<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:alsat="https://alsat.kkerem.com/ns" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>atilla çilingir &#8211; Karabük Postası</title>
	<atom:link href="https://karabukpostasi.com/etiket/atilla-cilingir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<description>Karabük, Safranbolu, Yenice, Eskipazar ve ilçelerinden son dakika haberleri, yerel gündem, spor, ekonomi ve tüm gelişmeler Karabük Postası’nda.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2026 07:39:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/10/67107f97768fa.webp</url>
	<title>atilla çilingir &#8211; Karabük Postası</title>
	<link>https://karabukpostasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KIBRIS’TA NELER OLUYOR?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibrista-neler-oluyor-4/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 07:39:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs barış harekatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=273522</guid>

					<description><![CDATA[Kıbrıs adası tarihin her döneminde Türkiye’nin gündeminde olmuş, buradaki gelişmeler yakinen izlenmiştir. Özellikle 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtıyla başlayan süreç ve sonrasında yaşananlar, adada kurulan KKTC’deki gelişmeler Kıbrıs’a olan ilgimizi daha da arttırmış, devletinin sınırları içinde özgürce yaşama kavuşan yurttaşlarımızın gelecek beklentileri bizleri daima ilgilendirmiş, ilgilendirmeye de devam etmektedir. Öncelikle Kıbrıs ata yadigârı vatan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs adası tarihin her döneminde Türkiye’nin gündeminde olmuş, buradaki gelişmeler yakinen izlenmiştir.<br />
Özellikle 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtıyla başlayan süreç ve sonrasında yaşananlar, adada kurulan KKTC’deki gelişmeler Kıbrıs’a olan ilgimizi daha da arttırmış, devletinin sınırları içinde özgürce yaşama kavuşan yurttaşlarımızın gelecek beklentileri bizleri daima ilgilendirmiş, ilgilendirmeye de devam etmektedir.<br />
Öncelikle Kıbrıs ata yadigârı vatan toprağıdır. Bunun altını kalın çizgilerle çizmek gerekir. Günümüzde unutulmaması gereken en önemli husus da bu ada ‘Mavi Vatan dediğimiz Doğu Akdeniz’deki’ son kalemiz, bizi uluslararası karasulara bağlayan çıkış kapımızdır. Kıbrıs, Lozan da kurulan Türk-Yunan dengesinin mihenk taşıdır.<br />
Bu nedenle orada yaşanan her olay takip edilir. Gerekli olduğunda da Ana Vatanın yardım eli tereddüt etmeden uzatılır.<br />
Böylesi bir yazıyı kaleme almamın nedeni bu öncelikleri hatırlatmamın yanı sıra, esas olarak son bir ay içinde adada yaşananlara değinmektir.<br />
Şimdi yaşananlara kısaca bir bakalım:<br />
Nisan ayı Rum tarafı için önemlidir. Çünkü 1 Nisan tarihi 1955 onlara göre direniş ve kahramanlık örgütü ama esasında kurulduğu tarihten itibaren ada Türklerine kan kusturan, yaptığı toplu katliamlarla Türklere bir nevi soykırım uygulayan EOKA terör örgütünün kuruluş yıldönümüdür.<br />
Bu eli kanlı terör örgütünün kuruluş yıl dönümü bu yıl her zamankinden daha coşkulu kutlanmış; başta GKRY Cumhurbaşkanı Hristodulis olmak üzere, Rum Ortodoks kilisesi başpapazı, parti liderleri, STK’lar ve tabii ki Yunanistan yönetimince bu örgüt hakkında övgü dolu mesajlar yayınlanmış, anma toplantıları, yürüyüşler yapılmıştır. Kutlamalar öylesine abartılmıştır ki, sokaklara da taşan bu törenler de ilkokul öğrencilerine dahi EOKA marşı söyletilmiş, adanın Türklerden kurtarılması yeminleri edilmiştir.<br />
Konu bununla da sınırlı kalmamış, Lefkoşa Türk kesiminin Yiğitler burcu bölgesi Rum Vandalları tarafından taşlanmış, havai fişekler atılmıştır.<br />
Bu akıl dışı gösterilere KKTC hükümetince gerekli protestolar yapılarak bu taşkınlık BG’ne iletilmiştir. Ancak Rum tarafınca barış müzakerelerinin yeniden başlaması talep edilirken, öte yandan ada tarihinin bu eli kanlı terör örgütüne övgüler düzülmesi de oldukça anlamlıdır.<br />
KKTC tarafında yaşanan gelişmeler hayat pahalılığının artması yönünde olmuş. Hükümetin hayat pahalılığı değişikliği yasa tasarısını meclise getirmesi üzerine sendikalar genel grev çağrısı yaparak, protestolar sokağa taşınmış, KKTC meclisi önünde arbede yaşanmıştır.<br />
KKTC de devlet memurları, işçi ve emekliler ayda bir hayat pahalılığı ödeneği almaktadır. Hükümet bir yasa tasarısı ile bu uygulamayı sınırlamak istemektedir.<br />
Bunun üzerine sendikalar ayaklanmış, genel grev çağrısı yapmıştır. Protestolar hala devam etmekte, 13 Nisan pazartesi günü halk yeniden sokağa davet edilerek, meclis önüne hükümeti protestoya çağrılmaktadır.<br />
Bu gelişmenin yanı sıra muhalefet partisi CTP Lefkoşa milletvekili Doğuş Derya mecliste yaptığı konuşmada hükümeti eleştirerek; ‘’Sizin yaptığını EOKA bile yapmadı’’ demek cüretini göstererek, siciline yeni bir kara leke daha eklemiştir. Çünkü bu milletvekili her yasama döneminde yapmış olduğu kışkırtıcı söylemleri ile bilinir. Daha önceki dönemlerde de KKTC’nin kuruluş yıldönümü olan 15 Kasım törenlerini eleştirmiş, o gün yapılan kutlama törenlerindeki ‘sevinç gösterilerini gürültü yapılıyor, trafik tıkanıyor’ diye nitelendirerek rahatsız olduğunu belirtmiştir.<br />
Bu satırlardan bu vekile sormak isterim:<br />
‘’Hükümete sizin yaptığınızı EOKA bile yapmadı’’ derken, ne söylediğinizin farkında mısınız? KKTC meclis sıralarında aynı ortamı paylaştığınız iktidar üyelerini EOKA terör örgütü ile nasıl eşdeğer görürsünüz? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Sizin yapmış olduğunuz her protesto açıklaması bir provokasyondur; bunu artık herkes biliyor. Ama bu defa çok ileri gittiniz. Derhal yeni bir açıklama ile hükümetten özür dilemelisiniz.<br />
ABD-İran savaşı nedeniyle adanın güneyindeki üslerine gelen, Rum kesimince davet edilen ülkelerin savaş gemileri hala burada varlığını sürdürmektedir. Adanın garantörlük ve güvenlik anlaşmasına aykırı olarak burada bulunan ülkelerin varlığının ne zaman sona ereceği bilinmemektedir. Ancak bu gayrı yasal durumun bir an önce sona ermesi öncelikle Rum tarafının menfaatine olacaktır. Zira önümüzdeki dönemde Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması gündeme geldiğinde, bu savaş gemilerinin neden geldiği, neden hala orada bulunduğu Türkiye tarafından sorgulanacak, bu gemiler bölgeyi terk etmeden yeni bir görüşme ortamının mümkün olmayacağı belirtilecektir.<br />
BM genel sekreterin Guterres’in görev süresi 31 Aralık 2026 da sona erecektir. Bu göreve yeni bir genel sekreter atanmadan Guterres Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasını arzulamakta, bu yönde çalışmalar yapmaktadır.<br />
Ancak yeni bir müzakerenin başlayabilmesi Rum tarafının tutumuna bağlıdır. Bunu da önümüzdeki dönemde yaşanacak gelişmeler gösterecektir.<br />
Değerli dostlar;<br />
Nisan ayı Kıbrıs adası için Turizmin başlama mevsimini gösterir. Adanın tüm güzellikleri bu aydan itibaren tüm adayı sarmalar. Özellikle KKTC’ye gelecek olan turistler bahar ayı ile birlikte adanın tüm güzelliklerine ulaşırlar. Bunun için sokakların sakinliği çok önemlidir. Hele ki İran-Lübnan-Filistin üçgeninde yaşanan savaş nedeniyle turizm rotası bu adaya çevrilmişken, KKTC de yaşanan sendikal gösterilerin bir an önce son bulması, hükümetin de halkın talepleri doğrultusunda karar alması önemlidir.<br />
Turist gezip görmeye geldiği ülkede huzur ister, emniyet arar. Bunu gözetmek ve sağlamak her kesimin öncelikli görevi olmalıdır.<br />
Her yıl Yunan adalarına defalarca giden yurttaşlarımıza da seslenmek istiyorum. Bu yıl özellikle KKTC’ye gidiniz. Oradaki güzelliklerin farkına varınız. KKTC sadece kumar ve deniz demek değildir. Kıbrıs Türk insanının yaşam biçimi başlı başına bir kültür, görülmesi yaşanması gereken ayrı bir lezzettir.<br />
Bu yıl Yunan adalarında sirtaki oynamak yerine gelin ata yadigârı vatan toprağımızın kültürel zenginlikleri ile tanışın. KKTC kültürü size kucak açmış bekliyor.<br />
Unutmayınız;<br />
Yunan adalarında harcayacağınız her avro bizlere karşı kullanılacak silah alımına giderken, KKTC de harcayacağınız her lira KKTC’nin gelişimine katkı sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Atilla Çilingir</strong><br />
<strong>www.atillacilingir.com</strong><br />
<strong>13 Nisan 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>‘’SONSUZ SEVDA’’</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/sonsuz-sevda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 09:20:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz sevda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=268134</guid>

					<description><![CDATA[&#160;&#160;&#160;&#160; Yazımın konu başlığı yeni çıkan kitabımın adını taşıyor. Bu kitabımda anlatılanların tamamı yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesidir. &#160;&#160; Birbirlerini çocuksu yaşlarda seven, her geçen yıl birlikte büyüttükleri aşkı yaşayabilmek adına nelere katlandıklarını anlattığım roman kahramanlarımın bu kitabımda, kimi zaman umudunu, kimi zaman hasretini ama çoğu zaman bitmeyen sevdalarını bulacaksınız. &#160; Bugüne değin Kıbrıs konusuyla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="(max-width: 860px) 100vw, 860px" title="‘’SONSUZ SEVDA’’ 1"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yazımın konu başlığı yeni çıkan kitabımın adını taşıyor. Bu kitabımda anlatılanların tamamı yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Birbirlerini çocuksu yaşlarda seven, her geçen yıl birlikte büyüttükleri aşkı yaşayabilmek adına nelere katlandıklarını anlattığım roman kahramanlarımın bu kitabımda, kimi zaman umudunu, kimi zaman hasretini ama çoğu zaman bitmeyen sevdalarını bulacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bugüne değin Kıbrıs konusuyla ilgili yüzlerce kitap yazıldı. Bu kitapların pek çoğu adada Rum tarafının ada Türklerine uyguladığı insanlık dışı mezalimi, bu süreçte yaşanan acıları, kan ve gözyaşını anlattı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;1974’te Kıbrıs’ta yaşanan savaşlar sonrasında ise bu savaş ve savaşın içinde yaşananlar anlatıldı. Anlatılanların içinde yine insanlık dramları acı ve gözyaşı vardı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ve bunların hepsi de yaşanmış gerçeklerdi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; 1950’li yıllardan günümüze kadar geçen bu uzun süreçte ada ile ilgili kitaplar hep bu konulara odaklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; Ama ben bu kitabımda yok denecek kadar az bir konuyu kaleme aldım. Yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesinden yola çıkarak; yukarıda konu başlıklarını anlattığım kitapların dışında çok farklı bir konuyu kaleme aldım. Ada da 1974 savaşının orta yerinde kalan iki sevdalının birbirlerine kavuşabilmek adına nelere katlandıklarını, nasıl bir kaderle karşı karşıya kaldıklarını anlattım.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Roman formatında kaleme aldığım bu kitabımda insan yaşamında en değerli hazinenin sevgi olduğunu vurgularken, bu sevgiye layık olabilmek adına nelerin göze alınabildiğini, insanların bu uğurda nelerden vazgeçebileceğini de hatırlattım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bu arada ilk aşkın ne demek olduğunu da anlatan bu kitabım; Kıbrıs adasının sadece savaşla değil, savaşın dışındaki güzellikleriyle de anılmasını vurgulamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; İyi okumalar temennisiyle…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>01 Mart 2026</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="815" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/image.webp" alt="image" class="wp-image-268135" title="‘’SONSUZ SEVDA’’ 2" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/image.webp 815w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/image-113x150.webp 113w" sizes="(max-width: 815px) 100vw, 815px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="802" height="1080" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/image-1.webp" alt="image 1" class="wp-image-268136" title="‘’SONSUZ SEVDA’’ 3" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/image-1.webp 802w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/03/image-1-111x150.webp 111w" sizes="(max-width: 802px) 100vw, 802px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>SEVGİLİLER GÜNÜ ANISINA…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/sevgililer-gunu-anisina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 10:22:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[14 şubat]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=266121</guid>

					<description><![CDATA[( Sevenler Öldüğünde Yüreklerindeki Sevda Nereye Gider? ) O sabah da erkenden uyanmış, gece boyunca yağan kar yağışının soğuttuğu evin bir an önce ısınması için sobasını yakmış, yavaş yavaş ısınan mutfağına geçerek biricik sevgilisine kahvaltı hazırlamaya başlamıştı… &#160; &#160;50 yıldan beri hep aynı şeyi yapar, özellikle de sevgililer günü geldiğinde kahvaltıyı o hazırlardı. &#160;&#160;Bugün Şubatın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"><em>( Sevenler Öldüğünde Yüreklerindeki Sevda Nereye Gider? )</em></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/02/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="SEVGİLİLER GÜNÜ ANISINA… 4"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">    O sabah da erkenden uyanmış, gece boyunca yağan kar yağışının soğuttuğu evin bir an önce ısınması için sobasını yakmış, yavaş yavaş ısınan mutfağına geçerek biricik sevgilisine kahvaltı hazırlamaya başlamıştı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;50 yıldan beri hep aynı şeyi yapar, özellikle de sevgililer günü geldiğinde kahvaltıyı o hazırlardı. &nbsp;&nbsp;Bugün Şubatın 14’üydü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Bir an düşündü!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;‘’Sevginin, sevgililerin günü olur mu hiç?’’ Diye söylendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Tabii ki olmazdı. Seven insan sevdasını günün her saatinde hissetmeli, sevdiğine de göstermeliydi. Seven gönüllerin sevdası zaten sadece bir güne sığmazdı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Ne çabuk geçmişti o sevgi dolu yıllar…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Ne çok birikmişti yaşamlarına anlam katan anılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Göz göze geldikleri, el ele tutuştukları ilk günü hatırladı. Derin bir iç geçirdi. Ve sonrasında acısıyla, sevinciyle yaşanan onca yıl bir anda adeta canlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Sevgiyle dolu yıllar ardı ardına sıralandı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; 20’li yaşlarda evlendiklerinde ikisi de çok gençti. Ama onlar her şeyi birlikte büyüyerek yaşamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Analar, babalar, yakın akrabalar yoktu artık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Ama yaşamlarına anlam katan iki evlat, iki de torunları vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Ve hala birbirleri için çarpan iki sevgi dolu yürek…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Hayatın en güzel tarafı da bu değil miydi zaten.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Hayatın en güzel tarafı bu idi ama bundan da güzel olanı, tüm bu güzellikleri paylaştığı, ona bunca zaman büyük bir tutkuyla bağlanan eşi, sevdiği gonca gülünün varlığı idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; El, ele tutuştukları o günden sonra bu eller hiçbir zaman ayrılmamıştı. Zaman onları öylesine büyük güçlüklerle sınamıştı ki! Ama onlar her güçlüğe göğüs germiş,&nbsp; birbirlerine olan sevdalarından asla vazgeçmemişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Tüm bunları düşünüp, kimi zamanda kendi kendine konuşurken hazırladığı kahvaltı masasını türlü kahvaltılıklarla donatmış; ocakta kaynayan çaydanlıktan gelen ses, çayın da hazır olduğu haberini vermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Artık her şey hazırdı. Sırada evin hanımının, biricik sevgilisinin masaya gelmesi kalmıştı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yavaş, yavaş yatak odasına doğru yürüdü. Oda kapısını usulca açtı. Ve sonrasında:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; ‘’Kahvaltı hazır Gülüm’’. Diye fısıldadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ancak Gülünden bir cevap alamadı. Çünkü sevdiği kadın odada artık yoktu…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Sevdiği kadın odada yoktu ama 50 yıl aynı yastığını paylaştıkları yatağın başucunda gonca gülünün gülen bir fotoğrafı ile o sonsuz yolculuğa çıkmadan önce ona hitaben yazdığı son sözleri vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;&nbsp; ‘’Canım sevgilim;</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Biliyorum, ben gittikten sonra hayat senin için çok zor geçecek. Çok üzüleceksin. Yalnız gecelerin ağırlığını taşıman kolay olmayacak. Ama lütfen üzülme, korkma. Ardımızda kalan anılar sana güç verecek. Hem evlatların, torunların da seninle…</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;&nbsp; Senden son bir ricam olacak!</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;&nbsp; Her 14 Şubat geldiğinde, ben varmışım gibi yine erkenden kalk, kahvaltımızı hazırla. Yine yatağımıza gel beni uyandır. İnan ki, ben her yıl bu anı bekleyecek, yine seninle birlikte olacağım…</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Seni hep sevdim. Ömrüm seni sevmekle geçti. Yeniden dünyaya gelsem yine senin sever, yine senin sevgilin olurdum.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;&nbsp; Hem sevgimi de yanımda götürmüyor sana bırakıyorum. Seni korusun, kollasın diye…</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;&nbsp; Hoşça kal aşkım…’’</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bu kısacık mektubu onu kaybettiği iki yıl önce yatağının başucunda bulmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Her güçlüğe birlikte göğüs germişler, her zorluğu el ele vererek aşmışlar ama o melun hastalığa yenik düşmüşlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; İşte bu sabah, onun beklediği o sabahtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Geride daha kaç 14 Şubatı kalmıştı bilemiyordu! Ama o, her 14 Şubatta onun istediğini yapacak; &nbsp;sabah kahvaltısını o varmış gibi hazırlayacaktı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Yüzlerce defa okuduğu mektubu bir kez daha okudu. Yatak odasının kapısını yavaşça kapattı. Kahvaltı masasına döndüğünde, biricik sevgilisinin, ömrünce sevdiği kadının hayalini, gülen yüzünü karşısında buldu. Her 14 Şubatta o biricik gülünün söylediği cümleleri hatırladı<strong>: ‘’Günaydın aşkım. Bak sevgim seninle, yanı başında duruyor. Haydi, gel artık çayını soğutma…’’</strong> Yavaşça masaya oturdu. Gözlerini kapadı. Hayat artık onun için sadece anılar yumağından ibaretti…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yaşanmış bir hayat hikâyesini anlattığım bu yazımdaki asıl soru şu:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;‘’ Sevenler öldüğünde yüreklerindeki sevda nereye gider? ‘’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cevabınızı en azından bu 14 Şubat günü sevdiğinize mutlaka söyleyin. Onu ne kadar çok sevdiğinizi defalarca tekrarlayın. Siz gittiğinizde dahi yüreğinizdeki sevdanın onun yanında olacağını onun gözlerinin içine bakarak bir kez daha, bir kez daha söyleyin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Çünkü o gittikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, anılar yumağında ona seslenseniz de, hayalini yanı başınızda hissetseniz de, onun yeri ise asla dolmuyor…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>www.atillacilingir.com</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>14 Şubat 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS’TA ÇÖZÜMÜN ADI TESLİMİYET Mİ?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibrista-cozumun-adi-teslimiyet-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2026 10:32:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=261994</guid>

