. “Yaklaşmayın, durun” ikazını dinlemeyen grubu etkisiz hale getirdikten sonra başında bulunan ABD’li Albay Martin ROLLİNSON ile beş peşmergeyi gözaltına alarak sorgulamaya başlar. Grubun niyetinin timdeki askerlerimizi esir alıp Bağdat’a götürmek ve böylece 2. ÇUVAL olayını gerçekleştirmek olduğu anlaşılır. Türkçe konuşan ABD’li albayın; “Burası ABD bölgesi, ne işiniz var burada” diyerek diklenmesi üzerine Aziz Albay hepsini çırılçıplak soyar ve dizlerinin üzerine çökertir. Korkudan titreyen altı kişinin içinden Albay Martin’i alır büyük bir uçurumun üzerindeki kayanın ucuna getirir. Sorgu devam etmekte ve Martin’in korku ve titremesi daha da artmaktadır. Bu arada olay ilgili birimlere bildirilir. Albay Martin’in Türkiye’de Kara Harp Akademisi mezunu olduğu anlaşılır. Aziz Albay sorgu bittikten sonra Martin’i Türkiye’ye getirmeyi ve ilgili makamlara teslim etmeyi düşünmektedir. Bu sırada bazı telefonlar gelir. Bunlardan birinde akademide Martin’in hocası olan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç YALMAN çıkar karşısına. Aziz Albay’dan gerekli bilgiyi aldıktan sonra Amerikalıyı ister ve onunla da konuşur. Devreye başka makamlar ve yetkililer de girer ve Aziz Albay’dan grubun serbest bırakılması emredilir. Askerdir, emre uymak zorundadır ve olay böylece kapanır.</p>
<p><strong>TOPUKTAN TÜRK USULÜ KARŞILIK</strong></p>
<p>ÇUVAL olayından 1.5 yıl sonra 9 Aralık 2004’de Türkiye’deki en üst ABD temsilciliği olan Savunma İşbirliği Ofisi (ODC) komutanlığına atanan Hava Tümgeneral Peter SUTTON Almanya’dan Ankara’ya geldi. Esenboğa Havalimanı’nda SUTTON’u karşılamak ve korumak üzere hazır bulunan ekipteki TSK mensubu A.D’nin bir anda ateşlenen hafif makinalı silahından (MP5) seri halinde çıkan 5 kurşundan biri Tümgeneralin sol topuğuna isabet etti. SUTTON özel bir hastanede tedavi edilirken “Topuktan Türk usulü karşılık” kayıtlara kaza olarak geçti.</p>
<p>Bu olaydan bir hafta sonra 17 Aralık 2004’te Bağdat’ta Türkiye Büyükelçiliği’ni koruma görevine atanan 5 kişilik özel harekat timi kara yoluyla görevi devralmaya giderken pusuya düşürüldü. Başkomiser Nihat AKŞAN ile polis memurları Adem ÇİÇEK, Bülent KIRANŞAL, Bilal ÜRGEN ve Süleyman KARAHASANOĞLU şehit edildiler.</p>
<p><strong>AL SANA ÇUVAL..</strong></p>
<p>Karadeniz’de yapılan NATO tatbikatından dönen ABD 6. Filosuna ait USS ROSS (DDG 71) İstanbul Sarayburnu önlerinde demirlemişti. 12 Kasım 2014 günü Eminönü’nde dolaşan Amerikalı bahriyelileri fark eden Türkiye Gençlik Birliği üyesi olan gençler önce ABD Ordusu askerleri olduğunu doğrulttular sonra “Sizleri katil olarak tanıyoruz, topraklarımızdan defolup gidin“ dedikten sonra “Yankee Go Home, Kahrolsun Amerika” diyerek bağırmaya başladılar. Amerikalı askerler şaşırmış ve korkmaya başlamışlardı. Gençler bu sırada ellerinde bulunan çuvalları onların başlarına geçirdi.</p>
