<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:alsat="https://alsat.kkerem.com/ns" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Duygu &#8211; Karabük Postası</title>
	<atom:link href="https://karabukpostasi.com/etiket/duygu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<description>Karabük, Safranbolu, Yenice, Eskipazar ve ilçelerinden son dakika haberleri, yerel gündem, spor, ekonomi ve tüm gelişmeler Karabük Postası’nda.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 May 2026 05:00:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/67107f97768fa.webp</url>
	<title>Duygu &#8211; Karabük Postası</title>
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vali Hacıbektaşoğlu’ndan Kurban Bayramı mesajı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/vali-hacibektasoglundan-kurban-bayrami-mesaji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2026 05:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Zonguldak]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kurban bayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=282460</guid>

					<description><![CDATA[Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu yaparak vatandaşların bayramını kutladı. Vali Hacıbektaşoğlu mesajında, bayramların toplumsal birlik duygusunun en güçlü ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu yaparak vatandaşların bayramını kutladı.<br />
<br />Vali Hacıbektaşoğlu mesajında, bayramların toplumsal birlik duygusunun en güçlü şekilde hissedildiği özel zamanlar olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi; &#8220;Kıymetli Zonguldaklı Hemşehrilerim; Kurban Bayramı’na ulaşmanın huzurunu ve sevincini hep birlikte yaşıyoruz.<br />
<br />Bayramlar; gündelik hayatın telaşı içinde çoğu zaman ertelediğimiz hatırlamaları yeniden mümkün kılan özel zamanlardır. Aile bağlarının güçlendiği, büyüklerin ziyaret edildiği, çocukların sevincine ortak olunduğu, ihtiyaç sahiplerinin gözetildiği bu günler; aynı zamanda toplumsal birlik duygusunun en güçlü şekilde hissedildiği anlardır.<br />
<br />Kurban Bayramı’nın taşıdığı anlam; paylaşmakla eksilmeyen, aksine çoğalan iyiliği hayatın merkezinde tutabilmektir. Bir sofrayı, bir selamı, bir duayı ve imkânı paylaşabilmenin değeri; bayramların bizlere bıraktığı en kıymetli miraslardan biridir.<br />
<br />Bayram sevincimizin hüzne dönüşmemesi için özellikle bayram süresince yola çıkacak vatandaşlarımızdan trafik kurallarına titizlikle uymalarını rica ediyorum. Emniyet kemeri kullanmak, hız sınırlarına riayet etmek ve yorgun şekilde direksiyon başına geçmemek; hem kendi hayatımız hem de sevdiklerimizin güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Unutmayalım ki bayramın en güzel tarafı, sevdiklerimizle sağlık ve huzur içinde bir araya gelebilmektir.<br />
<br />Bu mübarek günlerin; kırgınlıkların geride kaldığı, gönüllerin birbirine daha da yaklaştığı ve dayanışma duygularının güçlendiği günler olarak yaşanmasını diliyorum.<br />
<br />Bu duygu ve düşüncelerle; başta aziz şehitlerimizin emanetleri, kahraman gazilerimiz ve aileleri olmak üzere siz değerli hemşehrilerimin, aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin mübarek Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyor; bayramın insanlığa huzur, sağlık ve esenlik getirmesini temenni ediyorum. Kurban Bayramımız mübarek olsun.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası depresyonunu önleyen 11 öneri</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/dogum-sonrasi-depresyonunu-onleyen-11-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jul 2024 13:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=181331</guid>