					<description><![CDATA[&#160;&#160;Kıbrıs konusuyla ilgili bir haber oluştuğunda akla ilk gelen şey adada istenen çözümdür. Her türlü sorunun çözüldüğü bir ülkede yaşamayı kim istemez ki? &#160;&#160;Ama gelin görün ki, bazı bölgelerde bu o kadar kolay olmuyor. Hele ki o ülkede yaşayan kimliği, dini dili, örf ve âdeti apayrı iki halk var ise bu hiç olmuyor! &#160;&#160;Pekiyi ne [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2026/01/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS’TA ÇÖZÜMÜN ADI TESLİMİYET Mİ? 5"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Kıbrıs konusuyla ilgili bir haber oluştuğunda akla ilk gelen şey adada istenen çözümdür. Her türlü sorunun çözüldüğü bir ülkede yaşamayı kim istemez ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Ama gelin görün ki, bazı bölgelerde bu o kadar kolay olmuyor. Hele ki o ülkede yaşayan kimliği, dini dili, örf ve âdeti apayrı iki halk var ise bu hiç olmuyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Pekiyi ne olacak? Bu bölgelerde yaşayanlar nasıl huzur bulup, geleceğe umutla bakacak?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Kıbrıs adasında aranan çözüm aslında 1974’te gerçekleşmiş, adanın gerçeklerini barındıran çözüm yıllar önce bulunmuş, adaya barış ve huzur gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Nedir bulunan çözüm?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;52 yıldan beri var olan iki devletin varlığıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Bu gerçeği görmeden haydi bakalım Kıbrıs konusuna yeniden çözüm bulalım demek, Kıbrıs adasında yaşanan bu gerçeği görmezden gelmekten başka bir şey değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Aslında adada yeni bir çözüm arayanların görmezden geldikleri, görmek istemedikleri yegâne şey Kıbrıs Türk Halkının adadaki varlığı, Türkiye’nin ve Türk askerinin bu varlığı korumak adına adada bulunması, yasal garantörlük hakkını kullanmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Kıbrıs adasında, özellikle de bu adanın çevresinde bulunan zengin doğal gaz yataklarında gözü kulağı olan devletler, onların temsil ettiği BM, AB gibi kuruluşlar yapmış olduğu her açıklamada, ortaya koydukları her planda adada çözüm arayışlarını ön plana çıkararak tarafları görüşme masasına çekerler!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Görüşme masası kurulur ve her defasında da sonuç alınamadan bozulur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bunun tek nedeni Rum tarafının çözüm için dayattığı adanın tek hâkimi, tek temsil edeni olması isteğidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Hiçbir zaman değişmeyecek olan bu isteğin tek amacı Kıbrıs Türk’ünün adadaki diğer azınlıklar gibi Rum’un yönetimi altına girmesinden başka bir şey değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bu amaç için Rum tarafının yapmış olduğu en önemli hamle 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyetinin anayasal kurucu ortağı olan Türklerin bu yönetimden atılmaları olmuştur. Ancak bunun cevabını 11 yıl sonra 1974’te alarak, böyle bir teslimiyetin olmayacağını öğrenen Rumlar. Yıllar sonra bu defa 2004 yılında Annan tuzak planı ile AB çatısı altında adayı ele geçirmek istemişseler de Türkiye’nin buna karşı çıkması sonucu yine muvaffak olamamışlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bugün hala böylesi bir teslimiyetin peşinde koşarak, Kıbrıs Türk’ünü yok sayan bir zihniyetin ve bu zihniyeti destekleyen Hristiyan âleminin var olduğu bir dünyada adada adil ve kalıcı bir çözüm olabilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Daha geçtiğimiz hafta içinde AB’nin dönem başkanlığı görevine başlayacak olan GKRY lideri Bay Hristo’nun görevi devir alma töreninde AB Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen’in yapmış olduğu konuşmada adanın gerçeklerini görmezden gelerek, Türklerden tek kelime dahi etmeden ‘’Birleşik Kıbrıs’’ için çalışılmasını istemesi ne kadar doğrudur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;‘’Birleşik Kıbrıs’’ 1963 yılında Rumların Türkleri yok etmek istemesiyle tarihin derinliklerine gömülmüş, bir daha hiçbir şekilde var olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; ‘’Birleşik Kıbrıs’’ demek Kıbrıs Türk Halkının tarihsel ve hukuksal kazanımlarının yok edildiği bir yapının içinde yaşamak demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ki, böyle bir yapının hayata geçmesi Kıbrıs Türk’ünün Rum tarafına teslimiyetinden başka bir şey değildir. Böylesi bir duruma Kıbrıs Türk halkı hiçbir zaman evet demeyecek, Türkiye de buna müsaade etmeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;AB Komisyonu başkanı, BM Genel sekreteri koltuğunda oturan siyasetçiler, bu Rum taraflı siyaset uygulamalarını terk etmedikleri sürece adanın bugünkü yapısı değişebilir mi? Onlarda Rum taraflı siyaset uygulamalarını değiştirmeyeceklerine göre adada geçmişe yeniden dönmek hiçbir zaman mümkün olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yazımın giriş bölümünde de belirttiğim gibi adada çözüm 52 yıl önce bulunmuş, tarihi gerçekler yerini bulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Çözümün adı; günümüzdeki iki devletli yapıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu gerçek bugün kabul görmeyebilir ama yıllar içinde bu yapının varlığı giderek ön plana çıkacak, Türkiye’nin de çabalarıyla adanın kuzeyinde kurulu KKTC mutlaka tanınacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; İşte Rum tarafının ve onların işbirlikçisi AB ve BM’in asıl korktuğu da budur. Onlar her ne kadar adadaki çözümü; Kıbrıs Türk Halkının Rum tarafının tüm isteklerini kabul etmeleri olarak görseler de bu Türklerin Rumlara teslimiyetinden başka bir şey değildir. Bu Enosis rüyası ise hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>11 Ocak 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>HER 21 ARALIK GELDİĞİNDE KIBRIS’TAN ÇIĞLIKLAR YÜKSELİR…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/her-21-aralik-geldiginde-kibristan-cigliklar-yukselir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:19:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[21 aralık]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı noel]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=259050</guid>

					<description><![CDATA[                                                                          (Kanlı Noel) &#160;&#160; &#160;&#160;Tam 62 yıl olmuş o ‘’Kanlı Noel’’ gecesinden sonra geçen zaman! Kan, gözyaşı ve acıyla hatırlanan o gece neler yaşanmadı ki adı Kıbrıs olan o adada… &#160;&#160; &#160;&#160;İnsanoğlunun vahşet gecesi olmuştu Noel’in başlangıcı, 21 Aralık 1963 tarihi… Adada bir gece içinde 103 Türk köyünü yakıp, yıktılar; birkaç saat içinde yüzlerce Kıbrıs [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"><strong>                                                                          (Kanlı Noel)</strong></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="HER 21 ARALIK GELDİĞİNDE KIBRIS’TAN ÇIĞLIKLAR YÜKSELİR… 6"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</strong>Tam 62 yıl olmuş o <strong>‘’Kanlı Noel’’</strong> gecesinden sonra geçen zaman! Kan, gözyaşı ve acıyla hatırlanan o gece neler yaşanmadı ki adı Kıbrıs olan o adada…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;İnsanoğlunun vahşet gecesi olmuştu <strong>Noel’in başlangıcı, 21 Aralık 1963 tarihi…</strong> Adada bir gece içinde 103 Türk köyünü yakıp, yıktılar; birkaç saat içinde yüzlerce Kıbrıs Türk’üne kıydılar. Hem de adada barışı sağlasın diye gönderilmiş BM askerlerinin gözleri önünde!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Pekiyi, kimdi bu acımasızlıkları yapanlar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çok değil o tarihten 3 yıl önce Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşuna birlikte imza atan, yıllardır Kıbrıs Türkleri ile bir arada yaşayan Rumların içinden çıkan, adada Türkleri yok etmeye yeminli EOKA çetecileriydi bunlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Yaktılar, yıktılar acımasızca katlettiler!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Çocukmuş, bebekmiş, kadınmış, yaşlıymış demediler! Eli kanlı o katiller, Türklerle aynı toprakların çocuklarıydılar ama o gece sadece Kıbrıs Türkünün değil ama insanlığın da düşmanı kesildiler…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Her 21 Aralık geldiğinde, o soykırımın acısı çöker ada üstüne…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;O gecenin kurbanlarının çığlıkları duyulur inceden inceye!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şehitlikler dile gelir adeta, o gecenin nedenini sorgular o aziz bedenler bir kez daha!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nedeni bellidir ama cevabı yoktur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O gecenin ateşi sadece düştüğü yeri değil, geride kalanları da yakıp kavurmuştur…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yıllar geçti o kahır dolusu gecenin ardından…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Acılar değişmedi ama adanın yaşamı değişti!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Rumlar ayrı tarafta, Türkler ayrı tarafta…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Her yıl olduğu gibi bu yılda <strong>21-26 Aralık tarihleri arası mücadele ve şehitler haftası olarak anılacak Kıbrıs Türk tarafında.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dualar okunacak, kabirlerin başında gözyaşları dökülecek</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; O gecenin katilleri ise; yine yıllardır Rum tarafında! &nbsp;Caniler belli, olaylar kayıtlı, acıları sinmiş adanın her yanına!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ama o taraftan hiç ses yok! Ne bir özür, ne de o canilere verilmiş bir ceza!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çıt çıkmıyor adanın güneyinden!&nbsp; Bu olaylara neden olanlar, o gecenin eli kanlı katilleri hala yaşıyorlar Rum tarafında…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Neredeyse bir asır olacak Kıbrıs sorununa bir çözüm yok! &nbsp;Bundan sonrasında da olmayacak…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nasıl olsun ki? &nbsp;Rum tarafı adada istediği her şeyi elde etmiş; AB’ye üye, adanın yasal hükümeti gibi muamele görüyor, adaya yapılan tüm yardımlar onun kasasına giriyor…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rum tarafı, Adanın tamamını ele geçirmek için; Türkiye garantörlük hakkından vazgeçsin, Türk askeri adayı terk etsin!&nbsp; Eğer bu talebim kabul görürse adada çözüm olur diyor da, başka bir şey demiyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama Türkiye Kıbrıs’ı terk ettiği, elini adadan çektiği anda, Kıbrıs Türk’üne kim el verecektir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıllar gelip geçmekte, o gecenin acıları hiç bitmeden süregelmekte!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her 21 Aralık geldiğinde, adanın her yanından çığlıklar duyulur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gecenin sessizliğini bu çığlıklar bozar! &nbsp;Bu çığlıkların sorusu vardır ama soranı yoktur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ancak böylesine büyük bu insanlık ayıbının izleri tarih sayfalarından silinmez, silinemez ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Sizler; &nbsp;Güney Kıbrıs’ta yaşayanlar,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ‘’Federasyon Çözümdür’’ diyerek, ‘‘Birleşik Kıbrıs’’ senaryosunu çözüm masasına getirenler, &nbsp;Kıbrıs Türküne türlü tuzaklar kuranlar:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Tarihten gelen bu çığlıkları duyuyor musunuz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Bkz. Tarihten Gelen Çığlık-Kıbrıs’ta Soykırım. 1955-1974 /Atilla Çilingir)</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; www.atillacilingir.com<u></u></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp; 21 Aralık 2025</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS YENİ BİR SÜRECE GİRERKEN…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibris-yeni-bir-surece-girerken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 09:58:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Süreç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=257906</guid>

					<description><![CDATA[Adada yaşanan her yeni seçim sonrasında özellikle KKTC de yeni bir süreç başlar. Ama adanın güneyinde kurulu GKRY de sadece yöneticiler yenilenir ama süreç hep aynı kalır! &#160;&#160;&#160; Böylesi bir gerçeğin en önemli nedeni Rum tarafının hiçbir zaman değişmeyen, değişmeyecek olan Kıbrıs politikasıdır. Bu politikanın temeli adanın tüm yönetiminin ele geçirilmesi, Türkiye’nin garantörlük hakkının kaldırılması, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/ATILLA-CILINGIR-jpg.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR jpg" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/ATILLA-CILINGIR-jpg.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/12/ATILLA-CILINGIR-jpg-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS YENİ BİR SÜRECE GİRERKEN… 7"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Adada yaşanan her yeni seçim sonrasında özellikle KKTC de yeni bir süreç başlar. Ama adanın güneyinde kurulu GKRY de sadece yöneticiler yenilenir ama süreç hep aynı kalır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Böylesi bir gerçeğin en önemli nedeni Rum tarafının hiçbir zaman değişmeyen, değişmeyecek olan Kıbrıs politikasıdır. Bu politikanın temeli adanın tüm yönetiminin ele geçirilmesi, Türkiye’nin garantörlük hakkının kaldırılması, Türk askerinin de adayı terk etmesidir…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıbrıs Türk tarafına gelince, özellikle Cumhurbaşkanı değişimde, kimi zamansa yeni bir hükümet kurulduğunda ya federasyon (Birleşik Kıbrıs) konusu gündeme gelir, ya da son dönemde sıkça söylenen iki yapılı devlet önerisi konuşulur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ekim 2025 de KKTC de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında da aynı konu gündeme gelmiş; yeni seçilen Cumhurbaşkanı Sn. Tufan Erhürman’ın göreve başlamasıyla birlikte adadaki çözümün ancak federatif bir yapı ile sağlanabileceği açıklamaları gündeme gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Adada yakın bir zamanda çözüm müzakerelerinin yeniden başlayacağı yönde gelişmeler vardır. Sn. Erhürman ve Rum lideri Hristodulidis samimi bir ortamda ilk görüşmelerini yapmış, önümüzdeki dönemde müzakerelerin yeniden başlaması kesindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; Müzakereler dönemine bakıldığında, en kritik görüşmelerin KKTC 2’nci Cumhurbaşkanı Sn. M.A. Talat ve Rum lideri Hristofyas arasında yapıldığını bir kez daha hatırlamak gerekir. 2008 de başlayan bu sürecin adaya yansıyan çok önemli gelişmeleri olmuştur.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; Bu süreçte yaşanan en çarpıcı gelişmeler şunlardır:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Kıbrıs Türk Halkının Kıbrıs adasında tarihten ve yasal anlaşmalardan kaynaklanan yaşam hakkının geleceği için ‘’Özgür ve Egemen’’ bir devlet olan KKTC de mi? Yoksa Rumların içinde bir azınlık statüsü ile ‘’Birleşik Kıbrıs’ta mı’’ yaşayacaklarının sınavı verilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bu süreci yöneten siyasi yapı kazanılmış pek çok hakkımızın müzakere masasında pazarlık konusu edilmesine ses çıkarmamış, 1955 yılından beri sürdürülen dik duruşun doğal yansıması olan politikalar terk edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Tüm kurumları ile dimdik ayakta duran KKTC devletinin ortadan kaldırılması hamlelerine çoğu zaman yeterince ses çıkarılmamış! Kimi zaman da Kıbrıs adası üzerinde her dönemde siyasi ve stratejik beklentileri olan ABD, İngiltere, Yunanistan, Rusya’nın yanı sıra; Annan planıyla birlikte AB, İsrail ve Fransa’nın türlü oyunlarına bu ülkelerin Kıbrıs ve Orta Doğudaki menfaat odaklı beklentilerine yeterince karşı konulamamıştır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Kıbrıs müzakerelerinin en kritiği olan bu dönemde yapılan görüşmelerin hiç birinde‘’Ayrı Devlet, Ayrı Millet, Ayrı Egemenlik’’ yoktur. Anlaşma olacak ise bu anlaşmanın temeli ‘’Tek Halka, Tek Egemenliğe, Tek Devlete’’ dayanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; <strong>Rum tarafı lideri Hristofyas her müzakere sonrasında yaptığı açıklamada: (ki, bu açıklamaları özellikle KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat’ın yanında yapıyordu!)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; Kıbrıs Türk’ü Kıbrıslı Halkın bir parçasıdır. Maronit’ten Rus asıllıdan, bu halkın içindeki diğer azınlıklardan farklı bir özelliğe sahip olamaz. Kıbrıs sorunu, Rum göçmenleri ancak eski evlerine, topraklarına dönerler ise çözülebilir. Bir AB ülkesi olan Kıbrıs Cumhuriyetinin (sözde) Garantöre ihtiyacı yoktur. Bu nedenle Türkiye’nin garantörlüğü, adadaki askeri varlığı kabul edilemez. Ayrıca Türkiye’den getirilen göçmenler adayı terk etmelidir. Demiştir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Sonuç olarak; 2004 yılında yapılan Annan Planı referandumu yapımcılarının tuzağına düşülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Yukarıda sıraladığım tarihi gerçekler; önümüzdeki yeni süreçte müzakerecilere yol göstermeli aynı hatalara düşülmemesi için kılavuz olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Ben bir siyasetçi, ya da bir diplomat değilim!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama ben ata yadigârımız Kıbrıs’ta vatan ve vazife uğruna seve, seve ölüme giden, Kıbrıs Türk Halkının özgürce yaşamı için Mehmetçik ve Mücahit ile omuz omuza savaşan (bugün emekli de olsam) bir Türk subayı, bir Kıbrıs Gazisi, 1974’yılından beri Kıbrıs konusunda makaleler kaleme alan, Kıbrıs gerçeklerini anlatan kitaplar yazan bir yazarım…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yukarıdaki müzakere döneminde sıraladığım gerçekler hala varlığını sürdürmektedir. Böylesi bir ortamda yeni bir sürece de girilse taraflar arasında bir anlaşma olabilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Elbette siyasiler de hata yaparlar! Yaptıkları hatalar onların siyasi geleceğini etkiler. Ama yapılan hatalar, yönettikleri halkın geleceğini olumsuz bir biçimde etkiliyor ise bu noktada hatasız olmak zorundadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Zira halkın yaşam hakkına yönelik uygulamalar, anlaşmalar stratejik hata kabul etmez. Hele, hele yaşanan tarihi gerçeklere rağmen hatalar yapılıyor ise bunu ne halk, ne de tarihe yazılan gerçekler affeder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bir gün tarihçiler adanın müzakereler sürecinde yaşananları değerlendirdiğinde; kitaplarım ve makalelerimde yazdıklarımı okuduklarında Türk insanının ‘’Vatan, Vazife, Millet, Bayrak ve İstiklali’’ uğruna gözünü kırpmadan hayatlarını feda ettiklerini bilen, gören bu uğurda görev alarak adada savaşan bir yazarın görüş ve değerlendirmelerine tanıklık edeceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Akdeniz’in bu stratejik adasında yaşam mücadelesi veren Kıbrıs Türk Halkının gelecek nesilleri KKTC de yaşamayı hak etmiş, bu uğurda verdikleri mücadeleyi Şehitler vererek kazanmışlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; </strong>Günümüz dünyasında hala yaşadıkları insanlık dışı ambargolara baktığımızda ise; söylenebilecek tek bir şey kalmıştır:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; ‘’Nedir Bu Kıbrıs Türk’ünün Çektiği? Bırakın onlar da kendi vatan topraklarında hür ve müstakil, insan haklarına sahip olarak yaşasınlar.’’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>10 Aralık 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS’TA RUMLARLA İÇ, İÇE YAŞANIR MI?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibrista-rumlarla-ic-ice-yasanir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 07:06:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=255121</guid>

					<description><![CDATA[&#160;&#160; Yazıma başlık yaptığım soruyu bir kez daha tekrarlayacak olursam: &#160; ‘’Kıbrıs’ta Rumlarla iç, içe yaşanır mı?’’ &#160; Böylesi bir soruya cevap verebilmek için adada yaşanan gerçekleri iyi bilmek, bu gerçeklerden ne kadar etkilendiğimizi iyice değerlendirmek gerekir. &#160; &#160;Aslında bu sorunun cevabını vermek için öyle asırlarca geriye gitmeye, tarih sayfalarını çevirmeye hiç gerek yok! &#160; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/11/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS’TA RUMLARLA İÇ, İÇE YAŞANIR MI? 8"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yazıma başlık yaptığım soruyu bir kez daha tekrarlayacak olursam:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; ‘’Kıbrıs’ta Rumlarla iç, içe yaşanır mı?’’</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Böylesi bir soruya cevap verebilmek için adada yaşanan gerçekleri iyi bilmek, bu gerçeklerden ne kadar etkilendiğimizi iyice değerlendirmek gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Aslında bu sorunun cevabını vermek için öyle asırlarca geriye gitmeye, tarih sayfalarını çevirmeye hiç gerek yok!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Adanın yakın tarihinde yaşanan gerçeklere bakıldığında bu sorunun cevabı hemen verilecektir. Şu gerçekleri kısaca bir hatırlayıverelim:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ada Türklerinin, komşuları Rumlar tarafından topyekûn ortadan kaldırılmalarına ramak kala 1974’te Türkiye’nin müdahalesi ile yeniden yaşama dönmeleriyle birlikte adada iki ayrı bölge iki ayrı devlet oluşmuştur.</li>



<li>1974 yılında yaşanan bu gerçeğin ardından BM ve uluslararası toplum adanın kuzeyinde 1983’te kurulan KKTC devletini tanımamış, adanın kuzeyini Türkiye’nin işgal ettiğini duyurmuştur.</li>



<li>1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı adada kurulan bu cumhuriyetin enosise giden bir amaç olduğunu ifade ederek, 1963’te bu cumhuriyetin kurucu ortağı olan Kıbrıs Türk tarafını dışlamış, sonrasında da adada yaşayan Türkleri adeta cehennemi bir yaşama mahkûm etmiştir.</li>



<li>15 Temmuz 1974’te adada yaşanan Yunan cuntası destekli darbe ile ada Yunanistan’a bağlanmak istenmiş, darbenin hedefi ada Türklerinin topyekûn imhası olmuştur. Bu acımasızlığa mani olmak için gerçekleşen 20 Temmuz 1974 barış harekâtımızla adaya hem barış, hem de huzur hâkim olmuştur.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ya bugünün gerçekleri nedir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Adanın kuzeyinde kurulu KKTC’yi Türkiye dışında hiçbir ülke tanımamaktadır.</li>



<li>Adada Rumlarla anlaşma sağlamak maksadıyla yapılan her müzakere sürecinde adalı Türkler hala 1960 anlaşmasında kazandıkları haklar ile sınanmakta, hatta Rum tarafı bu hakları dahi çok görerek azınlık haklarından bir fazlasını dahi vermek istememektedirler.</li>