<p>4 Temmuz 2003 günü aynı zamanda ABD’nin Bağımsızlık Günü’ydü. Bugünden başlayarak dört gün bir bayram gibi kutlanıyor, bütün okullar ve kamu işyerleri tatil yapıyorlardı. Bu yüzden ÇUVAL Olayını haber alan Türk makamlarının telefonlarına cevap verilmiyordu. CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL iktidarın nota vermesini önerdi. O dönem Başbakan olan ERDOĞAN; “ne notası, müzik notası mı vereceğiz” diyerek bu öneriyi reddetti.</p>
<p>ÇUVAL Olayı kahraman ordumuzun ve yüce milletimizin onur ve itibarını yaralayan acı bir olaydı. Bütün yurtta derin bir üzüntü ve tepki yarattı. Buna karşılık olarak yukarıda anlattıklarımız bu acı ve üzüntüyü giderdi mi, intikam almaya yetti mi ?</p>
<p>Ben yeterli olmadığını, intikam alınmadığını düşünüyorum. Çünkü; 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidar olmasıyla müttefikimiz, stratejik ortağımız olarak dayatılan ABD’ nin ilk yaptığı değildi bu çuval olayı…Kendi savunma çıkarı için yurdumuzu yirmiye yakın üsle doldurmuş, Jüpiter ve Nike füzeleriyle donatmış, İncirlik’ten her gün kalkan U-2 uçaklarıyla Moskova üzerinde uçarak keşif ve istihbarat yapmış, Karadeniz kıyılarımıza yerleştirdiği radarlarla muhtemel bir savaşta ülkemizi Sovyetlerin ilk hedefi haline getirmişti. Bu arada Kıbrıs’ta Türklere yönelen EOKA saldırılarını önlemek isteyen Başbakan İsmet İNÖNÜ’ye Başkan JOHNSON tarafından küstah bir mektup gönderilmişti.</p>
<p>Haşhaş ekimini yasaklayan ABD, Türk köylüsünün üretim ve ekmeğine engel olmuş, Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uyguladığı ambargo ile ekonomimizi temelden sarsmıştı.</p>
<p>Ayrıca DISPLAY DETERMINATION NATO Tatbikatı sırasında 2 Ekim 1992 gecesi Saratoga uçak gemisinden atılan iki Sea Sparrow füzesi ile Muavenet fırkateynimizi vurmuşlar, komutan dahil beş askerimizi şehit etmişlerdi. 22 askerimizin de yaralandığı bu olayı kaza olarak geçiştirmişlerdi.</p>
<p>Dostumuz, müttefikimiz olarak bize 75 yıldır dayatılan bu ilişkide bu yapılanlar hangi dostluğa sığar, hangi müttefikliğe uygun olur ? Bu gerçeği görmek ve buna göre ilişkilerimizi yeniden düzenlemek zorundayız. Kısaca diyebiliriz ki; intikam alınmadı.</p>
<p>Fikret GÖKÇE<br />
Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ABD’NİN ÇUVALCI GENERALİ</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/abdnin-cuvalci-generali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 May 2024 12:16:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[fikret gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=173890</guid>

					<description><![CDATA[“Bu makale yakın dostum E. Tümgeneral Yaşar VANDAVİ’nin başkanı olduğu Irak Muharipler Derneği’nin Kerkük’te yayımlanan EL-MUHARİP isimli dergisi için hazırlanmıştır.” ABD Başkanı Biden, “ O, bizim ulusumuzu daha güçlü ve daha güvenli hale getirdi “ dediği General Raimond T. Odierno 67 yaşında iken 8 Ekim 2021’de kanserden ölmüştü. ÇUVALCI General olarak tanınan Odierno’nun emriyle, ABD [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Bu makale yakın dostum E. Tümgeneral Yaşar VANDAVİ’nin başkanı olduğu Irak Muharipler Derneği’nin Kerkük’te yayımlanan EL-MUHARİP isimli dergisi için hazırlanmıştır.”</p>