					<description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, “Doğum sonrası süreçte hormonlardaki hızlı düşüş annede kimyasal değişikliklere neden olur. Bu kimyasal değişikliklere ek olarak bebek sahibi olmak ile ilişkili soysal ve psikolojik değişiklikler anneyi olumsuz ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, “Doğum sonrası süreçte hormonlardaki hızlı düşüş annede kimyasal değişikliklere neden olur. Bu kimyasal değişikliklere ek olarak bebek sahibi olmak ile ilişkili soysal ve psikolojik değişiklikler anneyi olumsuz etkileyebilmektedir. Dolayısıyla bu belirtileri kişi uzun süre yaşadığını düşünüyorsa psikolog veya psikiyatrist tarafından uzman desteği almaya çalışmalıdır” dedi.<br />
<br />Annelik duygusu şüphesiz kadınlar için tarif edilemeyen bir duygu olsa da, yeni anneler bazı psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Yeni doğum yapan annelerin sırasıyla annelik hüznü, doğum sonrası depresyon ve doğum sonrası psikoz gibi duygusal, psikolojik süreçlerden geçebildiklerini vurgulayan Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Psikoloji Kliniği’nden Uzm. Klinik Psikolog Enise Öziç, bunları şöyle anlattı:<br />
<br />“Annelik hüznü; doğumdan sonra ortalama 3-4 gün içinde ortaya çıkar, ortalama 10-15 gün içinde kendiliğinden geçer. Belirtileri çoğu zaman sık ağlama, huzursuzluk, dikkati toplayamama, uykusuzluk, keder, sinirlilik hali şeklinde olabilir. Bu duygular çoğu annede olur ve geçicidir. Bu nedenle annelik hüznü yaşayan anneler paniğe kapılmadan sakin kalmaya çalışarak bu durumun geçeceğini kendilerine telkin etmelidir. Yetersizlikle ilgili olumsuz düşüncelere aldırış etmemeye dikkat etmelidirler.”<br />
<br />Doğum sonrası depresyonun doğumdan bir ay sonra kendisini gösterebileceğini dile getiren  Uzm. Klinik Psikolog Enise Öziç, “Her annede yaşanmamakla birlikte doğum sonrası depresyonun bazı belirtileri annelerde bebeklerini sevemedikleri düşüncesi, bebek bakımı ile ilgili yoğun endişeler, yetersizlik kaygıları, bebeğe zarar vermeye yönelik obsesif düşünceler, iştahsızlık, uykusuzluk, anksiyete, bebekle ilgilenememe şeklinde sıralanabilir. Doğum sonrası süreçte hormonlardaki hızlı düşüş annede kimyasal değişikliklere neden olur. Bu kimyasal değişikliklere ek olarak bebek sahibi olmak ile ilişkili soysal ve psikolojik değişiklikler anneyi olumsuz etkileyebilmektedir. Dolayısıyla bu belirtileri kişi uzun süre yaşadığını düşünüyorsa psikolog veya psikiyatrist tarafından uzman desteği almaya çalışmalıdır” diye konuştu.</p>
<p>Duygu değişimi ile mücadele etmenin şifreleri<br />
<br />Jill Churchill’in “Mükemmel bir anne olmak imkânsızdır, ancak iyi bir anne olmanın milyonlarca yolu vardır” sözünü hatırlatan Uzm. Klinik Psikolog Enise Öziç, doğum sonrası duygu değişimiyle baş etmek için 11 öneride bulundu:<br />
<br />&#8211; Bazı günler iyi bazı günler kötü olabileceğinizin farkında olun.<br />
<br />-Yakınlarınızdan yardım isteyin ve diğerlerine size nasıl yardımcı olabileceklerini iletin.<br />
<br />&#8211; Kendiniz ve bebeğiniz için beklentilerinizde gerçekçi olun.<br />
<br />&#8211; Kendinizi izole etmeyin, aile ve arkadaşlarınızla iletişimde olun.<br />
<br />&#8211; Eşinizle birbirinize az ama öz vakit ayırmaya çalışın.<br />
<br />&#8211; Eskiden size iyi gelen şeyleri zamanınızı planlayarak yeniden uygulamaya çalışın.<br />
<br />&#8211; Bebeğiniz uyuduğunda siz de uyuyun ve dinlenmeye çalışın.<br />
<br />&#8211; Muhakkak beslenmenize dikkat edin.<br />
<br />&#8211; Kafeinden ve alkolden uzak durun.<br />
<br />&#8211; Dışarıya çıkıp yürüyüşler yapın, hava alın ve egzersizler yapın.<br />
<br />&#8211; Geçmişte ya da gelecekte olmayın; ‘şimdi ve burada’ olun. Yani o an neler yapıyorsanız, sadece ona odaklanın.”<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>Ev hanımı kadının örnek azmi: Açık öğretim ile ortaokul ve liseyi bitirdi, 2 kitap yazdı</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/ev-hanimi-kadinin-ornek-azmi-acik-ogretim-ile-ortaokul-ve-liseyi-bitirdi-2-kitap-yazdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jul 2024 13:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[yazma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=180178</guid>