<li>1968 yılından beri süregelen müzakereler dönemi daima Rumların ne istediğine göre yürütülmüş, Türk tarafının vermiş olduğu her taviz sonrasında yeni bir taviz daha istenmiştir.</li>



<li>BM, AB ve adada menfaati olan devletler adanın yasal hükümeti olarak GKRY tanımakta, 1974’te hiçbir şey yaşanmamış gibi hala 1960 Kıbrıs anayasasını esas almaktadırlar. Ki, o meşhur Annan Planı da bu anayasaya göre hazırlanmıştır.</li>



<li>Ve Annan planının nasıl bir tuzak olduğu Rumların AB’ye üye yapılması ile daha iyi anlaşılmıştır.</li>



<li>Adanın kuzeyinde kurulu KKTC’de yaşayan vatandaşlarımız, ekonomi, eğitim, ticaret, turizm, spor, sanat v.d faaliyetlerinde Rumların insanlık dışı ambargosu ile karşılaşmakta, insanca yaşam hakları Rumlar tarafından gasp edilmektedir.</li>



<li>Aslında adanın hem kuzeyinde, hem de güneyinde yaşayan iki halk da bu yeni sürece uyum sağlamıştır. Ancak özellikle adanın siyasal yaşamına müdahale ederek, kendi çıkarlarını hedefleyen kimi ülke siyasetçileri adadaki bu uyumu kendi istekleri doğrultusunda devşirerek, adanın Rum yönetimine geçmesi için türlü planlar yapmaya devam etmektedirler. Rum yönetimi de bunu sonuna kadar kullanmaktadır. En önemli hedef; Türkiye’nin ve Türk askerinin adadan çıkarılmasıdır.</li>



<li>Kıbrıs adasının çevresinde tespit edilen doğal gaz ve petrol yataklarının zengin cazibesi, bu siyasetçilerin bu yataklardan pay alabilmek için hedefledikleri en önemli şeydir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu arada Türkiye Lozan anlaşması ile Kıbrıs’ta sağlanmış dengeyi bozarak, ada üzerindeki tarihi ve yasal haklarından vazgeçer mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi yukarıda sıraladığım gerçeklere bakıldığında Türklerle, Rumlar iç, içe eşit hak ve hukuk çerçevesinde yaşayabilirler mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dili, dini, örf ve geleneği birbirinden çok farklı; tarih boyunca türlü çatışmalar yaşamış bu iki toplumu yeniden bir araya getirmek nedendir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yaşamları boyunca Rum tarafının ihanetine uğramış, türlü tedhiş hareketleri ile katledilmiş Kıbrıs Türkleri Rum tarafına nasıl güvenecektir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Varsayalım ki, bir gün adada anlaşma olduğunda bu anlaşmanın kalıcı olacağının garantisini kim verecek? Bu anlaşmanın garantörü kim olacaktır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adada yapılan seçimler sonrası her iki tarafta da yeni bir yönetici seçildiğinde yepyeni umutlar pompalanır. Taraflar arası görüşmelerin başlayacağı haberleri yayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; 19 Ekim 2025 tarihinde KKTC’de yapılan seçim sonrasında da aynı şey yapılmış. KKTC Cumhurbaşkanı olarak seçilen Sn. Tufan Erhürman’ın da yakın bir zamanda Rum lideri ile görüşeceği açıklanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Her iki taraf liderinin diyaloğu önemlidir. Ancak, sonuca odaklı olması ve her iki tarafı da memnun etmesi gerekir. Bunun için de Rum tarafının hep bana tavrından vazgeçmeleri gerekecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Sonuç olarak;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Özellikle KKTC’deki genç nüfusun ada gerçeklerini bilmesi, yaşanan gerçeklerden ne kadar etkilendiğimizi görerek hareket etmesi gelecekleri açısından önem taşımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Unutulmasın ki, yıllar önce Girne kentini, denizi ancak boğaz bölgesine kadar giderek oradan seyredebilenler, Rum mezaliminden kurtulup da Hamitköy ovasında kurulu çadırlarda yaşam mücadelesi verenler, gündüzleri çalışıp, gecelerini mevzilerde vatan savunmasında geçirenler yıllarca Rumlarla iç, içe yaşamanın ne kadar zor olduğunu iyi bilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Onların anlattığı bu gerçekler günümüz gençlerine belki bir şey ifade etmeyebilir! Ama gençlerimizin bugün yaşadıkları gerçeklerin de onlarınkinden ne farkı var?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bunu da düşünmek gerekir…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>16 Kasım 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS’TA ÇÖZÜM OLUR MU?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibrista-cozum-olur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 06:37:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[müzakere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=249705</guid>

					<description><![CDATA[              Kıbrıs adasında 1968 yılından beri devam eden müzakereler sürecine bakıldığında taraflar arasında yapılan görüşmelerin hiçbirisinden bir sonuç alınamamıştır. Her defasında yeniden başlayan bu süreç öncesine bakıldığında ise, Rum tarafının kabul edilmesi mümkün olmayan talepleri, Türk tarafının hak ve hukukunu gasp eden yaklaşımıyla karşılaşılmıştır. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#160;&#160;Şurası öylesine açık ve nettir ki; Rumlar müzakereler döneminin hiç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">              Kıbrıs adasında 1968 yılından beri devam eden müzakereler sürecine bakıldığında taraflar arasında yapılan görüşmelerin hiçbirisinden bir sonuç alınamamıştır.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ATILLA-CILINGIR-jpg.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR jpg" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ATILLA-CILINGIR-jpg.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ATILLA-CILINGIR-jpg-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS’TA ÇÖZÜM OLUR MU? 9"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">            Her defasında yeniden başlayan bu süreç öncesine bakıldığında ise, Rum tarafının kabul edilmesi mümkün olmayan talepleri, Türk tarafının hak ve hukukunu gasp eden yaklaşımıyla karşılaşılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Şurası öylesine açık ve nettir ki; Rumlar müzakereler döneminin hiç birisinde talep ettikleri parametrelerden bir adım dahi geri atmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Pekiyi Rum tarafının çözüm adına ortaya koymuş oldukları bu parametreler nedir? Hangi konu başlıklarını içermektedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Rum tarafının çözüm adına ortaya koydukları, her müzakere döneminde hiçbir şekilde vazgeçmedikleri en önemli konu; Türkiye’nin ada üzerindeki garantörlük hakkının ortadan kaldırılması ve Türk askerinin adayı terk etmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kıbrıs’ta 1974’te yaşanan savaş sonrasında adanın güneyine göç eden Rumların yeniden kuzeye dönmeleri çözüm olabilmesi için onlar adına ikinci öncelikli konudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hiçbir müzakere sürecinde Kıbrıs Türk Halkının siyasi ve ekonomik yönden eşitliği, bağımsızlığı, ada üzerindeki yaşam hakları bu sürecin hiçbir döneminde adaletli bir şekilde görüşme masasında ele alınamamış, her defasında Rum tarafının türlü engellerine takılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Adada her müzakere döneminde konu edilen kapalı Maraş bölgesi, Ercan havaalanının uluslararası uçuşlara, Gazimağosa derin limanının uluslararası kullanıma açılması da; çözüm sürecine damgasını vuran konular olmuş ama her defasında Rum tarafının olumsuz yaklaşımları nedeniyle bu konularda da bir sonuç alınamamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Günümüz dünyasına bakıldığında kendi vatanında yaşayan bir toplumun, ona komşu bir diğer toplum tarafından bu kadar izole edildiği, her türlü yaşam hakkının türlü tuzaklarla engellendiği bir coğrafya yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıbrıs Türk’ü halen doğup, büyüdüğü topraklarda izole bir hayat yaşamakta, anavatan Türkiye’nin tanıması, koruyup kollamasından başka bir güvencesi bulunmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Böylesi bir duruma çözüm bulunabilmesi için BM ve AB çatısı altında yapılan görüşmelerden de hiç bir sonuç alınamamış, bunun dışında bölge ve bölge dışındaki ülkelerin çözüm gayretlerinden de bir sonuç çıkmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Adada yaşanan bu olumsuzluklara özellikle son iki yıldır eklenen Doğu Akdeniz ve ada çevresindeki enerji yataklarının kullanımı konusuyla ilgili anlaşmazlıklar, bu çözümsüzlüğü yeni bir zemine ama özellikle emperyalist güçlerin bölgeden enerji payı kopartmaları sürecine taşımıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Artık Kıbrıs adasındaki çözüm, sadece ada üzerinde garantörlük hakları olan ülkeleri değil, bölgenin enerji yataklarının kullanımı nedeniyle Rumlarla anlaşmalar yapan diğer ülkeleri de ilgilendirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kıbrıs konusuna çözüm bulmak amacıyla Crans Montana’da yapılan son müzakerelerden de bir sonuç çıkmayınca; bu defa da özellikle Doğu Akdeniz’de yaşanan enerji sorunuyla ilgili gergin bir sürece girilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıbrıs konusuyla ilgili 60 yıldan bu yana süren anlaşmazlıkların temelinde Rum tarafının kendi isteklerinin dışında hiçbir konuda çözüme yanaşmaması vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Aslında Rum tarafı AB’ye üye yapılmakla, yıllardan beri uluslararası camia tarafından Kıbrıs’ın yasal hükümeti gibi muamele görmekle adada istedikleri her şeyi elde etmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Onlar için bir tek şey kalmıştır! O da yeniden adanın kuzeyine dönmek, Türkiye ve Türk askerinden kurtulmaktır. Bu nedenle adanın kuzeyinde yaşayan Türklerin neler çektikleri, onların izolasyonu, tanınıp tanınmamaları, gelecekleri, adadaki yasal hak ve hukukları onlar için bir şey ifade etmemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Zaman; Rum tarafı için adada yaşanan süreci kendi lehlerine kullanmak amacıyla kullandıkları en önemli silah, Türk tarafı içinse geleceğin bilinmezlerini içeren problemler karmaşası olmuştur.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıbrıs’ta yarım asrı çoktan aşan bu süreçte yaşananlara bakıldığında taraflar arasında mutabakat sağlayan bir çözüm olabilmesi çok zor, hatta imkânsızdır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Artık Kıbrıs konusuyla ilgili çözüm olacak diye bir 60 yıl daha beklemeye ne Türkiye’nin, ne de KKTC yönetiminin bir sabrı kalmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Özellikle Türkiye’nin atacağı yeni/öncelikli adımların en başında adanın kuzeyinde kurulu, 42 yıldır dimdik ayakta duran KKTC devletinin uluslararası camiada tanıtılması olmalıdır.&nbsp; Bu adım; yıllardan beri Rumların Kıbrıs Türk’üne uyguladığı her türlü insanlık dışı ambargolara son vereceği gibi, yıllardır çözüm sürecini engelleyen Rum tarafına da hak ettiği yanıt olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Böylesi bir adım, aynı zamanda Türkiye’nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki varlığına, bölgesel enerji kaynakları üzerindeki hak ve hukukuna ayrı bir güç katacak ama en önemlisi Kıbrıs konusunda aranan çözüm de böylece sağlanmış olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;05 Ekim 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>FİLİSTİN’İ,  KUDÜS’Ü TANIYANLAR;  NEDEN KKTC’Yİ TANIMAZ?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/filistini-kudusu-taniyanlar-neden-kktcyi-tanimaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 07:25:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=249611</guid>

					<description><![CDATA[ABD Başkanı Trump; 2017 yılında İslam âlemini hiçe sayarak, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıklayınca! Türkiye’nin dönem başkanlığını yaptığı bu süreçte, İslam İşbirliği Teşkilatına üye ülkeler de, &#160;ülkemizin liderliğinde bu kabul edilmez duruma anında karşılık verdiler: &#160;&#160;&#160;&#160; Doğu Kudüs’ü Filistin Devletinin Başkenti olarak tanıdıklarını ilan ettiler. &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;Türkiye’nin liderliğinde yapılan iş birlikteliğiyle, bu emperyalist İmparatorluğa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">ABD Başkanı Trump; 2017 yılında İslam âlemini hiçe sayarak, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıklayınca!</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/10/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="FİLİSTİN’İ,  KUDÜS’Ü TANIYANLAR;  NEDEN KKTC’Yİ TANIMAZ? 10"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin dönem başkanlığını yaptığı bu süreçte, İslam İşbirliği Teşkilatına üye ülkeler de, &nbsp;ülkemizin liderliğinde bu kabul edilmez duruma anında karşılık verdiler:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doğu Kudüs’ü Filistin Devletinin Başkenti olarak tanıdıklarını ilan ettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Türkiye’nin liderliğinde yapılan iş birlikteliğiyle, bu emperyalist İmparatorluğa verilen yanıt, ülkemiz adına önemli bir başarı olarak tarihte yerini almış; İslam ülkeleri adına da güçlü bir moral kaynağı yaratmıştı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İşte tam da bu noktada; bu coğrafyada neredeyse bir asırdan beri çözülmesi gereken önemli bir konu daha akla gelmektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kıbrıs adasında yaşanan de-facto durum ne olacaktır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Akdeniz’in orta yerinden; dünyanın enerji coğrafyası Ortadoğu’yu kontrol eden Kıbrıs’ın kaderi değişeli neredeyse yarım asır olmuş; adanın güneyinde ayrı, kuzeyinde ayrı iki devlet yaşamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kıbrıs’ın Güneyinde yaşayanlar Ortodoks, Kuzeyinde yaşayanlar Müslümandır. Her dönemde GKRY’ni koruyup kollayan Hristiyan âlemi Rum tarafını yasal hükümetmiş gibi tanımakta ama adanın kuzeyinde 42 yıldır yaşayan KKTC’yi yok saymaktadır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adada biri varmış, diğeri yokmuş gibi bir durum yaşanmaktadır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu adanın bir de başkenti vardır: Adı Lefkoşa’dır. &nbsp;Dünyanın bölünmüş son başkentidir! &nbsp;Bu bölünmüşlük 1964’ten beri geçerlidir. 1963’ün 21 Aralığında adanın tamamında Türk köylerinin Rumlar tarafından yakılıp yıkıldığı, Türklerin kanının oluk, oluk akıtıldığı o meşum geceden sonra adına &nbsp;‘’kanlı dere’’ denen yerin hemen dibinden geçen bir hatla bölünmüş bir başkenttir burası…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aslında 50’li yıllardan, bugüne adada değişen bir şey yoktur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rumlar adanın tamamını ele geçirmek için 21 Aralık 1963 ve 15 Temmuz 1974’te iki hamle yapmış, adada yaşayan Kıbrıs Türk Halkı ve Türk Milleti buna müsaade etmeyince; adanın Güneyi Rumlarda, Kuzeyi Türklerde kalmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adada her birinin yaşamı da, dili de, dini de, yönetimi de, meclisi de, halkların irade gücü de ayrı iki devlet vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama hala birileri bu coğrafyadaki türlü menfaatleri için, ‘çözüm dedikleri türlü oyunlarla’ bu iki halkı, bu iki ayrı devleti birleştirmenin peşindedir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu oyunlar artık durmalı, durdurulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bunu yapacak olan da yine Türkiye’nin liderliğidir, İslam ülkeleridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mademki Hristiyanlık dünyası adanın sahibi olarak Rum kesimini tanımakta; asırlardan beri yaşadığı, vatan topraklarını Kıbrıs Türk’ünün elinden koparıp almanın planlarını yapmaktadır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O zaman ahir çoğunluğu ile asırlardan beri Müslüman olan, günün beş vakti minarelerinden Ezan-ı Şerifin, salaların yükseldiği KKTC’yi devlet, başkentini de Kuzey Lefkoşa olarak tanımanın zamanı gelmiştir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu konuda da öncülüğü 42 yıldan beri KKTC’yi tanıyan tek ülke olarak Türkiye yapmalı, İslam ülkelerini de bu tanınmaya davet etmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1963’te adayı kan gölüne çeviren Rum tarafını Hristiyan âlemi adanın yasal sahibi olarak tanımakla kalmamış; onları AB’ye üye de yapmıştır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bu adaletsizliğin, hukuk tanımazlığın yanı sıra; adanın kuzeyinde yaşayan Kıbrıs Türk Halkı hala Rum tarafının uyguladığı insanlık dışı ekonomik ve siyasi ambargolarla boğuşmakta, insan hakları ellerinden alınmaya devam etmektedir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;KKTC’de yaşayan Kıbrıs Türk Halkı Müslüman kimliği ile tıpkı Kudüs’te olduğu gibi İslam âleminin de temsilcisidirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Kudüs tabii ki önemlidir, Kudüs İslam âleminin simgesidir. Filistin Devleti de, Filistin Halkı da özgürce yaşamalı; Kudüs sonsuza dek İslam’ın elinde kalmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;İşte tam da bu noktada sorulması gereken soru şudur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ya Kıbrıs Türk’ünün yaşam hakkı ne olacaktır? Hak ve hukuk sadece Rum tarafının mıdır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Rumları adanın yasal hükümeti olarak tanıyan Hristiyan âlemine mensup ülkelere, İslam ülkelerinin vereceği bir cevap olmalıdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ey İslam Ülkeleri:&nbsp; Görün artık bu gerçeği.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Hani GKRY’de mevcut 39 Büyükelçilik arasında sizin de elçiliklerinizin bulunduğu yerin kuzeyinde de bir devlet var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Adı: &nbsp;Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Filistin’i devlet, Doğu Kudüs’ü de başkenti olarak tanıdığınıza göre; &nbsp;bu devleti de, devletin başkenti olarak Kuzey Lefkoşa’yı da tanımanızın zamanı gelmedi mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Bu ikircikli durum niye?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Yoksa bu tanımaya küresel güçlerle birleşen bölgesel menfaatleriniz mi mani?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Nerede kaldı sizin din kardeşliğiniz?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>05 Ekim 2025</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE SONBAHAR…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kuzey-kibris-turk-cumhuriyetinde-sonbahar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 10:04:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=246226</guid>

					<description><![CDATA[Kıbrıs’ta yaşanan kavurucu sıcaklardan sonra adanın en güzel mevsimini, ‘’Sonbaharı’’ bulursun karşında… &#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Adanın yaz günlerini sarmalayan o cehennemi sıcaklardan sonra gelen serin hava, insana huzur verir. Bir de tenhalaşan kumsalların, o engin denizlerin mavimsi yalnızlığı düştüğünde sahil boylarına, düşler dünyasında bulursun kendini… &#160;&#160; &#160;&#160;Her yıl hem kuzeyine, hem güneyine milyonlarca turistin gelmesiyle yaşanan hareketli, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik">Kıbrıs’ta yaşanan kavurucu sıcaklardan sonra adanın en güzel mevsimini, ‘’Sonbaharı’’ bulursun karşında…</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/09/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE SONBAHAR… 11"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Adanın yaz günlerini sarmalayan o cehennemi sıcaklardan sonra gelen serin hava, insana huzur verir. Bir de tenhalaşan kumsalların, o engin denizlerin mavimsi yalnızlığı düştüğünde sahil boylarına, düşler dünyasında bulursun kendini…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Her yıl hem kuzeyine, hem güneyine milyonlarca turistin gelmesiyle yaşanan hareketli, renkli, güzelliklerle dolu bir huzur adasıdır Kıbrıs.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aslında her mevsimiyle bir rüya ülkesidir bu ada. Bir rüya ülkesidir ama 50 yıl öncesinde burada yaşanan savaşın acılı izlerini de taşır hala.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir türlü çözüme kavuşmayan sorunlarıyla dünyanın gözü kulağı da bu adadadır. Her yıl sanki yapılması mecburiymişçesine müzakere masaları kurulur, adada kurulu iki ayrı devleti nasıl birleştiririz senaryoları konuşulur. Ama hiçbir zaman bir çözüm bulunamadan bu görüşmeler son bulur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;1968 yılından beri devam eden bu sürecin ardından tam 57 yıl geçmiş, hala ‘’Birleşik Kıbrıs’’ nasıl kurulur diye koşuşturup durulur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Sanki adada 1974 yılı yaşanmamış, Rumlar tarafından yok edilmekten, ezici baskısından kurtarılan Kıbrıs Türk Halkı özgürce yaşam hakkına kavuşmamış, 42 yıldan beri yaşayan kendi devletini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kurmamış gibi dünya devletleri habire çözüm adına görüşmeler başlamalıdır diye didinip durur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Hâlbuki bu siyasi didiniş olmasa adada yaşam daha güzel olacak. Ada halkı mevcut durumu çoktan kabullenmiş, kendi doğrularının peşinde geleceği daha iyi planlayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her sonbahar geldiğinde çözüm sürecine yeniden başlanır. Adalı siyasileri bir araya getirme gayretleri yeniden canlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Bu yıl da öyle olacak. KKTC de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yine müzakere süreci gündeme gelecek. Ama ne çare ki Rum tarafı adanın sahibi benim tavrından vazgeçmediği sürece bu görüşmelerden hiçbir sonuç alınamayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Bu siyasi ortam yaşanırken, ada halkının yaşamındaki zorluklar da bitmeden devam edecek. Özellikle KKTC’de yaz aylarının kuraklığı ile tarım da yaşanan verimsizlik, adada ki su sıkıntısı nedeniyle geçen zor günler, enerji kaynaklarının yetersizliği nedeniyle insanların yaşadığı zorluklar, ekonominin getirdiği ağır yükler insanların bu güzel adadaki yaşamını karartan olumsuzluklar olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Pekiyi, bu zorlukları görmezden gelerek yaşamak mümkün mü? Tabii ki değil. Ama her ne olursa olsun gelecekteki güzel günleri düşünerek, yaşamdan umudu da kesmemek gerek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yeniden mevsimlerin sarışın güzeline dönecek olursak; bu mevsimin serinliği ile birlikte, yakın zamanda başlayacak yağmurlu günler bir nebze de olsa adalılara nefes aldıracak huzur verecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu yazımı siyasi gelişme haberlerinden uzak kalmaya çalışarak kaleme aldım. İstedim ki, adada yaşayan, adayı ziyaret eden insanlarımız ada yaşamının güzelliklerinin farkına varsın, tüm sıkıntılarını geride bıraksın, bu güzellikleri yaşasınlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Hele ki, KKTC’ye gelen turistler sadece otel kumarhanelerine sıkışıp kalmasın. KKTC de gezip görülecek o kadar güzel yer var ki, buraları da görsünler. Kıbrıs Türk mutfağının o güzel lezzetinden de tat alsınlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Bu günler adayı gezip görmenin en güzel vaktidir. Eylül ayı, adanın boynuna takılı en güzel inci kolyedir. Bu kolyedeki her inci tanesi görülmeye değer en güzel hazinedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Ege adalarına giderek Yunan turizmine yüz binlerce Euro kazandıran Türk turist kafilelerinin KKTC deki turizm hazineleri de görmesi gerekir. Kaldı ki bu hazinelerin görülmesi için harcanan her bir Euro adalı Türk kardeşlerimizin ekonomisine yapılan en önemli destek olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Şöyle düşününüz, KKTC’ye gelmişsiniz, kaldığınız otelin bir yüzü Beşparmak dağlarına bir yüzü Girne sahillerine bakıyor. Sabahın serin rüzgârı ile uyanıp, doğal ürünlerden oluşan mükellef bir Kıbrıs kahvaltısından sonra yosun kokulu denizin mavilikleriyle kucaklaşıyorsunuz. Bundan güzel bir sabah olabilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Sonrasında bırakın kendinizi Eylül güneşinin kollarına o sizi götüreceği yerleri bilir. İster tarihi güzellikleriyle dolu bir mekân, ister doğal güzelliklerle dolu bir belde, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akşam güneşinin batışı ile başka bir sihrin doğuşunu yaşarsın adada. Girne yat limanına yansıyan mehtabın o doyum olmaz seyri ile coşarsın. İyi ki gelmişim buraya dersin, yeniden gelebilmenin hayalini kurarsın…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Haydi bakalım şimdi bir kez daha düşünün KKTC’de yaşanan sonbaharın o güzelliklerini, seyahat planlarınızı bu güzelliklere göre yapın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Adanın siyasi gelişmelerine takılı kalmayın. Çünkü Kıbrıs’ın siyasi yüzü her zaman parçalı bulutlu olacaktır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Siz Eylül ayının keyfini çıkarmaya bakın…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>11 Eylül 2025</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS’TA GEÇİP GİDEN YILLAR…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibrista-gecip-giden-yillar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 06:55:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=231063</guid>