<p>ABD Başkanı Biden, “ O, bizim ulusumuzu daha güçlü ve daha güvenli hale getirdi “ dediği General Raimond T. Odierno 67 yaşında iken 8 Ekim 2021’de kanserden ölmüştü.</p>
<p>ÇUVALCI General olarak tanınan Odierno’nun emriyle, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde hazırlanan “ The U.S. Army in Iraq War 2003 – 2011 ” isimli rapor ABD Kara Harp Akademisi tarafından iki cilt halinde Ocak 2019’da yayınlandı.</p>
<p>“ Irak Savaşı’nda ABD Ordusu ” olarak ta bilinen bu raporun hazırlanmasına Eylül 2013’te “Irak’ı Özgürleştirme Harekatı Çalışma Grubu” nun ( Operation Iraqi Freedom Study Group) oluşturulmasıyla başlandı. Grubun amacının Irak Savaşı’nda icra edilen operasyon ve elde edilen tecrübelerin analiz ve değerlendirilmesi olarak ifade edildi. Araştırma yaklaşık 6 yıl sürdü. Rapor, iki cilt halinde 1452 sayfa, 1. cilt 23, 2. cilt 17 bölümden toplam 40 bölümden oluşuyordu ve 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgaliyle başlayan ve 2011’de çekilmesine kadar geçen süreç ve olaylar konu ediliyordu.</p>
<p><a href="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/05/WhatsApp-Image-2024-05-28-at-19.02.55.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-173891" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/05/WhatsApp-Image-2024-05-28-at-19.02.55.jpeg" alt="WhatsApp Image 2024 05 28 at 19.02.55" width="300" height="168" title="ABD’NİN ÇUVALCI GENERALİ 103" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/05/WhatsApp-Image-2024-05-28-at-19.02.55.jpeg 300w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/05/WhatsApp-Image-2024-05-28-at-19.02.55-150x84.webp 150w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/05/WhatsApp-Image-2024-05-28-at-19.02.55-296x166.webp 296w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/05/WhatsApp-Image-2024-05-28-at-19.02.55-255x143.webp 255w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>ÇUVALCI GENERALİN YAPTIKLARI<br />
Bilindiği gibi; 4 Temmuz 2003 günü Süleymaniye’deki karakolumuz ABD askerleri tarafından basılmış, komutan binbaşıyla birlikte 3 subay ve 8 astsubayımız ile Türkmen mihmandarlar da başlarına çuval geçirilerek kaçırılmış ve 60 saat tutsak edilmişlerdi. Olay sırasında kızını aramak için orada bulunan Michael Todd adlı bir İngiliz de tutuklanmıştı. 15 gün sonra serbest bırakılan İngiliz, ABD’ye karşı 10 milyon dolarlık bir tazminat davası açmıştı.</p>
<p>Bu operasyon Celal Talabani’nin verdiği bilgiye dayandırılıyordu. Güya Kerkük’teki valiye bir suikast planlanmıştı. Baskın olayı baştan sona Talabani’nin oğlu Bafel Talabani tarafından kameraya kaydedildi. Oysa gerçek hiç böyle değildi. Olay, ABD Başkanı George Bush ile yardımcısı Dick Cheney’in Savunma Bakanlığındaki şahinlerle (Neo-Con’lar) Irak’ı işgal planlarının, TBMM’nin 1 Mart tezkeresiyle darbe almasından kaynaklanıyordu. Türkiye üzerinden Kuzey Irak’a giremeyen ve ağır bombardıman uçaklarıyla İncirlik’i kullanamayan ABD, Irak’taki direnişin uzamasının ve bu olayın hazinesine 3 trilyon dolara patlamasının nedenini buna bağlıyor, ayrıca petrolün varil başına 20 dolardan 100 dolara çıkmasının da gerekçesi sayıyordu. Bu durum şahinleri öfkelendirmişti. İntikam alınmalıydı.</p>