					<description><![CDATA[Kastamonu’da yaşayan 40 yaşındaki kadın, açık öğretim ile lise mezunu olup iki tane kitap yazdı. Azmi ile örnek olan Hikmet Pencereci, üçüncü kitabında Kurtuluş Savaşı’nda yaşanan bir hikayeyi satırlarına taşıyacak. Kastamonu’da yaşayan 40 yaşındaki ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kastamonu’da yaşayan 40 yaşındaki kadın, açık öğretim ile lise mezunu olup iki tane kitap yazdı. Azmi ile örnek olan Hikmet Pencereci, üçüncü kitabında Kurtuluş Savaşı’nda yaşanan bir hikayeyi satırlarına taşıyacak.<br />
<br />Kastamonu’da yaşayan 40 yaşındaki ev hanımı Hikmet Pencereci, ailesi tarafından ailesi tarafından okula gönderilmediği için eğitimini açık öğretim ile tamamladı. İlkokulu bitirdikten sonra okula gidemeyen Pencereci, küçük yaşlardan itibaren hayalini kurduğu yazarlık için ortaokul ve lise eğitimini açık öğretimden tamamladı. Okuma ve yazma becerilerini kendi çabasıyla geliştiren Pencereci, babasına olan sevgisini anlatan şiirler yazmaya başladı. Yazdığı şiirleri biriktirmeye başlayan Pencereci, evlendikten sonra da yazma hayalinden kopamadı. 2018 yılında çok istediği ancak gerçekleştiremediği öğretmenlik hayalinin hikayesini yazmaya karar veren Pencereci, iki yıllık bir uğraşın ardından yaşadıklarını ve hayallerini kitap haline getirdi. Pencereci, yazdığı kitabı bastırabilmek için de ev çiçekleri yetiştirip semt pazarlarında sattı. Biriktirdiği parayla ilk kitabını yayımlayan Hikmet Pencereci, ilk kitabı yayımlandıktan sonra, 2,5 yıllık bir çalışma ile ikinci kitabı olan “Fırtınalı Kasım&#8221;ı yayımladı. Gerçek bir hikayeden esinlenerek yazdığı ikinci kitabından da olumlu dönüşler ve eleştiriler alan Hikmet Pencereci, üçüncü kitabı için çalışmaya başladı. Hikmet Pencereci, üçüncü kitabını da Balkan ve Kurtuluş Savaşı’nda, Çanakkale’de en çok şehit veren illerin başında gelen Kastamonu’da Kurtuluş Mücadelesi sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi yazmak istediğini söyledi.</p>
<p>“Çocukluktan itibaren yazmaya olan aşkım kitaplarımla sonuçlandı”<br />
<br />Yazma isteğinin küçük yaşlardan itibaren başladığını söyleyen Hikmet Pencereci, “Bu isteğimin doğrultusunda ilk kitabımı 2021 yılında ’Kaderin İzi’ adıyla bastırdım. Daha sonra ise bu yıl çıkardığım ’Fırtınalı Kasım’ isimli kitabımla tekrar okurlarımla buluştum. Yazmanın herkes için farklı yanı var, kimisi duygusunu şarkı söyleyerek kimi yazarak kimi resim kimi dansla anlatır. Benim de çocukluktan itibaren yazmaya olan aşkım kitaplarımla sonuçlandı ve ben bu sonuçtan çok memnunum. Yazmanın belirli bir zamanı yok, kendinizi ne zaman yazmaya hazır hissediyorsanız o zaman yazarsınız. O duygu bana ne zaman geliyorsa mutlaka yazarım. Kitaplarımın basılmış halde okuyucularıma ulaştığını görmek beni çok mutlu ediyor” dedi.</p>
<p>&#8220;Yazma aşkı bitmeyen bir duygu&#8221;<br />
<br />İlk kitabını çıkartmak için 2018 yılında çalışmalara başladığını belirten Hikmet Pencereci, “Kitabın hikayesini oluşturmam 2 yıl kadar sürdü. 2021 yılında da ilk kitabım olan ’Kaderin İzi’ okurlarla buluştu. Ardından 2,5 yıl gibi bir aradan sonra 2023 yılında da çalışmalarına başladığım ’Fırtınalı Kasım’ isimli kitabımı çıkarttım. Bu yazma aşkı bizler de hiç bitmeyen, ölmeyen bir duygu. Kitaplarım okundukça çok mutlu oluyoruz. İkinci kitabımız, gerçek bir hayat hikayesinden uyarlandı. Kitabımızda herkesin kendisinden bir parça bulabileceği, hayatın içinden oluşturduğumuz bir kitap” diye konuştu.</p>
<p>“Fırtınalı Kasım isimli kitabım gerçek bir hikayeden oluşuyor”<br />