					<description><![CDATA[Zaman durmadan geçip gidiyor. Yıllar geçip giderken yaşamın gerçeklerini de sürüklüyor. Ardında kalan zamana bakıyorsun neler yaşanmış, neler geride kalmış diye! Öylesine büyük bir değişim ki bu! Görünen gerçekler karşısında insan şaşırıp bakakalıyor. Bunlar bir adada yaşanıyor! Adı da Kıbrıs… &#160;&#160; Ama ada deyip de geçmeyin sakın! Konumu itibariyle dünyanın en büyük devletlerinin gözü kulağı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"> Zaman durmadan geçip gidiyor. Yıllar geçip giderken yaşamın gerçeklerini de sürüklüyor. Ardında kalan zamana bakıyorsun neler yaşanmış, neler geride kalmış diye! Öylesine büyük bir değişim ki bu! Görünen gerçekler karşısında insan şaşırıp bakakalıyor.</h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/ATILLA-CILINGIR-jpg.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR jpg" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/ATILLA-CILINGIR-jpg.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/05/ATILLA-CILINGIR-jpg-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS’TA GEÇİP GİDEN YILLAR… 12"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">    Bunlar bir adada yaşanıyor! Adı da Kıbrıs…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Ama ada deyip de geçmeyin sakın! Konumu itibariyle dünyanın en büyük devletlerinin gözü kulağı burada…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; 51 yıl önce savaşın sıcak yüzü ile kavrulan bu önemli adanın kuzeyi öylesine değişmiş, öylesine gelişmiş ki, yarım asır öncesini bilenler, o yokluk yıllarını görenler; bugünlerin değişimini gördükçe bir masal ülkesinde yaşadıklarını sanıyorlar adeta…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Öyle ya! Şimdi adada iki devlet var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Birisi Türklere, diğeri Rumlara ait…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Her şeyden önce bu değişim bile bir mucize.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir zaman olmaz, olamaz denilen olmuş. Kıbrıs Türk Halkı özgürlüğüne kavuşup egemen bir devlet kurmuş. Adına da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti demişler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Rumlar 1878 den beri adanın tamamını Yunanistan’a bağlamanın peşindeyken bunun hiçbir zaman olmayacağını söyleyen Türkiye’nin sözünü dinlememişler, 1974’teki harekâtı ile karşılaşıp adanın güneyinde kalıvermişler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Her ne kadar adanın iki devletli yapısını kabul etmeyen, dünyayı kendilerinin yönettiğini sanan BM ile AB denen iki teşkilat bu gelişmeye hayır dese de; geçip giden yıllar Kıbrıs adasının her yanına bu gerçeği yazmış, yazmaya da devam ediyor…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Adada yaşanan bu büyük değişimi bir türlü kabullenemeyen Rum tarafı uluslararası platformda türlü oyunların, türlü tuzakların peşinde olsa da, yaptığı her hamle yaşanan bu gerçek karşısında etkisiz, sonuçsuz kalmaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Özellikle KKTC’de yaşanan gelişmelerden, değişimlerden hoşlanmayan, rahatsız olan çevreler de var! Hele ki bazı köşe kalemşorları neler, neler yazıyor; yaşanan bu değişim devam edecek olursa, &nbsp;onların çözüm dedikleri federatif yapıdan iyice uzaklaştıkları için Rum dostlarıyla birlikte aynı çatı altında yaşayamayacaklarının huzursuzluğu içinde taraflar arasında bir anlaşma olmayacak gürültüsünü koparıyorlar. Ama zaman bu yaban kazlarının çıkardıkları gürültüye aldırış etmeden akıp gidiyor…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; KKTC deki değişim de hızla devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Özellikle turizm ve inşaat alanında yaşanan gelişmeler çok sevindirici. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da gösterilen ‘’Ada Kıbrıs’’ turizm tanıtım projesi çok ilgi çekti. Adanın kuzeyindeki zengin turizm potansiyelinin sadece deniz ve güneşten ibaret olmadığını anlatan bu proje sayesinde KKTC’ye gelecek olan turist sayısında büyük bir artış olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; 2024 yılında KKTC’ye gelen turist sayısı 1,8 milyon, turizm geliri ise 1 milyar dolar olmuş. Böylesine güzel bir adanın böylesine az turizm geliri olması kabullenilemez. Kaldı ki, bugün 30 bin yatak kapasiteli beş yıldızlı tatil köyleri, otelleri ile mükemmel bir hizmet veren adanın kuzeyine ülkemizden gitmemiş daha milyonlarca insanımız var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;İddia ediyorum, KKTC’de hem konaklama, hem gastronomi, hem tarih, hem doğa, hem de adalı insanların sıcaklığı Ege adalarında yaşananlardan daha üstün. Her şeyden önemlisi burada harcanan her lira KKTC’nin gelişmesine yatırım oluyor. Pekiyi, Yunan adaları dedikleri Ege adalarında yaptığımız harcamalarımız nereye gidiyor? Ya silah olup Trakya sınırımızda karşımıza çıkıyor, ya da uluslararası ilişkilerimizin Yunanistan tarafından engellenmesi için harcanıyor…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;KKTC’deki Ercan havalimanının yenilenmesi ile birlikte her türlü uçağın inişine elverişli hale getirilmesi de büyük bir gelişme. Önümüzdeki turizm sezonunda hem THY’nin ulaşımında, hem de özellikle İngiltere’de yaşayan KKTC vatandaşlarımızın talebiyle hava ile ulaşımda sürpriz gelişmeler yaşanabilir. Bu konuyla ilgili temaslar sona yaklaşmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yeni hava limanının inşası ile birlikte 2025 in ilk iki ayında KKTC’ye bir milyona yakın yolcu, 6000 civarında uçak iniş yapmıştır. Bu yeterli midir? Tabii ki değildir. Ama bu gelişme oldukça ümit verici olup, bu yıl adanın kuzeyinde büyük bir turizm patlaması yaşanacağı gözle görünen bir gerçektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Her yıl olduğu gibi adada yine bir kuraklık yaşandı, çiftçiler oldukça mağdur oldu. Ancak şu gerçeğin de atlanmaması gerekir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Türkiye’den gelen yılda 75 milyon metreküp suyun hem içme, hem de sulama alanlarına verdiği destek adada yaşanan kuraklığı bir nebze de olsa önlemektedir. Bunun yanı sıra Meserya ve Güzelyurt ovalarına açılan sulama kanalları ile birinci etap tamamlanmış 2 bin hektarlık alan suya kavuşmuştur. Türkiye’nin KKTC’nin her yanına su ulaştırma gayreti ile başlattığı çalışmalar hız kesmeden devam etmektedir. Güney Rum kesimi de aynı susuzlukla boğuşmakta çözüm için Arap ülkelerinden deniz suyunu kullanabilme teknolojisini satın alma peşinde koşmaktadırlar. Ya Türkiye’den KKTC’ye gelen can suyu olmasaydı o zaman ne olacaktı? Bunu da düşünmek gerek sanırım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Şimdi bir de Kıbrıs müzakereleri sürecine değinelim! Geçip giden yıllar içinde çözüm adına bir adım dahi atılamamış görüşmeler süreci…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Türkler her defasında iyi niyetle masaya oturmuş, Rumlar hep daha fazlasını vereceksin diye dayatmış, tam oldu anlaşıyorlar derken; Rum tarafı nasıl olsa adanın tüm dünyaca tanınan tarafı benim, adanın yöneteni ben olmazsam olmaz diyerek masayı terk etmişler. Böylece tam 57 yıl geçmiş sonuç yok…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Gerçeklerin resmigeçit yaptığı bir masal sanki…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Ancak her ne olursa olsun! Kim ne derse desin! İster masal, ister hikâye, ister hayal desinler…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçip giden yıllar hep Kıbrıs Türk’ünden yanadır. 50 yıl öncesi Türklerin ada yaşamı ile günümüzdeki yaşamı çok farklıdır. Gelişmeler, değişimler hep Kıbrıs Türk Halkından yanadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Sorun dedelerinize, sorun ninelerinize onlar anlatsınlar size Hamitköy çadırlarında geçen hayatları, bir gece yarısı ansızın alıp götürülen katledilen yiğitleri, yakılıp yıkılan köyleri, susuzluktan, sütsüzlükten ölüp giden bebeleri, sırf Türk oldukları için topluca katledilen binlerce masum insanlarımızı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Şimdilerde KKTC’de her sabah güneş bir başka güzel doğuyor. Beşparmak dağları Torosları özgürce selamlarken. Geçip giden yılların ardından Kıbrıs Türk Halkı her geçen yıl daha da güçleniyor, adım, adım tanınmaya doğru yol alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>25 Mayıs 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KONU KIBRIS OLUNCA…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/konu-kibris-olunca/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 10:19:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=226538</guid>

					<description><![CDATA[50’li yıllardan beri süregelen Kıbrıs konusu son günlerde yine gündemimize oturdu. Özellikle Türk Devletler Topluluğuna üye üç ülkenin (Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan) Güney Kıbrıs’ta büyükelçilik açmasıyla başlayan süreç, ülkemiz açısından büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. &#160; Çünkü Rum kesiminde büyükelçilik açan üç kardeş ülke, AB’nin bu ülkelerde yapacağı 12 milyar avroluk yatırım karşılığında KKTC’nin adadaki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KONU KIBRIS OLUNCA… 13"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">   50’li yıllardan beri süregelen Kıbrıs konusu son günlerde yine gündemimize oturdu. Özellikle Türk Devletler Topluluğuna üye üç ülkenin (Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan) Güney Kıbrıs’ta büyükelçilik açmasıyla başlayan süreç, ülkemiz açısından büyük bir hayal kırıklığına neden oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Çünkü Rum kesiminde büyükelçilik açan üç kardeş ülke, AB’nin bu ülkelerde yapacağı 12 milyar avroluk yatırım karşılığında KKTC’nin adadaki varlığını görmezden geldikleri gibi, Türkiye’nin bu konuda ne kadar hassas olduğunu bile düşünmediler. Aramızda var olduğu söylenen ‘’Kardeşlik-Kandaşlık – Yoldaşlık’’ ilişkilerinden çok kendi ulusal menfaatlerini gözettiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Onlar böyle bir tercih yapmakla:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; BM Güvenlik konseyinin Kıbrıs konusunda almış olduğu kararların tamamını da onaylamış oldular. Türk Devletleri Teşkilatı üyelerinin kabul ettiği BMGK&#8217;nın 541 sayılı kararına göre KKTC’nin ilanı kınanıyor, hukuken geçersiz sayılıyor, diğer devletlere KKTC’yi tanımama ve sadece Rum yönetimini tanıma çağrısı yapılıyor. Kararda ayrıca 1974 yılında alınan 365 ve 1975 yılında alınan 367 sayılı kararlar da yeniden teyit ediliyor. Bu kararlarda Türk Barış Harekâtı kınanıyor ve Türk askerlerinin derhal geri çekilmesi isteniyor. Bu karar aynı zamanda Güney Kıbrıs&#8217;ı &#8216;tek meşru hükümet&#8217; ilan ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu önemli gelişmeler yaşanırken, ülkemiz yetkililerinden uzun bir süre herhangi bir açıklama yapılmadı. Bir süre beklendi. Gerçekte olan olmuş, GKRY Türk Devletler Topluluğunun üç üyesi tarafından tanınmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Ama yine de ülkemizin bu konuda bir açıklaması, bir bakış açısı olmalıydı. O da geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanımızdan geldi. Kıbrıs’ta yaşanan bu gelişme üzerine; ‘’Biz prensip olarak aile içi konuları kamuoyu önünde tartışmamayı tercih ediyoruz’’ dedi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu noktada akla gelen ilk soru şudur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Pekiyi, Kıbrıs konusu aile içinde görüşülmesi gereken bir konu mudur? Hele ki, konuyu görüşeceğimiz diğer aile üyeleri böylesine anlamlı bir prensibi görmezden gelip, olmaması gereken bir karara varmışlarsa!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ayrıca diplomatik ilişkilerde de akla gelen bir soru vardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Uluslararası camiayı ilgilendiren, bizim için ‘Kıbrıs konusu milli davamızdır’’ diye bilinen böylesine önemli bir konu ‘aile içinde’ yapılacak görüşmelerde nasıl değerlendirilecektir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Madem GKRY’ni tanıyıp orada büyükelçilik açtınız. Aynı adımı KKTC için de atın. Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türk Halkının kurmuş olduğu bu Türk devletini de tanıyın mı denecektir? Ama uluslararası ilişkilerde ‘’dostluk değil menfaatler vardır.’’ İlkesi de unutulmamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Bu konuyla ilgili aile içi görüşmenin ne olduğu ve sonuçları ilerleyen süreçte kamuoyuna yansıyacaktır. Temennim odur ki, &nbsp;gittikçe güçlenen Türk Devletler Topluluğu ilişkilerimiz çerçevesinde bu önemli konuda da hem KKTC, hem de Kıbrıs Türkleri için olumlu bir adım atılmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Adada yaşanan bu gelişmenin yanı sıra Ankara’da Norveç Dışişleri Bakanı ile bir araya gelen Dışişleri Bakanımız Sn. Fidan’ın görüşme sonrasında yapmış olduğu açıklama çok önemlidir. Bu açıklamanın en önemli paragraf başlıkları şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türk dünyası bir bütün olarak Kıbrıs Türkünün yanında olmaya devam edecektir.</li>



<li>Kıbrıs Türkleri Büyük Türk Dünyasının büyük ve asli unsurlarıdır. Bu asla değişmeyecektir.</li>



<li>Rumlar ve Avrupa Birliği ne derse desin, tükenmiş federasyon modeli artık masadan kalkmıştır.</li>