<p>2009 yılı Şubat ayının 3’ünde Irak’taki Amerikan Kuvvetlerinin komutanı General Raymond ODIERNO üç günlük bir ziyaret nedeniyle Ankara’daydı. Gelir gelmez hemen bir açıklama yapan Odierno “ Türkiye ve Türk Genelkurmayı ile mevcut ilişkilerimizi daha ileriye götürmek üzere beni davet etmiş olan İçişleri Bakanı Beşir ATALAY’a teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Odierno’nun Ankara temaslarında, Mahmur Kampının nasıl boşaltılacağı, dönüş yapmak isteyenlerin nasıl getirileceği, nerelere yerleştirileceği, PKK ‘nın faaliyetlerinin sonlandırılması için hangi tedbirlerin alınacağı gibi konuları yetkililerle görüştüğü basına yansımıştı. Devletin en üst makamlarında yapılan bu görüşmelere ait fotoğraflar medyada yer alınca, kamuoyunun duyarlı kesimlerinde buruk bir acı yaratmış, hele hele yüksek rütbelilerle aynı masada yan yana görüntülendiğinde yüreklerde derin bir üzüntü bırakmıştı.</p>
<p>Askerlerimize yapılan bu alçakça tecavüzü inkar eden, “Ben emir vermedim” diyen ÇUVALCI’yı ABD eski genelkurmay başkanı sonra CIA Başkanı olduğu günlerde Ankara’yı ziyaret eden Orgeneral David PETRAUS yalanlıyor ve “ Emri O verdi “ diyordu.</p>
<p>BİR BAŞKA ÜZÜNTÜ<br />
Önceki Genelkurmay Başkanlarımızdan Hulusi AKAR Kara Kuvvetleri Komutanlığı yaptığı dönemde ABD’ye gitmiş bir dizi ziyaretlerde bulunmuştu. Washington’da Arlington ulusal mezarlığını ziyaret eden AKAR, oraya çelenk bırakmış ve ardından ABD Kara Kuvvetleri Komutanı mevkiidaşı ÇUVALCI General ODİERNO ile buluşmuştu. Ocak 2015’te esas duruştaki AKAR’a ÇUVALCI tarafından ABD liyakat madalyası takılması kamuoyunda büyük üzüntü yaratmıştı. O günlerde FETÖ kumpaslarıyla tutuklanan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin subaylarının aileleri ile birlikte Ankara Kızılay’da tam 132 hafta Cumartesi günleri “ SESSİZ ÇIĞLIK” eylemleri yapıyorduk. O eylemlerde yaptığım konuşmalardan birinde, “Hulusi AKAR, Amerikan Madalyası Takar” diyerek üzüntü ve tepkimi dile getirmiştim.</p>
<p>AMERİKALILARI KORE’DE 3 KEZ YOK OLMAKTAN KURTARMIŞTIK<br />
Hollywood aktiristi Yul Breyner gibi kafasını kazıtan, Amerikan yarması çuvalcı generalin birliklerinden birisi olan ve Irak’ın Kuzeyinde konuşlanan 25’inci Tümen, Kore’de bizimle birlikte savaşmıştı. Çuval olayının yaşandığı günlerde güney sınırlarımızın hemen dibinde bulunan bu tümenle birlikte diğer ABD ve Birleşmiş Milletler birliklerini 3 kez yok olmaktan kahraman tugayımız kurtardı. Güney Kore içinde hızla 400 km ilerleyen düşman karşısında bozguna uğrayan ABD komutası altındaki BM Ordusu kaçıyor, yarımadaya geleli henüz bir ay olan Tugayımızı cepheye sürerek kaçışını güvence altına alıyordu. 1950 yılının Kasım ayının son günlerinde, Kunuri’de her tarafı kuşatılmasına karşın taarruzu durduran tugayımız 218 şehit vererek çemberi yardı. Bu başarı üzerine ülkeyi terk etmek amacıyla gemilere bindirilmek üzere olan birlikler tekrar geri çevrildi. Benzer kaçış ve kurtarışlar 1951 yılının Ocak ayının son günleri Kumjang yang-ni’de, Mayıs ayının 26’ncı günü Wegas’ta da tekrarlandı. Zavallı Kore halkını kaderleriyle başbaşa bırakmayı göze alan, sıkışınca kaçmayı alışkanlık haline getiren Amerikalıların Irak’ta da aynı şey başlarına gelseydi acaba kim kurtaracaktı ?</p>