<br />“Fırtınalı Kasım” isimli kitabın gerçek bir hayat hikayesinden oluştuğunu söyleyen Hikmet Pencereci, “Ben bu hikayeyi duyduğumda çok etkilenmiştim. Aslında kitabımızın sonunda karakterimiz ölüyor. Bu hikayeyi yazarken çok içime dokundu, bunun sonu böyle bitmemeli diye düşündüğüm için ufak bir dokunuş yaptım. Hikayemizin konusu yine bir kadın karakter. Aslında kitapta bağlılık, sevgi, ihanet ve başarıya giden yoldaki tasları görüyoruz. Emeğin, mücadelenin, alın terinin, doğruluğun ve dürüstlüğün bizlere kapılarını nasıl açacağını ya da aksini düşündüğümüz zaman ihanetin, yalanın, yanlış kararlarımızın bizleri nereye götüreceğine dair bir hikaye oluşturduk” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Çocukluğumda küçük küçük şiirler yazıyordum, şimdi roman yazıyorum”<br />
<br />Yazma isteğinin küçük yaşlardan itibaren devam ettiğini söyleyen Pencereci, “Çocukluğumdan beri yazmak hayalim hep vardı. Çocukluğumda küçük küçük şiirler yazıyordum. Daha sonra bu şiirlerim hikayelere, hikayeler romanlara dönüştü. Küçük defterlere karaladıklarımı büyük defterlere geçirmeye başladım. Defterden sonra ajandalara notlar almaya başladım. Yazma benim hayalim olduğu için ben de kendi hayalimi gerçekleştirmek için kendi kendime adımlar attım. Kitaplarımın yanı başımda durmalarından dolayı çok mutluyum. Ben ev hanımıyım. Günlük sosyal hayatım bulunuyor. Burada yaptığım bir takım işlerim oluyor. Kendi ailemizin içerisinde kendimize göre işlerimiz oluyor. Sürekli çeşitli kurslara katılıyorum. Kendimi her gün geliştirmeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Diğer kadınlara da ilham oldum&#8221;<br />
<br />Yazma isteği ya da yeteneği olan kadınlara ilham olduğunu belirten Pencereci, hayallerden vazgeçilmemesi gerektiğini belirterek, “Ben kitabımı çıkarttıktan sonra duyanlar olmuş, beni arayanlar oldu. Senelerdir içerisinde bastırdıkları yazma isteği, yeteneği olan hanımlar, tebrik ettiler. Onlar da bu saatten sonra harekete geçip kendi hikayelerini gerçekleştireceklerini söylediler. Bunlar benim için çok güzel duygular. Kendi çevremde gönüllere dokunmak, güzel bir şeylere aracı olmak çok hoşuma gidiyor. Başka kadınlara da ilham olduk. İlk kitabım yayınlanınca haberlere çıktım. Bu haberleri okuyanlar da bana ulaşıp hem beni tebrik etti hem de kendi duygularını bastırdıklarını söylediler. Benden de fikirlerimi aldılar. Kitaplarımı okuyucularımızın okuduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. Kitabımızı alan, kitabımızı okuyup yorumlayan, elden ele ulaştıran herkese teşekkür ediyorum. İyi tepkiler alan hikayelerin güzel yerlere gelmesini temenni ediyorum” dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>’Bebeğinizle doğru iletişimle bağ kurabilirsiniz’</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/bebeginizle-dogru-iletisimle-bag-kurabilirsiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 17:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Güven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=171442</guid>

					<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukcu Çebi, “Anne ve bebeğin güvenli olarak bağlanmasının, çocukların gelecek dönemlerindeki ruh hallerinin şekillenmesinde büyük etkisi vardır" dedi. Liv Hospital Samsun’dan Çocuk Sağlığı ve ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukcu Çebi, “Anne ve bebeğin güvenli olarak bağlanmasının, çocukların gelecek dönemlerindeki ruh hallerinin şekillenmesinde büyük etkisi vardır&#8221; dedi.<br />
<br />Liv Hospital Samsun’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Nazlı Karakullukcu Çebi, anne ve bebek bağlanması sürecindeki öneme dikkat çekti. Bebeğin kendisini güvende hissetmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Nazlı Karakullukcu Çebi, “Bu eşsiz özellikleri bir araya getirerek bebeğinizde güven, tanıma ve rahatlık duygusu oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz konuşabilecek döneme geldiğinde bile sözsüz iletişimi, güvenli bir bağ oluşturmak ve sürdürmek için etkili bir yol olarak görebilirsiniz” diye konuştu.</p>