<li>Türk Dünyası ile aramızı bozmak isteyenlerin manipülasyonları başarılı olamayacaktır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yapılan bu açıklama Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki duruşunu, Türk Dünyasının bir bütün olarak Kıbrıs Türkünün yanında olduğunu, TDT ile ilişkilerimizin giderek güçlendiğini net bir biçimde ortaya koymuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Ülkemizde bu gelişmeler yaşanırken; Hıristiyan âleminin Paskalya bayramında Rum Ortodoks Kilisesinin Başpapazından bir açıklama gelmiş, Kıbrıs’ta yaşanan tüm olumsuzlukların arkasındaki çirkin yüz bir kez daha ortaya çıkmış, Paskalya vesilesiyle yayımladığı mesajda, Kıbrıs’taki Türk varlığını “zalimlik” olarak nitelendiren Başpiskopos Georgios:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;“51 yıldır Türkler vatanımızı çarmıha germiş durumda. Ancak bu işgal sona erecek. Kurtuluş günümüz gelecek” diyerek. ‘’Türkleri Kıbrıs’tan kovmalıyız’’ açıklamasında bulunmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bu kabul edilemez açıklamanın cevabını Milli Savunma Bakanlığımızın Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Sn. Aktürk Amiral vermiş:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; ‘’Türkiye, GKRY’nin Kıbrıs Türklerinin güvenliğini ve adada barış ve istikrar ortamını tehdit eden faaliyetlerine karşı garantörlüğün kendisine vermiş olduğu yetkileri daha önce olduğu gibi kullanmaktan çekinmeyecektir.’’ Demiştir. Umarım yapılan bu açıklama adalı Rumların 20 Temmuz 1974’te neler yaşadığını yeterince hatırlatmıştır…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; Konu Kıbrıs olunca:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;</strong>&nbsp;Hem ülkemizin, hem de dünyanın gündemi bir anda bu konuya odaklanmakta, Akdeniz’in orta yerinde bir uçak gemisi gibi duran, buradan havalanan uçaklarla her an Orta Doğuyu kontrol edebilen, çevresindeki zengin enerji kaynaklarıyla dünya devletlerinin radarında bulunan Kıbrıs adasında atılan her adım doğal olarak bizleri de ilgilendirmekte, devletimizin aleyhine olabilecek her gelişme dikkatle takip edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; &nbsp;Konu Kıbrıs olunca:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bir de tarihi gerçeklerin içinden cevap verelim. Bu cevap, Mukavemetçi Kıbrıs Türk Halkının asırlardan beri verdiği Türklük ve Müslümanlık mücadelesini anlamayanlara, bin bir meşakkatle, uğruna Şehitler vererek kurduğumuz devletimiz KKTC’yi içine sindiremeyenlere, ille de federasyon diyenlere, adayı Elenleştirme peşinde koşan, Enosisci-Megali İdeacı Rumlarla ‘ortak devlet’ kurmak isteyen Rum sevicilere, &nbsp;teslimiyetçi 5’nci kolculara, Uluslararası kumpasçılara gelsin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Devletimizin Kurucusu Ebedi Liderimiz Rahmetli Rauf Raif Denktaş’la seslenelim:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘’Türkiye’m diyorum anlamıyor musunuz?’’, ‘’Bağımsızlık diyorum anlamıyor musunuz?’’, ‘’Devletim diyorum anlamıyor musunuz?’’, ‘’Egemenlik diyoruz anlamıyor musunuz?’’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bu seslenişi anlamayanlara ben de diyorum ki:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Siz anlamasanız bile Yüce Türk Milletinin ve onun ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk Halkının ezici bir çoğunluğu anlıyor<strong>.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp; Konu Kıbrıs olunca</strong>; ‘’Milli Davamızdır’’ demeye devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ NEDEN TANINMAZ?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti-neden-taninmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2025 09:55:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=224384</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin ata yadigârı Kıbrıs adasındaki soydaşlarımızı Rumların zulmünden, topyekûn katletmesinden kurtaralı 51 yıl, adalı Türklerin özgürlüklerine kavuşarak KKTC adıyla kendi devletlerini kurmasından bugüne 42 yıl geçti. &#160;&#160; Ama ne adadaki bu değişimi, ne de Türklerin kurmuş olduğu KKTC’yi bugüne değin hiçbir ülke kabullenmedi. Türkiye dışında hiçbir ülke de bu devleti tanımadı! &#160;&#160; Neden? &#160;&#160; O [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ NEDEN TANINMAZ? 14"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">    Türkiye’nin ata yadigârı Kıbrıs adasındaki soydaşlarımızı Rumların zulmünden, topyekûn katletmesinden kurtaralı 51 yıl, adalı Türklerin özgürlüklerine kavuşarak KKTC adıyla kendi devletlerini kurmasından bugüne 42 yıl geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Ama ne adadaki bu değişimi, ne de Türklerin kurmuş olduğu KKTC’yi bugüne değin hiçbir ülke kabullenmedi. Türkiye dışında hiçbir ülke de bu devleti tanımadı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Neden?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; O kadar çok nedeni var ki! &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bu nedenlerin en başında geleni; Haçlı seferlerinden bu güne böylesine stratejik önemi olan bir coğrafyada tam da Akdeniz’in orta yerinde bulunan, Ortadoğu’yu yakından kontrol eden uçak gemisi konumundaki bu adada Türk’ün varlığı, Türk askerinin olması hiçbir zaman istenmedi de ondan…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Tarihin hiçbir döneminde Türklerin varlığının Orta Asya’nın dışına çıkması da istenmedi. Çünkü batılılara göre Türklerin batıya yayılması demek İslamiyet’in de genişlemesi, Hıristiyanlığın önüne geçmesi, insanları kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendiren kilisenin de önünü kesmekti de ondan…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Aslında Kıbrıs’ta yaşanan da budur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bugüne değin GKRY’deki Ortodoks Kilisesinin başındaki papazların istekleri dışında yönetimde bulunan hiçbir Rum lideri Türk tarafı ile çözüm adına müzakere edemedi. Kilise ne dediyse müzakere masasında sadece onu dile getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Rum Ortodoks Kilisesi bugüne değin gerçekleşen tüm müzakerelerde adanın yönetiminin Rum tarafında olmasını, Türklerin ise sadece azınlık haklarına razı olmasını istedi. Ondan sonra atılacak adımın, adanın Yunanistan’a ilhak olması da idealleriydi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Tarihi gerçeğe de bakıldığında 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı da Ortodoks Kilisesinin Başpiskoposu Makarios’tu. Onun da amacı adayı Yunanistan’a bağlamaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Kısacası adada yaşanan anlaşmazlığın temelinde Hıristiyan âleminin bu bölgede İslamiyet’in temsilcisi bir devletin olmasını istememesi vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu gerçeğin dışında KKTC’nin tanınmamasının diğer önemli nedeni; ABD-AB-BM ve bölgede menfaati olan diğer devletlerin hem adanın çevresinde bulunan enerji yataklarının kullanılması, hem de adanın stratejik önemi nedeniyle Kıbrıs’ta üs bulundurmak istemeleridir. Bunun için de inanç merkezli politika öne çıkmakta. İslamiyet’in temsilcisi olarak gördükleri KKTC’yi tanımak yerine; Hristiyan âleminin temsilcisi olarak gördükleri Rum tarafını yasal hükümet olarak tanımak onların işine gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bunun yanı sıra ekonominin, paranın gücü de önemlidir. Bunun en yakın örneği; KKTC’nin de gözlemci ülke olarak tanındığı Türk Devletler Teşkilatına üye ülkeler konumundaki; Türkmenistan-Kazakistan-Özbekistan ülkelerine AB’den yapılacak 15 milyar avroluk yatırımın da etkisiyle geçtiğimiz hafta GKRY’ne büyükelçi atamışlardır</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;TDT üye bu üç ülkenin diplomatik hamlesi karşısında Türkiye’den henüz bir açıklama yapılmadı. Ancak KKTC’yi tanımayan bu üç kardeş ülkenin Rum kesimine büyükelçi atamalarını sadece alacakları ekonomik yardım nedeniyle yaptıkları da söylenemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Çünkü yapılan bu hamlenin arka planında; Türkiye’nin Türk Cumhuriyetlerinde giderek artan gücünün AB tarafından fark edilmesi, bu iş birliğinde bir çatlak açılması, Hristiyan âleminin Avrasya platosuna uzanarak bu güç birliğini ayrıştırması yatmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Türkiye’nin bu noktada Azerbaycan’dan alacağı güçlü bir destek ile AB’nin açmak istediği bu çatlağın önünü kesmesi, Türk Devletler Teşkilatına üye olan ülkeler ile ilişkilerini güçlendirmeye devam etmesi en uygun tercih olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Görülen odur ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; KKTC’nin uluslararası camiada tanınması o kadar kolay olmayacaktır. Ama başta Türkiye’nin yöneticileri olmak üzere KKTC’deki yöneticiler de bu devletin tanıtılması faaliyetlerinden asla vazgeçmemeli, uluslararası ilişkilerde KKTC’nin tanınması mutlaka gündeme getirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dünya var olduğundan beri devletlerarasında süregelen dinler savaşı, geçmişte silah gücü ile gerçekleşmişti, günümüzde ise ekonomik güçler çatışması ile devam etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye bulunduğu coğrafyada, son yurdumuz Anadolu’daki güçlü yapısıyla örnek olmaya devam ettiği Avrasya platosundaki devletlerle olan işbirliğini devam ettirirken, uluslararası ilişkilerde de özellikle Hıristiyan âlemine mensup ülkelere sağladığı avantajları bir kez daha gözden geçirmeli, önümüzü kesmeye çalışan kimi ülkelere bu avantajlar hatırlatılarak onları daha dikkatli olmaya davet etmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir örnek vermek gerekirse Suriye’de yaşanan savaş nedeniyle özellikle Avrupa’ya yayılması muhtemel milyonlarca göçmenin önüne geçerek onlara kucak açan Türkiye’nin bu fedakârlığını unutanlara hatırlatmak bile yetecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ÖZGÜRLÜĞÜN DEĞERİ…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/ozgurlugun-degeri-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2025 11:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=223024</guid>

					<description><![CDATA[&#160;&#160; &#160;Kaybettiğinde anlarsın özgürlüğün değerini.An gelir yere göğe sığdıramazsın kendini! Düşüncelerin duygularına yenik düşer, uçar gidersin başka diyarlara…&#160;&#160; &#160; &#160;&#160;&#160;&#160; İnsanın gönül sesi bir kez çağıldamaya görsün! &#160;Önünde ne engel kalır, ne de sınırlar. &#160;O ses ki, duygu yumaklarının armonisi ile zenginleşir, &#160;bir bakarsın uçsuz bucaksız ovalarda, bir bakarsın mor renkli dağlarda, bir bakarsın evrenin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/04/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="ÖZGÜRLÜĞÜN DEĞERİ… 15"></figure>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp; </strong>&nbsp;Kaybettiğinde anlarsın özgürlüğün değerini.An gelir yere göğe sığdıramazsın kendini! Düşüncelerin duygularına yenik düşer, uçar gidersin başka diyarlara…&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanın gönül sesi bir kez çağıldamaya görsün! &nbsp;Önünde ne engel kalır, ne de sınırlar. &nbsp;O ses ki, duygu yumaklarının armonisi ile zenginleşir, &nbsp;bir bakarsın uçsuz bucaksız ovalarda, bir bakarsın mor renkli dağlarda, bir bakarsın evrenin derinliklerinde bulursun kendini…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;İnsanoğlu özgürlüğüne tutkundur, doğasından gelir. Kimi zaman özgürlüklerimize gem vururlar sersemleriz; kimi zamansa özgürlüklerimizin kaybıyla, hayata küseriz…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Doğamızda vardır neticede insanız. Elimizden alındığı anda özgürlüklerimiz; tuzla, buz olur duygularımız. Sıcaklığını arar, onu çok özleriz…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Kaybetmedikçe özgürlüğümüzün bedelini soran olmaz! Kimi zaman soran bulunsa bile verecek bedel kalmaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Özgürce yaşamın bedeli nedir diye sorun bakalım değerini unutanlara? &nbsp;Özgürlük uğruna yemin edenlerin; canını, malını feda etmekten kaçınmayanların bu tutkusuna değer biçsinler. &nbsp;&nbsp;İsterlerse bu onların yeminidir, bizi ilgilendirmez desinler!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Edilen her yeminin bir değeri vardır. Ama en değerlisi özgürlük tutkusu ile yoğrulandır. &nbsp;Bağımsızlık en değerli tutkudur. Ne vatan sevgisi, ne de uğruna hayatını feda edenler unutulur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vatanım isimli destanın güftesini kahramanlar yazar. Özgürce yaşamak yoksa bu neye yarar? &nbsp;&nbsp;Vatan bellediğimiz topraklarda bir düşünün bakalım özgürlük olmazsa, &nbsp;Tadı olur mu hayatın? &nbsp;İnancına, sevdana, acına, hüznüne, sevincine, kısacası her şeyine tat verendir özgürce yaşam…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her şeyin olabilir! &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Üzerinde yaşadığın topraklar, &nbsp;malın, mülkün, tüm sevdiklerin; her ne varsa hayatına anlam katan… Ama özgürlüğün yoksa neye yarar bunlar?&nbsp; Bir gün gelir de kaybedersen özgürlüğün o tılsımlı gücünü. &nbsp;&nbsp;&nbsp;Düşün bir bak! Hayat seni nasıl karşılar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Özgürce yaşamak sadece senin hakkın mıdır? &nbsp;Sana mı haktır sanırsın?&nbsp;&nbsp; Çevrende yaşayan diğer canlılara bir bak! &nbsp;Bunu daha iyi anlarsın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Özgürce yaşam, tüm canlılar için vazgeçilmez olanıdır hayatın. Sadece insanoğlu beyin gücüyle, vicdanıyla yaşar özgürlüklerin hazzını, &nbsp;Diğer canlılar güdüleriyle tadar özgürlük kavramını!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Kelebeklere bir bak! &nbsp;Kozasından çıktığı anda özgürlüğe kanat çırpar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Ya yavru kuşlar? İlk kanat çırpışıyla tadar, özgürce yaşamı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Güneşin doğuşunu izle!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Özgürlük pırıltılarıyla aydınlatır dağları, ovaları, ormanları. &nbsp;Kimi zamansa insanoğlundan gelen tüm acımasızlıkları!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Özgürlüğün tanımına en çok yakışan nedir sence?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;İnsanca yaşamanın tüm güzellikleri mi? Yaşamına heyecan katan aşkların, sevdiklerin mi? Hayatında elde ettiğin varlıklar, ya da zenginlikler mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Nedir sence? &nbsp;Bir düşün!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Vatanı olmayana özgürlük nedir diye sorulur mu? &nbsp;İstiklali olmayan bir millet, vatanında yaşam hakkı bulur mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Düşün, bir bak ardına! &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Ardımızda kalan yaşanmışlıklara, tarihe kazınan zaferlere, bu vatan için ödenen bedellere…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Minarelerden taşan ezan sesleriyle coşar bu millet. &nbsp;Göğsümüzdeki imanın görüntüsüdür şahadet.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Asırlık çınar oldu bu Cumhuriyet.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Sonsuza kadar var olacak atalarımızdan yadigârdır bu Gazi Topraklar:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;“O benim milletimin yıldızıdır parlayacak. O benimdir, O benim milletimindir ancak.”&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;<strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp; 03 Nisan 2025</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS’A DİKKAT&#8230;</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibrisa-dikkat-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Mar 2025 06:56:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=219764</guid>

					<description><![CDATA[Neredeyse 8 yıldan beri uykuda olan/uyutulan Kıbrıs konusu ne olduysa yeniden gündem olmaya hazırlanıyor! &#160;&#160; 2017 yılında Rum tarafının Crans Montana görüşmelerinde masadan kaçmasıyla neticelenen Kıbrıs müzakere süreci 17-18 Mart 2025 tarihleri arasında Cenevre’de yapılacak beşli görüşme ile bir kez daha haber başlıkları arasında yerini alacak. &#160;&#160;&#160; Türkiye, İngiltere, Yunanistan, Kıbrıs Türk Yönetimi, Kıbrıs Rum [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/ATILLA-CILINGIR.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/ATILLA-CILINGIR.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/03/ATILLA-CILINGIR-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS’A DİKKAT... 16"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Neredeyse 8 yıldan beri uykuda olan/uyutulan Kıbrıs konusu ne olduysa yeniden gündem olmaya hazırlanıyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; 2017 yılında Rum tarafının Crans Montana görüşmelerinde masadan kaçmasıyla neticelenen Kıbrıs müzakere süreci 17-18 Mart 2025 tarihleri arasında Cenevre’de yapılacak beşli görüşme ile bir kez daha haber başlıkları arasında yerini alacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye, İngiltere, Yunanistan, Kıbrıs Türk Yönetimi, Kıbrıs Rum Yönetiminin temsilcileri BM genel sekreterinin gözetiminde yeniden bir araya gelecekler.&nbsp; Yani 1968’den beri devam edip de hiçbir sonuç alınamayan yeni bir müzakere sürecinin başlaması için hazırlık yapılacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Eller sıkılacak, gözler süzülecek, çaylar içilecek, yemekler yenecek. Ama iş çözüm adımlarına geldiğinde atılacak her adım için Rum tarafı yeni bir taviz isteyecek…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bir defa şu gerçekleri yeniden hatırlatalım:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Rum tarafı sonu ‘’Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’’ olan bir çözüm şeklinin dışında hiçbir öneriye evet demiyor. Kıbrıs Türk tarafı ise bunun tam tersini istiyor. Kıbrıs Türk Halkının egemenliğinin uluslararası alanda kabul edildiği yan yana yaşayan iki ayrı egemen devlet yapısında ısrarcı. Çünkü Rumlarla aynı devlet çatısı altında iç, içe yaşandığında neleri yaşayacağını çok iyi biliyor.</li>



<li>Bundan önce yaşanan her müzakere sürecinde Türk tarafına azınlık haklarından bir fazlasını dahi vermek istemeyen Rum tarafı ise; bu hukuksuzluğunu devam ettirmekte kararlı…</li>



<li>Yukarıdaki iki gerçeğin dışında en önemli konu da; Türk askerinin adadan bir an önce ayrılması ile ilgili Rum dayatması. Gerekçeleri ise AB ülkesi olan bir devlet için başka bir ülkenin garantör olması kabul edilemez. Bu nedenle de adada bulunan yabancı askerler derhal adayı terk etmelidir. BM ile AB’nin de görüşü bu yönde. Kaldı ki, BM Güvenlik Konseyi almış olduğu kararlar ile Türkiye’yi adada hala işgalci olarak tanımlıyor. Bu iki yapı da, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerinin adada neler yaşadığını, Rumlar tarafından bir gecede nasıl yok edilmek istendiğini bilmiyorlarmış gibi hareket etmeye devam ediyorlar.</li>



<li>BM ve AB 2004 yılında oylanan Annan planında Kıbrıs Türk tarafına oynadıkları oyunu da gözden kaçırıp, Rum tarafını hala adanın yasal hükümet temsilcisi olarak tanıyorlar. Kıbrıs Türk Halkına yıllardan beri uygulanan insanlık dışı ambargolara da sessizler. Bu insanlık ayıbının devamına göz yumuyorlar.</li>



<li>Bugüne değin yapılan Kıbrıs müzakerelerinin hepsinde çözüm için atılan her adım, Rum görüşmeciler tarafından baltalandı. Çünkü Rumlar sonu Enosis olmayan hiçbir adıma olumlu yaklaşmadılar. Bundan sonra da yaklaşmayacaklar…</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yukarıda sıraladığım gerçekler Kıbrıs konusuyla ilgili görüşmeler sürecinde öne çıkan en önemli konu başlıklarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bunların dışında ‘’toprak düzenlemeleri-mülkiyet-ekonomi-garantiler-güç paylaşımı’’ gibi her toplantıda konu olan başlıklar da ilavesi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bu yazım aracılığı ile soruyorum:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Sonucu olmayacak bir toplantı neden yapılır ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bugüne değin yapılan Kıbrıs müzakerelerinin hangisinden bir sonuç çıktı ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Sırf barışı istemeyen taraf ben gözükmeyeyim diye böyle bir toplantıya neden gidilir ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Adada yaşayan Türkiye kökenlilerin güneye geçmesine dahi izin vermeyen Rum yöneticiler Cenevre’de yapılacak genişletilmiş toplantıda ne söyleyecek neleri dile getirecek ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Kıbrıs Türk tarafının turizm alanındaki başarılarını engellemek için her çareye başvuran, adalı Türklerin yaşam mücadelesini her alanda engelleyen Rum tarafı Cenevre’de nasıl bir adım atacak ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Adayı ABD’nin uydusu haline getirebilmek için türlü anlaşmalarla Amerikan askerlerine kucak açan, her geçen gün biraz daha silahlanan Rum tarafı, adanın barış içinde yaşaması için nasıl bir yol izleyecek ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Ada çevresinde bulunan zengin hidrokarbon yatakları için kurgulamadığı Bizans oyunu kalmayan, bu enerji yataklarının peşindeki devletlerle yeni, yeni anlaşmalar imzalayan Rum tarafı, Türk tarafı ile bu zenginlikleri paylaşabilecek mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Rum tarafı adada yaşamı kolaylaştırabilecek hangi konuda bugüne değin Türk tarafı ile iş birliği yaptı ki? Bundan sonra da yapacak!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Kıbrıs adasında adalıların ortak yaşayabilmesi için hangi konuya baksak sonu hüsran. Çünkü Rum tarafı adanın sahibi biziz, biz ne kadarına müsaade edersek Türk tarafı o kadarı ile yetinecek diyor. Bunun dışında hiçbir şey söylemiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yahu Kıbrıs’ta yaşayan Türkler sizin emrinizde çalışan köleleriniz mi? Siz hala 1974 öncesinin rüyasını mı görüyorsunuz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Uyanın artık bu rüyadan!&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Değişmez/değiştirilemez bir yapıyı yeniden ters yüz etmek de neyin nesi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Aradan 50 yıl geçti. Gerçeği görmeniz, anlamanız için bir 50 yıl daha mı geçmeli?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Kıbrıs’ın kuzeyinde kurulu, 42 yıldan beri yaşayan ayrı bir devlet vardır. Adı KKTC’dir. Bu devlet Kıbrıs Türk Halkının Yaşadığı yerdir. Türkiye de tüm gücü ile bu devletin yanında, yanı başındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Rum tarafı eğer Kıbrıs’ta çözüm istiyorsa; çözümün bu devleti tanımaktan geçtiğini bilmelidir. Yok, hala türlü oyunlarla Enosis’i gerçekleştirebileceğini sanıyorsa, bu rüya bile değil sadece hayalden ibaret olup, işbirlikçileri de bunu böyle bellemelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>09 Mart 2025</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS’I YAZMAK…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibrisi-yazmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Feb 2025 07:52:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=217458</guid>