<p>Şimdi size tarihi bir mektup sunuyorum. Çuval olayı üzerine duyduğu büyük acı üzerine kaleme alınan bu belge, ilk kafile ile Kore’ye giden ve Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Tugayımızın İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaparken yaralanıp bir hemşire eşliğinde uçakla Türkiye’ye gönderilen, 28 Mart 2008’de kaybettiğimiz Kurmay Albay İ.Hakkı İNCEOĞLU’na aittir.</p>
<p>28.10.2003 tarihli bu mektup, Irak’ın kuzeyinde konuşlanmış bulunan 25’nci Tümen Komutanına gönderilmiştir.</p>
<p>“COMMANDİNG GENERAL<br />
25 th DIVISION COMMANDER<br />
VIA USA ARMY COMMAND H.Q.<br />
BAĞDAT-IRAK</p>
<p>SAYIN GENERAL,<br />
1950-1953 KORE SAVAŞLARINDA, KOMUTANLIĞINIZA OPERATİF VE LOJİSTİK BAĞLI OLARAK KUZEY KORE, KUNURİ, 38’NCİ ENLEM SAVAŞLARINDA OMUZ OMUZA SAVAŞTIK.<br />
KUZEYDE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BİRLİKLERİNİ KUŞATILMAKTAN, GÜNEYDE KUMYANG JANG-Nİ VE WEGAS SAVAŞLARINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KUVVETLERİNİN KORE’DEN ÇEKİLME KARARINI DURDURDUK<br />
TÜMENİNİZLE TARİHİ BİR SAVAŞ ARKADAŞLIĞIMIZ VAR. TÜRK ASKERİNİ EN YAKINDAN TANIYAN 25’NCİ TÜMENDİR.<br />
ŞİMDİ KUZEY IRAK’TASINIZ VE HUDUDUMUZ BÖLGESİNDE GÖREVLİSİNİZ.<br />
YAKINDA DEV TÜRK ORDUSU VE BİZ YAŞLARI 80-90’U BULAN KORE GAZİLERİNİ DE KARŞINIZDA GÖRECEKSİNİZ.<br />
BİZ, SİZ SAVAŞ ARKADAŞIMIZA SİLAHLA KARŞI KARŞIYA GELMEK İSTEMİYORUZ.<br />
YALNIZCA HAREKAT PLANLAMANIZDA KARŞINIZDA BİZİM OLDUĞUMUZU BİLMENİZİ İKAZ ETMEK İSTİYORUM.</p>
<p>1950 ASST-CHIEF OF STAFF G-2<br />
MAJ. ARMOR (G.S.)<br />
TÜRKISH BRIGADE<br />
İsmail Hakkı İNCEOĞLU”</p>
<p>Muharip Gaziler Derneği Genel Başkan Yardımcısı olduğum dönemde tanıdığım bu kahraman Türk Subayını rahmet ve saygıyla anarken, mektubunda söz ettiği o ”dev Türk Ordusu’na” ve O’nun en güzide mensuplarına önceki yıllarda yapılan saldırı ve haksızlıkları iyi ki görmedi diye düşünüyorum. FETÖ’nün kumpas ve tuzaklarıyla Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları dahil, Kıbrıs’ta, Güneydoğu Anadolu’da ve komşu ülkelerde PKK ile mücadelede canlarını ortaya koyarak savaşan TSK mensuplarının evlerini basıp, hain itirafçıların, gizli tanıkların ihbar ve iftiralarıyla, adi suçluymuş gibi gözaltına alan, tutuklayan adalet dağıtıcıların hiç aklına gelmedi mi “ÇUVALCIYI” gözaltına almak? O’nun yaptığı bizim yasalarımıza göre suç değil midir, insan hakları ihlali değil midir ? Aynı olayın tersini düşünün. Amerikalılar ülkelerine sokarlar, en üst düzeyde karşılarına alır, görüşür ve ağırlar mıydı bunu yapanları ?</p>
<p>Fikret GÖKÇE<br />
Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
	</channel>
</rss>