<p>“Yüz, kelime söylemeden sayısız duyguyu ifade eder”<br />
<br />Yüzün, bir kelime dahi söylemeden sayısız duyguyu ifade edebileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Çebi, “Bebeğinizle iletişim kurduğunuzda ifadeniz sakin ve özenli ise o kendini güvende hissedecektir. Fakat yüzünüzde sıkıntılı, kızgın, endişeli, üzgün, korkulu veya dikkat dağıtıcı bir durum varsa bebeğiniz bu olumsuz duyguları alır, stresli ve güvensiz hisseder. Ses tonunuz, meşgul olan bir ses tonu ile hassasiyet, ilgi ve anlayış taşıyan bir ton arasındaki farkı anlayabilir. Bebeğinizi yıkamanız, taşımanız, sıcak bir kucaklama, güven verici hafif bir dokunuş bebeğinize çok fazla duygu aktarabilir. Güvenli bir şekilde bağlanan bebeklerin, çocukluğun ileriki aşamalarında daha empatiye açık olduğu gözlemlenebilir. Ayrıca bu çocuklar kararsız veya güvensiz bağlanma stilleri olan çocuklardan daha az yıkıcı, agresif ve daha olgun olabilir&#8221; bilgilerini verdi.</p>
<p>&#8220;Mükemmel anne olmanız gerekmiyor&#8221;<br />
<br />Bebekle güvenli bir bağ kurmak için mükemmel anne olmak gerekmediğini vurgulayan Uzm. Dr. Çebi, &#8220;Ebeveynlerden ayrılabilir, korktuğunda ebeveynlerinin onu rahatlatmasını bekleyebilir. Ebeveynlerin dönüşünü olumlu duygularla karşılar, itme ya da reddetme gibi davranışlar sergilemez. Ebeveynin yokluğunda diğer insanlar tarafından bir ölçüde rahatlatılabilirken ebeveynleri yabancılara tercih ederler” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Bağ kuramadım diye ümitsizliğe kapılmayın”<br />
<br />Hiç bir annenin bebeği için günün 24 saatinde dikkatli ve hazır olması beklenemeyeceğini sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Çebi, “Hayatın yoğun akışı içerisinde bebeğinizle bağ kuramadığınızı düşünebilirsiniz. Ancak bağ kurmanın bebekliğin ileriki dönemlerinde de mümkün olduğunu unutmayın. Beyin gelişebilen bir yapı olduğu için bu bağı oluşturmak her zaman mümkündür. Bağlanma konusunu çocukluk döneminde de ilişkinizin bir parçası haline getirebilirsiniz. Bebek ihtiyaçlarını gözden kaçırdıysanız veya yanlış yorumladıysanız, onun neye ihtiyacı olduğunu gözlemleyerek güvenli bağlantı sürecini oluşturabilirsiniz. Bu çabalar güveni derinleştirebilir ve size çocuklarınızla daha güçlü bir ilişki kurma şansı verebilir&#8221; ifadeleri kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>‘Yeme bozukluklarının sebepleri göz ardı edilmemeli’</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yeme-bozukluklarinin-sebepleri-goz-ardi-edilmemeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ihlas Haber Ajansı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jan 2024 09:48:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Yeme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeme Bozuklukları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=155936</guid>

					<description><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Dr. Aysu Yakın Olgun, “Yeme bozuklukları genellikle tek başlarına ortaya çıkabilirken, bir dizi psikiyatrik hastalıkla da ilişkilendirilebilir. Anksiyete bozuklukları, duygudurum bozuklukları ve dürtü kontrol bozuklukları gibi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Aysu Yakın Olgun, “Yeme bozuklukları genellikle tek başlarına ortaya çıkabilirken, bir dizi psikiyatrik hastalıkla da ilişkilendirilebilir. Anksiyete bozuklukları, duygudurum bozuklukları ve dürtü kontrol bozuklukları gibi durumlar, yeme bozukluklarıyla birlikte ortaya çıkabilir” dedi.<br />