					<description><![CDATA[Tamı tamına 50 yıl olmuş Kıbrıs konusunda yazıyorum… Adayı savaşla tanıdım. 1974 Yılı Temmuzunun 20’nci günüydü; ilk gördüğüm şey silah seslerinin çınlattığı alev, alev yanan bir ada, bu adada yaşamaya çalışan Kıbrıs Türk’üydü… &#160;&#160;&#160; Adalı Rumları ise savaşın içinde tanıdım… &#160;&#160;&#160; &#160;Savaşın içinde bulduğum kalınca bir defterde not tutmaya başladım. Kaleme aldığım ilk şey gencecik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ATILLA-CILINGIR-jpg.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ATILLA CILINGIR jpg" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ATILLA-CILINGIR-jpg.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/ATILLA-CILINGIR-jpg-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS’I YAZMAK… 17"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Tamı tamına 50 yıl olmuş Kıbrıs konusunda yazıyorum… Adayı savaşla tanıdım. 1974 Yılı Temmuzunun 20’nci günüydü; ilk gördüğüm şey silah seslerinin çınlattığı alev, alev yanan bir ada, bu adada yaşamaya çalışan Kıbrıs Türk’üydü…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adalı Rumları ise savaşın içinde tanıdım…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Savaşın içinde bulduğum kalınca bir defterde not tutmaya başladım. Kaleme aldığım ilk şey gencecik yaşımda katıldığım Kıbrıs savaşlarında yaşadıklarımdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sonrasında yazdıklarım ise kaderime iz bırakan bu adadaki her şeydi. Hala adayı izler, izlediklerimi yazmaya çalışırım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir insanın savaştığı yerlerde, bu yerlerde tanıdığı insanlarla öylesine özel yaşanmışlıkları oluyor ki! Bunları hiçbir zaman unutamıyorsunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yediğiniz yemekten, içtiğiniz suya; gördüğünüz yerlerden, yaşadığınız olaylara kadar ne varsa beyninize kazınıyor, unutamıyorsunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Hele ki, bir de orada omuz, omuza savaştığınız silah arkadaşlarınızı toprağa vermiş, onların şehadetlerine tanıklık etmiş iseniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu adada yaşayan insanların öz geçmişlerine baktığınızda; onlar adalı olmanın tüm özelliklerini taşıyor ama size, adaya bir amaç uğruna gelen görevli olarak verilen vazifeyi yapmakla mükellefsiniz diye bakılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Nasıl olsa görevi bitip dönecektir deniyor. Ama hiç de öyle olmuyor. Çünkü siz günü geliyor bir adalı gibi düşünüp, bir adalı gibi yaşamaya başlıyorsunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Pekiyi, adalı ne demek?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Adalı demek, yaşadığı coğrafyanın dört bir tarafının denizle kaplı olduğunu, ana karadaki sevdiklerini istediği anda göremeyecek olmasını bilen, onların hasreti ile yaşayabilen, adada acil bir ihtiyacı olduğunda ona hemen ulaşamayacağının, alamayacağının bilincinde olan;&nbsp; acıyı da, sevinci de, mutluluğu da çoğu zaman anılarında hatırlayabilen demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Sanırım bu cümlelerim okuyanlarına belki çok şey ifade etmeyecektir. O zaman şöyle söylemek gerekirse, adalı demek:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; ‘’Kaderinin sesini kalp atışlarında duyan’’ demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;İşte Kıbrıs’ta yaşayan adalı dostlarım da kaderlerinin sesini yıllar boyunca hep kalp atışlarında duydular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O kalp atışları ki; onlara hep acıyı, korkuyu, hasreti yaşattı. Geride kalan asırlar boyunca o kalp atışlarıyla sadece çok özel günlerde mutlu oldular…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Adada yaşadığım dönemde bazı zamanlar Lefkoşa’nın Türk kesimi kırsalında, bazı zamanlar Girne kıyılarında ben de dinledim kaderin sesini. Tıpkı adalılar gibi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Onların savaş öncesinde, savaşın içinde yaşadıklarını bilen birisi olarak bu topraklarda nelere tanıklık ettiklerini bir kez daha analiz ettim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Adalı Türkler;&nbsp; sırf kimliklerinde Türk yazdığı için bir gece içinde yok edilmek istenmişler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Adalı Rumların eşkıya kılıklı çetecileri ise; elde silah tarih sayfalarını sadece kirletmekle kalmamış, insanlığa sığmayan pek çok cinayetin izlerini de eklemişler. Rum yöneticileri ise değil bunlara ses çıkarmak, sessizce onay verircesine seyretmişler…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Günü gelmiş savaş bitmiş, Türk tarafı kendi kaderinin sesine kulak vermiş. Onca acının, kan ve gözyaşının karşılığını hürriyetine kavuşarak almış, adanın kuzeyinde ayrı bir devlet kurmuş, Rum tarafı yaptıkları onca cinayetin, aymazlığın, acımasızlığın bedelini ödemiş, adanın sadece güneyinde yaşamak durumuyla karşı karşıya kalmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Şimdi sınırlar ayrı, devlet ayrı, bayrak ayrı, halk ayrı, dil ayrı, din ayrı, gelenek görenek ayrı, yaşam biçimi ayrı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Kısacası her şey apayrı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Yarım asırdan beri adada durum böyle. Kaderinin sesini kalp atışlarıyla duyanlar, bundan böyle bu şekilde yaşamaya devam edecekler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Elbette ki, her yerde olduğu gibi bu adada da yaşamın böyle devam etmeyeceğini varsayanlar, böyle bir yaşam olmasını istemeyenler de var!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Adalı siyasiler, adayı kendi menfaatleri için kullanmak isteyen dünya devletleri… Bunlar dur durak bilmeden, Kıbrıs konusunu çözelim diye türlü, türlü öneriler sunmaya devam ediyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Taraflara gelince:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Rum tarafı hala adanın yasal hükümeti benim; çözüm olacaksa Türkler ancak azınlık haklarına evet derse olur diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Türk tarafı ise Rumlarla iç, içe yaşanamayacağının bilinci ile benim için çözüm, ayrı bir devlette, yani KKTC ‘de yaşamaktır. Bu da gerçekleşmiştir diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;İşte son dönemde adadan elde etmiş olduğum izlenimlerin, bu yazıya düşen izleri bunlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Ve adalılar hala ‘’ Kaderlerinin sesini kalp atışlarında duyuyorlar…’’</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama şu gerçek de unutulmasın:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ne zaman ki; Adalıların ‘’Kalplerinin atışı kaderlerinin sesi olacak…’’ İşte o zaman adalılar için hayat çok daha güzel olacak…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>23 Şubat 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS KONUSU YENİDEN GÜNDEM OLUR MU?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibris-konusu-yeniden-gundem-olur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Feb 2025 06:44:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=215305</guid>

					<description><![CDATA[&#160;&#160;&#160;&#160; Bir zamanlar ülkemizin her gün gündeminde bulunan, dünya devletlerinin takip ettiği hemen, hemen her gün haber kanallarına konu olan Kıbrıs konusu en son 2017-2018 Crans-Montana görüşmeleri ile gündem olmuş; bu müzakere süreci de Rum tarafının masadan kaçmasıyla başarısızlıkla son bulmuştu… &#160;&#160;&#160; Aradan neredeyse 8 yıl geçti. Konuyla ilgili hiçbir hareket yok.&#160; Ses seda çıkmıyor! [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67a9a03583fa3.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="67a9a03583fa3" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67a9a03583fa3.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2025/02/67a9a03583fa3-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS KONUSU YENİDEN GÜNDEM OLUR MU? 18"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir zamanlar ülkemizin her gün gündeminde bulunan, dünya devletlerinin takip ettiği hemen, hemen her gün haber kanallarına konu olan Kıbrıs konusu en son 2017-2018 Crans-Montana görüşmeleri ile gündem olmuş; bu müzakere süreci de Rum tarafının masadan kaçmasıyla başarısızlıkla son bulmuştu…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aradan neredeyse 8 yıl geçti. Konuyla ilgili hiçbir hareket yok.&nbsp; Ses seda çıkmıyor! Her şey hallolmuşçasına zaman akıp geçiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Konuya taraf olan ülkelerden, adada kurulu devletlerin yöneticilerinden gündelik mesajların dışında hiçbir haber yok!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Konu öylesine kilitlenmiş durumdaki bu kilidi açabilecek ne bir çaba, ne de lider kalmış sanki! Her iki taraftan da günü kurtaran mesajların dışında duyulan hiçbir şey yok artık…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Anlaşılan o ki, konunun çözümü ne zamana, ne de yapılacak müzakerelere kaldı! Herhalde konunun çözümü Allah’a bırakıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Öyle ya! Kıbrıs’ta yaşanan savaşın ardından 50 yıl, konunun çözümü için başlayan müzakere sürecinden bugüne 57 yıl geçti. Bu uzun süreçten hiçbir sonuç çıkmadı. Taraflar arasında yapılan her görüşme sonuçsuz kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Neticeten BM ve AB üyelerinin gözünde Türkiye Kıbrıs’ta hala işgalci! Rum tarafı ise adanın mağdur tarafı, yasal tanınan hükümeti. Bu haksız kanaat BM güvenlik konseyinde alınan kararlarda da böyle, &nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB raporlarında da böyle yazılı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Adada her iki devlette yaşayan halkın düşüncelerine, çözüme nasıl baktıklarına gelince:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Her iki halk da mevcut durumu kabullenmiş durumda. Kaldı ki, geçim derdine odaklanmış insanlar öncelikle adadaki çözümü değil, hayatlarını nasıl idame ettireceklerini düşünürler. Ekonomik yönden giderek pahalılaşan yaşam biçimi adalıların ilk düşündükleri şey olmuş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Ne birleşik Kıbrıs’ı, ne federasyonu, ne de başka bir çözümü düşünüyorlar. Onlar yaşama tutunmanın peşindeler…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Dünya devletlerinin konuya bakışına gelince; onlar da adadan nemalanmanın; çevresindeki doğal gaz, petrol zenginliklerinden pay kapmanın, adada yer almanın peşindeler. Kıbrıs gündem olmuş, çözüm için gerekenler şuymuş, buymuş umurlarında bile değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Konunun çözümü gündemlerinde olsa, Türkiye’nin çözüm önerilerine kulak tıkayıp, sadece Rumların adanın tek sahibi biziz dayatmalarını onaylayıp bu haksızlığa kulak kabartırlar mıydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Türkiye ve KKTC yönetimi bugüne değin ellerinden gelen her çabayı harcamış, çözüme ulaşabilmek için pek çok taviz vermiştir. Bundan sonrası için konu çözüme odaklanacaksa yan yana yaşayan iki devletli yapı çözümün ana konusu olacaktır. Garantör Türkiye’nin konuya bakışı da, çözümün anahtarı da budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Pekiyi, Kıbrıs konusu hiç mi gündem olmayacaktır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Tabii ki olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Mevsimine göre doğal güzellikleriyle, turistik yapısıyla, sanatçılarımızın o pahalı konserleriyle, kumarhaneleriyle, tarafların özel günlerinde anma, kutlama törenleriyle gündeme gelecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Az da olsa kimi köşe yazılarıyla hatırlanacak, kimi kitaplarda yazılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Adanın geçmişini yaşayan insanlar azaldıkça bu yazılarda, kitaplarda yok olacak, gün gelecek anılarda dahi kalmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Şöylece bir yoklayınız hafızanızı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Kıbrıs konusu 50’li yıllarda gündeme geldiğinden beri, yaşanan onca gerçekten bugünlere ne kaldı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Kaç yazan kalem hatırlatıyor o gerçekleri?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Ya yeni nesil?&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;X, Y, Z, Alfa kuşakları?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Kaçının umurunda Kıbrıs konusu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Kıbrıs onlar için ne anlama geliyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Sadece yaz tatillerinin geçirildiği farklı bir rota değil mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ya o vatan toprağımız uğruna hayatlarını seve, seve feda eden kahramanlarımızı sevdiklerinden başka kaç hatırlayanımız kaldı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bu yazı sadece bir durum tespitinden ibaret&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnşallah Kıbrıs konusu en kısa zamanda bu defa çözümün gerçekleştirilmesi için yeniden gündem olur. Bu tespitlerimde de ben yanılmış olurum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>10 Şubat 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>2025 YILINA GİRERKEN KIBRIS KONUSU…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/2025-yilina-girerken-kibris-konusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2024 09:03:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=209418</guid>

					<description><![CDATA[Yıllar su gibi akıp giderken, Türk Milletinin, Kıbrıs Türk Halkının ilgilendiği konuların en başında yine Kıbrıs’ta yaşananlar gelmektedir. Kıbrıs’ta yaşananlar bir sorun mudur? Yoksa bir konu mu? Diye soranlara her defasında Kıbrıs bir konudur. Çünkü Kıbrıs sorunu 20 Temmuz 1974’te çözülmüştür yanıtını veririm. 1878 yılından beri türlü oyunlarla Kıbrıs adasını ele geçiremeyen Rum-Yunan ikilisi ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/676e6d49b90b3.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="676e6d49b90b3" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/676e6d49b90b3.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/12/676e6d49b90b3-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="2025 YILINA GİRERKEN KIBRIS KONUSU… 19"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">Yıllar su gibi akıp giderken, Türk Milletinin, Kıbrıs Türk Halkının ilgilendiği konuların en başında yine Kıbrıs’ta yaşananlar gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kıbrıs’ta yaşananlar bir sorun mudur? Yoksa bir konu mu? Diye soranlara her defasında Kıbrıs bir konudur. Çünkü Kıbrıs sorunu 20 Temmuz 1974’te çözülmüştür yanıtını veririm.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1878 yılından beri türlü oyunlarla Kıbrıs adasını ele geçiremeyen Rum-Yunan ikilisi ile onları her konuda destekleyen emperyalist güçler, bundan 50 yıl önce hak ettikleri cevabı almış; adada yaşanan kargaşaya, Kıbrıs Türk’ünün çektiği tüm acılara, 1963’te Rumların bir gecede Türkleri topyekûn imha etme planına, en nihayetinde adayı Yunanistan’a bağlama hayallerine Mehmetçik son vermiş adaya barışı ve huzuru getirmiştir. Kim ne derse desin, tarih sayfalarının yazdığı gerçek budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adanın tarihi özgeçmişinde bunlar yaşanmışken, Kıbrıs adasının ardında kalan 50 yıl sonra bugünün gerçeği nedir diye baktığımızda?</p>



<p class="wp-block-paragraph">2024 yılını ardımızda bırakacağımız bugünlerde adanın yegâne gerçeği; 50 yıl önce sınırları kan ve can bedeli ödenerek belirlenmiş iki yapılı devletten ibarettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu devletin Türklere ait olanının adı; 1983 yılında kurulan ve 41 yıldan beri dimdik ayakta duran Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletidir. Rumlara ait olanının adı ise Güney Kıbrıs Rum Kesimidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bütün dünya şunu bilmelidir ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963 yılında Rumlar tarafından tek taraflı olarak yıkılmış, bu devletin anayasal kurucu ortağı olan Kıbrıs Türk tarafı bu devletin tüm kuruluşlarından atılmışlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Günümüz dünyasında adanın kuzeyinde Türkler, Güneyinde de Rumlar yaşamaktadır. Hala bu gerçeği yok sayarak, Kıbrıs’ta yeni baştan; ‘’Tek Devlet, Tek Millet, Tek Egemenlik’’ peşinde koşanlar sadece hayal değil, var olan bu gerçeği de görmezden gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; 2024 yılında yaşanan gelişmelere bakıldığında:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;ABD, AB ile adanın çevresindeki enerji kaynaklarından pay alabilme peşinde koşan Fransa, İsrail, kimi körfez ülkeleri Rum tarafı ile sıkı bir işbirliği içinde olabilmek adına çeşitli anlaşmalar yaparken; adanın kuzeyinde yaşayan Türkler yine türlü ambargolar ile dünyadan dışlanmış bir şekilde yaşam savaşı vermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Rum tarafının Annan Planı oyunu ile AB üyesi yapılmasından sonra, GKRY’ne adanın yasal hükümeti bunlardır denerek her yıl milyarlarca avro yardım yapılmakta ama adanın kuzeyinde yaşayan Türklere yapılan bu yardımın tek bir avrosu dahi verilmemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Eğer dünya devletleri 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetini hala var sayıyorlar ise bu devletin kurucu ortağı olan Kıbrıs Türk tarafına da yardım etmeleri gerekmez mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Sadece bu hukuksuz uygulama dahi dünya devletlerinin Kıbrıs konusuna ne kadar şaşı baktığının en çarpıcı gerçeğidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Adada yaşanan bu gerçeklere rağmen KKTC’deki yaşam Türkiye’nin de desteği ile her geçen gün gelişmekte, daha ileriye gitmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Kıbrıs Türk tarafında yaşanan bu gelişmeler, Rum tarafını huzursuz etmekte, adadaki gerçek göz ardı edilerek, gerek BM, gerekse AB kanalı ile Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için her yol denenmekte, adayı ele geçirmek adına yapılabilecek türlü Bizans oyunlarının planlanması ile dünya kamuoyunun dikkati bu adaya çekilmek istenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Şu gerçeğin altını bir kez daha kalın çizgilerle çizmek gerekirse, Kıbrıs adası ile ilgilenen dünya devletlerinin bu adada ile olan ilgisi; sadece adanın çevresinde bulunan enerji kaynaklarının işletilmesi, bu kaynağın nakli, buradan elde edecekleri mali gelirden ibarettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Tabii ki, adanın stratejik konumu, Ortadoğu’ya olan yakınlığı da önemlidir ama bunlar ikinci planda kalan özelliklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bütün bu gerçeklere bakıldığında Türkiye’nin böylesine önemli bir adada olmaması, adanın böylesine önemli kaynakları ile ilgilenmemesi düşünülebilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Kaldı ki, Kıbrıs adası atalarımızdan yadigâr vatan toprağımızdır. 307 yıl boyunca adada var olan, adada yaşayan diğer ırk ve dinden insanlara her türlü medeniyet yollarını açan uygulayan bir ecdadın temsilcileri olarak, bu adadaki tarihi ve yasal hakkımıza, hukukumuza sahip çıkmak hem tarihimize, hem de atalarımıza olan vicdan borcumuzdur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; KKTC’nin bugününe baktığımızda:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Gerek devlet yapısı, gerekse soydaşlarımızın yaşam standardı giderek gelişmekte; turizm, alt yapı, inşaat, ulaşım, eğitim, iletişim konularında oldukça başarılı gelişmeler yaşanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Dış ilişkilere bakıldığında; KKTC’nin tanınmasına giden yolda oldukça mesafe alınmış; özellikle İslam İşbirliği toplantılarında, Türk Devletler Topluluğu ilişkilerinde tanınmaya giden yol oldukça kısalmıştır. 2025 yılı içinde olmasa bile çok yakın bir gelecekte KKTC Devleti mutlaka tanınacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bu tanınma Türkiye için de çok önemlidir. Bugün adanın kuzeyinde bir Türk Devleti olmasaydı! Türkiye mavi vatan dediğimiz Akdeniz’e, uluslararası sulara nasıl açılacak nasıl bayrak dalgalandıracaktı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Günümüzde Suriye’de yaşanan gelişmelere bakıldığında bu devletin yeni hükümeti ile kurulan iyi ilişkiler, Akdeniz’de Türkiye-Suriye arasında varılacak mutabakat ile imzalanacak yeni bir münhasır bölge anlaşması, bu bölgede kurulan Rum tuzaklarına da son verecek, bölgedeki enerji kaynaklarının kullanılması yönünde Türkiye’ye büyük bir avantaj sağlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Bu gelişmeyi gören Rum kesimi, büyük bir telaşın içine girmiş, bunu nasıl önlerim diye planlar yapmakta, bu yıl ABD ile imzalamış olduğu ekonomik, askeri iş birliği anlaşmasını devreye sokarak bunu önlemeye çalışmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Diğer taraftan giderek silahlanan, İsrail’den GKRY koruyacak demir kubbe hava savunması alımında ısrarlı olan Rum tarafının amacı nedir? Bu silahlanma kime karşı yapılmaktadır. ABD’nin Rum kesimine silah ambargosunu kaldırmasının hedefi nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bundan 50 yıl önce tüm dünyayı hayretler içinde bırakarak adaya çıkan, soydaşlarını ölümden kurtaran Türkiye bugünün gelişmelerine bakarak gelecekte yaşanabilecek her türlü oldu bittiye karşı hazırlıklı olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Bu nedenle ülkemizi yönetenlerin bir gözü Kıbrıs’ta, diğer gözü bu adada üs sağlayan devletlerde olmalı milli menfaatlerimiz hiçbir şekilde aşınmaya, eksilmeye uğramadan savunulmalı, korunmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>27 Aralık 2024</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS TÜRK DEVLETİNE GİDEN YOL…</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibris-turk-devletine-giden-yol/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Atilla Çilingir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2024 09:18:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[10 Kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=202747</guid>

					<description><![CDATA[&#160; &#160;Bir vatan düşünün! &#160; &#160;&#160; 50 yıl önce hürriyetine kavuşmuş insanların yaşadığı bir yurt… &#160;&#160; Hem de Akdeniz’in tam da orta yerinde bir ada parçasında. &#160;&#160; Önce İngilizlerin, sonrasında da Rumların baskıcı rejimi ile bu adada varoluş mücadelesi veren bu halkın kimler olduğunu soruşturun! &#160; Tarih sayfalarını karıştırdığınızda karşınıza çıkacak olan gerçek; Kıbrıs Türklerinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading ust-baslik"></h2>


<figure class="cikarilmis-gorsel wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="500" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/673711dfcdfb4.webp" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="673711dfcdfb4" style="object-fit:cover;" srcset="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/673711dfcdfb4.webp 860w, https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2024/11/673711dfcdfb4-150x87.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" title="KIBRIS TÜRK DEVLETİNE GİDEN YOL… 20"></figure>


<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;Bir vatan düşünün! &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; 50 yıl önce hürriyetine kavuşmuş insanların yaşadığı bir yurt…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Hem de Akdeniz’in tam da orta yerinde bir ada parçasında.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Önce İngilizlerin, sonrasında da Rumların baskıcı rejimi ile bu adada varoluş mücadelesi veren bu halkın kimler olduğunu soruşturun!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Tarih sayfalarını karıştırdığınızda karşınıza çıkacak olan gerçek; Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs adasında verdiği yaşam mücadelesi olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; 1878 yılından 20 Temmuz 1974 tarihine kadar yaşanan bu gerçeğin içinde kan ve gözyaşından başka olumlu, iç açıcı, sevinçli hiçbir şey yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Neredeyse 1,5 asır boyunca süregelen bu acılar yumağının sonu, günümüzde Gazze’de yaşanan insanlık dramına döneceği sırada; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kahraman ordularının bu acılar yumağına yasal müdahalesi ile son bulmuş; adalı Türkler özgürlüklerine kavuşurken, adaya da barış ve huzur gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; 20 Temmuz 1974 yılında yapılan bu müdahaleden sonra geçen yıllar; kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir toplumun neleri, nasıl başardığını anlatır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Şöyle düşününüz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Anayasal kurucu ortağı olduğunuz Kıbrıs Cumhuriyetinde yaşarken 1963 yılında birdenbire o devletin ortaklığından dışlanıp, sonrasında özgürlüğünüze kavuşmak uğruna diri diri toprağa gömülen insanlarınızın çığlıklarını duya duya geçirdiğiniz yıllarda 2’nci sınıf vatandaş olmanızı iliklerinize kadar hissederken…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Aşılamaz denilen denizleri, geçilemez denilen dağları aşarak gelen Mehmetçiklerle kucaklaşıp, elektriğin, suyun, yiyeceğin, ticaretin, paranın, ulaşımın, eğitimin, sporun, sanatın kısacası ihtiyaç duyduğunuz her şeyin, insanca yaşamanın her alanında Rum’un iznine tabi olduğunuz bir yaşamdan çıkıp, tüm bunları kendinizin yönettiği, başardığı bir ortamı nasıl gerçekleştirirdiniz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; &nbsp;20 Temmuz 1974 sonrasında Kıbrıs Türk Halkı özgürlüğüne kavuştuktan sonra kendisini böylesine bir ortamın içinde buldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bugün adanın kuzeyinde yaşayan genç nüfus, o savaş günlerinin yokluklarını, yoksulluklarını bilemez!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yaşamak için gerekli olan her şeyi Rum’un insafına bağlı olan adalı Türklerin o günlerinde bir elektrik teknisyeninin, bir mühendisin, bir motor ustasının, bir elektronikçinin, üst düzey bir yöneticinin, bir hâkimin, bir hukukçunun, bir doktorun, bir hastanenin, bir eczanenin, bir fabrikanın ne kadar önemli olduğunu bilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çünkü savaş sonrasında bu kritik personel, bu önemli mesleklere mensup insanların çoğu ya adadan ayrılmış, ya da genç yaşlarında vatan savunması uğruna şehit olmuşlardı. Hastanesi, eczanesi, fabrikası ise tamamen Rumların elindeydi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Savaş sonrasında cephedeki Mehmetçiklerimize su getirebilmek için kilometrelerce uzaklıktaki bir su kaynağından su römorkları ile taşıdığımız suyun ne kadar değerli olduğunu hiç unutmadım. Aslında bulunduğumuz bölgede o kadar çok su kuyusu, çeşme vardı ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama hepsi de Rumlar tarafından kullanılamaz hale getirilmiş, su kuyularının içi hayvan leşleri ile doldurulmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; En çok da elektriğe ihtiyaç olduğumuz durumlarda, Rum kesiminin ışıltısına bakıp hayıflanırdık! Çünkü bulunduğumuz yerlere elektrik aylar sonra bağlanabilmişti. Hâlbuki burnumuzun dibinde Rumlardan ele geçirdiğimiz sanayi bölgesinde 83 tane fabrika vardı, buradan elektrik alabilirdik ama bu fabrikaları çalıştıran elektrik santralleri Rumların kontrolündeydi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Kısacası Kıbrıs Türk’ünün kendi ayakları üzerinde durması o kadar kolay olmadı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devletinin kurulmasıyla birlikte işler biraz daha kolaylaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Anavatan Türkiye’nin desteği ile adanın kuzeyindeki yaşam daha da güçlendi. Devlet olmaya giden yol hızla alındı. Siyasi partilerle birlikte federe devlet meclisinin kurulması, yönetimin oluşması, devlet olabilmenin tüm koşulları yerine getirilmiş olduğuna kanaat getirildiğinde de 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Devletinin kuruluşu ilan edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Bugün 41’nci yıldönümünü kutladığımız KKTC’nin kuruluşuna giden yolda liderlik yapan ama yıllar önce aramızdan ayrılan başta Kıbrıs Milli Davamızın liderleri Sn. Dr. Küçük ve Sn. Denktaş olmak üzere dönemin Türkiye yöneticilerini; bu uğurda hayatlarını feda eden tüm şehitlerimizi minnet ve saygıyla anıyor, yaşayan gazilerimizi sevgi ile selamlıyorum. Vatan onlara minnettardır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Ama tam da bu noktada sorulması gereken soru da şudur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; 41 yıl önce kendi devletini kuran, 41 yıldan beri de bu devleti dimdik ayakta tutan Kıbrıs Türk Halkının bugün yaşadığı nedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Asalında kurdukları bu devlet, onlara analarının ak sütü gibi helaldir. Çünkü bu devletin bedeli o devleti kuran halkın kanıyla, canıyla ödenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Ancak ne acıdır ki, bu devletin kuruluşunu Türkiye dışında hiçbir devlet tanımamış, KKTC’nin ortadan kaldırılması için bugüne değin türlü Bizans oyunları oynanmış, oynanmaya da devam edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Daha ilk kuruluş tarihinde BM güvenlik konseyinde alınan 541 sayılı kararla hiçbir devlet tarafından tanınmaması istenen bu devletin vatandaşları olarak Kıbrıs Türkleri neler yaşamaktadır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Kıbrıs Türkünün devlet kimliği vardır. Ama bu kimliğin kendi devleti ile Türkiye dışında başka bir ülkede tanınırlığı yoktur!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yurt dışında başka bir ülkeye gidecek olanların kullandığı KKTC pasaportu sadece birkaç ülkede seyahat için kullanılabilirken, Güney Kıbrıs Rum kesiminde yaşayan Rumlar AB vatandaşı oldukları için dünyanın her yerine rahatça seyahat edebilmektedirler.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Adanın kuzeyine sadece Türkiye’den kalkan uçaklarla, gemilerle gelinebilir. Adanın güneyine gelen turistler, Güney Rum kesimi yönetiminin aldığı karar ile adanın kuzeyine günübirlik dahi olsa geçemezler. Adanın kuzeyine gelenler ise pasaportlarında KKTC mührü olduğu için güney Kıbrıs’a geçemezler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bunun dışında adada serbest dolaşım tüzüğünün aksine Kıbrıs doğumlu olan Türkler Rum kesimine geçebilirken, Türkiye’den gelip de adaya yerleşen, ya da adada doğan Türkler Rum kesimine geçemezler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Adanın kuzeyi ile güneyi arasında yapılan alışveriş ise şöyledir. Kıbrıs doğumlu Türkler adanın güneyinden her türlü şeyi alıp, rahatça gümrük kapılarından geçebilirler. Hatta geçerlerken Rum polisi ve Rum gümrükçüleri onlara teşekkür dahi eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Ancak KKTC’ye geçen Rumlar adanın kuzeyinden aldıkları şeyleri kolayca güneye geçiremezler! Çünkü Rum polisi ve Rum gümrük memurları bu eşyaların çoğuna el koyar, ya da çöpe atar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Bu uygulamaların dışında; KKTC’nin ticaret, ulaşım, turizm, eğitim, spor, sanat, bilim alanında uluslararası ilişkileri ne yazık ki, hala Rumların ambargosu ile karşı karşıyadır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zihnimizi şöyle bir yoklayalım!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıllardan beri Türkiye ile KKTC arasında herhangi bir spor branşında resmi bir müsabaka yapılmış mıdır? Ya da uluslararası üne sahip bir sanatçı KKTC’ye gelebilmiş midir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Adanın kuzeyine THY uçaklarından, Türkiye’den gelen gemilerden başka bir ülkeye ait uçak, ya da gemi gelebilmekte midir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Türkiye dışında herhangi bir ülke ile doğrudan ticaret yapılabilmekte midir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yukarıda sıraladığım gerçeklere bakıldığında KKTC’de yaşayan vatandaşlar kendilerinin, evlatlarının geleceklerini nasıl planlamalıdırlar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Kendi üniversitelerinde ya da yurt dışında çok iyi eğitim alan genç nüfus özel sektörün kısıtlı imkânları da değerlendirildiğinde; KKTC’de garanti gördükleri devlet dairelerinin dışında nerede çalışabilir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yukarıda sıraladığım olumsuzluklara, Rumların hala devam eden insanlık dışı ambargolarına, bu ambargolara göz yuman BM’ye rağmen<strong>,&nbsp; </strong>41 yıldan beri dimdik ayakta duran KKTC’de Anavatan Türkiye’nin de büyük desteği ile pek çok şey başarılmış, ülke ekonomisinin ayakta durabilmesi için pek çok yol aşılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Bugün KKTC’nin en önemli gelir kaynaklarının başında turizm gelmektedir. 1983 yılından beri her yıl biraz daha artan turist sayısı günümüzde 1,5 milyona ulaşmış, (1,2 milyonu Türkiye geri kalanı ise Rusya, İran, İngiltere ve diğer İslam ülkelerinden gelenlerdir.) turizm gelirleri de o nispette artmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; KKTC de mevcut 16 üniversitede okuyan yabancı öğrenci sayısı adaya gelir sağlayan önemli bir kaynak olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bunun yanı sıra 2015 yılından beri Türkiye’den gelen milyonlarca metreküplük can suyu ile KKTC’nin su sorunu da çözülmüş. Bu su kaynağı tarımsal faaliyetlere de önemli katkıda bulunmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp;1974’te alt yapısı yok denecek kadar az olan adalı Türkler, KKTC’nin kurulmasıyla birlikte Türkiye’nin de desteği ile bu konuda da büyük bir gelişme sağlamış, adanın kuzeyindeki yerleşim yerleri doğusundan batısına yeni yollarla birbirine bağlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Anavatan Türkiye ile KKTC arasında her yıl imzalanan ekonomik iş birliği anlaşmaları ile adanın kuzeyinde inşaat, finans, bilişim alt yapısı, eğitim, turizm yatırımları giderek artmakta bireysel de olsa dünya genelinde başarı öyküleri yazılmaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Yakın bir zamanda Türkiye’den deniz altından gelecek elektrik projesinin de devreye girmesiyle,&nbsp;&nbsp;&nbsp; KKTC’nin Rum kesimine bağımlılığı iyice azalacak, bu gelişme Kıbrıs Türk Halkının yıllardır çektiği elektrik kesintisi sıkıntısına da son verecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; 1968 yılından beri adada çözüm adına gerçekleştirilen müzakerelerden bir sonuç çıkmamıştır. &nbsp;Çünkü Rum tarafı Birleşik Kıbrıs için mücadele ederken Türkiye’nin garantörlük hakkının olmamasını, Türk askerinin adayı terk etmesini şart koşmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp; Böylesine hak hukuk tanımayan bir dayatmaya evet demeyen Türkiye; bundan sonra adada eşit iki egemen devletin yan yana yaşayabileceği bir çözüm olabileceğini açıklamış, bu kararlı duruşunu da değiştirmemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; <strong>Kıbrıs Türk Devletine giden yolda yaşananlar bunlardır.</strong>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; KKTC tanınması için belki aşılacak daha çok yol vardır. Ama inancım o dur ki, nasıl ki bundan 50 yıl önce geçilemez denilen Beşparmak Dağları nasıl geçilmişse, aşılamaz denilen Akdeniz’in serin suları nasıl aşılmışsa; Rum-Yunan ikilisinin, kapitalist dünyanın koyduğu tüm engeller de aşılıp KKTC devletinin uluslararası camiadaki tanınırlığı mutlaka sağlanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atilla Çilingir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener"><strong>www.atillacilingir.com</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>15 Kasım 2024</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>KIBRIS GAZZE OLUR MU?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/kibris-gazze-olur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 07:21:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://karabukpostasi.com/?p=141167</guid>

					<description><![CDATA[      (Bu yazım varsayımlara dayanarak değil, tarihi gerçeklerin sonuçlarına göre kaleme alınmıştır.)          Bundan 14 yıl önce bazı köşe yazarları 2009 yılında Filistin Gazze’de yaşanan İsrail mezalimine bakarak Kıbrıs ‘ta da böyle bir süreç yaşanır mı? Endişelerini dile getiren yazılar yayınlamışlardı… Bu insanlık ayıbından önce Bosna Hersek Hocalı soykırım işbirlikçisi; Darfur ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>      (Bu yazım varsayımlara dayanarak değil, tarihi gerçeklerin sonuçlarına göre kaleme alınmıştır.)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>       Bundan 14 yıl önce bazı köşe yazarları 2009 yılında Filistin Gazze’de yaşanan İsrail mezalimine bakarak </strong>Kıbrıs ‘ta da böyle bir süreç yaşanır mı? Endişelerini dile getiren yazılar yayınlamışlardı…</p>
<p>Bu insanlık ayıbından önce Bosna Hersek Hocalı soykırım işbirlikçisi; Darfur ile Somali soykırımlarının destekçisi ABD-AB ikilisinin sıralamış olduğum bu insanlık ayıplarına seyirci kalmalarını, Amerika ve İngiltere’nin Irak’ı işgali sırasında sivil halka uygulamış olduğu akla hayale gelmeyecek baskı ve işkencelerini hafızalarımızda canlandırdığımızda, bu ülkelerin yarım asırdır barışın var olduğu Kıbrıs’ta günün birinde kendi menfaatlerini gerçekleştirmek uğruna böyle bir cehennemi yaşatmayacaklarını hiç kimse iddia edemez!</p>
<p>Kaldı ki, adada yaşanabilecek böyle bir kargaşada maşa olarak Rum’ları ve Yunanistan’ı kullanacakları kesindir. Tarih sayfalarımız bu ülkelerin bizler için planladıkları Bizans oyunları ile doludur…</p>
<p>Günlerdir Gazze de yaşayan iki milyon Filistinlinin çoluk, çocuk, yaşlı, hasta demeden İsrail’in o acımasız bombardımanı altında neler yaşadığını ve bu insanların çaresizliğini, yardım feryatlarını içimiz parçalanarak yaşlı gözlerle izliyoruz.</p>
<p><strong>     Hamas’a yönelik gerçekleştirildiği söylenen İsrail saldırılarında kullanılan silahların hedefinde sivil halkın olması tek kelime ile tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen bir soykırımdır.</strong></p>
<p><strong>       Televizyon ekranlarından canlı olarak yayınlanan bu insanlık trajedisi işte tam da bu noktada 1963 yılında Kıbrıs’ta Rum’lar tarafından Türk’lere uygulanan toplu katliamlarla bire bir örtüşmektedir. </strong><em>(21 Aralık 1963 tarihinde 103 Türk köyü Rumlar tarafından bir gecede yerle bir edilmiş, yüzlerce Türk katledilmiş, binlercesi yaralanmış, on binlercesi göçe zorlanmıştır.)</em></p>
<p><strong>     Ancak o acılı dönemde böyle canlı yayınlar yapan televizyonlar ve olayları izleyen savaş muhabirleri yoktu ki! Rum’ların bu insanlık ayıbını tüm dünyaya göstersin ve duyursun. </strong></p>
<p><strong>     Ama o günleri yaşayan tanıklar, tarihi belgeler, günümüzde ortaya çıkarılan kayıp Türk’lerin toplu mezarları yapılan bu katliamların en önemli kanıtlarıdır.</strong></p>
<p>Filistin de halen devam eden bu insanlık ayıbı yaşanırken, İslam âleminden sadece Türkiye ve İran’ın bu katliamlara tepki göstermesinin; Türkiye’nin durumdan vazife çıkararak ateş kesin sağlanabilmesine yönelik gayretinin, Lübnan ve Mısır’ın dışında ABD uydusu olan diğer Arap ülkelerinin bir kınama mesajını bile yayınlamamaları; bu olayın en önemli boyutu ve Amerikan emperyalizminin gerçek yüzüdür<strong>.</strong></p>
<p><strong>     Bir İslam ülkesinde Müslümanlar top yekûn katledilmektedir. Ancak aynı dine mensup ülkelerin çıtı çıkmamaktadır!</strong></p>
<p><strong>     İşte Filistin’in eski devlet başkanı rahmetli Arafat’ın ölümünden kısa bir süre önce rahmetli Denktaş’a söylediği şu cümle şimdi çok daha iyi anlaşılmaktadır: </strong></p>
<p><strong>   ’’ Ne mutlu sana ki başın sıkıştığı zaman sana yardım edecek bir Anavatanın var. Ama ne yazık ki benim gömülecek bir karış toprağım bile yok…’’</strong></p>
<p><strong>         Sevgili Kıbrıs Türk’ü:</strong></p>
<p><strong>         ‘’Vatanım denebilecek bir karış toprak parçasına olan özlem ve başın sıkıştığı zaman sana koşup yardım edecek, seni sarıp sarmalayacak olan Anavatan hasreti.’’ Rahmetli Arafat’ın bu söylemi ile ancak bu kadar çarpıcı bir şekilde anlatılabilir.</strong></p>
<p>KKTC’de yaşayan Kıbrıs Türk Halkını Anavatanından soğutmak ve kopartmak isteyenlerin bugün Gazze’de yaşayan insanların karşı, karşıya kaldıkları felaketlere bakarak bir vicdan muhasebesi yapmaları gerekmiyor mu?</p>
<p>Şu anda Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü, koruma ve kollaması olmasaydı; bazı kafadan bacaklıların Rum ağzı ile konuşarak yabancı askerler adayı terk etsin dedikleri Türk Askeri 1974 den beri adada barışı sağlamasaydı, bu gün Kıbrıs’ta 40 yıldır yaşayan bir Türk devleti ve bu devletin tüm nimetlerinden istifade eden bunca siyasetçisi olur muydu?</p>
<p>Hele ki, Talat-Akıncı ikilisinin KKTC Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde kırmızı plakalı Mercedeslere kurularak caka satan bakanlarının, sadece kendi yandaşlarına hizmet üreten milletvekillerinden oluşan bu iktidarların adada ki çözümü Kıbrıslılar gerçekleştirecektir dayatmasına sessiz kalarak; <strong>‘’tek devlet, tek kimlik ve</strong> <strong>tek egemenliği’’</strong> kabul ederek! Kol, kola girdikleri Rum yoldaşları ile birlikte <strong>Birleşik Kıbrıs</strong> projesine onay veren ve her geçen gün biraz daha  <strong>‘’Girit Sürecine’’ </strong>yaklaşıldığını görmezden gelen müzakerecilerimiz olur muydu?</p>
<p>Ancak şundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Kıbrıs Türk Halkı tarihin hiçbir döneminde Anavatanından ve desteğinden ayrı kalmamıştır.</p>
<p>Onun içindir ki! Kıbrıs Türk Halkı bugün Gazze’de yaşanan insanlık dramı ile asla karşı karşıya kalmayacaktır. Yazımın başında da belirttiğim gibi adada ki emperyalist menfaatleri adına günün birinde böyle bir çılgınlığı yapmaya kalkacaklara hatırlatmak istediğim tarihsel bir gerçek önümüzde tüm canlılığı ile durmaktadır.</p>
<p>1974 yılında da böyle bir çılgınlığı bugünün soykırım seyircilerinin onaylarını alarak başlatan Bizans Maşaları! Karşılarında, Türk Milletinin kararlı duruşunu ve onun sinesinden çıkan Türk Ordusunun gücünü bulmuşlar ve hak ettikleri cevabı da almışlardır.</p>
<p>Kıbrıs’ta son dönemde oynanan oyunlar, Türkiye’nin yeniden böyle bir çılgınlık ile karşı karşıya kalmasına neden olursa! Bu oyunun aktörleri kim olursa olsun karşılarında bu defa çok daha güçlü bir Türkiye’nin yanı sıra; çok deneyimli, en modern silahlarla donanımlı Kahraman Türk Ordusunu bulacaktır.</p>
<p>Türk Milleti’nin vatan sevdasına olan bağlılığı tarihin her döneminde girdiği bütün sınavlardan başarı ile çıkmıştır.</p>
<p>Amerika bu gerçeğin bilincinde olduğu içindir ki bu sorunu masa başında çözmenin peşinde olup, her türlü Bizans oyununa onay vermektedir.</p>
<p><strong>          Kıbrıs’ta her geçen gün Rum’un biraz daha ağırlığının hissedildiği bir süreç giderek artmaktadır!</strong></p>
<p><strong>       Ekonomik yönden Rum kesimi maksatlı olarak cazibe merkezi haline getirilmektedir. Güney de pek çok eşyanın daha ucuz olması, sağlık hizmetleri ve ilaçların bu hizmetten yararlanmak isteyen Kıbrıs Türk Halkına ücretsiz olarak sağlanması, Güneyde iş yeri açmak isteyenlere Rum’un para desteği sağlaması. Güneye yerleşmek isteyen Türklere eskiden bıraktıkları evin arsası üzerinde yeni konut yapımı vaadinde bulunulması. Rum’lar kuzeyde bıraktıkları arazilerini, mal ve mülklerini geriye almak için davalar açıp kazanırken, Kıbrıs Türk Halkının güneyde bırakmış oldukları arazi, mal ve mülklerine sahip çıkılmaması. Okullarda ki eğitim de yaşanan olumsuzluklar! Kıbrıslılık kimliksizliği ile akılları karıştırılan gençler…</strong></p>
<p>Yukarıda sıraladığım tüm olumsuzluklar Gazze’de yaşananlarla mukayese dahi edilemez. Ama bir milletin yaşamı için gerekli olan her şeyin tekrar sorgulanarak tüm kazanımlarının yeniden sınıflandırılması hangi insanlık kalıbına sığar?</p>
<p><strong>          Sevgili Kıbrıs Türk’ü;</strong></p>
<p><strong>          Unutmayınız ki, ölü çocuklar büyümez!</strong></p>
<p><strong>           Babalarınız sizlere özgürce yaşamanız için bağımsız bir vatan bırakmak adına kendilerini feda ettiler. Beşparmak dağlarına egemenliğinizi simgeleyen Ay Yıldızlı Bayrağınızı diktiler. Bu değerlere sahip çıkarak çocuklarınızın geleceğini ve kendi yaşamınızı Birleşik Kıbrıs oyununa feda etmeyiniz. 1963 yılında, 1974 yılında Rum’ların sadece Türk oldukları için hunharca katletmiş olduğu çocuklarınız,  özgürce soluduğunuz vatan topraklarınızda güle oynaya büyüyemediler.</strong></p>
<p><strong>        İsrail’in bombaları ile hiçbir günahı yokken öldürülen çocuklar da ne yazık ki bu gün Gazze’ de aynı kaderi paylaşıyorlar.</strong></p>
<p>Kıbrıs asla bir Gazze olmaz!</p>
<p>Ancak Rum’la yapılan görüşmelerde; Kıbrıs Türk Halkının adada elde etmiş olduğu tüm kazanımlar birer, birer kaybedilecek olursa!</p>
<p>Unutulmasın ki, önümüzde ki dönem Girit sürecini hatırlatacak gelişmelere neden olabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Atilla Çilingir</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.atillacilingir.com" target="_blank" rel="noopener">www.atillacilingir.com</a></strong></p>
<p><strong>23 Ekim 2023</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>ÖZGÜRLÜK NE DEMEKTİR?</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/ozgurluk-ne-demektir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2022 12:56:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karabukpostasi.com/?p=110153</guid>