<br />VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Aysu Yakın Olgun, yeme bozukluğu hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Yeme bozukluklarının, yiyeceklerle olan olağan ilişkinin bozulduğu psikiyatrik hastalıklar olarak tanımlandığını belirten Uzm. Dr. Olgun, “Bu bozukluklar genellikle tek başlarına ortaya çıkabilirken, bir dizi psikiyatrik hastalıkla da ilişkilendirilebilir. Anksiyete bozuklukları, duygudurum bozuklukları ve dürtü kontrol bozuklukları gibi durumlar, yeme bozukluklarıyla birlikte ortaya çıkabilir. Ayrıca, bazı tedaviler ve tıbbi durumlar da uzun süreli iştah değişikliklerine yol açarak yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir” diye konuştu.</p>
<p>“Yeme bozukluklarıyla mücadelede kilo kontrolünün önemi”<br />
<br />Yeme bozukluklarının kilo durumuyla ilişkisinden bahseden Uzm. Dr. Olgun, “Bu karmaşık tablonun içinde tıkınırcasına yeme, duygusal yeme, gece yeme, bulimiya ve anoreksiya nervoza gibi çeşitli yeme bozuklukları belirginleşir. Bu bozuklukların çoğunda aşırı kilo alımı gözlenirken, yapılan çalışmalarda başarılı kilo kayıpları sonrasında kilo almanın yeme bozukluklarıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu yüzden yeme bozukluklarının tespiti ve üstesinden gelinmesi, kilo kaybı sonrasında kilonun korunması ve sağlıklı bir yaşam için önemli görünmektedir” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Duygularla başa çıkabilmek için yemek yeniliyor”<br />
<br />Duygusal yemek yemenin, son zamanlarda ismini sıkça duyduğumuz bir durum haline geldiğini vurgulayan Uzm. Dr. Olgun,<br />
<br />“Özellikle duygu düzenleme güçlüğü yaşayan bireylerin, olumsuz duygularla başa çıkabilmek için duygusal yemek yediği biliniyor. Bireylerin fiziksel açlık ve tokluk sinyallerini doğru bir şekilde tanımamaları, aşırı yeme davranışlarını kontrol edememelerine yol açabilir. Bazı durumlarda ise duygusal uyarılarla aşırı yeme, duyguların fiziksel açlık duygusundan ayırt edilememesi sonucunda ortaya çıkabildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Duygusal yeme alışkanlığı kısır döngüler oluşturuyor”<br />
<br />Özellikle son yıllarda yiyeceklerin daha kolay elde edilebildiğine değinen Uzm. Dr. Olgun, şöyle devam etti:<br />
<br />“Yiyeceklerin doyurucu niteliklerinin yanında keyif verici etkileri de ön plana çıkarılıyor. Bu da bireyleri olumsuz duygularla başa çıkarken hızlı ama bir o kadar da faydasız bir yol olan atıştırmalara ya da yemeğe yönlendiriyor. Bunun sonunca bunalma-yemek yeme-kısa süreli rahatlama-pişman olma ve daha fazla bunalma-tekrar yemek yeme benzeri kısır döngülerin sıklaşmasına sebep oluyor.”</p>
<p>“Hastalıklarla ilgili olumsuz yaşantıları olan kişilerde ortaya çıkıyor”<br />
<br />Yine son yıllarda sağlıklı beslenme trendleriyle birlikte “ortoreksiya” kavramının ortaya çıktığını söyleyen Uzm. Dr. Olgun, şu bilgileri paylaştı:<br />
<br />“Sağlıklı beslenme- sağlıklı yaşama takıntısı olarak nitelendirebileceğimiz bu durum, kalori sayma, sık sık bedeni kontrol etme, sağlıksız olduğunu düşündükleri hiçbir yiyeceğe ya da etkinliğe yaklaşmama gibi durumların ortaya çıktığı, yiyeceklerin ve egzersizlerin zihnin gündemini sürekli işgal ettiği bir haldir. Genellikle takıntılı, sağlık-hastalık kaygıları olan ya da yakın zamanlarda hastalıklarla ilgili olumsuz yaşantıları olan kişilerde ortaya çıktığı düşünülüyor.”</p>
<p>“Yeme bozuklukları tedavisinde psikoterapi ve ilaç tedavisinin önemi”<br />
<br />Yeme bozukluğu olan bireylerle yapılan görüşmelerde altta yatan psikolojik sebepler ve varsa ek psikiyatrik hastalıkların tanımlandığını belirten Uzm. Dr. Olgun, açıklamasını şöyle tamamladı:<br />
<br />“Konulan tanılara göre ilaç tedavisi ve psikoterapilerle iyilik hali hedeflenir. Psikoterapötik görüşmelerde yeme davranışları psikolojik açıdan ele alınırken, bilişsel davranışçı terapi esaslarından, farkındalık egzersizlerinden ve sezgisel yeme tekniklerinden faydalanılır. Bu şekilde bireyin yemekle ilişkisi olumlu yönde düzenlenir, var olan psikolojik belirtilerinin iyileşmesi sağlanır.”<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
	</channel>
</rss>