					<description><![CDATA[                        ( Bu yazım tüm özgürlük savaşçılarına ithaf edilmiştir…)   ‘’ An gelir yere göğe sığdıramazsın kendini… Düşüncelerin duygularına yenik düşer, uçar gidersin başka diyarlara…’’ &#160; İnsanın gönül sesi bir kez çağıldamaya görsün! Önünde ne engel kalır, ne de sınırlar. O ses ki duygu yumaklarının armonisi ile zenginleşir… Bir bakarsın engin denizlerin maviliklerinde, bir bakarsın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                        ( Bu yazım tüm özgürlük savaşçılarına ithaf edilmiştir…)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>‘’ An gelir yere göğe sığdıramazsın kendini… Düşüncelerin duygularına yenik düşer, uçar gidersin başka diyarlara…’’</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İnsanın gönül sesi bir kez çağıldamaya görsün!</p>
<p>Önünde ne engel kalır, ne de sınırlar. O ses ki duygu yumaklarının armonisi ile zenginleşir…</p>
<p>Bir bakarsın engin denizlerin maviliklerinde, bir bakarsın uçsuz bucaksız ovalarda, bir bakarsın mor renkli dağlarda, bir bakarsın evrenin derinliklerinde duyulur, dinlenir…</p>
<p>İnsanoğlu özgürlüğüne tutkundur, doğasından gelir.</p>
<p>Kimi zaman özgürlüklerimize gem vururlar, sersemleriz…</p>
<p>Kimi zaman özgürlüklerimizin kaybı ile sessizleşiriz…</p>
<p>Doğamızda vardır, neticede insanız, elimizden alındığı anda özgürlüklerimiz! Tuz buz olur tüm duygularımız; sıcaklığını arar, onu çok özleriz…</p>
<p>Yine de kaybetmedikçe özgürlüğümüzün bedelini soran olmaz!</p>
<p>Kimi zaman soran bulunsa bile verecek bedel kalmaz!</p>
<p>Özgürce yaşamın bedeli nedir diye sorun bakalım kıymetini unutanlara?</p>
<p>Özgürlük uğruna varını yoğunu feda etmekten kaçınmayanların bu tutkusuna değer biçsinler!</p>
<p>Bu tutkunun adına, isterlerse şerefim, namusum adına yeminimdir desinler!</p>
<p>Edilen her yeminin bir değeri vardır.</p>
<p>Ama özgürlük tutkusu ile yoğrulmuş ve bağımsızlık adına edilen yemin, en değerli olandır.</p>
<p>Özgürlük uğruna hayatını feda edenler unutulur mu?</p>
<p>Vatan isimli destanın güftesini yazan kahramanlara hangi övgüleri söylesem, yazsam, bugünler de duyulur mu, okunur mu?</p>
<p>Vatan bellediğimiz topraklarda, bir düşünün bakalım özgürlük kalmazsa tadı olur mu yaşamın?</p>
<p>Aşkına, sevgine, acına, hüznüne, sevincine, parana, tüm varlığına; kısacası her şeye anlam katandır özgürce yaşamın…</p>
<p>Her şeyin olabilir!</p>
<p>Üzerinde yaşadığın topraklar, malın, mülkün, sevdiğin erkeğin, kadının ya da çocuklarınla zenginleşen hayatına anlam katanlar…</p>
<p>Ama ya özgürlüğün yoksa neye yarar tüm bu varlıklar?</p>
<p>Bir gün gelir de kaybedersen özgürce yaşamayı, özgürlüğün o tılsımlı gücünü!</p>
<p>Düşün bir bak neleri kaybedersin, hayat seni nasıl karşılar?</p>
<p>Özgürce yaşamak sadece senin mi hakkındır? Sana mı haktır sanırsın?</p>
<p>Çevrende yaşayan diğer canlılara bak! Bunu daha iyi anlarsın.</p>
<p>Özgürce yaşam, tüm canlılar için vazgeçilmez olanıdır hayatın…</p>
<p>Sadece insanoğlu beyin gücü ile yaşar özgürlüklerin hazzını, nice unutulmazlıklarını. Diğer canlılar ise güdüleri ile yaşar özgürlükler kavramını…</p>
<p>Kelebeklere bir bak!</p>
<p>Kozasından çıktığı anda özgürlüğe kanat çırpar…</p>
<p>Ya yavru kuşlar, ilk kanat çırpışı ile tadar özgürce yaşamın o mucizevi gerçeğini…</p>
<p>Güneşin doğuşuna bir bak!</p>
<p>İlk ışığın pırıltıları ile şekillendirir dağları ovaları, kimi zamansa insanoğlunun yarattığı tüm acımasızlıkları!</p>
<p>Özgürce yaşamın tanımına en çok yakışan nedir sence bir düşün?</p>
<p>İnsanca yaşamanın tüm güzellikleri mi?</p>
<p>Yaşamına heyecan katan aşkların mı, sevdiklerin mi?</p>
<p>Hayatında elde ettiğin tüm mal varlıkların, ya da zenginliklerin mi?</p>
<p>Nedir sence bir düşün?</p>
<p>Tüm bu özgürlüklerin güzelliğini, bağrında yaşatan vatanın değil midir?</p>
<p>Özgürlük olmadan vatan da yaşamak olur mu?</p>
<p>Ya da vatanı olmayana özgürlük sorulur mu?</p>
<p><strong>  Ya da özgürlüğü, egemenliği olmayan bir milletin yaşam hakkı olur mu? </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘’ Bir ulusun yaşayabilmesi için, ‘’ </strong></p>
<p><strong>                  ‘’ Özgürlük ve bağımsızlığına sahip olması gerekir.’’</strong></p>
<ol>
<li><strong> Kemal ATATÜRK</strong></li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title>RÜTBESİZ GENERAL ÇEVİK BİR..</title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/rutbesiz-general-cevik-bir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fikret Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2022 12:25:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir köşe]]></category>
		<category><![CDATA[çevik bir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karabukpostasi.com/?p=109460</guid>

					<description><![CDATA[Lise öğrenciliğimiz sırasında Milli Güvenlik Dersinde &#8221; Bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanan rütbesiz askere er denildiğini&#8221; öğrenmiştik. 28 Şubat davası kapsamında müebbet hapis cezası verilen, 11 Eylül 2021&#8217;de Genel Kurmay Personel Başkanlığı&#8217;nca yapılan idari işlem sonucu rütbeleri sökülen aralarında Orgeneral Çevik BİR&#8217; in de bulunduğu 13 emekli general  herhalde şimdi er bile değil&#8230; &#160; 14 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lise öğrenciliğimiz sırasında Milli Güvenlik Dersinde &#8221; Bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanan rütbesiz askere er denildiğini&#8221; öğrenmiştik. 28 Şubat davası kapsamında müebbet hapis cezası verilen, 11 Eylül 2021&#8217;de Genel Kurmay Personel Başkanlığı&#8217;nca yapılan idari işlem sonucu rütbeleri sökülen aralarında Orgeneral Çevik BİR&#8217; in de bulunduğu 13 emekli general  herhalde şimdi er bile değil&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>14 Mayıs 1939 doğumlu olan ve döneminin ikincisi, istihkam subayı olarak 1958 yılında TSK&#8217;da göreve başlayan Çevik BİR emekli olduğu1999 yılına kadar tam 41 yıl orduya hizmet etmişti. Emekli olduktan sonra İsrail ile ilişkiler konusunda Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Gül&#8217;e de danışmanlık yapmıştı. İç savaş sırasında Somali&#8217;de Birleşmiş Milletler Ordusu Komutanlığı da yapan BİŔ, CB Başyaverliği, CB Muhafız Alayı Komutanlığı, Genkur. Özel Kalem Müdürlüğü, Genkur. Harekat Başkanlığı ve 4.Zırhlı Tugay Komutanlığı görevlerinde de bulunmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Genkur. II. Başkanı olarak görev yaptığı 1998 yılında Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı ve Başbakan Müşaviri Rahmetli A. Faruk ÖZTİMUR ile  birlikte makamında ziyaret ettiğimiz BİR Paşa ile engelliler konusunda görüş alış verişinde bulunmuştuk. Ben o sıra Konfederasyon Genel Sekreteri ve Başbakanlık Özürĺüler İdaresi Başkan Yardımcısıydım. Terörün bütün hızıyla devam ettiği o dönemde şehitlerimizin yanısıra yaralanıp sakat kalan askerlerimizin durumuyla ilgiliydi görüşmemizin konusu., Terör olaylarında yaralanan askerlerimiz GATA&#8217;da (Gülhane Askeri Tıp Akademisi) tedavileri sonrası taburcu oluyor, evlerine gönderiliyordu. Henüz Bilkent&#8217;teki TSK Rehabilitasyon Merkezi açılmamıştı. Bu merkez Elele Vakfı&#8217;nın öncülüğünde 1995 yılında başlatılan ve TRT&#8217;de 78 saat yayınlanan bir kampanya sonucu halkın bağışlarıyla yapılmış ve 21 Nisan 2000&#8217;de hizmete girmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-109462 alignright" src="https://karabukpostasi.com/wp-content/uploads/2022/07/20e957dc-5777-481d-97e2-617d2ecd5d86.jpg" alt="20e957dc 5777 481d 97e2 617d2ecd5d86" width="434" height="282" title="RÜTBESİZ GENERAL ÇEVİK BİR.. 22"></p>
<p>Evlerine gönderilen engelli askerlerimizin mesleki rehabilitasyona ve bir meşguliyete ihtiyaçları vardı. Bu konuda GATA ilgili bölüm başkanı Tabip Albay Prof. Dr. Oktay ARPACIOĞLU ile görüştüm. Bir iş-uğraşı atölyesi kurabileceğimizi, bu askerlerimizin tedavileri sırasında burada bir meslek sahibi olabileceklerini anlattım. Önerime olumlu baktı. Bağlı olduğum Devlet Bakanı Hasan GEMİCİ&#8217;nin de önerimi benimsemesi üzerine bakanlığı bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma Fonu Sekreterliği&#8217; nden  ( FAK FUK FONU) bu iş için 30 bin dolar ödenek tahsis etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu parayla GATA&#8217;da kurulan TV tamirciliği, fotoğrafçılık ve resim atölyesinde eğitmenlerin yardımıyla bu meslekleri öğrenen askerlerimizin tedavileri sırasında hem boş geçen zamanları değerlendiriliyor hem de memleketlerine döndüklerinde basit de olsa bir meslek sahibi oluyorlardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte o ziyaretimizde Çevik BİR Paşa&#8217; yla bu hususu görüşmüştük ve O&#8217;da bu çalışmadan memnun olduğunu ifade etmişti. BİR Paşa engelliler konusunda duyarlı bir komutandı. Emekli olduktan sonra Şenez ERZİK, Fatih ALTAYLI, M. Emin CANKURTARAN Hülya AVSAR, Kaya ÇİLİNGİROĞLU, Tanju KOREL ve benim de kurucularından olduğum Yavuz KOCAÖMER&#8217;in başkanlığındaki TESYEV&#8217;e ( Türkiye Engelliler Spor, Yardım ve Eğitim Vakfı) katılmıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>19 Ağustos 2021&#8217;de tutuklanan, önce Urla sonra Aliağa Cezaevi&#8217;nde yaklaşık 10 aydır tutuklu olan demans hastası Çevik BİR ısrarlı başvurular sonucunda kısa bir süre önce hastaneye yatırıldı. Kimseyi tanımayan, zorla yemek yedirilen, su içirilen, bitkin ve çok zayıflayan Paşa şu anda alzheimer hastalığının en ağır evresini yaşıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Buradan sayın yetkililere seslenmek istiyorum. Yakınlarında bu hastalığı yaşayanlar bilebilirler ancak&#8230;. Biz annemizde yaşadık biliyoruz, hem hasta için hem de yakınları için çok zordur bu hastalıkla başetmek.,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2 Temmuz 1993&#8217;te 33 insanımızın yakılarak öldürülmesiyle sonuçlanan Sivas Katliamı sanıklarından, anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak suçundan idam cezasına çarptırılan Ahmet Turan KILIÇ&#8217; ın ileri yaşlılığı nedeniyle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarafından kaldırılan cezası gibi, hepsi 90 yaş civarında olan generaller ile özellikle engelli dostu Çevik BİR için de bunun uygulanmasını diliyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımızın vereceği insani ve vicdani bir kararın buna yeteceğini sanıyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>https://karabukpostasi.com/yazilar/sinirlari-girnede-bitermis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karabük Postası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2022 09:56:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[atilla çilingir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karabukpostasi.com/?p=107050</guid>

					<description><![CDATA[25 Mart 2022 tarihinde Güney Kıbrıs Rum kesiminde yapılan bir resmigeçit töreninde, Rumların taşıdığı pankartlardan birisinde yazan cümle buydu!      ‘’Sınırlarımız Girne’de biter…’’ Evet, Yüzbinlerce Türk’ün katledildiği 25 Mart 1821 Mora ayaklanmasının-Yunanistan’ın bağımsızlığının 201’nci yıldönümünde Rum kesiminde yapılan törende yaşananlar Yunan-Rum ikilisinin tarih boyunca değişmeyen iki yüz yüzlülüğünü bir kez daha gözler önüne sermiştir. Güney [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>25 Mart 2022 tarihinde Güney Kıbrıs Rum kesiminde yapılan bir resmigeçit töreninde, Rumların taşıdığı pankartlardan birisinde yazan cümle buydu!</p>
<p><strong>     ‘’Sınırlarımız Girne’de biter…’’</strong></p>
<p>Evet, Yüzbinlerce Türk’ün katledildiği 25 Mart 1821 Mora ayaklanmasının-Yunanistan’ın bağımsızlığının 201’nci yıldönümünde Rum kesiminde yapılan törende yaşananlar Yunan-Rum ikilisinin tarih boyunca değişmeyen iki yüz yüzlülüğünü bir kez daha gözler önüne sermiştir.</p>
<p>Güney Kıbrıs’taki Yunanistan Büyükelçiliği önünde yapılan tören geçidine benzer törenlerin vazgeçilmez katılımcılarının başında gelen ama 50’li yıllardan, 1974’e kadar Kıbrıs Türklerine kan kusturan EOKA terör örgütünün temsilcileri, ilk, orta, lise, üniversite öğrencileri, izciler kurum ve kuruluşların katılımıyla tarih sayfalarına Yunan katliamlarıyla geçen Mora isyanı hiç ilgisi olmayan Kıbrıs topraklarında bir kez daha kutlanmış oldu.</p>
<p>Bu törenler nedeniyle Rum kesimi yöneticisi Bay Anastasiadistwitter hesabından yaptığı açıklamada: ‘’1821 ve 1955 Kıbrıslı mücadelecilerinin (EOKA’cılar) bayrağı bize her zaman Kıbrıs’ın Yunanistan’la kutsal ve kopmaz bağını hatırlatacak’’ paylaşımında bulunurken, adadaki Yunanistan Büyükelçisi YoannisPapameletiu ise Türkiye’ye saldırarak ‘’Kıbrıs istila ve işgal kurbanıdır’’ demiştir.</p>
<p>Rum kesimindeki siyasi parti temsilcileri de; Türkiye’yi işgalcilikle suçlayarak; Kıbrıs’ın Helenizm’in kopmaz parçası olduğunu vurgulamışlardır!</p>
<p>Değerli Okur:</p>
<p>Türk-Yunan ilişkileri tarihin her döneminde çeşitli sorunlar yaşamış, bundan sonrada yaşamaya devam edecektir.</p>
<p>Bu ilişkiler içerisinde yakın tarihimizde yaşanan ve hala yaşanmaya devam eden Kıbrıs anlaşmazlığı bu sorunların en büyüğü olarak yaşamaya devam etmektedir.</p>
<p>Neredeyse üççeyrek asra yaklaşmış, hiçbir şekilde çözüm adına bir adım dahi atılmamış bu önemli konu tüm sıcaklığı ile öylece beklemektedir!</p>
<p>1968 yılından beri devam eden müzakere sürecinde her defasında görüşme masasını devirmeyi başaran Rum tarafı, bu müzakereler süreci incelendiğinde; Kıbrıs adası onlara verilinceye kadar bu sorunun çözümü adına hiçbir şekilde olumlu bir adım atmayacağı çok açıktır.</p>
<p>Kıbrıs sorunun çözümü için uluslararası platformda;içinde Kıbrıs Türkü geçen her öneri onlar için yok hükmündedir! Çünkü Kıbrıs Türkleri adada sadece azınlık statüsündedir. Azınlıklara verilecek hakları da adanın tek sahibi olan Rum tarafı belirleyecektir.</p>
<p>Ya tarihi gerçekler diye sorulacak olursa?</p>
<p>Kıbrıs’ın ada tarihi, Rumlara göre onların varlığı ile başlar! Türklerin adayı işgali ile son bulur! Bu nedenledir ki; Türkiye garantörlük hakkından vazgeçmediği, Türk askeri adayı terk etmediği sürece Kıbrıs adasında Türkler adına yaşanan her şey Rum tarafına göre yok hükmündedir!</p>
<p>İşte bu nedenledir ki, Rumlar her tarihi etkinlikten istifade eder, ‘’25 Mart Yunanistan’ın Bağımsızlık Gününü’’ dahi kendi çıkarları için kullanıp, güya dünyaya mesaj verip, Türkiye’yi işgalci, adanın kuzeyinde kurulu KKTC devletini de ‘’ayrılıkçı oluşum’’ olarak tanımlarlar.</p>
<p>Ama aşağıdaki tarihi gerçekler hiç de öyle demez:</p>
<p>Osmanlı döneminde 307 yıl boyunca adanın Türk toprağı oluşu, 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin anayasal kurucu ortağından birinin de Kıbrıs Türk Halkı oluşu, bu devlet kurulurken 1959 Londra ve Zürih anlaşmalarıyla Türkiye’ye tanınan yasal Garantörlük hakkı, dönemin Cumhurbaşkanı Başpapaz Makarios tarafından Türklerin bu cumhuriyetten atılışı, 1963 Kanlı Noelinde Türklerin topyekûn öldürülmek istenmesi, 15 Temmuz 1974’te adada gerçekleştirilen Yunan Cuntası destekli askeri darbe ile Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlanmak istenmesi… Bütün bu tarihi gerçekler nasıl yok sayılabilir?</p>
<p>Ama bu tarihi gerçeklerin en çarpıcı olanı da nedir bilir misiniz?</p>
<p>Gerek Yunanistan ve gerekse Kıbrıs Rum kesimindeki genç nesillere aşılanan Türk düşmanlığının hala devam etmesi, o genç dimağlara böylesine aymaz bir eğitimin verilmesidir!</p>
<p>Siz hiç ülkemizin milli bayramları kutlanırken, okullarımızda okutulan tarih kitaplarında Yunan-Rum düşmanlığına vurgu yapan, körükleyen bir eylem, yazılı bir bölüm gördünüz mü? Tek bir görüntü, tek bir satır dahi bulamazsınız. Çünkü biz Türkler Devletimizin kurucusu <strong>Büyük ÖnderimizAtatürk’ümüzün deyişi ile:‘’Yurtta Sulh Cihanda Sulh’’</strong> kavramına sadakatle bağlı bir milletiz. Bizim ne geçmişimizde, ne de geleceğimizde düşmanlık aşılayan bir kavram yoktur.</p>
<p>Ancak bize kem gözle bakana, düşmanca yaklaşana, aziz vatan topraklarımıza girmeye kalkana hak ettiği dersi veririz. Tarih sayfaları bu derslerin niceleri ile doludur.</p>
<p><strong> İşte bu nedenledir ki, 25 Mart’ta Kıbrıs adasında gencecik Rum çocuklarına ‘’Sınırlarımız Girne’de Biter’’ pankartı taşıtan okul yöneticilerinin, siyasilerin adada yaşanan tarihi gerçeklere bir kez daha bakmaları gerekir.</strong></p>
<p>Çünkü Kıbrıs’ta Girne’deki yaşam 48 yıldan beridir Ay Yıldızlı Bayraklarımızın gölgesinde sürmektedir. Bu gerçeğin de hiçbir neden uğruna değişeceği yoktur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<alsat:show>0</alsat:show>	</item>
	</channel>
</rss>
